Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
    6529 research outputs found

    Havacılık sektöründe uçuş gecikmelerinin makine öğrenmesi temelli analizi ve tahmini

    No full text
    Dünyada artan hareketlilik havayolu ulaşımına olan talebi artırmıştır. Yolcu taşımacılığının yanı sıra yükte hafif pahada ağır olarak tanımlanabilecek malzeme ve ürünlerin taşımacılığı konusunda da havayolu taşımacılığının payı günden güne artmaktadır. Yıllar içerisinde hem yolcu hem de yük taşımacılığı konusunda artan talep nedeniyle uçuş gecikmeleri artmış ve bu durum paydaşlar üzerinde olumsuz etkisi yaratmıştır. Gecikmelerin son ana kadar öngörülememesi havaalanlarında yığılma, bazı yolcular için uzun süreli bekleme veya aktarmalı uçuşları kaçırma gibi birçok problemi beraberinde getirmektedir. Havayolu ulaşımına olan talebin artmasının yanı sıra, teknolojik imkanların da artması bu alanda oluşan verilerin daha kolay depolanmasına ve oluşan bu büyük veri ile faydalı analizler yapılmasına imkan tanımaktadır. Bu analizlerin yapılabilmesi için kullanılan makine öğrenmesi yöntemleri son yıllarda önemli bir ivme kazanmıştır. Bu çalışmada, uçak gecikmelerinin sebep olduğu problemleri azaltabilmek adına makine öğrenmesi yöntemleri ile detaylı uçuş ve hava durumu verileri birlikte değerlendirilerek uçak gecikmelerinin tahmin edilmesi amaçlanmıştır. Bu doğrultuda, sektörde faaliyet gösteren uluslararası bir havayolu şirketiyle irtibata geçilerek çalışmada kullanılacak olan uçuş verileri temin edilmiştir. Uçuş bilgileri kapsamında uçakların planlanan kalkış ve varış zamanları, uçakların piste çıkış/varış zamanları, hangi havalimanları arasında seyahat gerçekleştirdiği, seyahatlerin tam tarih bilgileri gibi konularda üç yıllık (2016-2017-2018) veriler toplanmıştır. Bu veriye ek olarak hava durumuna ilişkin veriler ise çevrimiçi kaynaklardan elde edilmiştir. Hava durumu için ise, kalkış ve varış havalimanlarının planlanan kalkış/varış saatlerindeki hava durumu verileri (sıcaklık, basınç, bulutluluk durumu, görüş mesafesi, olağanüstü hava durumları vb.) dikkate alınmıştır. Havayolu firmasının üç yıllık uçuş verileri ile uçak kalkış ve varış zamanındaki hava durumu eşleştirilerek uçuşların durumunu tahmin etmek üzere veri seti oluşturulmuştur. Oluşturulan veri seti, makine öğrenme yöntemleri içerisinde yer alan Yapay Sinir Ağları, Rastgele Ormanlar, XGBoost, LightGBM ve CatBoost ile incelenmiş ve analiz edilmiştir. Bu modellerin performansı ise hata matrisi temelli çeşitli birçok performans metriklerine göre değerlendirilmiş ve elde edilen bulgular birbirleri ile karşılaştırılarak yorumlanmıştır

    Kent peyzajı ve estetik algısı ilişkilerinin Antalya kenti Muratpaşa ilçesi peyzaj karakterleri bağlamında incelenmesi

    No full text
    Çalışma kapsamında, Antalya kenti Muratpaşa İlçesi kent peyzajları, peyzaj karakterleri ile kent estetiği algısı ilişkileri incelenmiştir. Bu amaçla 24 farklı sınıf ile Muratpaşa CORINE 4. seviye alan örtü sınıflaması, İlçesinin yapı nizam durumları, yapı yükseklikleri, kent doku tipleri, ulaşım ağları, kent ve yapı tipolojileri haritaları ve kentsel açık yeşil alan yoğunluğu incelenerek Muratpaşa İlçesinin peyzaj karakter analizleri için örnekleme alan deseni oluşturulmuştur ve seçilen toplam 35 alanda peyzaj karakter analizleri gerçekleştirilmiştir. Kent estetiği analizlerine yönelik olarak da çoklu karakter sergileyen 8 alan ile kent estetiği algısı anketleri uygulanmıştır. Anketi farklı meslek grupları, öğrenciler, farklı şehirlerde yaşayanlar ve Antalya halkı yanıtlamıştır. Anket verilerinin çoklu frekansları yanında chi square analizleri ile görsel tasarım ilke ve ögeleri, peyzaj karakterleri ve kent estetiği arasındaki ilişkiler değerlendirilerek Antalya kenti için "kent estetiği" bileşenlerinin neler olduğu tanımlanmıştır. Tüm veriler Planlı Alanlar İmar Yönetmeliği kapsamındaki Kent Estetik Kurullarının görevleri ışığında yorumlanmış ve Muratpaşa İlçesini kent estetiği açısından olumlu yönde geliştirmeye yönelik olarak planlama ve tasarım çözümleri ve önerileri geliştirilmiş ve kent estetiği algısı ve karakterleri bağlamında Muratpaşa İlçesi için Kentsel Tasarım Rehberlerinin temel bileşenleri tanımlanmıştır

