Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Etkilenmesi ve etkisi bağlamında İbnü's-Salah ve Mukaddime'si
Hadis usûlü tarihinin en önemli kişilerinden sayılan İbnü's-Salâh'ın Ulûmü'l-hadîs adlı eserinin günümüze kadar ulaşan bir etkisi vardır. Bu yüzden Ulûmü'l-hadîs'i kendisinden önce ve sonra kaleme alınan eserlerden ayıran özgün özelliklerinin tespit edilmesi gerekmektedir. Bu tezde İbnü's-Salah'ın Ulûmü'l-hadîs'i, etkilenmesi ve oluşturduğu etki bağlamında incelenmiştir. İbnü's-Salâh öncesi eserlerden el-Muhaddisü'l-fâsıl ile Ma'rifetü ulûmi'l-hadîs'in Ulûmü'l-hadis ile karşılaştırılması sonucunda İbnü's-Salâh'ın bilgi naklinde oldukça seçici davrandığı, bilgileri bazen rivayet zinciri ile verdiği, birçok bilginin ise sadece kaynağına işaret ettiği, kitabına aldığı bilgilerin bazısını tenkit ettiği bazısını da onayladığı, kendisinin çoğunlukla objektif iken ara sıra sübjektif davrandığı görülmüştür. Ulûmü'l-hadîs'in kendisinden sonra yazılan Nüzhe ve Tedrîb ile karşılaştırılması sonucu ise İbnü's-Salâh'ın kendisinden sonraki sürece inkârı kâbil olmayacak şekilde etki ettiği, fakat bu etkinin sınırlı olduğu, birebir taklit edilmeyip birçok konuda kendisine muhalefet edildiği görülmüştür. Buna rağmen hadis ilminin gelişmesinde öncü bir rol üstlendiği açıktır. Ayrıca araştırma sonucunda tenkidin, bir ilmin gelişimi için ne kadar önemli olduğu ve tenkitten kaçınmamak gerektiği de anlaşılmıştır
Devlet okullarındaki norm fazlası sınıf öğretmenlerinin norm fazlası öğretmen olmaya ilişkin görüşleri: bir durum çalışması
Bu çalışmanın amacıAntalya İli sınırları içinde norm fazlası ilköğretim sınıf öğretmenlerinin MEB'in norm fazlası öğretmen politikası hakkında görüşlerinin nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseni kullanılarak araştırılmasıdır. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim öğretim yılında Antalya ili sınırları içinde 5 merkez ilçede görev yapan ve norm fazlası devlet ilkokul sınıf öğretmenleri oluşturmakta; örneklemini ise 2020-2021 eğitim öğretim yılında Antalya ili sınırları içinde 5 merkez ilçede 15 devlet ilkokulda görev yapan ve norm fazlası görev yapan gönüllü 15 sınıf öğretmeni oluşturmaktadır. Araştırmada yarı yapılandırılmış görüşme formu (EK-2), norm kadro uygulaması ile ilgili belgeler ve verilerden yararlanılmıştır. Çalışmada içerik analizi yapılarak, sonuçlar betimsel bir anlatım ile sunulmuş ve doğrudan anlatımlara yer verilerek, ortaya çıkan temalar ve örüntüler çerçevesinde elde edilen bulgular araştırma hedefleri doğrultusunda sınıflandırılmıştır. Ayrıca nitel araştırma paket programı NVIVO 10 kullanılarak açıklanması ve yorumlanması yoluna gidilmiş, norm kadro uygulaması ile ilgili belgeler doküman analizine tabi tutulmuştur. Sonuç olarak; Millî Eğitim Bakanlığına bağlı devlet okullardaki norm fazlası sınıf öğretmenlerinin Millî Eğitim Bakanlığı'nın norm fazlası öğretmen politikası hakkındaki görüşlerine ilişkin çalışmanın sonuçlarına göre tüm kurum ve kuruluşlarda olduğu gibi eğitim kurumlarının da sosyal gelişimlerinin göz önünde bulundurulması gerektiği; Eğitim örgütlerinin sosyal gelişimi dikkate alarak bu doğrultuda değişimler göstermeleri gerektiği; Eğitim kuruluşlarının varlıklarını sürdürebilmeleri için toplumun istek ihtiyaçlarının göz önünde bulundurulurken çalışan bireylerin de psikolojik, sosyolojik ve örgütsel açıdan desteklemesi gerektiği ortaya çıkmıştır
