DergiPark Akademik
Not a member yet
63137 research outputs found
Sort by
東京における美術館小史 : 統計資料や美術年鑑等に基づく分析
特集 日本の美術館と西洋近代美術 東京編 : 一橋大学言語社会研究科の学芸員養成と西洋近代美術研究日本学術振興会22K00121日本の美術館とフランス近代美術コレクション:多様性と同質性をめぐる国際比較本研究はJSPS 科研費22K00121 の助成を受けたものである
Credit Market Tightness and Zombie Firms : Theory and Evidence
January 2025We develop a simple model of financial intermediation with search and matching frictions between banks and firms. The model links credit market tightness -encapsulating the abundance of credit- to the search and opportunity costs of credit intermediation. Search costs generate lending to unprofitable firms (i.e., zombies) and the opportunity costs of searching exert countervailing forces on the incentives for banks and firms to participate in zombie lending, generating an inverted U-shaped relationship between credit market tightness and the share of zombie lending. High bargaining power of firms decreases the opportunity cost of firms foregoing credit relationships, reduces the share of zombie firms and increases the efficacy of capital injections to reduce zombie lending. Using data for 31 industries in Japan over the period 2000-2019, we test and corroborate our theoretical predictions by constructing theory-consistent measures of credit market tightness and bargaining power. Consistent with our theory, the findings reveal that capital injections are more effective in industries with higher credit market tightness and greater bargaining power of firms
The Anatomy of the Modern Nation: Body Politics in Turkey and Greece (1923–1939)
1923-1939 yılları arasında, İki Savaş Arası Dönemde (1918-1939) Türkiye ve Yunanistan birbirlerine karşı on yıllarca süren savaşların ardından bir yandan ulus-devlet olma süreçlerini tamamlarken, bir yandan da modern birer devlet olma yolunda kendi prototip vatandaşlarını şekillendirme sürecine girmişlerdir. Özellikle 1930’lardaki ilişkilerinde hem diplomatik hem de özel bir çaba ile spor alanında dostane bir çizgi takip eden iki ülke bunu destekler bir biçimde beden politikaları konusunda birbirlerini yakından takip etmişlerdir. Bu süreçte Türk ve Yunan takımları devletlerinin bu konudaki teşviklerinin etkisiyle defalarca futbol ve daha sonra basketbol maçları yapmış ve iki ülkenin sporcuları Balkan Oyunlarında karşı karşıya gelmişlerdir. Savaşlar arası dönemde her ne kadar Yunanistan’da siyasi istikrar inişli çıkışlı olsa da, her yeni iktidarın beden politikaları konusundaki çizgisi benzerlik göstermektedir. Beden politikaları bağlamında her iki ülkede de -pek çok başka ülkede olduğu gibi- dönemin faşist rejimleri olan İtalya ve Almanya’dan etkilenme gözlemlenmektedir. Mussolini’nin faşist rejiminin, sporu hükümetin ayrılmaz bir parçası olarak kullanan ilk rejim olduğu iddia edilir. Mussolini’nin modelinden kaynaklanan stratejilerin çoğu, Nazi Almanya’sında da benimsenmiştir. Öjeni, vatandaşın beden ve ruh sağlığının ve hatta ahlaki değerlerinin önemsenmesi, kadın bedenine medikal yaklaşımlar, çocuk yetiştirmeye ve gençlere yönelik özel ilgi o dönemde esen faşizm rüzgârının iki ülkedeki yansımalarıdır. Yunanistan, bu dönemdeki beden ve spor politikalarını Antik Yunan Medeniyetinin görkemli dönemlerine atıf yaparak meşrulaştırırken; Τürkiye, Osmanlı geçmişinin üzerinden atlayarak Türk Tarih Tezi ve Güneş Dil Teorisi ile Türklüğün ve Türkçenin kadimliğine vurgu yapmıştır. Ek olarak, yıllar süren savaşlar sonucunda azalmış ve yıpranmış nüfusu verimli üreticiler ve olası savaşlara yönelik güçlü askerler haline getirme kaygılarının, dönemin politikalarını şekillendirmedeki etkisi yadsınamaz. Yani, beden politikaları rejime gönülden bağlı yurttaşlar yetiştirmeyle ilişkiliyken, beden eğitimi de vatandaşın ideolojik şekillenmesinin bir uzantısıdır. Elinizdeki makale Türkiye ve Yunanistan’ın spor ilişkilerini