Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Pisum sativum L. ve P. fulvum Sibth&Sm. türler arası melezlemelerinde erkencilikle ilgili QTL'lerin belirlenmesi

    No full text
    Bitkisel üretimde en önemli stres faktörlerinden olan ve küresel ısınma nedeniyle yakın gelecekte artacağı tahmin edilen kuraklık ve yüksek sıcaklık streslerinden kaçınmak için tarımı yapılan bitkilerde erkencilik özelliği önemli bir role sahiptir. Ayrıca, artan insan nüfusunun gelecekteki gıda ihtiyaçlarını karşılayabilmek için süper erkenci bitki çeşitlerine ihtiyaç duyulacaktır. Bu tez çalışması, bahçe bezelyesi (P. sativum L.) ve onun en uzak yabani akrabası (P. fulvum Sibth. et Sm.) arasında yapılan türler arası melezlemeden ilerletilen F2 popülasyonunda, (i) transgresif açılmalar (açılma generasyonlarında her iki anaçtan daha yüksek ve düşük değerli döller) belirlemeyi, (ii) F2 den F5'e kadar transgresif açılmalardan süper erkenci (de novo) döller seçmeyi, (iii) süper erkencilik özelliğinin dar anlamda kalıtım derecesini tahminlemeyi, (iv) önemli tarımsal ve morfolojik özelliklerin erkencilik üzerine doğrudan ve dolaylı ilişkilerini path katsayısıyla irdelemeyi ve (v) F4 rekombinant kendilenmiş hatlarda (RIL) erkencilik dahil önemli tarımsal ve morfolojik özelliklerin SSR markörleriyle haritalamayı amaçlamıştır. F2 popülasyonunda, çimlenmeden sonra 13-17 gün içerisinde çiçeklenen, 18-29 içerisinde bakla bağlayan ve erkenci olan anne ebeveynden çok daha erkenci olup, daha önce bulunmayan süper erkenci bireyler olarak adlandırılan bireyler, F5 popülasyonuna kadar incelenmiştir. F5 popülasyonunda de novo süper erkenci bireyler, kısa gün koşulları altında P. sativum'dan yaklaşık bir ay ve P. fulvum'dan iki ay daha erkenci oldukları belirlenmiştir. Süper erkenci bireyler, çiçeklenme (h2= %82) ve bakla bağlama zamanı (h2= %80) özellikleri bakımından oldukça yüksek dar anlamda kalıtım derecesine sahip oldukları bulunmuştur. Bu durum süper erkenci çeşitlerin geliştirilmesi için açılan popülasyonlarda erken dönemde seleksiyon yapılabileceğini göstermektedir. Çalışma kapsamında süper erkencilik özelliğine ilaveten önemli agro-morfolojik özellikler için de transgresif açılımlar elde edilmiştir. P. sativum ve P. fulvum türler arası melezlemeden tek tohum aktarma yöntemiyle ilerletilen 114 bireyden oluşan F4 RIL popülasyonu, erkencilik ve önemli agro-morfolojik özelliklerin QTL'lerini belirlemek için değerlendirilmiştir. Ebeveynler arasında polimorfik olan kırk dört adet SSR, 7 kromozom üzerinde haritalanarak toplam 262.6 cM uzunluğunda genetik bağlantı haritası oluşturulmuştur. Erkencilik ve önemli agro-morfolojik özellikler için 5 kromozom üzerinde toplam 14 QTL belirlenmiştir. Erkencilik için LG2 üzerinde fenotipik varyansın toplam %26'sını açıklayan iki adet QTL belirlenmiştir. Bitki boyu için LG3 üzerinde fenotipik varyansın %16'sını açıklayan bir QTL, bitkide bakla sayısı için LG2, LG4, LG5 ve LG6 üzerinde toplam 6 QTL belirlenmiştir. Baklada dane sayısı için LG6 üzerinde bir QTL, bakla boyu için LG4 üzerinde bir QTL ve hasat indeksi için LG3, LG5 ve LG6 bağlantı gruplarında yer alan 3 adet QTL belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, erkencilik özelliği için belirlenen QTL'lere yakın ilişkide olan AA205 ve AA372-1 markörleri ve önemli agro-morfolojik özellikler için bulunan QTL'lerdeki yakın ilişkili diğer SSR markörleri gelecekte yapılacak olan markör destekli seleksiyon çalışmalarına önemli katkılar sağlayacaktır. Yabani türlerin kültüre alınmış türlerle melezlenmesinden elde edilen faydalı bireyler, yabani türlerin önemini ortaya koymaktadır

