Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Tüketicilerin online otel revervasyonu davranışını etkileyen faktörler: Antalya örneği
Turizm endüstrisinde yaşanan değişimler konaklama sektörünü satış ve pazarlama konusunda yeni arayışlara yöneltmektedir. Büyük işletmeler kendi pazarlama departmanını ve bilişim altyapısını hızla yenileyerek konusunda uzman kişileri istihdam etme yoluna giderken küçük işletmeler de tatil arama motorlarında ve online seyahat acentelerinde hızla yerlerini almaktadır. Konaklama işletmeleri kendi sayfalarından online rezervasyon alabilecekleri teknolojilere yatırım yapmaya başlamışlardır. Turizmde e-ticaret alanındaki hızlı bir yükselişle birlikte küçüklü büyüklü işletmeler internet üzerindeki bu yeni pazarda yerlerini almaktadır. Artık işletme sahipleri bu pazardaki paylarını nasıl arttırabileceklerinin hesabını yapmakta ve bu yeni müşteri grubunun anlamaya çalışmaktadır. Daha çok araştıran, fiyat kıyaslayan, konaklayacağı destinasyonu özenle seçen ve alternatifleri değerlendiren daha yüksek bilinç düzeyine sahip bu kişilerin dikkatini çekecek ürün oluşturmak ve bunları pazarlamak her zamankinden daha zor hale gelmiştir. Bu alandaki teknolojilerdeki hızlı gelişmeler de bilimsel çalışmaların etkilerini de hızla yitirmelerine sebep olmaktadır. Değişen ekonominin olumlu bir yönü sürekli gelişen teknolojinin sunduğu geniş imkânlardır. Teknoloji bir işi daha etkili yapmak için tasarlanmış araç alet ya da metotları içerir (Robbins vd., 2008). Teknoloji ofislerdeki robotlardan çevrimiçi banka sistemlerine ve çalışanların müşteriler ile etkileşim içinde bulunduğu sosyal ağlara kadar her alanı daha etkin hale getirmektedir. Teknolojinin bu hızla değişimi, tüketicilerin de buna adapte olmalarını zorlaştıran başlıca etkenlerden birisidir. Tüketiciler henüz bu teknolojilere tam olarak adapte olmadan bir yenisi ile karşı karşıya kaldıkları bir dönemden geçmekteler. Her yeni donanım yanında farklı bir yazılım ile gelmektedir ve bu teknolojilere tüketicilerin ayak uydurması belirli bir zaman almaktadır. Sonuç olarak tüm bu yeni teknolojiler işletmelerin kapılarını doğrudan tüketiciye açan portallar haline gelmişlerdir. Her ne kadar bu konuda yapılan araştırmalar çoğalsa da hala bu alanda boy göstermek isteyen işletmeleri ve sistem kurucuları doğru yönlendirecek kaynaklara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu araştırmanın özellikle ülkemizdeki eticaretin turizm kanalındaki tüketici davranışlarını açıklamaya katkı yapacağı öngörülmektedir. Bu araştırma online tüketicilerin tüketim davranışını incelemeyi amaçlamaktadır. Daha önceki çalışmalar incelendiğinde tüketici davranışlarını etkileyen pek çok faktörün olduğu görülmektedir. Bu faktörler arasından güvenlik faktörü internet alışverişi alanında oldukça önemlidir. Diğer taraftan, yeni teknolojileri kullanmanın zorluğu dikkate alındığında ise teknoloji kabul modeli literatürde en fazla kullanılan modellerin başında gelmektedir. Bu çalışmada güven ve teknoloji kabul