27605 research outputs found
Sort by
Jüt lifi takviyeli hibrit kompozit prepreg malzemelerin yorulma davranışlarının analizi
When the usage areas of composite materials, which are rapidly developing and continuing to develop today, and the variety of materials used are related, the differences in their mechanical properties come to the fore. For this reason, examining the mechanical properties of composite materials is an important parameter. In this study, to determine the mechanical properties of layered hybrid composite materials, unit mass determination, tensile test, subsequent fatigue strength test with the data obtained, SEM imaging, image analysis and FTIR analysis were examined. In the study, it consists of 6 layers with symmetrical, asymmetrical and random arrangements, with dimensions of 250 mm x 250 mm; Glass in the second and ninth samples with an angle of 30(0), jute prepreg material in the fifth and twelfth samples, glass in the third and tenth samples with an angle of 45(0), jute prepreg material in the sixth and thirteenth samples, glass in the fourth and eleventh samples with an angle of 600, jute prepreg material in the seventh and fourteenth samples Jute, carbon and glass prepreg materials were used, which were cut and placed on the sheet. Composite plates were produced by gradually heating these composite prepreg materials under 40 Bar pressure through a heating press, exposing them to a constant temperature of 120 degrees C for 45 minutes, and then allowing them to cool under the press until they reached room temperature. All experiments performed were carried out in accordance with ASTM standards. The data obtained from the experiments are supported with graphics and presented in the study.Trakya University Scientific Research Projects Coordination Unit [TUBAP-2019/282]This study was supported by Trakya University Scientific Research Projects Coordination Unit with TUBAP-2019/282 project number
Investigation of perceived stress, social support and self-efficacy of parents with children with special needs
Bu araştırmada özel gereksinimli bireylerin ebeveynlerinin algıladıkları stres düzeyleri, sosyal destek düzeyleri ve ebeveyn öz yeterlik düzeylerinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma Edirne ilinde, özel gereksinimli çocuğa sahip 289 ebeveynle gerçekleştirilmiştir. Araştırmada ilişkisel araştırma modeli kullanılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Demografik Bilgi Formu, Algılanan Stres Ölçeği, Çok Boyutlu Algılanan Sosyal Destek Ölçeği ve Ebeveyn Öz yeterliği Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmanın verileri, bağımsız örneklem t-testi, tek yönlü varyans analizi (ANOVA), Spearman Momentler Çarpımı Korelasyon Katsayısı ve hiyarersik regrasyon analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Araştırma sonucunda özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynin stres düzeyleri ile gelir düzeyi arasındaki ilişki; asgari altı maaş alan ebeveynlerin asgari üstü maaş alanlardan daha stresli, asgari maaş alan ebeveynlerin, asgari üstü maaş alan ebeveynlerden daha stresli olduğu gözlenmiştir. Doğum sırası bakıldığında ise çocuğun üçüncü çocuk olarak doğması, birinci doğana göre ebeveynde, daha yoğun stres yaşadığı gözlenmiştir. Ayrıca zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynlerin, otizm spektrum bozukluğu olan, serebral palsili çocuğu olan, Down Sendromlu çocuğu olan ebeveynlerden daha yoğun stres yaşadığı gözlenmiştir. Ebeveynlerin öz yeterlik algıları ile çocuğun engel türü incelendiğinde, zihinsel yetersizliği olan çocuğa sahip ebeveynler, otizm spektrum bozukluğu olan çocuğa sahip ebeveynlere, serebral palsili çocuğu olan ebeveynlere ve Down Sendromlu çocuğa sahip ebeveynlere göre özyeterlik algıları daha düşük olduğu belirlenmiştir. Ayrıca asgari üstü maaş alan ebeveynlerin öz yeterlikleri, asgari altı maaş alan ebeveynlere göre daha yüksek olduğu gözlenmiştir. Özel gereksinimli çocuğa sahip ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek ile gelir ilişkisine bakıldığında, asgari üstü maaş alan ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek, asgari altı maaş alan ebeveynlere göre daha yüksek olduğu belirlenmiştir. Çekirdek aileye sahip özel gereksinimli çocuğu olan ebeveynlerin algıladıkları sosyal destek, geniş aileye sahip ve parçalanmış aileye sahip ebeveynlere göre daha yüksek olduğu tespit edilmiştir. Ebeveyn öz yeterliliği ve sosyal destek algısı arasında pozitif yönlü ilişki gözlenmiş. Stres ile ebeveyn öz yeterliliği ve sosyal destek algısı arasında negatif yönlü ilişki gözlenmiştir.In this study, it was aimed to examine t
