Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Dijitalleşen medya ve yarattığı yeni şiddet alanı: Dijital şiddet

    No full text
    Şiddet kavramı, doğası gereği toplumsal yaşamın her döneminde var olmakta ve 21. yüzyılın en önemli sorunlarından birisi olarak seyretmektedir. Şiddet, bu seyrini yaygınlaştırırken medya da bunun en önemli aktarıcısı konumunda yer almaktadır. Dijitalleşme ile birlikte medya kavramı kesin çizgilerle ayrılırken aynı şekilde medyanın sunduğu şiddet üzerinde de hem kavramsal hem de uygulama bağlamında farklılaşmalar söz konusu olmuştur. Dijitalleşmenin etkilerinin görüldüğü medya, dijital medya olarak hayatımıza girdiği gibi şiddetin de artık dijital bir yönünden bahsetmek bir zorunluluk haline gelmiştir. Dolayısıyla dijital medyanın öncesi diye nitelendirebileceğimiz geleneksel medya üzerinden aktarılan tek tip şiddet söylemleri artık dijital medya beraberinde yalnızca söylem olmaktan çıkmış, uygulanma açısından bireylerin yaşamlarını doğrudan tehdit edici risk faktörlerini beraberinde getirmiştir. Öte yandan medyanın Web 2.0 ile birlikte olan dijital dönüşümü, bireylerin medya ortamlarındaki rollerine etki etmiştir. Medya mesajlarının yalnızca medya temsilcileri tarafından gönderildiği tek yönlü bir iletişim döneminden artık internet erişimine sahip olan her bir bireyin medya mesajlarını yalnızca almadığı, aynı zamanda mesaj gönderen konumunda olduğu bir döneme geçiş yaşanmıştır. Dolayısıyla dijital medyada önü alınmaz bir etkileşim gerçekleşmiş ve bu etkileşim bireylerin şiddet içeren davranışlarını medya ortamlarında sergilemelerine sebep olmuş ve buna binaen dijital şiddet adı verilen yeni bir şiddet türü ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda bireylerin internet ve cep telefonu kullanımı sırasında dijital şiddet ile karşılaşma oranları, dijital şiddete verdikleri tepkiler, dijital şiddet sorunu ile nasıl baş ettikleri ve bu noktada herhangi bir yerden ya da kişiden yardım talep etmeme nedenlerini incelemek bu araştırmanın temel amacıdır. Nicel araştırma yaklaşımlarından anket yöntemi kullanılarak 13 yaş üstü internet kullanıcıları üzerinden yapılan bu araştırmada en sık karşılaşılan dijital şiddet örneğinin 'rahatsız edici/istenmeyen mesajlar gönderilmesi' olduğu tespit edilmiştir. Dijital şiddete maruz kalındığında en fazla verilen tepkinin 'sinirlenme/öfkelenme'; en fazla alınan önlemin 'kişileri engelleme' ve yardım talebinde bulunmama nedeni olarak ise bireylerin çoğunlukla 'kendi başına idare ettikleri' gözler önüne serilmiştir

    Okul öncesi dönemde uygulanan planla-yap-değerlendir rutinlerinin çocukların problem çözme becerilerine etkisinin incelenmesi

