Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Vergilendirme ile ekonomik gelişme ilişkisinin tarihsel analizi: Almanya, İngiltere ve Fransa örneği

    No full text
    Vergilendirme ile ekonomik gelişme arasındaki ilişki, özellikle küreselleşmeyle birlikte artan ekonomik gelişmeye yönelik rekabette, devletlerin dikkatle üzerinde durdukları bir konu haline dönüşmüştür. Söz konusu ilişkinin varlığı hakkında pek çok ampirik çalışma yapılsa da halen literatürde süregelen bir tartışma mevcuttur. Yapılan çalışmalarda kullanılan farklı değişkenler ve örneklemler söz konusu ilişki konusunda farklı sonuçların çıkmasına neden olmaktadır. Çünkü reel ekonomiyi etkileyen pek çok değişkenin olması, konu üzerinde kesin bir sonuca varılmasını güçleştirmektedir. Bu sebeple bu çalışmada, ampirik analizlerden ziyade; vergi politikalarını etkileyen politik faktörler, üretim faktörlerinin verimliliği, teknik ilerleme durumu, ekonomideki rekabet düzeyi, mükelleflerin vergilendirmeye karşı tutumu ve refah programları gibi ekonomik büyümeyi etkileyebilecek olan farklı değişkenler tarihsel çerçevede analiz edilmiş ve söz konusu değişkenlerin ekonomik büyüme için gerekli şartları sağlaması durumunda, vergilendirmenin ekonomik gelişmeyi olumlu etkileyebileceği sonucuna ulaşılmıştır. Çalışmada, vergilendirme ile ekonomik gelişme arasındaki ilişki, ekonomik olarak gelişmiş ülkelerden olan İngiltere, Fransa ve Almanya için yapılmıştır. Özellikle 1950-70 yılları arasında 'Altın Çağ' olarak nitelendirilen dönemde, bu ülkeler hızlı ekonomik büyüme oranları yakalamışlardır. Çalışma sonunda, İngiltere'nin ekonomik büyüme oranlarında liderliği ele geçirememesi; imalat sektörünün yetersizliği, refah programlarının yaygınlaşması ve düşük yatırım haddi ile ilişkilendirilmiştir. Almanya'da Altın Çağ boyunca yüksek ekonomik büyüme oranlarının kaydedilmesine sebep olarak, 1948-55 yılları arasında uygulanan teşvik politikaları gösterilmiştir. Fransa için ise, KDV reformunun altın çağda büyümeyi sağlayabilecek temel sektörlere vergi teşvikleri sağlayarak ekonomik büyümeyi olumlu etkilediği, bazı vergi politikalarının ise ekonomik büyüme üzerinde olumsuz etkiler meydana getirdiği sonucuna ulaşılmıştır. Sonuçta, incelenen her üç gelişmiş ülkede de büyüme odaklı vergi politikaları uygulanması halinde daha fazla ekonomik gelişmenin sağlanacağı sonucuna varılmıştır

    Yurtdışında yaşayan Türk çocuklarının Türkçe kullanımına yönelik motivasyonlarının öz belirleme kuramı açısından incelenmesi

