Trakya University

Trakya University Academic Open Access System
Not a member yet
    27605 research outputs found

    Evaluation of effort- induced pain, function and balance in patients with pes planus

    No full text
    Düztabanlık, ayağın medial longitudinal arkının düzleşmesidir. Anormal ayak kemeri işlevsel verimliliği ve dengeyi olumsuz etkiler. Fiziksel yorgunluk sonrası yürüyüşteki değişiklikler düşme için risk faktörü olabilir. Bu çalışmada düztabanlık deformitesine sahip kişilerde eforla ortaya çıkan ağrı, fonksiyon ve dengede farklılığı araştırmayı amaçladık. Çalışmaya 18- 50 yaş arası ve vücut kitle indeksi 18,5-25 arası kişiler alındı ve ayak izi metoduyla Clarke açısına göre düztaban ya da kontrol grubu belirlendi. Vücut kitle indeksi, cinsiyet ve yaş ortalamaları kaydedildi. Ayak duruşu ayak postür indeksi ile; ayak patolojilerinin ağrı, sakatlık ve aktivite kısıtlaması açısından ayak fonksiyon indeksi ile; yürüyüş müdahalesi öncesi ve sonrası denge dinamik yürüme indeksi ile değerlendirildi. Katılımcılar yürüyüş müdahalesi için 30 dk boyunca 4 kilometre/ saat hızında Voit Medical 340 treadmill cihazında yürütüldü, sonrası 5 dk dinlendirildi ve kişiler için denge yeniden değerlendirildi, müdahaleden 3 saat sonra da ayak ağrısı ve fonksiyonel kısıtlık vizüel analog skala ile ölçüldü. Clarke açıları iki grup arası anlamlı farklılık gösterdi (p0.05). Çalışmamızda düztaban hastalarda fonksiyonel değerlendirmede tespit edilen ağrı dışında bir farklılık saptanmadı. Bu çalışmanın sonucunda düztaban kişilerde yürüyüş müdahalesi sonrası ağrı, fonksiyon ve denge parametrelerini değerlendiren daha kapsamlı çalışmalara ihtiyaç olduğu görülmektedir. Anahtar kelimeler: Düztaban, Denge, Ağrı, Mobilite KısıtlılığıFlatfoot is the flattening of the medial longitudinal arch of the f

    Prevalence of Salmonella enterica Serotypes Isolated From Broiler Liver and Their Antibiotic Resistance Profiles

    No full text
    Salmonella is an important foodborne pathogen of worldwide significance. The objective of this research was to determine the prevalence of Salmonella in chicken livers in T & uuml;rkiye. This study obtained 104 packaged chicken liver samples, 13 from each of the 8 brands, from the province of K & imath;rklareli, northwest of T & uuml;rkiye. The overall prevalence of Salmonella spp. in liver samples was 36.5%. The 38 Salmonella isolates obtained were serotyped by slide agglutination using antisera by the Kauffmann White Le Minor Scheme. Based on standard serotyping results, the dominant serovar was S. Infantis (81.6%), followed by S. Enteritidis (13.1%) and S. Agona (5.3%). Antimicrobial susceptibility testing of 38 Salmonella isolates was performed using disk diffusion method. The Salmonella isolates (n = 38) were resistant to cefepime (60.5%), chloramphenicol (57.9%), trimethoprimsulfamethoxazole (50.0%), amoxicillin-clavulanic acid (39.5%), azithromycin (28.9%), ofloxacin (26.3%), and cefoxitin (13.2%). Multidrug-resistance (MDR) accounted for 47.4% of Salmonella isolates. MDR was observed in S. Infantis (17/31, 54.8%) and S. Agona (1/2, 50.0%), nevertheless not in S. Enteritidis.Faculty of Science, Biology Department, at the University of TrakyaWe would like to thank the Faculty of Science, Biology Department, at the University of Trakya for their support

    In response to Constrictive Pericarditis Associated with COVID-19 or Vaccination

    No full text
    [Abtsract Not Available

    Analysis of consensus algorithms used in blockchain technology and the development of a novel algorithm