Visual activism in Turkish art
Bu çalışmada görsel aktivizm kavramının Türkiye'deki oluşum ve gelişim süreci, siyasi, kültürel ve sosyolojik olaylar çerçevesinde kronolojik olarak incelenmiştir. Belge ve arşiv taraması, kütüphane araştırmaları, dijital makaleler ve sanatçı yorumları ile nitel araştırma yöntemleri kullanılmıştır. New York Üniversitesi profesörü Nicholas Mirzoeff'un görsel kültüre ilişkin çalışmalarından esinlenerek, Türkiye'deki politik, ekonomik ve toplumsal gelişmeler ışığında görsel aktivizm değerlendirilmiştir. 18. yüzyıldaki tek nokta perspektifinden günümüzün çok perspektifli medya araçlarına kadar görsel kavramlar, toplumların kültürleri ve uygulamalarıyla sürekli değişim göstermektedir. Bu süreç, toplumların kendi kültürlerini görsel yollarla temsil etmesini ve kapitalizmin etkisiyle metalaşmasını beraberinde getirmektedir. Toplumların temsil biçimleri toplumsal olaylar, siyasi düzenler ve ekonomik faktörlere organik bir şekilde bağlıdır. Sanat eserleri de sanatçının yaşamı ve eserin yapıldığı dönemin konjonktürüyle değerlendirilmelidir. Tarihsel olarak aktivizm, sınıf mücadelesine dayanmakta ve kültürel yönelime sahip kitlelerin örgütlendiği politik eylemler olarak ortaya çıkmaktadır. Türk sanatında görsel aktivizm, resimden dijital fotoğrafa kadar çeşitli sanat dallarını kapsar ve toplumsal temsillerin aktivizminden ilham alır.In this study, the forma
18F-FDG PET/CT Parameters and Standard Uptake Values Predicting Contralateral Lung Metastasis in Lung Cancer
Objectives: Contralateral lung parenchymal metastasis (CLM), less common than expected in lung cancer, and its exact mechanism is still unknown. To determine the additional value of F-18-fluorodeoxyglucose positron emission tomography/computed tomography (18F-FDG PET/CT) in determining CLM, its causes, and predictive factors in lung cancer. Methods: The data were evaluated by comparing the group with CLM and the group without CLM but with distant metastasis to other organs, two groups known as the M1 classification according to the 9(th) tumor-node-metastasis classification in lung cancer. Histopathological data, follow-up, and F-18-FDG PET/CT findings, including primary tumor lobe, segment, size, pleural effusion, additional metastasis, and their maximum standardized uptake value (SUVmax) values were recorded, and survival analyses were performed. Results: CLM developed in 125 cases. Eighty-one individuals had contralateral metastases at diagnosis, and 44 developed CLM during followup. Distant metastases were present in 100 patients; there was no CLM in the control group. While there was no statistical difference between the two groups in terms of the SUVmax, mean standardized uptake, and metabolic tumor volume values, the presence of satellite nodules and metastatic nodules in other lobes in the same lung were found to be significantly higher in the CLM group (p=0.007; p<0.001). Also, in the CLM group, ipsilateral nodules had significantly higher SUV values than the control group (3.47 g/mL in the CLM group vs 2.81 g/mL in the control group; p=0.046). Pleural metastasis and effusion were more common in the CLM group (p=0.003; p=0.036). The mean SUV values in pleural metastases and pleural effusions in the CLM group were statistically significantly higher (p=0.048 and p=0.037). In statistical analyses, satellite nodules increase the probability of CLM fourfold, while ipsilateral other lobe nodules in the same lung increase it by 5.527 times (p=0.012; R=- 0.2752 and p=0.005; R=-0.3672). Additionally, the absence of necrosis in the initial tumor raises the probability of metastasis to the contralateral lung by 3.326 times during follow-up (p=0.015; R=0.2656). Conclusion: The study emphasized the role of ipsilateral nodules, pleural effusion, and pleural metastasis in predicting CLM using (18F)-FDG PET/ CT imaging