    No full text
    Yurt dışında yaşayan vatandaşlarımıza Türk milli kültür öğelerini ulaştırmak ve yurtdışında doğan Türk çocuklarına bu öğelerin öğretiminin yapılarak milli değerlerin aktarımını sağlamak için Türkiye Cumhuriyeti'nin çalışmalar yaptığı bilinmektedir. Özellikle yurtdışında doğan Türk çocuklarına bilginin ulaşması ve sürekliliğinin sağlanması için T.C. Milli Eğitim Bakanlığının çalışmaları sonucunda, bazı ülkelerde Türk okulları açılırken bazılarında ise ek dersler vasıtası ile aktarımların yapıldığı söylenebilir. Bu kapsamda MEB tarafından geliştirilen Türkçe ve Türk Kültürü ders programı ile yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının milli değerlere yönelik tutumlarını arttırmayı amaçladığı söylenebilir. Eğitim sürecinde karşılaşılan durumlardan hareketle yapılan bu çalışmanın konusu, yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının Türkçe kullanımına yönelik motivasyon kaynaklarının belirlenmesidir. Motivasyon kaynakları, Edward Deci ve Richard Ryan tarafından geliştirilen Öz Belirleme Kuramı açısından incelenmiştir. Bu amaçla yurt dışında yaşayan Türk çocuklarının Türkçe kullanımı açısından kendilerini özerk ve yeterli hissetmeye yönelik görüşleri ile sosyal ilişkilerinde Türkçeyi kullanma durumları belirlenmiştir. Bu amaç doğrultusunda nitel araştırma yöntemi ile gerçekleştirilen bu çalışma, durum incelemesi ile desenlenmiştir. Belçika'da yaşayan Türk çocuklarının Türkçe kullanımına yönelik motivasyonlarının Öz Belirleme Kuramı açısından incelenmesine dayanan bu çalışmada bütüncül tekli durum deseni kullanılmıştır. Çalışma desenine uygun olarak 12-18 yaş arası Belçika'da yaşayan 42 Türk çocuğu araştırmanın çalışma grubunu oluşturmuştur. Çalışmanın yöntemine uygun olarak, 42 katılımcı ile birebir görüşmeler yapılarak yarı yapılandırılmış form ile veriler elde edilmiştir. Veriler, içerik analizi ile çözümlenmiştir. Elde edilen verilerden hareketle Öz Belirleme Kuramı açısından tüm yaş grupları genel olarak değerlendirildiğinde; kuram içerisinde yer alan özerklik, yeterlik ve ilişkili olma boyutları ile alınan cevapların ilişkili oldukları görülmektedir. Bu boyutlar içerisinde yer alan motivasyon kaynaklarına bakıldığında ise tüm yaş gruplarında dışsal düzenleme (talep), içe dönük düzenleme (mecburiyet, koşullu özgüven), belirlenmiş düzenleme ve birleşik düzenlemeye bağlı olarak dışsal motivasyon öğesinin baskın olduğu fakat yaşın artışı ile doğru orantılı olarak dışsal motivasyon öğesinin içselleştirme ve entegrasyon süreci içerisinde değişim göstererek içsel motivasyon öğelerinin artmasına sebep olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Aynı zamanda amotivasyon durumunun ise tüm yaş gruplarında yatsınamayacak düzeyde varlığını gösterdiği sonuçlarına ulaşılmıştır

    İş ilişkisinde işçinin kişisel verilerinin korunması

    No full text
    Teknolojinin ilerlemesi ve veri akışının kolaylaşması ile birlikte, kişisel verilerin korunmasının da önemi giderek artmaktadır. İş sözleşmesinin doğası gereği işçinin işverene olan hukuki/ekonomik bağımlılığı, iş ilişkilerinde kişisel verilerin ayrıca korunması ihtiyacını doğurmaktadır. İş ilişkisinde işveren, işçinin kendisine olan bağımlılığından faydalanarak işçinin kişisel verilerini ölçüsüz ve hukuka aykırı olarak işleyebilmektedir. Ulusal ve uluslararası mevzuatta kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemeler mevcuttur. Türkiye‟de Kişisel Verilerin Korunması Kanunu, 07.04.2016 günlü Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu Kanun‟da genel düzenlemeler yer almakta olup doğrudan iş ilişkilerini düzenleyen hükümler mevcut değildir. İşçinin kişisel verileri bu çalışmamızda KVKK, 4857 sayılı İş Kanunu ve 6098 sayılı TBK‟nın hizmet ilişkilerine dair hükümleri çerçevesinde incelenmiştir. İşçinin kişisel verilerinin hangi hukuka uygunluk nedenleri mevcut olduğunda ve hangi şartlarla işlenebileceği açıklanmıştır. Veri koruma hukukunun genel ilkeleri iş hukuku açısından değerlendirilmiştir. İşverenin hukuka aykırı veri işleme faaliyetinde bulunduğu ve uygulamada en çok karşılaşılan veri elde etme yöntemleri detaylı olarak incelenmiştir. Son olarak, kişisel verileri hukuka aykırı şekilde işlenen işçinin başvurabileceği hukuki yollara değinilmiştir

