Akdeniz Üniversitesi DSpace
Not a member yet
6529 research outputs found
Sort by
Laplace-Bessel diferansiyel operatörlüğünün doğurduğu B-BMO (Bounded Mean Oscillation) uzayları üzerine
Bu tezimizde, Laplace-Bessel diferansiyel operatörünü göz önüne aldık. Bu çalışmanın amacı, Laplace-Bessel diferansiyel operatörü tarafından doğurulan B-BMO uzaylarını araştırmaktır
The Most preferred language learning strategies of bilingual amd monolingual students
Bu çalışma, çift dilli ve tek dilli öğrencilerin en çok tercih ettikleri dil öğrenme stratejilerini araştırmayı hedeflemektedir. Dil öğrenme stratejileri kullanımındaki farklılıkları bulmayı amaçlamaktadır. Bundan başka, öğrencilerin strateji kullanımların da cinsiyet, sınıf düzeyi, baba eğitim düzeyi ve anne eğitim düzeyi açısından incelenmektedir. Bu çalışma için karma yöntem seçilmiştir ve çalışma Antalya'da bulunan özel bir okulun iki kampüsünde gerçekleştirilmiştir. Ayrıca, veriler üç aşamada elde edilmiştir. Birincisi, Oxford (1990) tarafından geliştirilen Dil Öğrenme Stratejileri Envanterinin (SILL) Türkçeye uyarlanmış versiyonu kullanılmıştır. Cesur ve Fer (2007) tarafından uyarlanan envanter 150 öğrenciye uygulanmıştır ve nicel araştırmanın verileri toplanmıştır. Bu esnada hem öğrenciler (10) hem de öğretmenleriyle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleşmiştir. Bu çalışmaya altıncı, yedinci ve sekizinci sınıflardan 150 (71 kız, 79 erkek) ortaokul öğrencisi katılmıştır. 150 öğrenciden 91'i tek dilli ve 59'u çift dillidir. Öğrenciler ile gerçekleştirilen yarı yapılandırılmış görüşmelere ek olarak ortaokuldan beş İngilizce öğretmeniyle de yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Bunun nedeni öğretmenlerin öğretme yöntemlerini ve öğrencilerinin dil öğrenme stratejilerini derinlemesine anlamaktır. Oxford (1990) tarafından geliştirilen ve Cesur ve Fer (2007) tarafından Türkçeye uyarlanan Dil Öğrenme Stratejileri Envanteri öğrencilere uygulanmıştır ve öğrencilerin strateji kullanımlarını daha derin anlamak amacıyla yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmıştır. Bu envanter altı alt başlıktan olmak üzere toplamda 50 maddeden oluşmaktadır. Nitel araştırmaya rastgele seçilmiş 10 öğrenci katılmıştır ve şaşırtıcı bir şekilde çift dilli (5) ve tek dilli (5) katılımcı sayısı birbirine eşittir. Nicel ve nitel araştırmalar ile bulgular arasında bir bağlantı bulmak ve direkt karşılaştırmalar sağlamak hedeflenmiştir. Nicel veriler SPSS programı aracılığıyla betimleyici istatistik yöntemi ile nitel veriler ise içerik analizi yöntemi ile analiz edilmiştir. Çalışmanın sonuçları, çift dilli ve tek dilli öğrencilerin tercih ettikleri dil öğrenme stratejileri arasında fark olduğunu tespit etmiştir. Ayrıca, nicel araştırmanın sonuçları çift dilli öğrencilerin tek dilli öğrencilere göre daha fazla bilişsel, üst bilişsel ve sosyal stratejiler kullandıklarını göstermiştir. Cinsiyet açısından araştırıldığında, kız öğrencilerin erkek öğrencilere göre telafi stratejilerini daha fazla kullandıkları belirlenmiştir. Sınıf düzeyi bakımından duyuşsal stratejilerde farklılık olduğu görülmüştür. Farklılığın kaynağını tespit etmek için Tukey test uygulanmış ve sekizinci ve altıncı sınıflar arasında bir fark olduğu tespit edilmiştir. Ayrıca Araştırma'da öğrencilerin strateji kullanımının anne eğitim seviyesine göre anlamlı bir şekilde farklılaştığı belirlenmiştir. Anne eğitim düzeyi ve telafi stratejisi kullanımı arasında anlamlı bir fark olduğu