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, okul öncesi dönemde uygulanan planla-yap-değerlendir rutinlerinin çocukların eğitim sürecini değerlendirilmesinin problem çözme becerilerine etkisini incelemektir. Bu araştırma, nicel araştırma yöntemi olan kontrol gruplu ön test-son test araştırma modeli ile yürütülmüştür. Araştırmanın çalışma grubunu Antalya ilinin Konyaaltı ilçesinde Milli Eğitim Bakanlığına bağlı anaokulunda eğitim alan 5 yaşında deney ve kontrol grubu olmak üzere toplam 40 çocuk oluşturmaktadır. Veri toplama araçları olarak, Aydoğan, Ömeroğlu, Büyüköztürk ve Özyürek (2012) tarafından geliştirilen "Problem Çözme Becerileri Ölçeği" (4-7 yaş) (PÇBÖ) kullanılmıştır. Normal dağılım gösteren veriler parametrik yöntemlerle, normal dağılım göstermeyen veriler parametrik olmayan yöntemlerle analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre; deney grubunda yer alan çocuklara uygulanan ön-son test ölçek puanları arasında anlamlı bir farklılık bulunmuştur. Kontrol grubunda yer alan çocuklara uygulanan ön-son test ölçek puanlarında 'problemin çözümü için bilgilerin yeterliliğine karar verme' alt boyutunda anlamlı bir farklılık tespit edilirken, 'problemin nedenin tahmin etme' alt boyutunda pozitif ya da negatif yönlü anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Kontrol grubuna ait 'problem hakkında sorular sorma, problemin ögelerini tanımlama, nesnelerin bilinenden farklı, birtakım eylemlerin sonucunu tahmin etme, en uygun çözümü bulma, birçok olası çözüm arasından en alışılmadık çözümü seçme, çocukların problemi fark etme ve problemi tanımlama' ön-test ve son-test puanları arasında anlamlı bir farklılık tespit edilmemiştir. Deney ve kontrol grubunun son test puanları karşılaştırıldığında; problem çözme becerileri toplam puanları, problem hakkında sorular sorma, problemin ögelerini tanımlama, nesnelerin bilinenden farklı kullanımı ve birçok olası çözüm arasından en alışılmadık çözümü seçme son-test puanları arasında anlamlı bir farklılık olduğu belirlenirken; 'problemi fark etme, problemin çözümü için bilgilerin yeterliliğine karar verme ve bir takım eylemlerin sonucunu tahmin etme' alt boyutları son-test puanlarının anlamlı bir farklılık göstermediği belirlenmiştir. 'Problemi tanımlama, problemin nedenini tahmin etme ve en uygun çözümü bulma' alt boyutlarında ise deney ve kontrol grubundaki çocukların son test puanlarında anlamlı bir farklılık olduğu belirlenmiştir. Sıra ortalamaları incelendiğinde deney grubunda yer alan çocukların son-test puanlarının ortalamalarının söz konusu alt boyutlarda daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Deney grubundaki çocukların son test puanları cinsiyete göre incelendiğine anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. İlgili literatüre dayanılarak araştırmanın bulguları tartışılmıştır. Gelecekte yapılacak teorik ve uygulamalı araştırmalar için öneriler sunulmuştu

    Ekşi hamur ekmeklerinin üretiminde kullanılmak üzere bir sıvı ekşi hamur mayasının geliştirilme imkanlarının araştırılması

    No full text
    Fırıncılık endüstrisinde ekşi hamurun kullanılması geleneksel yöntemle oldukça maliyetli ve zaman alıcı olmaktadır. Gelişen teknoloji ile birlikte gıda endüstrisindeki bu sorunun aşılması ve ekşi hamurun daha efektif kullanılması amacıyla geleneksel ve starter kültür ekleme yöntemiyle elde edilen ekşi hamurlar, sıvı hale getirilerek veya kurutularak kullanılmaya başlanmıştır. Bu tez çalışması ile doğal bir mikrofloradan sıvı ekşi hamur mayası oluşturulması ve bu mayanın depolanarak endüstriyel fırınlarda ekmek üretimi için kullanılabilme imkanlarının araştırılması amaçlanmıştır. Bu amaçla, 4 farklı sıvı ekşi ferment oranı (%0, 10, 20, 30) ve 4 farklı son fermantasyon süresi (45, 90, 135, 180 dk.) kullanılarak ekşi hamur ekmeği üretimi gerçekleştirilmiştir. Ekşi hamur, sıvı ekşi ferment ve ekşi hamur ekmeklerine kalite özelliklerinin belirlenmesi için bazı fiziksel, kimyasal ve mikrobiyolojik analizler yapılmıştır. Ayrıca üretilen sıvı ekşi ferment 1 ay süresince depolanmış ve haftalık olarak özellikleri takip edilmiştir. Yapılan analizler ve değerlendirmeler sonucunda, üretilen olgun ekşi hamur örneklerin toplam titrasyon asitliğinin laktik asit cinsinden %1.34 ile 1.10, pH değerlerinin 3.56 ile 3.67 arasında, laktik asit bakterileri sayısının 8.68 ile 8.23 log kob/g arasında ve maya sayısının ise 6.60 ile 6.45 log kob/g değerleri arasında değiştiği tespit edilmiştir. Sıvı ekşi fermentin 15 saatlik fermantasyonu boyunca periyodik olarak takip edilen toplam titrasyon asitliği değerleri ortalamasının %0.31 değerinden 0.75 değerine yükseldiği, pH değerleri ortalamasının 4.74 değerinden 3.65 değerine düştüğü, laktik asit bakterisi sayıları ortalamasının 8.04 değerinden 9.31 log kob/g değerine yükseldiği ve maya sayıları ortalamasının ise 7.84 değerinden 5.72 log kob/g değerine düştüğü tespit edilmiştir. Ekşi hamur ekmeklerinin 5 puanlık hedonik skalaya göre duyusal olarak değerlendirilmesi sonucunda tüm örneklerin, tüm duyusal parametrelerde 3 ve daha yüksek puanlarla değerlendirildiği ve bu nedenle duyusal olarak kabul edilebilir bulunduğu tespit edilmiştir. Bu çalışma ile ekşi hamurlardan endüstride kullanıma uygun olan bir sıvı ekşi ferment geliştirilmiş, bu sıvı ekşi ferment buzdolabı şartlarında 1 ay süre ile depolanmış, mikroorganizma açısından içeriğini koruduğu tespit edilmiş, sıvı ekşi ferment kullanılarak duyusal olarak kabul edilebilir ekşi hamur ekmekleri üretilmiş ve bu sıvı ekşi fermentin endüstride ekşi hamur ekmeği için kullanılabileceği sonucuna varılmıştır