Iğdır yöresinde yetiştirilen mısırın (Zea mays L.) tanedeki besin elementi düzeyinin toprak ve tane analizleriyle değerlendirilmesi
Dünyada ve ülkemizde temel beslenme kaynağının büyük bir bölümünü tahıllar oluşturmaktadır. Buğday, arpa, mısır ve diğer tahıllar beslenmede en önemli kaynaklar arasında yer almaktadır. Bu çalışma, iklim koşullarının mısır yetiştiriciliğine uygun olduğu Iğdır yöresinde yetiştirilen mısırın (Zea mays L.) tanedeki besin düzeyinin toprak ve tane analizleriyle belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Mısır ekiminin yoğun olarak yapıldığı 15 farklı lokasyon belirlenmiş ve mısır bitkisinin yetiştirildiği alanlardan dane ve toprak örnekleri alınmıştır. Toprak örneklerinde organik madde, toprak reaksiyonu, toprağın kireç durumu, tekstür sınıfı ile bazı makro ve mikro besin elementleri analizi gerçekleştirilmiştir. Tane örneklerinde ise azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, bakır, mangan ve çinko içerikleri belirlenmiştir. Analiz sonuçlarına göre araştırma alanındaki toprakların çoğunlukla tuzsuz, orta kireçli, organik madde içeriğinin az olduğu; alınabilir besin elementi bakımından potasyum ve magnezyumun fazla; kalsiyum, bakır ve manganın yeterli; fosfor, çinko ve demirce noksan olduğu saptanmıştır. Mısır tane örneklerinin azot, fosfor, potasyum, kalsiyum, magnezyum, demir, bakır, mangan ve çinko minimum ve maksimum değerlerinin ise sırasıyla %0,83–%1,4; %0,4–%0,66; %2,6–%4,2; %0,34–%0,41; %0,89–%1,16; 18,5–28,2 mg kg-1; 0,8-2,7 mg kg-1; 2,6–6,8 mg kg-1; 16,1–26,5 mg kg-1 arasında olduğu tespit edilmiştir. Tez çalışmasının sonucunda Iğdır yöresi mısır yetiştirilen alanların yetersiz organik madde içeriğine sahip olması, ilgili alanlarda organik madde yükseltilmesi gerektiğine işaret etmektedir. Toprakta fosfor, demir ve çinko yetersizliklerinin oranının fazla olması buna yönelik gübrelemenin yapılarak özellikle insan ve hayvan beslenmesi açısından bu elementlerce zengin tane içeriklerinin elde edilmesini sağlayacak önlemler olarak karşımıza çıkmaktadır
Türk hukukunda karakter ürünleştirilmesi
Karakter ürünleştirmesinin sıklıkla kullanılan bir pazarlama yöntemi haline gelmesi ile birlikte popüler dizi, film veya çizgi romanlardan tanıdığımız karakterler, çevremizdeki birçok ürünün üzerinde yer almaya başlamıştır. Mevzuatta doğrudan bir karşılığı olmayan karakter ürünleştirmesinin fikri mülkiyet hukuku çatısı altında korunacağı kabul edilmektedir. Buna göre karakterler, eser, marka veya tasarıma ilişkin hükümlere göre korunabileceklerdir. Dolayısıyla karakterler üzerindeki tasarruflar da yine aynı hükümlere uygun olarak yapılacaktır. Bu çalışmada, öğretideki görüşler ve uygulamadaki yansımaları ile birlikte karakter ürünleştirmesi ele alınmıştır
Kutadgu Bilig metaforları
Bu çalışmada Tarihî Türk dili döneminin en önemli eserlerinden biri olan Kutadgu Bilig'de "Varlık Zinciri Metaforları" ve "Olay Yapısı Metaforları" tanıklanmıştır. Varlık Zinciri Metaforları "Temel Varlık Zinciri Metaforları" ve "Yaygın Varlık Zinciri Metaforları" olmak üzere iki sınıfa ayrılmaktadır. Temel Varlık Zinciri Metaforları, varlık hiyerarşilerinin birbirleri arasındaki nitelik aktarımlarıdır. Yaygın Varlık Zinciri Metaforları varlık hiyerarşisi üzerinde yer alan kozmoloji, yönetim/ siyaset/ politika, inanç/din, felsefe, iletişim, zaman gibi soyut sistemlerin çeşitli imaj şemalar ve kaynak alanlarda bulunan insan ve diğer varlıklar tarafından metaforik kavramlaştırmaları ve