Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Turizm bölümü öğrencilerinin yükseköğretimdeki hizmet kalitesi algıları

    No full text
    Temel görevi bilgiyi araştırmak ve yaymak olan yükseköğretim kurumları, öğretim dışındaki hizmetlerinde de kaliteyi geliştirmeye odaklanmak zorundadırlar. Yükseköğretim kurumlarının öğrenci memnuniyetine dayalı bir anlayışla hareket etmeleri, onlara gelecekte başarı sağlayacak ve üstünlük kazandıracak en önemli faktördür. Bununla birlikte sunulan hizmetlerin kalitesinin değişik sürelerde ölçülmesi ve sonuçlarının değerlendirilerek düzeltici tedbirler alınması gerekmektedir. Bu araştırma ile Akdeniz Üniversitesi'nin turizm bölümü öğrencilerine sunmuş olduğu hizmet kalitesinin değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Akdeniz Üniversitesi turizm bölümlerinde eğitim görmekte olan öğrencilere sunulan hizmet kalitesi boyutlarının HEdPERF ölçeğine göre neler olduğu; belirlenen boyutlar doğrultusunda öğrencilerin demografik özellikleri ile ilişkileri ve anlamlı farklılıkların olup olmadığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu amaçla özellikle yükseköğretimde hizmet kalitesini ölçmek için geliştirilmiş olan HEdPERF ölçeğinden elde edilen sorulardan bir anket oluşturulmuştur. Akdeniz Üniversitesi turizm bölümlerinde öğrenim gören 482 öğrenciye anket uygulaması yapılmış ve elde edilen veriler istatistiki analizlere tabi tutulmuştur. Araştırma sonucuna göre yükseköğretimde hizmet kalitesi boyutları; "İdari Yönler", "Akademik Yönler", "Program Konuları", "İmaj" ve "Erişilebilirlik" olarak belirlenmiştir. Bu boyutları açıklayan ifadelere verilen cevaplar incelendiğinde "Erişilebilirlik" boyutu en yüksek değerlendirmeye; "Program Konuları" boyutu en düşük değerlendirmeye sahiptir. Araştırmada öğrencilerin yükseköğretimde hizmet kalitesine ilişkin belirlenen boyutların demografik özellikler ile ilişkisi incelenmiştir. Buna göre "Akademik Yönler" boyutu hizmet kalitesi algıları ile medeni durum arasında anlamlı farklılıklar; "Akademik Yönler", "Program Konuları" ve "İmaj" boyutları hizmet kalitesi algıları ile öğrenim şekli arasında anlamlı farklılıklar; "İdari Yönler", "Akademik Yönler", "Program Konuları" ve "Erişilebilirlik" boyutları hizmet kalitesi algıları ile öğrenim yeri arasında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Son olarak "Akademik Programlar" ve "İdari Yönler" boyutları hizmet kalitesi algılarının gelir durumuna bağlı olarak değiştiğine yönelik anlamlı farklılıklar belirlenmiştir. Araştırmanın sonunda ise ulaşılan bilgiler ışığında önerilere yer verilmiştir

    Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü personelinin kariyer planlamasında duygusal zekanın rolü

    No full text
    Bu araştırmanın amacı kariyer planlaması ile duygusal zekâ arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket tekniği uygulanmıştır. Oluşturulan anket formunda Kariyer Yönetimi Ölçeği ile Duygusal Zekâ Ölçeği kullanılmıştır. Veriler, 2020 yılında Temmuz-Ekim ayları içerisinde Antalya Gençlik ve Spor İl Müdürlüğünde çalışan görevde yükselme statüsündeki kolayda örnekleme yöntemiyle seçilen 185 kişiden elde edilmiştir. Elde edilen veriler, SPSS istatistik programında analiz edilerek değerlendirilmeye çalışılmıştır. Kariyer Yönetimi Ölçeği ve Duygusal Zekâ Ölçeği ile ilgili verilerin istatistiğinde çarpıklık ve basıklık değerlerinin normal dağılım göstermesi ile ikili gruplarda T-testi, ikiden fazla değişkenlerin karşılaştırılmasında Tek Yönlü Varyans analizi (Anova) kullanılmış olup, farklılıkların hangi gruplardan kaynaklandığını belirlemek için Post Hoc Tukey HSD testi kullanılmıştır. Pearson Korelasyon analizi uygulanarak Kariyer Yönetimi ve Duygusal Zekâ arasında ilişki tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırma sonunda duygusal zekâ düzeyi ve alt boyutları ile kariyer yönetimi arasında olumlu yönde istatistiksel olarak anlamlı fakat zayıf bir ilişki bulunmuştur. Ayrıca kadınların erkeklerden, evlilerin bekarlardan daha yüksek duygusal zekâ düzeyine sahip olduğu anlaşılmıştır. Eğitim düzeyi yükseldikçe duygusal zekâ düzeyinin de yükseldiği araştırmanın sonuçlarından biridir. Çalışanların ve yöneticilerin kariyer yönetimi, planlama ve geliştirme süreçlerinde duygusal zekâ faktörünün etkilerini dikkate almaları önemli görülmektedir

