Trakya University

Trakya University Academic Open Access System
Not a member yet
    27605 research outputs found

    A review: Pharmaceutical induced ototoxicity

    No full text
    Ototoxicity, defined as drug-induced damage to the auditory and vestibular systems, manifests as hearing loss, tinnitus, dizziness, and balance disorders, representing a critical challenge in clinical practice and pharmaceutical development. This review aims to consolidate advancements in the understanding of pharmaceutical-induced ototoxicity, focusing on its mechanisms, diagnostic methodologies, and preventive strategies. A comprehensive analysis of existing literature was conducted, encompassing clinical findings and experimental data on the ototoxic effects of major drug classes, including aminoglycosides, platinum-based chemotherapeutics, and loop diuretics. The review evaluates the underlying biochemical mechanisms and explores innovative approaches for mitigating ototoxic effects. Ototoxicity predominantly results from oxidative stress, mitochondrial dysfunction, disruption of calcium homeostasis, and activation of inflammatory pathways. Significant progress has been achieved in the development of therapeutic drug monitoring protocols, antioxidant therapies, and targeted drug delivery systems, including nanoparticles and hydrogels. Emerging technologies, such as gene-editing and caspase inhibitors, demonstrate potential for preserving hair cell integrity and mitigating auditory damage. Early detection and management of ototoxicity are paramount for maintaining auditory and vestibular function. This review provides a comprehensive framework for clinicians, researchers, and pharmaceutical professionals to address ototoxic effects effectively and highlights promising directions for future research and therapeutic development

    Sosyal Medyanın Hedonik ve Faydacı Değeri ile Sosyal Medya Yorgunluğunun İş Performansı Üzerine Etkisi: Sağlık Sektöründe Metodolojik Bir Uygulama

    No full text
    Amaç: Çalışmanın amacı, sosyal medyanın hedonik ve faydacı değeri ile sosyal medya yorgunluğunun, Edirne’de görev yapan sağlık çalışanlarının iş performansları üzerine etkilerini tespit etmektir. Gereç ve Yöntemler: Araştırma metodolojik desende uygulanmıştır. Araştır- mada veri toplama arac ı olarak elektronik anket; örnekleme yöntemi olarak kolayda örnekleme yöntemi kullanılmıştır. Araştırmaya 393 kişi katılmıştır. Verilerin analizinde öncelikle ölçeklerin güvenilirlikleri Cronbach alfa katsayı yöntemi ile test edilmiş sonra her bir ölçek için açımlayıcı faktör analizi (AFA) gerçekleştirilmiştir. Sonrasında, çoklu regresyon ve korelasyon analizleri yapılmıştır. Bulgular: Yapılan çoklu regresyon analizi sonucunda, değişkenler arasında, iş performansı üze- rindeki en güçlü etkiye sosyal medya kullan ımı (0,230) değişkeni sa- hiptir. Ardından iş performansını etkileyen ikinci değişken faydacılıktır (0,177). İş performansını en az etkileyen de ğişken ise hedonizmdir (0,147). Sosyal medya yorgunluğunun ise iş performansı üzerine ista- tistiki olarak anlaml ı bir etkisi bulunmamaktad ır (p=0,965; p<0,05). Sonuç: Yapılan analizler, sosyal medyanın hedonik ve faydacı değeri ile sosyal medya kullanımının sağlık çalışanlarının iş performansı üze- rinde istatistiki olarak anlamlı bir etkisi olduğunu, ancak sosyal medya yorgunluğunun sağlık çalışanlarının iş performansı üzerinde istatistiki olarak anlamlı bir etkisinin olmadığı sonucunu ortaya koymuştur

