27605 research outputs found
Sort by
Evaluation of sociodemographic and nutrition-related factors for type 2 diabetes risk: a sample from Turkiye
Background Considering the increasing prevalence of diabetes, we aimed to evaluate the risk of diabetes in our sample and its relationship with sociodemographic and nutrition-related factors. Methods We conducted the study in Afyonkarahisar province of Turkiye with participants aged 18-65 years. In this face-to-face study, we used a questionnaire on sociodemographic information and general dietary habits and the FINDRISC screening tool. We also recorded participants' 24-hour food recall and assessed anthropometric measurements. We analyzed epidemiological data using binary logistic regression models to assess possible risk factors associated with the presence of diabetes risk. Results Overall, this study included 3,990 participants, 50.03% (n = 1996) and 49.97% (n = 1994) of whom were males and females, respectively. The FINDRISC score was higher in females (p = 0.001), married individuals (p 30 kg/m(2 )increased the risk by 7.33 folds compared with having a BMI of < 25 kg/m(2). Significant but very low correlation coefficients were found between main meal consumption, energy, lipid and iron intake and diabetes risk (p < 0.001). Conclusions Our findings suggest that increasing age, increasing BMI, lower education level, and having a disease diagnosis can be significant risk factors for diabetes. However, more studies are needed to clarify risk factors, especially those related to nutrition
Erectile dysfunction following prostate biopsy: a comparative analysis of transrectal versus transperineal approaches
Introduction and objectivesErectile dysfunction (ED) is a concern for men undergoing prostate biopsy. With the increasing adoption of transperineal (TP) biopsy over transrectal (TR) biopsy, it remains unclear which approach carries a lower risk of erectile dysfunction. This study aims to be the first meta-analysis to evaluate erectile dysfunction following TR versus TP prostate biopsy at 1, 3 and 6 months intervals, thereby providing clinicians with evidence-based guidance for patient counseling and shared decision-making.Materials and methodsThis review was prospectively registered on PROSPERO (CRD42024541557) and followed PRISMA guidelines, with searches conducted in PubMed, Scopus, and the Cochrane Library databases up to July 2024. A total of 22 studies reporting erectile function outcomes (IIEF scores) at baseline and 1, 3 and 6 months post-biopsy were identified. After applying inclusion and exclusion criteria, 12 studies were included in the final meta-analysis. TR and TP biopsy methods were compared using a random-effects model to assess standardized mean differences (SMD) in erectile function at each follow-up point. The risk of bias for each study was evaluated to ensure result reliability.ResultsAt 1 month follow-up, a significant decline in erectile function was observed overall (SMD: - 0.3785, p = 0.038). The TP approach showed a slightly more significant decline than the TR approach; however, this difference was not statistically significant (p = 0.074). At 3 months follow-up, no significant differences were observed between methods overall (SMD: - 0.1663, p = 0.132), although TP biopsy alone showed a modest yet considerable decline (SMD: - 0.1868, p = 0.03). At 6 months, erectile function had generally returned to baseline, with no significant differences observed between biopsy techniques (p = 0.41).ConclusionBoth TR and TP prostate biopsies are associated with a transient decline in erectile function. These effects typically resolve by 6 months in most patients, with no significant long-term impact observed. While the initial functional impact may be slightly greater with the TP technique, this difference attenuates over time. These findings are crucial for managing patient expectations post-biopsy
Prevalence of vitamin D deficiency in healthy adults: A systematic review and meta-analysis
