Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Alexander Scriabin piyano konçertosu ve Nikolai Medtner 1. piyano konçertosu arasındaki farklılık ve benzerliklerin teknik ve müzikal açılardan incelenmesi
Alexander Scriabin, ilk başta Polonyalı besteci ve piyanist Frederich Chopin'den etkilenmiş, ilk eserlerini Chopin'e yatkın bir dilde vermiş, çok geçmeden çağdaş müzikte başlayan gelişmeler üzerine atonaliteye doğru evrilmiştir. Dönemin önemli bestecilerinden Arnold Schönberg'den bağımsız ve habersiz olarak kendi tarzını oluşturan 'Mistisizm' akımına da öncülük etmiştir. Nikolai Medtner de Scriabin'e benzer şekilde ilk eserlerinde romantik izler barındırmış, daha sonra bestelerinde kurallara bağlı kalmamayı tercih etmiş, Sembolizm akımından etkilenmiş, çağdaşları gibi daha çok piyano müziği için eserler bestelemiştir. Bu çalışma, Moskova Konservatuarı'ndan mezun olmuş, ikisi de Rus bestekar ve piyanist olan Alexander Scriabin ve Nikolai Medtner'in piyano konçertoları arasındaki teknik ve müzikal yapıların farklılıklarının ve benzerliklerinin incelenmesi üzerine yapılmıştır. Bestecilerin hayatlarına ve eserlerin yazıldığı döneme dair literatür taramasının ardından Alexander Scriabin'in 1. Konçertosu ve Nicolai Medtner'a ait konçertonun serim kısmı incelenerek betimsel bir çalışma yapılmıştır. Medtner'in , S. Rachmaninoff, A.Scriabin ya da Tschaikovsky gibi ünlü Rus Bestecileri kadar tanınmayışı, onun eserlerinin yerini sarsmamış, Rus müziğinde önemli bir yere sahip olduğunu göstermiştir. İkisi de aynı dönemde ünlenseler de benzerliklerinin yanı sıra, kompozisyon olarak yapısal anlamda farklı anlayışlarda olup, eserleri sadece Rus müziğinde sınırlı kalmamış, adları Çağdaş Dönem Müziği'nin önde gelen bestecileri arasına girmiştir
Ekmek üretiminin ekonomik analizi ve fırıncıların gıda güvenliği uygulamalarının incelenmesi: Antalya ili örneği
Günümüzde ekmek üretimi (fırıncılık) yaygın bir iş kolu olup hem istihdama hem ekonomiye hem de toplumun beslenmesine önemli katkılarda bulunmaktadır. Teknolojinin gelişimiyle birlikte gıda ürünlerinde gerçekleşmesi muhtemel riskler bilim camiası tarafından anlaşılmaya başlanmış ve insan sağlığının sürdürülebilirliği için gıda güvenliğine verilen önem artmıştır. Diğer taraftan ekmeğin önemli bir besin kaynağı olması, hane halkı tüketimlerinde çok önemli bir yerinin olması, ekmek fiyatlarının toplumumuzda sık sık gündeme gelmesine ve tartışılmasına neden olmaktadır. Bu bağlamda, yapılan çalışmada hem en ekonomik besin kaynağı hem de temel besin kaynağı olması sebebiyle, Antalya ili Fırıncılar Odası'na kayıtlı olarak faaliyet gösteren (Muratpaşa, Kepez ve Konyaaltı ilçeleri) fırınların, ekmek üretiminin ekonomik analizi, fırıncıların gıda güvenliği uygulamalarının incelenmesi ve satışı gerçekleştirilemeyen ekmek miktarını ve değerlendirilme şeklinin belirlenmesi amaçlanmıştır. Yapılan araştırma sonucunda, bir ekmeğin maliyeti 0,97 ₺, işletmelerin ortalama nispi kâr oranı 1,46 olarak bulunmuştur. İncelenen işletmelerin gıda güvenliği harcamalarının toplam harcamalar içerisindeki payı ise %4,8 olarak bulunmuştur. Ayrıca, incelenen işletmelerin ortalama 1036,86 adet/ay beyaz (somun) ekmeği satışını gerçekleştiremedikleri tespit edilmiştir. İşletmecilerin gıda güvenliği bilgi düzeyi ölçüldüğünde, işletmecilerin eğitim düzeyleri arttıkça gıda güvenliği hakkındaki bilgi düzeylerinde artış gerçekleştiği görülmüştür. Fakat, araştırmaya katılan 61 işletmecinin %13,1'inin gıda güvenliği hakkında yeterli bilgiye sahip olmadığı tespit edilmiştir
