Trakya University

Trakya University Academic Open Access System
Not a member yet
    27605 research outputs found

    Evaluation of waste management in healthcare facilities: A meta-analysis study

    No full text
    Bu çalışmanın amacı, Türkiye'deki sağlık çalışanlarının tıbbi atık yönetimi konusundaki bilgi, farkındalık ve uygulama düzeylerini meta analiz yöntemiyle değerlendirmek ve mevcut eksiklikleri sistematik olarak ortaya koymaktır. 2019–2023 yılları arasında yayımlanan ve sağlık çalışanları üzerine yapılmış toplam 8 çalışma meta analiz yöntemi ile incelenmiştir. Random Effects (rastgele etkiler) modeli kullanılarak analiz yapılmış; heterojenlik ve yayın yanlılığı testleri uygulanmıştır. Analize dahil edilen çalışmalarda, sağlık çalışanlarının bilgi düzeyleri ve uygulamaları arasında anlamlı heterojenlik (I²>%75) tespit edilmiştir. Funnel plot analizi ve Egger-Begg testleri sonucunda yayın yanlılığı bulunmadığı görülmüştür. Türkiye'de sağlık çalışanlarının tıbbi atık yönetimi konusundaki bilgi düzeylerinde bölgesel farklılıklar ve genel olarak yetersizlikler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu bağlamda, eğitim ve denetim mekanizmalarının güçlendirilmesi önerilmektedir. Sonuç olarak, tıbbi atık yönetimi, çevresel etkilerin azaltılması ve toplum sağlığının korunması için önemli bir süreçtir. Sağlık kuruluşlarında atık yönetiminin etkili bir şekilde uygulanması, çevresel ve sosyal faydalar sağlayabilir. Literatürdeki çalışmaların meta analiz yöntemiyle değerlendirilmesi, tıbbi atık yönetimi politikalarının geliştirilmesine ve uygulanmasına katkı sağlayabilir.The aim of this study is to evaluate

    The use of different prompt formats to improve the performance of language models in the turkish language

    No full text
    Dil modelleri, etkin ince-ayarlama metotları ile herkes tarafından eğitilebilmekte ve özelleştirilerek farklı alanlarda kullanılabilmektedir. Dil modellerinin başarımı için genellikle kayıp veya doğruluk metrikleri kontrol kabul edilse de istem formatlarının seçimi de bu başarımı etkilemektedir. Bu çalışmada Llama2, Llama3 ve Mistral7B gibi büyük dil modellerinin yanı sıra küçük dil modeli olan Phi3 ile farklı iki veriseti üzerinde çeşitli yaygın olarak kullanılan istem formatlarının ve özelleştirilmiş Türkçe istem formatları ile birlikte denenmesi ile eğitilmiş ve başarım sonuçları karşılaştırılmıştır. Elde edilen bulgular ve sonuçlar neticesinde, yalnızca model mimarisinin değil, kullanılan istem formatının yapısının da başarım üzerinde kritik bir rol oynadığını göstermiş ve istem formatının değişikliğinin dil modellerinde performansı etkilediği gözlenmiştir. Bunlarla birlikte özelleştirilmiş istem formatı kabul edilebilir kayıp değerlerinde en iyi metrik sonuçlarını elde etmiştir.Language models can be trained and customized by anyone using effective finetuning methods, making them versa

    Dijital Dünyada Metaverse ve Yapay Zekâ Teknolojilerinin İşletmeler Üzerindeki Etkisi