Türkiye’de Cumhuriyet, Yunanistan’da ise spor gazeteleri üzerinden incelemektedir. Beden politikaları ikincil literatür üzerinden karşılaştırılmaktadır. Yöntem olarak niteliksel içerik analizi ve literatür incelemesi kullanılmakta ve kuramsal olarak Foucault’un biyoiktidar ve biyopolitika kavramlarından yararlanılmaktadır. Özellikle İki Savaş Arası Dönemde Foucault’un modern devletler üzerine yaptığı tespitler faşist rejimler ve dönemin ikliminden etkilenen ülkelerde bir apaçıklık olarak ortaya çıkmıştır.Between 1923 and 1939, in the interwar period (1918-1939), Turkey and Greece, following decades of warfare against each other, were simultaneously completing their nation-state formation processes and engaging in the construction of their own prototype citizens on the path to becoming modern states. Especially during the 1930s, both countries, following a diplomatically and personally cultivated friendly line in the field of sports, closely monitored each other in terms of body politics. In this context, Turkish and Greek teams, with state encouragement, played numerous football—and later basketball—matches against each other, and athletes from both countries competed in the Balkan Games. Although Greece experienced political instability throughout the interwar period, successive governments demonstrated a consistent approach toward body politics. In both countries— much like in many others—body politics were significantly influenced by the fascist regimes of Italy and Germany. Mussolini’s fascist regime is often regarded as the first to systematically integrate sports into state governance. Many of the strategies developed under Mussolini were later adopted by Nazi Germany. The influence of fascism during this era can be seen in the emphasis on eugenics, the physical and mental health of citizens, moral values, medicalized views of women’s bodies, and special attention to child-rearing and youth. Greece legitimized its body and sports policies through references to the glorious periods of Ancient Greek civilization, while Turkey deliberately distanced itself from the Ottoman past and emphasized the antiquity of Turkishness and the Turkish language through the Turkish History Thesis and the Sun Language Theory. Moreover, concerns about transforming a war-torn and diminished population into productive citizens and strong soldiers in anticipation of future conflicts undeniably shaped the political climate of the time. Thus, body politics were directly linked to the cultivation of citizens loyal to the regime, while physical education functioned as an extension of ideological formation. This article examines the sporting relations between Turkey and Greece through the lens of Cumhuriyet newspaper and Greek sports newspapers. Body politics are compared through secondary literature. The methodology involves qualitative content analysis and literature review, and the study draws theoretically on Michel Foucault’s concepts of biopower and biopolitics. Particularly in the interwar period, Foucault’s insights on modern states manifest with striking clarity in countries influenced by fascist regimes and the broader climate of the era
İklim Krizi Karşısında \u27Yaptırmamak\u27 İradesi: Kolektif Bir Mücadele