    Farklı incir çeşitlerinde taşıma modellemesi ile hasat sonrası kalitenin belirlenmesi

    No full text
    Bu çalışmada, sofralık incir çeşitlerimiz arasında gerek üretim gerekse ihracatta 'Bursa Siyahı' çeşidine alternatif olabilecek 'Yeşilgüz' ve 'Siyah Orak' incir çeşitlerinin palistore depolama sisteminde taşıma performansları bir modelleme yardımıyla incelenmiştir. Palistore sisteminde taşıma modellemesi çalışmalarında; %3 O2 + %15 CO2, %3 O2 + %20 CO2, %3 O2 + %25 CO2 ve %21 O2 + %0.03 CO2 olmak üzere dört farklı atmosfer bileşiminin etkisi karşılaştırılmıştır. Bu amaçla, farklı atmosfer bileşimlerinde 7 gün 2 °C sıcaklık ve %90-92 oransal nem + 2 gün 5 °C sıcaklık ve %70 oransal nem + 2 gün 2 °C sıcaklık ve %70 oransal nem + 3 gün 20 °C sıcaklık ve %65-70 oransal nem olmak üzere denemeye alınan üç çeşitte de toplam 14 gün süreyle taşıma modellemesi yapılmıştır. Modelleme çalışmasında, ağırlık kaybı, meyve sertliği, meyve kabuk rengi (L*, a* ve b*), suda çözünebilir kuru madde miktarı (SÇKM), titre edilebilir asit (TEA) miktarı, toplam antosiyanin miktarı, toplam fenolik madde miktarı, toplam antioksidan aktivitesi, pazarlanamaz meyve miktarı ile meyvelerin görsel ve tat durumları incelenmiştir. Çalışma sonucunda, incelenen kalite kriterlerinin korunumu açısından farklı atmosfer bileşimi oluşturulan palistore ortamında taşıma, normal atmosfere (kontrol) göre daha başarılı bulunmuştur. 'Siyah Orak' çeşidinde denenen atmosfer bileşimlerinin ağırlık kaybı ve SÇKM miktarı üzerine etkisi istatistiksel olarak önemsiz bulunmuştur. Meyve sertliğinin korunumu açısından en başarılı atmosfer bileşimi %3 O2 + %15 CO2 'dir. Çalışmada en düşük meyve sertliği kontrol uygulamasında tespit edilmiştir. En yüksek TEA miktarı %3 O2 + %15 CO2 ve %3 O2 + %25 CO2 uygulamalarında saptanmıştır. Düşük oksijen ve yüksek karbondioksit içeren ortamda taşıma modellemesi yapılan meyveler kontrole göre daha yüksek fenolik madde içermişlerdir. En yüksek toplam antosiyanin miktarı kontrol uygulamasında, en düşük değer ise %3 O2 + %15 CO2 içeren atmosfer bileşiminde tespit edilmiştir. Antioksidan aktivitesi açısından en yüksek değerler %3 O2 + %15 CO2 uygulamasında, en düşük aktivite ise kontrol uygulamasında bulunmuştur. Meyvelerin görsel ve tat değerleri açısından en yüksek puanlar %3 O2 + %15 CO2 uygulamasında, en düşük puanlar ise %3 O2 + %25 CO2 uygulamasında saptanmıştır. Pazarlanamaz meyve miktarı açısından %3 O2 + %25 CO2 uygulaması en başarısız, %3 O2 + %15 CO2 içeren atmosfer bileşimi ise en başarılı atmosfer bileşimi olarak belirlenmiştir. 