    Klasik dönem'de kaçırma sahnelerini konu alan arkeolojik materyal üzerinden eril tahakkümün sorgulanması

    No full text
    Antik Yunan mitolojisi ve edebiyatı, günümüzde bakıldığında "tecavüz" olarak nitelendirilebilecek pek çok olayı içinde barındırır. Bu mitlerde, tanrı ve tanrıçaların cinsel arzuları genellikle bir kadının veya erkeğin kaçırılmasıyla sonuçlanır. Bu sahneler literatürde "tecavüz", "takip" veya "kaçırma" olarak tanımlanmıştır. Bütün bu ifadeler tasvir sanatlarında da kendine yer bulmuştur. Çalışmanın ana tartışması, antik toplumlarda görsel sanatta toplumsal cinsiyet ve temsil arasındaki ilişkidir. Tezin ana sorusu; günümüzde kabul edilen cinsellik kavramından hareketle Antik Çağ'da Ege dünyasında cinsel şiddetin kabullenildiğini söyleyebilir miyiz?'dir. Tez içerisinde odak noktası olan maddi verilerin değerlendirilmesinde postmodern feminist teorinin cinsellik, temsil ve toplumsal cinsiyete yaklaşımlarından, sosyal antropoloji, psikoloji ve medya çalışmalarından yararlanılmıştır. Aynı zamanda Yunan mitolojisi ve edebiyatına da yer verilecektir. Cinsellik, toplumsal cinsiyet ve temsil arasındaki ilişki birçok araştırmaya konu olmuştur. Tez, çağdaş teorik tartışmaları dikkate alarak arkeolojik malzemeyi analiz edecektir. Ayrıca, geçmişi bugünden anlamaya, tanımlamaya ve yorumlamaya çalışırken, içinde yaşadığımız toplumun ve dönemin geçmişe bakışımızı nasıl etkilediğine dair eleştirel bir çalışma olmayı hedeflemektedir. Tez, en geniş anlamıyla post-süreçsel arkeoloji kapsamında geliştirilen toplumsal cinsiyet arkeolojisi ve feminist arkeoloji çalışmalarının kuramsal yönelimi kullanır. Yayınlanmış malzemeye dayalı bir derleme olan çalışma, arkeolojik malzemeyi ön planda tutarak konuyu ele alır. Bu çalışmanın temel katkısı, tecavüz, kaçırma veya takip olarak tanımlanan sahnelerin temsil ve toplumsal cinsiyet bağlamında daha kapsamlı bir şekilde incelenmesidir. Sonuç olarak sahneler, dönemin ideolojisinin yansıtıldığı ve tahakkümün sembolik olarak inşa edildiği yerler olarak çözümlenmişti

