Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Açık Erişim Arşivi
Not a member yet
72 research outputs found
Sort by
Suriye’den Türkiye’ye Yaşanan Göç Dalgasından Kaynaklanan Güvenlik Sorunları
Esed rejiminin, muhaliflerine yönelik acımasız ve insafsız saldırıları sonucu Suriye’den Türkiye’ye zorunlu bir göç dalgası meydana gelmiş, Türkiye kendi ülkelerinin yöneticileri tarafından zulme uğrayan bu insanlara kapısını sonuna kadar açmıştır. Her şeyden önce göçmenlerin
ülke içerisindeki ikametlerine ve çalışmalarına, yasal mevzuat askıya alınarak, herhangi bir sorun çıkarılmamış, önemli bir bölümü kurulan barınma merkezlerine yerleştirilmiş, sağlık, eğitim, barınma ve beslenme gibi hizmetler ücretsiz olarak sağlanmıştır. Böylesine büyük bir göç dalgası diğer sorunlarla beraber bazı güvenlik sorunlarını da beraberinde getirmiştir. Buradan yola çıkarak çalışmada; göç kavramı açıklanmış, Suriye’den Türkiye’ye yaşanan göç dalgasına ve bu göç dalgası sonucu ortaya çıkan sorunlara kısaca değinildikten sonra, meydana gelmiş veya gelebilecek olan güvenlik sorunları ele alınmıştır
Pamuk, Çırçır-Linter-Prese Fabrikaları, Lif Kalitesi
Bu çalışmanın amacı; Türkiye için önemli bir yere sahip olan tekstil endüstrisine, hammadde girişi sağlayan çırçır-linter-prese işletmelerinin, bir çok kriter açısından durumlarının değerlendirilerek, inceleme ve araştırmalar ışığında olumlu ve olumsuz yönlerin ortaya çıkartılması ve sektöre yeni bir bakış açısı kazandıracak çözüm önerilerinin sunulmasıdır
Kırım'ın Rusya Federasyonu'na Bağlanmasının Rusya'nın Komşu Ülkelere Olası Etkileri
Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra siyasi mirasını devralan Rusya Federasyonu, eski SSCB ülkelerinin Batılı uluslararası kuruluşlara üyeliklerine kuşku ile yaklaşmış ve bu ülkeleri siyasi etkisi altında bulundurmayıdış politika öncelikleri arasına almıştır. Eski bir SSCB ülkesi olan Ukrayna’nın Rusya açısından tarihsel, jeopolitik ve ekonomik açıdan çok önemli bir ülke olması nedeniyle, gelecek tercihini Batı’dan yana kullanması Rusya’yı aşırı derecede rahatsız etmiş ve Rusya tarafından yönetilen süreç Kırım’ın Rusya’ya katılmasıyla sonuçlanmıştır. Bu durum, Rusya’ya komşu ve önemli oranda Rus etnisiteye mensup nüfusu barındıran ülkelerde de benzer durumların yaşanıp yaşanmayacağı sorusunu akıllara getirmiştir. Bu makale bu soru üzerine kurgulanarak,Makalede Kırım’ın Rusya’ya katılmasının nedenleri ve Kırım’ın Rusya’ya katılmasının Rusya ile kara sınırı bulunan ülkelere olası etkileri tartışılmıştır
Rusya Federasyonu’nda Demokrasinin Yerleş(e)memesinin Nedenleri
Rusya Federasyonu, demokrasi indekslerinde ve uluslararası kuruluşların raporlarında demokratik bir ülke olarak değerlendirilmemektedir. Rusya Federasyonu’nda Batılı anlamda bir liberal demokrasinin yerleş(e)memesi; ülkenin siyasal kültürüne, iç ve dış kaynaklı güvenlik kaygılarına, süper güç olarak yaşama psikolojisine, otoriter ve totaliter yönetimler sonucu gelişemeyen sivil toplum yapısına, hem coğrafi hem nüfus hem de ekonomik bakımdan birbirisinden çok farklı birimlerin oluşturduğu asimetrik federal yapısına, cumhurbaşkanının güçlü konumunun yasama ve yargıyı etkisi altına almasının ortaya çıkardığı sakıncalara ve sosyalist bir ekonomiden liberal bir ekonomiye geçiş aşamasının sancılarına bağlıdır
Rus Tipi Federalizm
Rusya, dünyanın en büyük yüzölçümüne sahip ülkesi olup, kendine özgü kültürü, toplumsal yapısı, federal yapısı ve idari bölünüşü ile sıra dışı bir ülkedir. Etnik köken ve dini inanç bakımından birçok farklılığı barındırmaktadır. 85 farklı federe birimden oluşan Rusya Federasyonu’nun federal yapısı, hem siyasi, hem ekonomik hem de coğrafi açıdan asimetrik bir yapıdadır. Bu eşitsiz yapı çeşitli sorunları beraberinde getirmiş, Putin ise federal yapıyı merkezileştirerek bu sorunlara çözüm
arayışına girmiştir. Bu çalışmada; devlet biçimi olarak federalizm ve Rusya’daki federal yapı genel hatlarıyla ele alınarak, Rus tipi federalizmin temel özellikleri açıklanmıştır
Rusya Federasyonu'nun Siyasal Rejiminin Adlandırılması Üzerine
Demokrasinin uygulanabilmesine olanak veren ve günümüzde yaygın olan siyasal sistemler; meclis hükümeti sistemi, parlamenter sistem, başkanlık ve yarı başkanlık sistemi olarak sınıflandırılmaktadır. Sovyetler Birliği’nin tek parti hâkimiyetindeki totaliter rejiminden sonra 1991 yılında bağımsız bir ülke olarak ortaya çıkarak 1993 yılında yeni bir anayasa yapan Rusya Federasyonu’nun kurmuş olduğu rejimin adlandırılması noktasında siyaset bilimciler görüş birliğine varabilmiş değillerdir. Bu sistemi kimileri yarı başkanlık, kimileri başkanlık, kimileri de bu iki sistemin birleşiminden oluşmuş şahsına münhasır bir sistem olarak adlandırmaktadır. Rusya’nın siyasal rejiminin adlandırılmaya çalışıldığı bu makalede, siyasal rejim kavramı ve halk egemenliğine dayalı siyasal rejimler açıklanarak, Rusya Federasyonu’nun yasama, yürütme ve yargı organlarının oluşum ve görevlerine yer verilmiştir
Kamu görevlisi, görev suçları, soruşturma izni, ön inceleme, yetkili idari merci.
