Trakya University

Trakya University Academic Open Access System
Not a member yet
    27605 research outputs found

    Evaluation of the performance of ChatGPT-4 and ChatGPT-4o as a learning tool in endodontics

    No full text
    Aims: The aim of this study was to evaluate the accuracy and consistency of responses given by two different versions of Chat Generative Pre-trained Transformer (ChatGPT), ChatGPT-4, and ChatGPT-4o, to multiple-choice questions prepared from undergraduate endodontic education topics at different times of the day and on different days. Methodology: In total, 60 multiple-choice, text-based questions from 6 topics of undergraduate endodontic education were prepared. Each question was asked to ChatGPT-4 and ChatGPT-4o 3 times a day (morning, noon, and evening) and for 3 consecutive days. The accuracy and consistency of AIs were compared using SPSS and R programs (p .05). There was no statistically significant difference in the consistency rate between ChatGPT-4 and ChatGPT-4o (p = .123). The question groups did not affect the consistency of either AI, too (p > .05). Conclusions: According to the results of this study, the accuracy of ChatGPT-4o was better than that of ChatGPT-4. These findings demonstrate that AI chatbots can be used in dental education. However, it is also necessary to consider the limitations and potential risks associated with AI

    Discourse analysis on Turkey's migration policy and securitization approach during the Justice and Development Party period (2002-2022)

    No full text
    2011 yılında başlayan Suriye iç savaşı ile birlikte çok sayıda Suriyeli göçmen, Türkiye'ye sığınmak zorunda kalmıştır. Bu göç dalgası karşısında sayıları gittikçe artan Suriyeli göçmenler, savaşın ilk yıllarında Türkiye tarafından misafir olarak kabul edilmiş ve 2016 yılına kadar hükümet, açık kapı politikası uygulayarak Suriyeli göçmenleri kabul etmiştir. Ancak bu politika ile birlikte, dünyanın en büyük sığınmacı ve göçmene kitlesine sahip ola Türkiye'de, göç; ciddi bir güvenlik tehdidi haline gelmiştir. Dolayısıyla ülke içerisinde sayıları gittikçe artan sığınmacı ve göçmen kitlesi zamanla toplum içinde sorun teşkil etmeye başlamış ve a ortaya çıkan sosyal, ekonomik ve güvenlik sorunları nedeni ile hükümet, açık kapı politikasından vazgeçmek zorunda kalmıştır. Bu çalışmada Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) döneminde Türkiye'nin göç politikasında etkili olan siyasi liderlerin göç ve güvenlik ilişkisi çerçevesinde göçün güvenlikleştirmesine ilişkin söylemleri ele alınmaktadır. Çalışmada güvenlikleştirici aktör olarak dönemin göç politikalarının belirlenmesinde etki olan dört siyasi lider seçilerek ve bu liderlerin konuşmaları ele alınmaktadır. Veri toplama yöntemi olarak doküman analizi kullanılmaktadır. Konuşmalar kamu kurumlarına ait resmi internet sayfalarının konuşma bölümlerinden, internet haber siteleri ve gazetelerden temin edilmiştir. Konuşmalar, belli kodlara ayrılarak söylem analizi yönetimi ile analiz edilmektedir.Since 2011, the Syrian civil war has forced ma