modeli birlikte kullanılmış ve tüketicilerin satın alma davranışı açıklanmaya çalışılmıştır. Araştırmanın evreni olarak Antalya ilinde yaşayan ve online konaklama ürünü satın alan tüketiciler seçilmiştir. Araştırma kapsamında çeşitli demografik değişkenlerin (yaş, cinsiyet vb.) satın alma davranışına etkisi ve güven ile teknoloji kabul modelinin hipotezlerinin yapısal eşitlik modeli ile test edilmesi gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre teknoloji kabul modelinde yer alan kullanışlılık, kullanım kolaylığı ve eğlence ile güvenin bir alt boyutu olan yeteneğin tutumu olumlu ve anlamlı bir şekilde etkilediği, ancak güvenin diğer alt boyutu olan dürüstlüğün tutumu etkilemediği bulunmuştur. Niyetin de tutumu etkilediği gözlemlenmiştir. Sonuçlar tüketicilerin güvenlik ve kullanışlılığın yanı sıra online alışverişin onlar için zevkli bir aktivite olduğunu göstermektedir
Halifelik kurumunun ortaya çıkışı ve 1240-1350 yılları arasında Bahri Memlukler'in halifelik ile ilişkileri
İslâm öncesi Arap coğrafyasının dağınık bir yapıya sahip olmasından dolayı düzeni sağlamak kolay olmamıştır. İslâm peygamberi Hz. Muhammed'in yapmış olduğu çoğu uygulamanın amacı Arap toplumunda birliği ve düzeni sağlamak idi. Kabileleri büyük ölçüde tek çatı altında toplamayı başaran Hz. Muhammed, Arap toplumunda sükûnet ortamını sağlamıştır. Fakat Hz. Muhammed'in vefatının ardından lidersiz kalan Arap toplumu, kendilerini yönetecek ve düzeni tekrardan sağlayacak bir ardıla ihtiyaç duymuşlardır. Böylece siyasi bir makam olan halifelik kurumu ortaya çıkmıştır. Hulefâ-i Râşidin dönemi İslâm tarihinin en önemli dönemlerinden biri olmuştur. Bu dönemde başa geçen halifeler, Hz. Muhammed'in kurmuş olduğu düzeni ve devlet sistemini onun yöntemleri çerçevesinde ihya etmeye çalışmışlardır. Hulefâ-i Râşidin döneminden sonra halifelik kurumu Emevîler'e intikal etmiştir. Bu dönemde halifelik, babadan oğula geçen bir saltanat sistemine dönüşmüştür. Akabinde Abbâsî ihtilal hareketi ile halifeliği ele alan Abbâsî Devleti, kurumu siyasi ve dini yetkileri olan büyük bir devlet haline getirmişlerdir. Fakat X. yüzyılda yaşanan iç ve dış sorunlar zamanla halifelerin siyasi nüfuzları yitirmelerine ve sadece dini konumlarını kullanmalarına neden olmuştur. 1258 yılında Abbâsî Devleti'ni ortadan kaldıran Moğolların, Abbâsî halifesini öldürmesi üzerine bir süreliğine halifesiz kalan İslâm âleminin fetret devrine girmesine neden olmuştur. Memlûkler'in 1260 yılında Aynicâlût Savaşı ile Moğolları mağlup etmesi üzerine büyük bir sevinç yaşamışlardır. 1261 yılında Sultan Baybars'ın halifeliği Kahire'de yeniden tahsis etmesiyle İslâm âlemindeki saygınlıkları artmış oldu. Memlûk Devleti'nde halifeler, dönemin sultanlarının buyruğu altında hareket etmişlerdir. Hiçbir siyasi yetkisi olmayan halifelerin, bazen sürgün edilip dini yetkileri bile ellerinden alındığı görülmüştür. Bu dönemde halifelik sadece gösteriş amaçlı yapılan törenlerde dini sembolik bir kurum haline gelmiştir
Fazlur Rahman'da din-felsefe ilişkisi