Ortaokul öğrencilerinde fen bilimleri başarısını yordayan değişkenlerin farklı modellerle incelenmesi
Fen bilimleri ders başarısını yordayan doğrudan ve dolaylı etkilerin belirlenmesini amaçlayan bu çalışma ilişkisel tarama modelindedir. Araştırmanın çalışma grubu Antalya ili Muratpaşa ilçesinde öğrenim gören 338 sekizinci sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Cinsiyet, anne-baba eğitim durumu ve fen öğrenmeye ayrılan zaman bağımsız değişkenleri ile ilgi aracı değişkenini oluşturan 6 faktör, öz-yeterlik aracı değişkenini oluşturan 3 faktör, kaygı aracı değişkenini oluşturan 3 faktör ve daimi bilim öğrenme motivasyonu aracı değişkeni faktörü analize dâhil edilerek değişkenler arasında basit doğrusal regresyon analizi yapılmıştır. Regresyon bulguları anlamlı olan değişkenler ile kurulan modellerdeki aracı değişkenlerin aracılık etkilerinin anlamlılığı Sobel, Aroian ve Goodman testleri ile incelenmiştir. 4 aracı değişkene ait toplam 13 faktörden cinsiyet bağımsız değişkeni için 4 faktör, anne eğitim durumu bağımsız değişkeni için 3 faktör ve fen öğrenmeye ayrılan zaman bağımsız değişkeni için 10 faktörün ders başarısına aracı etki gösterdiği belirlenmiştir. Bu doğrultuda 17 aracılık modeli kurulmaktadır. Aracılık etkisinin belirlenmesinde bir diğer yöntem olan VAF değerleri incelendiğinde ise aracı etki gösteren model sayısı 5'tir. Modele aracı değişken eklendikten sonra bağımsız değişkendeki etkinin düşüşün anlamlı olup olmadığını ve aracılık etkisinin anlamlılığını test eder
İlköğretim okulu öğretmenlerinin görüşlerine göre iş yaşam dengesi ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişki
Bu çalışmada Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı resmi ilköğretim okullarında çalışan öğretmenlerin görüşlerine göre iş yaşam dengesi düzeyleri, örgütsel bağlılık düzeyleri ve iş yaşam dengesi ile örgütsel bağlılık arasındaki ilişki belirlenmeye çalışılmıştır. Çalışmada nicel araştırma yaklaşımına dayalı yöntemlerden ilişkisel (korelasyonel) tarama yöntemi ve ilişkisel tarama yöntemlerinden açımlayıcı model kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma evrenini 2019/2020 eğitim öğretim yılında Antalya'nın Muratpaşa, Kepez, Konyaaltı, Aksu ve Döşemealtı ilçelerinde görev yapan ilköğretim öğretmenleri oluşturmaktadır. Araştırmanın örnekleminin belirlenmesinde olasılığa dayalı örnekleme yöntemleri kullanılmıştır. Veri toplama aracı olarak ilköğretim öğretmenlerinin iş yaşam dengesi ve örgütsel bağlılıkları arasındaki ilişkiyi belirlemeye yönelik iki ayrı ölçme aracı kullanılmıştır. Ölçme araçlarında 5'li Likert tipi derecelendirme kullanılmıştır. Nicel verilerin analizinde varsayımların karşılanması durumunda parametrik testler ve varsayımlarının karşılanmadığı durumlarda non-parametrik testler kullanılmıştır. Sonuç olarak öğretmenlerin iş yaşam dengelerinin yaşamın işe olumsuz etkisi (Yiose) boyutunda düşük düzeyde; işin yaşama olumsuz etkisi (İyose) boyutunda orta düzeyde, işin yaşama olumlu etkisi (İyole) boyutunda orta düzeyde ve yaşamın işe olumlu etkisi (Yiole) boyutunda yüksek düzeyde olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerinin örgütsel bağlılıklarının