gösterimleridir. Varlık Zinciri Metaforları (Temel ve Yaygın) aynı zamanda kavramsal olarak, Temel Metafor, GENEL ÖZELDİR Metaforu, Tekli Benzerlik Metaforları, Kök Metaforları, Kültürel Metaforlar ve Tarihsel Metaforlar şeklinde de adlandırılmaktadır. Olay Yapısı metaforları ise kaynak alan durumunda yer alan hareketlerin, eylemlerin ve güçlerin hedef alanda bulunan olay, durum ve nedenleri kavramlaştırmasını içermektedir. Olay yapısı metaforları da Kutadgu Bilig'de yönetim/siyaset/politika, inanç/din, felsefe, iletişim, zaman, duygu gibi gibi soyut sistemlerin metaforik gösterimlerinde işlevsel bir semantik araçtır. Olay Yapısı Metaforları Varlık Zinciri metaforları gibi hiyerarşik özellikler içermektedir. Varlık Zinciri metaforları ve Olay Yapısı metaforlarında önemli olan bir diğer konu da imaj şema ve hiyerarşik yapılardır. İmaj şemalar metaforikal kaynak alanların meydana gelmesinin yanında aynı zamanda değişmezlik ilkesine ve metaforun anlamsal odağının oluşmasında da etkendir. Metafor yapısının kaynak ve hedef alanlarının ait olduğu kavram alanları arasındaki ilişkiyi ise hiyerarşik yapı oluşturmaktadır. Kutadgu Bilig'in metaforik ifadeler yanında imaj şematik yapılar açısından da zengin bir eser olduğu görülmüştür. Kutadgu Bilig'de, Varlık Zinciri Metaforları ve Olay Yapısı Metaforları aracılığıyla pek çok metaforik ifade tanıklanmıştır. Bunun nedeni ilk olarak metnin hacmine bağlamakla birlikte ikinci olarak da dönemin dil, kültür, iletişim anlayışına ve Hâcib'in kültürel hafıza, estetik inşa bilgisine ve okuruna bilgiyi aktarma niyetine/ isteğine bağlanabilir. Kutadgu Bilig'de yer alan bu metaforların devlet/ toplum felsefesi, tabiat felsefesi ve inanç felsefesine hizmet etmesinin yanında sosyolojik ve psikolojik temelleri vardır. Hâcib, ilk olarak soyut yönetim kavramlarını, inanç kavramlarını, felsefi kavramlarını, zaman, duygu, ahlâk, ölçü soyut kavramlarını bilinçli bir şekilde varlık hiyerarşisi içerisinde yer alan insan ontolojisi ve Türk etnisitesinin temellerini oluşturan mitolojik kavramlar ve doğa ile anlatmıştır. İkinci olarak günlük yaşantılardaki eylemler aracılığı ile karmaşık bir sistem olan yönetim, inanç ve iletişim gibi alanlarda duygu ve zihinsel kavramlar olmak üzere pek çok soyut ifadeyi metaforik olarak ifade etmiştir. Bu da olay yapısı metaforlarının önemli bir yönüdür. Kutadgu Bilig ile ilgili yapılmış her çalışma çok değerlidir. Bu çalışmanın amacı ise var olan çalışmalara katkı sağlamaktır. İlgili tez çalışması, Kutadgu Bilig metninin bütün söz varlığı üzerine yapılmış bir metafor çalışmasıdır. Tarihi/modern, yerli/yabancı metafor literatür taramaları ile birlikte çalışmada bulunan devlet, toplum, inanç felsefelerine hizmet eden her bir metaforun ileriki yıllarda müstakil birer çalışma konusu ve alanı olacaktır
Farklı geometrik şekillerdeki dren deliklerinin dren verdisi ve sedimantasyona etkilerinin belirlenmesi
Tarım arazilerinin giderek daha da verimli kullanılması gerektiğinin anlaşıldığı günümüz şartlarında, tarımsal üretimde girdilerden de en üst düzeyde yararlanmak gerekmektedir. Drenaj, kaynağı önemli olmaksızın tarım arazilerinde yapılan üretimi sekteye uğratan veya durduran fazla suyun toprak yüzeyinden veya bitki kök bölgesinden uzaklaştırılması olarak tanımlanmaktadır. Toprakaltı drenaj sistemlerinde arazide bulunan fazla su ile ilk karşılaşan unsur, toplayıcı drenlerin üzerindeki drenaj delikleridir. Dren deliklerinin