Bu tezde kamu görevlilerinin görevleri sebebiyle işledikleri suçlar nedeniyle
yapılacak olan soruşturmanın koşul ve kapsamı incelenmektedir. Türk hukukunda
kamu görevlisi kavramı, kamu görevlilerinin soruşturulması ve kovuşturulmasının
tarihi gelişim içerisinde gösterdiği değişiklikler ve kamu görevlilerinin 4483 Sayılı
Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun’un
öngördüğü soruşturma usulleri ile bu Kanun’un aksayan yönleri, doktrindeki ve
yargıdaki görüşler de dikkate alınmak suretiyle ele alınmıştır
2010-2013 Yılları arasında iş yapma endeksi göstergelerine göre Türkiye ve Meksika ülkelerinin karşılaştırılması
Bu çalışmanın amacı 2003 yılından beri yayınlanan iş yapma endeksi
raporları ile dünya ekonomileri üzerinde söz konusu ülkelerin yatırım ortamını
etkileyen konularda önemli açıklamalar ortaya koymaktadır. Bu raporlarda
şirket kuruluşu, vergi politikaları, istihdam lisans alma süreci, yatırımcıların
korunması gibi göstergeler temel alınarak yıllık olarak karşılaştırmalı bir
değerlendirme sunulmaktadır. Bu çalışmada, AB üye devletlerinin yanı sıra
aday ve potansiyel aday ülkeleri yerine politik ve sosyal ilişkilerimizin
geliştirmekte olduğu Amerika kıtasında yer alan ülkeler ile kıyaslamanın daha
faydalı olacağı düşünülmektedir. Bu sebeple bu çalışmada iş yapma endeksi
2013 raporunda, söz konusu 185 ekonomiden Orta Amerika'da yer alan
Meksika ülkesi ile Türkiye kıyaslanmış ve yayınlanan raporlardaki veriler ışığı
altında değerlendirmeye tabi tutularak Türkiye iş yapım endeksi konusuna
açıklık getirecektir
Çeşitli Gıda Atıklarının Toplam Fenolik Madde İçeriğinin, Antioksidan ve Antimikrobiyel Aktivitelerinin Araştırılması
Bu çalışma gıda endüstrisinde kullanılan bitkilerin atık oluşturan kısımlarında (kabuk, yaprak) bulunan toplam fenolik bileşiklerin, antioksidan ve antimikrobiyel aktivitelerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır.Çalışmada Antep fıstığı kabuğu, portakal kabuğu, nar kabuğu, ceviz kabuğu, ceviz yaprağı ve biber yaprağı kurutularak kullanılmıştır. Toz halindeki materyalin ekstraktsiyonunda metoda uygun olarak seçilen solventlerden etanol, metanol, etil asetat, kloroform, aseton veya saf su kullanılmıştır. Bitkilerin toplam fenolik madde miktarları Folin-Ciocalteu metoduna göre ölçülmüştür. Toplam fenolik madde miktarı en yüksek Antep fıstığı kabuğunun saf su ekstaktlarında (2478,5 mgGAE/100g), en düşük portakal kabuğunun etil asetat ekstraktlarında (441,3mgGAE/100g) bulunmuştur. Antioksidan aktivite; DPPH (1,1-difenil-2-pikril-hidrazil) serbest radikalleri giderme aktivitesi, indirgeme kuvveti aktivitesi ve süperoksit anyon radikali giderme aktiviteleri incelenerek elirlenmiştir. Çalışmada BHT (butillendirilmiş hidroksitoluen) kontrol olarak kullanılmıştır. DPPH serbest radikali giderme aktivitesinin 30 µg/ml bitki konsantrasyonunun etanol ile hazırlanan ekstraktlarında kalan % DPPH sırasıyla ceviz yaprağı (%66,1)> biber yaprağı (%38,2)> portakal kabuğu (%32)> BHT (%29)> ceviz kabuğu (%27,89)> nar kabuğu (%25)> Antep fıstığı kabuğu (%17,6) şeklindedir. Saf su ile hazırlanan bitki ekstraktlarının aktivitesi standart antioksidan BHT’nin aktivitesinin altında kalmıştır. Süperoksit anyon radikalini giderme aktivitesi ortalama değerleri etanol ekstraktlarında %40,5, su ekstraktlarında %27,4’dır. Bitkilerin etanol ve su ekstraktlarının indirgeme kuvveti aktivitesi, BHT’nin indirgeme kuvveti aktivitesinin altında değerler vermiştir. Örneklerin antimikrobiyel aktiviteleri disk difüzyon yöntemi ile Bacillus brevis, Candida albicans, Enterococcus faecalis, Salmonella typhimurium, Klebsiella pneumoniae, Escherichia coli ve Bacillus subtilis’e karşı araştırılmıştır.Örneklerin oluşturduğu inhibisyon zonları 7-16 mm oranında tespit edilmiştir
