27605 research outputs found
Sort by
Investigation of laccase activities of microfungi isolated from different agricultural by-products and wastes
Bu çalışmada Trakya'da üretimi yapılan tarım ürünlerinden elde edilen yan ürün ve atıklardan mikrofungus izolasyonu, fungal izolatların morfolojik ve moleküler identifikasyonları, lakkaz aktivitelerinin nitel ve nicel olarak tayin edilmesi, katı substrat fermantasyonu (SSF) ile ekstraselüler lakkaz üretimi, üretim şartlarının optimizasyonu ve lakkaz enziminin bazı özelliklerinin belirlenmesi amaçlandı. Plak tayin metodu ile ABTS, guaiacol ve tannik asitin indikatör olarak yer aldığı besiyerlerinde gerçekleştirilen nitel analizler sonrasında lakkaz aktivitesine sahip olduğu belirlenen beş izolat; Aspergillus sydowii BSL 22, Cladosporium cladosporioides BSL 32, Cladosporium velox BSL 17, Fusarium proliferatum BSL 16 ve Trichothecium roseum BSL 10 olarak tanımlandı. SSF ortamında yapılan çalışmalarda, en yüksek lakkaz aktivitesi gösteren izolat Fusarium proliferatum BSL 16 (19,42 ± 1,34 U/L), en düşük aktiviteli izolat Aspergillus sydowii BSL 22 (5.28 ± 0.50 U/L), en iyi aktivitenin gözlendiği substrat buğday kepeği (14.56 ± 0.80 U/L), en düşük aktivitenin gözlendiği substrat ise mısır küspesi (4.87 ± 1.05 U/L) olarak belirlendi. Çalışmanın devamında lakkaz kaynağı olarak seçilen F. proliferatum ve substrat olarak buğday kepeği kullanılarak hazırlanan SSF ortamında lakkaz üretimleri gerçekleştirilerek üretim koşulları optimize edildi. Başlangıç nem miktarı %60 (23.99 ± 1.45 U/L), pH değeri 5.0 (25.96 ± 1.11 U/L), inokülüm miktarı 2.0 mL (18.21 ± 1.74 U/L) olan SSF ortamlarında ve inkübasyon süresinin yedinci gününde (24.30 ± 1.53 U/L) en yüksek lakkaz aktiviteleri ölçüldü. F. proliferatum'dan elde edilen lakkaz enziminin bazı özellikleri araştırılmak üzere reaksiyon karışımının farklı pH, sıcaklık ve sürelerde inkübasyonu sonucunda; pH 3.5'te (32.26 ± 1.07 U/L), 40ºC'de (22.29 ± 1.86 U/L) ve 3 dakika sürede (33.84 ± 0.34 U/L) maksimum enzim aktiviteleri kaydedildi. Sonuç olarak, bu tez çalışması kapsamında Trakya Bölgesi'nden yeni bir fungal lakkaz kaynağı olan F. proliferatum BSL 16 izolatı elde edildi. Bölgede tarımı en fazla yapılan buğdaydan elde edilen kepek, endüstriyel önemi olan lakkaz enziminin biyoteknolojik üretiminde substrat olarak kullanıldı. Yapılan bu çalışmada, çevre dostu ve ekonomik fungal lakkaz üretimi SSF tekniği ile gerçekleştirildi.The aim of this study was t
Risk factors and rates of revision amputation following ischemic lower major limb amputations: A 10-year retrospective analysis
Objectives: This study aimed to evaluate the rates and risk factors associated with revision amputation following ischemic lower major limb amputations, focusing on cases related to peripheral arterial disease. Patients and methods: This retrospective study included 253 patients (174 males, 79 females; mean age: 73.1 +/- 12.2 years; range, 44 to 99 years) who underwent ischemic foot amputation between December 2012 and December 2022. Eligible patients were over 18 years old and had major lower extremity amputations due to peripheral arterial disease or chronic arterial occlusion. Exclusions were made for amputations due to diabetic foot conditions, trauma, tumors, or osteomyelitis and minor lower extremity amputations. Results: Above-knee amputations were the most common type of amputation, accounting for 56.5% (n=143) of cases. Revision amputations occurred in 27.3% (n=69) of patients, with significantly higher rates in those with open wounds at first admission (chi-square [chi(2) ]=9.81, p=0.002). Patients with occlusion at the popliteal artery level had a higher rate of revision amputation following below-knee amputation (p=0.034). Each additional year