    Fish image in modern painting

    No full text
    Bu tez, modern resim sanatında balık imgesinin tarihsel gelişimini ve sanatsal kullanımını incelemektedir. Balık sembolü, tarih boyunca çeşitli kültürlerde farklı anlamlar taşımış ve sanatta çeşitli biçimlerde temsil edilmiştir. Antik dönemlerden Ortaçağ'a, Rönesans'tan modern sanat akımlarına kadar balık imgesi, dini, mitolojik ve estetik açıdan farklı anlamlar yüklenerek evrim geçirmiştir. Bu çalışma, balık imgesinin modern sanat akımlarındaki yerini belirleyerek, fovizm, sürrealizm, soyut sanat gibi akımlar içerisinde nasıl yorumlandığını analiz etmektedir. Sanatçıların balık figürünü nasıl bir anlatım aracı olarak kullandıkları, bu motifin bireysel ve toplumsal anlamlarla nasıl yüklendiği tartışılmaktadır. Ayrıca, balık imgesinin ekolojik, politik ve psikolojik temalarla ilişkisini ele alarak modern sanat içerisindeki çok yönlülüğünü ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, bu tez, balık motifinin modern sanattaki kullanımını kapsamılı bir şekilde ele alarak sanat tarihine ve görsel kültüre katkı sağlamaktadır. Bu analiz, sanatçılar, sanat tarihçileri ve sanat kuramcıları için yeni bakış açıları sunmayı amaçlamaktadır.ABSTRACT This thesis examines the hist

    Adult disability assessment in Türkiye with real-life experiences of physiatrists: A cross-sectional analytic study

    No full text
    Objectives: The aim of this study was to determine the workload and problems of physiatrists in disability assessment in T & uuml;rkiye. Materials and methods: A 39-question electronic survey was administered between May 2023 and October 2023 to 217 physiatrists from all geographical regions of T & uuml;rkiye. The survey was comprehensive in scope, encompassing a range of inquiries pertaining to demographic characteristics, time allocation for assessment, additional payment status, comprehensive training received, knowledge and skill levels, consistency of the national guideline used for disability assessment, attitudes toward decision-making, communication with other specialists, and medico-legal issues. Results: A total of 217 physiatrists (86 males, 131 females; mean age: 41.5 +/- 8.0 years; range, 28 to 68 years), 155 (71.4%) specialists and 62 (28.6%) academics, with a mean residency experience of 11.99 +/- 8.31 years, participated in the study. The survey results showed that disability assessment was a heavy burden and a difficult task that may involve disadvantages for physiatrists, and a significant majority reported not having received comprehensive training in disability assessment during or after residency. Additionally, only 65% felt that their knowledge and skills in disability assessment were adequate. In addition, only 13.8% of physiatrists felt that the national guideline accurately reflected an individual's level of disability, with the results highlighting inadequacies and inconsistencies in the guideline. Another striking finding was that there was disagreement among clinicians regarding the rate of impairment and the determination of full dependency. Conclusion: Physiatrists, who play an important role in disability assessment, face several challenges in this process in T & uuml;rkiye. The results of this study are expected to guide the implementation of effective and accurate disability assessment methods and provide sustainable solutions

    Development and change of Babaeski in the historical process and urban conservation proposal