duygusal bağlılık, devam bağlılığı ve normatif bağlılık boyutlarında orta düzeyde olduğu anlaşılmıştır. Öğretmenlerin cinsiyet durumu değişkenine göre işin yaşama olumsuz etkisi (İyose) boyutunda kadın öğretmenlerin iş yaşam dengesi düzeyinin, erkek öğretmenlerden yüksek olduğu; eğitim durumu değişkenine göre lisans mezunu öğretmenlerin yaşamın işe olumlu etkisi (Yiole) boyutunda iş yaşam dengesi düzeyinin lisansüstü öğretmenlerden yüksek olduğu; yaş durumu değişkenine göre 42-49 yaş arası öğretmenlerin yaşamın işe olumlu etkisi (Yiole) boyutunda iş yaşam dengesi düzeylerinin 34-41 yaş arası öğretmenlerden yüksek olduğu; kıdem durumu değişkenine göre 11-15 yıl kıdeme sahip öğretmenlerin yaşamın işe olumsuz etkisi (Yiose) boyutunda iş yaşam dengesi düzeylerinin 16-20 yıl kıdeme sahip öğretmenlerden yüksek olduğu; bulundukları kurumlardaki çalışma süreleri değişkenine göre 21 ve üzeri yıl aynı kurumda çalışan öğretmenlerin işin yaşama olumlu etkisi (İyole) boyutunda iş yaşam dengesi düzeylerinin 6-10 yıl aynı kurumda çalışan öğretmenlerden yüksek olduğu belirlenmiştir. Öğretmenlerin yaş durumu değişkenine göre öğretmenlerin devam bağlılıklarının 42-49 yaş arası öğretmenlerde en yüksek düzeyde, 18-25 yaş arasında en az düzeydedir; kıdem durumu değişkenine göre 21 yıl ve üzeri kıdeme sahip öğretmenlerin normatif bağlılık boyutunda 6-10 yıl kıdeme sahip öğretmenlerden daha yüksek; bulundukları kurumlardaki çalışma süreleri değişkenine göre 16-20 yıl aynı kurumda çalışan öğretmenlerin devam bağlılıklarının ve normatif bağlılıklarının 1-5 yıl arasında aynı kurumda çalışan öğretmenlerden yüksek olduğu saptanmıştır. İşin yaşama olumsuz etkisi (İyose) ve yaşamın işe olumsuz etkisi (Yiose) boyutları ile devam bağlılığı ve normatif bağlılık boyutları arasındaki ilişki dışında tüm alt boyutlar arasında anlamlı bir ilişki olduğu belirlenmiştir
Akdeniz Üniversitesi 2019 yabancı öğrenci seçme sınavının (YÖS) başarı puanları açısından değerlendirilmesi
Bu çalışmanın amacı, Akdeniz Üniversitesi Yabancı Öğrenci Seçme Sınavına (2019) ait madde ve test istatistiklerini inceleyip, çeldirici analizleri gerçekleştirip elde edilen puanların farklı dil grupları arasında farklılaşıp farklılaşmadığını incelemektir. Araştırma nicel araştırma yöntemlerinden tarama araştırması ile modellenmiştir. Araştırmanın çalışma grubunu çeşitli ülkelerden katılan 5383 kişi oluşturmaktadır. Araştırmanın ilk aşamasında YÖS'te (2019) kullanılan madde analizleri çerçevesince değerlendirilmiştir. Maddelerin güçlük ve ayırt edicilik değerlerinin literatürde belirlenen kriterlerini karşılayıp karşılamadığı, dağılımlarının nasıl olduğu, maddelerin güvenirlik durumlarının nasıl olduğu üzerinde incelemeler yapılmıştır. Araştırmanın ikinci aşamasında YÖS'e (2019) ait test istatistikleri değerlendirilmiştir. İlgili istatistikler literatürde belirlenen ölçütlerle karşılaştırılarak söz konusu sınavın niteliği belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada bir sonraki aşamada ise maddelere ait çeldirici analizleri gerçekleştirilerek maddelerde çalışan ve çalışmayan çeldiriciler belirlenerek tavsiyeler sunulmuştur. Araştırmanın son aşamasında ise YÖS puanları bireylerin sınava girdikleri dil değişkenin gruplara açısından karşılaştırılmıştır. Araştırmanın sonunda YÖS (2019) sınavının madde ve test istatistiklerinin genel itibarıyla bir başarı testi için yeterli değerlere sahip güvenilir bir test olduğu, sınavdan elde edilen puan ortalamalarının girilen dile göre farklılaştığı bulunmuştur. Araştırmada son olarak gerekli niteliklere sahip olmayan maddeler hakkında öneriler getirilmiştir