Araştırmalar, tüm dünyada D vitamini eksikliğinin artmakta olduğunu ve bunun önemli bir halk sağlığı sorunu haline geldiğini göstermektedir. D vitamini eksikliği, genel popülasyonda mortalite için bağımsız bir risk faktörü olup, kanser, kalp hastalıkları, kırıklar, otoimmün hastalıklar, grip, tip 2 diyabet ve depresyon gibi birçok hastalığın etiyolojisinde rol oynamaktadır. Bu çalışmanın amacı, 2003-2023 yılları arasında dünya genelinde sağlıklı yetişkinlerde D vitamini eksikliği prevalansını sistematik derleme ve meta-analiz ile tahmin etmektir. Sistematik derlemeler ve meta-analizler için tercih edilen raporlama öğeleri önerilerine uygun prosedürler izlenmiş ve sistematik derlemelerin uluslararası prospektif kaydı kaydı oluşturulmuştur. 4 farklı veri tabanından literatür taraması gerçekleştirilmiştir. Dünya genelinde sağlıklı yetişkinlerde D vitamini eksikliği prevalansı % 51,1 olarak saptandı. Bu oran kadınlarda % 56,8 iken; erkeklerde % 43,8 olarak tespit edildi. Afrika bölgesinde D vitamini eksikliği prevalansı % 54,2 olarak tahmin edilmekte, bu oran sağlıklı yetişkin kadınlarda % 61,6'dır. Amerika bölgesinde genel D vitamini eksikliği prevalansı % 34,3 iken, kadınlarda % 33,5, erkeklerde ise % 30,7 olarak hesaplanmıştır. Avrupa'da genel prevalans % 51,6, kadınlarda % 60,5 ve erkeklerde % 52,8 olarak tespit edilmiştir. Batı Pasifik bölgesinde genel prevalans % 44,9, kadınlarda % 55,3 ve erkeklerde %33,5 olarak bulunmuştur. Doğu Akdeniz bölgesinde sağlıklı yetişkinlerde D vitamini eksikliği prevalansı % 62,1.Doğu Akdeniz'de kadınlarda D vitamini eksikliği % 62,7, erkeklerde % 49,3 olarak hesaplanmıştır. Güneydoğu Asya bölgesinde genel prevalans % 55,3, kadınlarda % 58,8 ve erkeklerde % 53,0 olarak gözlemlenmiştir. Genel olarak en düşük D vitamini eksikliği prevalansı Amerika'da saptanmış olup, burada her üç kişiden birinde eksiklik tespit edilmiştir. Kadınlarda D vitamini eksikliği erkeklere göre daha yüksek oranlarda bulunmuş, özellikle Doğu Akdeniz'de % 62,7 ile en yüksek prevalansa ulaşmıştır. Bu bulgular, her bölgenin kendine özgü stratejiler geliştirmesi gerektiğini göstermektedir. Güneş ışığına maruziyeti artırma ve D vitamini takviyeleri gibi halk sağlığı önlemleri, eksiklikle mücadelede etkili olabilir. Uluslararası ve yerel sağlık kuruluşlarının bu konuda eğitim ve farkındalık kampanyaları düzenlemesi gerekmektedir. Anahtar Kelimeler: D vitamini eksikliği, yetişkinler, prevalans, sistematik derleme ve meta-analizResearch shows that vitami
A study on the attitudes and awareness of dental students at Trakya University regarding the use of artificial intelligence in dentistry
Bu çalışma öğrencilerin diş hekimliğinde yapay zekanın kullanımı hakkında bilgi seviyelerini ve klinik kullanımdaki yaklaşımlarını ölçerek yapay zekanın eğitime ve klinik uygulamalara dahil edilmesi sürecine katkı sağlayacak bilgi elde etmeyi amaçlamaktadır. Bu tez çalışmasıyla Trakya üniversitesi diş hekimliği 2, 3, 4 ve 5. Sınıf öğrencilerinin yapay zekanın diş hekimliği pratiğindeki kullanımı hakkında bilgi ve farkındalık düzeyleri ölçülmüştür. Çalışmaya dahil edilen öğrenci sayısı 460'tır. Anket çalışması katılımcıların yapay zeka hakkındaki genel bilgi seviyelerinin, yapay zekanın diş hekimliği pratiğinde gelecekteki kullanımı hakkında yaklaşımlarının ve diş hekimliği eğitiminde yapay zekanın kullanımı hakkında olan görüşlerinin ölçüldüğü 3 bölümden oluşmaktadır. Anket çalışması tek seçenekli 20 sorudan oluşmaktadır. Katılımcıların %61,5'i yapay zekânın diş hekimliğinde kullanımına dair temel bilgiye sahip olduğunu belirtmiş, %77,4'ü ise gelecekteki meslek hayatlarında yapay zekâyı kullanmak istediklerini ifade etmiştir; yapay zekânın klinik kullanımını güvenilir bulan bireylerde bu isteklilik anlamlı düzeyde daha yüksek bulunmuştur (p<0,001). Öğrencilerin %77,8'i yapay zekânın eğitimde öğrenme hızını artıracağını düşünmekte olup, bu inanç ile yapay zekânın eğitimde kullanılmasının gerekliliğine yönelik tutumları arasında da istatistiksel olarak anlamlı bir ilişki saptanmıştır (p<0,001). Katılımcıların yapay zekanın diş hekimliği alnında kullanımı hakkında bilgi seviyeleri ileri seviyede olmamasına rağmen yapay zekayı gelecekteki klinik pratiklerinde ve diş hekimliği eğitimde kullanmaya istekli oldukları görülmüştür. Daha geniş ve daha çeşitli örneklem grubunu değerlendiren çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar kelimeler: yapay zeka, diş hekimliği eğitimi, farkındalıkThis study aims to obta
Concerns and Insights on Timing of Immunotherapy and Radiotherapy in Head and Neck Cancer: A Response to Janopaul-Naylor Et Al.