    Probiyotik bakterilerin farklı süt türlerinde aflatoksin M1 detoksifikasyon kapasitelerinin belirlenmesi

    No full text
    Sütün besleyici değeri ve sağlığa faydalarının yanı sıra sütte bulunan aflatoksin M1 (AFM1) insan sağlığını tehdit etmektedir. AFM1'in toksik etkisini azaltmada L. acidophilus DSM 20079, L. rhamnosus GG ve B. bifidum DSM 20456 probiyotik bakterilerinin potansiyel kullanımını ve bu bakterilerin inek sütü, keçi sütü, koyun sütü ve PBS ortamında AFM1 bağlama yeteneğini incelemek amacıyla çalışmamız gerçekleştirilmiştir.İnek sütü, keçi sütü, koyun sütü ve PBS ortamı 100 ng/l konsantrasyonda AFM1 ile kontamine edilmiştir. Farklı süt türleri ve PBS ortamına 108 kob/ml yoğunluğunda L. acidophilus, L. rhamnosus ve B. Bifidum probiyotik bakterileri ilave edilerek çeşitli çalışma grupları oluşturulmuştur. Çalışma gruplarının yarısına %2 inülin ilave edilip 37˚C'de 4 saat inkübe edilmiştir. Ardından +4˚C'de 1 gün depolanıp AFM1 düzeyleri ELISA kiti ile analiz edilmiştir.Çalışmamızda L. acidophilus %5,11-39,81 arasında, L. rhamnosus %2,56-39,71 arasında, B. bifidum %9,64-40,14 arasında, L. acidophilus+B. bifidum %12,52-38,55 arasında, L. rhamnosus+B. bifidum %7,65-42,90 arasında AFM1 bağlama yeteneği göstermiştir. AFM1 bağlama yeteneği en yüksek probiyotik bakteri suşu PBS'de L. acidophilus+B. bifidum, inek sütünde B. bifidum, keçi sütünde L. acidophilus, koyun sütünde ise L. rhamnosus+B. bifidum olarak tespit edilmiştir. Çalışma gruplarının AFM1'i bağlama düzeyi PBS'de %2,32-12,52 arasında, inek sütünde %9,08-40,14 arasında, keçi sütünde %15,01-38,01 arasında, koyun sütünde %32,49-42,90 arasında değişmektedir. AFM1'in bağlanma düzeyi en yüksek koyun sütünde, en düşük PBS'de tespit edilmiştir. Probiyotik bakterilerin farklı süt türlerinde AFM1 bağlama düzeyi farklılık göstermektedir. Farklı süt türleri arasında AFM1'in bağlanma yeteneği en yüksekten en düşüğe sırasıyla koyun sütü, inek sütü ve keçi sütünde tespit edilmiştir