    No full text
    Blok zinciri, dijital verilerin güvenli, şeffaf ve merkeziyetsiz bir şekilde kaydedilmesine imkân tanıyan, birbirine bağlı veri bloklarından oluşan bir teknoloji olarak tanımlanmaktadır. Her blok, belirli bir zaman dilimi içerisinde gerçekleşen bir dizi işlemi içermektedir ve bir önceki bloğun verilerini içeren şifrelenmiş bir özet (hash) ile birbirine bağlanmaktadır. Bu zincirli yapı, her bloğun bir önceki bloğun şifrelenmiş bir özetini içermesi ve bu özete dayanarak bir bağ oluşturması nedeniyle, verilerin değiştirilmesini veya silinmesini son derece zorlaştırmaktadır. Merkezi bir otoriteye ihtiyaç duymaksızın işlemlerin doğrulanması ve kaydedilmesi amacıyla geliştirilen blok zinciri teknolojisi, özellikle kripto para birimleri, akıllı sözleşmeler ve dijital kimlik doğrulama gibi alanlarda yaygın biçimde kullanılmaktadır. Blok zinciri teknolojisi, her bir işlemin tanımlanması, doğrulanması, depolanması, paylaşılabilmesi için dijital olarak kaydedilmesi ve imzalanması gibi aşamaları içeren bir teknolojidir. Bu protokole göre, katılımcıların belirli bir veri ve işlem üzerinde ortak bir karara varması (mutabakata ulaşması) gerekmektedir. Konsensüs algoritmaları, blok zincir ağı içinde tüm ağ katılımcılarının aynı verileri kabul etmesini sağlamak, ağda gerçekleşen işlemlerin geçerli olduğunu doğrulamak, ağda tek bir merkezi otorite olmaksızın güvenli ve tutarlı işlem kaydı oluşturmak ve dağıtık katılımcılar arasında fikir birliği sağlamak amacıyla kullanılmaktadır. Dağıtık bir sistemde veri bütünlüğünü koruyan bu algoritmalar, tüm katılımcıların aynı bilgiye sahip olmasını ve zincirin güvenliğini sağlamaktadır. Farklı blok zinciri ağları tarafından güvenlik, merkeziyetsizlik ve performans dengelerini sağlamak için İş Kanıtı (PoW), Hisse Kanıtı (PoS), Yetkilendirilmiş Hisse Kanıtı (DPoS), Pratik Bizans Hata Toleransı (pBFT), Federatif Bizans Anlaşması (FBA), Kapasite Kanıtı (PoC), Yetki Kanıtı (PoA), Yakma Kanıtı (PoB), Geçen Zaman Kanıtı (PoET), Önem Kanıtı (PoI), Ripple Protokol Konsensüs Algoritması (RPCA) gibi çeşitli algoritmalar geliştirilmiştir. Bu tez çalışmasında, mevcut konsensüs algoritmalarının incelenmesi ve çift katmanlı yeni bir algoritma tasarlanarak, ilk katmanda rastgele doğrulayıcı seçimi ve ikinci katmanda rastgele seçilen 3 doğrulayıcıdan birinin oylama yoluyla belirlenmesi ile doğrulama süreçlerinin dağıtılması ve blok zinciri sisteminde merkeziyetsizliğin güçlendirilmesi amaçlanmıştır.Blockchain is defined as a technology consisting of interconnected data blocks that allows digital data to b

    The conservative approach for infantile gastric volvulus

    No full text
    ObjectivesThis study evaluates the outcomes of conservative management of chronic gastric volvulus in a series of neonates, with a focus on diagnostic and therapeutic approaches.MethodsA retrospective review was conducted on 13 patients diagnosed with chronic gastric volvulus between 2015 and 2024. The clinical and imaging data were analyzed, including age at diagnosis, sex, presenting symptoms, treatment type, and follow-up outcomes. Diagnosis was confirmed with contrast-enhanced upper gastrointestinal radiography. Conservative treatment involved gradual enteral feeding via orogastric tube, specific positional strategies, and total parenteral nutrition.ResultsOf the 13 patients (7 female, 6 male; mean age: 39.23 days), 12 were successfully managed conservatively, with only one requiring surgical gastropexy. The most common presenting symptom was non-bilious vomiting. The mean follow-up was 30.61 months (95% CI: 18.37-42.86 months) revealed all patients achieved weight above the 10th percentile. Conservative management showed a 90.9% success rate, significantly higher than previously reported rates.ConclusionChronic gastric volvulus, often misdiagnosed as GERD, requires clinical suspicion and contrast-enhanced imaging for accurate diagnosis. Conservative management is effective, reducing the need for surgical intervention when standardized protocols are applied.Scientific and Technological Research Council of Turkiye (TUBITAK)Open access funding provided by the Scientific and Technological Research Council of Turkiye (TUBITAK)

