Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Açık Erişim Arşivi
Not a member yet
72 research outputs found
Sort by
The Impact of Greenhouse Environmental Conditions on the Signal Strength of wi-fi Based Sensor Network
Because greenhouses are controlled sites for agricultural production, environmental conditions such as temperature, relative humidity, carbon dioxide level and solar radiation must be kept at a certain level for plant growth. Therefore, indoor environmental parameters must be constantly monitored in order to take precautions when necessary. Thanks to the technological advancements in recent years, wireless sensor networks have been widely used in monitoring and controlling systems. In addition to monitoring environmental conditions, wireless sensors are used to irrigation, ventilation and heating equipment and in Internet of Things applications. Greenhouse environment is different from external climate, and sudden climatic changes such as high relative humidity and condensation of moisture may occur due to various cultural activities. As a result, some problems may be encountered in data transfer over wireless networks. Therefore, this study analyzes the impact of greenhouse environmental conditions on the data transfer performance of wireless network. The study was conducted in a greenhouse with a floor area of 150 m2 where side walls were covered with double layer polyethylene (PE) with a gap of 5 cm and roof was covered with single layer PE covering material. The main station was positioned outside the greenhouse. Sensor nodes were positioned 20 meters away from the main station within the greenhouse. The research lasted for 20 days between March 20 and April 10. Temperature, relative humidity and signal strength values were transferred to the main station every five minutes thanks to the micro-processor software. The obtained data were used to statistically assess the signal strength performance of sensor nodes. The findings demonstrated that high relative humidity influenced signal strength positively while high temperature influenced signal strength negatively
İpek Yolu Ticaretinin Canlandırılmasının Kazakistan Demokrasisine Olası Etkileri
Coğrafi olarak Çin ve Rusya gibi dünyanın siyasi ve ekonomik bakımdan güçlü, ancak demokratik gelenekten yoksun iki ülkesi arasına sıkışmış olan Kazakistan‘ın bu sıkışmışlıktan kurtularak Batı‘ya açılması ve demokratikleşebilmesi,demokratik ülkelerle ilişkilerini geliştirmesine bağlıdır. Tarihi İpek Yolu ticaretinin canlandırılması, Kazakistan‘ın güzergâh ülkeleri ile siyasi, ticari ve kültürel ilişkilerinin gelişmesini sağlayacaktır. Bu etkileşimin sonucu olarak demokratik değerlerin Kazakistan‘da yerleşmesi kolaylaşacaktır. Denencesi ―tarihi İpek Yolu ticaretinin canlandırılması Kazakistan‘ın demokratikleşmesini hızlandıracaktır‖ olan bu çalışmada; İpek Yolu‘nun tarihsel önemine değinilmiş, Kazakistan hakkında genel tanıtıcı bilgilere yer verilerek, İpek Yolu ticaretinin yeniden canlandırılmasının Kazakistan demokrasisine olası etkileri ele alınmıştır
PUBLIC PARTICIPATION AND VOLUNTEER IN THE CITY COUNCIL: ADANA CITY COUNCIL SAMPLES
Günümüz demokrasilerinin en temel yapı taşlarından biri olan katılım her ülke ve sistemde farklı anlaşılmakta ve yorumlanmaktadır. Türkiye’de ise katılımcılık, insanlar tarafından sadece istişari nitelikte bir düşünce belirtmekle sınırlı bakış açısı olarak algılanmaktadır. Çünkü halk sadece genelde değil, kendilerini yönetim açısından ulaşabilir hissettikleri yerelde de karar alma mekanizmalarına katılım göstermekten çekinmektedir. Nitekim yerelde yeni katılım araçlarından biri olarak sunulan kent konseylerinin işlevleri hakkında tereddütler bulunmaktadır ve kent konseyleri karar ve uygulama merciinden ziyade tavsiye makamı olarak görülmektedir. Bu da katılım oranlarını düşürmekte ve istenilen katılım yoğunluğunun gerçekleşmemesine sebebiyet vermektedir.
Bu bağlamda ele alacağımız Adana Kent Konseyi, Türkiye’nin ilk kent konseylerinin başında gelmektedir. 2001 yılında faaliyetlerine başlayan Adana Kent Konseyinde, katılım ve gönüllülük açısından ilk dikkat çeken husus, bütün katılımcıların eşit olarak temsil edilemediği ancak dezavantajlı konumda olan kadınların ve gençlerin temsiliyet sorunu yaşamadığı görülmüştür. Bu kapsamda araştırmanın amacı; kent konseylerinde halk katılımı ve gönüllülüğü Adana özelinde ortaya koyarak genel bir çerçeve oluşturmak ve temsil imkânı bulamayan toplum kesimlerine ilişkin çözüm önerileri sunmaktır.