    Self-Induced Nail Disorders: Clinical and Demographical Features

    No full text
    BackgroundSelf-induced nail disorders (SINDs) are a subset of body-focused repetitive behaviors (BFRBs) characterized by pathological grooming habits that damage the nail and periungual structures. These disorders were classified into subgroups based on the specific methods individuals use to harm their nails. Despite their prevalence and potential psychological impact, limited data exist. This study aims to investigate the demographic and clinical characteristics of SINDs.MethodsThis multicenter prospective cohort study included 675 patients diagnosed with SINDs at dermatology outpatient clinics between February and June 2024. Data collected included demographic information, SIND subtypes, associated BFRBs, psychiatric history, and family history of BFRBs. Patients were categorized into six SIND subgroups. Approval from the ethical committee was obtained.ResultsThe mean age of SIND onset was 16.60 +/- 10.61 years, with no significant gender difference (p = 0.195). Forty-seven percent of patients belonged to more than one SIND subgroup, and 45.4% had other BFRBs, with cheek/lip biting (55.7%) and acne excori & eacute;e (44.9%) being the most common. Females exhibited higher rates of accompanying BFRBs (54.5% vs. 31.2%; p = 0.001). Patients rarely sought medical treatment (19.1%), even if they felt severe discomfort regarding their habit (56.0%). Patients with diagnosed psychiatric disorders or a family history of BFRBs were more likely to seek treatment (p = 0.001, p = 0.013).ConclusionSINDs often coexist with other BFRBs, predominantly affecting females. While patients are frequently aware of their habits, the rate of seeking medical treatment remains low. Dermatologists play a vital role in identifying SINDs, addressing associated behaviors, and coordinating care for coexisting psychiatric conditions

    Eksternal Dakriosistorinostomi Cerrahisine İlişkin YouTube Videolarının Kullanışlılığının Değerlendirilmesi

    No full text
    ÖZ Amaç: Bu çalışmanın amacı, eksternal dakriosistorinostomi cerrahisi ile ilgili YouTube vi- deolarının eğitim kalitesini ve bir kaynak olarak kullanışlılığını değerlendirmektir. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma retrospektif, kesitsel ve kayıt tabanlı bir çalışmadır. YouTube video arama moturunun arama tercihlerinde herhangi bir değişiklik yapılmadan ‘external dacryocystorhinostomy’ terimi yazılan ve dahil edilme kriterlerini karşılayan ilk 50 video değerlendirmeye alındı. Eksternal dakriosistorinostomi ameliyatının basamakları puanlanarak (aralık:1-9) literatüre göre standardize edildi. Bu videoların izlenme, beğenme, beğenmeme, yorum sayıları ile ne kadar sürdüğü, ne zamandan itibaren yüklendiği, görüntülenme oranı, video güç endeksi ve etkileşim endeksi hesaplandı. Ayrıca bu videolar DISCERN puanı (aralık:16-75), Global Quality(GQ) puanı (aralık:0-5) ve Journal of the American Medical Association (JAMA) puanı (aralık:0-4) kullanılarak analiz edildi. Bulgular: Değerlendirilen videoların ortalama izlenme sayısı 23.244±44.193, beğenme sayısı 98,1±2,9, beğenmeme sayısı 7,8±19,8, yorum sayısı 24,9±88,6, video süresi 509,2±403,7 saniye, yüklendiğinden itibaren geçen süre 53,5±37,1 ay, görüntüleme oranı 12,7±20,1, video güç endeksi 25,9±97,1 ve etkileşim endeksi 1,9±3,4 olarak hesaplandı. Videoların ortalama cerrahi kalite puanı 6,8±2,7, DISCERN puanı 33,7±8,9 (zayıf kalite), GQ puanı 2,3±0,9 (yetersiz kalite) ve JAMA puanı 2,2±0,6 (orta kalite) olarak kaydedildi. Elli videonun 34’ü (% 68) doktorlar tarafından, 5’i (% 10) özel hastane tarafından ve 11’i (% 22) sağlık kanalları tarafından yüklenmiştir. Ayrıca, 50 videonun 38’i (% 76) cerrahi teknik ile ilgiliyken; 12’si (% 24) hastalık hakkında bilgi vermekteydi. Sonuç: YouTube’da eksternal dakriosistorinostomi ile ilgili videoların çoğunluğu cerrahi teknik ile ilgili olup daha çok doktorlar tarafından üretilmişlerdir. Videoların cerrahi puanı yüksek olmasına rağmen dünya çapında kullanılan video kalite skorlamalarına göre bir kaynak olarak kalitesi düşüktür