görülmüştür. Farklılığın kaynağını tespit edebilmek için Tukey testi uygulanmış ve test sonuçlarına göre ilkokul/ortaokul mezunu ve lise mezunu annelerin çocukları ile yüksekokul/üniversite mezunu ile lisansüstü mezun annelerin çocuklarının puanlarının farklılaştığı belirlenmiştir. Sonuç olarak, yüksekokul/üniversite mezunu annelerin çocuklarının ve lisansüstü mezuniyeti olan annelerin çocuklarının telafi stratejilerini ilkokul/ortaokul mezunu ve lise mezunu annelerin çocuklarından daha fazla kullandıkları bulunmuştur. Bununla birlikte öğrencilerin strateji kullanımlarının baba eğitim düzeyine göre anlamlı şekilde farklılaşmadığı belirlenmiştir
Türkiye'de sosyal belediyecilik: Konyaaltı Belediyesi örneği
Küreselleşme, neo-liberal politikalar ve şehirlere yönelik artan göç hareketleri beraberinde yerel yönetimlerin görev alanlarının artış göstermesine neden olmuştur. Belediyeler temel görevleri dışında sosyal yardım, sosyal hizmet, sosyal ve kültürel alanlarda hizmetler gerçekleştirmeye başlamıştır. Belediyelere yüklenen yeni görev alanları "sosyal belediyecilik" olarak adlandırılmaktadır. Bu çalışmanın ilk iki bölümünde sosyal belediyecilikle bağlantılı olguların, toplumcu belediyecilik kavramının, sosyal belediyecilik kavramının ve sosyal belediyeciliğin Türkiye'deki uygulama alanlarının ve gelişiminin kapsamlı şekilde literatür taraması yapılmıştır. Üçüncü bölümde ise nitel araştırma deseninden doküman analizi yöntemi tercih edilerek sosyal belediyecilik anlayışını ilke edinmiş Konyaaltı Belediyesi örneği incelenmiştir. Burada Konyaaltı Belediyesi'nin 2015-2019 yılları stratejik planı, performans raporları ve faaliyet raporları ile 2020-2024 yılları stratejik planı, 2020-2021 yılları performans raporları ve 2020 faaliyet raporlarında yer alan bilgiler kullanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre Konyaaltı Belediyesi'nin sosyal yardımları ayni yardımlar şeklindedir. Sosyal hizmetlere yönelik birçok alanda hizmetlerinin olduğu ve bölgesindeki vatandaşların hizmetlerden yararlandığı faaliyet raporlarındaki sayısal verilerden tespit edilmiştir. Bunun yanı sıra Konyaaltı Belediyesi özellikle sosyal, kültürel ve sanatsal faaliyet alanlarında aktif olarak hizmet sunmakta ve hizmetleri çeşitlilik taşımaktadır. Dezavantajı gruplara yönelik bazı hizmet alanlarındaki yetersizliklerin giderilmesi için yeni projelerin performans programlarında yer aldığı görülmektedir
Yahudilik, Hristiyanlık ve İslam'da haftalık kutsal gün fenomeni
Büyük dünya dinleri arasında sayılan Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam'da haftalık ibadet günleri olarak kutsal sayılan üç ayrı gün bulunmaktadır. Bunlar; İslam'da Cuma, Yahudilikte Cumartesi ve Hıristiyanlıkta Pazar'dır. Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar bahsi geçen günlere özgü çeşitli ayin ve ibadetler yapmak ve belirli yasaklar uygulamak suretiyle bu günlerin kendileri açısından kutsallığını ortaya koymaktadırlar. Bu çalışmanın temel konusunu teşkil eden kısım ise kutsal sayılan bu günlerin ortaya çıkışı yani kökenidir. Daha açık bir şekilde ifade edilecek olursa her dince farklı olan ve kutsallıklar atfedilen bu günlerin tarihi arka planlarında neler yattığı, nasıl ve neden ortaya çıktığı, niçin bu günlerin seçildiği gibi sorulara cevap aramaktır. Çalışma; Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam'ın haftalık kutsal toplanma günleri sayılan Cumartesi, Pazar ve Cuma günlerinin ortaya çıkışının tarihi bir arka planının olduğu