of age decreased the likelihood of revision amputation by 2.3% (p=0.049). Vacuum-assisted closure therapy was associated with higher revision rates (chi(2) =22.71, p<0.001). Patients who developed infections (n=40) had a significantly higher rate of revision amputations (n=26, p<0.001). Elevated preoperative C-reactive protein levels were also correlated with an increased risk of revision (p=0.006). Conclusion: Patients with ischemic lower limb amputations, particularly those presenting with open wounds, are at higher risk for revision amputation. Elevated preoperative C-reactive protein levels, infections, age, and the initial level of amputation significantly impact the likelihood of reamputation
Causes of diagnostic and treatment delays in locally advanced breast cancer: a nationwide multicenter survey and electronic health records analysis in Turkiye
Delays in breast cancer (BC) diagnosis and treatment negatively impact survival outcomes. Understanding patient- and provider-related factors behind these delays is crucial. This study aimed to identify nationwide reasons for delayed diagnosis and treatment of locally advanced BC in Turkiye. A prospective, multicenter hospital-based survey was conducted across 35 institutions between 2023 and 2024. Patient- and provider-related delays were assessed via a structured 61-item face-to-face survey, supplemented by clinical data from electronic health records. Delays exceeding 3 months were clinically categorized as significant. A total of 1322 women participated from seven regions across Turkiye. Factors contributing to diagnostic delays on a national level included economic reasons (5.5%), lack of family support (3.3%), lack of knowledge (12.4%), lack of time due to household work (3.8%), difficulty in finding an appointment (6.7%), pregnancy-related reasons (1.1%), fear of losing the breast (8.9%), fear of death (9.8%), and transportation difficulties (5.1%). Provider-related delays were infrequent. About 89.3% of the patients had the initial doctor appointment and 89.6% had the first specialist consultation within one month. Treatment planning was predominantly based on a multidisciplinary team decision in 88.3% of patients. Regarding treatment initiation, 93.2% started required treatment within 1 month of decision. Patient-related factors are the major causes of diagnostic delay in Turkiye. On the other hand, from the provider's perspective, the presence of multidisciplinary teams, including dedicated breast surgeons, represents a key factor in ensuring the timely implementation of diagnostic procedures and treatment strategies.United Nations Institute for Training and Research; Global Surgery Foundation and Zonguldak Bulent Ecevit University [GSFA.2023.NF.009.ZBEU]The project was funded by United Nations Institute for Training and Research and The Global Surgery Foundation and Zonguldak Bulent Ecevit University (GSFA.2023.NF.009.ZBEU_Zonguldak Bulent Ecevit University)
The relationship between perceived parental altruism education and children's possession levels of altruism and certain values in social studies
Bu araştırmada algılanan anne-baba özgecilik eğitimi ve çocukların özgecilik ile sosyal bilgiler dersindeki bazı değerlere sahip olma düzeyleri arasındaki ilişkinin incelenmesi amaçlanmıştır. Araştırma ilişkisel tarama modeli kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın evrenini, Edirne il merkezinde 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Millî Eğitim Bakanlığına bağlı devlet ve özel ilkokulların 4 ve ortaokulların 5, 6 ve 7. sınıflarında öğrenim görmekte olan öğrenciler oluşturmuştur. Araştırmanın örneklemini ise bu evrenden uygun örnekleme yoluyla seçilen toplam 1494 öğrenci oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama