DergiPark Akademik
Not a member yet
    63137 research outputs found

    Hizmet Sözleşmesinin Hukuki Niteliği; Hizmet Sözleşmesinin Vekalet Sözleşmesi ve Eser Sözleşmesi ile Karşılaştırılması

    No full text
    Hizmet sözleşmesi niteliği itibarıyla bir iş görme sözleşmesidir. İşçi, hizmet sözleşmesi kapsamında bir işi görme borcu altına girmektedir. Ancak Türk Borçlar Kanunu\u27nda eser sözleşmesi, vekalet sözleşmesi gibi başkaca iş görme sözleşmeleri de bulunmaktadır. Hizmet sözleşmesinin, eser sözleşmesi ve vekalet sözleşmesi ile bazı benzer noktaları bulunmakla birlikte, farklı noktaları da bulunmaktadır. Örneğin hizmet sözleşmesinde işçi ile işveren arasında güçlü bir bağımlılık ilişkisi bulunmaktadır. Oysa ki, eser sözleşmesinde ve vekalet sözleşmesinde bu denli bir bağımlılık ilişkisi bulunmamaktadır. Yine hizmet sözleşmesi ile eser sözleşmesi ve vekalet sözleşmesi mukayese edildiğinde hizmet sözleşmesinde işçinin sonuç sorumluluğu bulunmamaktadır. İşçinin işi yaptığı sırada gerekli dikkat ve özeni göstermesi yeterlidir. Lakin eser sözleşmesinde durum böyle değildir. Eser sözleşmesinde yüklenicinin sonuç sorumluluğu söz konusu olup, kendisinden istenen şekilde eseri meydana getirme ve bu eseri teslim etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu çalışmada hizmet sözleşmesinin hukuki niteliği incelenerek bu perspektifte hizmet sözleşmesi ile eser sözleşmesi ve vekalet sözleşmesi mukayese edilmiştir. Böylece hizmet sözleşmesinin hukuki niteliğinin ve bahse konu iş görme sözleşmelerinden ne gibi farkları bünyesinde ihtiva ettiğinin daha iyi anlaşılması amaçlanmıştır

    Yönetim Kurulu Üyelerinin İbrasında Oydan Yoksunluğun Kapsamı ve Güncel Yargıtay Kararları

    No full text
    Türk Ticaret Kanunu’na göre her payın oy hakkı olduğu kabul edilmekle birlikte, bu hakkın kullanımına yönelik yasal sınırlamalar öngörülmüştür. Oy hakkının sınırlandırılma biçimlerinden biri olan “oydan yoksunluk”, TTK m. 436’da düzenlenmiştir. Bu çalışmada yalnızca yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin oydan yoksunluk hali (m. 436/2) ele alınmaktadır. İbra kararı, şirketin ve olumlu oy kullanan ya da sonradan bu iradeyi bilerek pay devralan ortakların yönetim kuruluna karşı sorumluluk davası açma hakkını ortadan kaldırır; diğer pay sahipleri açısından ise altı aylık bir hak düşürücü süre başlatır (TTK m. 558/2). Bu nedenle oydan yoksunluk düzenlemesinin kapsamı ve uygulamasındaki belirsizlikler önem arz etmektedir. Çalışmada, TTK m. 436/2’nin amacı, kapsamı ve uygulamada ortaya çıkan sorunlar Yargıtay kararları çerçevesinde değerlendirilmekte, çözüm önerileri sunulmaktadır

    Freezing of Assets before the International Criminal Court and the Obligation of States to Cooperate

    No full text
    Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), uluslararası alanda işlenen ağır suçların yargılanmasını sağlamaktadır. Malvarlığının dondurulması ise, bu suçların mağdurları açısından adaletin tesisi ve uğradıkları zararların tazmininde önemli bir rol oynamaktadır. Roma Statüsü’nde, “tanımlama, izleme, dondurma veya el koyma” terimleri bir arada kullanılmaktadır ve bu kavramların tanımları da ne ilgili hukuki düzenlemelerde ne de UCM tarafından yapılmıştır. Ancak UCM’nin uygulamasına bakıldığında, bu kavram iki farklı çerçevede değerlendirilebilir.Birincisi, koruyucu tedbir kapsamında malvarlığının dondurulmasıdır. Bu tedbir, esasen mahkûmiyet öncesinde mağdurların zararlarının tazmini amacıyla uygulanmaktadır. İkincisi ise, mahkûmiyet sonrası malvarlığının dondurulmasıdır. Bu durumda hem müsadereyi sağlamak hem de mağdurların zararlarının tazminini güvence altına almak hedeflenmektedir. Birincisi, koruyucu tedbir kapsamında malvarlığının dondurulmasıdır. Bu tedbir, esasen mahkûmiyet öncesinde mağdurların zararlarının tazmini amacıyla uygulanmaktadır. İkincisi ise, mahkûmiyet sonrası malvarlığının dondurulmasıdır. Bu durumda hem müsadereyi sağlamak hem de mağdurların zararlarının tazminini güvence altına almak hedeflenmektedir. Ancak UCM’nin kendi başına bir yaptırım veya icra mekanizması bulunmadığından, devletlerle iş birliği yapması zorunludur.Bu çalışmanın amacı, Uluslararası Ceza Mahkemesi bağlamında malvarlığının dondurulmasına ilişkin hukuki sistemi ortaya koymak ve devletlerin bu çerçevedeki iş birliği yükümlülüklerini incelemektir. Çalışma üç bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde malvarlığının dondurulması kavramı ve hukuki niteliği açıklanmaktadır. İkinci bölümde UCM uygulamasında malvarlığının dondurulması ele alınmaktadır. Üçüncü bölümde ise devletlerin UCM ile iş birliği yükümlülüğü değerlendirilmektedir.The International Criminal Court (ICC) ensures the prosecution of serious international crimes. The freezing of assets plays an important role in establishing justice for the victims of these crimes and reparation for the harm they have suffered. The Rome Statute uses the terms\u27 identification, tracing, freezing or seizure\u27 together, and the definitions of these concepts have not been provided in the relevant legal regulations or by the ICC. However, based on the ICC\u27s practice, this concept can be evaluated in two frameworks.The first is the freezing of assets as a protective measure. This measure is primarily applied before a conviction to ensure the reparation of the victims’ losses. The second is freezing assets after conviction, which aims both to facilitate confiscation and to secure the reparation of the victims’ damages.This study aims to outline the legal framework for freezing assets within the context of the International Criminal Court and examine the obligations of states to cooperate in this regard. The study is divided into three sections. The first section will explain the concept of asset freezing and its legal nature. The second section will address the freezing of assets in the ICC’s practice. The third section will evaluate the obligations of states to cooperate with the ICC