    No full text
    İnsanlığın doğuşundan beri teknolojik gelişim hızlı bir şekilde sürmektedir. Dijitalleşmenin neredeyse her alana yayılması ile hem iş dünyasında hem de bireyin olağan yaşamında dijital evrenler odak noktası olmaya başlamıştır. Son zamanlarda ise hayatımıza dahil olmuş ve gittikçe çeşitli alanlarda kullanılmaya başlanan iki kavramdan söz etmek gerekir. Bunlar yapay zekâ ve metaverse’dir. Metaverse, fiziki olmayan yani sanal bir ortamda fiziki ortama benzer biçimde iletişim olanaklarının mevcut olduğu ve bunu etkinleştiren blok zinciri, sanal gerçeklik, artırılmış gerçeklik, genişletilmiş gerçeklik ve yapay zekâ gibi teknolojiler ile avatar adı verilen dijital varlıklar sayesinde dijital bir dünyaya kapı açan evrendir. İşletmeler için yeni bir pazarın kapıları açılmakla beraber bu teknolojilerin kullanımı sayesinde daha fazla müşteriye erişim kolaylaşmaktadır. Birçok işletme metaverse dünyasında mağazalar açmakta, arsalar almakta, giysi, ayakkabı, gıda ürünleri üretmekte, konserler, etkinlikler ve oyunlar düzenlemektedir. Bu durum rekabet üstünlüğü ve verimlilik elde edilmesine de olanak sağlamaktadır. Başta Amerika, Çin, Japonya, Güney Kore gibi ülkeler ve işletmeleri metaverse ve yapay zekâ kullanımında ön sıralarda yer almakta olup ülkemizde de hem devlet tarafından hem de işletmeler tarafından çeşitli adımlar atılmıştır. Bu çalışmada, dijital dünyada çok popüler kavramlar haline gelen metaverse ve yapay zekânın çeşitli işletme örnekleri ile beraber önemi gösterilmeye çalışılmış gelecekte yapılacak araştırmalar için literatüre katkı sağlanması amaçlanmıştır. Yapay zekâ ve metaverse kullanımının artması ile beraber hem dünyada hem de ülkemizde bu teknolojilerin işletmeler üzerinde ne derecede etkisi olduğu ortaya konmaya çalışılmıştır. Her alana yayılmaya başlayan bu iki kavramın literatürde kendine daha fazla yer edinmesiyle işletmelerin sürdürülebilirliği açısından ciddi katkıları olacağı düşünülmektedir. Ayrıca metaverse ve yapay zekâya dayalı teknolojilere uygun altyapı ve veri gizliliği politikalarının uygulanmasının, bu teknolojileri yaşamımıza entegre etme konusunda son derece önemli olduğu sonucuna ulaşılmıştır

    COMPARISONS OF CURRENT COASTAL PLANNING CASES USING UNIVERSAL DESIGN PRINCIPLES AND REGULATIONS IN LINE WITH SUSTAINABILITY AND SUSTAINABLE DEVELOPMENT GOALS (SDG) – GREECE, TURKIYE

    No full text
    The intensity of usage of coastal areas increases over time due to the increase in the urban population causing an increase in the construction of residential buildings and roads, tourism traffic caused by faster and better transportation, and the human factor that always desires to take more from nature. Coastal planning is dependent on the regulations implemented by countries. Governments create their policies via laws, regulations, and directives about the preservation and sustainability of coastal areas. In light of this information, in this study, the current states of coastal areas selected from Turkiye and Greece are comparatively analysed. Recommendations for the improvement of the current situation are discussed in line with the limitations of the current laws of both countries and “coastal area evaluation criteria” in the literature. The outcomes are tabulated and analysed systematically. It is aimed to increase the awareness of users regarding their demands from the natural environment, as well as the value and importance of nature, and emphasise the need for preservation policies that account for the environmental characteristics of coasts. Accordingly, the importance of the comprehensive management of coastal areas and the comprehensive evaluation of the regulations in place in coastal planning is understood. © 2025 Elsevier B.V., All rights reserved

