REFLEKTİF Sosyal Bilimler Dergisi
Not a member yet
    270 research outputs found

    Türk Üniversitelerinin Sürdürülebilirlik Performansı: THE Etki Sıralamaları Üzerine Bir Araştırma

    Full text link
    Sustainability has been on the international agenda since the 1970s with the leading role of the United Nations and universities are assuming an increasing responsibility to realize the sustainability goals. In order to make these efforts more visible, measurable and comparable, universities have increasingly taken part in international sustainability rankings. In this context, the aim of this study is to analyze the sustainability performance of Turkish universities concerning the global sustainability rankings. To this end, Times Higher Education Impact Rankings, based on the United Nations Sustainable Development Goals, were used as data source. In the light of this data, the development of SDG-based priorities, performance scores and rankings of Turkish universities over the years has been examined, and detailed analyzes analyses for 2023 are also included. The findings imply that Turkish universities are performing better in sustainability with each passing year, but there is still much room for improvement.Sürdürülebilirlik, Birleşmiş Milletler’in öncü rolüyle 1970’lerden bu yana uluslararası gündemde yer almakta ve üniversiteler sürdürülebilirlik hedeflerinin gerçekleştirilmesinde giderek artan bir sorumluluk üstlenmektedir. Bu çabaları daha görünür, ölçülebilir ve karşılaştırılabilir kılmak için üniversiteler uluslararası sürdürülebilirlik sıralamalarında daha fazla yer almaktadır. Bu kapsamda, bu çalışmanın amacı Türk üniversitelerinin sürdürülebilirlik performansını küresel sürdürülebilirlik sıralamaları açısından analiz etmektir. Bu amaçla, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarını (SKA) temel alarak küresel üniversite sıralaması yapan Times Higher Education Impact Rankings verileri kullanılmıştır. Bu veriler ışığında Türk üniversitelerinin SKA temelli önceliklerinin, performans puanlarının ve sıralamalarının yıllar içindeki gelişimi incelenmiş, 2023 yılına yönelik detaylı analizlere de yer verilmiştir. Bulgular, Türk üniversitelerinin sürdürülebilirlik konusunda her geçen yıl daha iyi performans sergilediğini, ancak halen iyileştirilmesi gereken alanlar olduğunu göstermektedir

    Üniversitelerde Cinsel Şiddetle Mücadeleye Yönelik Uygulamalar: Cinsellik 101 Seminerleri Örneği

    Full text link
    Universities are important institutions in fighting against sexual violence. Sexual violence, defined as any sexual act that involves physical force, pressure, threats, and non-consensual contact, poses a serious risk to college students’ mental health and well-being. In the last 20 years, college sexual violence prevention efforts have increased, and In Turkey, such activities are undertaken by prevention units that exist only in a limited number of universities. This article introduces a primary prevention model, named Sexuality 101 Seminars, developed with an egalitarian, emancipatory, and inclusive approach to be implemented on college campuses. The seminars are grounded on the concept of sexual agency which refers to an array of capacities that include students’ knowledge, awareness, critical analysis, and relational skills about sexuality and sexual violence. The risk of individualizing sexual violence and sociocultural constraints are discussed as limitations. Suggestions for future prevention efforts in universities are shared.Üniversiteler cinsel şiddetle mücadelede önemli kurumlardır. Cinsel şiddet, zorlama, baskı ve tehdit içeren, rızaya dayalı olmayan her türlü cinsel eylem olarak tanımlanmakta; üniversite öğrencilerinin ruh sağlıkları, akademik, psikolojik, fiziksel ve cinsel iyi oluş halleri bakımından önemli riskler oluşturmaktadır. Üniversitelerde cinsel şiddetle mücadele ve önleme çalışmaları son 20 yıl içinde giderek artmakta, Türkiye’de ise bu çalışmalar sınırlı sayıda üniversitede bulunan cinsel taciz ve saldırıyı önleme birimleri tarafından yürütülmektedir. Bu makalede, önleyici çalışmalara örnek teşkil edebilecek bir uygulama modeli olarak Cinsellik 101 Seminerleri tanıtılmaktadır. Cinsellik 101 Seminerleri eşitlikçi, özgürlükçü ve kapsayıcı bir yaklaşımla, birincil önleme hedefiyle, cinsel eylemlilik kavramına dayanarak geliştirilmiştir. Seminerlerde cinsel eylemlilik üniversite öğrencilerinin cinsellik ve cinsel şiddet konularındaki bilgi, farkındalık, eleştirel düşünme ve ilişkisel becerilerini içine alan bir kapasiteler bütünü olarak tanımlanmıştır. Bu uygulamaların cinsel şiddeti bireyselleştirme riski ve sosyokültürel bağlamın kısıtları önleyici çalışmalardaki sınırlılıklar olarak tartışılmıştır. Bu kısıtlara rağmen üniversitelerde yürütülebilecek sonraki önleyici uygulamalara ilişkin öneriler paylaşılmıştır

