27605 research outputs found
Sort by
On S-semisecond and S-semiprime submodules
Let R be a commutative ring with identity, S be a multiplicatively closed subset of R. In this article we introduce and investigate the concept of S-semisecond submodule as a generalization of semisecond and S-second submodules. We also give some results on S-semiprime submodules and investigate some interrelations between S-semiprime and S-semisecond submodules. In addition, to give many examples and characterizations of S-semisecond submodules, we characterize a certain class of semisecond submodules in terms of S-semisecond submodules. We also determine several characterizations of modules M in which every submodule N of M with annR(N)boolean AND S=& empty; is S-semisecond
Does MYO and ALA Supplementation Improve PCOS Outcomes?
Background and Objectives: This study aimed to evaluate the impact of myoinositol (MYO) and alpha-lipoic acid (ALA) supplementation on hormonal and metabolic markers in women diagnosed with polycystic ovary syndrome (PCOS). Materials and Methods: A retrospective case-control study was conducted with 58 women aged between 18-40 years who met the Rotterdam criteria for PCOS. The case group (n = 29) received MYO (2000 mg/day) and ALA (400 mg/day) supplements, while the control group (n = 29) did not receive any treatment. Data on the subjects' anthropometric measures, glycemic indices, sex hormones, and lipid profiles were collected. Results: The results demonstrated that, following three months of MYO + ALA supplementation, the case group exhibited steady body weight (p = 0.484) and BMI (p = 0.405), whereas the control group demonstrated a significant increase in both (p = 0.029; p = 0.026, respectively). A stratified analysis based on BMI, waist circumference, and waist-to-height ratio revealed that HbA1c (%) was significantly lower in the normal subgroup compared to the risky subgroup within the case group (p < 0.05). Although the mean HbA1c, insulin, and HOMA-IR values were comparable between the two groups, the LH/FSH ratio significantly increased in the control group (p = 0.010). No significant differences were observed in the lipid profiles between the two groups; however, LDL levels decreased significantly in the case group (p = 0.024). Across all classifications, the normal subgroup consistently exhibited lower HbA1c and TG/HDL ratios than the risky subgroup. Conclusions: Adding MYO + ALA supplementation to standard PCOS treatment may offer metabolic benefits, particularly in maintaining glycemic control, body weight, and BMI. Supplementation also reduces LDL
The transformation of the coordination element in public administration and the Presidential Policy Councils
Eşgüdüm, bir işi yapmak için iki kişinin bir araya gelmesiyle birlikte doğmaktadır. Kişi tek başına yaptığı çalışmaları doğrudan kendisi planlayabiliyorken; ikinci bir kişinin dahil olmasıyla birlikte, yapılan işin birleştirilmesi, ortak amaca uygun şekilde yürüyebilmesi için en basit şekliyle birbirleriyle konuşmaları gerekmektedir. Yönetimde eşgüdüm, işin bölümlenmesinin az olduğu ya da örgütün mekânsal hacminin küçük olduğu durumlarda karşılıklı iletişim ile çözülebiliyorken; Sanayi Devrimiyle birlikte büyüyen örgütler eşgüdümü etkin bir yönetimin olmaz olmaz şartı haline getirmiştir. Literatürde ilk olarak hiyerarşik eşgüdüm mekanizmaları tanımlanırken, zamanla piyasa tipi ve ağ tipi örgütlenmeler ve eşgüdüm arayışları doğmuştur. Son yıllarda özellikle Yeni Kamu İşletmeciliği ile artan eşgüdüm ihtiyacı çeşitli teoriler ve kurumsal yaklaşımlarla karşılanmaya çalışılmaktadır. Bu çalışma eşgüdüm unsurunun kamu yönetimindeki yerini tarihsel süreci içerisinde araştırmak suretiyle, günümüzde gelinen noktada önemine ve değişen eşgüdümleme mekanizmalarına vurgu yapmaktadır. Çalışmanın ilk bölümünde, kavramsal olarak eşgüdüm, eşgüdüm mekanizmaları, eşgüdüm türleri, eşgüdümün işlevleri ve eşgüdüm düzeyleri üzerinde durulmaktadır. Çalışmanın ikinci bölümünde, tarihsel süreçte eşgüdüm unsurunun değişimi, yönetim ve kamu yönetimi teorileri üzerinden irdelenmektedir. Özellikle Yeni Kamu İşletmeciliği