aracı olarak Kişisel Bilgi Formu, Ailede Diğerkâmlık Eğitimi Davranış Ölçeği, Üretken Özgecilik Ölçeği, Yardımseverlik Ölçeği, Dayanışma Ölçeği ve Adalet Eğilim Ölçeği kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgulara göre, öğrencilerin demografik değişkenlerine göre incelendiğinde kız öğrenciler, tüm değerler açısından (özgecilik, yardımseverlik, dayanışma ve adil olma) anlamlı düzeyde daha yüksek puanlara sahiptir. Bunun yanı sıra, okul türü ve kademesine bağlı olarak da bazı ölçek puanlarında anlamlı farklılıklar tespit edilmiştir. Çalışmada, aileden algılanan özgecilik eğitiminin tüm boyutlarının, çocukların özgecilik düzeyleri üzerinde doğrudan pozitif anlamlı bir etkiye sahip olduğu bulunmuştur. Ayrıca özgecilik, yardımseverlik ve adil olma üzerinde doğrudan etkiye sahip olup; dayanışma üzerinde de yardımseverlik üzerinden dolaylı etkiye sahiptir. Bunun yanında özgecilik, yardımseverlik ve dayanışma eğilimleri üzerinde dolaylı olarak da etkili olup, adil olma eğilimlerini de bu yolla artırmaktadır. Yardımseverlik ve dayanışmanın, aileden algılanan özgecilik eğitimi ile adil olma arasında anlamlı düzeyde aracılık ettiği tespit edilmiştir. Araştırmada ayrıca, özgeciliğin aileden algılanan özgecilik eğitimi ile yardımseverlik ve adil olma arasında aracılık yaptığı bulunmuştur. Anahtar Kelimeler: Değer, değer eğitimi, özgecilik, ailede özgecilik eğitimi, sosyal bilgiler, dayanışma, yardımseverlik, adil olmaThis study aimed to examine the relation
Use of zein-pullulan particles in the encapsulation of vitamin D (cholecalciferol) by the Pickering emulsion method, its effect on in vitro digestion and release properties
Bu çalışmada gıda işleme, depolama ve gastrointestinal sindirim sırasında olumsuz çevresel koşullarından etkilenen bir vitamin olan D vitamini Pickering emülsiyon yöntemiyle enkapsüle edilmiştir. Biyopolimer zein-pullulan partiküllerin ve küçük molekül ağırlıklı emülsifiye edicilerin emülsiyon oluşumuna, stabilitesine ve reolojisine etkileri incelenmiştir. Pickering emülsiyonların D vitamini enkapsülasyonunda kullanılma potansiyeli enkapsülasyon verimi ve in vitro sindirim çalışmalarıyla araştırılmıştır, in vitro sindirim sırasındaki salım profilleri ve salım mekanizmaları aydınlatılmıştır. Dinamik arayüzey gerilimi analizine göre üretiminde pH 10 değeri uygulanan zein-pullulan partikül dispersiyonu pH 2-4-6-8 değeri uygulanan partikül dispersiyonlarına göre yağ-su arayüzey gerilimini daha fazla düşürmüştür. Bu partikül dispersiyonu ile hazırlanan emülsiyon diğerlerine göre yüksek mutlak zeta potansiyeli (30,94±0,45 mV) ve düşük kremalaşma indeksi (%10,39±0,05) sergilemiştir. Partikül dispersiyonlarında pullulan kullanımı sterik itmeyi ve üç boyutlu ağ yapı oluşumunu geliştirerek emülsiyon stabilitesini yükseltmiştir. Pullulan konsantrasyonu artışı akış davranış indeksini düşürmüştür, kıvam indeksini yükseltmiştir. Emülsiyonlarda zein-pullulan partikül dispersiyonları ve küçük molekül ağırlıklı emülsifiye edicilerin (saponin ve/veya Tween 20) birlikte kullanımı arayüzey özelliklerini geliştirmiştir ve akış davranış indeksini düşürmüştür. Saponin kullanımı kıvam indeksini yükseltirken Tween 20 kullanımı düşürmüştür. 28 gün süren depolama, sıcaklık, iyonik güç ve pH stabilitesi çalışmalarında bu örneklerin emülsiyon damlacık morfolojisinde değişim gözlenmemiştir. D vitamini enkapsülasyonu çalışmalarında pullulan içeren partikül dispersiyonlarıyla hazırlanan emülsiyonlar pullulan içermeyenlerle hazırlananlara göre daha yüksek enkapsülasyon verimi sergilemiştir. Zein-pullulan partikül dispersiyonları ve küçük molekül ağırlıklı emülsifiye edicilerin birlikte kullanıldığı emülsiyonlar ise en yüksek enkapsülasyon verimi sergileyenler olmuştur. Partikül dispersiyonlarında pullulan kullanımı in vitro sindirim sırasında misel faza katılan D vitamini miktarının azalmasına neden olarak biyoerişilebilirliği düşürmüştür. Zein-pullulan partikül dispersiyonları ve küçük molekül ağırlıklı emülsifiye edicilerin birlikte kullanımı ise biyoerişilebilirliği yükseltmiştir. Emülsifiye edicilerin salım profili üzerinde etkili olduğu, emülsifiye edici seçimi ile biyoaktif bileşen salımının yönlendirilebileceği ortaya konulmuştur.In this study, vitamin D, a vitami