Bu çalışmada halk katılımı ve gönüllülüğün önemi anlatılıp, çerçevesi çizildikten sonra Adana Kent Konseyi özelinde değerlendirilmesi yapılmıştır. Çalışmanın teorik çerçevesi oluşturulurken yerli ve yabancı literatürden yararlanılmış; Adana Kent Konseyi’nde halk katılımı ve gönüllülük incelenirken örnek olay yöntemi kullanılmıştır
EVALUATION OF UNITED NATIONS POLICIES FOR SYRIA CRISIS
Birleşmiş Milletler Dünya’da barışın ve güvenliğin sağlanmasına katkı sağlamak, savaşların yıkıcı etkilerini ortadan kaldırmak amacıyla İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulmuş ve yetkilendirilmiş, 193 devletin üyesi bulunduğu, uluslar üstü bir örgüttür. BM Güvenlik Konseyi İnsani Müdahale Doktrini’ne göre herhangi bir devletin ülkesinde soykırım, zorunlu göç, iç savaş vb. çok vahim düzeyde insanî felâketler olduğu durumlarda, Güvenlik Konseyi’nin sorunu çözmek için gerekirse askerî müdahale kararı alabileceği hükmü bulunmasına karşın; Suriye iç savaşı ve daha önce yaşanan küresel krizleri önlemedeki başarısızlıkları, şu an için alternatifi bulunmayan BM sistemini sorgulanır hale getirmiştir. Arap Baharı’nın Suriye’ye yansıması sonucu Suriye’de başlayan iç savaş kısa sürede büyük devletlerin çıkar mücadelesine dönüşmüş, yaşanan insani dramların çokta fazla dikkate alınmadığı bu krize yönelik BM, Güvenlik Konseyi’nin yapısı nedeniyle, etkili politikalar oluşturamamıştır. BM’nin Suriye iç savaşına yönelik politikalarının değerlendirildiği bu çalışmada; BM’nin genel yapısı ve işleyişine yer verilerek, Suriye’de yaşanan çatışmalara değinilmiş ve BM’nin Suriye sorununa yönelik politikaları değerlendirilmiştir
The Determination of Heat Energy Requirement for Greenhouses with Different Hardware under Climate Conditions Antalya
Akdeniz iklim kuşağında yılın belli dönemlerinde günlük ortalama sıcaklık değerleri 12°C'un altına düşmektedir. Bu koşullarda seralardan beklenen kaliteli yüksek verimin elde edilebilmesi seraların ısıtılması gereklidir. Seralarda ısıtma giderleri bölge iklimine, sera büyüklüğüne, tipine, donanımına ve serada üretilen bitki çeşidine bağlı olarak işletme giderlerinin %20-60’ı arasında değişim göstermektedir. Seralarda ısı gereksinimi DIN 4701 standartlarında belirlenen esaslara göre hesaplanmaktadır. Ancak serada ortaya çıkan gerçek sıcaklık, hesaplamalarda göz önüne alınan dış sıcaklık değerlerinden daha yüksektir. Belirtilen nedenle seralarda ısı gereksinimi, seranın havalandırma sıcaklığı ve ısı depolama özelliğine bağlı olarak ortaya çıkan sıcaklık yükselmeleri göz önüne alınarak hesaplanmalıdır. Yapılan bu çalışmada Akdeniz bölgesindeki Antalya ilinin iklim değerleri esas alınarak ısı enerjisi gereksinimi belirlenmiştir. Hesaplamalarda seralardaki farklı donanımlar esas alınmış ve tasarruf edilebilecek enerji değerleri belirlenmiştir Yapılan hesaplamalar sonucunda, serada sıcaklık yükselmeleri göz önüne alınarak hesaplanan ısı enerjisi gereksinimi ile dış sıcaklığa göre yapılan hesaplamalar arasında yılın aylarına bağlı olarak %12-29 farklılık elde edilmiştir
Bilmen, Mehmet, Milli Mücadele Kahramanlarından Hasan Refet Efendinin Tercüme-i Hal-i, Uluslararası Millî Mücadele Döneminde Maraş Sempozyumu, 03-04 Şubat 2017, 3/410-420. Kahramanmaraş: Kahramanmaraş Büyükşehir Belediyesi Yayınlar, 2017
Bu çalışmada, Osmanlı Devleti’nin son dönem alimlerinden Maraş Milli Mücadele kahramanı Hasan Refet Efendi’nin , kendi el yazısıyla kaleme aldığı “tercüme-i hâl”inin transkripsiyonuna ve belgeden çıkarılan diğer bilgilere yer verilmiştir.