    Heteroatom katkılanmış grafenin Li-Hava pillerinde katat olarak kullanılabilirliğinin araştırılması

    No full text
    Gün geçtikçe artan enerji ihtiyacı, hareketlilik ve buna bağlı olarak artan çevresel sorunlar, enerjinin verimli kullanılması gerekliliğini ortaya çıkarmış ve şarj edilebilir pil ve bataryalara olan talebin hızla artmasına neden olmuştur. Li-hava pilleri, teorik özgül kapasiteleri ile içten yanmalı motorlara en olası alternatiftir. Bu nedenle son yıllarda şarj edilebilir Li-hava pillerinin üretilmesine yönelik çalışmalar hız kazanmıştır. Bu çalışmada, solvotermal yöntemle azot katkılanmış grafen (N-GN), silisyum-azot katkılanmış grafen (Si-N-GN) ve demir-azot katkılanmış grafen (Fe-N-GN) sentezlenmiş ve Li-hava pillerde katot elektrokatalizörü olarak davranışları belirlenmiştir. Ürünlerin morfolojik yapıları enerji dağılımlı taramalı elektron mikroskobu (SEM-EDS) ve N2 adsorpsiyonu yöntemi ile kristal yapıları X-ışını kırınımı (XRD) ve Raman spektrometresi ile elementel bileşimi ve elementlerin bağlanma konfigürasyonları ise X-ışınları fotoelektron spektrometresi (XPS) ile karakterize edilmiştir. Buna göre, N-GN'nin sık istiflenmiş grafen tabakalarının birbirine bağlandığı düzenli mikro- ve mezo- gözneklerden oluştuğu, Si-N-GN'nin dağınık haldeki çoklu grafen plakalardan oluşan yapıya sahip olduğu, Fe-N-GN'nin ise grafen plakalarının yanında, Fe-C ve Fe-N bağlanma şekillerine sahip grafen ile kapalanmış mikro boyutta FexOy yapılara sahip olduğu görülmüştür. Sentezlenen ürünlerin elektrokatalitik davranışları, asetonitril (AN), dimetilsülfoksit (DMSO), propilenkarbonat (PC) veya tetraetilenglikoldimetileter (TEGDME) çözücüleri ile hazırlanmış, 1,0 M lityumtetraflorosülfonimid (LiTFSI) veya 1,0 M lityumhekzaflorofosfat (LiPF6) içeren çözeltilerde belirlenmiştir. Buna göre, genel olarak DMSO'nun tüm grafen örnekleri tarafından elektrokatalitik olarak yükseltgendiği ve örneklerin TEGDME elektrolitlerinde zayıf elektrokatalitik aktiviteye sahip olduğu gözlenmiştir. Si-N-GN için 1.0 M LiTFSI içeren PC çözeltisinde 1480 mAh/g deşarj kapasitesi elde edilmiştir

    Daphne Sericea ve Daphne Gnidioides bitki türlerinde bulunan majör fenolik bileşenin yüksek performanslı sıvı kromatografisi ile tayini için metot optimizasyonunun ve validasyonunun gerçekleştirilmesi ve bitkilerin farklı gelişim dönemlerinde biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi

