Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Taksikab geometride konikler üzerine
Üç bölümden oluşan bu tezde, Öklid düzleminde iyi bilinen koniklerin temel tanımları verilmiş ve taksikab düzlem geometri tanıtılarak yalnızca nokta ve doğru yardımıyla verilen konik tanımlarının taksikab karşılıkları belirlenmiştir. Birinci bölümde, Öklidyen düzlem geometri, aksiyomatik olarak tarif edilmiş ve uzaklıkla ilgili kavram ya da özelliklerin metrik geometriler için ilgi çekici olabileceği vurgulanmıştır. İkinci bölümde, önce Öklid düzleminde koniklerin bilinen temel tanımları, daha açık olarak onların bir yüzey ve bir düzlemin arakesiti olarak, bir nokta ve bir doğru kullanılarak, iki nokta kullanılarak ve iki doğru kullanılarak verilen tanımları derlenmiş, daha sonra Öklidyen olmayan geometriler sınıfında yer alan bir metrik geometri örneği olan taksikab düzlem geometri tanıtılarak koniklerin yalnızca nokta ve doğru yardımıyla verilen tanımlarının taksikab karşılıkları incelenmiştir. Üçüncü bölümde verilen karşılıkların sınıflandırılması ve karşılaştırması yapılmıştır. Sonuç olarak, Öklid düzleminde iyi bilinen koniklerin yalnızca nokta ve doğru yardımıyla verilen bu temel tanımlarının taksikab düzlemdeki karşılıklarının, Öklid düzlemindekinin aksine, özel durumlar haricinde birbirinden farklı geometrik şekiller olduğu belirlenmiştir
Kuvvetler toplamı ve üreteç fonksiyonları
Bu çalışmada,klasik kuvvetler toplamının ve bir aritmetik dizinin terimlerinin kuvvetleri toplamının bir genellemesi tanımlanmıştır.Bu genellemenin sağladığı bazı özellikler ve Stirling sayıları cinsindenifadeleri ile bölünebilme ve tam sayı olma durumları incelenmiştir.Elde edilen sonuçlarda üreteç fonksiyonu ile dejener Bernoulli sayıları ve polinomları kullanılmıştır
Sömürgeciliğin mağrip sinemasının kimliğini şekillendirmedeki rolü
Mağrip sineması her zaman dünya sinema tarihine damgasını vurmuştur. Sömürgecilikten kurtulma sürecinde ve 1960'larda başlayan sinema karşıtı olan akımlarda, Fransız sömürgeciliğinin kalbinden ortaya çıkmıştır. Bu çalışma, sömürge dönemi miraslarının yeniden üretimini dikkatlice incelemkte ve Mağrip film yapımcılarının filmlerinde geçerli olan yollardan direniş tarzlarını bir araya getirmiştir. Mağrip Sineması, diğer Afrika sinemaları gibi temelde topluluğa dayanmaktadır. Sömürge geçmişi, göç olgusu, azgelişmişlik, bağımsızlık mücadeleleri, diktatörler ve sosyal baskı gibi sosyal yaşamı etkileyen faktörler Mağrip sinemasının yolunu değiştirmişir. Bu çalışma, özellikle Fransa olmak üzere Batı ülkelerinin sömürge politikalarına karşı çeşitli muhalefetlere sahip Mağrip sinemasının önemli yönetmenlerinin filmlerini kronolojik olarak tartışmaktadır. Bu tezde, sömürge ve sömürge sonrası dönem arasında önemli bir kültürel, siyasi ve tarihi ilişki olduğu ve Mağrip sinemasının ortaya çıkışında sömürgeciliğin oynadığı rolün var olduğu sonucuna varılmaktadır
Göç ve turizm ilişkisi açısından coğrafi bir değerlendirme: Alanya'da yerleşik Almanlar
Türkiye'de 1980'li yıllardan itibaren uluslararası turizm hareketlerinin gelişmesi amacıyla yatırımların ve teşviklerin başlaması birçok tatil beldesi gibi Alanya'nın da turizm hacmini artırmış ve önemli bir turizm kenti haline gelmesini sağlamıştır. Uluslararası turizm hareketlerinde Türkiye'de önemli bir konumda olan Alanya aynı zamanda uluslararası göç hareketlerinin de yöneldiği bir turizm kentidir. Alanya'da tatil süreçlerini geçiren yabancılar bir süre sonra yerleşerek uluslararası göç hareketlerini gerçekleştirmektedir. Turist