    Hayvan Tarihi: Osmanlı-Türkiye Geçmişine Türlerarası Perspektifle Bakmak

    Full text link
    Animal history, which studies the changes in human-animal relations over time and the diverse roles of animals in the past, is a new subfield in Ottoman and Turkish historiography that has been developing since the 2010s. It aims to examine the past through an interspecies perspective as an alternative to the anthropocentric approach of historiography. This article analyzes animal history regarding its methodological limitations and its contributions to historiography when these limitations are overcome. Despite being important actors in almost all human activities in the past, animals are not included in historical narratives or are only seen as passive instruments meaning that current anthropocentric historiography offers an incomplete and insufficient knowledge of the past. Therefore, animal history allows us to get closer to the reality of the past and also helps to change the unequal and destructive relationships that humans currently have with animals since it illuminates the historical origins of humans’ self-positioning as superior to other species. The article offers a trajectory for future animal historians through a review of publications on Ottoman and Turkish animal history.İnsan-hayvan ilişkilerinin zaman içerisindeki değişimini ve hayvanların geçmişteki çoklu rollerini inceleyen hayvan tarihi, Osmanlı ve Türkiye tarih araştırmalarında 2010’lardan itibaren gelişen yeni bir alt alandır. Bu makale, tarih disiplininin insanmerkezci (anthropocentric) zihniyet yapısına alternatif olarak geçmişi türlerarası bakış açısıyla incelemeyi öneren hayvan tarihini, çeşitli metodolojik sınırları ve bu sınırların aşılmasıyla tarihyazımına sunduğu katkılar bağlamında analiz etmektedir. Geçmişteki pek çok insan etkinliğinin önemli bir aktörü olan hayvanlara tarih anlatılarında yer verilmemesi ya da yalnızca edilgin bir vasıta olarak yer verilmesi eksik ve yetersiz bir geçmiş tahayyülü oluşturulduğu anlamına gelir. Bu bakımdan, hayvan tarihi, geçmişin hakikatine daha fazla yaklaşılmasını sağlar. Ayrıca, insanın kendini diğer türler arasında üstün olarak konumlandırmasının tarihsel kökenlerine ışık tutarak hâlihazırda insanın hayvanlarla kurduğu eşitsiz ve yıkıcı ilişkilerin dönüştürülmesine katkıda bulunur. Makale bu imkânları barındıran hayvan tarihinin Türkiye ve Osmanlı tarih araştırmalarındaki örneklerini değerlendirerek yeni araştırmacılara bir referans sunmaktadır.&nbsp

