27605 research outputs found
Sort by
Opinions of school administrators and teachers working in vocational high schools regarding the Vocational Education Program
Kişilerin kabiliyetleri doğrultusunda mesleki bilgi ve becerileri kazanmalarını sağlamak, teknolojik değişimlere uyum sağlayabilmek, paydaşların tüm süreçte aktif görev aldığı bir sistemle ve devletlerin ekonomik ve sosyal gelişimlerinde kilit role sahip olan mesleki ve teknik eğitimle mümkün olabilir. Bu çalışmada, Mesleki Eğitim Programı uygulanan meslek liselerinde görev yapan okul yöneticileri ve öğretmenlerin bu uygulama hakkındaki görüşlerini belirlemek amaçlanmıştır. Araştırma kapsamında nitel araştırma yöntemlerinden durum çalışması deseninden faydalanılmıştır. Katılımcıların seçiminde, araştırma konusunun derinlikli bir şekilde incelenmesine fırsat sağlamak için, amaçlı örneklem yöntemlerinden maksimum çeşitlilik örneklemesi kullanılmıştır. Araştırmanın çalışma grubunu, 2024-2025 eğitim- öğretim yılında Edirne ili, X ilçesindeki Mesleki Eğitim Merkezi (MESEM) Programı'nın uygulandığı Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri'nde görev yapan ikisi okul müdürü, dördü MESEM Programı'ndan sorumlu müdür yardımcısı toplam altı okul yöneticisi ile MESEM Programı derslerine giren ikisi genel bilgi dersi ve ikisi meslek dersi öğretmeni olmak üzere on katılımcı oluşturmaktadır. Veri toplama aracı olarak, araştırmacı tarafından oluşturulan yarı yapılandırılmış görüşme formu kullanılmıştır. Görüşme tekniğiyle elde edilen veriler, betimsel analizle çözümlenmiştir. Araştırmadan elde edilen veriler neticesinde, MESEM Programı'nın meslek lisesi yöneticilerine müdür yardımcısı normu ve çevre ile sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi açısından katkı sağladığı görülmüştür. Ancak okul yöneticilerini; ekonomik nedenlerin yanı sıra, öğrenciden kaynaklanan dezavantajlar, öğretim süreciyle ilgili dezavantajlar, e-MESEM sisteminden kaynaklanan dezavantajlar ve işletmede beceri eğitimiyle ilgili dezavantajların da etkilediği ortaya çıkmıştır. Öğretmenler açısından bakıldığında ek ders ücreti, MESEM Programı'ndaki sınıf mevcutları, çerçeve öğretim programındaki ders saatleri avantaj olarak değerlendirilmiştir. Ancak, öğrenci niteliğinden kaynaklanan etmenlerle birlikte, MESEM Programı derslerine giren öğretmenlerin mesleki doyumlarının düşük olması, hizmet içi eğitim olmadan MESEM uygulamasının başlatılmış olması ve koordinatörlük görevini yürütmede zorluk yaşamaları da öğretmenler tarafından dezavantaj olarak görülmektedir. Araştırma sonucunda, MESEM Programı'nın meslek liselerinde uygulanmasının okul yöneticileri ve öğretmenlere bazı avantajlar sağladığı ancak bütüne bakıldığında dezavantajların avantajlardan daha çok olduğu kanaatine varılmıştır. Nitel araştırma modeliyle yapılmış bu çalışmanın, karma yöntemle yapılması gelecek araştırmacılara önerilebilir. Ayrıca, okul yöneticilerinin iş yükünün azaltılması, MESEM Programı'na kaydolmuş öğrencilerin okula bağlılıklarının arttırılması, öğrenci nakil ve geçişlerinin sınırlandırılması, işletmedeki eğitimden sorumlu kişilerin pedagojik yetkinliklerinin arttırılması gibi öneriler karar mercilerine sunulabilir.Enabling individuals to acquire vocation
Transcription of Ahi Çelebi Abdurrahman El-Emânî's work named Commentary of Itikâd and evaluation in terms of mâtürîdiyye theory