olarak geldikleri tatil bölgesinde göçmen olarak kalan yabancılar arasında Alman göçmenler her zaman dikkati çekecek bir profil oluşturmuşlardır. Alanya'da ikamet izni alan yabancılar içinde son yıllara kadar her zaman Almanlar ilk sırada yer almıştır. Bu çalışmada, Alanya'ya yerleşen Alman göçmenlerin, demografik, sosyo-ekonomik özelliklerini ve Alanya'ya uyum sağlama süreçlerini anket metodu ile ortaya koyarak turizm faaliyetlerinin uluslararası göç hareketlerine dönüşme sürecinde emekli/yaşlı göçmenlerin konumu sorgulanmıştır. Alman göçmenlerin Alanya'yı tercih etme nedenleri ve göç etme süreçleri ile göçmenlerin Alanya'ya sosyo-ekonomik ve kültürel etkisi coğrafi bir anlayış ile analiz edilmiştir
Gastronomik deneyim, yiyecek imajı ve otantizmin turistlerin yerel yiyecek tüketim niyetine etkisi: yiyecek korkusunun düzenleyici rolü
Araştırmada gastronomik deneyim, yiyecek imajı, algılanan otantizm, yiyecek korkusu ve yerel yiyecek tüketim niyeti arasındaki ilişkilerin belirlenmesi ve söz konusu ilişkilerde yiyecek korkusunun düzenleyici rolünün tespit edilmesi amaçlanmaktadır. Doğal, kültürel ve tarihi çekicilikleri ile ağırladığı turist sayısının yanı sıra yerel yiyecekler ve şaraplar, coğrafi işaretli ürünler, gastronomi turları, yiyecek ve şarap festivalleri, aşçılık kursları, yiyecek pazarları gibi gastronomik turizm ürünleri ve zenginlikleri nedeniyle Kapadokya bölgesi araştırma alanı olarak belirlenmiştir. Nicel araştırma yaklaşımı çerçevesinde veri toplama tekniği olarak anket yönteminden yararlanılmıştır. Örneklemin belirlenmesinde amaçlı ve kolayda örnekleme yöntemi bir arada kullanılmıştır. Soru formları, bir araştırma şirketi aracılığıyla çevrim içi gönderi ve yüz yüze olmak üzere iki şekilde uygulanmıştır. Google Formlar üzerinden sadece İngilizce dilinde hazırlanan çevrim içi soru formları, 25 Mayıs ile 8 Temmuz 2020 tarihleri arasında konum bildirimleri ve kelime etiketleri (# - hashtag) esas alınarak Instagram üzerinden gönderilmiş ve 372 adet yanıt alınmıştır. Öte yandan İngilizce, Rusça ve Korece dillerinde hazırlanan soru formları, Kapadokya bölgesinde turistlerin yoğun olduğu ve sıklıkla ziyaret ettiği alanlarda 11 Ağustos ile 6 Eylül 2020 tarihlerinde saat 11.00 ile 20.30 arasında dağıtılmış ve 606 adet soru formu toplanmıştır. Böylece hem çevrim içi hem de yüz yüze anket uygulamasında toplam 978 adet soru formu elde edilmiştir. Eksik veriler (57 adet) ile uç değerler (268 adet) tespit edilmiş ve 653 adet soru formu geçerli kabul edilmiştir. Verilerin analizinde açıklayıcı faktör analizi ile kovaryans temelli hiyerarşik (üst düzey) yapı modellemesinden yararlanılmıştır. Elde edilen bulgular gastronomik deneyim (H3) ve algılanan otantizmin (H6) yerel yiyecek tüketim niyetini; gastronomik deneyimin hem yiyecek imajı (H1) hem de algılanan otantizmi (H2) ve yiyecek imajının algılanan otantizmi (H5) olumlu yönde etkilediğini göstermektedir. Aksine yiyecek imajı (H4) ile yiyecek korkusu (H7) ise yerel yiyecek tüketim niyetini olumsuz yönde etkilemektedir. Dahası yiyecek korkusunun gastronomik deneyim (H8), yiyecek imajı (H9) ve algılanan otantizm (H10) ile yerel yiyecek tüketim niyeti arasında düzenleyici bir rol oynadığı ortaya koyulmaktadır. Tüm bunların ışığında çalışma ilgili alanyazına çeşitli yönlerden katkı sağlamakta ve uygulamacılar ve ileriki araştırmalar için öneriler sunmaktadır
Nöromusküler elektrik stimulasyonu ve farklı yoğunluktaki kuvvet egzersizlerinin bilişsel fonksiyon ve idrar BDNF düzeyleri üzerine etkisi
