REFLEKTİF Sosyal Bilimler Dergisi
Not a member yet
    270 research outputs found

    Güzel Sanatlar Ekseninde Sorumlu Yapay Zekâ: Potansiyel Riskler ve Etik Boyutlar

    Full text link
    Today, many people, from artists and designers to amateur users, have started to benefit from artificial intelligence production. Humanity is now faced with artificial intelligence that can create similar art and design products that emerge as a result of longterm studies in minutes or even seconds. Artificial intelligence derives this ability from databases containing billions of visual/audio elements, as well as strong technological infrastructures. This situation brings up many questions. The use of artificial intelligence in the field of fine arts can contribute to the creative process, but can also lead to potential risks and ethical (copyrights, transparency, data management, etc.) dimensions. This article discusses the relationship between artificial intelligence and responsible artificial intelligence by considering it as a Fine Arts example. In the article, it is emphasized that the concept of responsible artificial intelligence should also come to the fore in the field of fine arts, and that cooperation between artists/designers, technologists and decision makers is important in order to be responsible in the use of artificial intelligence against potential risks and ethical dimensions. Additionally, it was concluded that appropriate policies and guidelines should be implemented in order to protect social values and ethical standards.Günümüzde sanatçı ve tasarımcılardan amatör kullanıcılara kadar birçok kişi yapay zekâ üretimlerden yararlanmaya başlamıştır. İnsanoğlu artık uzun süreli çalışmalar sonucu ortaya çıkan sanat ve tasarım ürünlerinin benzerlerini dakikalar hatta saniyeler için de yapabilen yapay zekâ ile karşı karşıyadır. Yapay zekâ bu becerisini güçlü teknolojik alt yapıların yanı sıra içerisinde milyarlarca görsel ve işitsel ögeyi barındıran veri tabanlarından almaktadır. Bu durum birçok sorgulamayı da beraberinde getirmektedir. Güzel sanatlar alanında yapay zekâ kullanımı, yaratıcı sürece katkı sağlayabilir, ancak aynı zamanda potansiyel risklere ve etik boyutlara (telif hakları, şeffaflık, veri yönetimi vb.) da yol açabilmektedir. Bu makale yapay zekâ ve sorumlu yapay zekâ arasındaki ilişkiyi Güzel Sanatlar örnekleminde ele alarak tartışmaya açmaktadır. Makalede, sorumlu yapay zekâ kavramının güzel sanatlar alanında da öne çıkması gerektiği, potansiyel risklere ve etik problemlere karşı, yapay zekâ kullanımında sorumluluk sahibi olmak için sanatçı ve tasarımcılar, teknoloji uzmanları ve karar vericiler arasında iş birliğinin önemli olduğu vurgulanmış. Ayrıca, toplumsal değerleri ve etik standartları koruma amacıyla uygun politika ve yönergelerin uygulanması gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.    

    Tarihte Öküzler

    Full text link
    How can cattle be integrated into history writing? An early-twentieth-century photograph of a pair of oxen and a plowman from Palestine is the only material of this reflection that touches upon agriculture, historiography, and human-animal relations.Sığırlar tarih yazımına nasıl dahil edilebilir? Yirminci yüzyılın başında Filistin’de çekilmiş bir fotoğrafta yer alan bir çiftçi ve bir çift öküzden hareketle tarıma, tarih yazımına ve insan-hayvan ilişkilerine değinen bir tartışmanın kapısı aralanıyor

    Şubat 2023 Depremleri Sonrası Toplumsal Eşitsizlikler ve Göç Örüntüleri

    Full text link
    This article will examine the migration movements that emerged in the aftermath of the earthquakes on February 6, 2023 through the lens of social inequalities. In the face of the destruction and losses caused by the earthquake, migration has been one of the most important coping strategies of the population in the disaster area. Studies on post-disaster migration in the international literature underline that one of the most important tools for earthquake-affected communities to adapt to the post-disaster period is spatial relocation. The same studies also show that this mobility is not equal for everyone. In this paper, based on field research conducted in the aftermath of the February 2023 earthquakes, the relationship between social inequalities and migration will be examined with a focus on the Syrian refugee population in the region.Bu makale, 6 Şubat 2023 tarihli depremlerin ardından ortaya çıkan göç hareketlerini toplumsal eşitsizlikler merceğinden ele alacaktır. Depremin neden olduğu yıkım ve kayıplar karşısında afet bölgesindeki nüfusun en önemli başa çıkma stratejilerinden biri göç olmuştur. Uluslararası yazında afet sonrası göç hakkında yapılan çalışmalar, depremden etkilenen toplumların afet sonrası döneme adapte olma sürecinde en önemli araçlardan birinin mekansal yer değiştirme olduğunun altını çizmektedir. Aynı araştırmalar, bu hareketliliğin herkes için eşit seyretmediğini de göstermektedir. Bu yazıda, Şubat 2023 depremleri sonrasında yapılan saha araştırmalarına dayanarak, toplumsal eşitsizlikler ve göç arasındaki ilişki bölgedeki Suriyeli mülteci nüfusa odaklanılarak incelenecektir

    Toplumsal Cinsiyetle Kesişimselliği Bağlamında Eğitimde Eleştirel Hayvan Çalışmalarının Değerlendirilmesi