    Etkili okul geliştirmeye ilişkin eğitim yöneticilerinin görüşleri: bir durum çalışması

    No full text
    Bu araştırmada, Antalya ili Muratpaşa ilçesi resmi devlet okullarında görev yapan eğitim yöneticilerinin görüşleri bağlamında etkili okul hakkında düşüncelerini ortaya çıkarmak ve onların etkili okul gelişmeye ilişkin görüşlerini tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışmada nitel araştırma desenlerinden durum çalışmasına bağlı bütüncül çoklu durum deseni kullanılmıştır. Araştırmanın veri toplama tekniği bireysel görüşmedir. Görüşmeler araştırmacı tarafından geliştirilen yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılarak yapılmış olup veri analizinde de betimsel analiz tekniğinden faydalanılmıştır. Araştırma sonucunda eğitim yöneticilerinin çoğunluğunun etkililik kavramı hakkında bilgi sahibi oldukları tespit edilmekle birlikte etkinlik kavramı konusunda ise kavramı sosyal faaliyet olarak algıladıkları tespit edilmiştir. Yöneticilerin görüşlerine göre etkili okulların özelliklerinin öncelikle, okulun eğitim-öğretim hizmetini en iyi şekilde sunması, okul çevre ilişkisine önem vermesi ve okul iklimi ve kültürüne önem verilmesi gerektiği düşünceleri dikkat çekmektedir. Eğitim yöneticilerinin her okulun kendine özgü misyon ve vizyonlarının olduğunu düşünmeleri, etkili ve verimli olabilmenin ancak ihtiyaçlara göre belirlenmiş vizyon ve misyonla sağlanabileceği, okulların etkili olabilmesi için fiziksel ihtiyaçların, sınıfların bakımı ve materyallerin tüm paydaşlarla işbirliği içinde tamamlanması gerektiği vurgulanmıştır. Katılımcılar etkili okulda disiplin, ceza ve ödülün esnek bir eğitim ortamıyla iç içe olması gerektiğini ve okul iklimi ve kurum kültürü kavramlarının önemini vurgulayarak ihtiyaç odaklı bir planlamaya değinmişlerdir. Bu araştırmada son olarak, etkili okulların rutin davranışların dışına çıkılmasının, öğrencilere farklı eğitim ortamları sunmalarının, ekstra çalışmalar yapılmasının öneminden bahsedilmiş olup, öğrencilerin istendik yönde değişimleri ve kendilerini gerçekleştirmelerinin bu farklılıklara bağlı olduğu sonuçlarına varılmıştır. Etkili okulun paydaşlarının farklı beklenti ve ihtiyaçlarını karşılarken motivasyonun önemli olduğu, ancak pozitif iletişim ve işbirliği ile pozitif pekiştirmenin sağlanabileceği vurgulanmıştır. Etkili okulda rastgele hedeflere ulaşılmadığını, okulların yapı ve misyon-vizyonuna göre açık ve net kriterlerin gerekliliğinden bahsedilmiştir. Etkili okulların, değişimin gerekliliği ve vazgeçilmezliği üzerinde yoğunlaşıp etkili olabilmesi için değişimlere ayak uydurması gerektiği sonucuna varılmıştır. Eğitim yöneticilerine göre eğitim örgütlerinde denetimin eksikliği bir kez daha ortaya çıkmış olup, etkili okul olma yolunda en büyük eksikliğin bu boşluktan doğduğu gerçeği hassasiyetle vurgulanmıştır