    Kesirli mertebeden lineer diferansiyel denklem ve sistemlerinin çözümleri için Lucas Kollokasyon yöntemi

    No full text
    Bu tezde kesirli mertebeden lineer diferansiyel denklemleri ve denklem sistemlerini nümerik olarak çözmemize yardımcı olacak Lucas polinomları üzerine kurulmuş bir kollokasyon metodu kullanılır. Bu metotta ilk olarak, incelenen diferansiyel denklemin yaklaşık çözümü sınırlı sayıda terimi olan Lucas polinom serisi şeklinde kabul edilir. Lucas polinomların katsayıları bilinmeyen olarak belirlenir. Kesirli türevlerin hesaplanmasında Caputo kesirli türev kullanılır. Daha sonra, yaklaşık çözüm ve kollokasyon noktaları kullanılarak, incelenen denklem bilinmeyenleri Lucas katsayıları olan, matrislerle ifade edilebilen lineer cebirsel sisteme dönüştürülür. Son olarak, matris aritmetiği kullanılarak yaklaşık çözüm katsayıları bulunur. Nümerik örnekler üzerinde çalışılarak yöntemin sonuçlarının literatürdeki diğer çalışmaların sonuçları ile kıyaslanması sağlanır. Bu çalışmada, problemlerin çözümünde gama fonksiyonu, beta fonksiyonu ve kesirli türev tanımlarından yararlanılmıştır. Bu denklemler ile ilgili örnekler çok paradigmalı sayısal hesaplama yazılımı olan Matlab da yazılan kod ile çözülerek elde edilen sonuçlar için grafik ve tablolar hazırlanarak kullanılan yöntemin yeterli hassasiyeti olduğu gözlemlenir. Ayrıca sonuçlar başka yöntemlerin sonuçları ile karşılaştırılır ve karşılaştırmalardan yöntemin iyi sonuçlar verdiği görülmektedir

    Manisa İl Halk kütüphanesindeki 931 numarada kayıtlı olan eski Anadolu Türkçesine ait satır arası Kur'an tercümesinin grameri

    No full text
    Tarih başlangıcından günümüze kadar Gök-Tanrı, Maniheizm, Budizm, Hristiyanlık, Musevilik gibi farklı dinlerin mensubu Türkler 10. Yüzyılda İslamiyet'i benimsedi. Türkler X. yüzyılda kitleler halinde İslam dinine geçmeye başladıktan sonra mukaddes kitap Kuran'ı Türkçeye tercüme etmeye başlamışlardır. Kuran tercümeleri, Türk dili tarihini öğrenme, Türk dilinin gelişme sürecini takip etme ve inceleme imkānı sağlayan kıymetli eserlerdir. Özellikle Karahanlı döneminde başlayan bu tercüme faaliyetleri daha sonra Anadolu'ya yerleşen Türkler tarafından devam ettirilmiş, bugün birçok kütüphanede muhafaza edilen kuran tercümelerine ulaşılmıştır. İlk olarak bu çalışmada, Kur'an tercümeleri tarihi hakkında bazı bilgiler sunulmuş ve Doğu ve Batı Türkçesindeki yapılan çalışmalar tanıtılmıştır. Daha sonra ses bilgisi ve şekil bilgisi ele alındıktan sonra metinden örnekler verilerek açıklanmıştır. Eski Anadolu Türkçesi dönemine ait Manisa İl Kütüphanesinde 931 numarada kayıtlı olan satır arası bir Kuran tercümesinin, Latin alfabesine aktarılmasından oluşur. Sonuç olarak, çalışmanın temel amacı; Kuran Tercümelerinin söz varlığı ve sözlük çalışmalarının yanı sıra Türk Dili gramerinin önemi vurgulanmaya çalışılmış ve Türkçenin tarihsel dönemlerini aydınlatmaya çalışılmıştır. Bu çalışma gramer eksikliğine katkı sağlamış ve Türkçenin gücünü ortaya çıkarmıştır