    Kadının Var Oluşu: Video Aktivistlerin Mutlak Sessizliğe Karşı Direnişi

    Full text link
    Focusing on eight video activists I interviewed in-depth, this article seeks to understand how feminist activists from Turkey contribute to the feminist movement in Turkey through feminist collective memory and feminist solidarity. The use of activist videos as an alternative news space has been on the rise since 2015. At present, video activism is one of the few tools that provide detailed coverage of the challenges faced by the feminist movement in Turkey, its struggle, and the questions and issues it raises in the course of its struggle. We can consider videos as an outlet to the public sphere and explain them in terms of their contribution to collective memory. Video activists who produce and disseminate Feminist Videos contribute to feminist memory. At the same time, revealing who makes these videos and how the activists who make these videos are involved in this process will help us better understand the struggle for feminist visibility.Bu makale derinlemesine görüşme yaptığım sekiz video aktivisti merkeze alarak, Türkiyeli, feminist aktivistlerin, Türkiye’deki feminist harekete feminist kolektif hafıza ve feminist dayanışma yoluyla nasıl katkıda bulunduklarını anlamaya çalışıyor. Aktivist videoların alternatif bir haber alanı olarak kullanılmasında 2015 yılından beri yükselen bir seyir devam ediyor. Şu anda video aktivizm, Türkiye’deki feminist hareketin karşılaştığı zorlukları, bu feminist hareketin mücadelesini, mücadelesi sırasında ortaya attığı soru ve konuları detaylı bir biçimde ele alan birkaç araçtan biri halindedir. Videoları bir kamusal alana çıkış hali olarak değerlendirebilir ve onları kolektif hafızaya yaptıkları katkı ile açıklayabiliriz. Feminist Videoları üreten ve yayan video aktivistler feminist hafızaya katkıda bulunuyor. Aynı zamanda bu videoları kimin çektiği ve yine bu videoları çeken aktivistlerin bu sürece nasıl dahil olduğunun ortaya çıkması, feminist görünürlük mücadelesini daha iyi anlamamıza yardımcı olacaktır

    ‘Kusurlu’ Aklın Seçimi: “Sully” Filminin İncelenmesi

    Full text link
    The research examines the interaction between artificial intelligence and humans through rationality and inculpability attributed to technology and sentimentality and culpability tendencies attributed to humans. This examination is carried out through the analysis of the movie “Sully,” whose story is based on a real event. The aircraft operating on US Airways flight 1549, piloted by Chesley Sullenberger, had to land on the Hudson River soon after taking off for the New York-Charlotte flight on January 15, 2009. This event is also the subject of the book “Highest Duty,” which was written as an autobiographical work by the pilot Sullenberger and the American writer Jeffrey Zaslow, and was turned into a movie, “Sully” adapted from the same autobiography, in 2016. The movie is analyzed using the document analysis technique, one of the qualitative research methods. The themes that emerge as a result of the analysis depict the struggle of intuitions and the culpable human mind against the authorities that defend the rational mind and its inculpability.Araştırma, yapay zekâ ve insan etkileşimini teknolojiye atfedilen rasyonellik ve kusursuzluk ile insana atfedilen duygusallık ve kusurluluk eğilimleri üzerinden irdelemektedir. Bu irdeleme, hikâyesi gerçek bir olaya dayanan “Sully” isimli sinema filminin analizi üzerinden yapılmaktadır. US Airways’in pilot Chesley Sullenberger kaptanlığındaki 1549 sefer sayılı yolcu uçağı, 15 Ocak 2009 tarihinde, New York-Charlotte seferini yapmak üzere havalanmasından kısa süre sonra Hudson Nehri’ne zorunlu iniş yapmak zorunda kalır. Bu olay, pilot Sullenberger ve ABD’li yazar Jeffrey Zaslow tarafından otobiyografik bir eser olarak kaleme alınan “En Yüksek Görev” isimli kitaba da konu olur ve 2016 yılında aynı otobiyografiden uyarlama “Sully” isimli sinema filmi ile beyazperdeye taşınır. Film, nitel araştırma yöntemlerinden doküman analizi tekniği kullanılarak analiz edilmektedir. Analiz sonucunda ortaya çıkan temalar, rasyonel aklı ve onun kusursuzluğunu savunan otoritelere karşı, sezgilerin ve kusurlu insan aklının verdiği mücadeleyi betimlemektedir