Osmanlı Devleti'nde avam ve havas halk nezdinde Eş'ariyye mezhebinin ön planda olduğu ve Mâtürîdiyye mezhebinin geri planda olduğu iddialarının doğruluğunun tespiti için dönemde okutulan akâid metinlerini incelemek büyük önem taşımaktadır. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde Ahi Çelebi Abdurrahman el-Emânî'nin Osmanlı Türkçesi ile kaleme aldığı ''İtikâd Şerhi'' adlı eserin hangi mezhebin kelâmî öğretisine bağlı kalınarak yazılmış olduğunu izah etmek, iddiaların tespiti için geçmişe ışık tutmaktadır. ''İtikâd Şerhi''nin muhtevasında işlenen konuların hangi kelâm mezhebi ile izah edildiği çalışmamız sonucunda tespit edilmiş ve sonuç siz değerli okuyuculara sunulmuştur.In order to
Real-world efficacy and safety data of immune checkpoint inhibitors in Turkish patients with metastatic melanoma: A Turkish oncology group retrospective study
In recent years, significant success has been achieved in the treatment of metastatic melanoma with the use of immune checkpoint inhibitors (ICIs), and it resulted in a remarkable increase in patient survival. However, there are only a few studies reflecting daily practice outside of clinical trials. The present study aimed to evaluate the effectiveness and safety of ICI therapy in Turkish patients with metastatic melanoma, including those with poor prognostic factors such as advanced age and brain metastasis. A retrospective analysis was conducted on 249 patients diagnosed with metastatic melanoma and treated with ICIs at 23 cancer centers in Turkey. The efficacy and safety of treatment were investigated, and prognostic factors were examined. The mean age was 59 years, and 64% of patients were male. A total of 28% had BRAF mutation. A total of 22% of the patients were >70 years of age and 26% had brain metastases. The objective response rate with ICI therapy was 37.7%. The median overall survival (OS) was 61 months (95% CI 47-74.9), and the median progression-free survival was 7 months (95% CI 5.9-8). Examining factors influencing overall survival, the difference in median OS was not statistically significant by sex and BRAF status, whereas there were statistically significant differences by age, objective response status, metastasis pattern, and presence of brain metastasis. Median OS was 35 months in patients >70 years when compared with 67 months in patients aged 70 years and younger (P=0.02). Median OS was 41 months in patients without objective response, whereas it could not be reached in patients with objective response (P<0.0001). Median OS was 35 months in patients with de novo metastatic disease compared with 78 months in patients with recurrent metastasis (P<0.0001). Moreover, median OS was 37 months in patients with brain metastasis in comparison with 67 months in patients without brain metastasis (P=0.006). Multivariate analysis revealed that absence of objective response, presence of de novo metastasis, and presence of brain metastasis were independent poor prognostic factors affecting survival. Grade 3-4 immune-related adverse effects were observed in 7.2% of patients, and treatment was discontinued due to adverse effects in 2.8% of patients. The present study demonstrated that real-world data on ICI therapy in Turkish patients with metastatic melanoma may slightly differ from the results of other studies due to Turkey's conditions. Additionally, the present study, which included non-clinical trial patients, revealed important prognostic factors
MEMBRAN AYIRMA TEKNİKLERİNİN MEYVE SUYU İŞLEMEDEKİ UYGULAMALARI
