Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Türk medeni kanunu kapsamında yoksulluk nafakası

    No full text
    Aile hukuku, toplumun en temel yapıtaşlarından olan "aile" kurumuna ilişkin taraflar arasında doğabilecek anlaşmazlıkların çözüm yollarıyla ilgili hükümleri barındıran bir hukuk dalıdır. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ve T.C. Anayasasında aile kurumuna yer verilmiştir. Aile Hukuku mahiyeti gereği; toplum içerisindeki huzur, düzen ve aile birliğinin korunması için temel teşkil etmektedir. Ailenin yapılanmasında, aile kurumunun sona ermesindeki taraflar arası menfaatlerin dengelenmesi noktasında ve toplum düzeninin korunmasında aile hukuku önemli rol oynamaktadır. Aile kurumunun sona ermesiyle, yoksulluğa düşecek olan taraf lehine, diğer taraf aleyhine hükmedilen aile hukukunun alt başlıklarından olan yoksulluk nafakası kurumu düzenlenmiştir. Tezimizin konusu, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu kapsamında yoksulluk nafakasıdır. Türk Medeni Kanununda yoksulluk nafakasının düzenlendiği m. 175 hükmü ayrıntılarıyla incelenmiştir. Yoksulluk nafakasının getiriliş amacında sosyal ekonomik kaygılar yer almaktadır. Zayıfın güçlü olana karşı korunması, yoksulluk nafakasının temelinde yer alan düşüncelerden biridir. Yoksulluk nafakası; boşanma sebebiyle yoksulluğa düşecek veya düşme tehlikesi ile karşılaşacak olan tarafın, diğer taraftan kusurunun daha fazla olmaması kaydıyla mahkeme tarafından hükmedilen mali bir yardımdır. Yoksulluk nafakası, evlilik birliğinin devamı sürecinde eşlerin yardım ve dayanışma yükümlülüğünün boşanma sonrası da devamı olarak nitelendirilebilir. Yoksulluk nafakası boşanmanın mali sonuçları arasında yer almaktadır. Nafaka türleri arasında, bakım nafakaları üst başlığı altında yer alır. Tez çalışmamız kapsamında, yürürlükteki Türk Medeni Kanununda yoksulluk nafakası incelenmiş olup, 743 sayılı Eski Medeni Kanunumuz ile farklarına da değinilmiştir. Ayrıca uygulamada Yargıtay Kararları kapsamında yoksulluk nafakasının nasıl ele alındığına yönelik konuyla ilgili kararlara da yer verilmiştir. Tez çalışmamızda, nafaka kavramına, nafakanın hukuki niteliği ve özelliklerine değinilmiş; yoksulluk nafakasının başlangıcı, usul hükümleri ve sona erme şartları incelenerek çalışmamız tamamlanmıştır