In this study, the book titled ‘Climate Crisis and Not Making It’ written by Sinan Eden is analysed. The struggle against climate change, which is a global problem today and is studied in social sciences as well as technical fields, constitutes the main subject of the book. Considering the studies on combating climate change in fields such as public administration, environmental policies, international relations and local governments, it is thought that the different solutions offered by the book in the fight against climate change will contribute to the field.Bu çalışmada Sinan Eden tarafından yazılmış olan "İklim Krizi ve Yaptırmamak" adlı kitap incelenmektedir. Günümüzde küresel bir sorun olan ve teknik kısımlarının yanında sosyal bilimlerde de çalışılan iklim değişikliği ile mücadele kitabın ana konusunu oluşturmaktadır. Kamu yönetimi, çevre politikaları, uluslararası ilişkiler ve yerel yönetimler gibi alanlarda da iklim değişikliği ile mücadele çalışmaları göz önüne alınırsa, değerlendirilen kitabın iklim değişikliği ile mücadelede sunduğu farklı çözüm yolunun alana katkı sağlayacağı düşünülmektedir
Prepayment for the Crime of Insult
Hem sosyal medya üzerinden işlenen hakaret suçunun yargısal makamlara getirdiği iş yüküne çare olmak hem de sosyal medyada hakarete uğramak için çaba gösterip uzlaştırma kurumu yoluyla menfaat temin etmeye çalışan kişileri engellemek için TCK’nın 125/2 maddesinde düzenlenen ileti yoluyla hakaret suçu ile TCK’nın 125/3-b, 125/3-c ve 125/4 maddelerinde düzenlenen hakaret suçunun nitelikli hâlleri, 7531 sayılı Kanun ile uzlaştırma kapsamından çıkarılmış ve önödeme kapsamına alınmıştır. Her hakaret soruşturmasında, hiçbir işlem yapmadan doğrudan önödeme kurumunun işletilmesi, artık mağdurun değil devletin bu işten gelir elde etmeye başlaması gibi bir sonucu doğurabilecektir. Önödeme uygulanmadan önce isnat edilen fiilin hakaret olup olmadığı tespit edilmeli ve bu tespit yapılırken evrensel ifade özgürlüğü ölçütleri göz önünde bulundurulmalıdır. Kişi hakkında soruşturma evresindeyken kovuşturmaya yer olmadığı kararı ya da kovuşturma evresindeyken mahkûmiyet hükmü dışında bir karar verilecek ise önödeme uygulanmamalıdır.In order to both remedy the workload imposed on judicial authorities by the crime of insult committed on social media and to prevent individuals who make an effort to be insulted on social media and try to gain benefits through the conciliation institution, the crime of insult via message regulated in Article 125/2 of the TCK and the qualified cases of the crime of insult regulated in Articles 125/3-b, 125/3-c and 125/4 of the TCK were removed from the scope of conciliation by Law No. 7531 and included in the scope of prepayment. In every insult investigation, applying the prepayment institution directly without taking any action may result that starting to earn income from this businessin the state, not the victim no longer. Before applying prepayment, firstly it should be determined whether the act attributed is an insult and universal freedom of expression criteria should be taken into consideration when making this determination
Banka Teminat Mektupları ile Banka Teminat Mektuplarında Ödeme Talebinin ve Ödemenin Şartları
Ticari hayatın güven esasına dayalı işleyişini temin etmek amacıyla geliştirilen teminat araçları arasında yer alan banka teminat mektupları hem ulusal hem de uluslararası ticari işlerde borcun ifa edilmemesi riskine karşı alacaklıya güvence veren önemli bir teminat türüdür.Banka teminat mektuplarının garanti sözleşmesi niteliğinde olduğu hususunda görüş birliği vardır. Uygulamada, en çok tercih edilen banka teminat mektubu türü, ilk talepte ödeme kayıtlı banka teminat mektuplarıdır. Temel borç ilişkisinden kaynaklanan herhangi bir nedenin ödememe gerekçesi olarak ileri sürülemeyeceği ve kural olarak derhal ödeme yapmanın zorunluluk olduğu bu tür teminat mektuplarında; haksız veya hakkın kötüye kullanılması mahiyetindeki ödeme taleplerine belirli şartlar altında itiraz edilebilir. Bu itirazın haklı ve meşru kabul edilmesinin ön şartı olarak görülen “likit delillerin varlığı” banka teminat mektupları ile ilgili tartışmaların en çetrefilli kısmı olarak dikkat çeker. Zira likit delil, normatif dayanağı olmayan, anlam ve içeriği oldukça tartışmalı bir kavramdır. Çalışmamızda önce genel hatlarıyla banka teminat mektuplarının ve garanti sözleşmelerinin hukuki niteliği ile türleri hakkında bilgi verilecektir. Ardından banka teminat mektuplarının ödeme talebiyle ibrazında içerik ve şekil yönünden önem arz eden kısımlar ele alınacaktır. Son olarak genel olarak ödeme talebine hangi gerekçelerle karşı çıkılabileceğine değinilecektir. Çalışmamız genelinde yeri geldikçe uygulama örneklerine ve konuyla ilgili uluslararası düzenlemelere de yer verilecektir