yaklaşımından yola çıkılarak kamu yönetiminde uzmanlaşma ile birlikte eşgüdümün çok daha önemli bir unsur haline geldiği kabul edilmektedir. Bu kapsamda uzmanlaşma sürecinin doğurduğu sorunlara çözüm arayışı bağlamında; meta yönetişim ve işbirlikçi yönetişim yaklaşımlarından kuramsal çıkarımlara yer verilmektedir. Son bölümde ise bu kuramsal çerçeve doğrultusunda, son yıllarda tüm dünyada rolleri ve kapsamları genişleyen Hükümet Merkezleri incelenmekte; Türkiye'de 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile kurulan Cumhurbaşkanlığı Politika Kurullarının, bir hükümet merkezi aktörü olarak rolleri, eşgüdüm anlayışı çerçevesinde, kurumsal ve işlevsel açıdan değerlendirilmektedir.Coordination arises when two individuals come togethe
Protective Effect of Amifostine on Radiotherapy-Applied Cardiovascular Tissue
Background: The present study evaluates the protective effect of amifostine (AMI) on acute toxicity in large vessels and the heart in rats with radiotherapy (RT) applied to the thorax. Methods: Twenty-one Wistar albino rats were randomly assigned to 3 groups: Alone RT (n = 7), amifostine plus RT (AMI+RT, n = 7), and control (n = 7) groups. The rats in the RT and AMI+RT groups received a single dose of 20 Gy radiation to the entire thorax. Prior to irradiation, AMI was administered intraperitoneally at a dose of 200 mg/kg, 30 minutes before the procedure. Five days after irradiation, the levels of p53, CD68, and COX in the vascular tissue (aorta) were measured, along with the levels of malondialdehyde (MDA) and glutathione (GSH) in the aortic and heart tissues. Results: The results showed that the level of MDA significantly increased after irradiation, but GSH levels did not change (P < .001 and P = 0.138). Malondialdehyde levels were significantly reduced by AMI, and GSH levels increased (P = .031 and P = .007). When comparing the control group with AMI + RT, MDA and glutathione levels were similar (P = .314 and P = .136). Histopathological evaluation revealed increased cellular inflammation (P = .002) and vascular damage (P = .015) in aortic tissue after thoracic RT irradiation, but no difference in terms of myofibrosis (P = .901) in heart tissue. Conclusion: AMI has a radioprotective and antioxidant effect against RT-induced cardiovascular toxicity.Institutional Scientific Research Projects UnitFunding: The authors thank the Institutional Scientific Research Projects Unit fortheir support
Misogyny and intergenerational differences: A qualitative study
Kadın düşmanlığı, ataerkil sistemin cinsiyet normları ve beklentilerini ihlal eden kadınların disiplinini sağlayan cezalandırma mekanizmasıdır. Kökleri tarihin derinliğine uzanan ve günümüzde çeşitli biçimlerde devam eden kadın düşmanlığı sorunu, toplumların sınıflara bölünüp eşitsizliklerin kurumsallaşmasıyla birlikte, kuşaktan kuşağa aktarılarak farklı formlarda devam etmektedir. Akademik çalışmalarda, cinsiyet, cinsiyetçilik, kadına yönelik şiddet ve toplumsal cinsiyet konularında hayli zengin araştırmalar yapılmış olmasına rağmen Türkiye'de kadın düşmanlığı konusundaki çalışmalar yetersizdir. Bu çalışmanın amacı, Türkiye'de yaşayan X Kuşağı, Y Kuşağı ve Z Kuşağı üyelerinin, "Kadın Düşmanlığı" na dair algı ve düşünce yapılarını ortaya koyarak, kuşaklararası farklılıkları belirlemektir. Bu amaçla X Kuşağı, Y Kuşağı ve Z Kuşağı ile yarı yapılandırılmış görüşmeler yapılmış, elde edilen veriler tematik analizle incelenmiştir. Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; "Kadın Düşmanlığı Kavramına Yüklenen Anlamlar", "Toplumdaki Kadın Düşmanlığının İzleri", "Kadın Düşmanlığının Kuşaklararası Aktarımı ve Nedenleri", "Duygusal İlişkilerde Kadın Düşmanlığı" temaları elde edilmiştir. Kadın düşmanlığına yüklenen anlamlar, kuşaklar arasında çeşitlilik gösterse bile ortak bir bilinç zemini oluşturmaktadır. Kuşaklar, kadın düşmanlığının nedenlerini, toplumsal ve bireysel yaklaşımlar açısından değerlendirmiş ve katılımcıların büyük çoğunluğu toplumsal temelli bir olgu olduğunu dile getirmiştir. Katılımcılar, kadın düşmanlığının kuşaktan kuşağa farklılaştığını düşünmektedir. Kadın düşmanlığı, kuşaktan kuşağa aktarılmakla birlikte dönüşüm geçirerek şekillenmektedir. Elde edilen bulgular, bu olgunun duygusal ilişkilerde hem bireysel öğrenme sonucunda hem de ataerkil davranış biçimlerinin aile ve geçmiş ilişki deneyimlerinin içselleştirilmesi sonucu ortaya çıktığını göstermiştir.Misogyny is a punit