Toxic effects of Bacillus thuringiensis kurstaki (var. serotype: H-7) on different life stages of Archips rosana (Linnaeus, 1758) (Lepidoptera: Tortricidae)
Archips rosana Lepidoptera takımının Tortricidae familyasına ait yaprak bükenler olarak bilinen bir gece kelebeği (güve) türüdür. Tortricidae familyasına ait A. rosana larvaları bitkilerin tomurcuk ve çiçek kısımları, aynı zamanda yaprak ve meyvelerinde zararlar oluşturmaktadırlar. Çeşitli süs bitkisi, bahçecilik ve meyve üreticiliği gibi alanlarda kullanılan bitkilerde ekonomik kayıplara yol açmaktadırlar. Bu nedenle, zararlı böcekler ile mücadelede çeşitli pestisitler kullanılmaktadır. Bu pestisitlerin yoğun ve bilinçsiz kullanımı doğal dengeyi bozulmakta ve biyoçeşitlilik zarar görmektedir. Günümüzde kontrolsüz bir şekilde tarım arazilerinde kullanılan kimyasal içerikli insektisitlerin yerine biyoinsektisitlerin kullanımı çevre ve insan sağlığına etkisi açısından oldukça önemlidir. Bu çalışmada, etken maddesi Bacillus thuringiensis kurstaki (var. serotype: H-7) (BİOBİT WP 16000 IU/mg) olan biyoinsektisitin Archips rosana (Linnaeus, 1758) (Lepidoptera: Tortricidae)'nın farklı biyolojik evreleri (4. ve 5. dönem larvaları, prepupa, pupa ve ergin) üzerindeki etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Tez çalışmasında ilk olarak, A. rosana larvaları Nisan-Haziran ayları arasında Trakya Üniversitesi Balkan Arboretumun'dan (Edirne ili) özellikle pestisitlere direkt maruz kalmamış Ulmus minor Miller (Ulmaceae) bitkisi üzerinden direkt el teması en az olacak şekilde toplanmış ve laboratuvara transfer edilmiştir. A. rosana' nın 4. ve 5. dönem larval safhaları, prepupa, pupa ve ergin dönemleri letal konsantrasyon (LC50 ve LC90) belirlemek için Bacillus thuringiensis var. kurstaki'in tarım alanlarında tavsiye edilen uygulama konsantrasyonu ve seyreltilmiş (1.10½, 1.10-1, 1.10-2, 1.10-3 ve 1.10-4) konsantrasyonları ile muamele edilmiştir. B. thuringiensis kurstaki'nin LC50 konsantrasyonları; 4. dönem larvalar (24, 48, 72 ve 96 saat) 3.541 (3.339-4.783) mg/ml, 3.012 (2.815-3.269) mg/ml, 2.438 (2.224-2.639) mg/ml ve 1.892 (1.711-2.059) mg/ml; 5. dönem larvalar (24, 48, 72 ve 96 saat) 3.892 (3.495-6.730) mg/ml, 3.226 (2.960-3.661) mg/ml, 2.442 (2.150-2.764) mg/ml ve 1.577 (0.682-2.218) mg/ml; Prepupa dönemi (24, 48, 72 ve 96 saat) 1.908 (1.665-2.132) mg/ml, 1.690 (1.461-1.901) mg/ml, 1.425 (1.204-1.630) mg/ml ve 1.373 (1.161-1.575) mg/ml; Pupa dönemi (9. Gün ve 12. gün) 1.819 (0.920-2.491) mg/ml ve 1.890 (1.599-2.156) mg/ml olarak bulunmuştur. LC90 konsantrasyonları; 4. Dönem larvalar (24, 48, 72 ve 96 saat) 4.108 (3.684-7.138) mg/ml, 4.045 (3.675-4.789) mg/ml, 3.516 (3.240-3.944) mg/ml ve 2.541 (2.348-2.823) mg/ml; 5. dönem larvalar (24, 48, 72 ve 96 saat) 4.794 (4.027-10.751) mg/ml, 4.582 (4.027-5.775) mg/ml, 4.223 (3.708-5.121) mg/ml ve 2.834 (2.197-4.677) mg/ml; Prepupa dönemi (24, 48, 72 ve 96 saat) 3.150 (2.857-3.571) mg/ml, 2.756 (2.500-3.112) mg/ml, 2.365 (2.117-2.717) mg/ml ve 2.249 (2.005-2.603) mg/ml; Pupa dönemi (9. Gün ve 12. gün) 3.114 (2.452-5.205) mg/ml ve 3.122 (2.785-3.643) mg/ml olarak bulunmuştur. Bacillus thuringiensis kurstaki insektisitinin uygulama konsantrasyonuna göre seyreltilmiş konsantrasyonları, doğal yaşam için denge sağlayan parazitoid böceklerin doğal döngüsü ve devamlılığı açısından önem arz etmektedir. Dolayısıyla bu çalışma ile elde edilen yeni veriler Entegre Zararlı Yönetimi'nde kullanılmak üzere katkılar sağlayabilir. Bu tez konusunu seçmemizdeki en büyük amacımız tarım zararlılarına karşı yüksek doz ve bilinçsiz kimyasal pestisit kullanımını en aza indirmeye çalışmaktır.Archips rosana i