Amaç: Egzersizin bilişsel işlev üzerindeki etkisini gösteren çalışmalar yapılmış olmasına karşın, farklı kassal egzersiz uygulamalarının bilişsel işlevin çeşitli bileşenlerine etkisi ve mekanizması konusunda eksiklikler bulunmaktadır. Bu çalışmanın amacı, Nöromusküler Elektrik Stimulasyonu (NMES) ve üç farklı yoğunluktaki üst ekstremite kuvvet egzersizinin bilişsel işlev ve idrar BDNF (brain-derived neutrophic factor) konsantrasyonu üzerindeki etkisini değerlendirmektir. Yöntem: Çalışmaya 18 yaş üstü, lisanslı sporcu olan 44 kişi dahil edildi. Çalışmada kontrol (KG), sham (SG), NMES (NG), düşük (DG), orta (OG) ve yüksek yoğunluklu kuvvet egzersizi (YG) olmak üzere toplam 6 grup oluşturuldu. Farklı yoğunluklarda egzersiz programları, 1 maksimum tekrar düzeyleri dikkate alınarak ve biceps curl kullanılarak bireysel olarak oluşturuldu. NMES uygulaması biceps kası üzerinden ve klasik protokol kullanılarak uygulandı. Katılımcılardan önce dinlenim kas kuvveti bilişsel işlev, idrar BDNF ve kreatinin ölçümleri alındı, 10. seanstan sonra tüm ölçümler tekrarlanmıştır. Bilişsel değerlendirmede genişletilmiş Stroop testi uygulandı, idrar BDNF ve kreatinin düzeyleri ELISA kiti ile değerlendirildi. Sonuçlar ortalama + SD olarak sunuldu, p<0.05, istatistiksel önem düzeyi olarak belirlendi, ön-son test ortalamaları t testi ile, gruplar arası karşılaştırma varyans analizi ile değerlendirildi. Bulgular: On seans sonunda düşük, orta ve yüksek yoğunluklu egzersiz grubunda yazı-renk ve sözcük reaksiyon süresinin kısaldığı, hata sayısının azaldığı saptandı. İdrar BDNF düzeylerinin NG, OG ve YG gruplarında arttığı, ancak BDNF/Kreatinin oranının NG ve DG gruplarında artarken, YG grubunda azaldığı saptandı. Sonuç: Bu çalışmanın sonuçları düşük, orta ve yüksek yoğunluklu kuvvet egzersizlerinin bilişsel işlevi güçlendirdiği, bu etkide BDNF düzeylerinin katkısının olduğunu ortaya koydu
CD4+T Hücrelerinin HIV enfeksiyonu modellerinin yaklaşık çözümleri için Lucas Kollokasyon yöntemi
Bu tezde, insan bağışıklık sisteminde temel bir rol oynayan T4 hücrelerinin HIV ile enfekte olmasına ilişkin üç bilinmeyenli doğrusal olmayan iki modelin Lucas kollokasyon yöntemiyle yaklaşık olarak çözülmesi problemi ele alınmıştır. Söz konusu yöntemin uygulanışı, yaklaşık çözümleri temsil eden polinomların derecesi olan N doğal sayısına ve problemin ele alınacağı zaman aralığına karar verilmesiyle başlar. Belirlenen aralıkta eşit aralıklı olarak N adet kollokasyon noktası oluşturulmasıyla işleme devam edilir. Ardından, üç adet yaklaşık çözüm polinomuna, bu kollokasyon noktalarının her birinde diferansiyel denklem sistemini sağlama koşulu dayatılır. Bu işlem sonucunda elde edilen 3N adet doğrusal olmayan cebirsel denkleme t=0 anında verilen başlangıç koşullarına karşılık gelen denklemlerin de eklenmesiyle 3N+3 bilinmeyenli 3N+3 denklemden oluşan doğrusal olmayan bir cebirsel denklem sistemi elde edilir. Bu sistemin çözülmesiyle üç adet yaklaşık çözüm polinomunun katsayıları ve dolayısıyla söz konusu yaklaşık çözümler elde edilmiş olur. Elde edilen yaklaşık çözümlerin isabetliliğinin değerlendirilmesinde iki adet ölçüt kullanılmıştır. İlk olarak bulunan yaklaşık çözümlerin denklemlerde yazılmasıyla oluşan rezidüeller, farklı N değerleri için incelenmiş ve artan N değerleriyle birlikte bu rezidüellerin genel olarak azalma eğiliminde olduğu gözlemlenmiştir. İkinci olarak, elde edilen çözümler, güvenilir oldukları bilinen mevcut bir yöntemden elde edilen sonuçlarla karşılaştırılmıştır. Bu karşılaştırmaların sonuçlarına göre, N parametresinin seçiminin Lucas kollokasyon çözümlerinin isabetliliğini nasıl etkilediğiyle ilgili sonuçlara varılmaya çalışılmıştır