    Sosyal medyada gündem belirleme: Twitter örneği

    Get PDF
    Yeni medya etkileşimli ortamı, karışık ağ yapısı ve anonimliği sağlayabilme imkânlarıyla toplumsal yaşamda büyük değişimlere neden olmuştur. Bu ortamlardan Twitter, hükümetleri ya da otoriteleri hedef alan kitlesel olaylarda adından sıkça söz ettirmektedir. Twitter kendi içerisinde "gündem" kavramını barındırmaktadır ve kullanıcılar tarafından en çok söz edilen konu ya da hashtagler listeler halinde kullanıcılara sunulmaktadır. Bu özellik belirli konulara dikkat çekmek ya da örgütlü çalışmalar yürütme amacıyla kullanılabilmektedir. Twitter'ın bu özelliği, eylemcilerin örgütlendiği bir mecra olarak Arap Baharı, Gezi Parkı Olayları, Wall Street İşgali gibi olaylarda belirginleşmiştir. Twitter'ın buna benzer olaylarda izlediği tutum, mecranın tarafsızlığı ve güvenilirliğinden öte propaganda ve gündem belirlemedeki rölünü tartışma konusu haline getirmiştir. Twitter'ın gündem algoritmasını gizli tutması, atılan tweet sayılarını ve gündemde yer alan konuya ilişkin her tweeti göstermemesi gibi durumlar bahsi geçen tartışmaları artırmaktadır. Bu çalışmada Twitter Türkiye gündeminde yer alan hashtaglerin neler olduğu, bu hashtaglerin kategorik dağılımı, Twitter gündemini kimlerin oluşturduğu, Twitter'ın gündeme müdahalesinin olup olmadığı ve Twitter'ın propaganda amacıyla kullanılıp kullanılamayacağına ilişkin sorulara yanıt aranmıştır. Çalışma kapsamında Twitter ile yapılan yazışma sonucunda API erişim izni alınmış ve 16 Eylül 2020 – 15 Ekim 2020 tarihleri arasında Twitter Türkiye gündemi bu çalışmaya özel Phyton diliyle kodlanmış amatör bir yazılım ile kaydedilmiştir. Araştırma kapsamında seçilen tarih aralığı bir günü iki ayrı periyota bölünerek altmış ayrı gündem içeriği incelenerek analiz edilmiştir. Yapılan analizlerin sonucunda Twitter Türkiye gündeminin genellikle spor ve eğlence içerikli konulardan oluştuğu, kullanıcıların genellikle her konuda tarafını belli etme amacıyla attığı tweetlerle gündemin inşa edildiği, oluşan gündemlerin farklı görüşe sahip kişi ve gruplar tarafından atılan tweetlerle manipüle edilip amacından saptırılabildiği, Twitter tarafından ABD gündemine ait bazı konular hakkında tüm dünyada atılan tweet sayısı ele alınarak Türkiye gündemine taşındığı ve Twitter'ın propaganda amacıyla kullanılabildiği tespit edilmiştir

    Eğitimde fırsat eşitliği açısından illerin yaşam ve eğitim indekslerine göre kümelenmesi

    No full text
    Eğitimde fırsat eşitliği, eğitim süreci içerisindeki en önemli noktalardan bir tanesidir. Demokratik devletler, eğitim sürecine giren her bireye eşit şartlarda eğitim imkânları sağlamakla sorumlu yapılardır. Bu eşitlik bölgeler arası veya iller arası sağlanmalıdır. Bu bilimsel çalışmanın amacı Türkiye Cumhuriyeti illerinde, TÜİK 2019 yaşam indeksi verileri ve MEB 2019 eğitim göstergeleri ile illerin kümelenmesidir. Kümeleme çalışması için veriler MEB(2019) ve TÜİK(2019) tarafından illere göre sınıflandırılmış şekilde yayımlanan verilerden alınmıştır. Aşamalı kümeleme analizi yöntemlerinden tam bağıntı yöntemi, ortalama bağıntı yöntemi ve ward yöntemi ile iller kümelenmiş. Aşamalı olmayan kümeleme analizlerinden k-ortalama yöntemi ile bu kümelerin oluşmasında katkı veren değişkenler incelenmiştir. Çalışma sonucunda ilköğretim ve ortaöğretim kademelerinde şube, derslik, öğretmen ve okul başına düşen öğrenci sayıları gibi eğitim göstergeleri ve temel ihtiyaçlarını karşılayamadığını beyan eden hane oranı ve internet abone sayısı gibi yaşam indeksi göstergeleri aracılığıyla kümeleme çalışması yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda yoğun nüfuslu bölgelerde bazı eğitim ihtiyaçlarının karşılanması konusunda sıkıntılar olduğu ve bu illerin aynı kümelerde bulunduğu gözlemlenmiştir. Ekonomik ve sosyal açıdan yeterli imkanlara sahip olmayan illerin ise kendi içlerinde kümelendiği gözlemlenmiştir

    Antalya Kepez ilçesindeki kentsel dönüşüm projelerinin irdelenmesi ve halkın yaklaşımlarının belirlenmesi