The effects of 'Web 2.0 tools training program' conducted in the context of TPACK on the development of prospective science teachers
Bu araştırmada fen bilimleri öğretmen adaylarının ihtiyaçları ve teknolojik pedagojik alan bilgisi (TPAB) dikkate alınarak hazırlanan web 2.0 araçları eğitim programı süresince öğretmen adaylarının; hazırlayacakları ders planlarına web 2.0 araçlarını entegre edebilme düzeylerinin gelişiminin, planları hazırlamaya ve uygulamaya yönelik zorluklarının ve olumlu görüşlerinin, web 2.0 araçları kullanım yetkinliklerindeki ve TPAB özgüvenlerindeki değişiminin belirlenmesi açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Trakya Üniversitesi Eğitim Fakültesi Fen Bilgisi Öğretmenliği Ana Bilim Dalı'nda 4. sınıfta öğrenim gören 25 öğretmen adayı ile yürütülmüştür. Araştırmada karma yöntem kullanılmış olup karma yöntem araştırma desenlerinden çeşitleme deseni ele alınmıştır. Bu kapsamda Du-TE Modeli Temel alınarak Web 2.0 Araçları Eğitim Programı hazırlanmış olup "Fen Öğretiminde Materyal Tasarımı" isimli seçmeli ders kapsamında haftada 2 saat olmak üzere toplam 11 hafta boyunca uygulanmıştır. Çalışmada nicel veri toplama aracı olarak Teknolojik Pedagojik Alan Bilgisi Özgüven ve Web 2.0 Araçları Kullanımı Yetkinliği Ölçekleri kullanılmış olup öntest ve sontest olarak uygulanmıştır. Nitel veri toplama aracı olarak ise fen bilimleri öğretmen adaylarından uygulama öncesi, uygulama esnasında ve uygulama sonrasında 5E modeliyle tasarlanmış ders planları ve uygulama sonrası fen bilimleri öğretmen adaylarıyla yapılan yarı-yapılandırılmış mülakat kullanılmıştır. Araştırmacı tarafından elde edilen nicel veriler istatiksel analiz; nitel veriler ise içerik ve doküman analizi yöntemiyle analiz edilmiştir. Araştırmanın sonuçlarına göre fen bilimleri öğretmen adaylarının, TPAB bağlamında Du-Te modeliyle yürütülen web 2.0 araçları eğitim programı öncesine ve sonrasına ait Web 2.0 araçları kullanım yetkinliği ve Teknolojik pedagojik alan bilgisi özgüven puan ortalamaları arasında anlamlı bir farkın olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Yapılan yarı yapılandırılmış mülakat sonuçlarına göre fen bilimleri öğretmen adayları ders planlarını hazırlarken web 2.0 araçlarını entegre etmede ve hazırladıkları ders planlarını staj okullarında uygularken yaşadıkları zorluklar kapsamında genel olarak ders planlarında zorluk yaşamadıkları tespit edilmiştir. Dersin giriş ve değerlendirme aşamalarında kullanılan web 2.0 araçlarının dersleri daha ilgi çekici hale getirdiği ortaya çıkmıştır. Öğretmen adaylarının teknolojik araç-gereç kullanım yetkinliklerinin geliştiği, öğrencilerin derse odaklandıkları ve derse olan katılımlarının arttığı; olumsuz durum olarak ise sınıfta gürültü meydana geldiği ve bazı öğretmen adaylarının akıllı tahta kullanımında problem yaşadığı tespit edilmiştir. Öğretmen adaylarının hazırladıkları ders planları sonucunda, öğretmen adaylarına web 2.0 araçları eğitim programının verilmesiyle hazırlayacakları ders planlarında yeterli düzeyde TPAB teknoloji entegrasyonu yapabilecekleri ortaya çıkmıştır. Bu araştırma web 2.0 araçları eğitim programının öğretmen adaylarının hazırladıkları ders planlarında web 2.0 araçlarını kullanma durumlarını desteklediğine ilişkin kanıtlar ortaya koymaktadır.This study aimed to investigate the deve
Reproductive biology of Centaurea kilaea (Asteraceae, Cardueae) - an endemic species from Turkiye