Milli mücadelenin önemli isimlerinden olan Hasan Refet Efendi , Türkiye Büyük Millet Meclis’inde ilk dönem Maraş milletvekili olarak görev yapmıştır. 1922-1929 tarihlerinde Maraş’ta müftülük yapmıştır. Hasan Refet Efendi’nin kendi el yazısıyla kaleme aldığı Tercüme-i hâli’nde sülalesi, lakabı, eğitimi, vazife yaptığı yerler, makamlar, hizmetleri karşılığında aldığı maâş hakkında bilgiler yer almaktadır
Türkiye'nin Suriye Politikasının Konstrüktivist Bir Yaklaşımla Değerlendirilmesi
Soğuk Savaş‟ın sona ermesi ve Sovyetler Birliği‟nin dağılması sonucunda, etnik, dinsel ve kültürel çatışmalar ortaya çıkmış ve uluslararası alanda beklenmedik değişimler meydana gelmiştir. Meydana gelen bu değişimin açıklanmasında materyalist ve birey temelli Uluslararası İlişkiler Teorileri yetersiz kalmış ve sorgulanmaya başlanmıştır. Bunun sonucu olarak eleştirel teoriler arasında bulunan ve bir yaklaşım olarak benimsenen Konstrüktivizm hızlı bir gelişim göstermiştir. Konstrüktivizmi diğer teori ve yaklaşımlardan ayıran en belirgin özelliği uluslararası ilişkileri anlamaya ve açıklamaya yönelik farklı bir ontoloji önerisidir. Uluslararası İlişkilerin analizinde farklı bir bakış açısı getiren Konstrüktivizm, disiplinin temel teorilerinin göz ardı ettiği kimlik, kültür, söylem ve dil gibi sosyo-kültürel faktörlerin uluslararası ilişkiler analizlerine katılmasına olanak sağlamıştır.
Bu bağlamda, Türkiye‟nin kimlik, kültür ve söylem temelli dış politikası, Ortadoğu kapsamında ve Suriye özelinde konstrüktivist yaklaĢımla ele alınmıştır. Çalışmada öncelikle Konstrüktivist yaklaşımın epistemolojik ve ontolojik temellerinden bahsedilmiştir. Daha sonra ise Türkiye-Suriye ilişkilerinin tarihsel arka planına yer verilmiştir. Son olarak ise AKP iktidarı döneminde Türkiye‟nin Suriye Politikası konstrüktivizm yaklaşımla analiz edilmiş ve elde edilen bulgular ışığında çıkarımlarda bulunulmuştur. Çalışmada betimsel analiz yönteminden faydalanılmıştır
Rusya-Suriye İlişkilerinin Tarihsel Arka Planı
Ocak 2010‟da başlayan Arap Baharı bazı Orta Doğu ülkelerindeyönetim değişikliklerine ve reform süreçlerinin başlamasına yol açmıştır. Bununla bağlantılı olarak başlayan olaylar Suriye‟de bir iç savaşa dönüşmüş ve büyük ülkelerin taraf olmalarıyla da kriz içinden çıkılmaz bir hal almıştır. Sovyetler Birliği (SB) döneminden beri tarihsel müttefiklik ilişkisi bulunan Suriye rejimini yalnız bırakmak istemeyen Rusya, bu savaşın içerisinde aktif olarak yer almıştır. Rusya‟nın kendisini Suriye‟de aktif olma konusunda zorunlu hissetmesinin sebepleri arasında; tarihsel birliktelik, Suriye‟deki üsleri, enerji güvenliği, yeniden küresel güç olma arzusu gibi nedenler sayılabilir. Rusya – Suriye ilişkilerinin tarihsel arka planının analiz edildiği bu çalışmada; Rusya‟nın Orta Doğu‟da Suriye krizine askeri müdahale de dâhil olmak üzere bölgede stratejik önemini sürekli olarak koruyan ve bugün iç savaşın öznesi durumundaki tarihsel müttefiki Suriye ile olan ilişkileri üzerinden nasıl gerçekleştiğini tarihsel arka planları ile aktarılmaya çalışılmıştır
FACTORS ALTERING TURKEY’S PUBLIC ADMINASTRATION: WESTERNIZATION AND GLOBALIZATION
oai:acikerisim.ksu.edu.tr:ksu/323Osmanlının son dönemlerinde yönetici kadroların içine girdiği Batılılaşma isteği ve Batı etkisi Cumhuriyeti kuran kadrolarda da aynen görülmüş ve dünya medeniyetinin Batı medeniyeti anlamına geldiği sıklıkla vurgulanan bir hal almıştı. Medeni olabilmenin tek koşulunu, her yönü ile toplumu Batılılaştırma şeklinde algılayan yönetici kadrolar Türk Kamu Yönetimi anlayışını, halktan gelen talepler ve beklentiler yerine çeşitli Batılı uzmanların sunduğu raporlar veya verdiği bilgiler üzerine reforme ederek Batılı yönetim sistemlerine yaklaştırmaya çalışmışlardır.