Membran ayırma teknikleri, meyve suyu endüstrisinde sürdürülebilir üretim hedefleri doğrultusunda yüksek verimlilik, düşük enerji tüketimi, çevre dostu kaynak kullanımı ve atık azaltımı açısından önemli potansiyele sahiptir. İyileştirilmiş kalite ve besin değerine sahip ürünlerin üretiminde sürdürülebilir süreçlere yönelik ilgi artışıyla, meyve suyu üretiminde berraklaştırma, aroma geri kazanma ve konsantrasyon gibi işlemlerde kullanılan geleneksel teknolojilerin yerine membran ayırma tekniklerinin kullanımı konusundaki çalışmalar son yıllarda ivme kazanmıştır. Bu derlemede mikrofiltrasyon, ultrafiltrasyon, nanofiltrasyon, ters ozmoz, ozmotik distilasyon ve pervaporasyon tekniklerinin temel ilkeleri, meyve suyu işlemede uygulamaları, kullanılan membran yapıları, sistem performansını etkileyen faktörler detaylı olarak açıklanmıştır. Ayrıca membran uygulamalarında karşılaşılan kirlenme olayı kapsamlı olarak ele alınmış, kirlenmeyi etkileyen faktörler ve bu sorunu azaltmaya yönelik geliştirilen stratejiler irdelenmiştir. Güncel araştırmaların bulgularını sentezleyen bu derleme, sürdürülebilir membran proseslerinin tasarımı ve işletimine yönelik bir rehber niteliğindedir. Ayrıca kirlenme yönetimi ve yeni membran yapılarının tasarımı yaklaşımlarını bütüncül olarak inceleyerek meyve suyu teknolojisi alanına özgün bir bakış açısı kazandırmaktadır
Examining the problem of violence against women through repeated applications to shelters
Kadına yönelik şiddet, kadınların toplumsal yaşamda dezavantajlı konumunu derinleştiren ve kadınların yaşamlarını çok boyutlu biçimde etkileyen ciddi bir toplumsal sorundur. Şiddet olgusu, bireysel deneyimlerin ötesinde, sistemsel eşitsizliklerle yeniden üretilen döngüsel bir sürece dönüşebilmektedir. Bu araştırma, kadına yönelik şiddet olgusunun, konukevlerine tekrarlayan başvurular üzerinden nasıl göründüğüne odaklanarak şiddetin döngüselliğini ve bu yapıyı besleyen dinamikleri irdelemeyi amaçlamıştır. Bu kapsamda, İstanbul ilinde Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı kadın konukevlerinde kalmakta olan ve tekrarlı başvurusu bulunan 10 şiddet mağduru kadınla yarı yapılandırılmış bir görüşme formu aracılığıyla derinlemesine bireysel görüşmeler yapılmıştır. Görüşmelerden elde edilen veriler, nitel araştırma deseni çerçevesinde tematik analiz yöntemiyle çözümlenmiş; söylem analiziyle desteklenmiştir. Araştırmada elde edilen bulgular; şiddete maruz bırakılan kadınların, bireysel ve sosyal kaynaklarının yetersiz olduğunu, mevcut destek mekanizmalarının sistemsel sınırlılıklar içerdiğini, kadınların içinde olduğu şiddet ve kurumsal döngünün toplumsal normlarla beslendiğini göstermektedir. Bu bağlamda, kadınların şiddet ilişkisinden ayrılmalarını engelleyen ya da yeniden aynı örüntüye yönelmelerine neden olan dinamikler; bireysel kırılganlıklarla sınırlı kalmayıp sosyal destek eksiklikleri, toplumsal normatif yapılar ve kurumsal sistemlerin işlevsizliği ile etkileşimli, çok katmanlı bir yapıyı kapsamaktadır. Bu araştırma; kadına yönelik şiddetin süreklilik ve döngüsellik içeren doğasını, kurumsal temaslar üzerinden görünür kılmakta; bu yapının kırılabilmesi için kadınların güçlendirilmesini önceleyen, toplumsal ve kurumsal düzeyde bütüncül sistemsel müdahalelere ihtiyaç duyulduğunu ortaya koymaktadır. Anahtar Kelimeler: Kadına Yönelik Şiddet, Kadın Konukevleri, Şiddet, Şiddet Döngüsü.Violence against women is a signific
Cisr-i Ergene (Uzunköprü) Kazası Rüşdiyesi ve İbtidai Mektepleri (1876-1914)
XIX. Yüzyıl, Osmanlı Devleti’nde birçok değişimin ve yenileşmenin yaşandığı yüzyıldır. Siyasi, ekonomik, askeri, sosyal gibi pek çok alanda bu değişimin yansımaları görülmektedir. Hiç şüphesiz toplum hayatında önemli yeri olan eğitim alanında da köklü değişiklerin yapılması kaçınılmazdır. Tanzimat Fermanı’na kadar Osmanlı eğitim kurumlarında dini ve geleneksel tarzda yapılan eğitim, fermanla birlikte modern bir kimliğe kavuşturulmaya çalışılmıştır. Bu doğrultuda bütün ülke genelinde yeni usulde eğitim verecek okullar açılmıştır. Bu çalışmada 1876-1914 yılları arasında, Osmanlı