İslâm düşüncesinde içtimâî, kültürel, siyâsî ve dinî alanlardaki mesele ve ihtilafların odak noktalarından biri olan din ve felsefe ya da vahiy ile akıl arasındaki ilişki, her dönemde gündeme gelen ve tartışılan önemli mevzulardan biridir. Bu konuyla alakalı çalışmaların arkaplanı ilk İslâm filozofu Kindî'ye kadar gitmekte olup ondan sonra gelen Fârâbî, İbn Sînâ ve İbn Rüşd gibi pek çok filozofa kadar götürülebilir. Söz konusu alana dair yapılan çalışmalar, XX. yüzyıla kadar İslâm düşüncesindeki canlılığını korumuştur. Bu dönemde din-felsefe veya vahiy-akıl arasındaki ilişkiyi çağdaş bir bakış açısıyla değerlendirmeye çalışan düşünürlerden biri de Fazlur Rahman'dır. O, konuya genellikle Müslümanların vahiy algılarıyla ortaya koydukları eylemler çerçevesinde yaklaşmaktadır. Bu yönüyle realist ve pratik bir duruş sergileyen Fazlur Rahman, dini rasyonalist bir perspektifle birlikte değerlendirerek Fârâbî ve İbn Sînâ gibi, İslâm'ın vahiy anlayışını insan nefsinin bilişsel yetkinliğine dayandırır. Ona göre insanın vazifesi, ilahî buyruklar ışığında, yeryüzünde ahlâka dayalı sosyo-politik bir düzen kurmaktır. Vahyin merkezindeki temel misyon da bu emrin gerçekleştirilmesidir. Her türlü İslâmî düşüncenin temelinde Kur'ân, Sünnet, icmâ ve içtihat ilkeleri yer almaktadır. Yani düşünsel aktiviteler, inanç ve aklın, diğer bir deyişle din ve felsefenin bütünlüğüyle ortaya konulmaktadır. Dinin teorik yönü anlamaktan ayrı düşünülemediği gibi; pratik yönü de, aklî melekelere göre bir eylem ortaya koymaktan ayrı düşünülemez. Neticede tüm süreç, aklın işlevini içerir. Tek başına aklı ya da tek başına dini benimseyerek ideal bir hedefe ulaşmak mümkün değildir. Tarihî süreç içerisinde İslâm dünyasının karşı karşıya kaldığı problemlerin ana nedeni, ilâhî mesajın bütüncül bir şekilde anlaşılamamasıdır. Birçok kişi veya fırka mensuplarınca ideolojik amaçlara hizmet eder hale getirilen vahiy öğretisi, zamanla parçalara ayrılarak, vahyin muhataplarını birbirinden uzaklaştırmış ve sonucunda özellikle siyâsî, iktisâdî ve sosyal alanlardaki problemler giderek daha da büyümüştür. Son evrede karşılaşılan manzara ise Müslümanların hâkim olduğu coğrafya birçok anlamda hezimete uğrarken, Batı'nın ilmî keşifler vasıtasıyla otoriteyi devralması olmuştur. Başlangıcında ilmî araştırmalara ve önemli gelişmelere öncülük eden İslâm düşüncesini yeniden canlandırmak ve terakkî göstermek için yapılması gereken şey, gerçekliklerin farkında olarak hür düşünceyi ve ilmî hiçbir veriyi dışlamadan kapsamlı, bütüncül bir Kur'ân ve Sünnet yorumu ortaya koyup çağın problemlerine çare üretmektir. Böylece istenilen ilâhî amaca ulaşmak daha kolay olacaktır
Antalya ili Aksu ilçesi sınırları içerisinde arazi kullanımı/arazi örtüsünün belirlenmesi ve ürün deseninde yer alan çok yıllık meyve ağaçlarının sar (Yapay açıklıklı radar) verileri ile izlenmesi