Bu durum Türkiye’nin tek parti idaresinde ne ise çok parti idaresinde de aynı olmuştur. Ülkenin planlı dönemle yönetilmeye başlaması dahi Batılı ülkeler tarafından yönlendirilen uzmanların çalışmaları ile başlatılmış ve neticede Devlet Planlama Teşki-latı kurulmuştur. Bunun dışında Kamu yönetiminde gerek merkezi idare gerekse yerel yönetimler bazında ülke için önemli çalışmalara imza attığı ile övünülen Türkiye ve Or-tadoğu Amme İdaresi (TODAİ), BM’in az gelişmiş ülke yönetimleri için önerdiği ve aynı zamanda fonladığı bir idare olup ikinci dünya savaşının galipleri tarafından bilhassa kurdurulmuştur.
Küreselleşme ile beraber Türk kamu yönetimi anlayışı üzerinde Batı etkisi daha da artmış ve gerek merkezi idarede gerekse yerel yönetimlerde halkın taleplerinden bağımsız gerçekleştirilen liberal uygulamalar gündeme gelmiştir. Batı, Türk kamu yöne-timi için sadece öneren, tavsiye eden, bilen olmanın ötesinde yapılan reform niteliğin-deki değişiklikleri çeşitli organları vasıtasıyla izleyen bir rol de üstlenmiştir
Rusya-Ukrayna Krizinin Avrasya Ekonomik Birliği Bağlamında Değerlendirilmesi
Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrası oluşan yeni dünya düzeninde Rusya Federasyonu eski SSCB ülkelerini kontrolü altında bulundurmayı ulusal politika haline getirerek, bu ülkelerin AB ve NATO gibi Batılı kuruluşlarla yakın ilişkiler geliştirmelerine kuşkulu yaklaşmış ve bu kuruluşlarla yakınlaşan
ülkeleri çeşitli yöntemlerle cezalandırmıştır. Rusya açısından tarihsel ve jeopolitik öneme sahip olan Ukrayna’da Batı yanlısı politikaları nedeniyle önce ekonomik araçlarla, daha sonrada Kırım’ın Rusya’ya bağlanmasıyla sonuçlanmış olan süreçle cezalandırılmıştır. Rusya, Kazakistan ve Belarus
arasında, kişilerin, malların, hizmetlerin ve sermayenin serbest dolaşımını öngören Avrasya Ekonomik Birliği (AEB) Anlaşması 2014 Mayısında imzalanmıştır. AEB, üyesi ülkelere hem ekonomik hem de siyasi yönden önemli kazanımlar sağlayacağı gibi, Rusya’ya komşu ve önemli oranda Rus etnisiteye
mensup nüfusa sahip Birlik üyesi ülkelerde Ukrayna benzeri çatışmaların meydana gelme olasılığını azaltmış olacaktır. Konusu Rusya-Ukrayna krizinin değerlendirilmesi olan bu çalışmada, AEB üyesi olupta önemli oranda Rus etnisiteye sahip vatandaşı bulunan ülkelerde Ukrayna benzeri bir ayrılık
durumunun yaşanmayacağı sonucuna varılmıştır. Makalede, Rusya-Ukrayna krizi genel hatlarıyla açıklanmış, Avrasya Ekonomik Birliği’nin oluşum ve temel yapısı ele alınarak, Rusya-Ukrayna Krizi AEB bağlamında değerlendirilmiştir