    No full text
    Bu çalışmanın amacı Babaeski'nin tarihi değerini; kentin tarihi boyunca olan gelişimini ve değişimini incelemek ve getirilecek kentsel koruma önerileri ile tarihi yerleşimin korunmasını sağlamaktır. Çalışmada Babaeski kentinin merkez bölgesinin fiziksel gelişimini yazılı ve görsel bulgularla birleştirilerek detaylandırmak kentin bugünkü durumunu daha iyi anlaşılmasına yardımcı olacak ve kültürel mirasın korunmasına yönelik stratejiler için kaynak niteliği taşıyacaktır. Tarihsel süreç içerisinde Babaeski kentinin yapısı; cadde, sokak ve mahalle sistemi, tescilli yapıları ile kentsel morfolojinin aktarılması amaçlanmıştır. Bu çalışmada öncelikle kentin tarihsel gelişimi analiz edilmiş, dönemsel dönüşümleri incelenmiş; Babaeski'nin Antik Roma Dönemi, Bizans Dönemi, Osmanlı Dönemi ve Cumhuriyet Dönemi'nden günümüze; kentin konumu, kentin ulaşım yolları, yerleşim özelliklerindeki değişme ve gelişmeler aktarılmıştır. Ardından, Babaeski'de yer alan anıtsal ve sivil mimarlık örnekleri belgelenmiş; bu yapıların kent dokusu içindeki konumları ve ilişkileri analiz edilmiştir. Araştırma sürecinde nitel veri toplama yöntemlerinden faydalanılmış; literatür taraması, arşiv belgeleri, tarihi haritalar, fotoğraf analizleri ve yerinde yapılan gözlemler temel veri kaynakları olarak kullanılmıştır. Çalışma, dört ana aşama etrafında yapılandırılmıştır. İlk aşamada, Babaeski özelinde kentsel koruma alanında karşılaşılan temel sorunlar tanımlanmış; literatürdeki eksiklikler ve planlama yetersizlikleri değerlendirilmiştir. İkinci aşamada, kentsel dokunun tarihsel gelişimi dönemsel olarak analiz edilmiştir. Üçüncü aşamada, kent merkezinde gerçekleştirilen alan çalışmaları kapsamında doluluk-boşluk, yapı kullanım durumu, kat adedi, yapı sağlamlığı, korunmuşluk düzeyi ve mimari silüet gibi çok boyutlu analizler yapılmıştır. Son aşamada ise elde edilen veriler doğrultusunda, çevresel ve yapısal ölçekte kapsamlı kentsel koruma önerileri geliştirilmiştir. Elde edilen bulgular, Babaeski'nin tarihî merkezinde tescilli yapıların büyük bölümünün fiziki bozulmalara uğradığını, plansız müdahalelere açık olduğunu ve koruma bilincinin yeterince gelişmediğini ortaya koymuştur. Ayrıca, sosyal, ekonomik ve yönetsel faktörlerin kentsel korumayı olumsuz etkilediği saptanmıştır. Çalışmada, Babaeski'nin tarihsel dokusunun korunması ve kent yaşam kalitesinin artırılması amacıyla çevresel ve yapısal ölçekte kapsamlı öneriler geliştirilmiştir. Çevresel ölçekte, alternatif ulaşım akslarının düzenlenmesi, yaya öncelikli planlama yaklaşımlarının benimsenmesi, toplumsal katılımın teşvik edilmesi ve koruma amaçlı imar planlarının hazırlanması gibi stratejiler ön plana çıkmıştır. Yapısal ölçekte ise, özellikle Edirne-İstanbul Karayolu boyunca yer alan farklı silüet bölgelerinde tescilli yapıların korunması, cephe sağlıklaştırmaları ve yapıların fiziksel dayanıklılığının artırılması hedeflenmiştir. Bu öneriler ışığında, zaman ve müdahale türlerine göre sınıflandırılmış kentsel sağlıklaştırma stratejilerini içeren kapsamlı bir eylem planı geliştirilmiştir. Hazırlanan bu plan, kısa, orta ve uzun vadeli hedefler doğrultusunda yapılandırılmış; fiziksel müdahalelerle tarihî dokunun korunması ve mekânsal iyileştirilmesi; sosyal müdahalelerle ise yerel halkın katılımı, kültürel miras bilincinin artırılması ve kent belleğinin canlandırılması amaçlanmaktadır. Böylece, eylem planı hem uygulamaya dönük yol gösterici bir çerçeve sunmakta hem de sürdürülebilir kentsel koruma anlayışını desteklemektedir.The aim of this stud

    New N-heterocyclic compound derivative Schiff bases and their Ag(I) complexes: Synthesis, characterization and activities on lung cells