Antalya ili ılıman iklim koşulları ve verimli topraklara sahip olması nedeniyle ülkemizde tarımsal üretim açısından önemli bir yere sahiptir. Narenciye (turunçgiller), dünyada ve Türkiye'de en çok yetiştirilen meyve türleri arasında ilk sıralarda yer almakta, aynı şekilde ticarette de öne çıkmaktadır. Bu çalışmada Antalya ilinde yaygın bir üretim modeline sahip olan Narenciye ağaçlarının yaş grupları da göz önüne alınarak Yapay Açıklıklı Radar (SAR) verileriyle izlenmesi, yine SAR verileri ile bölgenin arazi örtüsü ve arazi kullanımının sınıflandırılması amaçlanmıştır. Bu amaç doğrultusunda ilk olarak Avrupa Uzay Ajansı tarafından fırlatılmış Sentinel-1 uydusunun 2018 ve 2015 yıllarına ait görüntüleri her ay için indirilmiş ve yer gerçeği bilinen kamuya ait arazilerde, narenciye bahçelerine ait radar görüntülerinde, çok aşamalı olan ön işleme çalışmaları gerçekleştirilerek farklı yaş gruplarındaki parsellerin ortalama saçılma değerleri 12 aylık süreçte her ay için tesbit edilmiştir. 2015 ve 2018 yılları için 12 ay boyunca elde edilen saçılma değerlerinde yapılan istatistiksel analizlere göre orta yaşlı narenciye ağaçlarının diğer yaş gruplarına göre ayırdedilebilirliğinin daha yüksek olduğu ortaya çıkmıştır. Narenciye ağaçlarının fizyolojik gelişme dönemleri olan durgun, çiçeklenme, meyve tutum ve meyve olum dönemleri dikkate alınarak yapılan değerlendirmede, tüm ağaçların 2015 ve 2018 yılları için gerek VH ve gerekse VV polarizasyonlarında çiçeklenme döneminde yüksek saçılmalar gösterdiği, meyve tutum döneminde ise düşük saçılmalar gösterdiği sonucu ortaya çıkmıştır. Çalışmanın bir diğer aşamasında ise SAR verileriyle yapılan arazi örtüsü ve arazi kullanımının sınıflandırılması gerçekleştirilmiş olup, bu aşamada Sentinel-1 SAR görüntülerinin, Sentinel-2 optik uydu görüntüleriyle füzyonunun yapılması uygun bulunmuş, sınıflama yöntemi olarak ise nesne tabanlı yaklaşım başarılı sonuç vermiştir. Optik-EVI-SAR görüntülerinin füzyonu ile elde edilen görüntü ile yapılan nesne tabanlı sınıflandırma sonuçlarına göre, 2015 yılından 2018 yılına kadar ormanlık alanlarda %11'lik bir artış, sabit ürünlerde ise %22'lik bir azalış tespit edilmiştir. Ayrıca sera alanları %15 oranında artış gösterirken, seyrek bitkili ve bitkisiz açık alanlarda %2'lik bir azalış, ekilen alanlarda %25'lik artış, kentsel dokuda %7'lik azalış ve iç sularda ise %7'lik bir artış tesbit edilmiştir
Spinoza'da felsefi sağaltımın imkanları
21. yüzyılda düşünen ve hisseden varlık olarak insan, içinde bulunduğu olumsuz durumlardan kaynaklı olarak yaşadığı anlamsızlık, varoluşsal boşluk, değerlerin yoksunluğu, ahlaksal yoksunluk ve duyguların doğru tanımlanmaması gibi birçok problem yaşamaktadır. Bu problemlere çözüm olmak adına, felsefenin tüm birikimini pratik yaşama uygulanmasını öngören felsefi sağaltım adlı yeni bir uygulama ortaya çıkmıştır. Felsefi sağaltım, felsefenin tüm birikimlerinden faydalanarak insanların bu problemlerine çözüm olmak, insanın kendi doğasını tanımasını, doğru düşünmesini ve içinde bulunduğu durumu sağlıklı bir şekilde çözüme kavuşturmasını amaç edinmektedir. Buna bağlı olarak felsefe tarihindeki filozoflar, felsefenin hem teorik hem de pratik yönünü ele alıp; bununla ilgili görüşler öne sürmüşlerdir. 