    Antalya ilindekientomopatojen fungusların izolasyonu, morfolojik ve moleküler tanısı ile önemlilerinin Tetranychus urticae Koch. (Acarina: Tetranychidae)'nin ergin ve yumurta dönemlerine karşı etkinliklerinin test edilmesi

    No full text
    Bu çalışmada, Tetranychus urticae'ye karşı Antalya ilinin 8 farklı ilçesinden izole edilen entomopatojen fungus türlerinin etkinliği araştırılmıştır. Bu amaçla, 2018-2019 yılları arasında Antalya'da tarımsal faaliyetlerin yoğun olarak yapıldığı; Aksu, Döşemealtı, Kemer, Kepez Konyaaltı, Korkuteli, Muratpaşa ve Serik ilçelerinden alınan 32 adet toprak ve 104 adet fungal enfekteli olduğu şüphelenilen arthropodlardan entomopatojen fungusların izolasyonları yapılmış, morfolojik ve moleküler yöntemler kullanılarak tanımlanmıştır. Sonuçlara göre, 4'ü Aspergillus minisclerotigenes, 6'sı Aspergillus ochraceus 20'si Beauveria bassiana, 5'i Fusarium solani, 5'i Penicillium raistrickii ve 4'ü Trichoderma sp. olmak üzere toplam 44 fungus izolatı elde edilmiştir. Yapılan ön patojenite testlerinde en etkili bulunan Beauveria bassiana'nın 6 izolatının (KTG88, KPA89, K3TG9, K2TG94, STG68 ve DTG54) morfolojik ve moleküler tanısı yapılmıştır. Daha sonra, bu 6 izolatın T. urticae'nin ergin ve yumurta dönemlerine karşı etkinlikleri Petri kaplarında test edilmiştir. Çalışma, 25±1oC sıcaklık ve %70±5 orantılı neme sahip 16 saat aydınlık koşullardaki iklim odasında yürütülmüştür. Testlerde tüm fungal izolatlar 1x105, 1x106 ve 1x107 konidi/ml spor yoğunlunda kullanılmıştır. Sonuçlara göre, entomopatojen funguslar T. urticae'nin yumurta dönemi üzerinde %25.9–59.8 ve ergin dönemi üzerinde %16–100 oranlarında ölüm meydana getirmiştir. T. urticae erginlerinin yumurtalara göre fungal enfeksiyona daha hassas olduğu görülmüştür. Sonuç olarak, bu çalışmada Antalya ilinde hem örtüaltı hem de açık alan yetiştiriciliğinde önemli bir zararlı olan T. urticae'nin mücadelesinde kullanım potansiyeli olabilecek entomopatojen funguslar belirlenmiş ve geniş bir kültür koleksiyonu oluşturulmuştur

    Arendt ve Agamben'de biyopolitikanın kavranışı: birey ve devlet üzerine bir değerlendirme