Altın madeni işletmeciliğinden kaynaklanan çevresel etkilerin değerlendirilmesi
Madencilik, tarih boyunca uygarlıkları şekillendiren temel sektörlerden biri olmuştur. Ülke ekonomisi ve ülke kalkınması açısından önemi bulunan mineralleri rasyonel
bir şekilde endüstriye sağlamak için geliştirilmiş uygulamalı bilim dalıdır. Altın
madenciliği, maden yataklarının aranması, projelendirilmesi, işletilmesi ve çıkarılan
madenin zenginleştirilmesi ile ilgili işlemleri içerir. Çevresel etkilerin değerlendirilmesi ise
bölgenin mevcut çevresel verilerinin kaydedilmesi altın madenciliği işlemleri sırasında
çevresel verilerin takip edilmesi ve olası etkilerin minimize edilmesi için çeşitli önlemlerin
alınması ve izleme programları ile proje sahasının takip edilmesi ile ilgili çalışmaların
yürütülmesidir.
Bütün canlıların ortak varlığı olan çevrenin, sürdürülebilir çevre ve sürdürülebilir
kalkınma ilkeleri doğrultusunda korunmasını sağlamak herkesin görevidir. Bu görev
doğrultusunda yapılan altın madenciliği işletmelerinde, hava kalitesinin korunması, su
yönetiminin sağlanarak su kalitesinin korunması, toprak kalitesinin korunması, hayvan ve
bitki türleri üzerinde olabilecek etkilerin azaltılması için önceden türlerin belirlenmesi ve
önlemlerin alınması, kimyasalların taşınması, depolanması, kullanımı yönetiminin
sağlanması, oluşacak tehlikeli ve tehlikesiz atık yönetiminin oluşturulması ile geri
kazanım, geri dönüşüm veya bertarafının yönetilmesinin sağlanması, patlatma
çalışmalarının patlayıcı yönetimi, taş savrulması, hava şoku risklerinin ölçümlerle
desteklenerek yönetimlerinin sağlanması, gürültü ve titreşim etkenlerinin yönetiminin
sağlanması en kaçınılmaz mecburiyettir. Tüm bu yönetim ve koruma çalışmalarının
mevzuatta yer alan yönetmelik hükümlerince yerine getirilmelidir. Yönetmeliklerde
belirtilen standartlarda ölçme, izleme ve değerlendirilmeler ile desteklenerek yönetmelik
kriterleri ile karşılaştırılarak önceden alınan önlemlerle de çevresel etkilerin oluşması
önlenmelidir.
Bu tez çalışmasında altın madenciliği işletmeciliğinde olası çevresel etki
değerlendirilmelerinin tespit edilerek alınacak önlemler ve yapılacak çalışmaların ortaya
konması amaçlanmıştır. Söz konusu çalışmada altın madeni işletmeciliği çevresel etki
değerlendirmesi (ÇED) açışından değerlendirilerek, hava, su, toprak kalitesi inceleme
ii çalışmaları analizlerle desteklenerek süreçler takip edilmiştir. Kayseri sınırları içerisinde
yer alan ve hâlihazırda bulunan altın madeni sahası içerisinde örnekleme alanları
belirlenmiş, alınan numunelerin analizleri yapılarak etkileşim süreçleri izlenmiştir. İzleme
süreci sonucunda elde edilen veriler değerlendirilmiş ve tartışılmıştır.
Altın madenciliği işletmeciliğinde yerinde yapılan çalışmalarla görülmüştür ki
çevresel etki değerlendirilmesi kapsamında proje başlamadan önce olası çevresel etkilerin belirlenerek alınan önlemlerle ve işletme döneminde de hassas davranılarak devam eden önlem çalışmaları ile çevresel etkilerin önlenebileceği ortaya konmuştur