Evaluation of self-care in hypertensive adults in Edirne city center
Hipertansiyon yaygın görülmesi, tedavi edilebilir ve önlenebilir bir hastalık olması nedeniyle önemli bir halk sağlığı sorunudur. Bu çalışmada Edirne il merkezinde yaşan hipertansif bireylerde öz bakım düzeyi ve etkileyen faktörleri belirlemek amaçlanmıştır. Edirne il merkezindeki 23 aile sağlığı merkezine kayıtlı olan 18 yaş üstü 405 hipertansif hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Sosyodemografik özellikler ve hipertansiyon ile ilgili bilgilerin sorgulandığı sorularla birlikte Hipertansiyon Öz-Bakım Profili'nden oluşan toplam 97 soruluk anket sonucunda araştırmanın verileri elde edilmiştir. Hastalarda görüşme öncesi uygun koşullarda kan basıncı ölçümü yapılmıştır. Katılımcıların 215'i (% 53,1) kadın, 190'ı (% 46,9) ise erkektir. 2019'da yayımlanan Türk Hipertansiyon Uzlaşı Raporu'na göre hem sistolik hem diastolik kan basıncı değerleri hedef kan basıncında olan bireylerin oranı %26,91 olarak belirlenmiştir. Cinsiyet, eğitim seviyesi, meslek grubu, gelir, sigara ve alkol kullanım durumunun hipertansiyon hastalarında öz bakımı etkilediği bulunmuştur. Öz bakımın yaş ve hastalık süresi ile arttığı tespit edilmiştir. Öz bakım davranışları yalnızca bireylerin alışkanlıklarından değil, aynı zamanda motivasyonlarından da etkilenmektedir; bu durum hastaların öz etkililiklerini artırarak sağlık yönetimlerinde daha aktif rol almalarına yardımcı olmaktadır. Aile Hekimliği hipertansiyon yönetiminde öz bakımın etkin sağlanmasında çok önemlidir. Çalışmamızda hedef kan basıncında olan hastaların oranının düşük bulunması da bu konunun daha fazla ele alınması gerektiğini ortaya koymaktadır. Hastaların öz bakım alışkanlıkları ve yaşam biçimi öncelikli olarak dikkate alınarak hekim ve hasta arasında etkili bir iletişim kurulması, hastaya uygun danışmanlıkların verilmesi, kişi merkezli yaklaşımla diyet ve egzersiz programlarının oluşturulması, düzenli kan basıncı takibinin sağlanması ve hastaların psikososyal boyutlarıyla değerlendirilerek yaşam tarzı alışkanlıklarının kazandırılmasıyla kan basıncının kontrolü sağlanabilir. Anahtar kelimeler: hipertansiyon, özbakım, Aile HekimliğiHypertension is an important p
A Correlational Study of Physical Environment and Happiness
This study aimed to determine the effects of exposure to shopping malls, urban parks and pedestrian zones on happiness. For this purpose, the opinions of three homogeneous participant groups in these three different spaces in Ankara, T & uuml;rkiye, were taken and analyzed with a binary scale. This scale consists of the Happiness Scale (HS) and the Positive and Negative Affect Schedule (PANAS). The findings showed that there is a statistically significant relationship between some HS items and some PANAS modes and exposure to different types of physical environments. In the HS, the highest happiness levels were ranked from high to low as urban parks, pedestrian zones, and shopping malls. According to Analysis of Variance (ANOVA), urban parks were found to have positive effects on self-sufficiency and decision-making skills, and according to both dimensions of Multidimensional Scaling (MDS), on the sense of satisfaction with society and the world. In the PANAS, both ANOVA and correlation test results showed that urban parks promoted interested and inspired modes. These results, which show the effect of the physical environment on happiness, can be used as a reference for planners and decision-makers in studies such as planning residential and commercial areas in cities, minimizing the negative effects of urbanization and improving the mental health of city residents
Decarbonizing Agriculture: The Impact of Trade and Renewable Energy on CO2 Emissions