17. yy düşünürlerinden biri olan Spinoza, felsefi sorunları hem teorik hem de pratik olarak ele almasına rağmen çoğunlukla pratik yaşam üzerinde durmaktadır. Spinoza'nın felsefesi bir yaşam felsefesidir. Bu nedenle Spinoza üzerine yapılan çalışmaların çoğunluğu da pratik felsefe alanlarıyla ilgilidir. Spinoza, pratik yaşamla ilgili ele aldığı konuları mantıksal bir çerçevede açıklarken, kişinin duygularını, düşüncelerini, özgür iradesini ve aklın gücüne erişebilecek yetileri nasıl kazanılması gerektiğini öğretir. Bunlar bize felsefi sağaltımın temel konularını vermektedir. Bu çalışma da, biz bu konuları Spinoza'nın perspektifinden inceleyip felsefi sağaltımdaki yerlerinin önemini açıklamaya çalışacağız. Böylece felsefe tarihinde bir filozofun görüşlerinden yaralanarak günümüzde yaşanan problemlere çözüm getirmek niyetindeyiz
Hermite tipli Milne-Thomson polinomlarının üreteç fonksiyonları ve bunların hesaplamalı bilimlerdeki uygulamaları
Bu tezde, Hermite tipli Milne-Thomson polinomları ve bunların üreteç fonksiyonları çalışılmıştır. Euler formülü ve trigonometrik fonksiyonlar yardımıyla inşa edilen bu üreteç fonksiyonları kullanılarak, r-parametreli Hermite-tabanlı Milne-Thomson tipli bazı polinom aileleri de çalışılmıştır. Bernoulli tipli sayı ve polinom aileleri, Euler tipli sayı ve polinom aileleri, Genocchi tipli sayı ve polinom aileleri, Stirling sayıları gibi iyi bilinen bazı özel sayı ve polinom ailelerinin tanımları ve bazı özellikleri verilmiştir. Elde edilen yeni üreteç fonksiyonları ve bunların fonksiyonel denklemleri, özel integral formülleri ve trigonometrik fonksiyonlar kullanılarak, r-parametreli Hermite-tabanlı Milne-Thomson polinomları, r-parametreli Hermite tipli polinomları ve diğer bazı özel polinom ailelerini içeren formüller, bağıntılar ve özdeşlikler verilmiştir. Ayrıca, yüksek mertebeden Apostol-Bernoulli sayıları, yüksek mertebeden Apostol-Euler sayıları, yüksek mertebeden Apostol-Genocchi sayıları, tanjant sayıları, kotanjant sayıları, Chebyshev polinomları, Dickson polinomları, Fubini tipli sayıları ve polinomları, genelleştirilmiş Hermite-Kampè de Fèriet polinomları, Milne-Thomson tipli polinomları ve iki parametreli Apostol tipli polinomları başta olmak üzere bazı özel sayı ve polinom ailelerini içeren bağıntılar ve kombinatorik toplamlar elde edilmiştir. Bu tez çalışmasında, aynı zamanda r-parametreli Hermite-tabanlı Milne-Thomson tipli polinom ailelerini içeren üreteç fonksiyonlarının bazı özel durumları da çizelgeler halinde sunulmuştur. Bunlara ek olarak, bazı özel sayı ve polinom aileleri için hesaplamalı algoritmalar verilmiştir ve bu algoritmaların bazıları Mathematica paket programında Wolfram programlama dili yardımıyla kodlanarak, r-parametreli Hermite tipli polinom aileleri ve r-parametreli Hermite-tabanlı Milne-Thomson tipli polinom ailelerinin değerleri hesaplanmış, grafikleri ve yüzeyleri çizilmiştir