ön kabulü ile başlamaktadır. Bu günlerin kutsal sayılmasında ve özel olarak bu günlerin seçilmesinde, dini verilerin yanı sıra tarihi olayların ve dış etkilerin de olduğunun varsayılması çalışmanın temel hipotezini teşkil etmektedir. Çalışma içerisinde, Dinler Tarihi biliminin araştırma metotlarından deskriptif, hermenötik ve fenomenolojik metottan faydalanılmıştır. Kaynak olarak ise Yahudilik, Hıristiyanlık ve İslam dininin kutsal kitaplarına ilaveten konuyla ilgili kaleme alınmış yazılı ve basılı eserlerden; ayrıca elektronik kaynaklardan ve internet kaynaklarından istifade edilmiştir
Kavun (Cucumis melo L.)'da nitelikli hat geliştirilmesi üzerine bir araştırma
Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi araştırma ve uygulama arazisinde nitelikli hat geliştirilmesine yönelik olarak yürütülen bu araştırmada, F3 aşamasında bulunan Kırkağaç ve Galia kavun tiplerine ait 61 genotip ile kontrol çeşidi olarak 4 Galia ve 8 Kırkağaç tipi kavun çeşitleri kullanılmıştır.Araştırma süresinde UPOV kriterlerine göre fide döneminde; çıkış oranı (%), fide kalınlığı (mm), fide boyu (cm), gerçek yaprak sayısı (adet/bitki), hipokotil uzunluğu (cm) ve kotiledon uzunluğu (cm), bitkilerde; ana gövde kalınlığı (mm), boğum arası uzunluk (cm), bitki gücü, yapraklarda; yaprak şekli, yaprak rengi, yaprak lobluluğu, yaprak ayası uzunluğu (cm), yaprak ayası genişliği (cm), yaprak sap uzunluğu (cm), yaprak sap kalınlığı (mm), yaprak sapı tüylülüğü ve yaprak kenarında dişlilik, çiçeklerde; dişi çiçek açma zamanı, dişi çiçekte erkencilik, çiçek tipi ve çiçek rengi, meyvelerde; meyve büyüklüğü (g), meyvede olukluluk, meyvede mühürlülük, meyve zemin rengi, ikincil meyve kabuk rengi, meyve yüzeyi, meyve sapında kopma, meyve et rengi meyve kabuk rengi (L, C, H), meyve et rengi (L, C, H), çiçek izi şekli, meyve şekli, meyve kabuk kalınlığı (mm), meyve sap uzunluğu (mm), meyve sap kalınlığı (mm), meyve boyu (cm), meyve eni (mm), meyve et kalınlığı (mm), tohum evi çapı (mm), meyve et sertliği (kg/cm2), meyve sularında; SÇKM (%) ve pH, tohumlarda; 1000 dane ağırlığı (g), tohum eni (mm), tohum boyu (mm) ölçüm ve gözlemleri incelenmiştir. Fide boyu, gerçek yaprak sayısı, hipokotil uzunluğu, kotiledon uzunluğu, fide kalınlığı bakımından Galia tipinde en yüksek değerler sırasıyla H-29, EZ-18,H-32, EZ-10 genotiplerinde bulunmuş, Kırkağaç tipinde ise EL-28, EL-28, TON-19, HNF-8 ve AY-18 genotiplerinde belirlenmiştir. Galia kavunlarında meyve ağırlığı en yüksekkontrol çeşidi Gediz F1'de, Kırkağaç kavunlarında ise yine kontrol çeşidi Şükrübey F1'de tespit edilmiştir.Galia kavunlarında SÇKM en yüksek Çıtırex F1 çeşidinde ölçülürken, Kırkağaç kavunlarında ise en yüksek SÇKM Brawos F1 çeşidinde belirlenmiştir
Demokratik vatandaşlık ve insan hakları eğitimi: bir eylem araştırması örneği
Bu araştırmanın amacı, yetişkinlerin aktif yurttaşlar olarak demokratik süreçlere katılım becerilerinin geliştirilmesi için yeni yöntemler ortaya koymaktır. Buna bağlı olarak çalışmanın temel araştırma sorusu ise Avrupa Konseyi'nin hazırladığı "Gençlerde İnsan Hakları Eğitimi Kılavuzu" çerçevesinde verilecek bir eğitimin Türkiye koşullarında üniversite öğrencilerinin katılımcılık becerisinin geliştirilmesinde etkili olup, olmayacağıdır. Hipotezimiz bu kılavuz çerçevesinde hazırlanan eğitimler yoluyla özellikle gençlerde demokratik farkındalık ve katılımcılık becerilerinin geliştirilebileceği yönündedir. On altı ayrı insan hakları meselesi çerçevesinde yapılandırılan