geometrik şekilleri, boyutları, desenleri, sayıları gibi faktörler sistemin içerisine doğru olan su akışına etki etmektedir. Bu çalışmada, delik alanları aynı olan üçgen, dikdörtgen, kare ve daire delik şekillerinin farklı delik sayılarında üç farklı su yükü altında dren verdisine ve sedimantasyona olan etkileri laboratuvar ortamında, sabit seviyeli permeametre yöntemi kullanılarak belirlenmiştir. Çalışma sonucunda delik şekillerinin ve sayılarının topraktan drene olan su miktarını etkiledikleri belirlenmiştir. Tüm su yüklerinden drene olan ortalama debi değerlerine göre en iyi performansı gösteren delik şekilleri kare ve üçgen şekillerinde gözlemlenmiştir. Delik şekillerinden bağımsız olarak en fazla suyu deşarj eden delik sayısı ise 6 delikli plakalarda kaydedilmiştir. Çalışmada kullanılan delik şekillerinin sediment birikimine etki ettiği gözlemlenmiştir. En az sediment birikimi dikdörtgen ve üçgen dren deliğinde ölçülmüştür. Birim alanda altı adet üçgen şeklindeki dren deliğinin minimum sediment birikimi ve maksimum debiyi sağlamasından dolayı uygun olduğu sonucuna varılmıştır
Parçalanış fonksiyonunu içeren bazı kongrüanslar
Bu çalışmada, parçalanış fonksiyonu ve Ramanujan τ-fonksiyonu için Ramanujan tarafından verilen klasik kongrüansların kanıtları ifade edilmiştir. Söz konusu kanıtlarda, q-serileri teorisi ve Ramanujan genel teta fonksiyonunun temel kavramları kullanılmıştır. Ayrıca, parçalanış fonksiyonunun bir genellemesi ile sağladığı kongrüanslar verilmiştir
Organik tarım alanlarının uzaktan algılama ile fizyografik özelliklerinin belirlenmesi ve çevre arazilerle ilişkilendirilmesi
Kalabalıklaşan dünya nüfusu, artan gıda ihtiyacı ve azalan tarım alanları nedeniyle mevcut tarım alanları oldukça yoğun kullanılmaktadır. Yoğun şekilde toprağa uygulanan kimyasallar, çevre ve canlıların sağlığını tehdit etmektedir. İnsanların zararlı kimyasallar içermeyen ürün ve doğaya daha az zarar veren uygulamaları tercih etmeleri sonucunda organik tarım uygulamaları yaygınlaşmıştır. Organik tarım, sıfır veya minimum şekilde kimyasal kullanımını destekleyen, kaliteli ve sağlıklı ürünü hedefleyen, ürünün çiçeklenmesinden paketlenmesine kadar kontrolünü sağlayan, çevresel faktörlerin kontrol altında tutulmasına çalışılan, bir üretim modelidir. Son yıllarda ülkemizde organik tarım faaliyetleri artmıştır. Bu çalışmada, tarımsal faaliyetlerin Antalya ilinde yayla ve sahil kesimlerindeki durumu, fizyografyası ve çevre arazilerle ilişkisi incelenmiştir. Çalışma alanı olarak Antalya ili Elmalı ve Finike ilçeleri seçilmiştir. Bu ilçelerde organik tarım alanı sertifikası bulunan tarımsal işletmeler incelenmiş, Uzaktan Algılama ve Coğrafi Bilgi Sistemlerinden faydalanılarak alanların toplamda 5 farklı fizyografya ünite içerisinde yer aldığı tespit edilmiştir. 2020 yılına ait Tarım ve Orman Bakanlığı verilerine göre Elmalı'da 596,074 da sertifikalı organik tarım faaliyeti gösteren alan tespit edilmiştir. Organik tarım alanlarının %77,60'ının düz-düze yakın göl tabanı arazilerinde, %15,70'inin düze yakın hafif dalgalı taşkın düzlüğü arazilerinde, %6,70'inin göl tabanı düzlüklerinde aşınmış dalgalı topoğrafyalı araziler olduğu belirlenmiştir. Finike ilçesinde 2016 yılı Tarım ve Orman Bakanlığı sertifikalı organik tarım arazileri incelendiğinde, 286,619 da organik tarım alanında nar ve portakal yetiştiriciliği yapıldığı ancak 2020 yılına gelindiğinde organik tarımın tamamen terkedildiği tespit edilmiştir. Yöredeki organik tarım alanlarının %69,80'i çok dik eğimli yamaç arazide, %17,65'i orta eğimli yamaç arazide, %6,75'i dar yüzeyli dere teraslarında, %5,10'u dik eğimli yamaç arazide, %0,70'i etek arazide faaliyet gösterdiği belirlenmiştir. İncelenen alanların çevre arazilerle ilişkisi yorumlanmış, mevzuatta yer almayan teknik eksiklikler değerlendirilmiş, çözüm önerilerinde bulunulmuştur