    No full text
    Yıllar içerisinde fiziksel, sosyal, ekonomik alanlardaki değişimler, kentlerin şekillenmesinde önemli bir rol oynamıştır. Ülkemizin üretim yapısının değişmesi, kırdan kente göç, nüfus artışı gibi etmenler konut ihtiyacını arttırarak kentlerin plansız büyümesine, kent içerisinde ve çevresindeki açık ve yeşil alanların azalmasına neden olmuştur. Zamanla bozulan kent dokularının fiziksel ve sosyal açıdan yaşama uygun hale getirilmesi, ulaşım ağının yeniden düzenlenmesi, sosyal ve ekonomik dengenin sağlanabilmesi ve doğal çevrenin korunması amacıyla kentsel dönüşüm projeleri uygulanmaktadır. Araştırma kapsamında, Kepez ilçesinin doğal, kültürel ve sosyal özellikleri ile çalışma alanında uygulanan projeler hakkında rapor, tez, ilgili yasalar incelenmiş, yapılan gözlemler sonucunda projelerin etkisi ve bu projelerin kentsel sürdürülebilirlik açısından önemi ortaya koyulmuştur. Çalışma alanında yapılan 390 adet kullanıcı anketi verileri doğrultusunda halkın kentsel dönüşüm algısı, yaklaşımı ve beklentileri tespit edilmiştir. Çalışma sonunda elde edilen veriler ile alanın sorunlarına yönelik problemlerin azaltılması ya da ortadan kaldırılması ve başarılı bir kentsel dönüşüm projesi için öneriler sunulmuştur. Anket sonuçlarına dayanarak, katılımcılar yaşadıkları alana ilişkin verdikleri yanıtlarda zaman içerisinde doğal ve kültürel anlamda bozulmaların yaşandığını ve yaşanmaya devam ettiğini belirtmişlerdir. Aynı zamanda bu problemlere kentsel dönüşüm projelerinin çözüm olamayacağı aksine bu durumun devam edebileceği görüşündedirler. Bu çalışmayla, kentsel dönüşümle ilgili kavramlar ile dünyada ve ülkemizde yapılan kentsel dönüşüm projeleri tez kapsamında ele alıp irdelenmiş, halkın kentsel dönüşüme yaklaşımlarını ortaya koyulmuş, Antalya Kepez ilçesinde uygulanan projelerin mevcut durumunu peyzaj mimarlığı açısından irdelenerek öneriler geliştirmiştir

    Miras paylaşma sözleşmesi

    No full text
    Miras hukukunun temel amacı, mirasbırakanın terekesinde bulunan mal ve hakların mirasçılar arasında paylaştırılmasıdır. Mirasbırakanın tek mirasçısının bulunduğu ya da hiç mirasçısının bulunmadığı hallerde, mirasın paylaşılması bir sorun teşkil etmez. Birden fazla mirasçının bulunduğu hallerde ise, paylaşma sorununun ortadan kalkması için mirasçıların önünde iki yol bulunmaktadır. Birinci yol, paylaşmanın açılacak dava sonucunda mahkeme kararıyla gerçekleşmesidir. İkinci yol ise, bu çalışmanın konusunu oluşturan anlaşma yoluyla mirasın paylaşılmasıdır. "Miras Paylaşma Sözleşmesi" olarak adlandırılan bu sözleşme, genellikle mirasın açılmasından sonra bütün mirasçıların taraf olması suretiyle kurulan bir sözleşmedir. Ancak miras paylaşma sözleşmesinin belirli şartlar altında mirasbırakanın sağlığında kurulabilme imkânı da bu çalışmanın temel konularından birini teşkil etmektedir. Diğer taraftan, miras paylaşma sözleşmesinin büyük oranda borçlar hukuku kurallarına tabi olması, çalışmada borçlar hukukuna ilişkin kavramların mümkün olduğu ölçüde ele alınmasını gerektirmiştir. Ayrıca, çalışmanın konusu temelde maddi hukuka ilişkin olsa da, sözleşmenin mirasçılar arasında görülen bazı davalara etkisi ve arabulucuk faaliyetleri bağlamında usul hukukuna da kısmen yer verilmiştir. Tüm bu incelemeler çerçevesinde, miras paylaşma sözleşmesi bakımından uygulamada ortaya çıkan sorunlara ve teorideki tartışmalara çözüm bulunmaya çalışılmıştır

    Endemik Gypsophila Pilulifera Boiss. & Heldr. (Caryophyllaceae)'nin biyo-ekolojisi ve koruma biyolojisi üzerine bir çalışma