    No full text
    Bu çalışmada, çiçeklenme döneminde toplanan Daphne sericea subsp. sericea Vahl. bitki türünün herba kısmında toplam fenolik madde miktarı analiz sonuçlarına göre optimum ekstraksiyon parametreleri belirlenmiştir. Çiçeklenme öncesi, çiçeklenme ve çiçeklenme sonrası dönemde toplanmış olan D.(Daphne) sericea ve D. gnidioides bitki türlerinin farklı (yaprak, çiçek ve herba) kısımlarının biyokimyasal karakterizasyonu gerçekleştirilmiştir. Biyokimyasal içeriklerinin belirlenmesi için her iki bitki türünde de toplam fenolik madde miktarı, toplam flavonoid madde miktarı, DPPH ve FRAP yöntemleri ile antioksidan aktivite miktarı, toplam klorofil miktarı, toplam karotenoid miktarı, toplam antosiyanin miktarı, C vitamini miktarı, fenolik ve flavonoid bileşen miktarı, organik asit bileşen miktarı, şeker bileşen miktarı, toplam yağ verimi ve yağ bileşenleri miktarı analizleri yapılmıştır. Ayrıca, D. sericea ve D. gnidioides bitki türlerinde bulunan rosmarinik asit maddesinin Yüksek Performanslı Sıvı Kromatografisi (HPLC) yöntemi ile tayini için metot optimizasyonu ve metot validasyonu gerçekleştirilmiştir. Optimum ekstraksiyon çözücüsü hacimce % 70'lik metanol çözeltisi, ekstraksiyon sıcaklığı 65 °C ve ekstraksiyon süresi 24 saat olarak tespit edilmiştir. D. sericea ve D. gnidioides bitki türlerinde toplam fenolik madde miktarı sırasıyla 26,89-38,90 mg GAE/g ve 39,33-74,94 mg GAE/g aralığında saptanmıştır. Bu bitki türleri için toplam flavonoid madde miktarı sırasıyla 22,21-30,57 mg CE/g ve 11,10-31,00 mg CE/g aralığında belirlenmiştir. D. sericea ve D. gnidioides bitki türlerinde C vitamini miktarı sırasıyla 21,08-27,50 mg/100 g ve 28,13-50,83 mg/100 g aralığında bulunmuştur. D. sericea bitki türünde kateşin, şiringik asit, sinapik asit, rosmarinik asit, klorojenik asit ve epikateşin fenolik bileşenleri tespit edilmiştir. D. gnidioides bitki türünde başlıca yağ bileşenleri olarak nonakosan, 1-eikosanol, heksakosan, linoleik asit, palmitik asit ve oleik asit saptanmıştır. D. sericea ve D. gnidioides bitki türlerinde bulunan rosmarinik asit maddesinin tayini için gerçekleştirilen metot optimizasyon çalışmalarında, farklı mobil faz bileşimleri denenmiş ve asetonitril/metanol/formik asit karışımı (10/90/0,5, V/V/V) uygun mobil faz olarak belirlenmiştir. Optimum mobil faz akış hızı 0,4 mL/dk olarak tespit edilmiştir. Optimum kolon sıcaklığı 30 °C olarak saptanmış ve optimum enjeksiyon hacmi 10 µL olarak bulunmuştur. Metot validasyonunun gerçekleştirilmesi için doğrusallık, doğruluk, kesinlik, gözlenebilme sınırı (LOD), tayin sınırı (LOQ) ve seçicilik parametreleri belirlenmiştir. Yüzde geri kazanım miktarı 101,36±7,19 olarak tespit edilmiştir. LOD ve LOQ değerleri sırası ile 0,37 mg/L ve 0,95 mg/L olarak hesaplanmıştır

    Glaubensbezogene tabus in der kommunikation Zwischen Türkischen und Deutschen kulturen