2001 Makedonya iç savaşının Makedon ve Arnavut gazetelerinde kıyaslanarak çözümlenmesi
Makedonya, Yugoslavya'dan savaş olmadan ayrılan tek devlettir. Aslında sorunsuz bir oluşumun getirisi oluşacak sorunların da bir belirtisi gibiydi. Çünkü devletin coğrafyası ve de dağılan devletin oluşturduğu etnik meselede beraberindeydi. İlk patlak veren sorun Makedonların demokratik olmayan devlet yapılaşmasından ötürü meydana geldi. Makedonlar Arnavutları ikinci sınıf insan muamelesi yaparak varlıklarına ne dokundu ne de devlette söz sahibi olmalarına izin verdi. Nüfüs verilerini de eksik göstermeyi ihmal etmediler ve milletini 'Makedon Halkı' diye nitelendi. Bu zamanlarda Kosova'daki Arnavut teşkilatlanmasının UÇK (Milli Arnavutluk Kurtuluş Ordusu), Sırbistan ile olan savaşı da devam etmekteydi. Makedonya Devleti, UÇK tarafından Arnavutlara karşı uygulanan çifte standardın ortandan kalkması konusunda uyarılmıştı. Bütün bu önyargı ve korku Makedon halkının Makedon Arnavutlar hakkında düşüncelerinde saklıydı. Makedon Arnavutlarin 'Büyük Arnavutluk' projesini düşündüklerini ve hali hazırdakı UÇK destek vererek Büyük Arnavutluk devletini kurmak istediklerini düşünmekteydiler. Aslında Arnavutların tek istediği şey Makedonlar ile eşit hakka sahip olmak ve özgür bir şekilde topraklarında yaşamak idi. Tabi ki hiçbir zaman gerçekleşmedi. Toplumsal yapının bir parçası haline gelen iletişim araçları, düşünce ve fikirlerin oluşumunun ana kaynağı olarak ortaya çıkmaktadır. İletişim araçları, bireyin hayatında önemli bir yer edinmiştir. Bu açıdan iletişim araçlarını kullanan medya yapıcı bir sosyal karakter kazanır. Dünyadaki olayların seyri ve gelişimi hakkında bilgi veren medya, bunu yaparken de düşüncelerin oluşmasına katkı sağlamakta ve bu konuda ideolojik bir boyut kazanmıştır. Yapıcı sosyal yapısının temelini oluşturan medya, dünya çapında pek çok kişi tarafından okunan ve paylaşılan haberleriyle güçlü bir söylem potansiyeli kazanmıştır. Bu nedenle haber anlatım potansiyeli birebir haber analizi ve anlayışı açısından önemli bir faktördür. Bu bağlamda çalışmamızın ana konusu olan Makedoniyada savaş, ikinci bölümde gazetelerde yer alan haberlerden önce, bu faktörler dikkate alınarak medyada etkili olan dil, söylem ve ideoloji konularını tartışmaktadır. Bundan yola çıkarak literatürde dil, söylem, ideoloji, haber üretim süreçleri, ideolojik medya söylemi gibi kavramlar taranmış ve kavramlar netleştirilmeye çalışılmıştır. Böylelikle üçüncü bölümde haber söylemini incelerken kullanılan terim ve yaklaşımların anlaşılması amaçlanmıştır
Karbon nanotüplerinin kiriş modeli ile analizi