    Eğitimde metin madenciliği: Türkçe metinlerde sözlük tabanlı duygu analizi

    No full text
    Serüvenine metinlerin taşıyıcılığında başlayan bilgi, teknoloji alanındaki gelişmelerin de etkisiyle muazzam boyutlara ulaşmıştır. Bu nedenle günümüzde bilgiyi işleme ve değerlendirme yeteneği, bilgiye ulaşma yeteneğinden çok daha önemli hale gelmiştir. Bilginin çeşitli kaynaklarından biri olması ve eğitim aracı olarak sıklıkla tercih edilmesi özelliği ile metinler; belirli amaçlar doğrultusunda keşfedilmesi, incelenmesi ve analiz edilmesi gereken temel materyallerdir. Bu amaçların gerçekleştirilmesi noktasında ise devreye gelişmekte olan Eğitimde Metin Madenciliği alanı girmektedir. Yapılan tez çalışmasının amacı da bir metin madenciliği yöntemi olan sözlük tabanlı duygu analizini, Türkçe metinler üzerinde uygulamak ve içerisinde bulunan duygu kelimelerini baz alarak baskın olan duygu kutuplarını belirlemektir. Betimleyici nitel bir yaklaşımla ele alınan araştırmanın materyalini ise Ömer Seyfettin'in hikâye türündeki 165 eseri oluşturmaktadır. Verilerin analizi, bir istatistiksel hesaplama ve grafik yazılımı olan R programında, sözlük tabanlı duygu analizine ilişkin kodlamaların yapılmasıyla gerçekleştirilmiştir. İki aşamalı şekilde gerçekleştirilen araştırmada, öncelikle ilgili analiz daha dengeli ve tutarlı bir karşılaştırma yapılabilmesi için belirli kriterlere göre seçilen 51 hikâye metni üzerinde uygulanmıştır. Devamında, analiz ilk aşamada dahil edilmeyen hikâye metinleri de eklenerek toplamda 165 hikâye üzerinde yeniden uygulanmıştır. Analizin temel bileşenlerini oluşturan duygu sözlüklerinin boyut ve kelime çeşitliliği gibi özeliklerinin, analiz sonucuna etkisinin ortaya konulması amacıyla iki farklı duygu sözlüğü oluşturulmuş ve her iki çalışma grubunda ayrı ayrı kullanılmıştır. Yapılan sözlük tabanlı duygu analizi uygulaması neticesinde; Ömer Seyfettin'e ait metinlerdeki polarite temelli genel duygu durumunun pozitif, duygu-his kategorisi temelli genel duygu durumunun ise coşkulu olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu doğrultuda, duyguların temel bir eğitim materyali olan metinlerdeki yoğunluğunun, yapılan eğitim ve öğretimin kalıcılığını, etkinliğini ve başarısını artırdığı hususu göz önüne alındığında, Ömer Seyfettin'in hikâye türündeki eserlerinin önemli bir eğitim ve aktarım kaynağı olduğu yargısına varılmıştır

    Türkiye'de yapay zeka destekli gazetecilik: robot gazeteciliğine yönelik yaklaşımlar

    No full text
    Teknolojinin gelişmesi ile birlikte içerisinde olduğumuz çağ sürekli bir değişim ve dönüşümü gerekli kılmaktadır. Bu değişim ve dönüşümle birlikte yeni medya da etkilenmiştir. Yapay zeka teknolojisinin hızlı ilerlemesi ile birçok alandaki meslekler gibi gazetecilik sektörünü de etkileyerek yeni bir habercilik yaklaşımı ortaya çıkmıştır. Bu yeni habercilik yaklaşımında zaman, mekan ve emek gibi unsurlara olan ihtiyaçların ortadan kalktığı, algoritmalar ve makine öğrenmesi ile saniyeler içerisinde birçok haber içeriklerinin hazırlandığı ve haberin üretiminden tüketimine kadar bir çok değişiklikleri içerisinde barındırmaktadır. Bu çalışmada, Türkiye'de dünyada robot gazeteciliğin pratik olarak nasıl kullanıldığı ve nasıl yaklaşıldığı, ayrıca robot gazeteciliğin gazetecilik sektöründen, haber odalarına, iletişim fakültelerinin ders müfredatlarına ve etik sorunlara kadar birçok değişimin ve dönüşümü anlamak için alanında uzman olan yapay zeka ve iletişim uzmanları olan akademisyenler ve teknoloji yazarları ve gazeteciler ekseninde Türkiye'de robot gazeteciliğe yönelik algıların anlaşılması amaçlanmıştır. Bu kapsamda robot gazeteciliğe olan yaklaşımları anlamak için aktör ağ kuramı çerçevesinde akademisyen ve gazetecilerden oluşan toplamda 25 kişi ile nitel görüşme yöntemlerinden biri olan derinlemesine görüşme yapılmıştır. Araştırma kapsamında elde edilen sonuçlarda, Türkiye'de azda olsa robot gazeteciliğe doğru bir yönelimin olduğu ve geleceğinde robot gazeteciliğe doğru bir seyir izlediği görülmüştür. Robot gazeteciliğin haber odalarındaki haberin üretilmesinden dağıtımına kadar gazeteciliği değiştirdiği ve dönüştürdüğü ortaya çıkmıştır. Gazetecilerin robot gazetecilik birlikte hareket etmeleri için teknolojik olarak kendilerini eğitmeleri gerekmektedir. Özellikle iletişim fakültesi mezunlarının alanda kalmaları için daha donanımlı olmaları önemlidir. Robot gazetecilikte etik unsurlara dikkat çekilmiş ve hukuki olarak yasal bir düzenlemeye ihtiyaç olduğu ortaya çıkmıştır