    No full text
    Kültür, ortak değerler ve iletişim yollarına dayanmaktadır. Gerçeklik anlayışımızı belirler ve aynı gerçekliği paylaştığını düşünen insanlar arasında paylaşılır. Farklı kültür çevrelerine -toplumlarına- ait olan insanlar arasındaki iletişim, zorluklar ve yanlış anlaşılmalara yatkındır. Bu durum özellikle iki tarafın da farklı gerçekliklere ait olduklarını bilmedikleri durumlarda meydana gelir. Kimmel, iletişimde yer alan iki tarafın ortak noktalarına mikrokültür ismini vermiştir. Bu yaklaşım iki tarafın ortak algılarından ve beklentilerinden meydana gelmektedir. Taraflar arasında bir mikrokültür yokluğu yanlış anlaşılmalara ve hatta felaketlere sebep olabilir. Tarafların düşünceleri farklı olduğunda, her iki taraf da birbirini rahatsız edici bulmaya başlar zira iki tarafın da normal kavramı birbirinden farklıdır. Bunun sonucunda karşımızdaki kişiyi patavatsız veya mantıksız olarak algılarız. Temelde farklı iki kültür bağlamında her iki taraf da farklı değerlere, doğrulara veya yanlışlara ve doğal olarak yasaklara sahip olacaktır. Kültürel anlamdaki bu yasaklar, kültürler arası iletişim durumlarında tabular olarak görülebilir ve bunlar, her iki taraftan da bilinirlik gerektirmektedir. Kimmel, uluslararası anlaşmazlıkların, farklı sosyal gerçekliklere dayandığından, yani farklı kültürlerin etraflarındaki dünyayı birbirlerinden farklı anlamalarından kaynaklanmaktadır. Bu sebeple, yasaklar veya tabular kaynaklı yanlış anlaşılmalardan sakınmak amacıyla her iki taraf da aracılara ve önceden hazırlığa ihtiyaç duyacaktır

    Silika karpit ve boron nitrit nanotüplerin farklı elastik zemin etkisindeki eksenel ve burulmalı titreşimleri

    No full text
    Bu tez çalışmasında dış zorlara karşı elastik bir ortama gömülü nano ölçekli çubukların eksenel ve burulmalı titreşim analizi sunulmuştur. Bilindiği üzere nano ölçekli sistemlerin sürekli ortam modellerinin mekanik analizlerinin klasik teoriler ile yapılması doğru sonuçlar ortaya koymamaktadır. Bunun için çeşitli yüksek mertebeden sürekli ortam teorileri geliştirilmiştir ve atomik ölçekli yapıların mekanik analizlerinde kullanılmıştır. Sürekli ortam teorilerinden yerel olmayan elastisite teorisi, bu tez kapsamında ele alınan titreşim probleminde göz önünde bulundurulmuştur. Çubuk eleman, silika karpit nanotüp ve bor nitrit nanotüp gibi nanoteknoloji biliminde önemli olan malzemelerle modellenmiştir. Bu çubuk modellerine ait yönetici denklemler varyasyon cebri yoluyla elde edilmiş olup hem değişkenlere ayırma yöntemi hem de sonlu elemanlar yöntemi ile çözülmüştür. Sayısal sonuç olarak eleman boyutları, yerel olmayan parametre, mod sayısı, elastik zemin parametresi ve eklenti gibi çeşitli parametreler altında nano ölçekli çubukların burulma ve eksenel titreşim frekansları hesaplanmıştır. Ayrıca, hem analitik (Değişkenlere ayırma) hem de sayısal yöntem (sonlu elemanlar) ile hesaplanan sonuçlar karşılaştırılarak sonlu elemanlar yönteminin ele alınan problem tipindeki kullanılabilirliği ortaya koyulmuştur. Analitik olarak netice alınamayan bazı titreşim analizleri için sonlu eleman sonuçları sunulmuştur. Sayısal sonuçlar göz önüne alınarak gerçekleştirilen tartışmalarla nano ölçekli sistemlerin mekanik modellerinin dinamik davranışlarının anlaşılması amaçlanmıştır