[Abtsract Not Available
Study on increasing tool life and production speed by optimizing cutting parameters and machining processes in machining
Talaşlı imalatta, işlenecek parçanın malzemesini tanımak önemlidir. Malzemenin standardı, kullanılacak kesici takımın kalitesi ve kesme hızı hakkında bilgi verir. Kesme derinliği (ap) ve ilerleme değeri (fz), iş parçasının şekline ve operasyonun kaba, orta kaba veya finiş aşamasında olup olmamasına bağlıdır. Kesme hızı (Vc) ise kesici takımın kalitesi ve malzeme türüne göre belirlenir. Takım kalitesi, yalnızca kaplamayı değil kullanılan karbür yapısını da içerir; bu da uygun kesme hızını belirlemede etkilidir. Bu çalışmada talaşlı imalatta kullanılan kesici takımların kesme parametrelerinin (kesme hızı, ilerleme oranı, talaş derinliği) takım ömrü üzerindeki etkisi incelenmiştir. 6 adet 2344 malzeme kalıp parçası aynı özellikteki 2 adet freze ile trokoidal ve geleneksel frezeleme ile işlenmiştir. Trokoidal kesim metodu ile çalışan takım 9dk 54sn çalışarak 30,58µm aşınmış, geleneksel kesim metodu ile çalışan takım 17dk 40sn çalışarak 153,28µm aşınmıştır. Trokoidal kesim metodunun geleneksel kesim metoduna göre hem hız hem de takım ömrü olarak daha avantajlı olduğu ispatlanmıştır.In machining, it is important to recogniz
Exploring CHAPS as a Potential Measurement for Auditory Processing and Cognitive Ability in Children with Hearing Loss
Objectives: The primary goal was to investigate the suitability of CHAPS for assessing cognitive abilities and auditory processing in people with hearing loss (HL), specifically in the domains of auditory processing, verbal working memory, and auditory attention. Method: The study comprised 44 individuals between the ages of seven and 14, 22 with HL (N = 11 males) and 22 with normal hearing (N = 10 males). Individuals' auditory attention, working memory, and auditory processing skills were assessed in the study, and self-report questionnaires were used. The evaluation utilized the Sustained Auditory Attention Capacity Test (SAACT), Working Memory Scale (WMS), Filtered Words Test, Auditory Figured Ground Test (AFGT), and the Children's Auditory Performance Scale (CHAPS). Analyses were conducted, including group comparisons, correlation examinations, and receiver operating characteristic evaluations. Results: There were significant differences in CHAPS total, attention, noise, quiet, and multiple inputs between groups. No significant differences were seen in CHAPS_ideal and CHAPS_auditory memory across groups. The study of SAACT and its subscores, WMS and its subscores, FWT, and AFGT revealed a significant difference between groups, caused by the poor performance of persons in the HL group compared to those in the NH group. The SAACT and its subscores correlated significantly with CHAPS_attention. The AUC calculation showed that The SAACT and CHAPS_attention distinguished persons with or without HL (p < 0.05). WMS_STM and WMS_total correlated with CHAPS auditory memory subscale; however, WMS_VWM did not. AUC values for WMS and its subscores showed significant discrimination in identifying children with or without HL (p < 0.05), whereas CHAPS_auditory memory did not (AUC = 0.665; p = 0.060). FWT and AFGT had a significant relationship with CHAPS_noise and CHAPS_multiple inputs subscales. The CHAPS_quiet and CHAPS_ideal