    Ekonomik Milliyetçilik ve Korumacılık Politikalarındaki Yükseliş; Küresel Ekonomideki Parçalanma

    Full text link
    World societies have benefited from the rules-based global trading system since 1945 and have experienced a period of prosperity full of opportunities. Especially in the last 30 years, globalization has accelerated and the increase in world trade has accelerated with China joining the World Trade Organization. However, since the second decade of the 21st century, global trade has encountered major shocks such as the trade wars between the USA and China, the Coronavirus pandemic and the Ukraine war. These shock waves have emerged as obstacles to international trade with trade policies such as export controls and import taxes in our age of intense interdependence. With the tension in geopolitical relations, the world\u27s leading countries have begun to follow protectionist policies in order to ensure their economic security with increasing nationalist narrative. The fact that countries shift their production to close or friendly countries has also brought up discussions about fragmentation in the global economy. This study aims to analyze the rise in economic nationalism and protectionism policies triggered by global tensions in recent years and the course of fragmentation in the global economy.Dünya toplumları 1945 yılından itibaren kurallara dayalı küresel ticaret sisteminden faydalanmış ve fırsatlarla dolu bir refah dönemi geçirmiştir. Özellikle de son 30 yılda küreselleşme hızlanmış ve Çin’in Dünya Ticaret Örgütü’ne katılmasıyla dünya ticaretinin artışı ivme kazanmıştır. Ancak 21. Yüzyılın ikinci on yılından itibaren küresel ticaret ABD ve Çin arasındaki ticaret savaşları, Koronavirüs salgını, Ukrayna savaşı gibi büyük şoklarla karşılaşmıştır. Bu şok dalgaları karşılıklı bağımlılığın yoğun olduğu çağımızda ihracat kontrolleri, ithalat vergileri gibi ticaret politikaları ile uluslararası ticaretin karşısına engel olarak ortaya çıkmıştır. Jeopolitik ilişkilerin gerilmesiyle dünyanın önde gelen ülkeleri, artan milliyetçilik söylemleri ile ekonomik güvenliklerini sağlama amacıyla korumacılık politikaları izlemeye başlamışlardır. Ülkelerin üretimlerini ülkelerine yakın veya dost ülkelere kaydırmaları küresel ekonomide parçalanma tartışmalarını da gündeme getirmiştir. Bu çalışma, son yıllarda küresel gerilimlerin tetiklediği ekonomik milliyetçilik ve korumacılık politikalarındaki yükseliş ile küresel ekonomideki parçalanmanın gidişatını analiz etmeyi amaçlamaktadır

    Kötü Huylu Sorunlar Bağlamında Türkiye’de Sokakta Yaşayan Hayvanlar: Eleştirel Halkla İlişkiler Perspektifinden Bir Çerçeve