    An Analysis of the Rule of Surrender According to International Humanitarian Law

    No full text
    Uluslararası insancıl hukuk kurallarına göre silahlı bir çatışmada teslim olan bir kişiye yönelik saldırı gerçekleştirmek hukuka aykırıdır. Teslim olan kişiler, silahlı çatışmalar açısından artık savaş dışı kalmış sayılmaktadır. Bu nedenle teslim olan kişi düşmanca davranışlara son vererek düşman kuvvetleri için askeri bir tehdit unsuru olmaktan çıkmıştır. Dolayısıyla herhangi bir düşmanca davranış sergilemeyen ve savaş dışı kalan bir kişi, saldırı hedefi yapılamayacaktır. Söz konusu husus insancıl hukukun temel ilkelerinden askeri gereklilik ilkesine de dayandırılmaktadır. Zira savaş dışı kalmış bir kişiye saldırı yöneltmenin askeri olarak gerekli olduğunu iddia etmek mümkün değildir. Bu bağlamda teslim olmanın insancıl hukukun temel kurallarından biri olduğu ifade edilmektedir. Ancak gerek doktrinde gerekse insancıl hukuka ilişkin anlaşmalarda yeterli ölçüde ele alınmamıştır. Buna paralel olarak devletlerin askeri el kitaplarında da az sayıda içeriğe sahip olduğu görülmektedir. Söz konusu çalışma, insancıl hukukta önemli bir işleve sahip olduğu kabul edilen teslim olma kuralının içerik ve uygulamasının yeterince anlaşılmasına katkıda bulunmak üzere hazırlanmıştır. Buna göre teslim olma eyleminin üç unsura sahip olduğu söylenebilir. Bunlar; teslim olma niyetinin gösterilmesi, teslim olma sürecinin işletilmesi ve teslim olmanın tamamlanmasıdır.According to international humanitarian law, attacking a person who has surrendered in an armed conflict is unlawful. Persons who have surrendered are no longer considered combatants in armed conflicts. Therefore, a person who has surrendered has ceased to be a military threat to enemy forces by ceasing hostile acts. Consequently, a person who has ceased to be a combatant and is not engaging in any hostile acts cannot be targeted for attack. This matter is also based on the principle of military necessity, one of the fundamental principles of humanitarian law. It is not possible to claim that attacking a person who is no longer a combatant is militarily necessary. In this context, it is stated that surrender is one of the fundamental rules of humanitarian law. However, it has not been sufficiently addressed either in doctrine or in agreements relating to humanitarian law. Similarly, it is seen that there is little content on this subject in the military manuals of states. This study has been prepared to contribute to a sufficient understanding of the content and application of the rule of surrender, which is recognized as having an important function in humanitarian law. Accordingly, it can be said that the act of surrender has three elements. These are: demonstrating the intention to surrender, implementing the surrender process, and completing the surrender

    政府支出の効率性という視点で見た介護保険制度

    No full text
    介護保険制度は、人口減少・高齢化、世帯規模の縮小、男女共同参画の進展など経済社会全体の急速な変化による介護需要の急増に対応するため、市場メカニズムを部分的に取り込むことにより、選択の自由、個人の尊厳や公平性・効率性の改善を目指して発展してきた。産業構造が変化する中、雇用機会を創出するという役割も果たした。しかし、生産性の改善は限定的であり、今後は財政余力も労働力も乏しくなる中、身寄りのない高齢者の増大も予見されており、一層の制度改善がもとめられる

    世田谷美術館の素朴派 : コレクションと「開館記念展 芸術と素朴」に始まる活用

    No full text
    特集 日本の美術館と西洋近代美術 東京編 : 一橋大学言語社会研究科の学芸員養成と西洋近代美術研

    編集後記

    No full text
    (変容するスポーツ的価値生成のダイナミクス = The Changing Dynamics of Generating the Social Values of Sport

    巻頭言

    No full text

    Formulating Questions : Cathy Caruth’s Reading of Paul de Man and the Future of Trauma Theory

    No full text

    269

    full texts

    63,137

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    DergiPark Akademik
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