Dark Patterns: Legal Framework and Advertisement Board Practice
Karanlık tasarımlar, dijital ortamlarda kullanıcıları manipüle etmek amacıyla oluşturulan ve onları kendi çıkarlarına uygun olmayan seçimler yapmaya yönlendiren aldatıcı arayüzlerdir. Bu arayüzler kullanıcılardan önemli bilgilerin gizlenmesi, kullanıcıları şaşırtan kelime oyunlarına başvurulması, kullanıcılara duygusal mesajlar gönderilmesi veya bazı seçeneklerin görsel olarak öne çıkarılması gibi farklı yöntemlerden yararlanmaktadır. Avrupa Birliği’nde haksız ticari uygulamaların özel bir türü olarak düzenlenen karanlık tasarımlar, Türkiye’de de Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği ile yasaklanmıştır. Bu makalede öncelikle karanlık tasarımların tanımı yapılmakta, sonrasında kavramın özellikleri açıklanarak Reklam Kurulu’nun karanlık tasarımlarla ilgili son yıllarda verdiği kararları incelenmektedir. Karanlık tasarımlarla ilgili mevzuatın da değerlendirildiği çalışmada, konunun özellikle ticaret hukuku ve reklam hukuku ile olan ilişkisine odaklanılmaktadır.Dark patterns are deceptive interfaces designed to manipulate users in digital environments, steering them towards choices that are not in their best interest. These designs include various methods such as hiding critical information from users, using misleading explanations, sending emotional messages to them, or visually highlighting certain options. Dark patterns are regulated both in Türkiye and EU as a specific form of unfair commercial practices. These kinds of practices have evaluated in recent years through the decisions of the Advertisement Board in Türkiye. This article begins by defining the concept of dark patterns, subsequently elaborating on their characteristics. It proceeds to analyze recent decisions issued by the Advertisement Board regarding the use of dark patterns. Furthermore, the study evaluates the relevant legal framework, with particular emphasis on the intersection of dark patterns with commercial law and advertising law
Üretken (Yaratıcı) Yapay Zeka Aracılığıyla Meydana Getirilen Bilgisayar Programlarında Hak Sahipliğinin Değerlendirilmesi
Gelişen yapay zekâ teknolojileri, özellikle üretken yapay zeka sistemleri, insan müdahalesi olmaksızın veya sınırlı insan girdisiyle yeni bilgisayar programları oluşturma kapasitesine ulaşmıştır. Bu gelişme, geleneksel telif hukuku ilkeleri çerçevesinde eser sahipliğinin nasıl belirleneceği sorusunu gündeme getirmektedir. Çalışmamızda üretken yapay zeka aracılığıyla meydana getirilen bilgisayar programlarında hak sahipliğinin tespiti konusu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile karşılaştırmalı hukuk düzenlemeleri çerçevesinde ele alınmaktadır. Bu bağlamda, yazılım üretiminde yapay zekanın araç mı yoksa yaratıcı mı olduğu ayrımı, hukuki çözüm önerilerinin merkezinde yer almaktadır
2024/825 Sayılı Yeşil Tüketici Direktifinin Yeşil Yıkamayla Mücadele Kapsamında Değerlendirmesi
2024/825 sayılı Yeşil Dönüşüm Kapsamında Daha İyi Bilgilendirme ve Haksız Rekabet Uygulamalarına Karşı Tüketicilerin Güçlendirilmesi Direktifi, 2005/29 sayılı Ticari Uygulamalarda Haksız Rekabetle Mücadele Direktifinde birtakım değişiklikler yaparak öğretide yeşil yıkama olarak adlandırılan haksız eyleme karşı bir takım mücadele yöntemleri ve hukuki imkanlar sunmaktadır. Çalışmamızda 2024/825 sayılı Direktifin getirdiği yenilikler incelenmiştir