    Epigenetic Mechanisms in Heart Diseases

    No full text
    Heart diseases (HDs) continue to be among the major diseases that adversely affect human health worldwide, with complex interactions between genetic, environmental, and biochemical factors contributing to their progression. These include coronary heart disease, hypertension, heart failure, vascular calcification, etc. Cardiovascular diseases have been extensively studied in the Framingham Heart Study since 1948, spanning three generations over the past 70 years, and are highly correlated with various factors, including biochemical, environmental, behavioral, and genetic factors. In recent years, epigenetic mechanisms have emerged as crucial regulators of cardiovascular pathology, influencing gene expression without altering the underlying DNA sequence. Moreover, early detection and diagnosis of heart diseases are crucial for improving treatment and prognosis. Recent studies on heart disease have found that the expression of potential candidate genes related to the disease is associated with epigenetic mechanisms. Indeed, abnormal methylation states have been detected in candidate genes that can serve as biomarkers to assess the progression of heart disease. Recent advances in next-generation sequencing techniques have contributed significantly to our understanding of heart diseases, including the role of DNA methylation, adenosine triphosphate (ATP)-dependent chromatin conformation and remodeling, post-translational modifications of histones and non-coding RNAs. Lastly, this review examines the latest discoveries in the epigenetic regulation of heart diseases, highlighting the roles of DNA methyltransferases (DNMTs), histone deacetylases (HDACs), sirtuins (SIRTs), and ten-eleven translocation proteins (TETs). Additionally, this review highlights preclinical therapeutic strategies targeting epigenetic modifiers, offering new avenues for precision medicine in cardiology. Understanding these epigenetic pathways is crucial for developing novel biomarkers and epigenetic-based therapies that aim to reverse maladaptive cardiac remodeling and enhance clinical outcomes.Trakya UniversityAll figures within the review were designed under a license acquired from biorender.com

    Investigation of the relationship of smartphone addiction with posture, upper extremity function and reaction rate in healthy young adults

    No full text
    Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı sağlıklı genç bireylerde akıllı telefon bağımlılığının, postür, üst ekstremite fonksiyonu ve reaksiyon hızı ile ilişkisini incelemektir. Gereç ve Yöntemler: Bu çalışma, Mart 2023-Eylül 2024 tarihleri arasında Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesinde bulunan araştırma laboratuvarında araştırmaya katılmaya gönüllü olan 97 Trakya Üniversitesi öğrencisi ile gerçekleştirildi. Katılımcıların sosyodemografik bilgileri kaydedildi. Çalışmamızda akıllı telefon bağımlılığı Akıllı Telefon Bağımlılığı Ölçeği (ATBÖ) ile; üst ekstremite aktivite ve katılım düzeyi QuickDASH anketi ile; boyun ağrı yoğunluğu ve kısıtlıkları Boyun Ağrı ve Dizabilite Ölçeği ile; postür değerlendirmesi New York Postür İndeksi ile; el reaksiyon hızı Fit-Light Trainer cihazı ile; el kavrama kuvveti ise Camry Elektronik El Dinanometresi ile değerlendirildi. Araştırmada elde edilen veriler SPSS (Statistical Package for Social Sciences) for Windows 22.0 programı kullanılarak analiz edildi. Araştırma değişkenlerinin Kurtosis (Basıklık) ve Skewness (Çarpıklık) değerleri incelendi. Sonuçlar; %95 güven aralığında, anlamlılık ise p<0,05 altında değerlendirildi. Bulgular: Akıllı telefon bağımlılığı ile boyun özürlülük puanları arasında orta düzeyde pozitif anlamlı bir ilişki bulunmuştur (r=0,438, p<0,01). Bu durum, akıllı telefon bağlılığının artmasıyla boyun özürlülük durumunun da arttığını göstermektedir. NPİ toplam puanı ile akıllı telefon bağımlılığı arasında negatif anlamlı bir ilişki saptanmıştır (r=-0,340, p<0,01). Fakat kavrama kuvveti ve el reaksiyon hızı gibi motor beceriler üzerindeki etkileri daha düşük düzeyde veya istatistiksel olarak anlamsız bulunmuştur. Sonuç: Sonuç olarak çalışmamızda akıllı telefon bağımlılığının boyun özürlülüğü üzerinde anlamlı bir etkisi olduğu ve bunun bazı fiziksel fonksiyonlarla ilişkili olabileceği tespit edilmiştir. Akıllı telefon bağımlılığının artması postürü negatif yönde etkilemektedir.Introduction and Purpose: The aim of the study is to determine the