The correlation of clinical nurses' professional competence with professional perception and other factors
The research aims to determine the correlation of nurses' professional competence with their professional perceptions and other factors. The research has a descriptive and correlational design. The research was conducted with 512 nurses. Nurse Info Form, Nursing Professional Competence Scale, Perception of Nursing Professional Scale were used as data collection tools. In the research, nurses' professional competence and nursing professional perception were found to be high, while the professional status sub-dimension was moderate. As nurses' professional competence increased/soared, nursing professional perception increased/soared too. When nurses have high levels of competence, their clinical skills and occupational professionalism will boost, and they will perform quality and safe nursing practices. It is necessary to determine the affecting factors and develop nurses' professional competence so that nurses take their place effectively in future health systems. Professional perception of nursing is substantial for nurses to adapt to the profession, maintain an efficient and effective working life, enhance their motivation and self-confidence, establish relationships with members of other disciplines, patients, and their relatives, and have professional competence
Reintervention rates after minimally invasive benign prostatic hyperplasia therapies: a systematic review including industry involvement
PurposeMinimally invasive surgical therapies (MIST) for benign prostatic hyperplasia (BPH) provide effective alternatives to traditional surgery. At the same time, long-term reintervention rates and industry sponsorship influence remain critical in clinical decision-making. We systematically assessed surgical reintervention rates, medical therapy initiation following MISTs, and the impact of industry sponsorship on study outcomes.MethodsWe systematically reviewed prospective and retrospective studies in MEDLINE, EMBASE, and Cochrane Library (up to December 2024) according to PRISMA guidelines (CRD42024617974). Risk analysis evaluated conflicts of interest (COI) and sponsor influence.ResultsOf 99 studies, surgical reintervention rates were 13.6% for Prostatic Urethral Lift(PUL) (5 years), 11.1% for Water Vapor Thermal Therapy(WVTT)(5 years), 4.4%-6% for Aquablation (5 years), 21% for Prostatic Artery Embolization(PAE) (2 years), 2.5% for Optilume BPH Catheter System(OBCS) (2 years), 11.1% for Temporarily Implantable Nitinol Device (iTIND) (4 years), 13.8%-26.4% for Transurethral Needle Ablation(TUNA) (5-10 years), and 67% for Transurethral Microwave Therapy (TUMT) (5 years). Medical therapy initiation rates reached 10.7% for PUL (5 years), 11.1% for WVTT (5 years), 4.4% for Aquablation (5 years), 2.5% for OBCS (4 years), and 24.5% for TUMT (5 years). Industry sponsorship was high-risk in 65% of studies, and sponsor influence was 52%, raising objectivity concerns. Variability in follow-up durations and therapy initiation rates limits comparability.ConclusionsPAE, TUMT, and TUNA show higher reintervention rates, while OBCS (4 years) and both Aquablation and WVTT (5 years) demonstrate lower rates. Industry-sponsored studies often apply restrictive inclusion, yielding favorable results that may not fully translate to broader, real-world populations. Caution is needed when integrating these findings into clinical guidelines, particularly given potential COI
PROFESYONEL TASARIMCIDAN TASARIM ÖĞRENCİSİNE; METAVERSE’DEN YARATICI ÖĞRETİLER