    Mesleki profesyonelleşme: insan kaynakları yönetimi alanında bir araştırma

    No full text
    Bilgi toplumu süreçlerinin gelişimi ve küreselleşme etkileriyle ihtiyaç duyulan işgücünün nitelikleri köklü bir değişikliğe uğramıştır. İşler için gerekli yetenek ve becerileri belirlemek, bunlara sahip olan kişileri işe almak ve elde tutmak günümüzde oldukça zorlaşmıştır. İnsan Kaynakları Yönetimi (İKY) çalışanların işe yerleştirilmesinin yanı sıra oryantasyon, ücretlendirme, özlük işleri, performans değerlendirme ve eğitim gibi oldukça geniş kapsamlı bir faaliyetler bütününden sorumludur. Bu sebeple İK alanında mesleki profesyonelleşmenin de önemi artmıştır. Profesyonelleşme bir mesleğin yeterliğinin gelişimine dair sosyal bir süreçtir ve literatürde bu konuyu ele alan çeşitli yaklaşımlar vardır. Bu yaklaşımlar arasından en bilinenler nitelik, süreç ve güç yaklaşımlarıdır. Süreç yaklaşımı mesleğin profesyonelleşebilmesi için tarihsel olarak belirli aşamalardan geçmesi gerektiğini savunurken, nitelik yaklaşımına göre mesleğin profesyonel olarak tanımlanabilmesi için bazı niteliklere sahip olması gerekmektedir. Güç yaklaşımı ise profesyonel mesleklerin, ekonomik ilişkilerini sürdürürken toplumda oluşturdukları güvenin önemini vurgulamaktadır. Bu çalışmada İKY alanında mesleki profesyonelleşme; süreç, nitelik ve güç yaklaşımları açısından incelenmiştir. İKY alanındaki profesyonelleşmenin belirlenmesi, değerlendirilmesi ve ilgili kesimlere içinde bulunduğumuz toplumsal bağlamda İKY alanını anlamayı sağlayacak bilgiler sağlanması amacıyla konu, meslek niteliklerini ve tarihsel gelişim sürecini kapsayan teorik bir çerçevede ele alınmıştır. Böylece bir meslek alanı olarak İKY'nin pratikte nasıl hayata geçtiği, hangi niteliklere sahip olduğu ve profesyonelleşme sürecinin hangi aşamasında olduğu anlaşılmaya çalışılmıştır. Bu amaçla, Antalya'da faaliyette bulunan firmalarda görev yapan 15 İK yöneticisinden derinlemesine mülakatlarla elde edilen verilere dayalı bir alan araştırması gerçekleştirilmiştir. Mülakat verileri betimsel analiz tekniği ile analiz edilmiştir. Elde edilen veriler eğitim, etik, sosyalleşme, özerklik, örgütlenme, meşruluk, kimlik, statü ve saygınlık başlıkları altında ele alınmış ve katılımcıların kendi alanlarının mesleki profesyonelleşmesini nasıl yorumladıkları değerlendirilmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde meslek kavramı, meslek, birey ve toplum ilişkisi ile mesleki profesyonelleşmeye dair kavramsal bir çerçeve oluşturulmuş ve profesyonelleşme yaklaşımları meslekler sosyolojisi çerçevesinde ele alınmıştır. İkinci bölümde İKY ve profesyonelleşme ilişkisine dair mevcut literatür sunulmuştur. Üçüncü bölümde, İKY alanındaki mesleki profesyonelleşmeyi nitelik ve süreç yönleriyle anlamak üzere insan kaynakları yöneticileri ve uzmanlarıyla yapılan görüşmelerin bulguları analiz edilmiş ve yorumlanmıştır