In this study, the embryology of Centaurea kilaea Boiss., a species endemic to T & uuml;rkiye, was examined using light microscopy. The anthers of C. kilaea are tetrasporangiate; the anther wall development is dicotyledonous; and the tapetum is amoeboid. The meiotic division of the microspore mother cells is regular, and when the pollen grains are thrown from the anthers, they are three-celled. The ovary of C. kilaea is inferior, bicarpellary, syncarpous, and unilocular, which is characteristic of the Asteraceae family. It carries only a single ovule with basal placentation. The ovule is anatropous, unitegmic, and tenuinucellate. The megaspore mother cell undergoes meiotic division, giving rise to a linear tetrad of megaspores. The chalazal megaspore remains functional, and the other three megaspores degenerate rapidly. The functional megaspore undergoes three mitotic divisions in succession. As a result, a Polygonum-type embryo sac, with eight nuclei and seven cells, is formed. The antipodal cells persist until the first divisions of the zygote. In the mature embryo sac stage, the integument consists of the endothelium, peri-endothelial region, parenchymatous cells, and outer epidermis, from the inside out. Endosperm development is initially free nuclear, becoming cellular in the globular embryo stage. Embryo development is of the asterad type. The mature seed does not contain endosperm, but the endothelium persists.Trakya University Scientific Research Projects Coordination Unit [TUBAP-2014/72]This study was supported by the Trakya University Scientific Research Projects Coordination Unit. Project Number: TUBAP-2014/72
A nano-design of a quantum-based arithmetic and logic unit for enhancing the efficiency of the future IoT applications
The Internet of Things (IoT) is an infrastructure of interconnected devices that gather, monitor, analyze, and distribute data. IoT is an inevitable technology for smart city infrastructure to ensure seamless communication across multiple nodes. IoT, with its ubiquitous application in every sector, ranging from health-care to transportation, energy, education, and agriculture, comes with serious challenges as well. Among the most significant ones is security since the majority of IoT devices do not encrypt normal data transmissions, making it easier for the network to breach and leak data. Traditional technologies such as CMOS and VLSI have the added disadvantage of consuming high energy, further creating avenues for security threats for IoT systems. To counter such problems, we require a new solution to replace traditional technologies with a secure IoT. In contrast to traditional solutions, quantum-based approaches offer promising solutions by significantly reducing the energy footprint of IoT systems. Quantum-dot Cellular Automata (QCA) is one such approach and is an advanced nano-technology that exploits quantum principles to achieve complex computations with the advantages of high speed, less occupied area, and low power consumption. By reducing the energy requirements to a minimum, QCA technology makes IoT devices secure. This paper presents a QCA-based Arithmetic Logic Unit (ALU) as a solution to IoT security problems. The proposed ALU includes more than 12 logical and arithmetic operations and is designed using majority gates, XOR gates, multiplexers, and full adders. The proposed architecture, simulated in QCADesigner 2.0.3, achieves an improvement of 60.45% and 66.66% in cell count and total occupied area, respectively, compared to the best of the existing designs, proving to be effective and efficient
Preface
3rd International Conference on Machine Intelligence and Smart Systems, MISS 2023 -- -- Bhopal -- 328379[No abstract available