'Yeşilgüz' çeşidinde ise denenen atmosfer bileşimlerinden %3 O2 + %25 CO2 ortamında en yüksek ağırlık kaybı saptanırken, en düşük ağırlık kaybı kontrol uygulamasında gerçekleşmiştir. Çalışmada, %3 O2 + %15 CO2 içeren atmosfer bileşimi meyve sertliğinin korunumu açısından en başarılı uygulama olarak tespit edilmiştir. SÇKM miktarı açısından en yüksek değerler %3 O2 + %25 CO2 uygulamasında, en düşük değerler ise %3 O2 + %15 CO2 ve kontrol uygulamasında belirlenmiştir. TEA miktarı açısından en yüksek asitlik değerleri %3 O2 + %25 CO2 ve kontrol uygulamalarında, en düşük değerler ise %3 O2 + %15 CO2 uygulamasında bulunmuştur. En yüksek toplam fenolik madde miktarı %3 O2 + %15 CO2 içeren atmosfer bileşiminde, en düşük içerik ise %3 O2 + %25 CO2 ve kontrol uygulamalarında tespit edilmiştir. Buna karşılık toplam antosiyanin miktarı bakımından kontrol ve %3 O2 + %25 CO2 uygulamaları en başarılı uygulamalar olarak saptanmıştır. Antioksidan aktivite ve meyvelerin görsel değerlendirilmesi açısından %3 O2 + %15 CO2 uygulaması daha başarılı bulunmuş, buna karşın kontrol meyveleri en düşük antioksidan aktivite ve görsel değerlendirme puanlarına sahip olmuşlardır. En yüksek pazarlanamaz meyve miktarı kontrol uygulamasında, en düşük pazarlanamaz meyve miktarı ise %3 O2 + %15 CO2 ve %3 O2 + %20 CO2 içeren atmosfer bileşimlerinde saptanmıştır. Çalışmada %3 O2 + %15 CO2 ve %3 O2 + %20 CO2 içeren atmosfer bileşimlerinde taşıma modellemesine alınan meyveler en yüksek tat skala değerlerine, %3 O2 + %25 CO2 ve kontrol meyveleri ise en düşük değerlere sahip olmuşlardır. 'Bursa Siyahı' çeşidinde ağırlık kaybı ve meyve sertliği açısından %3 O2 + %15 CO2 uygulaması en başarılı atmosfer bileşimi olarak belirlenmiştir. SÇKM miktarı açısından %3 O2 + %25 CO2 uygulaması en yüksek değere sahip iken, TEA miktarı açısından uygulamalar arasında farklılık tespit edilememiştir. Toplam fenolik madde miktarı ve antioksidan aktivite açısından denenen atmosfer bileşimleri kontrole göre daha başarılı bulunmuştur. Toplam antosiyanin miktarı açısından ise kontrol meyveleri daha yüksek içeriğe sahip olmuşlardır. Meyvelerin görsel ve tat değerlendirilmesi açısından en başarılı atmosfer bileşimi %3 O2 + %15 CO2 uygulamasıdır. Sonuç olarak, 'Siyah Orak', 'Yeşilgüz' ve 'Bursa Siyahı' incir çeşitleri için palistore depolama sisteminde %3 O2 + %15 CO2 içeren atmosfer bileşimi 14 günlük taşıma modellemesinde kalitenin korunumu açısından en başarılı uygulama olarak belirlenmiştir