    No full text
    Biyopolitika kavramı iktidarın, siyasal hayatın her safhasında bireyin bedeni üzerinde biyolojik olarak dışlayıcı veya kapsayıcı biçimde doğrudan karar alıcı bir rol oynamasını ifade etmektedir. Bu anlamda biyopolitika, demokrasiler ve totaliter rejimler arasındaki ince çizgiyi ortaya koyan geniş kapsamlı bir kavramdır. Hannah Arendt ve Giorgio Agamben'in siyaset felsefesi, biyopolitik düşünceyi içinde barındırmaktadır. Arendt, siyaset felsefesini biyopolitika üzerine inşa etmiş fakat biyopolitika kavramını kullanmamıştır. Ancak literatür içinde Arendt'in biyopolitik yaklaşım sergilediği tespit edilmiştir. Bu çalışmanın amacı, Arendt ve Agamben'in biyopolitika kavramını ele alış biçimlerini inceleyerek, biyopolitikaya dair bakış açılarının benzer ve farklı yönlerini tartışmaktır. Bu çalışmanın önemi, her iki düşünürün benzerlik ve farklılıklarından yola çıkarak, Agamben ve Arendt'te birey-devlet ilişkisinin sahip olduğu biyopolitik yorumu ortaya koymasıdır. Bu çalışma, her iki düşünürün biyopolitika kavramına varış biçimlerini açıklayarak, birey ve devlet arasındaki yurttaşlık ve demokrasi ilişkisini ayrıntılı olarak incelemeyi hedeflemiştir. Bu çalışmanın yöntemi kavram analizi olup, Arendt ve Agamben'in siyasi düşüncelerinde biyopolitika kavramına ulaşma biçimleri karşılaştırılmıştır. Çalışma Arendt'in biyopolitik düşünceye sahip olduğunu gösterirken, aynı zamanda Agamben ile benzer yönlerini de ortaya koymuştur. Başka bir deyişle, her iki düşünürün de siyasi düşüncelerini bireyin siyasal olan ve olmayan hayatı üzerinden temellendirdiği, düşüncelerini de demokrasi ve totalitarizmle ilişkilendirerek günümüze taşıdıkları tespit edilmiştir. Çalışma, Agamben ve Arendt'in düşüncelerinde siyasal hayatın öznesi konumunda olan yurttaşın biyolojik hayatını üç düzlemde incelemiştir: politik statüsündeki bedeni, mülteci statüsündeki bedeni ve toplama kampındaki mahkumun bedeni. Çalışmanın sonucunda, Arendt'in iktidarın nesneleştirdiği bireyi politikanın öznesine dönüştürmeye çalışarak doğum politikasını benimsediği; ancak Agamben'in ise, nesneleşen bireyin tekrar özne konumuna gelemeyeceğini ifade ederek ölüm politikasını merkezine aldığı görülmüştür. Dolayısıyla iki farklı biyopolitik perspektiften, bireyin iktidar karşısındaki konumu açıklanmıştır. Çalışmanın bulguları, Arendt ve Agamben'in birey ve iktidar analizinde farklı kavramlarla aynı biyopolitik yaklaşımı benimsediklerini ortaya koymuştur. Ancak Arendt pozitif bir biyopolitik düşünürken, Agamben ise negatif bir biyopolitik düşünürdür. Bu çalışmada ise, her iki yaklaşım günümüze taşınarak, biyopolitik perspektiften yurttaşın modern demokrasi içindeki konumu açıklanmıştır