kılavuzda, gençlerin insan hakları konusunda gerekli bilgi, beceri ve tutumlarının geliştirilebilmesi adına kırk dokuz etkinliğe yer verilmiştir. Araştırmamız, bu kırk dokuz etkinlikten doğrudan katılımcılık ile ilgili olanların seçilip Akdeniz Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğrencilerine uygulanmasını ve bu uygulamadan alınan sonuçların değerlendirilmesini, böylece de eğitimlerin katılımcılığın gelişimine katkısının ölçülmesini amaçlamaktadır. Araştırmada yöntem olarak nitel araştırma tekniklerinden eylem araştırması tekniği benimsenmiştir. Eylem araştırmasında araştırmacılar ile katılımcılar bilgiyi birlikte ürettikleri için, eğitim uygulaması esnasında yetişkinlerin ihtiyaç, istek ve önerilerine yönelik olarak kılavuzun şekillendirilmesine imkân vermektedir. Araştırma Akdeniz Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi öğrencileri üzerinde gerçekleştirilmiştir. Araştırmada uygulanmak üzere Gençlerde İnsan Hakları Eğitimi Kılavuzu'ndan yurttaşlık kavramı ve katılımcılık becerisi ile doğrudan ilgili olan beş etkinlik seçilmiştir. Etkinliklerin, öğrencilerin katılımcılık becerileri üzerindeki etkilerini ölçmek adına eğitim uygulaması öncesinde ve sonrasında yarı-yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirilmiştir. Bu görüşmeler neticesinde ulaşılan veri seti ışığında, katılımcıların demokratik katılım seviyelerine etki eden; siyasal bilgi, siyasal ilgi, politik öz-yeterlilik, vatandaşlık görevi duygusu, tutum ve değerler, demokratik katılım gösterme isteği faktörleri çerçevesinde olumlu yönde bir değişimin yakalandığı tespit edilmiştir. Araştırmanın önemi öğrencilerin katılım becerilerinin geliştirilmesi adına yeni yöntemler sunmayı hedeflemesidir. Çünkü demokrasilerin sağlıklı ve etkin şekilde işleyebilmesinin yolu hak ve sorumluluklarının bilincinde, gerekli bilgi, beceri ve tutumlara sahip vatandaşların yetiştirilmesinden geçmektedir. Vatandaşların katılım becerilerinin geliştirilmesinin gerekliliği hususuna; Türkiye Cumhuriyeti'nin 11. Kalkınma Planı'nda, Kopenhag kriterlerinde, Avrupa Konseyi'nin tavsiye kararlarında da dikkat çekilmektedir. Tez sonucunda, elde edilen verilerin ışığında ilgili kılavuzun, yetişkinlerin; katılım, sorumluluk ve dayanışma bilinçlerini geliştirmeye, onlara girişimcilik, tartışma ve uzlaşma becerilerini kazandırmaya, seçimlerde kullandıkları oyların önemini kavramalarını sağlamaya yönelik bir yetişkin modülü olarak formüle edilerek kullanılabileceğini öneriyoruz
Nano silikon dioksit uygulamasının in vitro koşullarda kuraklık stresine maruz bırakılan çilek bitkilerinin toleransı üzerine olan etkilerinin belirlenmesi
İklim değişikliği ve küresel ısınmanın artan etkisi tarımsal verimliliği yüksek oranda etkilemekte ve özellikle kuraklığa karşı dayanıklılığı arttırabilecek tarımsal üretim uygulamaları önem kazanmaktadır. Bu çalışmada nano silikon dioksit uygulamasının (Na SiO2) in vitro koşullarda kuraklık stresine maruz bırakılan çilek bitkilerinin toleransı üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Denemede 3 farklı Polietilen Glikol (PEG) 6000 konsantrasyonun (%0, 4, 8) ve iki farklı Na SiO2 konsantrasyonun (0, 50, 100 mg L-1) Albion çilek çeşidi üzerine olan etkileri araştırılmıştır. Meristem kültürüne alınarak gelişmesi sağlanan bitkiler 4 hafta sonunda farklı konsantrasyonlarda PEG (%0, 4, 8) ve Na SiO2 (0, 50, 100 mg L-1) içeren ortamlara transfer edilmiştir. Uygulamaya tabi tutulan bitkilerin, vejetatif gelişmelerinin