Devleti’nin hemen hemen diğer bütün sancak veya kazalarında olduğu gibi Cisr-i Ergene (Uzunköprü) kazasında da modern eğitim verilmesi amacıyla açılan rüşdiye ve ibtidai mektepleri ele alınmıştır. Rüşdiye ve diğer mekteplerin açılışı, bu mekteplerde görev yapan muallimlerin durumları, aldıkları maaşlar, görev süreleri, öğrencilerin sayıları, derslerden aldıkları notlar, mekteplerde okutulan dersler gibi konular arşiv vesikaları ışığında değerlendirilmeye çalışılmıştır. Çalışmanın hazırlanmasında başta Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı Osmanlı Arşivinde çeşitli tasniflerde yer alan belgeler ile Edirne vilayet salnameleri, maarif nezareti salnameleri ve konuyla ilgili araştırma eserlerinden faydalanılmıştır
The effect of attitude and motivation on student achievement with structural equation models: 8th grade students mathematics course example
Bu çalışma 8.sınıf öğrencilerinin matematik dersine yönelik tutum ve motivasyonlarının Liselere Geçiş Sistemi (LGS) kapsamındaki matematik başarılarına etkisini incelemek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmada çok değişkenli istatistiksel yöntemlerden biri olan Yapısal Eşitlik Modelleri (YEM) kullanılarak, öğrencilerin matematik başarılarını etkileyen faktörler arasındaki doğrudan ve dolaylı ilişkiler analiz edilmiştir. Araştırmanın örneklemi İstanbul'da eğitim gören 8. sınıf öğrencilerinden oluşmaktadır. Öğrencilerin motivasyon ve tutum düzeylerini ölçmek için hazırlanan ölçekler açıklayıcı faktör analizi ve doğrulayıcı faktör analizi ile değerlendirilmiş olup yapısal eşitlik modelleri yöntemiyle model oluşturularak analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, öğrencilerin matematik başarısını yalnızca bireysel tutum ve motivasyon faktörlerinden değil aynı zamanda aile ve öğretmen desteği gibi çevresel faktörlerden de etkilendiğini göstermiştir. Araştırma sonuçlarına göre öğrencilerin matematik dersine yönelik olumlu tutumları ve yüksek motivasyon düzeyleri başarı üzerinde anlamlı bir etkiye sahiptir. Ayrıca sosyo-ekonomik durum aile eğitim düzeyi ve cinsiyet gibi demografik faktörlerin dolaylı etkileri de belirlenmiştir. Ailelerin çocuklarına sağladığı duygusal ve akademik destek öğrencilerin matematik dersine karşı olumlu bir yaklaşım geliştirmelerini kolaylaştırmıştır. Benzer şekilde öğretmenlerin bireysel rehberlik sağlaması ve öğrencilerle olumlu iletişim kurması başarıyı arttıran diğer önemli faktörler olarak öne çıkmıştır. Araştırma matematik başarısını artırmak için öğrencilerin tutum ve motivasyonlarını geliştirecek stratejiler belirlenmesi gerektiğini önermektedir. Bu bağlamda öğretmenlerin problem çözme odaklı ve interaktif öğretim yöntemleri benimsemesi ailelerin ise çocuklarını duygusal ve akademik destek sağlaması önem arz etmektedir. Ayrıca aile ve öğretmen iş birliğinin arttırılması için öğrenci başarısına yönelik kapsamlı bir destek mekanizması oluşturulabilir. Bu çalışma yapısal eşitlik modellerinin eğitim araştırmalarında nasıl kullanılabileceğini göstermesi açısından literatüre katkı sağlamaktadır. Anahtar Kelimeler: Yapısal Eşitlik Modeli, Faktör Analizi, LGS, Matematik Başarısı, Başarıyı Etkileyen FaktörlerThis study was conducted to examin
Investigation of work stress and burnout status of healthcare professionals working in a hospital in Edirne center