    Lehçe-i Osmani'de fiiller

    No full text
    Dil, duygu ve düşüncelerin ifade edilmesini sağlayan, temeli bilinmeyen zamanlarda atılmış, kendine has kuralları olan, sosyal bir araçtır. Dilin şekillenmesinde yer şekilleri, iklim ve daha birçok faktör bulunmaktadır. Dil insandan ayrı düşünülemez. İnsan, dilin çeşitli fonksiyonlarını öğrenip dili sistematik bir hale getirmiştir. Dil, bir kültür aktarım aracıdır. Toplumlar kendi gelenek ve göreneklerini dil aracığıyla bugüne kadar taşımayı başarmıştır. Bu haraketliliğin içerisinde dilin en önemli parçasını şüphesiz fiiller oluşturmaktadır. Çalışmanın ana temasını "Lehçe-i Osmanî"de bulunan fiiller oluşturur. Lehçe-i Osmani'de bulunan fiil söz varlığının tespiti ve kapsamı ortaya konmuştur. Eserde bulunan fiillerin yapısı, kullanım biçimleri ve fonksiyonları hakkında bilgi verilmiş, bu bilgiler doğrultusunda fiillerin anlam ve önemi pekiştirilmiştir. Çalışmanın birinci bölümde kök fiilleri; ses sayısına göre ve ünlü ile ünsüz harflerine dikkat edilerek alfabetik olarak sınıflandırılmıştır. İkinci bölümde; isimden fiil yapan ekleri, üçüncü bölümde ise fiilden fiil yapan eklerini türemiş fiiller kategorisinde tasnif edip yapı ve fonksiyonları detaylı bir şekilde incelenmiştir. Devamında bu fiillerin anlamları verilmiş ve etimolojik tahlilleri yapılmıştır. İlgili fiiller çatıları bakımından uygun başlıklar altında değerlendirilmiştir. Son bölümde birleşik fiiller kuruluşları açısından ayrıştırılmış ve işlevleri bakımından tahlil edilmiştir

    Sol-Jel yöntemi ile hazırlanmış katkılı ZrO2 ile galvaniz kaplamaların karşılaştırılması

    No full text
    Bu çalışmada, farklı düzeylerde katkısız ve polimer katkılı ZrO2 çözeltiler sol-jel yöntemi ile hazırlandı. Kaplamada kullanılacak altlıklar kaplama öncesinde yüzeyleri zımparalanarak saf su ve aseton ile temizlenmiştir. Daha sonra sol-jel metodu farklı molar oranlarda hazırlanan ZrO2 'li organometal çözeltiler altlıklar üzerine 1, 3 ve 5'şer kat daldırma yöntemiyle kaplama yapılmıştır. Altlıklar üzerine kaplanan katkısız hibrit ZrO2 ince filmler 5oC/dakika hızla 300oC'ye; buna karşın polimer katkılı hibrit ZrO2 ince filmler ise 85oC'ye ısıtılan fırın içerisinde 30 dakika süreyle ısıl işlemlere tabi tutulmuştur. Isıl işlem sonrası ince filmler %3,5 NaCl ortamında korozyon direnci Tafel Ekstra Polarizasyon (TP) ve Elektrokimyasal Empedans Spektroskopisi (EIS), yöntemleri ile ölçümleri yapılmıştır. Kaplanan numunelerin yüzeyinde morfolojik değişiklikler Polarize Işık Mikroskobu, Taramalı Elektron Mikroskobu (SEM), Enerji Dağılımlı X-ray kırınımı (EDS), X-ışını difraktometresi (XRD) incelenmiş ve hazırlanan bu sol-jel kaplamaların sertlik ölçümleri de yapılmıştır. Uygulanan farklı molaritedeki çözeltiler ve katkılar neticesinde elde edilen bulgular, NaCI ortamında hazırladığımız kaplanmış numuneler galvanizle kıyaslandığında daha iyi bir koruma sağladığı görülmüştür. TP ölçümü sonucunda ZrO2-3 ve ZrO2-4 katkılı numunelerin daha iyi korozyon direnci sağladığı gözlenmiştir. EIS ölçümü sonucunda ise çözeltideki yoğunluk artışı ve kaplamadaki kat artışı ile doğru orantılı olarak korozyon direncinde artış sağlanmıştır. Tüm kaplamalar incelendiğinde Zr02+polimer katkılı-3 ve 4 çözeltileri ile kaplanan numunelerin en iyi korozyon direnci sağladığı saptanmıştır

    Örtüaltı domates yetiştiriciliğinde topraktan ve yapraktan ticari amino asit uygulamalarının kalite ve verim üzerine etkileri