Sera koşullarına uygun şeker mısır çeşitlerinin belirlenmesi
Bu çalışma 2020 yılında Antalya ili örtü altı koşullarında yürütülmüştür. Araştırmada 9 adet şeker mısır çeşidi iki farklı zamanda ekilmiştir. Tesadüf blokları deneme desenine göre üç tekrarlı olarak yürütülen bu çalışmada tarımsal ve kalite yönünden örtü altı yetiştiriciliğine en uygun şeker mısır çeşitlerinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma incelenen özelliklerden bitki boyları 152.2 cm (Merit) – 337.8 cm (Intfa), koçan uzunluğu 16.2 cm (Merit) – 24.7 cm (AGR), tepe püskülü çıkış süresi 38 gün (AGR) – 28 gün (Mut), koçan püskülü çıkış süresi 41 gün (AGR) – 30 gün (Mut), koçan bağlama yüksekliği 102.4 cm (Intfa) – 42.8 cm (Merit), koçan uç boşluğu 3.7 cm (Merit) – 0.1 cm (Mut), koçan çapı 5.4 cm (AGR) – 4.6 cm (Merit), tane sayısına 529.6 adet (Hazar) – 278.4 adet (Merit), yeşil koçan ağırlığı 359 g (Intfa) –188.6 g (Merit), kavuzsuz koçan ağırlığı 288.9 g (Hazar) –117 g (Merit), kuru madde oranı % 33.7 (Challenger) – % 28.0 (Intfa), brix oranları ise % 15.5 (Batem Tatlı) – % 9.5 (Intfa) aralığında olup çeşitler arasında incelenen tüm özellikler bakımından istatistiksel açıdan önemli farklar bulunmuştur. Araştırma sonucuna göre, güz dönemi Antalya örtü altı şartlarında şeker mısır yetiştiriciliği için Eylül dönemi fide dikimlerinin daha uygun olduğu ve bu dönemde Batem Tatlı çeşidinin koçan verimi ve kalitesi bakımından en uygun çeşit olduğu bunu Hazar çeşidinin izlediği belirlenmiştir
Adli muhasebe kapsamında uzman tanıklık uygulamasının incelenmesi
Adli Muhasebe hizmetleri üzerinde durulması gereken bir konu olup, Antalya Bilirkişilik Bölge Kurulu'nun Bilirkişi Listesine Kayıtlı ve uzmanlık alanları Bankacılık ve Finans ile Muhasebe olan Bilirkişilerden Adli Muhasebe konusu hakkındaki farkındalıkları araştırılacaktır. Adli Muhasebe hizmetleri kapsamında daha çok hangi hile ve hataların olduğu anket ile sorulacaktır. Tezin ilk bölümlerinde Adli Muhasebe kavramı, uygulama alanları, Adliye'ye intikal eden adli muhasebe hizmetleri kapsamında ne tür vakaların olduğu, Uzman Tanıkların (Bilirkişilerin) bunlar hakkındaki bilgileri araştırılacak olup, tezin son bölümünde ise anket sonuçları bir istatistik paket programında veri analizi yapılarak sonuçların yorumlaması yapılacaktır. Elde edilin bulgular sonucunda, Antalya Bilirkişilik Bölge Kurulu'nun bilirkişi listesine kayıtlı ve uzmanlık alanları Bankacılık ve Finans ile Muhasebe olan Bilirkişilerin Adli Muhasebe hizmetleri kapsamında ne tür hileli işlemlerle karşılaştıkları ve bu konuda Adliye'ye intikal etmiş ne tür Adli Muhasebe Vakaları ile ilgilendikleri bu konunun ne kadar farkında oldukları anket yapılarak çıkan sonuçlar bir istatistik paket programında veri analizleri incelenerek sonuçlar doğrultusunda çözüm önerileri getirilerek "Adli Muhasebe Mesleği"nin oluşumu ve Adli Muhasebenin ayrı bir uzmanlık dalı olarak tanımlanması gerektiği farkındalığı artırılıp bu konudaki verilerin analizi ile literatüre katkı sağlanması hedeflenmektedir