    Batı Akdeniz Bölgesi'nde bulunan Tetranychidae türlerinin morfolojik ve moleküler tanılanması, Tetranychus urticae Koch, 1836 popülasyonları arasındaki genetik farklılıklar ile endosimbiyontların belirlenmesi

    No full text
    Antalya, Burdur ve Isparta illerinden 2017-2019 yılları arasında toplanan Tetranychidae familyası türlerinin morfolojik ve moleküler teşhis çalışmaları yapılmıştır. Türkiye'nin çeşitli illerinden toplanan Tetranychus urticae Koch popülasyonlarında genetik polimorfizm ve endosimbiyontların varlığı araştırılmıştır. Morfolojik sistematikte, türlerin Hoyer yöntemiyle preparatları hazırlanmış ve teşhiste kullanılan morfolojik karakterleri fotoğraflandıktan sonra teşhisleri klasik yöntemlerle yapılmıştır. Moleküler sistematik çalışmalarında ise hem tek bireyden hem de popülasyon bazlı çoklu bireylerden elde edilen DNA'lar tüm genom anplifikasyonu aracılığı ile çoğaltılmıştır. Ayrıca, tüm mitokondriyi elde etmek için spesifik primerleri kullanılarak PCR yöntemi ile çoğaltma ve yeni nesil sekanslama kütüphaneleri hazırlanarak genom dizileri elde edilmiştir. Clustal analizde ve filogenetik ağaçta kullanılan ek GenBank dizileri, yine türlerin sekanslarından oluşan BLAST analiz sonuçlarına göre seçilmiştir. COI ve ITS gen bölgesi için MEGA 7 programında sekans temelli filogenetik ağaçlar UPGMA metodu ve ilgili parametreler kullanılarak oluşturulmuştur. Galaxy, MITOS Blastn, MFannot, GeSeq arayüz programlarından ham veri üzerindeki gen noktalarını belirlerken yararlanılmıştır. Çalışma sonucunda, Tetranychidae familyasından, Amphitetranychus viennensis (Zacher, 1920), Eutetranychus orientalis (Klein, 1936), Oligonychus sp., Petrobia harti (Ewing, 1909), Tetranychus urticae (Koch, 1836) ve teşhis edilemeyen diğer Tetranychidae sp. türleri farklı konukçu bitkilerde ve farklı lokasyonlarda tespit edilmiştir. Ek olarak, hem filogenetik ilişkileri çözmek hem de teşhis için etkili bir yöntem olan tüm mitokondriyal genomların sekanslanması (yeni nesil dizileme yöntemi, spesifisik primerlerle PCR ve tüm genom amplifikasyonuyla) ile bulunan bu türlerin tüm mitokondriyal gen bölgesini içeren bilgiler başarılı bir şekilde elde edilmiştir. E. orientalis ve P. harti türlerinde ilk kez tüm mitokondriyal genom dizilim bilgisi elde edilmiştir. Ayrıca, cins düzeyinde teşhisi yapılan Oligonychus cinsine ait bir türün ve Tetranychidae familyasına ait bir diğer türün tüm mitokondrial genom bilgileri derlenmiştir. Tespit edilen bu türlerde üç ayrı program kullanılarak genom anotasyon yapılmıştır. Genom anotasyon sonucunda, E. orientalis türünde ilk defa diğer Tetranychidae familyası türlerinden farklı olan bir gen düzeni bulunmuştur. Toplanılan popülasyonlarda endosimbiyontlardan ise Wolbachia, Cardinium ve Spiroplasma'nın varlığı tespit edilmiştir

    Kentiçi toplu taşıma sistemlerinde performansa dayalı ödeme modelinin geliştirilmesi- Antalya örneği