    No full text
    Antalya ilinin Kumluca ilçesinde yapılan bu çalışmada, son yıllarda tarımsal üretimde kullanımı artan amino asidin, örtü altı domates yetiştiriciliğinde yapraktan, topraktan ve hem topraktan hem de yapraktan yapılan farklı uygulamalarla en uygun dozaj ve uygulamayı tespit etmek amaçlanmıştır. Çalışmanın yapıldığı üretici serasında güzlük domateste, yapraktan (0, 50, 100 ve 200 ml), topraktan (0, 500, 1000 ve 2000 ml) ve hem yapraktan ve hem de topraktan olmak üzere üç farklı şekilde uygulanmıştır. Bu üç farklı uygulamadaki farklı amino asit dozlarının bitki, meyve ve toprakta ne gibi değişimlere sebep olacağı tespit edilmeye çalışılmıştır. Araştırmadaki 16 farklı konu üç tekerrürlü olarak toplamda 48 parselde yürütülmüştür. Araştırma sonucunda yapılan değerlendirmelerde; topraktan 1000 ml ve yapraktan 200 ml amino asit uygulamalarında bitki başına düşen toplam verimde kontrol uygulamasına göre %49'luk bir artış tespit edilmiştir. Yalnız topraktan uygulanan 1000 ml'lik amino asit uygulamasında; ortalma meyve çapı 65.44 mm, ortalama meyve ağırlığı 131.57 g, sadece yapraktan 200 ml amino asit uygulamasında ortalama meyve ağırlığı 131.67 g, ortalama meyve çapı 65.43 mm ile en yüksek değerler tespit edilmiştir. Meyve örneklerinin analizileri sonucunda; topraktan 1000 ml uygulamasında toplam azot %3.28, topraktan 500 ml aminoasit uygulamasında meyvenin fosfor ve çinko kapsamı sırasıyla %0.30 ve 20.05 mg kg-1, yalnız yapraktan 200 ml uygulamasında toplam azot %3.19 değerleri en yüksek olarak bulunmuştur. Topraktan 2000 ml ve yaprakta 100 ml amino asit uygulandığında ise meyvenin demir kapsamı 28.67 mg kg-1 ile en yüksek değer elde edilmiştir. Yaprak örneklerinde yapılan analizler sonucunda; topraktan 1000 ml uygulamasında toplam azot % 3.33, topraktan 2000 ml amino asit uygulamasında yaprakların fosfor ve mangan kapsamı sırasıyla % 0.28 ve 120.80 mg kg-1, yapraktan 200 ml uygulamasında toplam azot % 3.29 toplam mangan 122.23 mg kg-1 ve yapraktan 100 ml uygulamasında %0.28 değerleri en yüksek olarak bulunmuştur. Topraktan 2000 ml ve yapraktan 200 ml amino asit uygulandığında ise yaprakların demir kapsamı 41.00 mg kg- 1 ile en yüksek değer tespit edilmiştir. Toprak örneklerinde yapılan analizler sonucunda 0-20 cm toprak derinliğinde; en yüksek organik madde miktarı (%5.16) ve toplam azot değeri (%0.36) topraktan 2000 ml amino asit uygulamasından elde edilmiştir. 20-40 cm toprak derinliğinde; en yüksek organik madde kapsamı (%4.97), toplam azot içeriği (%0.34), fosfor içeriği (171.70 mg kg-1), potasyum içeriği (1.27 me 100-1 g) topraktan 2000 ml amino asit uygulamasından elde edilmiştir. Tüm uygulama verileri değerlendirildiğinde, topraktan 1000 ml ile birlikte yapraktan da 200 ml interaksiyon uygulamasının etkileri diğer uygulamalara göre istatistiksel olarak önemli olduğu belirlenmiştir. Tüm bu veriler ışığında, hayvansal atıklardan elde edilen bir ürünün tarımsal üretimde verim, kalite ve bazı gelişme parametrelerinde artış sağladığı, ayrıca atıklardan geri dönüştürülerek hem toprak, su kaynaklarına ve çevreye yaratabileceği olumsuzlukların önüne geçilebileceği hem de ekonomik kazanç sağlamasına katkı sağlayabileceği ortaya konulmuştur

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