    An analysis on households compulsory education: The case of Tekirdag province

    No full text
    Kalkınmayı etkileyen faktörler ekonomik ve ekonomik olmayan olarak iki genel kategoride ele alınır. Ekonomik olmayan faktörler içinde insangücü özel bir önem taşır. İnsangücüne nitelik kazandırılması ise eğitim yoluyla olur. Eğitimin bireysel ve toplumsal, psikolojik ve sosyolojik vb pekçok fonksiyonu bulunmaktadır. Bunlardan biri de yatırım özelliğidir. Kişinin mevcut kaynaklarının bir kısmını yakın veya uzak gelecek zaman döneminde fayda görmek ümidiyle bu amaca yönelik kullanması eğitimin yatırım özelliğidir. Sosyal sınıf atlama, ekonomik kazanç elde etme, sosyal saygınlık kazanma veya kişisel gelişim vb amaçlar bu fayda görme beklentilerinden bazılarıdır. Ancak insanların bir kısmı eğitime bir yatırım fırsatı olarak bakarken diğerleri tüketim olarak görebilmektedir. İnsanların eğitime bu yatırım veya tüketim bakış açıları onların davranışlarını etkiliyor olabilir. Kişilerin eğitime bakış açılarını ve harcamalarını etkileyen bireysel faktörlerin saptanması kalkınmayı yönetebilmek bakımından önemlidir. Bu çalışmanın genel amacı; Öğrenci velilerinin eğitim harcamalarına yönelik tutum ve davranışlarını etkileyen faktörlerin saptanmasıdır. Bu doğrultuda, kişilerin eğitim harcamaları tutumunu belirlemek amacıyla 4'lü derecelemeli Likert tarzı 19 maddeden oluşan ölçek, önermeleri oluşturmakla başlayıp istatistiksel analizlerle geçerlik-güvenirlik işlemleriyle 1) yatırım 2) tüketim 3) kazanç boyutlarından oluşan son haline getirilmiştir. Araştırmacı tarafından alan yazın taranarak nicel analizler için geliştirilen kişisel bilgi formu, ebeveynlerin demografik özelliklerini, sosyo-ekonomik özelliklerini ve eğitim harcama davranışlarını belirlemeye yönelik üç bölümden, toplam 17 sorudan oluşmaktadır. Çalışma, toplam 771 katılımcı ile yürütülmüştür. Tutum ölçekten elde edilen eğitim harcamaları tutumunun anketten elde edilen demografik özelliklere, sosyo-ekonomik özelliklere ve eğitim harcamaları davranışına göre farklılaşması incelenmiş ve etkili olduğu görülmüştür.Development is in

    The effect of multicultural education-supporting activities on preschool children's and parents' opinions on individual differences

    No full text
    09.11.2025 tarihine kadar kullanımı yazar tarafından kısıtlanmıştır.Bu araştırmanın amacı okul öncesi eğitime devam etmekte olan okul öncesi dönem çocukları ve velileri için hazırlanmış olan çok kültürlü eğitimi destekleyici etkinlikler ile bu dönem çocukların ve velilerinin bireysel farklılıklara ilişkin görüşünü ortaya koymaktır. Bu amaçla karma desenle tasarlanan araştırmada veriler 2023-2024 eğitim-öğretim yılında Diyarbakır ili Eğil ilçesinde bulunan Millî Eğitim Bakanlığı'na bağlı ilkokul bünyesindeki anasınıflarına devam etmekte olan çocuklar ve ebeveynlerinden toplanmıştır. Çalışma grubunu, çalışmaya gönüllü olarak katılmayı kabul eden 60 çocuk (30 deney ve 30 kontrol) ve bu çocukların ebeveynleri oluşturmaktadır. Deney sürecinde araştırmacı tarafından geliştirilen Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler 10 hafta ve haftada iki gün olacak şekilde uygulanmıştır. Araştırmanın bağımlı değişkeni "bireysel farklılıklara ilişkin bakış", bağımsız değişken ise "Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler"dir. Veri toplama aracı olarak; Farklılıklara Saygı Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Aile Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Öğretmen Ölçeği, Kişisel Bilgi Formu ve Yarı Yapılandırılmış Veli Görüşme Formu kullanılmıştır. Nicel verilerin analiz sürecinde Bağımsız Gruplar t-Testi ve Bağımlı Gruplar t-Testi; nitel verilerin analizinde ise Betimsel Analiz ve İçerik Analizinden yararlanılmıştır. Çalışmanın nicel bulgularında Farklılıklara Saygı Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Öğretmen Ölçeği, Farklı Kültürlere Bakış Aile Ölçeği toplam puanlarında sontest lehine anlamlı farklılıkların olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bu sonuç "Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler"in okul öncesi dönem çocukların bireysel farklılıklara ilişkin görüşleri üzerinde olumlu yönde etkisinin olduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmanın nitel bulgularına göre "Çok Kültürlü Eğitimi Destekleyici Etkinlikler"in ebeveynlerin bireysel farklılıklara ilişkin görüşlerine olumlu yönde etkisi olduğu söylenebilir.The aim of this research is to reveal th

    Perception of pain and its effect on quality of life in individuals over 65 years of age with foot pain