    No full text
    Toplu taşıma sisteminde özelleştirmeler, yerel yönetimlerin maliyetlerinin yükselmesi, verimliliğin azalması ve sübvansiyonların artması sebebiyle, kamuya ait mevcut işletmelerin ve araçların satışı ya da belirli hatların veya tüm toplu taşıma sisteminin ihale vb. yöntemlerle kiraya verilmesi ile özel işletmelerin sisteme dahil edilmesi şeklinde gerçekleştirilmektedir. Dünyada yaşanan örneklerde, toplu taşıma sistemlerinde özelleştirmenin sonucu olarak ilk başlarda maliyetler düşmüş, hizmet alanı genişlemesi sağlanmıştır. Fakat sonrasında verimlilik ve hizmet kalitesinde düşme sebebiyle toplu taşıma sisteminin cazibesi kaybedilerek yolcu kayıplarının yaşandığı gözlenmiştir. Neticede, özelleştirme tam anlamıyla toplu taşıma hizmetinin sorunlarına çözüm olmamakta, hizmet kalitesi için ek önlemler alınması gerekmektedir. Türkiye'de, özelleştirmenin de sonucu olarak ortaya çıkan karma (hem kamu hem özel işletmeci) veya tamamen özel işletmelerin bulunduğu toplu taşıma sistemlerinde, ayrıcalıklı kesimlerin (65 yaşüstü, engelli, öğrenci, vb.) ücretsiz veya indirimli taşınmaları ile sürekli olarak artan işletme maliyetlerinden kaynaklı olarak merkezi ve yerel yönetimler tarafından taşıma işletmelerine destekler yapılması gündeme gelmiştir ve farklı uygulamalar gerçekleştirilmektedir. Yapılan uygulamalarda, özel işletmecilerin maliyetlerinin düşürülmesi, verimliliklerinin artırılması ve hizmet kalitesinin geliştirilmesine yönelik olarak performans kriterlerinin değerlendirilmesinin yanısıra hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik bir standart bulunmamaktadır. Bu sebeple, tez çalışmasında özel toplu taşıma işletmelerinin toplu taşıma sisteminde çalıştırılması için çeşitli yöntemlerle yapılacak sözleşmeler kapsamında değerlendirilmesi gereken performans kriterleri ile ödeme esasları ele alınmış, örnek alınan toplu taşıma sisteminde performansa dayalı bir ödeme modelinin kurulması amaçlanmıştır. Tez çalışması içerik açısından, maliyetle ile birlikte performans kriterlerinin değerlendirilmesi ve araç bazlı bir ödeme modeli önerilmesi anlamında özgün bir çalışmadır. Çalışmada, toplu taşıma maliyetlerinin değerlendirilmesi ve km başı değişken maliyetlerin hesaplanmasında sezgisel algoritma kullanılmıştır. Performans kriterlerinden ağırlık oranlarının tayininde de AHP tekniği kullanılmıştır. Ayrıca performans kriterlerinden anlık araç dolulukları kızılötesi sayım cihazı ile elde edilmiştir. Tez çalışmasında, literatürde uygulanan sözleşme ve ödeme modelleri değerlendirilmiş, sonuçta performans bazlı bir ödeme modeli için matematiksel bir model kurulmuştur. Örnek alınan özel toplu taşıma işletmesinin geçmiş verileri kullanılarak, ANFİS yöntemi ile maliyet değerlendirmesi yapılmıştır. Belirlenen performans kriterlerinin AHP yöntemi ile ağırlıkları belirlenerek, ödeme modeli katsayıları oluşturulmuştur. Yapılan simülasyonlar ile önerilen performansa dayalı ödeme modelinin yolcu bazlı model ile karşılaştırması yapılmıştır. Analiz çalışması ile, önerilen modelin özel taşımacıların gelir-gider oranında %37 daha iyi sonuç verdiği ve taşımacıların maliyetlerinin tamamen karşılandığı sonucu elde edilmiştir. Böylelikle toplu taşıma sisteminin sürekliliğinin sağlanabileceği, ilave performans ödemesi ile de hizmet kalitesinin artırılarak toplu taşımanın cazip hale getirilebileceği değerlendirilmektedir

    Sosyal bilgiler öğretmen adaylarına yönelik sürdürülebilir kalkınma eğitimi önerisi