    Bakteri içeren geopolimer harçların özelliklerinin araştırılması

    Get PDF
    Son yıllarda geopolimer adı verilen çimento özelliklerine sahip yeni bir malzeme formu geliştirilmiştir. Geopolimer harçlar, Portland çimento harçlarının yerini alma potansiyeli yüksek olan yeni nesil inorganik bağlayıcılardır, fakat betona göre geopolimer daha kırılgandır. Bu nedenle, geopolimere kendi kendini iyileştirmenin kazandırılması oldukça arzu edilir. Çatlak genişliğini kontrol etmek için mikro fiberler kullanılmış ve geniş kimyasal maddeler ilave edilmiştir. Ancak epoksi sistemler, akrilik reçineler ve silikon bazlı polimerler gibi stratejilerin çoğu pahalı ve çoğunlukla çevreye zararlı malzemelerin kullanımını içermektedir. Başka bir yaklaşımda, çatlakları kapatmak ve iyileştirmek amacıyla mikrobiyal karbonat çökelmesini indüklemek için betondaki alkali ortama dayanabilen bakteriler kullanılmıştır. Mikrobiyal karbonat çökelme yöntemi, geopolimerde kendi kendini iyileştirmeyi devreye sokmanın potansiyel bir yoludur. Bu çalışmada bakteri kullanarak kendi iyileştiren geopolimer harç özellikleri araştırılmıştır. Daha önce geopolimer harç içerisine bakteri kullanımı neredeyse hiç araştırılmaması sebebiyle çimento içerikli çalışmalar araştırılmış olup Bacillus türü bakteriler kullanıldığı belirlenmiştir. Yapılan deneysel çalışmada Bacillus Subtilis kullanılarak geopolimer harç numuneleri üretilmiştir. Bacillus Subtilis sporları, kapsül veya immobilizasyon olmadan doğrudan geopolimer harca ilave edilmiştir. Numuneler üzerinde fiziksel ve mekanik özellikleri araştırılmış ve alınan harç örnekleri üzerinde SEM analizleri yapılmıştır. Deneysel sonuçlar, bakteri kullanımının hem fiziksel hem de mekanik özelliklerine olumlu etkisi olduğu gözlemlenmiştir. SEM görüntülerinde ise kalsit oluşumu gözlemlenmiş olup çatlak oluşumunu engellediğini göstermiştir

    İmam Maturidi'nin düşüncesinde hadis

    Get PDF
    Çalışmamızda Ebû Mansûr Muhammed el-Mâturîdî'nin (ö. 333/944) hadis ve sünnete yaklaşımı konu edilmiştir. Tezin temel amacı ehl-i re'yin bir şubesi olan Hanefî ilim geleneğinin hicrî dördüncü asırdaki temsilcisi Mâturîdî'nin Hz. Peygamber'e atfedilen rivâyetleri kullanım ve değerlendirme metodunun tespit ve tasvir edilmesidir. Çalışmada hadisçilerin rivâyet malzemesine yaklaşımı ile Mâturîdî'nin yaklaşımı arasındaki farklar gösterilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın temel kaynakları Mâturîdî'nin günümüze ulaşan Te'vîlâtü'l-Kur'ân ve Kitâbü't-tevhîd isimli eserleridir. Bu bağlamda söz konusu eserlerinde onun hadis ve sünnete dair açıklamaları taranmış, Mâturîdî ve Mâturîdîlik hakkında yapılan modern araştırmalardan da olabildiğince yararlanılmıştır. Elde ettiğimiz bulgulara göre Mâturîdî hadisçilerin aksine rivâyetlerin muttasıl senedlerine yer vermemekte, rivâyet değerlendirmelerinde ehl-i re'y geleneğinin tavrına uygun biçimde muhtevâ merkezli hareket etmektedir. Mâturîdî rivâyetlerde lafza bağlı kalmayı zorunlu görmediği gibi böyle bir çabayı tekellüf olarak nitelemektedir. Söz konusu tespitler Mâturîdî ve Mâturîdîlik hakkında daha önce yapılmış çalışmaları teyit etmektedir. Çalışmanın dikkat çekici sonuçlarından biri Mâturîdî'nin kesinlik ifade etmesi bakımından mütevâtir haber ile tefsir, zan ifade etmesi bakımından haber-i vâhid ile te'vîl arasında gözettiği ilişkidir. Buna göre Mâturîdî'nin haber-i vâhid ile te'vîli kabul etmek için öne sürdüğü şartlar, bunların geçerli oldukları alanlar, doğurdukları hükümler ve sonuçlar, reddetmek için kullandığı ifadeler hemen hemen aynıdır. Mâturîdî'nin muhteva merkezli sıhhat kriterleri Kur'ân'ın nassı, sünnet, icmâ, aklî deliller ve şer'î asıllar ile çelişmemek; Allah, peygamber, sahâbe tasavvuruna aykırı olmamak; risâlet görevine ve ismet sıfatına zarar verecek bir içeriğe sahip olmamak şeklinde özetlenebilir. Onun senedle ilgili son derece nadir görülen açıklamaları ya başka deliller vasıtasıyla ulaştığı sonucu destekleme ya da muhataplarının argümanlarını onlara karşı kullanma amacı taşımaktadır. Pratikte sened tenkidine pek başvurmasa da teorik olarak haberleri aktaran râvîlerin incelenmesini gerekli görmektedir. Mâturîdî'nin rivâyetler bağlamında en çok eleştiri yönelttiği ismin İmam Şâfiî (ö. 204/820) olduğu tespit edilmiştir. Şâfiî eleştirisi söz konusu olduğunda Mâturîdî oldukça sert bir üslup kullanmakta ve genel tavrından farklı olarak senedle ilgili bazı açıklamalar yapmaktadır. Fakat bu eleştirilerin bir kısmının hakikati yansıtmadığı görülmektedir. Kendisinin ve Hanefî mezhebinin görüşlerine dayanak oluşturan ve rivâyet tekniği bakımından mütevâtir seviyesinde olmayan bazı rivâyetlerde Mâturîdî amel vurgusu yaparak rivâyeti kuvvetlendirmeye, böylelikle usûl açısından problem teşkil eden hususu ortadan kaldırmaya çalışmaktadır. Ona göre Hz. Peygamber'den bu yana kesintisiz biçimde toplum tarafından amele konu edilen hususların rivâyet tekniği bakımından zayıf olması önemsizdir. Aslında bunların sözlü olarak rivâyet edilmesine ihtiyaç bile yoktur. Kısaca Mâturîdî'ye göre amel, en üstün nakil formudur. Hadis ve sünneti zaman zaman eş anlamlı olarak kullansa da onun düşünce sisteminde sünnet hadisten daha üstün bir konumdadır