    II. Abdülhamid dönemi muhafız taburu: Ertuğrul Süvari Alayı

    No full text
    Tarihte öğrenilen her yeni bilgi bir öncesini çürütmekle birlikte kişiye veya topluma farklı bakış açıları kazandırmaktadır. Edinilen bilginin doğruluğu kaynaklar tarafından yansıtılmayıp, kanıtlanmadıkça yanlış bilinen bilgiler çoğalarak toplumda dağılmaktadır. Bunun önüne geçmek maksadıyla II. Abdülhamid dönemi muhafız taburlarından Ertuğrul Süvari Alayı'nın ele alındığı bu çalışmada askeri tarihin karanlık kalmış bir takım bölümlerine ışık tutmak, saklı bilgilerin gün yüzüne çıkarılmasını sağlamak amaçlanmıştır. Gelişen askeri teknolojilere rağmen Muhafız Taburları sembolik bile olsa hala varlığını devam ettirmektedir. Bu durumun sembolik bir hal alması devletin güçlü bir geleneksel yapıya sahip olduğunun aynı zamanda bir kanıtıdır. Bu geleneğin temellerine göz atarak, yakın bir dönemde teşkil edilmiş bulunan atlı birliklerin önemi gözler önüne serilmektedir. Tümdengelim yönteminin kullanıldığı tezde dönem şartları, Osmanlı askeri düzeninin geçirdiği evrim aktarılmıştır. Nitel veri toplama yöntemi kullanılarak hazırlanan bu tezde olabildiğince nesnelliğe önem verilmiştir. Bilimsel araştırmaların gereği olarak sistematik bir veri toplama amacı güdülmüştür. Temel, birincil ve ikincil kaynaklar kullanılmıştır. Osmanlı belgelerinin ihtiva ettiği bilgilere dayandırılması amaçlanan tezde belgelerin bir kısmının bulunamadığına binaen varolan bilgiler arası bağlantı çözümlemesi yapılmış ve ayrıca ikincil kaynaklar arasında çıkarım yapma yolu tercih edilmiştir. Osmanlı arşiv belgelerinin önemi tezde bir kez daha görülmekle birlikte eksik çoğu belgenin varlığı hissedilmektedir. Tarihin karanlık bir dönemi olan 31 Mart hadisesine ilişkin bulgular değerlendirilip, tez çalışmasına eklenmiştir. Bu dönemde yaşanılan ihtilaf ise dönemi anlatan anılar ve Osmanlı belgeleri yer yer çelişmiştir. Her iki bilgiye de yer verilerek, aradaki ihtilaf gözler önüne serilmiştir

    Kısıntılı sulamanın farklı kavun (Cucumis melo L.) çeşitlerinin verim ve kalite özelliklerine etkisi