    Some Naringenin–Piperazine Derivatives: Synthesis, Evaluation of Synergistic Effects of Their Combination with Cisplatin

    No full text
    Naringenin is a natural flavonoid found in citrus fruits such as lemons or grapefruits and has biological characteristics like anti-inflammatory, antibiotic, and anticancer. Naringenin derivatives are among the compounds that have attracted attention in recent years. We synthesized three novel compounds by a substitution reaction between naringenin and piperazine derivatives. These compounds were successfully characterized by spectroscopic analysis (FTIR, NMR, and MS). Naringenin–piperazine derivatives (3a, 3b, and 3c) were explored against prostate cancer cells (DU145 and PC3 cell lines). The compound 3a showed the lowest IC50 value. Therefore, the synergistic effect of the compound 3a + cisplatin combination was investigated. Good outcomes were attained based on dosage. Based on the outcomes of gene expression analysis and molecular probe labeling, the antiproliferative effect mechanism of compound 3a via mitochondrial apoptosis was identified. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved

    Ecel-Ölüm Algısının Eşdizim Kavramı Ekseninde Görünümleri: Şehzade Ve Sultan Şairler Örneği

    No full text
    İnsanoğlunu dünyadaki varlığı kadar ölüm ve sonrası da yakından ilgilendirir. Ölüm ve ecel hadisesi evrensel olarak bütün sanat dallarının konusudur. Klasik Türk şiirinde de ölüm ve ecel geleneğin, inancın hatta kültürel değer aktarımının aracı olarak hem dünyevi hem uhrevi hayatın anlamlandırılması şeklinde ele alınır. Klasik Türk şiirinde sözcük seçimleri dil kullanımı, edebî anlayış, ahenk ve ritim, inanca dayalı etkenlerden dolayı rastlantısal birlikteliklerden oluşturulmaz. Geleneğin getirisi ve şair tercihleriyle şiir dilinde neredeyse bütün sözcükler anlamsal ve kavramsal açıdan özgül birer gösterge niteliği kazanır. Klasik Türk şiirinde ecel ve ölüm konusu birçok şairin eserinde diğer sözcük kullanımlarıyla beraber mazmunları öne çıkarır. Mazmunlar, etrafına benzer sözcükleri bir araya toplamaya muktedir olurlar. Böylece mazmunlar, önündeki ve arkasındaki sözcüklerle kurduğu eşdizimsel ilişkilerle şiirin anlamsal değerini farklılaştırır. Ecel ve ölüm konusu beyitlerde ele alınırken mazmunların yer alma şekilleri ve diğer sözcüklerle kurduğu bağdaşıklık eşdizimsel etkiye dair fikir verir. Hanedana mensup şehzade ve sultan şairler geleneksel şiir yazma tarzını kültür ve inançlarına dair değer aktarımlarıyla gösterirler. Şehzade ve sultan şairler ölüm ve ecel konusunu ele alırken mutlak varlığın karşısında sıradan, mütevazı bir kul veya ölümü mutlaka tadacak iktidar duruşundadırlar. Bu çalışmada divan sahibi şehzade ve sultan şairlerin ecel ve ölüm olgusuna beyitlerinde yer vermeleri eşdizimsel görünümlerle ele alınmaktadır. Şehzade ve sultan şairlerin ecel ve ölüm konusunu eşdizimsel tasnif ve görünümlerle değerlendirmek klasik Türk şiir dilinin anlamsal-yapısal düzeni hakkında çıktılar oluşturmaya yarayacaktır. Ayrıca klasik Türk şiir diline ait eşdizimsel değerler ortaya konularak birey-toplum-coğrafya-kültür ilişkileri hakkında önemli sonuçlara varılabilecektir

    Psychoeducation program investigation of the effect of adolescent oncology patients on the anxiety levels of mothers, problem solving and their skills to deal with the symptoms experienced by their children