    Epigrafik, nümizmatik ve edebi belgeler ışığında Synnada tarihi

    No full text
    Araştırma konusu Synnada'nın, tarihin bilinen en eski dönemlerinden itibaren insan topluluklarınca iskan edildiği arkeolojik verilerle kanıtlanmış olsa da kentin tarih sahnesinde görünür hale gelmesi Hellenistik Dönem'in başlagıcına dayanır. Genel kanı, kentin kuruluşunun Ipsos Muharebesi (İ. Ö. 302) ile olduğu görüşüne karşın, kraliyet hazinesini korumakla görevli Antigonos'un generali Dokimos'un kentte bir garnizon kurmasıyla bu tarihten evvel başladığı anlaşılmaktadır. Buna karşın Hellenize olan kentin polis niteliği ile resmi olarak belgelenmesi Romalı consul Cn. Manlius'un İ. Ö. 189 yılında Galatlara yaptığı seferle olmuştur. Kent, Pergamon Krallığı ile Galatlar arasındaki mücadeledenin uzun bir süre odak noktası olmuştur. Roma'nın İ. Ö. 129 yılından sonra Pergamon krallık arazilerini miras almasından ve Asia Eyaleti'ni kurmasından sonra hızla Romalılaşmaya başlamış ve yeni egemen gücün idari yetki alanının bir parçası konumuna yükselmiştir. Çeşitli etnik unsurların bir arada yaşadığı kent daha Pergamon Krallığı Dönemi'nde (İ. Ö. 160-150) Kistophoros adlı sikkelerin darbını gerçekleştirmekle Pergamon egemenliğinde bir kent olduğu anlaşılmaktadır. Augustus ile başlayan Pax Romana sürecinde hem önemli yol güzergahlarının kesişiminde bulunması hem de mermer ocaklarının idari bürolarına ev sahipliği yapması nedeniyle kent mermer endüstrisinin hızlı gelişimi sayesinde alabildiğine kalkınmış, buna paralel olarak nüfusun hızla Romanizasyonu ile Küçükasya'daki (Asia Minor) en önemli Conventus merkezlerinden biri haline gelmiştir. Kentte imparator mülk arazileri ve üzerindeki mermer ocaklarını korumak için görevlendirilmiş askeri bir birliğin varlığı belgelenmiştir. Kent, Hellen devlet teşkilatlanmasını Roma İmparatorluk Dönemi'nde bile sürdürerek korumasını bilmiştir. Roma İmparatorluğu boyunca kent panteonuna giren Romalı tanrılara ve sosyo-kültürel yaşamdaki değişime rağmen muhafazakar yerel halkın (Phrygler) geleneklerine inatla bağlılıkları, eski dinsel alışkanlıklarının uzunca bir süre devam etmesine neden olmuştur. İ. S. 4. yy.'ın ilk çeyreğinde (İ. S. 313) paganların ve Hıristiyanların inançlarının gereklerini rahatça yerine getirebileceklerini beyan eden Milano Fermanı pagan inanç ile tek tanrı inancına sahip insanlar arasında bir dönüm noktası olmuş, kentin de içinde bulunduğu bölge hızla Hıristiyanlaşma sürecini devam ettirmiştir. Synnada, Phrygia Eyaleti'nin Diocletianus tarafından yapılan idari taksimatlandırmasından sonra iki kısma ayrılmış; kent Phrygia II olarak adlandırılan Phrygia Salutaris'in başkenti olmuştur. Bizans İmparatorluk Dönemi'nde Hıristiyanlığın yaygınlaşmasıyla birlikte kentin artık bir piskoposluk merkezi olduğu görülmektedir. İlerleyen süreçte kentin adı Yahudi sakinlerince Çıfut Kasaba diye anılacaktır. Doktora tezi kapsamında yürütülen bu çalışmada kent ile ilgili dağınık halde bulunan her türden belge tespit edilmiş ve bir corpus kapsamında derlenmiştir. Kentin belgelerle sabit olan bu denli büyüklüğüne rağmen günümüzde kapsamlı arkeolojik bir kazı faaliyetinin yapılmamış olması Synnada'nın tarihinin eksik kalan kısmını oluşturmaktadır