    No full text
    Doğadaki birçok biyoaktif bileşiklerin yapılarında azot içeren heterosiklik halkaların yaygın olarak bulunması, bu konuda çalışan araştırmacıların ilgisini çekerek, bu bileşik gruplarına yoğunlaşmalarını sağlamıştır. Literatür incelemesinde, çok sayıdaki çalışmada azot içeren heterosiklik bileşiklerin biyolojik özelliklerinin farmakolojik olarak uygulanabilir olduğu görülmekte ve biyolojik etkilerinin araştırılması için çeşitli sentez tasarımlarının geliştirilmesinin önemi vurgulanmaktadır. Yapılarında azot içeren heterosiklik halkalara örnek olarak verilebilen ve doğal birçok yapı içerisinde de bulunan piridin, pirazin, kinolin, kinoksalin, indol ve piperazin türevi bileşiklerin biyolojik olarak yüksek aktivitelere sahip oldukları saptanmıştır. Dolayısıyla yeni ilaç tasarımları için hedef moleküller arasında bu birimleri içeren türevler sıklıkla tercih edilmektedir. Çok fazla kullanım alanlarına sahip Schiff bazları ve bunların metal iyon komplekslerinin, koordinasyon ve supramoleküler kimyada oldukça önemli yerleri bulunmaktadır. Bu bileşik türleri sahip oldukları benzersiz yapısal özellikleri sayesinde tıp, çevre kimyası ve boya sanayinde büyük önem taşımaktadır. Özellikle sahip oldukları çeşitli ve etkili biyolojik aktivite özellikleri ile ilaç kimyasında potansiyel biyoaktif ajanlar arasında değerlendirilmektedir. 1,2,3-triazol halkasının oluştuğu click reaksiyonları, düşük toksisiteye sahip uygun kimyasal ve biyolojik modifikasyonların tasarımlarında oldukça önemli farmakofor yapıların oluşumunu sağlamaktadır. Bu tez çalışması kapsamında, tercih edilen bileşik grupları ve kullanılan sentez yöntemleri ile yapıya kazandırılan birimler doğrultusunda olası biyoaktif yeni tip N-heterosiklik bileşiklerin sentezlenmesi ve A549 (akciğer kanseri) ve MRC-5 (sağlıklı akciğer) hücrelerine karşı sitotoksik aktivitelerinin araştırılması hedeflenmiştir. Bu amaç doğrultusunda çeşitli reaksiyon yöntemleri kullanılarak piridin, pirazin, kinolin ve kinoksalin birimlerini içeren bileşikler (3, 6, 9, 11 ve 14) ve ardından 'click' reaksiyonları ile N-heterosiklik aldehit türevleri (A1-A4) sentezlendi. Daha sonra elde edilen bu bileşiklerin (A1-A4) sırasıyla, amin bileşikleri olarak indol türevi triptamin ve piperazin türevi 1-(2-aminoetil)piperazin reaktifleri ile Schiff baz kondenzasyon reaksiyonlarından yeni imin ligandları (L1-L8) elde edildi. Reaksiyonlar sonucu oluşan ara basamak bileşiklerin (3, 6, 9, 11 ve 14) ve yeni tip N-heterosiklik bileşiklerinin (A1-A4, L1-L8) yapıları kütle, FT-IR, 1H ve 13C NMR spektrumları ve tek kristali elde edilenler için (A1-A4) X-ışını kırınım yöntemlerinden elde edilen veriler ile aydınlatıldı. Aynı zamanda elde edilen yeni tip N-heterosiklik bileşiklerinin (A1-A4, L1-L8) Ag(I) metal iyonu ile oluşturacağı koordinasyon bileşiklerini incelemek amacıyla kompleksleşme reaksiyonları gerçekleştirilerek yapıları kütle, FT-IR, 1H NMR, EDX, XRD ve UV-Visible spektrumları ile karakterize edildi ve termal kararlılıkları incelendi. Sentezlenen ve yapıları çeşitli spektroskopi yöntemleri ile aydınlatılan tüm yeni N-heterosiklik bileşikleri ve Ag(I) koordinasyon bileşiklerinin sitotoksik aktiviteleri A549 (akciğer kanseri) ve MRC-5 (sağlıklı akciğer) hücrelerine karşı SRB (Sülforodamin B) yöntemiyle araştırılarak IC50 değerleri belirlendi.The widespread