    No full text
    Bu araştırmada üç farklı kavun (Westeros, Burak ve Ünlü) çeşidinin; su ihtiyacının tam ve kısıntılı karşılandığı koşullarda verim ve kalite parametreleri açısından performanslarının belirlenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Antalya-Alanya karayolu üzerinde, Antalya ilinin 20 km doğusunda bulunan Batı Akdeniz Tarımsal Araştırma Enstitüsü (BATEM) Aksu yerleşkesinde 2018 ve 2019 yılları arasında iki yıl süre ile tarla koşullarında yürütülmüştür. Bitki materyali olarak Westeros, Burak ve Ünlü olmak üzere üç farklı kavun çeşidi kullanılmıştır. Araştırma dört farklı sulama seviyesine (%100, %80, %60 ve %40) göre sulamalar planlanmıştır. %100 sulama seviyesinde (I100), elverişli su tutma kapasitesinin %30-40'ı tüketildiğinde, eksilen suyu tarla kapasitesine tamamlanacak şekilde sulama yapılmıştır. Su kısıntısı uygulanan konulara, %100 konusuna (I100) uygulanan su miktarının %80 (I80), %60 (I60) ve %40'ı (I40) kadar su uygulanmıştır. Toprak su içeriği gravimetrik yöntemle takip edilmiştir. Sulama yöntemi olarak damla sulama yöntemi kullanılmıştır. Araştırma; 4 sulama seviyesi ve üç kavun çeşidi olmak üzere 4x3 faktörün kombinasyonu ile 12 konudan oluşmuştur. Her konu üç yinelemeli olarak tesadüf bloklarında faktöriyel deneme desenine göre arazide uygulanmıştır. Araştırmanın ilk yılında (2018) uygulanan sulama suyu miktarı kavun çeşitlerine ve sulama seviyesine bağlı olarak 75.1 ile 144.9 mm arasında değişim göstermiştir. Araştırmanın ikinci yılında (2019) uygulanan sulama suyu miktarları 91.3 mm ile 204.5 mm arasında olmuştur. Araştırmada elde edilen bitki su tüketimi (ET) değerleri 301 mm ile 214 mm arasında değişim göstermiştir. Ortalama meyve ağırlığı değişimi 3251 g ile 4466 g arasında olmuştur. 2018 yılında yapılan ölçümlerde çeşitlere ait yaprak su potansiyeli (YSP) değerleri -0.3 ile -1.6 bar arasında değişmiştir. 2019 yılında yapılan ölçümlerde çeşitlere ait YSP değerlerinin -0.3 ile -1.3 bar arasında değiştiği belirlenmiştir. Araştırmada ölçülen stoma iletkenliği değerleri 189 mmol m-2s-1 ile 681 mmol m-2s-1 arasında değişim göstermiştir. Çeşitlere ait en yüksek verim değerleri %100 sulama seviyelerinde gerçekleşmiştir. Westeros çeşidinde belirlenen en yüksek verim 4511 kg da-1, Ünlü çeşidinde 4175 kg da-1 ve Burak çeşidinde 3980 kg da-1 olmuştur. Meyvede en yüksek briks oranı 8.9 olarak belirlenirken en düşük biriks oranı 5.2 olarak tespit edilmiştir. Sulama seviyelerine ile briks ortalamaları karşılaştırıldığında en düşük briks oranı %100 sulama seviyesinde olmuştur. Araştırmada elde edilen sonuçlara göre Antalya yöresinde açıkta yetiştirilen ve damla sulama sistemi ile sulanan Kırkağaç tipi kavunda kısıntı uygulanmayan koşullarda mevsimlik sulama suyu miktarı 145 ile 205 mm arasında değişmektedir. Antalya koşullarında kavunda uygulanması gereken ideal sulama suyu miktarında, %20 su kısıntısı uygulandığı koşullarda, I80 konusunda, verimde önemli bir azalma olmamıştır. Aksine su kısıntısı oranı arttırıldığında I60 ve I40 konularında, briks değerlerinde ve sulama suyu kullanım etkinliği değerlerinde I100 konusuna kıyasla istatistiki olarak önemli bir artış meydana gelmiştir. Ancak %40 ve %60 oranlarında su kısıntısı uygulandığı koşullarda verimde önemli miktarda azalma meydana gelebilmektedir. Bu nedenle Antalya koşullarında kavun yetiştiriciliğinde su kaynaklarının sınırlı olduğu koşullarda, uygulanması gereken ideal sulama suyu miktarında %20 oranında kısıntı uygulanması önerilebilir

    Şanlıurfa ili Ayaklı bölgesinde yapay ve doğal radyoaktivite ölçümleri yapılarak çevresel faktörlerin radyolojik yapıya etkisinin incelenmesi