Bu çalışma, Metaverse’ün içmimarlık eğitiminde yaratıcı özgürlükler sunarak fiziksel dünyanın sınırlarını aşan bir öğrenme ortamı sağlama potansiyelini araştırmaktadır. Geleneksel tasarım eğitiminin fiziksel gerçekliğin dayattığı kısıtlamalar nedeniyle öğrencilerin hayal gücünü sınırlayabileceği öne sürülmektedir. Metaverse, yerçekimi, malzeme ve mekânsal ilişkiler gibi kısıtlamalardan bağımsız bir ortam sunarak, öğrenci ve tasarımcılara cesur ve yenilikçi tasarımlar yapma fırsatı verdiği düşünülmektedir. Çalışma, "Presence of the Future" temalı Metaverse Mimarlık Bienali’nden 15 proje örneğini incelemektedir. Belirlenen projeler, Gestalt algı kuramı ve Francis D.K. Ching'in mekan tanımlayan öğeler ve mimari mekanın nitelikleri çerçevesinde analiz edilerek değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, Metaverse’ün yalnızca bir tasarım aracı değil, aynı zamanda yaratıcı düşünmeyi yeniden şekillendiren dönüştürücü bir alan olduğu sonucuna varılması hedeflenmektedir. Bu çalışma, sanal gerçeklik ve artırılmış gerçeklik gibi dijital teknolojilerin içmimarlık eğitimine entegre edilmesinin yaratıcı süreci geliştireceğini öne sürmektedir
The image of shadow in contemporary painting in relation to space
Bu tez, "Günümüz Resim Sanatında Mekânda Gölge İmgesi" başlığıyla, gölgenin yalnızca fiziksel bir olgu değil, aynı zamanda felsefi, psikolojik, kültürel ve kavramsal yönleriyle ele alındığı çok katmanlı bir sanat imgesi olarak nasıl evrildiğini incelemektedir. Sanat tarihinde başlangıçta yardımcı bir teknik öğe olarak değerlendirilen gölge imgesi, zamanla farklı sanatsal, düşünsel ve kültürel açılımlarla anlamını derinleştirmiştir. Mağara resimlerinden itibaren izlenen bu serüven, modern ve çağdaş sanatta sınırların ortadan kalkmasıyla daha özgür, deneysel ve kavramsal bir biçime ulaşmıştır. Gölge, artık yalnızca ışığın ulaşamadığı bir alan değil; anlatı, temsil ve metaforun alanı olarak sanatçının öznel dünyasının bir uzantısı haline gelmiştir. Bu bağlamda tez, gölge imgesinin fiziksel tanımının ötesine geçerek, tarihsel gelişimini, farklı anlam katmanlarını ve günümüz resim sanatında gölgeyle çalışan sanatçıların yaklaşımlarını örnekler üzerinden analiz etmektedir. Gölgenin mekânla ilişkisi doğrultusunda ele alınışı, onun yalnızca görsel bir biçim değil; aynı zamanda mevcudiyetin, yokluğun, belleğin ve algının sınırlarında dolaşan bir olgu olduğunu göstermektedir. Gölge, mekânda bir iz, bir uzam, hem sürekliliği hem geçiciliği temsil eden bir görsel düşünce aracıdır. Bu yönüyle gölge, zamansal, duyusal ve kavramsal bir düzlemde değerlendirilmekte; izleyiciyle kurduğu ilişki, yalnızca optik değil, düşünsel ve psikolojik bir boyut kazanmaktadır. Tez üç ana bölümden oluşmaktadır. Birinci bölüm, gölgenin fiziksel doğasına dair bilimsel ve algısal tanımları ortaya koyarken; aynı zamanda mitolojik, dini, felsefi, psikolojik ve edebi bağlamlar aracılığıyla gölgenin çok katmanlı doğasına odaklanmaktadır. Sanat tarihinin farklı dönemlerinden seçilen örneklerle gölgenin resim sanatı içindeki bağlamsal dönüşümü aktarılmıştır. Mağara resimlerinden Rönesans'a, Realizm ve Empresyonizm'den Modernizm'e kadar gölgenin, nesneleri hacimlendiren ve gerçeklik duygusunu pekiştiren bir unsurdan, simgesel ve anlatı odaklı bir öğeye dönüşüm süreci açıklanmıştır. Bu süreçte De Chirico, Picasso gibi sanatçılarla birlikte gölgenin bilinçdışı, belirsizlik ve gerilim gibi duygularla ilişkilendirildiği görülmüştür. İkinci bölüm, mekân kavramının tanımını, tarihsel gelişimini ve sanattaki işlevini ortaya koymakta; espas kavramı üzerinden mekânın yalnızca fiziksel değil, düşünsel, psikolojik ve kavramsal bir alan olduğunu vurgulamaktadır. Bu bölümde Henri Lefebvre gibi düşünürlerin mekân teorileriyle birlikte, gölgenin mekânı nasıl dönüştürdüğü ve yeniden tanımladığı ele alınmaktadır. Mekân ve gölge arasında kurulan bu ilişki, izleyicinin algısında yeni bir düşünsel alan açmakta, sanat eserinin yalnızca görünen yüzüyle değil; görünmeyeniyle de etkileşim kurmasını sağlamaktadır. Üçüncü bölümde, Andy Warhol, David Hockney ve Francis Bacon gibi sanatçıların eserleri üzerinden gölgenin mekânla kurduğu ilişki güncel örneklerle incelenmiştir. Warhol'un Shadows serisi, gölgenin artık nesnesinden ve ışık kaynağından bağımsız, başlı başına bir sanat nesnesi olarak ortaya çıktığını