    No full text
    ÖZET "65 Yaş Üstü Ayak Ağrısı Olan Bireylerde Ağrının Algılanması ve Yaşam Kalitesine Etkisi", Trakya Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Sağlık Bilimleri Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Edirne, 2025. Giriş ve Amaç: Bu çalışmanın amacı, 65 yaş üstü bireylerde ayak ağrısının yaşam kalitesi üzerindeki etkilerini incelemektir. Yaşlı popülasyonda ayak ağrısının yaygınlığı ve bu ağrının günlük yaşam aktiviteleri, duygusal durum ve genel sağlık algısı üzerindeki etkileri belirlenerek, klinik uygulamalara yönelik öneriler sunulması hedeflenmiştir. Gereç ve Yöntemler: Bu kesitsel çalışmada, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Fizik Tedavi Kliniği'nde yatmakta olan 65 yaş üstü ayak ağrısı olan 120 hasta bireyden oluşan bir örneklem grubu kullanılmıştır. Katılımcılar, belirlenen kriterlere göre gönüllü olarak seçilmiş ve çalışmaya dahil edilmiştir. Hastanın demografik verileri kayıt altına alınmış; ağrı ve yaşam kalitesi değerlendirmesi için SF-36, SRS-22 anketi, yaşlılar için Fiziksel Aktivite Ölçeği ve Yaşlılığı Algılama Anketi Kısa Formu kullanılmıştır. Anketler, katılımcılara yüz yüze uygulanmış ve veriler analiz edilmiştir. İstatistiksel analizlerde, Student t testi, Mann Whitney U testi, Pearson ve Spearman korelasyon analizleri ve ki-kare testleri kullanılmıştır. P<0.05 değeri istatistiksel anlamlılık sınırı olarak kabul edilmiştir. Bulgular: Araştırmada elde edilen bulgular, ayak ağrısının yaşlı bireylerin yaşam kalitesi üzerinde negatif bir etkiye sahip olduğunu göstermiştir (p<0.05). Yüksek ağrı skoruna sahip olan bireylerde, yaşam kalitesi ve yaşlılık algısının daha olumsuz olduğu belirlenmiştir. SF-36, SRS-22 ve Yaşlılığı Algılama Anketi sonuçlarına göre, ağrı düzeyi ile yaşam kalitesi arasında anlamlı ve negatif bir ilişki saptanmıştır. Fiziksel aktivite düzeyi ise ağrı düzeyinden bağımsız olarak düşük bulunmuştur. Sonuç: Bu çalışmanın bulguları, 65 yaş üstü bireylerde ayak ağrısının yaşam kalitesi ve yaşlılık algısı üzerinde önemli bir etkiye sahip olduğunu ortaya koymaktadır. Ayak ağrısının yönetimi, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artırmak için kritik bir öneme sahiptir. Bu nedenle, klinik uygulamalarda ağrı yönetimi programlarının geliştirilmesi ve uygulanması önerilmektedir.ABSTRACT "Perception of Pain and Its Impact on Quality of Life in I

    Examination of Physical Fitness and Nutritional Status in Geriatric Individuals with and without Type 2 Diabetes Mellitus

    No full text
    Aims: The aim of our study is to examine the physical fitness and nutritional status of geriatric individuals with and without Type 2 diabetes mellitus (DM). Methods: A total of 80 geriatric individuals, 40 with and 40 without Type 2 DM, aged 65-75, participated in the study. Geriatric individuals in both groups were evaluated with physical fitness tests and Mini Nutrition Assesment-Short Form (MNA-SF) was evaluated. Body mass index values (BMI) of the participants were calculated and their nutrition consumption was analyzed by taking 3-day nutrition consumption records. Results: The average age of the geriatric individuals participating in the study was 68.78 +/- 6.25. A statistically significant difference was found between the groups in terms of physical fitness, MNA-SF, BMI and energy-nutrient intake (p < 0.05). Conclusions: Geriatric individuals with Type 2 DM had worse physical fitness and nutritional status than those without Type 2 DM, but their protein intakes (gram/kilogram/day) were better than those without Type 2 DM

    KCNQ1 Polymorphism in the Context of Ischemic Cardiomyopathy: A Potential Key to Decision-Making for Device Implantation