    Facile synthesis of reduced graphene oxide, titanium (IV) oxide, polythiophene, and carbon black nanocomposites and their supercapacitor applications

    No full text
    In this paper, a novel hybrid electrode materials together with graphene oxide or reduced graphene oxide (GO/rGO), titanium dioxide (TiO2), polythiophene (PTh), and carbon black (CB) were prepared an easy, low cost, and sustainable approach to synthesize GO/TiO2/PTh and rGO/TiO2/PTh/CB nanocomposites. In addition, GO/TiO2/PTh by different weight amount of TiO2 (0.05, 0.075, 0.1, and 0.125 g) were studied in two-electrode system for supercapacitor device applications. Nanocomposites were characterized by Fourier-transform infrared spectroscopy-attenuated total reflectance (FTIR-ATR), scanning electron microscopy-energy-dispersive X-ray (SEM-EDX), atomic force microscopy (AFM) analysis, thermogravimetric-differential thermal analysis (TGA-DTA), Brunauer-Emmett-Teller (BET) analysis, and four-point probe analysis. The highest specific capacitance was achieved as C-sp = 1292.63 F/g for rGO/TiO2/PTh/CB nanocomposite at 2 mV/s by CV method. The highest electrical conductivity was observed as (sic) = 2.24 x 10(-3) S/cm for PTh. PTh increases the electron transfer movement together with TiO2 and CB nanoparticles. The surface area (58.62 m(2)/g for rGO) and pore volume of rGO (0.027 cm(3)/g for rGO) support the better electrochemical performance of rGO/TiO2/PTh/CB nanocomposite. Moreover, the long-term stability experiments show that the highest initial specific capacitance preservation was obtained as 110% for rGO/TiO2/PTh/CB nanocomposite at 100 mV/s for 1000 charge-discharge cycles. Moreover, it exhibits high coulombic efficiency. Electrochemical impedance spectroscopic (EIS) results were evaluated to interpret equivalent circuit models of [R-S(C-1(R-1(R2C2)))] obtained from ZSimpWin 3.22 simulation programme.Tekirdag Namik Kemal University [NKUBAP.01]; Scientific and Research Project Unit (Tekirdag Namik Kemal University)This work is a part of the research project NKUBAP.01.YL.21.350 approved by the Scientific and Research Project Unit (Tekirdag Namik Kemal University). This research grant is gratefully acknowledged. The authors also thank to Prof. Dr. Yuksel Bayrak and Prof.Dr. Murat Turkyilmaz for using of BET and TGA-DTA instruments

    Psychometric Properties of the Turkish Version of the Movement Imagery Questionnaire for Children

    No full text
    Objective: The Movement Imagery Questionnaire for Children (MIQ-C) was developed as a tool to evaluate children's imagery capabilities. It comprises 3 subcomponents: internal visual imagery, external visual imagery, and kinesthetic imagery. This study aimed to cross-culturally adapt the MIQ-C to Turkish. Materials and Methods: A total of 120 healthy children (mean age 9.43 +/- 1.66 years; 67 males and 53 females) were enrolled. The structure of the questionnaire was confirmed by the use of both construct and criterion validity. The questionnaire was administered to the children at intervals of 1 week to assess internal consistency and test-retest reliability. Results: The confirmatory factor analysis validated the 3-factor construct of the MIQ-C, and the model showed a satisfactory fit to the data set. The internal consistency of the Turkish MIQ-C (Cronbach's alpha coefficient = 0.94) and the intraclass coefficient (ICC) reliability (ICC values ranging from 0.93 to 0.96) were found to be excellent. Conclusion: The present findings suggest that the Turkish version of the MIQ-C is a valid and reliable instrument for the assessment of imagery ability in Turkish-speaking children