Bu tez çalışmasında karbon nanotüplerin farklı yük ve mesnetlenme durumunda statik analizleri yapılmış olup, farklı kesitler için titreşim frekansları hesaplanmıştır. Kullanılan mesnetlenme şekillerinin deplasmanlar üzerine etkisi irdelenmiş olup, grafik ve tablolar halinde sunulmuştur. Benzer şekilde farklı kesitlerin titreşim frekansları üzerinde oluşturduğu etkiler de incelenmiştir. Kirişlerin serbest titreşim denklemi çıkarımında değişkenlerine ayırma metodu kullanılmıştır. Titreşim hesapları için çıkarımlar da bulunulmuş, farklı modlar için grafikler halinde gösterilmiştir. Alınan neticeler ışığında farklı yüklenme ve mesnetlenme için farklı deplasmanlar elde edilmiştir. Benzer şekilde kuvvet etkisindeki kirişin kuvvetin etki ettiği konumla değiştiği, dolayısıyla yük mesafesinin de önem arz ettiği görülmektedir. Titreşim hesabı için mesnet koşullarına göre yapılan analizlerde içi boş veya dolu olmak üzere daire, dikdörtgen, üçgen ve içi dolu I ile altıgen kesitlerde farklı modlara ve periyotlara ulaşılmıştır
Küresel ekonomide dijital oyun endüstrisi: dijital oyun geliştiricileri örneği
Dijital oyun endüstrisi, dijitalleşmeye dayalı önemli endüstrilerden biri olarak, gelişimini teknolojinin değişimine bağlı olarak ilerleten, yaratıcı ve teknik bilgiyi temel alan, dijital ekonominin ihtiyaç duyduğu nitelikli iş gücünü içinde barındıran bir endüstri alanıdır. Dünyada ve Türkiye'de her geçen gün piyasa hacmini artırarak genişleyen dijital oyun endüstrisi, emek ve çalışma biçimlerindeki değişim ve dönüşüm süreçlerinin gözlenebileceği en uygun alanlardan birisi olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu çalışmada, yeni iletişim teknolojilerinin "yeni" ve "dijital" bir ekonomiyi nasıl biçimlendirdiği, emeğin yapısını ve niteliğini nasıl dönüştürdüğü temel sorunsalından hareket edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de dijital oyun endüstrisi içerisinde çalışan oyun geliştiricilerin çalışma koşullarına, kültürüne ve emek süreçlerine yoğunlaşarak, yeni teknolojilerle biçimlenen yeni kapitalizmde emeğin farklılaşan niteliklerini anlamaya çalışmaktır. Emeğin yeniden nasıl biçimlendiği, hangi emek türlerinin ortaya çıktığı, çalışma sürecindeki dönüşümün etkileri, Türkiye'de Dijital Oyun Endüstrisinde Çalışan Oyun Geliştiriciler" örneği üzerinden irdelenerek açıklanmaya çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda, nitel araştırma yöntemi benimsenerek, katılımcılara amaçlı örneklem tekniği ile ulaşılmıştır. Kurumsal firma bünyesinde çalışan, bağımsız/indie ve freelance çalışan Türkiye'deki dijital oyun geliştiriciler ile derinlemesine görüşmeler yapılarak, elde edilen veriler, ilgili literatür ile ilişkilendirilerek analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, yeni iletişim teknolojilerinin "hız", "an", çabukluk", "etkileşimsellik" gibi özelliklerinin, dijitalleşme süreçleri ile yeni ve farklı görünümler aldığını ve yeni bir ekonomiyi biçimlendirdiğini göstermektedir. Yeni ekonomik düzende, özellikle yeni teknolojiler dolayımıyla büyüyen sektörlerde, dijitalleşme süreçleri emek yapısının ve niteliklerinin değişmesine sebep olmaktadır. Bu çalışmada elde edilen veriler; dijital oyun geliştiricilerin emek biçimlerini; "duygusal emek", "yaratıcı emek", "izleyici emeği", "bedava/ücretsiz emek", "dijital emek" bağlamında tanımladıklarını ortaya koymaktadır. Aynı zamanda veriler, dijital oyun endüstrisinin tek bir emek biçimine indirgenemeyeceğini ve dijital oyun endüstrisi özelinde yeni emek ve çalışma biçimlerinin görünür hale geldiğini ortaya koymaktadır
Çorum müzesinde kayıtlı bir satır altı Kur'an tercümesi 2rl-267v3 (Giriş-İnceleme-Metin-Analitik Dizin)