Domates ıslahında TSWV, TYLCV, FORL dayanımlarının hibrit verimine etkisi
Bu çalışmanın amacı; verim ve kalite bakımından ticari potansiyele sahip olan fakat Domates sarı yaprak kıvırcıklık virüsü (TYLCV), Domates lekeli solgunluk virüsü (TSWV), Fusaryum kök ve kökboğazı çürüklüğüne (FORL) karşı hassas olan; sırık sofralık baharlık segmente uygun (213♀x51♂) 17-52 F1 hibrit domates çeşidinin, 51♂ numaralı baba ebeveynine moleküler markır yardımlı geriye melezleme yöntemi ile ilgili dayanıklılık genlerinin aktarılmasıdır. Ve ilgili dayanıklılık genlerinin tek başlarına ve/veya birlikte hibrit verimine, bitki ve meyve özelliklerine etkilerini olup saptamaktır. Dayanıklılık veren genler (Ty-3, Sw-5, Frl) moleküler markır yardımlı geriye melezleme ıslah programı ile hassas elit hatta aktarılmıştır. 51♂ numaralı elit hassas hat ile üçlü (TYLCV, TSWV, FORL) heterozigot dayanıklı donör kaynak "4293 F1" melezlenmiştir. Melezleme sonucu elde edilen ilk populasyonun (pseudo.BC1F1) fideleri moleküler markırlar yardımıyla taranmış ve heterozigot dayanıklı bitkiler ile geriye melezleme döngüsüne devam edilmiştir. p.BC3 F1 aşamasında çiftli dayanıklı Ty-3, Sw-5 genlerini tek veya birlikte taşıyan moleküler markır yardımlı seleksiyon ve agronomik karakterler bakımından elit hatta benzerlik gösteren bitkiler kendilenerek p.BC3 F2 aşamasına getirilmiştir. p.BC3 F2 kendileme populasyonu FORL için klasik testlemeye tabi tutulmuştur. Ty-3 ve Sw-5 bakımından tekli veya çift dayanıma sahip 128 homozigot dayanıklı bitki moleküler markırlar yardımıyla tespit edilip hassas 17-52 F1 hibrit çeşidinin 213♀ numaralı orjinal anne ebeveyn ile melezlenmiştir. Elde edilen 106 yeni hibrit; 2021 bahar döneminde piyasada satılan ticari şahit çeşitlerin ve hassas 17-52 F1 hibrit çeşidininde olduğu tekerrürlü deneme dikimi yapılarak bahar dönemi verim denemesine tabi tutulmuştur. Deneme süresi boyunca beğenilen hibritlerin gözlem verileri alınmıştır. En verimli hibrit çeşit adaylarının bitki kök başına ortalama verim değerleri, orijinal 17-52 F1 değerleri ile t-testi analizi sonucu önemli bir farklılık bulunmamıştır. Ticarileşme potansiyeli olan dayanıklı, verimli ve en beğenilen hibrit çeşit adayları seçilmiş ve tescil denemesine alınmıştır
Çevresel gürültü yönetimi kapsamında sessiz alanların belirlenmesine yönelik model önerisi; işitsel peyzaj yaklaşımının kullanımı
Çok kriterli karar verme yöntemi ve stok maliyetlerine dayalı simülasyon ile yeni ürün seçimi
Günümüzde rekabet koşullarının artması ile birlikte işletmelerin üretim alanındaki kararları da önem kazanmaktadır. Yeni bir ürün üretim sürecine dahil edileceği zaman yöneticiler, hangi ürünün seçileceği, üretim miktarının ve maliyetinin ne olacağı gibi birçok soru ile karşı karşıya kalmaktadır. Bu çalışmada kozmetik ve temizlik ürünleri sektöründe faaliyet gösteren bir işletmenin ürün karmasına dahil edebileceği ürünlerin çok kriterli karar verme yöntemleri ile ön seçimi, simülasyon ile nihai seçimi gerçekleştirilmiştir. AHP ile ürünlerin kriter ağırlıkları