    No full text
    Bu araştırmada psikoeğitim programının adölesan onkoloji hastalarının annelerinin kaygı düzeylerine, problem çözme becerilerine ve çocukların yaşadıkları semptomlarla başa çıkma becerilerine etkisinin incelenmesi amaçlanmıştır. Deneme modellerinden tek grup ön test-son test modelinde planlanan araştırmada veriler Trakya Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi, Çocuk Onkoloji-Hematoloji Kliniğine, onkolojik bir tanı nedeniyle müracaat eden, adölesan yaşta çocuğu olan annelerden toplanmıştır. Veri toplama aracı olarak; Kişisel Bilgi Formu, Durumluk-Sürekli Kaygı Ölçeği, Problem çözme Envanteri-Kısa Formu, Memorial Semptom Değerlendirme Ölçeği ve Baş Etme Tutumları Değerlendirme Ölçeği (COPE-R) kullanılmıştır. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde tanımlayıcı analizler, ki-kare, t testi, ANOVA, Pearson Korelasyon testleri kullanılmıştır. Araştırma sonucunda adölesan onkoloji hastalarının annelerine uygulanan psikoeğitim programının annelerin kaygı düzeylerine etkisi olmamakla birlikte, problem çözme becerileri ile çocuklarının yaşadıkları semptomlarla başa çıkma becerileri üzerinde anlamlı düzeyde etkili olduğu sonucuna ulaşılmıştır.This study aimed to examine the effect o

    Examining the Mediating Effects of Optimism and Job Satisfaction After Vacation on the Relationship Between Holiday Recovery Experience and Life Satisfaction

    No full text
    This article empirically examines the relationship between holiday recovery experience and life satisfaction, along with the mediating roles of optimism and job satisfaction after vacation. Data were collected from a sample of 361 white-collar workers in Istanbul. Structural equation modelling was employed to test the hypotheses. The findings reveal a positive relationship between holiday recovery experience and life satisfaction. In addition, holiday recovery experience was positively associated with both optimism and job satisfaction after vacation. Optimism and job satisfaction after vacation were found to partially mediate the relationship between holiday recovery experience and life satisfaction. The results offer practical implications for white-collar employees and business organisations. Understanding the importance of the holiday recovery experience and its influence on life satisfaction may help individuals plan more restorative and effective vacations. This study is the first in the literature to explore the mediating effects of optimism and job satisfaction after vacation in the relationship between holiday recovery experience and life satisfaction. It contributes to the growing body of research on the psychological and organisational benefits of recovery experiences for white-collar workers

    Could Nocturnal Chronic Hypoxia Cause Ocular Surface Symptoms by Affecting Limbal Epithelial Cells in Patients with Obstructive Sleep Apnea?

    No full text
    Purpose:To investigate the effect of nocturnal chronic hypoxia on the thickness changes of the corneal limbal epithelial area that provides regeneration of the corneal epithelium and ocular surface evaluation parameters in patients with obstructive sleep apnea (OSA).Methods:All patients diagnosed with OSA and the control group underwent a complete ophthalmological examination, including slit-lamp examination and funduscopy. Tear break-up time, Schirmer test-I, Ocular Surface Disease Index Questionnaire, and anterior segment optical coherence tomography were performed with fluorescein sterile strip for ocular surface evaluation.Results:Oxygenation levels of patients during night sleep were different between mild-severe and moderate-severe groups. The Ocular Surface Disease Index results were statistically significantly different between the severe OSA group and the mild OSA group, and between the control group and all other OSA groups (P < 0.05). The limbal epithelial thickness (LET) value was found to be lower in the moderate OSA group than in the mild OSA group and the control group and was statistically significantly higher than in the severe OSA group. In the severe OSA group, the LET value was found to be statistically significantly lower than all other groups (P < 0.05).Conclusions:In the literature, there is no study evaluating the effect of prolonged hypoxia on limbus epithelium as in patients with OSA. In this study, LET was measured to be statistically significantly thinner as the severity of OSA increased. Considering these results, it can be concluded that the proliferation of limbal stem cells is reduced in prolonged hypoxia. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved

    0

    full texts

    27,605

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Trakya University Academic Open Access System
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