    Sultan II. Abdülhamid döneminde sicill-i Ahval kayıtlarına göre Burdurlu kamu görevlileri ve faaliyetleri (1879-1909)

    No full text
    Klasik dönemin bürokrasi anlayışına bakılırsa kalemiye, seyfiye ve ilmiye olmak üzere üç ana unsurdan oluşmaktaydı. Zaman içerisinde değişen şartlar Osmanlı Devleti'ni etkilemiş ve etkileşim sonucunda reformlar yapmaya yöneltmiştir. Özellikle yönetim alanında reformlar yapılmıştır. II. Mahmut döneminde bakanlıklar ve Tanzimat devrinden İkinci Meşrutiyet'e kadar çeşitli kurumlar oluşturulmuştur. Bakanlıklar ve kurumlar altında çalışan memurlar istihdam edilmiştir. Zaman içerisinde özellikle II. Abdülhamid devrinde bürokrasi anlayışı değişmiş ve sistematik bir bürokrasi anlayışı yerini almıştır. Bu sistematik düzen, 1879 yılında II. Abdülhamit devrinde Dâhiliye Nezareti'ne bağlı Sicill-i Ahvâl Komisyonu kurulmuş ve zaman içerisinde gelişmiştir. Bunun nedeni Tanzimat Devri'nden II. Meşrutiyet'e kadar devlet kurumlarında çalışan memur sayısının artışı ve bu durum neticesinde denetim açısından yaşanan sorunlardır. Bu sorunların ortadan kalkması için Sicill-i Ahvâl Defterleri oluşturulmuş ve memurlara yazdırılmıştır. Sicill-i Ahvâl Defterleri, birinci el kaynak olma özelliği taşımaktadır. Memurun adı, varsa lakabı, baba adı, doğum tarihi ve yeri, eğitim durumu, yabancı dil ve dillere aşina olduğu veya kitâbet tekellüm ettiği, varsa matbu eseri, kaç yaşında işe başladığı nerelerde ve hangi kurumlarda görev aldığı, maaş miktarı, çalıştığı süre içerisinde aldığı nişan, berat, ödül ve ceza vs. durumlar deftere kaydedilmiştir. Bu bilgilerin yazıldığı belgeye Terceme-i Hâl varakası denilir. Resmi belge (varaka) olarak geçen belgeler memurların durumları açısından işlerlik sağlamıştır. Bunun yanı sıra hem özgeçmiş (biyografik) hem de dönemin sosyo-ekonomik durumu açısından Osmanlı Devleti'nin ve memurun doğmuş olduğu yörenin durumunu yansıtmaktadır. 1879-1909 arası tutulan sicil kayıtları defter şeklinde tutulurken 1909 ve sonrası dosya sistemine geçilmiştir. Bu amaçla Burdur Sancağı'nın tarihsel sürecini ve diğer özellikleri, Osmanlı bürokrasisini ve Sicill-i Ahvâl defterlerine göre Burdur doğumlu kamu memurlarının faaliyetleri ele alınmıştır

    İslam-Osmanlı Ceza Hukuknda Kazf suçu ve bu suçun Türk Ceza Kanunu'ndaki hakaret suçuyla mukayesesi