belirlenmiştir. En önemli kriterlerin sırasıyla öngörülen talep (0,351), satış fiyatı (0,216) ve maliyet (0,180) olduğu bulunmuştur. TOPSIS ile belirlenen kriter ağırlıklarına göre alternatiflerin sıralaması gerçekleştirilmiştir. Sıralanan alternatifler arasında birinci sırada olan doğal çok amaçlı temizlik ve ikinci sırada olan doğal sıvı sabun alternatifleri seçilerek, üretim süreçlerinin simülasyon çalışması yapılmıştır. Simülasyon Arena Rockwell programı kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Simülasyon sonuçları, üretim maliyeti, elde bulundurmama maliyeti, satış geliri, satış kayıp miktarları hakkında bilgiler vermektedir. Bu değerlerin en uygun çözümüne ulaşmak için Arena programının Process Analyzer uygulamasında senaryolar oluşturulmuş, sonuçlar kaydedilmiştir. Bu sonuçlar ışığında, ön seçimi gerçekleştirilen alternatifler maliyet ve satış geliri durumlarına göre karşılaştırılmış, doğal çok amaçlı temizlik üretiminin doğal sıvı sabuna göre daha iyi seçim olduğu görülmüştür. Nihai seçim olarak doğal çok amaçlı temizlik ürünü seçilmiştir
Giyilebilir elektronik uygulamalar için mikroşerit yama anten tasarımı ve analizi
Teknolojinin gelişmesi ile birlikte günümüz elektronik ve telekomünikasyon alanında giyilebilir cihazlar, oldukça ilgi çeken konuların başında gelmektedir. Bu çalışmada, giyilebilir elektronik uygulamalarda kullanılan mikroşerit yama antenlerin elektromanyetik uyumluluk (EMU) standartlarına uygun tasarımı ve üretimi amaçlanmıştır. Bu konunun seçilmesindeki en büyük etken, ilerleyen teknoloji ile beraber ülkemizin öncelikli alanları arasında gösterilen giyilebilir cihaz teknolojisi ile hesaplamalı bilim ve mühendisliğin çoklu-disiplinli bir çalışması olarak belirtilebilir. Çalışma kapsamında elektromanyetik simülasyon programı sayesinde istenilen frekansta ışıma yapan ve uygun karakteristiğe sahip iki tane anten tasarımı gerçekleştirilmiştir. Sayısal analizler, sonlu elemanlar yöntemini (SEY) temel alan Ansys HFSS ile gerçekleştirilmiştir. Öncelikle, iki bantlı giyilebilir mikroşerit yama anteninin tasarımı ve dozimetrik analizi sunulmuştur. Tasarlanan anten, insan vücuduna yerleştirildiğinde 3,8GHz, 7GHz ışıma yapmaktadır. Antenin yalıtkan malzemesi, dielektrik geçirgenliği 4,4 ve kayıp tanjantı 0,02 olan 25×25×1,5 mm3 boyutlara sahip FR4'dür. Anten, 50 Ω uyumlu olan ve 1 mW büyüklüğündeki güç ile beslenmiştir. Önerilen anten, bir 6GHz altındaki 5G bantlarında ve S ile C bantlarında rezonansa girer. Antenin deneysel ölçümleri, 3,8GHz ve 7GHz'de ışımalar olduğunu göstermiştir. İlgilenilen frekans bandında eşdeğer doku modeli üretilmiş ve termografi analizleri gerçekleştirilmiştir. İkinci anten ise 31GHz ve 50GHz'de, başka bir deyişle mmWave frekanslarında, çalışmaktadır. Anten boyutları 6×5×0,55 mm3'dür. Antenin yalıtkan malzemesi, 2,2 dielektrik sabitine sahip ve kayıp tanjantı 0,0009 olan Rogers RT/duroid 5880 malzeme olarak modellenmiştir. Ayrıca, insan doku modelindeki dozimetrik analizler gerçekleştirilmiştir