Bu çalışma Çorum Müzesi 10172 numarada kayıtlı, Eski Anadolu Türkçesi ile yazılmış satır altı Kur'an tercümesinin 2r1-267v3 varak ve satır aralığını kapsamaktadır. Çorum Müzesindeki bu nüshanın müstensihi ve istinsah tarihiyle ilgili herhangi bir bilgi yoktur. Nüsha 540 varaktan oluşmaktadır ve her sayfada 8 satır bulunmaktadır. Çalışma Giriş ve üç ana bölümden oluşmaktadır. Giriş kısmında Kur'an tercümelerinin tarihine kısaca değinilmiş, tercüme türleri verilmiş, Doğu Türkçelerine yapılan Kur'an tercümelerinden ve Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait Kur'an tercümelerinden bahsedilmiştir. Yine bu kısımda, Kur'an tercümelerinin dil çalışmaları bakımından önemine değinilerek üzerinde çalışılan nüsha hakkında bilgiler verilmiştir. Birinci bölümde eserin imla, ses ve şekil özellikleri incelenmiş, metinden örnekler verilmiştir. İkinci bölümde Arap harfli metnin alfabe aktarımı yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise metnin kelimelerine anlam verilerek alfabetik dizin hazırlanmıştır. Anlam farklılığı olan kelime grupları ve birleşik yapılar alt maddeler olarak yer almıştır. Çalışmanın amacı üzerinde çalışılan eserin Batı Türkçesi ile yapılmış Kur'an tercümeleri arasındaki yerini tespit etmek, Türkçenin kelime türetme ve ifade gücünü bu eser üzerinden gözler önüne sermek, Eski Anadolu Türkçesi söz varlığına ve sözlükçülük alanına katkı sağlamaktır
Toprak kirliliğine olası etkileri bakımından Antalya-Belek Acısu deresi su kalitesinin dönemsel olarak incelenmesi
Bu çalışmada Antalya ilinin Serik ilçesine bağlı Kadriye mahallesinden geçerek Belek'den denize dökülen Acısu deresinin çevreye ve toprak kirliliğine olası etkilerini ortaya koyabilmek için su kalitesi araştırılmıştır. Mevsimsel değişiklikler göz önünde bulundurularak Acısu deresinden Ağustos 2019 ve Şubat 2020 olmak üzere iki dönemde ve belirlenen 9 farklı örnekleme istasyonundan su örnekleri alınmıştır. Alınan su örnekleri bazı kalite kriterleri ve ağır metaller açısından incelenmiştir. Bu kapsamda su örneklerinin pH ve EC düzeyleri ile toplam N, P, K, Ca, Mg, Na, Fe, Zn, Mn, Cu, Cd, Pb, Ni, Cr, As, Hg, NO3-, CO3-2, HCO3-SO4-2, Cl-, B elementlerinin konsantrasyonları analiz edilmiştir. Acısu deresinin geçtiği bölgelerin etrafında meyve bahçeleri ve seralar gibi tarımsal faaliyet alanları, yerleşim yerleri, atık su arıtma tesisi ve oteller bulunmaktadır. Dere'nin akış hattı boyunca örnekleme yapılan bazı noktalarda kirlilik değerlerinin yükseldiği görülmüştür. Ancak, özellikle arıtma tesisi öncesi (7. ve 8. örnekleme istasyonları) ve arıtma tesisi sonrası 9. örnekleme istasyonundan alınan su örneklerinin EC, toplam N, P, K, Ca, Mg, Na, Fe, Zn, Mn, Cu, Cl-, SO4-2 ve B konsantrasyonları diğer örnekleme istasyonlarından daha yüksek olarak belirlenmiştir. Acısu deresinin bu noktalarında suyun özellikle azot ve fosfor elementleri ile besin zenginleşmesi ile karşı karşıya olmasının ötrofikasyon riskini de beraberinde getireceği açıktır. Ağır metaller açısından değerlendirildiğinde "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği"ne göre Cd, Zn, Mn, Ni ve Cr için 1., Fe için 2., Cu için 3. kalite su sınıfında yer alan değerler tespit edilmiştir. As ve Hg için eseri konsantrasyon saptanmış olup mevcut durumda risk teşkil etmediği belirlenmiştir. Sonuç olarak; Acısu deresi gibi su kaynaklarının kalitelerinin korunması ve kirliliklerinin önlenmesi için 3'er yıllık dönemler gibi belli sürelerde düzenli olarak analizlerle izlenmesi çalışmalarının yapılması son derece önem arz etmektedir