Sermaye yapısı kararları ve çeşitli finansal göstergeler arasındaki ilişki: Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliği (WAEMU) bölge işletmeleri üzerine bir uygulama
Sermaye yapısı son yıllarda çok tartışılan bir konu olmuştur. Çalışmamız sermaye yapısı kararları ve çeşitli finansal göstergeleri arasındaki ilişki incelemiştir. Statik ve dinamik panel veri teknikleri kullanılarak, çalışma 1998-2018 döneminde BRVM borsasından 29 finansal olmayan şirkete dayanmaktadır. Çalışma, makroekonomik faktörlerin etkisi ve firmaya özgü değişkenlerin sermaye yapısı kararı üzerindeki etkisi de dahil olmak üzere üç ana bölüme ayrılmıştır. Finansman seçimi sadece sağlam bir özelliğe değil, aynı zamanda kısa ve uzun vadeli dönemlerde ekonominin evrimine de bağlı bir süreçtir. Böylece sermaye yapısı seçiminin firma performansı ve piyasa riskine maruz kalma üzerindeki ilgili etkisi son kısımlarda tartışılmıştır.Ampirik çalışmaların çoğu gelişmiş ve gelişmekte olan pazarlara dayanmıştır. Bu çalışma, Batı Afrika Ekonomik ve Parasal Birliği (WAEMU) borsasından şirketlerin sermaye yapısının iticilerini araştırarak literatüre katkıda bulunmaktadır. Finansman kararlarının belirleyicileri açısından, sonuçlar makroekonomik ve kurumsal ortamın yanı sıra belirli firmaya özgü özelliklerin bir sermaye yapısının seçiminin açıklanmasında önemli faktörler olduğunu göstermektedir.Genel olarak firmalar, enflasyonun yüksek olduğu, faiz oranlarının yüksek olduğu ve para arzının arttığı dönemlerde dış finansman yerine iç finansmanı tercih ediyor, çünkü bu koşullar dış finansman elde etme maliyetini artırmaktadır. Firmalar dış finansmana başvurmak zorunda kaldıklarında borcu yeni hisse sermayesi yerine tercih etmektedirler. Sonuç, yöneticinin kararının hem Hiyerarşik Sırası Teorisini (POT) hem de Denge Teorisini (TOT) takip ettiğini göstermektedir. Firma performansı ile ilgili olarak, ilişki performans göstergelerine ve ayrıca borç oranı ölçüsüne bağlıdır. Çoğu zaman, sermaye yapısının karlılıkla olumsuz ilişkili olduğu ve POT teorisini desteklediği ortaya çıkmaktadır.Bu çalışmanın sonuçları, statik ve dinamik denge modelinde bir şirketin sermaye yapısı ile piyasa riski arasında olumlu bir ilişki olduğunu göstermektedir
Mandalarda (Bubalus bubalis) süt veriminin farklı modellerle genomik ilişki analizi
Hayvan ıslahı daha ekonomik ve etkin hayvansal üretimin elde edilebilmesi için gerekli yöntem ve araçları içermektedir. Damızlık değerleri kullanılarak yapılan seleksiyon çalışmaları farklı türlerde önemli derecede genetik ilerlemelere olanak tanımıştır. Genlerin yerlerinin tespiti hayvan ıslahı çalışmalarında genomik seleksiyon veya işaretleyici destekli seleksiyon yöntemi ile ekonomik fayda getirecek şekilde kullanılabilir. Bu çalışmada DNA (Deoksiribo Nükleik Asit) bilgisi kullanılarak süt verimi bakımından ilgili genlerin tahmininde farklı yöntemler incelenmiştir. Bayesçi yöntemler öncül ve olabilirlik bilgilerini kullanarak istenen parametrelerin soncul dağılışları için istatistiksel yorumlamalara olanak tanır. Genomik seleksiyonda: gen etkileri ile ilgili öncüller farklı genomik seleksiyon yöntemlerinin keşfine yol açmıştır. Bu çalışmada analizler için kullanılan veriler: ham veri seti (529 manda, 61793 SNP), çok boyutlu ölçekleme analizi sonucunda seçilen en homojen tabaka (247 manda, 60946 SNP), akrabalığa göre seçilen tabakalar (Akrabalık katsayısı 0.01 için 526 manda 