    Traditional Ottoman-Turkish houses in Kosovo

    No full text
    Bu çalışma, Kosova'da 18. ve 19. yüzyıllar arasında inşa edilen geleneksel Osmanlı dönemi konutlarını, mimari yapı, mekânsal kurgu ve tipolojik özellikler açısından kapsamlı bir biçimde incelemeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, söz konusu konutların dış mekân ilişkileri (sokak, komşuluk düzeni), avlu (bahçe) ile kurdukları mekânsal bağ, plan şemaları, konutun bölümleri ve iç mekân organizasyonu, yapısal elemanları, cephe düzeni, yapım teknikleri, malzeme kullanımı ve süsleme özellikleri, tarihsel, kültürel ve yapısal bağlamlarıyla birlikte analiz edilmiştir. Bu bağlamda, çalışma yalnızca mimari belgeleme ve tipolojik sınıflandırmayla sınırlı kalmamakta; aynı zamanda geleneksel konut tipolojisinin Osmanlı kentleşme modeli içindeki konumunu, yerel yapı kültürüyle etkileşimini ve fiziksel mekâna yansıyan sosyo-kültürel dinamikleri de değerlendirmektedir. Konutların bulunduğu çevresel ve kültürel bağlamın analizine dayanan bu yaklaşım, yapıları yalnızca fiziksel nesneler olarak değil, aynı zamanda belirli bir yaşam biçiminin, toplumsal ilişkilerin ve gündelik yaşam pratiklerinin yansıması olarak ele almaktadır.T

    Determination of knowledge and awareness about food-drug interactions among resident physicians at Trakya University Hospital

    No full text
    Besin-ilaç etkileşimlerinin klinik tedavi süreçlerindeki öneminden hareketle, klinisyen araştırma görevlisi hekimlerin bu konudaki bilgi düzeylerini ve farkındalık durumlarını değerlendirmektir. Ayrıca, bu bilgi ve farkındalık düzeylerinin demografik özellikler, uzmanlık alanı, klinik deneyim süresi ve hasta yoğunluğu gibi değişkenlerle olan ilişkisini inceleyerek, sağlık hizmeti sunumunda olası bilgi eksikliklerine dikkat çekmek ve eğitimsel gereksinimleri belirlemek hedeflenmiştir. Çalışmamız, 1 Haziran 2024 ile 31 Ağustos 2024 tarihleri arasında Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde görev yapan 511 klinisyen asistan hekim ile yüz yüze görüşülerek gerçekleştirilmiştir. Veriler, Besin ve İlaç Etkileşimi Bilgi Düzeyi Saptama Ölçeği'nin 21 bilgi sorusu, hekimlere yönelik farkındalık soruları ve sosyodemografik bilgileri içeren toplam 43 soruluk bir anket aracılığıyla toplanmıştır.Katılımcıların 252 kişinin %50,8'i kadın, %49,2'si erkek olmakla birlikte yaş ortalaması 29.3 ± 4,4 olarak hesaplandı. Katılımcıların ölçekten aldığı ortalama puan 11,4 ± 4,2 olarak belirlenmiştir. Bilgi düzeyi sınıflandırmasına göre, hekimlerin %7,5'i düşük, %31,3'ü orta, %44,4'ü iyi ve %16,7'si yüksek bilgi düzeyine sahiptir. Çalışmamızda meslekte aktif çalışma süresi, uzmanlık eğitimindeki süre, günlük ortalama hasta sayısı ile bilgi düzeyleri arasında anlamlı fark saptanmamıştır (p>0.05). Dahili bölümlerdeki hekimlerin bilgi düzeyleri ve farkındalıkları daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Kadın hekimlerin BİE toplam bilgi puanları daha yüksek bulunmuştur (p<0.05). Katılımcıların farkındalıkları arttıkça bilgi düzeyleri de artmaktadır (r = 0,286, p <0,001). Daha önce BİE ile karşılaşan katılımcıların farkındalıkları ve bilgi düzeyleri daha yüksek bulunmuştur (?²(3) = 9,525, p = 0,023).Hekimlere yönelik eğitim programlarının düzenlenmesi, vaka temelli uygulamalı eğitimlerin artırılması ve klinik uygulamalarda farkındalık oluşturacak rehberlerin geliştirilmesi sağlanmalıdır. Anahtar Kelimeler: Besin-ilaç etkileşimleri, araştırma görevlisi, farkındalıkThis study aims to assess the

    0

    full texts

    27,605

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Trakya University Academic Open Access System
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