    Kemer Av Köşkü'nün mimarisi ve değerlendirilmesi

    No full text
    Bu çalışmanın ilk bölümünde, konunun kısaca tanımı yapılarak amacı ve önemi ortaya konulmaya çalışılmıştır. Daha sonra köşkün yer aldığı Kemer coğrafyası ve tarihi, antik dönemden itibaren ele alınarak günümüze uzanan çizgiye kadar geçirdiği aşamalardan kısaca bahsedilmiştir. İkinci bölümde, Anadolu Selçuklu Devleti'nde av kültürü, sultanların ve emirlerin av ve avcılık faaliyetleriyle olan ilişkisi incelenmiştir. Üçüncü bölüm, tezimizin odak noktasını oluşturan Kemer Av Köşkü'nün mimarisine odaklanmıştır. Bu bölümde köşk, tüm mimari öğeleriyle ayrı ayrı alt başlıklara ayrılmıştır. İlk olarak köşkün genel tanımlaması yapılmış, daha sonra çevre duvarlarının yapısal özellikleriyle birlikte, kullanılan malzemenin niteliği açıklanmıştır. Ana köşk binası, plan şemasıyla, kullanılan malzemelerin niteliği, plan şeması içerisinde yer alan mekanların özellikleri gibi ana başlıklar başlıklar incelenmiştir. Alt başlıklar içerisinde; su künkü ağı, hazırlık/soyunmalık mekanı, hamam, sofa, merdiven sistemi, pencere düzenlemesi, çatı sistemi, süsleme elemanları, ahşap hatıl kuşakları gibi alt başlıklar yer almaktadır. Bununla birlikte, yapının üzerine kurulduğu topoğrafya göz önüne alınarak, köşk binası dört cepheden ayrı ayrı değerlendirilmiştir. Son olarak da; köşkün tarihlendirilmesi yapılmaya çalışılmıştır. Dördünce bölümde, yapılan arkeolojik kazılarda elde edilen buluntular; pişmiş toprak buluntular, cam, sikke, devşirme taş malzemeler ve çini buluntular başlığı altında incelenmiştir. Son bölümde ise, tüm veriler ışığında varılan sonuçlar, köşkün Anadolu Selçuklu köşk mimarisi bağlamında, aynı grupta yer alan köşklerle benzer ve özellikle farklı noktalarına değinilerek ulaşılan yeni sonuçlar ortaya konulmaya çalışılmıştır

    Türkiye'de inşaat sektörü ve ekonomik büyüme ilişkisi

    No full text
    Bu tezin amacı inşaat sektöründe gerçekleştirilen harcamalar ile ekonomik büyüme arasındaki ilişkinin araştırılmasıdır. İnşaat sektörü her ekonomi için önem arz etmektedir. Bu çalışmada odaklanılacak nokta inşaat harcamaları ile ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği arasındaki ilişkidir. Bu ilişkiyi sınamak amacıyla zaman serisi analizlerinden faydalanılmıştır. Karmaşık ekonomik ilişkilerin incelenmesinde sıklıkla kullanılan Granger Nedensellik Analizi, Varyans Ayrıştırma Analizi, Etki-Tepki Fonksiyonları ve Johansen Eşbütünleşme Analizi çalışmanın yöntemlerini oluşturmaktadır. İktisadi büyüme modelleri temel alınarak ekonomik büyümeyi açıklamak üzere GSYH, sabit sermaye yatırımları, istihdam ve bu tezin odaklandığı inşaat harcamaları değişkenleri kullanılmıştır. Veriler 2005 ile 2020 yıllarını kapsamaktadır ve çeyreklik frekanstadır. Çalışmanın bulgularına göre inşaat harcamaları kısa dönemde GSYH üzerinde az da olsa etki sahibi olsa da uzun dönemli ve sürdürülebilir bir etkiye sahip değildir. Yukarıda sayılan dört değişken arasında uzun dönemli bir ilişki yoktur ve kısa dönemde de inşaat harcamalarından diğer değişkenlere doğru bir nedensellik ilişkisi bulunmamakta fakat GSYH ve yatırım harcamalarından inşaat harcamalarına doğru bir nedensellik bulunmaktadır. Buradan hareketle inşaat harcamalarının gelir yaratmaktan ziyade gelirden beslenen harcamalar olduğu sonucuna ilişkin ipucu çıkarılabilir

    Şemseddin İltutmuş döneminde Delhi Türk Sultanlığı (1211-1236)