    No full text
    Bu çalışma ile Türkiye'ye endemik, Doğu Akdeniz elementi olan ve sadece C3 karesinde (Antalya) yayılış gösteren Gypsophila pilulifera Boiss. & Heldr. türünün biyolojik, ekolojik, moleküler özellikleri araştırılarak, populasyon yapılarının ve genişliklerinin saptanması, tehlike kategorisinin kesinleştirilmesi, çoğaltım olanaklarının araştırılarak doğadaki devamlılığını sağlama parametrelerinin belirlenmesi ve yetiştiriciliğinin teşvik edilmesi amaçlanmıştır. Türün yayılış gösterdiği iki lokasyon biyotoplara ayrılarak bireylerin morfolojik özellikleri istatistiksel olarak karşılaştırılmıştır. In vivo ve in vitro kültür ortamlarında çoğaltım için G. pilulifera'nın tohumları ve uç sürgünlerden alınan çelikleri kullanılmıştır. In vivo kültür uygulaması için GA3'ün 250, 500, 1000, 2000 ppm'lik dozları ve kontrol grubu olarak saf su; termal skarifikasyon uygulaması için ise, 50oC ve 60oC sıcak su kullanılmıştır. Çeliklerin köklendirilmesi için, 100, 250, 500, 1000, 2000, 2500, 3000 ppm ve kontrol grubu olmak üzere 8 farklı IBA dozu kullanılmıştır. In vitro kültür uygulamasında petrilerde çimlendirmek için eski (2019) ve yeni (2020) tohumlar oda sıcaklığında ve buzdolabında bekletilerek aydınlık (18/6 saat) ve karanlık ortamlarda GA3'ün 1ppm, 5 ppm ve 10 ppm dozları ile kontrol grupları kullanılarak 15°C, 20°C ve 25°C olmak üzere farklı üç sıcaklıkta denemeler yapılmıştır. Türün in vitro koşullarda üretimi için, tohum ve meristem eksplantları farklı konsantrasyonlarda BAP, IAA ve NAA içeren MS ortamında kültüre alınmıştır. Türün yayılış gösterdiği iki lokasyondaki bireyler arasında morfolojik özellikleri bakımından bazı farklılıklar tespit edilmiş olmasına rağmen moleküler çalışmalar neticesinde iki lokasyondaki bireyler arasında tür, alttür veya varyete düzeyinde bir farklılık tespit edilmemiştir. Diskriminant analizi neticesinde biyotoplar arasında bariz benzerlik/farklılıklar tespit edilmiştir. In vivo kültür ortamında en yüksek çimlenme oranının (86.6), 50oC uygulamasında olduğu ve çimlenme indeksi (5.06), çimlenme enerjisi (57.69) ile paralellik gösterdiği bulunmuştur. Fakat hayatta kalma süresi ve gelişim parameterleri GA3'ün 500 ppm konsantrasyonunda en yüksektir. Çeliklerin köklenmesi,1000 ppm IBA ön uygulamasında her iki lokasyonda en yüksektir. In vitro kültür ortamında petrilerde en yüksek çimlenme oranı, 2020 yılında toplanan (yeni) ve oda sıcaklığında bekletilen tohumlarının aydınlık/karanlık (18/6 saat) ortamda, 5 ppm GA3 ön uygulamasında gerçekleşmiştir. In vitro kültür ortamında MS besiyerinde hormon konsantrasyonları ile çimlendirilen tohumların çimlenme oranlarının ve çıkan fidelerin gelişimlerinin hormonsuz besiyerine göre daha düşük olduğu tespit edilmiştir. 2 BAP+ 2 IAA hormon konsantrasyonunda çeliklerin kök sayısı ve sürgün sayısı ortalamaları en yüksektir. Gypsophila pilulifera'nın ex situ korumasının in vivo ve in vitro çalışmalarla sağlanabileceği bu çalışma ile tespit edilmiştir. Antropojenik etkiye açık bir alanda yayılış gösteren ve nesli tükenme tehlikesi altında olan türün gelecek nesillere taşınması ve gen kaynaklarımızın korunması açısından bu çalışma önem arz etmektedir

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