değerlendirmesi amacıyla 4-5 haftalık gelişim süresinin sonunda sürgün, kök ağırlığı, sürgün uzunluğu, kök uzunluğu, gövde çapı, yaprak sayısı, yaprak eni ve yaprak boyu ölçümleri gerçekleştirilmiştir. Çalışmada ayrıca uygulamaların kuraklık toleransı üzerine olan etkilerini değerlendirmek amacıyla SOD (süperoksit dismutaz) ve CAT (katalaz ) enzim aktivitelerinin ve yaprak oransal su içeriği tayini yapılmıştır. Elde edilen veriler SPSS 22 paket programında Duncan testi ile değerlendirilmiş ve sonuçlar arasında P<0.05 önem seviyesinde farklılıklar belirlenmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, doku kültürü ile yetiştirilen çilek bitkisine uygulanan Na SiO2 uygulamaları bitkinin vejetatif gelişimini olumlu yönden etkilemektedir. Farklı uygulamalar arasında en yüksek ortalama sürgün ağırlığı değerine (1,23 g) ve kök uzunluğu değerine (38 mm) %0 PEG +100 mg L-1 SiO2 uygulamasında, kök ağırlığına (1,57 gr), bitki gövde çapına (9,52 mm), yaprak sayısına (17 adet/bitki) ve sürgün uzunluğuna (57,85 mm) %0 PEG +50 mg L-1 uygulamasında ulaşılmıştır. Araştırmamıza ait SOD ve CAT aktivitesi incelendiğinde, en yüksek SOD aktivitesi değeri %6 PEG uygulanan grupta görülürken (96,19 U/g TA), en düşük değer kontrol grubunda ölçülmüştür (29,90 U/g TA). CAT aktivitesi incelendiğinde en yüksek değer %8 PEG (0,98 U/g TA) uygulamasından, en düşük değer ise kontrol (0,27 U/g TA) grubundan elde edilmiştir
Nomofobinin sanal kaytarma üzerindeki etkisi: Antalya Belek örneği
urizm sektörü kapsamı içerisine giren otel işletmeleri zamanla önemli derecede ilerleme ve gelişme göstermektedir. Teknolojik gelişme ve ilerleme ile etkileşimli olan otel işletmeleri sektörü günümüzde her türden müşteriye cevap verecek tesisler haline gelmiştir. Otel işletmeleri bir hizmet işletmesi olup, otel işletmelerinin başarısında insan unsuru büyük ve önemli yer tutmaktadır. İnsan unsurunun önem kazanması işletmelerde istihdam edilen personelin önemini arttırmaktadır. Gelişen teknoloji ve çeşitlenen insan ihtiyaçları ile insanların teknolojik araçlar kullanma oranları da zamanla artmaktadır. Teknolojik araçların kullanılması ile birlikte olumlu ve olumsuz davranış değişiklikleri oluşmaya başlamış ve bu davranış değişiklikleri iş yerlerine kadar etki etmiştir. Bu durum yeni kavramların oluşmasına yol açmıştır. Araştırma konusunun temelini oluşturan sanal kaytarma ve nomofobi kavramları da bahsi geçen yeni kavramlardandır. Tüm bunlardan hareketle çalışma üç bölüm olarak kurgulanmıştır. Birinci bölümde Sanal Kaytarma kavramı açıklanmış olup genel olarak daha önce yapılan çalışmalar ile ilgili bilgiler verilmiştir. İkinci bölümde ise nomofobi kavramı açıklanmış olup konuyla ilgili önceden yapılmış çalışmalar incelenmiştir. Üçüncü bölümde ise turizm işletmelerinde çalışan personelin nomofobik davranışlarının, sanal kaytarma davranışları üzerine etkileri incelenmiştir
Litotomi pozisyonunda operasyon süresinin alt ekstremite kas aktivitesi üzerine etkisi