subtests only correlated with AFGT. CHAPS_quite and CHAPS_ideal did not exhibit significant discriminative values (p < 0.05) for identifying children with or without HL, while CHAPS_noise, CHAPS_multiple inputs, FWT, and AFGT did. Conclusion: The CHAPS_attention subscale could be a trustworthy instrument for assessing auditory attention in children with HL. However, the CHAPS_auditory memory subscale may not be suitable for testing working memory. While performance-based auditory processing tests showed improved discrimination, the CHAPS_noise and CHAPS_multiple inputs subtests can still assess hearing-impaired auditory processing. The CHAPS_quiet and CHAPS_ideal subtests may not evaluate auditory processing. (c) 2024 S. Karger AG, Base
Et Üretim Tesislerindeki Tehditler ve Riskler: Bir Risk Analizi
Etlerin sağlıklı bir şekilde toplumun tüketimine sunulması mezbahalardaki işlem süreçlerine ve bu alandaki çalışanların sağlık güvenliğine bağlıdır. Bu tür işyerlerinde hijyen kurallarına uyulması, gıda güvenliği ve zoonoz hastalıkların önlenmesi açısından toplum sağlığını doğrudan etkileyen bir konudur. Bu anlamda da mezbahalar oldukça kritik bir öneme sahiptir ve iş sağlığı güvenliği açısından prosedürlerin eksiksiz gerçekleştirilmesi gerekir. Etkili bir risk yönetimi ile çalışanlara zarar verebilecek potansiyel tehlikeler kontrol altına alınabilir. Risk analizleri risk yönetiminde tehlike ve risklerinin belirlendiği, önlemlerin değerlendirildiği önemli bir aşamadır. Mevcut çalışmada mezbahada yer alan faaliyetlere dair bir risk analizi yapılmıştır. Risk analizi yapılmadan önce literatürdeki ilgili çalışmalar incelenmiş, ne tür tehlikelerin olduğu ve hangi risklerin gerçekleşebileceği araştırılmıştır. Yöntem olarak iş sağlığı ve güvenliğinde sıklıkla kullanılan sistematik yöntemlerden biri olan L- tipi matris tercih edilmiştir. Risk analizinde hayvanların kabulünden sevkiyatına kadar geçen 10 faaliyete ilişkin 37 tehlike belirlenmiştir. Bu tehlikelerin 3’ü yüksek risk, 26’sı orta risk,8’i düşük risk puanına sahiptir. Kesim kabininde ve deri yüzme faaliyetlerindeki kesici aletler tehlikesi ile yetersiz psikolojideki çalışan tehlikesi en yüksek risk skoruna sahiptir. Risk analizlerinin sonuçları kabul edilebilir seviyelerde olsa dahi işletme koşullarındaki değişkenlik ve ortaya çıkabilecek yeni riskler göz önünde bulundurularak risk analizi belirli sürelerde tekrarlanmalıdır. Çalışma mezbaha çalışanlarının sağlık ve güvenliğinin artırılmasına katkıda bulunmayı amaçlamaktadır
Zilovertamab Vedotin Plus R-CHP in Untreated Diffuse Large B-Cell Lymphoma: Phase 2 waveLINE-007 Trial
65th Annual Scientific Meeting of the British-Society-for-Haematology -- APR 27-29, 2025 -- Glasgow, SCOTLAND[Abtsract Not Available]British Soc Haemato
A TAXONOMIC REVISION OF THE TEMNOTHORAX KEMALI SPECIES-GROUP (HYMENOPTERA: FORMICIDAE)
A review of the members of the Temnothorax kemali species-group revealed that it consists of two species: T. kemali (Santschi, 1934) widespread in the lowlands and highlands of the Aegean Region and western Anatolia, and T. guzel sp. nov. known from alpine habitats of K & uuml;tahya in T & uuml;rkiye. A detailed description of both species, supplemented with rich photographic documentation and comments on their ecology, as well as a key to the T. kemali species-group are given