    Get PDF
    Bu çalışmada Şanlıurfa ilinin Viranşehir ilçesine bağlı Ayaklı bölgesinin toprak örneklerindeki 238U, 232Th ve 40K radyoizotoplarının konsantrasyonları gama ışını spektrometresi kullanılarak incelenmiştir. 238U, 232Th ve 40K'un radyoaktivite konsantrasyonu ortalamaları sırasıyla 24,89; 35,23; 310,76Bq/kg ve fisyon ürünü olan 137Cs radyoizotopunu konsantrasyonu 7,81Bq/kg olarak ölçülmüştür. Elde edilen aktivite konsantrasyonları kullanılarak Havadaki Soğurulan Doz Hızı (D), Radyum Eşdeğer Aktivitesi (Raeq), Dış Tehlike Endeksi (Hex) ve Yıllık Etkin Doz Eşdeğeri (AEDE) hesaplanmış olup, havadaki Soğurulmuş Doz Hızı ortalaması 46,29nGy/saat bulunmuştur. Bütün Dış Tehlike Endeksi değerlerinin sınır değeri olan 1' den küçük olduğu gözlenmiştir. Sonuçlar daha önce yapılan çalışmaların yanı sıra uluslararası kuruluşların insan sağlığı açısından belirledikleri sınır değerleri ve ortalama değerler ile karşılaştırılmıştır. GDR: 46.34 nGy/h, REA: 99.20Bq/kg, AEDE(Yetişkinlerde): 56,83 μSv/yıl. Bu çalışmada ayrıca, bölgenin doğal sınırlar içinde bir arka plan radyasyon düzeyine sahip olduğu bulunmuştur

    Devletin tapu sicilinin tutulmasından doğan zararlardan sorumluluğu

    No full text
    Tapu sicili, taşınmaz üzerinde bulunan hakları ve taşınmazın yasal statüsünü yansıtan bir sicildir. Tapu sicili, devlet dışında herhangi bir kişi veya kurum tarafından tutulamayacak kadar önemli olup, aynı zamanda resmi sicil niteliğine sahiptir. Tapu sicili ile ilgili faaliyetlerin hakka ve hukuka uygun şekilde gerçekleştirilmesi, hem birey hem de toplum menfaatini korumaktadır. Aksi halde, sicile güvenerek işlem yapan bireyler zarara uğrayabilir. Bu nedenle, tapu siciline güvenin korunması maksadıyla, tapu siciline güvenerek işlem yapan ve zarara uğrayanların zararlarının karşılanması gerekir. Bu nedenle yasa koyucu, TMK. m. 1007 hükmü uyarınca, tapu sicilinin hukuka aykırı tutulmasından kaynaklanan tüm zararlardan devleti sorumlu tutmuştur. Bu suretle, tapu siciline duyulan güven teminat altına alınmıştır. Çalışmanın, "Tapu Sicilinde Genel Bilgiler" başlıklı birinci bölümünde, tapu sicilinin tanımı açıklanarak, sicil ile ilgili unsurlar ve sicilin tutulması usulü anlatılmıştır. Yine, sicile yapılan kayıtlar ve iyi niyetle ayni hak kazanımının korunduğu durumlar izah olunmuştur. Sonrasında, "Tapu Sicilinin Tutulmasından Doğan Sorumluluk" başlıklı ikinci bölümde, devletin sorumluluğunun doğabilmesi için gereken unsurlar ve devletin sorumluluğunun haksız fiil sorumluluğu olması nedeni ile aranacak olan unsurlar, detayları ile açıklanmıştır. Bunlar, sicilin tutulması, hukuka aykırılık, zarar ve illiyet başlıklarında kapsamlı şekilde ele alınmıştır. Akabinde, TMK. m. 1007 hükmünün ne şekilde düzenlendiği, mülga Medeni Kanun'un 917. Maddesinden farklı olarak ne yenilik getirdiği, AİHM ve Yargıtay kararı ile örneklendirilerek açıklanmıştır. Devamında ise, kusursuz sorumluluk kavramı ve asli sorumluluk kavramı ile haksız fiil sorumluluğu kavramları açıklanmıştır. Sicile yapılan kayıtların hukuka aykırılık halleri ile hukuka aykırılığı tartışmalı olan haller irdelenmiştir. "Sorumluluktan Doğan Hukuki Sonuçlar" başlıklı üçüncü bölümde ise, devlete karşı açılacak davalar ile devletin sorumlulara karşı açacağı davaların hukuki nitelikleri incelenmiş olup, sonrasında, her iki dava türünde hangi mahkemelerin görevli ve yetkili olduğu, zamanaşımı süreleri, taraf teşkili ile davalarda hükmolunacak tazminatın nasıl belirleneceği soruları, uyuşmazlık mahkemesi ve Yargıtay kararları ile uygulamadaki duruma ışık tutularak örnekler verilmek sureti ile açıklanmaya çalışılmıştır. Son olarak ise, devlete karşı açılacak bu davalarda arabuluculuk dava şartı hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağı irdelenmiştir