Litotomi pozisyonu, alt karın, anorektal bölge, pelvis, vajinal alandaki cerrahi operasyonlar ve muayene için kullanılmaktadır. Bu pozisyonda uyluklar kalça hizasına kadar bükülüp bacaklar bir ayaklığa konulur ve dışa doğru hafifçe açılır. Hastanın litotomi pozisyonunda uzun süren operasyon geçirmesi alt ekstremitede kan dolaşımının bozulmasına, femoral ve peroneal sinir yaralanmalarına neden olmaktadır. Litotomi pozisyonu, peroneal sinir anatomik seyrinden kaynaklı dış basılar oluşturur ve seyrin yüzeysel olmasından dolayı bası en sık fibula başında meydana gelmektedir. Literatürde obstetrik vakalarda nörolojik hasara bağlı alt ekstremite duyu ve motor disfonksiyon insidansı %0,008 ile %0,5 arasında değiştiği ve bu işlev bozukluğuna bağlı olarak kas gücünde azalma gibi komplikasyonlar gerçekleştiği bildirilmiştir. Klinikte görülen komplikasyonlardan birisi ayak dorsofleksörlerinde kuvvetsizliğe bağlı düşük ayak ve bundan kaynaklı yürüme zorluğudur. Nörojenik kaynaklı düşük ayak olgularının yaklaşık %31'i peroneal sinir hasarına bağlı gelişmektedir. Bu çalışmada, litotomi pozisyonunda opere edilen hastaların femoral ve peroneal sinirlerin olası etkilenmesinin belirteci olarak innerve ettiği kasların aktivasyonunu analiz etmek amaçlanmaktadır. Femoral sinirin innerve ettiği kalça fleksiyonunu yaptıran iliopsoas ve diz ekstansiyonunu yaptıran kuadriceps femoris kas grubundan rektus femoris ile siyatik sinirin peroneal dalının innerve ettiği ayak dorsofleksiyonunu yaptıran tibialis anterior kasının aktivitesine bakılmıştır. Yüzeyel elektrotlar ile elektromiyografi (EMG) verisinin kayıt yöntemi süre kısıtlaması olmadan, geniş görüş alanına sahip, ağrısız, hematom ve enfeksiyon riski artırılmadan gerçekleştirilmiştir. Bu prospektif çalışmada Antalya Eğitim ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Kliniği'nde litotomi pozisyonunda jinekolojik cerrahi yapılacak hastaların preoperatif ve postoperatif dönemde kas ölçümü yapılırken EMG verilerinin operasyon süresi ile ilişkisi analiz edilmiştir, istemli kas aktivitesinin bir kasılma boyunca değişimi incelenmiş, hastaların demografik, klinik ve operatif verileri değerlendirilmiştir. Litotomi pozisyonunda cerrahi yapılan hastaların pre-operatif ve post-operatif dönem yüzey EMG verileri incelendiğinde kuadriceps femoris, iliopsoas ve tibialis anterior kas gruplarında post-operatif dönemdeki 24 saatlik zaman penceresindeki kas aktivitesinin pre-operatif dönem ile karşılaştırıldığında belirgin azaldığı görülmüştür
Hilmi Ziya Ülken'in aşk ahlakı ile Nurettin Topçu'un isyan ahlakı'nın karşılaştırılması
Hilmi Ziya Ülken ve Nurettin Topçu yakın tarihimizin aynı dönemde yaşamış iki önemli düşünürüdür. Onlar insanların ve devletlerin ahlaktan uzaklaştığına dair ahlaki bir buhrandan bahsetmiş ve ahlaki bir toplum ile devletin oluşabilmesi için birbirlerinden farklı devlet ve toplumsal ahlak tasavvurları ortaya koymuşlardır. Bu bağlamda onların ahlak teorileri, topluma ve devlete yeniden ahlaki bir nitelik kazandırmak için geliştirilmişler ve ahlaka dair temel hareket noktaları şu şekilde olan çözüm arayışlarını sistemleştirmeye çalışmışlardır: Ülken ahlak anlayışının temeline ihtiras ve aşk kavramlarını alırken Topçu da ahlak anlayışının temeline isyan ve aşk kavramlarını almıştır. Her ne kadar ikisinin de ahlak anlayışının temelinde aşk kavramı önemli bir yer işgal etse de felsefi düşüncelerinin genel yapıları bakımından aşk kavramını farklı şekilde yorumladıkları dikkat çekmektedir. Ülken aşk temelli ahlak teorisinden Akademik Devlet ya da Mertebeler Devleti olarak kavramsallaştırdığı siyaset teorisini geliştirmişken Topçu da yine aşkla temellendirdiği ahlak teorisinden hareket ederek Anadolu Sosyalizmi siyaset teorisini geliştirmiştir. Bu tez, Topçu'nun ve Ülken'in ahlak ve siyaset teorilerini karşılaştırmakta ve onların düşünsel olarak farklı yerlerde durduklarını tesbit ederek ahlaki buhrana yaklaşım ve çözümleri açısından düşüncelerini değerlendirmektedir