    No full text
    Bu yüksek lisans çalışmasının amacı, İslam hukukunun kişilerin manevi bütünlüğünün korunması adına üzerinde hassasiyetle durduğu, kişilerin iffetine ve haysiyetine saldırı niteliğinde olan ve hadd suçları arasında düzenlenen kazf suçunu incelemek ve bu suçun Türk ceza kanunundaki hakaret suçuyla mukayesesine imkân sağlamaktır. Tarihi günümüzden dört bin yıl önceki hukuk metinlerine kadar giden kazf suçu İslam ve Osmanlı ceza hukuku kapsamında ele alınmıştır. Üç bölümden oluşan bu çalışmanın ilk bölümünde kazf suçunu bağlamından koparmadan ve anlaşılır şekilde anlatabilmek amacıyla Osmanlı ceza hukukunun da temelini oluşturan İslam ceza hukukunun genel esaslarına yer verilmiştir. İkinci bölümde Kazf suçu modern ceza hukuku sistematiğine uygun olarak ayrıntılı şekilde incelenmiş, bu sayede kazf ve hakaret suçlarının mukayesesini kolaylaştırmak amaçlanmıştır. Kazf suçuyla alakalı anlatılanların teorikte kalmaması ve uygulamanın nasıl olduğunu zihinlerde canlandırmak adına ilgili bölümlerde Osmanlı şer'iyye sicillerinden alınan kazf suçuna dair örneklerle çalışma zenginleştirilmiştir. Üçüncü ve son bölümde ise hakaret suçu, ikinci bölümde takip edilen sistematik göz önünde bulundurularak ve ayrıntılı şekilde ele alınmakla birlikte çalışmanın amacını ve kapsamını aşacağından dolayı hakaret suçuyla alakalı doktrindeki tartışmalara değinilmekle yetinilmiş veya hiç girilmemiştir. Yeri geldikçe Yargıtay kararlarından hakaret suçuna dair örnekler sunulmuş ve kazf suçuyla hakaret suçunun mukayesesine de hakaret suçuyla ilgili açıklamaların yapıldığı başlıkların altında yer verilmiştir. Bu kısımda tekrara düşmemek adına kendi bölümlerinde ayrıntısıyla anlatılan iki suç tipinde benzer ve farklı olan noktalara kısaca değinilmiştir

    İşbaşı eğitim programının etki değerlendirmesi: Antalya ili örneği

    No full text
    Günümüzde ülkeler ekonomik hayatta birçok sorunlarla karşılaşıp bu sorunlarla ilgili farklı mücadele mekanizmaları geliştirmektedirler. Bunlardan işsizlik, eksik istihdam ve yeterli istihdam oluşturamama, ekonominin ihtiyaç duyduğu ara elaman ve nitelikli işgücü yetiştirememe gibi sorunlar, gelişmemiş ve gelişmekte olan ülkelerin en önemli sorunları arasında gelmektedir. Bu sorunların ekonomik ve sosyal yaşamda büyük tahribatlar yaratmaması için ülkeler, belirli politikalar uygulamaktadır. Birçok ülkede sosyal adaleti ve gelir dağılımı adaletsizliğini gidermek için istihdam arttırıcı programlar düzenlemektedir. Türkiye'de Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) aracılığıyla uygulanan, ekonominin içinde bulunduğu işsizlik sorunu ile firmaların ihtiyacı olan nitelikli ara eleman ve kalifiye işgücü sorununu bir arada çözmeyi planlayan aktif istihdam politikası araçlarından biri olan işbaşı eğitim programı son yıllarda önemli uygulama alanları bulmuştur. Bu çalışmada işbaşı eğitim programı uygulamasının güncel durumunu mevcut veriler ışığında analiz ederek programın amacına uygun işleyip işlemediği ortaya koymaya çalışacaktır. Çalışmada, Antalya Bölgesi örnekleminde, bölgede işbaşı eğitim programının uygulandığı işletmelerde firma yöneticileri ile yarı yapılandırılmış mülakat yöntemiyle görüşmeler yapılmıştır. Araştırmanın sonucunda elde edilen verilerin analiz edilmesi ile işbaşı eğitim programının istihdama etkisi, programın amacına uygun işleyip işlemediği ve programın uygulanmasında pratikte eksik ve hatalı yönlerin ne olduğu gibi bulgular ortaya konulmuştur

    853

    full texts

    6,529

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Akdeniz Üniversitesi DSpace
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