    No full text
    Bu araştırmanın amacı, sosyal bilgiler son sınıf öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınma farkındalıkları ile inanç düzeylerini belirlemek ve sürdürülebilir kalkınma eğitimi hakkındaki görüşlerini incelemektir. Araştırmanın çalışma grubunu 2019-2020 eğitim-öğretim yılı güz döneminde Akdeniz Üniversitesi Eğitim Fakültesi Sosyal Bilgiler Öğretmenliği son sınıfında öğrenim gören 59 sosyal bilgiler öğretmen adayı oluşturmuştur. Araştırmada, nicel ve nitel yöntemlerin birlikte kullanıldığı karma yöntem kullanılmıştır. Araştırmanın nicel boyutunda veri toplama aracı olarak ''Sürdürülebilir Kalkınma Farkındalığını Belirleme Ölçeği'' ve ''Sürdürülebilir Kalkınma Eğitimine Yönelik İnançlar Ölçeği'' kullanılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda ise sosyal bilgiler son sınıf öğretmen adaylarının Sürdürülebilir Kalkınma Eğitimi hakkındaki görüşlerini almak amacı ile araştırmacı tarafından hazırlanan görüşme formundan yararlanılmıştır. Araştırmanın nicel ölçme araçlarından elde edilen veriler istatistik paket programı (SPSS) kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel ölçme aracından elde edilen veriler ise, betimsel analiz yönteminden yararlanılarak çözümlenmiştir. Araştırmanın nicel boyutunda elde edilen sonuçlara bakıldığında, sosyal bilgiler öğretmen adaylarının Sürdürülebilir Kalkınma Eğitimi (SKE) öncesinde alınan ön-test puanları ile SKE sonrasında alınan son-test puanları arasında farkındalık düzeyine göre son test puanlarının daha yüksek olduğu, öğretmen adaylarının SKE ile ilk defa karşılaşmalarının sonucu olarak yorumlanan, inanç düzeyine göre anlamlı bir değişkenliğin olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. Araştırmanın nitel boyutunda elde edilen sonuçlara bakıldığında ise, öğretmen adaylarına yönelik verilen SKE'nin olumlu geri dönütler sağladığını ve öğretmen adaylarının sürdürülebilir kalkınma kavramına yönelik olumlu bakış açısı geliştirdiklerini, bilinç ve farkındalık kazandıklarını söylemek mümkündür. Ayrıca sonuçlar genel bir bakış açısıyla yorumlandığında, araştırmanın nitel bulgularının nicel bulguları desteklediği ve tamamladığı görülmektedir

    Big Data kavramı ve Türkiye reklamcılık sektöründe kullanımı ve etkileri

    No full text
    Son yıllarda reklamcılık sektöründe önemli bir yere sahip olan ve pazarlama stratejilerini ortaya koyma adına firmalara büyük avantaj sağlayan büyük büyük veri sisteminin sektördeki, durumu incelenmiştir. Büyük veri uygulamaları ve uzmanların büyük veri ile ilgili görüşlerinin belirlenmesi amacı ile yapılan nitel düzeydeki bu araştırmada farklı firmalarda çalışan n=9 uzmanın görüşlerine yer verilmiştir. Görüşmelerde elde edilen görüşlere ait içerik analizi ve değerlendirmeleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada büyük veri sisteminin bilinirliği, kullanım süreleri ve ülkemizdeki uygulamaları ile dünyadaki uygulamalar arasındaki farklılıklar incelenmiştir. Özet olarak Büyük verinin sektördeki durumu genel olarak belirlenmeye çalışılmıştır. Elde edilen sonuçlara göre büyük veri sistemi sektörde kullanılan ve hakkında bilgi sahibi olunan bir sistem olarak bilindiğini ama büyük veri kavramının çok yeni olduğunu ve firmaların konudaki tecrübelerinin sınırlı olduğu tespit edilmiştir. Reklamcılık sektörü için farklı uygulamaları olan büyük veri kavramının diğer sektörlerde ise kullanımının çok kısıtlı olduğu tespit edilmiştir. Büyük verinin sektöre sağladığı en önemli faydanın ise gerekli olan verilerin yığınlar halinde çekilmesi, hızlı şekilde analiz edilmesi ve hedef kitleye en kısa sürede en az maliyetle erişilmesi olarak belirtilmiştir. Bunun yanında büyük verinin etik yönü ile birtakım açıkların olduğu ve uygulamada yapılan birtakım hataların tüm süreçteki başarıyı düşürdüğü ifade edilmiştir. Bu sonuçlara göre özellikle ülkemizdeki büyük veri uygulamaları ve alt yapılarına ilişkin önerilerde bulunulmuştur