    Automatic recognition of lymph node metastasis of bladder cancer with artificial intelligence

    No full text
    Yapay zekânın önemli bir alt başlığı olan derin öğrenme, sağlık hizmetlerinde önemli gelişmelere ve kolaylaştırmalara olanak tanımaktadır. Bu bağlamda derin öğrenme yöntemleri kullanılarak geliştirilen sağlıkla alakalı uygulamalar gün geçtikçe artmaktadır. Kanserli hücrelerin tespiti, tıbbi görüntüleme, hastalıkları öngörmek ve hastalıkların bulut sistemlerinde kayıtlarının alınması gibi çalışmalar buna örnek olarak verilebilir. Özellikle hastalıklı ve kanserli hücrelerin tespiti büyük öneme sahiptir. Çünkü tıbbın en önemli kuralı olan "erken teşhis hayat kurtarır" dan yola çıkıldığında, kanserli hücrelerin yapay zekâyla erken teşhis edilmesi hastaların hayata döndürülmesine büyük katkı sağlamaktadır. Çok çeşitli kanser türü olmakla beraber mesane kanseri en sık görülen kanser türlerinden biridir. Daha geniş bir doku alanına yayılan kanserli hücrelerin yanında küçük boyutlu tümör hücrelerini de içeren mesane kanseri teşhis edilmesi zor bir kanser türüdür. Bu araştırmada, mesane kanseri tümörlerinin lenf nodu metastazlarının derin öğrenme kullanılarak tespit edilmesi amaçlanmıştır. Yapılan deney ve eğitimlerde büyük alanlara yayılmış kanser hücreleri derin öğrenme modeliyle büyük ölçüde tespit edilebildiği halde küçük alana yayılan tümörlerde bu başarı düşüktür. Bu çalışmanın asıl amacı, Mask R-CNN algoritması kullanılarak büyük tümörlü alanlarda elde edilen başarılı tanıma sonuçlarının, modelin tanıma oranının düşük olduğu küçük tümörlü alanlarda da aynı ya da yakın bir oranla elde edilmesidir. Böylece uzun, zorlu çalışma saatleri ve oldukça yüksek hasta sayısına sahip olan doktorların, gözden kaçırabileceği küçük tümör alanlarının daha yüksek oranda tanınmasıyla doktorlara büyük kolaylık sağlanacaktır. Çalışma için özel oluşturulan veri seti, ResNet modelini kullanan Mask R-CNN algoritması ile test edilmiştir. Test sonuçlarında büyük alana yayılmış tümörlü hücrelerde kayda değer başarı sağlanırken küçük alanlarda modelin aynı başarıyı elde edemediği gözlenmiştir. Bu amaçla modelin aşama ve katman sayılarında değişiklikler yapılarak ve küçük bir veri setine rağmen küçük tümör alanlarında önemli bir tanıma artışı elde edilmiştir

    Endo H ile deglikozile edilmiş PA83 ve PA83 antijenlerinin farklı varyantlarının Anti-PA83 monoklonal antikorları ile bağlanma afinite çalışmaları