This study investigates the environmental effects of agricultural trade, renewable energy use, and economic growth in a panel of 14 selected countries for the period 2000-2021. Per capita CO2 emissions are modeled as the dependent variable using a second-generation panel data method, the Augmented Mean Group (AMG) estimator, which accounts for cross-sectional dependence and slope heterogeneity. The analysis reveals that the share of renewable energy in total energy consumption significantly reduces carbon emissions, emphasizing the role of green energy policies in environmental improvement. In contrast, economic growth is found to increase emissions, indicating the validity of only the initial phase of the Environmental Kuznets Curve (EKC) hypothesis. Additionally, agricultural imports-and in certain cases, exports-exert upward pressure on emissions, likely due to logistics and production-related externalities embedded in the trade process. Group-specific results highlight distinct dynamics across countries: while renewable energy adoption plays a stronger role in emission mitigation in developing economies, trade composition and production technology drive environmental outcomes in developed ones. The findings underscore the need to redesign trade and energy strategies with explicit consideration of environmental externalities to align with long-term sustainability objectives
On the codes over the mix alphabet
Bu tez 6 bölümden oluşmaktadır. Birinci bölümde kodlama teorisi ve özel bazı lineer kodlar hakkında literatür araştırmalarından bahsedilmiştir. İkinci bölümde cebirsel kavramlar, kodlama teorisi ve sonlu cisimler ile bazı halka aileleri üzerinde tanımlı skew constacyclic kodların özellikleri ile ilgili temel tanım ve teoremler verilmiştir. Üçüncü bölümde F_q sonlu bir cisim, B=F_q [v]/?v^3-v? bir halka ailesi olmak üzere yeni bir ?=F_q B mix alfabe oluşturulmuştur. Özel olarak ? üzerinde tanımlı skew constacyclic kodların cebirsel yapısı çalışılmıştır. Ayrıca ayrılabilir kod kavramı verilmiş ve skew constacyclic kodların duali ve Gray görüntüsü elde edilmiştir. Dördüncü bölümde F_q sonlu bir cisim, ?_1,?_2?F_q^* için R_1=F_q+u_1 F_q, u_1^2=?_1 u_1 ve R_2=F_q+u_1 F_q+u_2 F_q, u_1^2=?_1 u_1, u_2^2=?_2 u_2, u_1 u_2=u_2 u_1=0 halka aileleri olmak üzere yeni bir F_q R_1 R_2 mix alfabe oluşturularak F_q R_1 R_2 üzerinde tanımlı lineer kodlar araştırılmıştır. Özel olarak F_q R_1 R_2 üzerinde tanımlı skew constacyclic kodların cebirsel yapısı, ayrılabilir kod kavramı, duali ve Gray görüntüsü verilmiştir. Beşinci bölümde F_q sonlu bir cisim, i=3,…,k, j=1,2,…,k, i?j k?3 için S_(q,k)=F_q [w_1,w_2,…,w_k ]/?w_j^2=w_j,w_i w_j=w_j w_i,w_1 w_2-w_2 w_1 ? olmak üzere yeni bir halka ailesi oluşturulup, bu halka ailesi üzerinde skew constacyclic kodlar çalışılmıştır. Daha sonra yeni bir F_q S_(q,k) mix alfabe oluşturularak F_q S_(q,k) üzerinde tanımlı lineer kodlar araştırılmıştır. Özel olarak skew constacyclic kodların cebirsel yapısı, ayrılabilir kod kavramı, duali ve Gray görüntü verilmiştir. Son bölümde ise sonuç ve tartışmalar kısmına yer verilmiştir.This thesis consists
Solution of The Problem of Daily Visiting Routes for Tourist Attractions By “The Travelling Salesman Problem”
In recent years, it has been observed that there has been an increase in demand for urban tourism as a result of the developments in the fields of technological, economic and communication. The city tourism, where visitors participate for a short time, aims to present all the features that make up the identity of the cities to its guests. The guests who come to the cities for daily visits to the touristic destinations leave the city again after reaching the pre-determined points. This tour process can be modelled as a classical traveling salesman problem. Although there is a large literature on the traveling salesman problem, the number of studies on daily touristic visits is limited. In this study, a problem related to the daily visit of 12 touristic destinations determined by tourism professionals for a city in Europe with a population of approximately 200.000 was examined. The problem modelled as traveling salesman problem has been solved with different heuristic methods