gösterirken; Hockney'nin resimlerinde gölge, mekânsal derinlik ve psikolojik anlatımın bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır. Bacon ise gölgeyi, insan figürünün psikolojik gerilimini ve varoluşsal yalnızlığını derinleştiren bir unsur olarak kullanmaktadır. Ayrıca, tezde Ayça Ay'ın kendi sanat pratiği üzerinden gölge imgesiyle mekânın nasıl diyalog kurduğu, çağdaş sanattaki bireysel yaklaşımı temsil eden bir örnek olarak yer almaktadır. Bu çalışma, gölgeyi yalnızca ışığın karşıtı olarak değil; aynı zamanda benliğin, bilinçdışının, toplumsal belleğin ve mekânın bir bileşeni olarak değerlendirmekte; resim sanatında gölgenin görsel bir araçtan kavramsal bir ana karaktere dönüşümünü ortaya koymaktadır. Literatür taraması, arşiv ve belge analizi gibi yöntemlerle yürütülen bu tez, gölge ve mekân kavramlarının günümüz resim sanatındaki dönüşümünü anlamaya yönelik kapsamlı bir katkı sunmayı hedeflemektedir. Anahtar Kelimeler : Gölge, Resim, Mekân, ChiricoThis thesis, titled "Th
Investigation of technical and stylistic characteristics of Turkish music percussion instruments used in symphonic works of Turkish composers
Bu araştırma, Türk bestecilerinin senfonik eserlerinde kullanılan Türk müziği vurmalı çalgılarının teknik ve stilistik özelliklerinin incelenmesini amaçlamaktadır. Çalışmada nitel araştırma yöntemlerinden betimsel analiz kullanılmış olup ayrıca tarihsel metot ve doküman analiz yönteminden de faydalanılmıştır. Araştırmaya yönelik olarak senfoni orkestralarında yaygın olarak kullanılan çalgılar kuramsal çerçeve kapsamında ele alınmıştır. Ardından Türk bestecilerinin senfonik eserlerinde kullanılan Türk müziği vurmalı çalgıları anlatılmıştır. Araştırmanın kuramsal çerçevesi oluşturulduktan sonra Türk müziği vurmalı çalgılarının kullanıldığı Türk bestecilerine ait seçili senfonik eserler kaynak tarama yöntemiyle taranmıştır. Tarama sonucu notasına ulaşılabilen vurmalı çalgılar partileri doküman analizi yöntemiyle betimlenmiş teknik ve stilistik bakımdan incelenmiştir. Çalışmaya yönelik olarak Ulvi Cemal Erkin, Nevit Kodallı, Ferit Tüzün, Muammer Sun ve Fazıl Say'ın seçilmiş senfonik eserlerindeki Türk müziği vurmalı çalgılarının kullanımı örneklem olarak alınmıştır. Araştırmanın sonucu olarak; Türk bestecilerinin senfonik eserlerinde darbuka, asma davul, zil, def, kaşık, kudüm gibi çalgıların kullanıldığı, özellikle Türk müziği motiflerinden oluşan pasajlarda Türk müziği vurmalı çalgıların otantik özelliklerinden yararlanıldığı tespit edilmiştir. Yapılan bu çalışmanın senfonik müziğin yazımında Türk müziği vurmalı çalgılarının kullanımını akademik platforma taşıması, senfonik müzikler yazacak besteciler ve vurmalı çalgılar icracıları için bir çalışma rehberi niteliği taşıyacağı düşünülmektedir.This resear
TPMS-südamikuga funktsionaalgradientstruktuuriga poorsete sandwich-talade staatiliste omaduste uurimine
Functionally graded materials (FGMs) are innovative structures created by combining the properties of different materials. Functionally graded porous materials (FGPMs) are materials in which the size, shape, distribution, and density of pores change gradually in a specific di-rection, providing lightness and high energy absorption. Triply periodic minimal surface (TPMS) structures, especially when used in the inner layers, optimize load distribution and energy absorption characteristics. In this study, bending analyses of a simply supported functionally graded porous sandwich beam were performed. The surface layers of the beam consist of an isotropic material, while the core layer is made of a functionally graded TPMS structure. In this study, it is assumed that the material properties of the functionally graded porous surface and core layers vary according to the force law distribution along the thickness. The equations of motion of the beam were derived using Hamilton's principle. Solutions were obtained in closed form using the Navier method. Numerical results were obtained by varying the density and the volume fraction index, the thickness-to-length ratio, and the thickness ratios of the core and surface layers