    No full text
    Şarbon, Bacillus anthracis bakterisinin neden olduğu, hem insanları hem de hayvanları etkileyen ve tedavi edilmezse ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. Şarbona karşı güvenli, düşük maliyetli, uzun süreli stabil ve yüksek oranda immünojenik bir aşı geliştirmek çok önemlidir. B. anthracis'in rekombinant koruyucu antijeni (PA), Şarbona karşı potansiyel bir aşı adayıdır. Rekombinant protein ekspresyon sistemleri arasında yer alan bitkiler, diğer ekspresyon sistemlerine kıyasla düşük maliyetli ve uygun güvenlik profillerine sahip büyük biyo-fabrikalar olarak kullanılabilir. Bitkiler ökaryotik bir translasyon sonrası modifikasyon mekanizmasına sahip olduklarından, rekombinant proteinler, geçici gen ekspresyon yöntemi kullanılarak üretilebilir. Bununla birlikte, koruyucu antijen, bakteriyel bir proteindir ve konağında bir glikoprotein değildir. Mamedov ve ark. 2017'de yapılan çalışmalarda, biyolojik olarak aktif deglikosile edilmiş PA, koruyucu antijen PA ve peptid-N-glikosidaz F (PNGase F) enziminin birlikte ekspresyonu ile üretildi. Bu çalışmada, Endo H ile deglikosile edilmiş koruyucu antijen PA'nın ve ayrıca diğer PA varyantlarının, laboratuvarımızda bitki tarafından üretilen anti-PA83 monoklonal antikoru ve ayrıca ticari olarak satın alınan anti-PA mAb ile bağlanma afinite çalışmalarını gerçekleştirdik. Bitki tarafından üretilen Endo H ile deglikosile edilmiş PA83, PA83'ün diğer varyantlarıyla karşılaştırıldığında güçlü afinite göstermiştir. Ek olarak, Nicotiana benthamiana'da Endo H ile deglikosile edilmiş PA83'e karşı üretilen anti-PA83 mAb, ticari anti-PA mAb'ye kıyasla daha yüksek afinite gösterdi

    Babası hayatta olmayan ortaokul son sınıf öğrencilerine yönelik fenomenolojik bir araştırma

    No full text
    Bu tez çalışması babası hayatta olmayan ortaokul son sınıf öğrencilerinin Lise Giriş Sınavına yönelik görüşlerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemi kullanılarak Yorumlayıcı Fenomenolojik Analiz deseni uygulanmıştır. Ayrıca araştırmada, amaçlı örnekleme çeşitlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi yöntemi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2019-2020 eğitim-öğretim yılında sekizinci sınıf olup LGS' ye giren 2020-2021 eğitim öğretim yılında dokuzuncu sınıf olan sadece devlet okullarında eğitim alan öğrenciler ve onların velileri oluşturmaktadır. Antalya ili sınırları içinde 2 merkez ilçede okuyan ve babası hayatta olmayan 10 öğrenci ile 10 veli çalışma grubunda yer almaktadır. Veriler araştırmacı tarafından hazırlanan yarı yapılandırılmış soru formu kullanılarak, 15-45 dakika arasında gerçekleştirilen derinlemesine görüşme tekniği ile elde edilmiştir. Verilerin çözümlenmesi amacıyla; tema analizi, betimsel analiz ve içerik analizi teknikleri kullanılmıştır. Araştırma sonuçları, konuya ilişkin öğrenci ve veli görüşlerini yansıtan bulgulardan oluşmaktadır. Bu bulgular, öğrencilerin baba kaybı ve eğitim durumu hakkındaki görüşlerinin yanı sıra velilerin öğrenciler hakkındaki başarı durumlarına etki eden baba kaybı ve öğrencinin sınav başarısı arasında ilişkiye dair ifadeleri içermektedir. Yapılan görüşmeler sonucunda Fen Lisesi, Anadolu Lisesi, Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi, Anadolu İmam Hatip Lisesi ve Mesleki Eğitim Merkezine giden kız ve erkek öğrencilerin oluşturduğu örneklemde baba kaybı ile sınav başarısı arasında bir ilişki kurulamamıştır. Ayrıca erkek ve kız öğrenciler için baba kaybı ile sınav başarısı arasında da ilişki bulunamamıştır. Sonuç olarak iki cinsiyet için eğitim durumunu belirleyen faktörlerin kişilik özellikleri, yetenekleri, sorumluluk duygusu gibi iç kontrol mekanizmaları olduğu görülmüştür

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