Giriş ve Amaç: İş yaşamına bağlı stres ve tükenmişlik global bir halk sağlığı sorunu haline gelmiştir. Türkiye'de çalışanların %68'i iş stresi, sağlık çalışanlarının %40-60'ı tükenmişlik yaşamaktadır. Bu çalışma; Edirne ilinde bir hastanede görev yapan sağlık çalışanlarının iş stresi, tükenmişlik durumları ve etkileyen faktörlerin incelenmesini amaçlamaktadır. Gereç ve Yöntemler: Tanımlayıcı tipteki çalışma, 25.09.2023–27.09.2024 tarihleri arasında Edirne ilinde bir vakıf hastanesinde görev yapan 120 sağlık çalışanıyla yapıldı. Veriler yüz yüze olarak "Sosyodemografik Bilgi Formu", "Genel İş Stresi Ölçeği" ve "Maslach Tükenmişlik Ölçeği" kullanılarak toplandı ve SPSS (v.25) ile tanımlayıcı analizler, Tukey HSD, t testi, tek yönlü varyans analizi, regresyon ve korelasyon analizleri kullanılarak analiz edildi. Anlamlılık düzeyi p<0,05 dikkate alındı. Bulgular: Katılımcıların çoğunluğu kadın (%78,3), bekar (%58,3), ön lisans mezunu (%45,0), tekniker/teknisyen (%28,3), kronik hastalığı olmayan (%83,3), ilaç kullanmayan (%83,3) ve yaptığı işten memnun olan (%56,7) bireylerdi. Örneklemin yaş ortalaması 32,66±11,55 ve haftalık çalışma saatleri ortalama 53,44±7,55 ve beden kitle indeksi ortalama 25,93±4,22 kg/m2 idi. Katılımcıların genel iş stresi puan ortalaması 3,10±1,13 iken; tükenmişlik ölçeği alt boyutlarının puan ortalamaları: duygusal tükenmişlik 23,69±10,02, kişisel başarısızlık 15,12±8,16 ve duyarsızlaşma 10,75±5,56 idi. Kadınların, beden kitle indeksi ve haftalık çalışma saatleri yüksek olanların ve sigara kullananların daha fazla iş stresi ve tükenmişlik yaşadığı, eğitim seviyesi ve yapılan işten memnuniyet arttıkça stres ve tükenmişliğin azaldığı görüldü. Katılımcıların iş stresi arttıkça, tükenmişlik seviyesi de artmaktaydı (r=0,90, p<0,01). Sonuç: Çalışmada sağlık çalışanlarının iş stresinin ve tükenmişlik düzeylerinin yüksek olduğu görüldü. Stres ve tükenmişliğin önlenmesinde; özellikle cinsiyete özgü düzenlemelerin yapılması, haftalık çalışma saatlerinin yeniden düzenlenmesi, sağlıklı beslenme ve sigarayı bırakma konularında çalışanların desteklenmesi, personel memnuniyetini artırmaya yönelik bireysel, çevresel ve örgütsel düzenlemelerin planlanması gerekmektedir. Çalışma sonuçları belirlenen tarihler arasında bir hastanede çalışan sağlık çalışanlarına genellenebileceği için konuyla ilgili daha büyük örneklem gruplarında, uzun süreli izlemleri içeren ileri çalışmalar önerilmektedir.Background and Aim: Work stress and bu
Women educators' perspective on educational administration: The case of Edirne
Cinsiyet eşitsizliği, her alanda kendini gösterdiği gibi, eğitim yöneticiliği alanında da açık bir şekilde gelişmiş ülkelerde bile varlığını hissettirmektedir. Makro düzeyde baktığımızda tüm sektörlerdeki yönetim kademelerinde olduğu gibi, eğitim yöneticiliğinde de erkeklerin ağırlığı daha fazladır. Yasal olarak hiçbir engel olmamasına rağmen, Türkiye'de Milli Eğitim Bakanlığı'nda yönetici kademesinin büyük bir bölümünün erkeklerden oluştuğu görülmektedir. Üstelik öğretmenlik kadrolarında kadınların oranı erkeklere göre daha fazla olmasına rağmen, kadınların yönetici pozisyonlarda çok daha az temsil edildiğini görmekteyiz. Edirne ilinde tüm öğretmen sayısına bakıldığında kadın öğretmen oranı %60 , erkek öğretmen oranı ise %40'tır. Yine Edirne ili merkezinde 66 okul yöneticisinden sadece 16 'sının kadın olduğunu görüyoruz. Bu da gösteriyor ki kadınlar meslekteki oransal çoğunluğunu , yöneticilikte gösterememektedir. Bu çalışma Edirne ili merkezinde öğretmen olarak sayıca fazla yer alan kadınların, neden eğitim yönetiminde erkek oranına ulaşamadıklarını tespit etmeyi amaçlamaktadır. Bunun için yaş, medeni durum ve görev yaptıkları okul türüne göre seçilmiş kadın öğretmenler ve kadın yöneticilerle yarı yapılandırılmış mülakat yöntemiyle yüz yüze görüşmeler yapılacak olup; bireysel, sosyal, kültürel, örgütsel ve ekonomik açıdan kadınların eğitim yöneticiliğine uzak durmalarının sebepleri anlaşılmaya çalışılacaktır.Gender ineq