    Edirne Peyzajında Tıbbi Süs Bitkileri

    No full text
    Tıbbi bitkiler tarihsel olarak çeşitli hastalıkları iyileştirmek için kullanılırken, süs bitkileri güzellikleriyle peyzaj düzenlemelerini zenginleştirir. Hem tıbbi hem de aromatik özelliklere sahip bitkilerin sürdürülebilir üretimi ve kullanımı, bu türler hakkında kentsel topluluk farkındalığının artırılmasıyla sağlanabilir. Bu çalışma, Edirne ve çevresinde bulunan tıbbi değeri olan 15 süs bitkisinin fotoğraflarını, botanik özellikleri, tıbbi kullanımları ve peyzaj uygulamaları hakkında ayrıntılarla birlikte sunarak kültürel farkındalığı artırmayı amaçlamaktadır. Bu bitkiler parklarda, bahçelerde, kurumsal peyzajlarda, alışveriş merkezlerinde ve botanik bahçelerinde araştırılmış ve ortamlarına estetik ve işlevsel değer katmıştır

    Evaluation of the performance of ultrasouns-assisted membrane processes in the recovery of anthocyanins from blueberry pomace

    No full text
    Bu tez çalışmasında, yaban mersini posasından antosiyaninlerin geri kazanılmasında ultrason destekli membran proseslerinin performansları değerlendirilmiştir. Bu kapsamda ultrasonun ön işlem olarak uygulanması ve ultrafiltrasyon (UF) sistemine entegrasyonu ile membran performansının ve biyoaktif bileşiklerin geri kazanımının iyileştirilmesi hedeflenmiştir. Ultrason ön işlemi uygulanmamış ve uygulanmış örnekler mikrofiltrasyon ve UF süreçlerine tabi tutulmuştur. Ultrason ön işlemi uygulanmamış YMPE'nin mikrofiltrasyonu sırasında permeat akısında %85'lik bir azalma gözlemlenirken, ultrason ön işlemi uygulanan örneklerde bu azalma %79,4 ile daha düşük seviyelerde kalmıştır. Ultrason ön işlemi ile UF ve ultrason destekli UF (UD-UF) sistemlerinde başlangıç permeat akıları sırasıyla %8,83 ve %35 oranında artmıştır. Ayrıca ultrason ön işlemi uygulanan yaban mersini posası ekstraktının (YMPE) UF ve UD-UF sistemlerinde membranın hidrolik geçirgenlik kaybı azalmış ve geri kazanım oranları artmıştır. En yüksek toplam direnç ön işlem uygulanmamış YMPE'nin UF işleminde tespit edilirken, en düşük toplam direnç ön işlem uygulanmış YMPE'nin UD-UF işleminde tespit edilmiştir. Ultrason entegrasyonu ön işlem uygulanmayan ve uygulanan YMPE'nin UF işleminde kek tabakası oluşumunu sırasıyla %37 ve %34 oranında azaltmıştır. YMPE'den antosiyaninlerin kazanımı için uygulanan UF işleminde besleme, permeat ve retentat örneklerinin fizikokimyasal kalite karakteristiklerinin belirlenmesi amacıyla kalite kontrol analizleri gerçekleştirilmiştir. Ultrason ön işlemi YMPE'nin toplam fenolik madde, toplam flavonoid madde, toplam monomerik antosiyanin ve toplam antioksidan aktivite (ABTS) miktarlarını arttırmıştır. Ultrason ön işlemi, UF ve UD-UF permeatlarında toplam fenolik madde, flavonoid madde, monomerik antosiyanin ve antioksidan aktivite (ABTS ve DPPH) değerlerinde istatistiksel olarak anlamlı artış sağlarken (p 0,05). Ön işlem uygulanan örneklerde, UF permeatlarına kıyasla UD-UF permatlarında toplam fenolik madde ve antioksidan aktivitede (DPPH) değerlerinde sırasıyla %12,70 ile %8,96 oranında artış tespit edilmiştir. Sonuç olarak bu çalışma, ultrason destekli membran proseslerinin yaban mersini posasından antosiyaninlerin geri kazanılmasında etkili bir yöntem olduğunu ve uzun süreli ultrafiltrasyon işlemlerinde membran performansını iyileştirdiğini göstermektedir. Elde edilen antosiyanin açısından zengin ekstraktın, doğal bir renklendirici ve antioksidan kaynağı olarak kullanılabileceği düşünülmektedir.This thesis evaluates the performa