    Full text link
    This study aims to describe the problems arising from the interactions between animals living in the streets in Turkey, civil Society initiatives and volunteers working in this field, and the central government and local administrative units “managing” this area. The interactions are examined and described in the context of “wicked problems,” initially conceptualized in the field of social planning and later discussed in various fields. The study aims to propose a framework for how the discipline of public relations can positively contribute to this problematic area, drawing on the literature of wicked problems and critical public relations, as well as the author’s personal experiences in the field of animal rights. The study contributes to the limited number of works related to animals in both traditional and critical public relations literature. Highlighting the unique conditions of Turkey, the study presents a framework that can inspire not only civil initiatives and volunteers advocating for the rights of street animals in Turkey but also the public relations practitioners.Bu çalışmanın amacı, öncelikle sosyal planlama alanında kavramsallaştırılan ve sonrasında farklı alanlarda tartışılan “kötü huylu sorunlar” bağlamında Türkiye’de sokakta yaşayan hayvanların ve bu alanda çalışan sivil toplum inisiyatifleri ve gönüllüler ile, bu alanı “yöneten” merkezi hükümet ve yerel yönetim birimlerinin etkileşimleri sonucu ortaya çıkan sorunları tarif ederek; halkla ilişkiler disiplininin bu sorunlu alana ne yönde olumlu katkı sağlayabileceğine dair bir çerçeve önermektir. Çalışmada, kötü huylu sorunlar ve eleştirel halkla ilişkiler literatürlerinden, ayrıca yazarın hayvan hakları alanındaki bireysel deneyimlerinden yararlanılmıştır. Bu çalışma hem geleneksel hem de eleştirel halkla ilişkiler literatüründe hayvanlarla ilgili çok az sayıdaki çalışmaya Türkiye’nin özgün koşullarını da ortaya koyarak katkıda bulunmaktadır. Çalışmada Türkiye’de sokakta yaşayan hayvanların ve bu hayvanların haklarını savunan sivil inisiyatiflere ve gönüllülere olduğu kadar, halkla ilişkiler uygulayıcılarına da ilham olabilecek bir çerçeve sunulmaktadır

    Siyasi Hicvin Evrimi: Siyasi Liderlerin YouTube’daki Deepfake Videolarının Göstergebilimsel Analizi

    Full text link
    In this study, political deepfake videos, which have reached the highest number of views on YouTube, are examined by semiotic analysis based on Ferdinand de Saussure’s definition of sign. In this context, the word “deepfake” was searched on YouTube on January 12, 2023, and among the listed deepfake videos, the first three videos that reached the highest number of views were included in the research sample. This study aims to reveal which types of deepfake videos of political leaders are viewed more on YouTube. As a result of the study, it was revealed that satirical elements were at the forefront in the deepfake videos of the political leaders examined within the scope of the sample and in this context, deepfake videos of political leaders containing satire were viewed more on YouTube.Bu çalışmada, YouTube’da en yüksek oranda görüntülenme sayısına ulaşmış olan siyasi deepfake videolar Ferdinand de Saussure’ün gösterge tanımlaması üzerinden göstergebilimsel çözümlemesi yapılarak incelenmektedir. Bu kapsamda 12 Ocak 2023 tarihinde YouTube’ta “deepfake” sözcüğü aratılmış ve sıralanan deepfake videolar arasından, en yüksek oranda görüntüleme sayısına ulaşmış olan ilk üç video araştırma örneklemine dahil edilmiştir. Bu çalışma ile, siyasi liderlerin hangi türdeki deepfake videolarının YouTube’da daha fazla görüntülendiğinin ortaya koyulması amaçlanmaktadır. Çalışma sonucunda, örneklem kapsamında incelenen siyasi liderlerin deepfake videolarında hiciv unsurlarının ön planda olduğu, bu bağlamda siyasi liderlerin hiciv içeren deepfake türündeki videolarının YouTube’da daha fazla görüntülendiği ortaya koyulmuştur

    Sürdürülebilir Akademi için İnsana Yakışır İş Koşulları: Türkiye’de Vakıf Üniversiteleri