    No full text
    Türkler tarih boyunca büyük devletler kurmuş ve farklı coğrafyalarda hüküm sürmüşlerdir. Hâkim oldukları coğrafyalarda önemli siyasi güç haline gelen Türk devletleri bu sahaları idari, askeri, hukuki ve sosyo-ekonomik açılardan derinden etkilemişlerdir. Bu sahalardan biri olan Hindistan coğrafyasında İslâmiyet öncesi devirde Kuşanlar ve Akhunlar, İslâmiyetle beraber Gazneliler, Gûrlular, Delhi Türk Sultanları, Mâlva Halaçları, Kutubşâhîler, Adilşâhlar ve Babürlüler hüküm süren başlıca Türk devletleridir. Emevîler döneminde Sind'in fethi ile başlayan İslâm hâkimiyeti, Abbâsîler döneminde de devam etmiştir. Fakat Hint coğrafyasında İslâm fetihlerinin asıl ivme kazandığı dönem Gazneli Mahmûd'un bölgeye on yedi sefer düzenlemesi ile gerçekleşmiştir. Bu seferler sonucunda Hindistan'da pek çok önemli merkez ele geçirilerek bölgede büyük oranda hâkimiyet sağlanmış ve yüzyıllarca sürecek Türk-İslâm hâkimiyetinin temelleri atılmıştır. Gazneli Devleti'nin XII. yüzyılın ortalarında güç kaybetmesi ile bölgenin idaresi Gûrluların eline geçmiştir. Afganistan'ın Gûr topraklarında yaşayan Gûrlu Hânedânı Lâhor'u zapt ederek Gazneli Devleti'ne son vermiş ve böylelikle Gazneli Devleti'nden kalan Kuzey Hindistan siyaseti el değiştirmiştir. Gazneli ve Gûrluların fetih siyasetini daha fazla genişleten Delhi Türk sultanlarının tarihteki önemi büyüktür. Sultan Şemseddîn İltutmuş'un Delhi tahtına oturması ile idari, askeri, siyasi ve sosyo-ekonomik yönden pek çok düzenlemeler yapılarak Hindistan'daki Türk-İslâm hâkimiyeti geniş sınırlara ulaşmıştır. Şemseddîn İltutmuş başarılı yönetimi ve kabiliyetleri doğrultusunda Delhi Türk Sultanlığı'nın her anlamda en parlak dönemlerinden birini yaşamasında büyük rol oynamıştır

    Patlıcan anaçlarının kök-ur nematod türlerine reaksiyonlarının araştırılması

    No full text
    Patlıcan, dünyada yetiştiriciliği yapılan önemli sebze türlerindendir. Kök-ur nematodları (Meloidogyne spp.), patlıcan yetiştirilen alanlarda ekonomik kayıplara sebep olmaktadır. Dayanıklı çeşit veya anaçların kullanılması, kök-ur nematodlarına karşı çevre dostu mücadele yöntemlerindendir. Kültür patlıcanı (Solanum melongena L.), kök-ur nematodlarına karşı dayanıklılık sağlamamaktadır. Buna karşın yabani patlıcan türü olan Solanum torvum (Sw.), bazı kök-ur nematod türlerine karşı dayanıklılık sağlamakta ve patlıcan yetiştiriciliğinde anaç olarak kullanılmaktadır. Bu nedenle, S. torvum orijinli patlıcan anaçlarının, sebze alanlarında yaygın olarak bulunan kök-ur nematod türlerinin avirülent ve virülent popülasyonlara karşı tepkilerinin bilinmesi mücadele için gereklidir. Bu çalışmada, S. torvum orijinli Hawk ve Boğaç patlıcan anaçlarının, M. incognita'ya ait G4, K5, V6 ve V20; M. javanica'ya ait K21, F4, V26 ve V28; M. luci'ye ait TK4 ve OR2 izolatlarına tepkileri 24±1 ºC sıcaklık, %65 nem ve 16:8 saat fotoperiyot koşullarına sahip bitki yetiştirme odasında araştırılmıştır. Her bir anacın testlenmesi, tesadüf deneme parsellerine göre 5 tekerrürlü olacak şekilde iki kez tekrarlanmıştır. Patlıcan fideleri, ikinci gerçek yapraklı dönemindeyken her bir bitkiye 1000 adet Meloidogyne spp., ikinci dönem larvası (J2) inokule edilmiştir. Bitkiler, inokulasyondan 60 gün sonra sökülmüş ve kökler su altında yıkanmıştır. Bitki köklerinde oluşan yumurta paketi, ur ve her bitkiye ait 100 g topraktaki J2'ler sayılmıştır. 0-5 skala değerine ve üreme faktörü verilerine göre, Hawk ve Boğaç anaçları testlemede kullanılan M. incognita, M. javanica ve M. luci'ye ait avirülent ve virülent izolatların tümüne karşı dayanıklı bulunmuştur. Bu anaçlar, patlıcan yetiştiriciliği yapılan alanlarda, kök-ur nematodlarına karşı mücadelede kullanılabilecektir

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