    No full text
    Background Ventricular tachyarrhythmia (VTA) in ischemic cardiomyopathy (ICM) is a life-threatening condition influenced by genetic factors and electrical remodeling. This study investigated the association between KCNQ1 gene polymorphisms (rs2237892 and rs2237895) and the development of VTA in ICM patients to improve risk stratification and guide device implantation decisions. Methods This single-center study included 213 ICM patients with implantable cardioverter-defibrillators (ICD) for primary prevention of VTA. Patients were divided into arrhythmia and control groups based on device interrogation findings. Genetic analysis for rs2237892 and rs2237895 polymorphisms was performed using real-time polymerase chain reaction (PCR). Clinical, electrocardiographic, and laboratory parameters were analyzed. Correlation and logistic regression analyses evaluated the association between KCNQ1 polymorphisms and VTA risk. Results The arrhythmia group demonstrated significantly higher QT dispersion, frontal QRS-T angle, and T-wave peak-to-end interval compared to the control group. The TT genotype of rs2237892 and the AC genotype of rs2237895 were significantly associated with increased VTA risk (p < 0.001). Multivariate analysis confirmed these genotypes as independent predictors of VTA. No significant differences in other clinical or laboratory risk factors were observed. Conclusions KCNQ1 gene polymorphisms (rs2237892 and rs2237895) are strongly associated with VTA in ICM patients, suggesting a potential role as biomarkers for risk stratification. These findings may assist in tailoring ICD implantation decisions and improving patient outcomes.This study was supported by the Scientific Research Projects of Trakya University (Project No: 2022/210). [2022/210]; Scientific Research Projects of Trakya UniversityThis study was supported by the Scientific Research Projects of Trakya University (Project No: 2022/210)

    Investigation of human angptl4 (angiopoietin-like 4) levels in patients diagnosed with pulmonary thromboembolism

    No full text
    Pulmoner tromboemboli tanısı ve klinik olarak şüphelenilmesi zor hastalıklardan biridir. Skorlamaların ve tanıda kullanılan parametrelerin yetersizliği nedeniyle halen pulmoner tromboemboli atlanabilen ve mortal seyreden hastalık tablolarından biridir. Hastalar genellikle nefes darlığı, göğüs ağrısı, senkop ve hemoptizi gibi nonspesifik semptomlarla acil servislere başvurmaktadır bu nedenle hekimin klinik deneyimi ve hastalıktan şüphelenmesi en önemlisidir. Yüksek mortaliteye sahip olması nedeniyle, pulmoner tromboemboli şüphesi olan hastalarda tanıyı hızlı koymak ve tedaviye hemen başlamak gerekmektedir. Şu anda, spesifik olarak yüksek tanı koyduruculuğa sahip bir biyomarker bulunmamaktadır. Bu nedenle, inflamasyonda rol aldığı bilinen angiopoietin-like protein 4 biyobelirtecinin tanıdaki kullanılabilirliği ve pulmoner emboli hastalığındaki değerini araştırmayı amaçladık. Çalışmamız, bir üniversite hastanesinin acil servisinde prospektif ve tek merkezli olarak gerçekleştirilmiştir. Çalışmaya, pulmoner tromboemboli saptanan 41 hasta ve pulmoner tromboemboli saptanmayan sağlıklı 41 kontrol grubu dahil edilmiştir. Çalışmada anlamlılık düzeyi p < 0,05 olarak belirlenmiştir. Çalışmamıza dahil edilen 82 bireyin 40' ı erkek ve 42' si kadındı. Hastaların yaş ortalaması (SD) 62.4 (10.8), kontrol grubunun yaş ortalaması (SD) 61.0 (8.7) olarak bulundu. Gruplar arasında yaş ve cinsiyet açısından anlamlı bir fark saptanmamıştır. Kontrol grubunda angiopoietin-like protein 4 ortalaması 12.1 ng/ml olarak bulunurken, vaka grubunda bu değer 74.6 ng/ml olarak saptanmıştır. İstatistiksel olarak bu fark anlamlı bulunmuştur (p <0,005). angiopoietin-like protein 4 için 34.1 ng/ml kestirim değeri kullanıldığında, vaka ve kontrol gruplarını ayırt etme sensitivitesi %95.12, spesifitesi %90.24 olarak hesaplanmıştır. Bu sonuçlara göre, angiopoietin-like protein 4 düzeylerinin pulmoner tromboemboli hastalarında tanısal bir marker olarak kullanılabileceğini düşünmekteyiz. Ancak bu çalışma ön çalışma niteliğindedir ve daha geniş örneklem gruplarıyla yapılacak ayrıntılı araştırmalar literatüre bu konuda daha net bilgiler ve yeni biyobelirteçler kazandırabilir.Pulmonary thromboembolism i

    0

    full texts

    27,605

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Trakya University Academic Open Access System
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