    Full text link
    This study adopts a rights-based approach to decent work conditions at foundation universities in Turkey. Recognized as a fundamental human right, decent work encompasses key elements such as fair wages, safe working conditions, and equal opportunities. This Research specifically analyzes the working conditions of academics at foundation universities, with a particular focus on women and adjunct faculty. Grounded in relevant international standards, including ILO and UNESCO recommendations, the study highlights critical issues such as gender equality, wage fairness, and precarious employment. Utilizing qualitative methods, including data review and interviews with a limited number of participants, the findings are thematically analyzed. The results underscore the crucial role of ensuring decent work conditions for the sustainability of academia and call for rights-based structural solutions to address the precarious conditions at foundation universities.Bu çalışma, Türkiye’deki vakıf üniversitelerinde insana yakışır iş koşullarını hak temelli bir yaklaşımla ele almaktadır. İnsana yakışır iş, adil ücret, güvenli çalışma koşulları ve eşit fırsatlar gibi temel unsurları içeren bir insan hakkıdır. Çalışmada, vakıf üniversitelerinde çalışan akademisyenlerin çalışma koşulları, özellikle kadın ve saat ücretli akademisyenler açısından incelenmiştir. İlgili uluslararası standartlar, ILO ve UNESCO tavsiye kararları doğrultusunda değerlendirilmiş; bu çerçevede cinsiyet eşitliği, ücret adaleti ve güvencesizlik gibi konular vurgulanmıştır. Araştırma, veri taraması ve sınırlı sayıda katılımcıyla yapılan nitel bir çalışmaya dayanmaktadır ve bulgular tema analizi yöntemiyle değerlendirilmiştir. Sonuç olarak, akademik alanın sürdürülebilirliği için insana yakışır iş koşullarının sağlanmasının ve hak temelli yapısal çözümlerin önemi vurgulanmıştır. Bu bağlamda, vakıf üniversitelerindeki mevcut durumun iyileştirilmesi gerekliliği ortaya konulmuştur

    Olmak Mümkün

    Full text link
    Olmak Mümkün En özgür olacağını hayal ettiği yere sıkışıyor insan bazen. Zamanda. Mekanda. Ötekinde. Ağacın dallarına takılan bir uçurtma gibi ya da balık gibi ya da ben gibi ya da o gibi. Canım ne istiyor diye soramamak gibi.  Yasaktı, ayıptı, arsızdı ya zaten oldum olası, hep zordu. O zaman canına ne istediğini sormak istememek en zoru diye düşünüyor insan, sıkıştığı yerde. Sonra birisi görüyor. Birisi birisini görünce bir başkası doğuyor. Sadece ve her seferinde. Tam da en sıkıştığı yerden doğuyor insan. Zamanda. Mekanda. Ötekinde. Ağacın dallarına konan bir uçurtma gibi ya da balık gibi ya da ben gibi ya da o gibi. Bahçeye oynamaya çağırılmak gibi. Olağandı, tasasızdı, haktı ya zaten oldum olası, hep kolaydı. O zaman doğmak mümkünmüş diye düşünüyor insan, doğduğu yerde. Sonra birisi rengini veriyor. Birisi birisine rengini verince olmak mümkün oluyor. Sadece ve her seferinde.Olmak Mümkün En özgür olacağını hayal ettiği yere sıkışıyor insan bazen. Zamanda. Mekanda. Ötekinde. Ağacın dallarına takılan bir uçurtma gibi ya da balık gibi ya da ben gibi ya da o gibi. Canım ne istiyor diye soramamak gibi.  Yasaktı, ayıptı, arsızdı ya zaten oldum olası, hep zordu. O zaman canına ne istediğini sormak istememek en zoru diye düşünüyor insan, sıkıştığı yerde. Sonra birisi görüyor. Birisi birisini görünce bir başkası doğuyor. Sadece ve her seferinde. Tam da en sıkıştığı yerden doğuyor insan. Zamanda. Mekanda. Ötekinde. Ağacın dallarına konan bir uçurtma gibi ya da balık gibi ya da ben gibi ya da o gibi. Bahçeye oynamaya çağırılmak gibi. Olağandı, tasasızdı, haktı ya zaten oldum olası, hep kolaydı. O zaman doğmak mümkünmüş diye düşünüyor insan, doğduğu yerde. Sonra birisi rengini veriyor. Birisi birisine rengini verince olmak mümkün oluyor. Sadece ve her seferinde

    260

    full texts

    270

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    REFLEKTİF Sosyal Bilimler Dergisi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