    Mürdümük'te (Lathyrus sativus L.) ems mutageni uygulanarak ileri hatların geliştirilmesi

    No full text
    Mürdümük (Lathyrus sativus L.), zorlu çevre koşullarında hayatta kalabilen, protein açısından zengin, tek yıllık önemli bir baklagil bitkisidir. Mürdümüğün genetik olarak iyileştirilmesi, üretimini genişletmek için son derece önemlidir ve mutasyon ıslahı daha geniş genetik varyasyon yaratmada etkili bir araç olarak kullanılmaktadır. Bu çalışmada, ülkemizde yaygın olarak yetiştirilen mürdümük çeşidi Gürbüz-2001'in tohumlarına iki farklı konsantrasyonda (%0,5 ve %1) mutajen etil metan sülfonat (EMS) ile 4 saat muamele edilmiştir. M1 generasyonunda %0.5 ve %1 EMS konsantrasyonları için çimlenme oranları sırasıyla %71.6 (1074 bitki) ve %42.4 (636 bitki) olarak hesaplanmıştır. Ancak, tohum üretebilen toplam 776 bitkinin tohumları ayrı ayrı hasat edilerek (M2) bir sonraki yıl tekrar ekilmiştir. Yapılan gözlemlerde, hem M1 hem de M2 popülasyonlarında fide büyüme kusurları, anormal dallanma, klorofil mutantları, çiçeklenme yokluğu ve kısırlık gibi birkaç mutant fenotip belirlenmiştir. Mutantların agronomik, kalite ve kaba yem özelliklerinin belirlenmesi için M2 popülasyonundan vejetatif karakterler açısından kontrol çeşidinden üstün olan toplam 40 mutant bitki seçilmiştir. Mutant hatların bitki boyu 48 (GMP29) ile 164 cm (GMP4) arasında değişmekte olup, ortalama bitki boyu 109.7 cm iken, kontrol çeşidinde 75 cm'dir. Tohum verimi 7.19 ila 87.18 g arasında değişmiştir ve GPM6 ve GMP11 hatları, kontrol çeşide (13.6 g) kıyasla üstün değerler göstermiştir. Bu durum arzu edilen özelliklerin elde edilmesinde mutasyonun pozitif etkisini göstermektedir. Mutasyona uğramış hatlar arasında protein içeriği en düşük %9.08 (GPM4) en yüksek % 35.26 (GPM37) ortalama değer %21.74 iken kontrol çeşit %26.71 oranına sahiptir. Lakin umut verici hatlarda bulunmuştur. Mürdümük tohumlarının β-ODAP (β-N-Oxalyl-l-α,β-diaminopropionic asit) içeriği, seçilen M2 popülasyonunda %0.139 ile %7.39 arasında değişirken, başlangıç materyali olan Gürbüz-2001'de %0.523 olarak tespit edilmiştir. Elde edilen değerler bütün olarak incelendiğinde, GPM6 ve GPM11 genotipleri, yüksek ham protein içeriği, düşük asit deterjan lifi (ADF) ve nötr deterjan lifi (NDF) oranlarının yanı sıra yüksek tohum ve biyolojik verim ile kaba yem ıslahı için ön plana çıkmaktadır. Bu çalışmada elde edilen bu mutantların faydalı özelliklerinin, mürdümük iyileştirme programlarında kullanılmak üzere yeni genetik kaynaklar olarak entegre edilmek üzere izlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır

    Psikiyatri kliniğinde yatan hastalarda ''kum oyun etkinliği''nin kaygı ve iyilik haline etkisinin incelenmesi