61774 SNP; Akrabalık katsayısı 0.1 için 503 manda 61707 SNP; Akrabalık katsayısı 0.2 için 437 manda 61628 SNP; Akrabalık katsayısı 0.3 için 259 manda 61435 SNP; Akrabalık katsayısı 0.4 için 80 manda 60969 SNP) ve LD (Linkage Disequilibrium-Bağıntı dengesizliği) bakımından düzenlenmiş veri setleri (r2=0.5 için 529 manda 21173 SNP; r2=1 için 529 manda 52417 SNP; varyans inflasyon faktörü (VIF)=1 için 529 manda 177 SNP; VIF=2 için 529 manda 9349 SNP) kullanılarak hem genomik ilişki matrisi yaparak hem genomik ilişki matrisi yapmadan ve başka ön kabülleri modele ekleyen farklı genomik ilişki matrisleri denenerek GEMMA programı ile LMM (Lineer Mixed Model-Doğrusal Karışık Model), BSLMM (Bayesian Sparse Linear Mixed Model-Bayesçi Seyrek Doğrusal Karışık Model) analizleri gerçekleştirilmiştir. Elde edilen veriler kullanılarak tip1 ve tip2 hatayı engellemek için çoklu karşılaştırma testleri uygulanmıştır. Çıkan sonuçlarda ise süt verimi ile en güçlü ilişkili genomik sinyaller 5 ve 11. kromozomlardan bulunmuştur
Türkiye ve OECD ülkelerinde yenilenebilir enerji teşvik politikalarının analizi
Günümüzde halen fosil enerji kaynakları olarak adlandırılan petrol, kömür ve doğalgaz yaygın olarak kullanılsa da, öngörülen tükenme ömürlerinin kısalması, saldıkları CO2, NOx gibi sera etkisine yol açan gazların küresel ısınma ve hava kirliliğine yol açması, enerji güvenliği, enerjiye erişim gibi konularda oluşan endişeler ülkeleri alternatif enerji kaynaklarına yöneltmektedir. Yenilenebilir enerji, çevreye asgari düzeyde zarar vermesi ve tükenmeyen bir kaynaktan beslenmesi nedeniyle fosil yakıtların barındırdığı olumsuzluklara en iyi alternatif olarak dikkat çekmektedir. Hidrolik, biyokütle, güneş, rüzgâr, jeotermal ve dalga enerjisi olarak sınıflandırılan yenilenebilir enerji alanında son yıllarda özellikle güneş ve rüzgâr enerjisi teknolojilerindeki gelişmelere bağlı olarak dünya çapında hızlı bir ilerleme yaşanmaktadır. Bununla birlikte yenilenebilir enerjinin gelişiminin önünde ekonomik, finansal ve teknik engeller bulunması nedeniyle ülkeler tarafından çeşitli teşvik politikaları uygulanmaktadır. Yenilenebilir enerjiye olan ilginin artmasıyla birlikte ekonomik alanda etkileri ve uygulanan politikaların etkinliğini araştıran çalışmalar da çoğalmaya başlamıştır. Bu çalışmanın amacı, aralarında Türkiye'nin de bulunduğu 36 OECD ülkesinde 2000-2019 yılları arasında uygulanan yenilenebilir enerji teşvik politikalarının etkinliğini ampirik olarak analiz etmektir. Kurulan ekonometrik modelde güneş enerjisi, rüzgâr enerjisi, biyoenerji ve hidro hariç toplam yenilenebilir enerji kurulu kapasitesi bağımlı değişken olarak kullanılmıştır. Açıklayıcı değişkenler; politika araçları ve kontrol değişkenleri olarak ayrılarak modele dâhil edilmiştir. Kontrol değişkenleri ayrıca dinamik panel veri modeli ile de analiz edilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, yenilenebilir enerjinin gelişimi ve yaygınlaşması için uygulanan politikaların, genel olarak beklenildiği gibi yenilenebilir enerji kurulu kapasitesini artırmada etkili olduğu, ancak politika araçlarından bir kısmının beklenen etkiyi göstermediği, bir kısmının ise güneş, rüzgâr ve biyoenerji alanlarının bir veya birkaç tanesinde olumlu etkisi olurken diğerlerinde ters yönde etkisi olduğu görülmektedir. Bulgulara göre, her bir yenilenebilir enerji türüne yönelik şeffaf ve anlaşılabilir şekilde ayrı ayrı teşvik politikası araçları kullanılmasının, teşvikler ile istenilen hedeflere ulaşmada daha etkili olacağı sonucuna varılmaktadır