    The FODMAP-Reducing Potential of Sourdough-Derived Lactobacillus Strains From the Marmara Region of Turkey

    No full text
    This study investigates the microbial diversity and FODMAP content of sourdough samples from Turkey's Marmara Region, collected in summer and winter. The primary objective was to identify lactic acid bacteria (LAB) strains capable of reducing FODMAP levels, which are associated with digestive disorders such as irritable bowel syndrome (IBS). The research was conducted in stages; in the first stage, sourdough samples were collected in different seasons and their FODMAP and fructan values were analyzed. In the second stage of the study, LAB strains were isolated from the sourdoughs with the lowest FODMAP and fructan levels, and new sourdough samples were prepared. A comprehensive analytical approach was undertaken, including FODMAP and fructan levels, fermentation characteristics, isolate identification, and chemical analysis of the samples. Among the tested samples, Bal & imath;kesir-1Y-1 significantly reduced fructan content by 48%, while Tejirda & gbreve;-1 K-2 and Edirne 1 K-2 exhibited the highest FODMAP reduction rates of approximately 64%. Additionally, Edirne-1 K-2 showed the strongest acidification potential, with 3.76 +/- 0.01 pH and 1.20% +/- 0.08% total titratable acidity, comparable with the control group. Seasonal variations significantly influenced microbial activity, with summer isolates demonstrating an enhanced enzymatic efficiency in FODMAP metabolism. The results highlight the potential of sourdough fermentation using targeted LAB strains to produce low-FODMAP foods that maintain high sensory and nutritional quality. This study highlights the significance of optimizing fermentation processes through targeted microbial selection and controlled conditions to achieve desirable nutritional and sensory attributes with dietary sensitivities.Turkiye Bilimsel ve Teknolojik Arastimath;rma Kurumu, TUBITAK [221O154]This work was supported by Turkiye Bilimsel ve Teknolojik Arast & imath;rma Kurumu, TUBITAK 3501-Project No 221O154

    Role of Sentinel Lymph Node Biopsy with Blue Dye Only after Neoadjuvant Systemic Treatment in Patients with Breast Cancer Who Had Biopsy-Proven Node-Positive Disease at Admission: SENATURK-ROSANNA Study

    No full text
    Introduction: In breast cancer patients with initially metastatic axillary lymph nodes (pN+, ALNs), neoadjuvant systemic treatment (NST) significantly downstages axillary disease. Sentinel lymph node biopsy (SLNB) in well-responded patients has been associated with high false-negative rates (FNRs) when less than 3 nodes are retrieved and a single tracer is used. Targeted axillary dissection after node clipping has been proposed to reduce FNR but is costly, is labor intensive, and requires specialized equipment. However, there is limited evidence linking high FNR with worse long-term oncological outcomes, such as recurrence rates. This study evaluates axillary recurrence rates in breast cancer patients downstaged by NST and assessed with SLNB using blue dye alone. Methods: We retrospectively analyzed clinical, pathological, and follow-up data from 245 breast cancer patients treated between 2010 and 2021 across six centers in Turkiye. All patients had pN+, ALNs at diagnosis and were downstaged to ypN0 or ypN0[i+] by SLNB with blue dye after NST. Recurrence rates in the breast, axilla, other regional lymphatics, distant organs, and mortality were recorded. Results: Of the 245 patients, 10% had cN2 disease and 35% had less than 3 sentinel lymph nodes retrieved. After SLNB, 6% had isolated tumor cells in their nodes, while the rest achieved a pathologic complete response. The median follow-up was 51 months. Only 2% developed ipsilateral axillary recurrence (0.8% isolated), and 18% had any recurrence, primarily as distant metastasis. The mortality rate was 9%. Conclusion: Our study demonstrates that performing SLNB after NST using only blue dye may be a viable and acceptable approach in clinical practice. The oncological safety and adequacy of this simple method should be confirmed with further studies

    0

    full texts

    27,605

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Trakya University Academic Open Access System
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