    No full text
    Amaç: Bu araştırma psikiyatri kliniğinde yatan hastalarda kum oyun etkinliğinin, kaygı ve iyilik haline etkisini incelemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Araştırma 2020-2021 yılları arasında öntest, sontest düzeninde tek körlü randomize kontrollü deneysel bir çalışma olarak Isparta Süleyman Demirel Üniversitesi Psikiyatri Kliniği'nde gerçekleştirilmiştir. Araştırma öncesi klinik araştırmalar etik kurulundan izin ve kurumdan uygulama izni alınmıştır. Araştırmanın evrenini, blok randomizasyon yöntemi ile seçilen 63 hasta (müdahale-32 ve kontrol-31) oluşturmuştur. Kontrol grubuna herhangi bir müdahale yapılmayıp, ilk ve dördüncü gün bir saat arayla öntest sontest uygulanmıştır. Müdahale grubuna iki gün ara ile iki oturum kum oyun etkinliği uygulanmış ve her oturumda öntest sontest yapılmıştır. Veriler "Kişisel Bilgi Formu", "Spielberger Durumluk Kaygı Envanteri", "İyilik Hali Yıldız Ölçeği" kullanılarak toplanmıştır. Veriler normal dağılım göstermiştir. İstatiksel analizinde bağımlı ve bağımsız gruplarda t testi, Ki-kare testi, Pearson korelasyon testi kullanılmıştır. Bulgular: Müdahale ve kontrol grubundaki hastaların durumluk kaygı ve iyilik hali puan ortalamalarının gruplararası karşılaştırılmasında, müdahale grubunun kontrol grubuna göre birinci ve ikinci oturum sontest kaygı puan ortalamaları öntest puan ortalamalarından daha düşük ve iyilik hali puan ortalamaları daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Müdahale ve kontrol grubunun kaygı ve iyilik hali puanları arasında orta düzeyde ve negatif yönde ilişki saptanmıştır. Sonuç: Uygulanan kum oyun etkinliği, psikiyatri kliniğinde yatan hastalarda kaygı düzeyini azaltmada ve iyilik halini arttırmada etkilidir. Klinik ortamda kum oyun etkinliğinin kullanılması, farklı oturum sayıları ve farklı psikiyatrik ortamlarda randomize kontrollü çalışmalarla yürütülmesi ve eğitimde konu olarak yer verilmesi önerilmektedir

    Orhan Kemal ve Yaşar Kemal romanlarında çocuk olgusu

    No full text
    Çocukluk kavramı yetişkin dünyasından 17. yüzyıl sonrasında ayrılabilmiştir. Çocuk, 18. yüzyıl ve 19. yüzyılda yaşanan endüstriyel gelişmeyle çalışma yaşamının zor şartlarına dahil olmuş ve sosyal politika kapsamında ilk olarak çalışma şartlarına yönelik olarak yer almıştır. Çalışmada çocuğu toplumcu gerçekçi bir bakışla ele alan Orhan Kemal ve Yaşar Kemal'in romanları; çocuk ve çalışma yaşamı ile çocuk ve suça yöneltme konularında eserlerin yazıldığı döneme ve eserin kendi olay örgüsünde kapsadığı döneme ilişkin bulgular elde etmeye yönelik olarak hermeneutik araştırma yöntemi temelinde incelenmiştir. Aynı dönemlerde Türkiye'de çocukların çalışma yaşamına ve suça yöneltilmelerine yönelik olarak uygulanan kanun ve düzenlemeler ile romanların incelenmesi sonucu elde edilen bulguların karşılaştırması yapılmıştır. Karşılaştırmanın çocuğun çalışma yaşamına yönelik olan kısmında İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemin, üretimde makineleşmenin çocuğun çalışma yaşamına dahil olması üzerinde etkisi ortaya konmuş ve kanunların kapsamına çalışan tüm çocukların dahil olmadığı belirlenmiştir. İnceleme toplamda altı adet roman üzerinde gerçekleştirilmiştir. Çocuğa eserlerde olay örgüsü içerisindeki konumu açısından bakıldığında romanların ikisinde çocuk ön planda değilken, dört romanda ön planda yer almaktadır. İncelenen romanlarda çocuk bazen aşağılanma, yoksulluk ve toplumda değişen değerler sonucu yaşam mücadelesi karşısında pes ederken bazen de çevre baskısı karşısında pes etmektedir. Çocuk yetişkin dünyasının içinde bulunmakta ve yetişkinlerinkine benzer hayaller kurmaktadır. Romanlardan elde edilen bulgular ışığında çocuğun çalışma yaşamına dahil olmasının nedenleri ile çocuğu suça yönelten nedenlerin benzer olduğu belirlenmiştir. Toplumun gerçekleri ve romanlara yansıyan gerçeklik arasında yapılan karşılaştırmadan elde edilen sonuçlar, gerçekleştirilecek çalışmalarda edebiyatın kaynak olarak seçilmesinin önemini göstermektedir

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