    Full text link
    Intersectionality  has drawn attention and conceptualized with the fact that it provides the ability to express common problems caused by race and gender-based discrimination. With the common usage of gender and popularity of related researches, the contexts expressed through intersectionality started to expand. Gender currently focuses on a great many comprehensive problems in a lot of researches today. Critical animal studies, specifically, examine the relationship between the problems faced by women and all non-dominant humans and the violence inflicted on non-human animals. In the current study, the concept of intersectionality was used to indicate this relation. The purpose of the study is to make an evaluation of critical animal studies and gender education in Turkey, based on this kind of use of intersectionality and by paying attention to the ideological function of education. As a consequence, While research on gender education in Turkey is quite prevalent, it has been observed that research and practices regarding the intersectionality of these two fields and critical animal studies in relation to education are rather limited. Finally, as a potential area, the study briefly touches upon critical animal pedagogy, which, in connection with the promise of emancipation in critical pedagogy, includes animals in this process of liberation.Kesişimsellik ırk ve cinsiyet temelli ayrımcılığın yol açtığı ortak problemleri ifade etme imkânı sağlamasıyla dikkat çekmiş ve kavramsallaşmıştır. Toplumsal cinsiyetin yaygın kullanımı ve ilgili araştırmaların popülerleşmesiyle kesişimsellikle ifade edilen bağlamlar da genişlemeye başlamıştır. Toplumsal cinsiyet bugün birçok araştırmada oldukça kapsayıcı problemler üzerine odaklanmaktadır. Eleştirel hayvan çalışmaları ise özellikle kadınların ve egemen olmayan tüm insanların maruz kaldığı problemlerle insan olmayan hayvanların uğradığı şiddet arasındaki ilişkiyi irdelemektedir. Bu çalışmada kesişimsellik kavramı bu ilişkiye işaret eder nitelikte kullanılmıştır. Çalışmanın amacı, kesişimselliğin bu kullanımından hareketle ve eğitimin ideolojik işlevinin göz önünde bulundurulmasıyla, Türkiye’de eleştirel hayvan çalışmaları ve toplumsal cinsiyet eğitiminin bir değerlendirmesini yapmaktır. Sonuç olarak Türkiye’de toplumsal cinsiyet eğitimine yönelik araştırmalar oldukça yaygın olsa da söz konusu iki alanın kesişimselliği ve eleştirel hayvan çalışmaları – eğitim ilişkisine dair araştırma ve uygulamaların oldukça kısıtlı olduğu görülmüştür. Çalışmada son olarak bir çözüm imkânı bağlamında, eleştirel pedagojinin özgürleşme vaadiyle ilişkili biçimde insan olmayan hayvanları da özgürleşme sürecine dahil eden eleştirel hayvan pedagojisine kısaca değinilmiştir. &nbsp

    Bir Kahramanın Ardından: Burak Özgüner Hayvan Hakları Çalışma Merkezi

    Full text link

    Yeryüzünü Paylaştığımız Yoldaş Türlerle İlişkimiz

    Full text link
    This article aims to examine human-animal relationships by questioning the effects of anthropocentric approaches on nature and other living beings. The article addresses the symbolic and ethical dimensions of human attitudes toward animals, emphasizing the blurring of boundaries between nature and culture through the prevalent and often implicit "charismatic" and "uncanny" species approach in public opinion and conservation communication strategies. In doing so, it draws on concepts such as time-space compression, power geometry, natureculture, and decentralization. In the contentious "Anthropocene" era, the intertwinement of nature and culture is explored in how it resonates within ecological and social networks. It discusses how the accelerated pace of modernity and globalization has shrunk animal habitats and impacted the natural distribution of species. Additionally, the commodification of animals and the role of global trade in this process are discussed. The study advocates for a more holistic and inclusive perspective on nature-culture interactions by recognizing the ecological and ethical roles of animals. In conclusion, it emphasizes the inseparability of all species and the ethical and ecological responsibility of coexisting, transcending centered thinking.Bu makale, insan-hayvan ilişkilerinin incelenmesini hedefleyerek insan merkezli yaklaşımların doğaya ve diğer canlılara etkilerini sorguluyor. Makalede, insanların hayvanlara yönelik tutumlarının sembolik ve etik boyutları ele alınıyor, özellikle kamuoyu ve doğa koruma alanının iletişim stratejilerinden yaygın ve genelde örtük “karizmatik” ve “tekinsiz” tür yaklaşımı aracılığıyla doğa ve kültür arasındaki sınırların bulanıklığı vurgulanıyor. Bunu yaparken zaman-mekân sıkışması, güç geometrisi, doğakültür ve merkezsizlik kavramlarından güç alınıyor. Tartışmalı “Antroposen” çağında, doğa ve kültürün birbirine içkinliği, ekolojik ve toplumsal ağlarda nasıl yankı bulduğu inceleniyor. Modernite ve küreselleşmenin hızlanan temposunun hayvanların yaşam alanlarını nasıl daralttığı ve türlerin doğal dağılımlarını nasıl etkilediğine değiniliyor. Ayrıca, hayvanların metalaşması ve küresel ticaretin bu süreçteki rolü tartışılıyor. Çalışma, doğa-kültür etkileşimlerinin, hayvanların ekolojik ve etik rollerini tanıyarak daha bütünsel ve kapsayıcı bir perspektif geliştirmemiz gerektiğini savunuyor. Sonuç olarak, merkezli düşüncelerin ötesine geçerek, tüm türlerin ayrılamazlığı ve birlikte var olmanın etik ve ekolojik sorumluluğu vurgulanıyor

    Özel Dosya: Eleştirel Hayvan Çalışmaları

    Full text link

    Yapay Zekânın Ölüm ve Yas Kavramları Üzerine Etkisi: Thanabot Örneği

    Full text link
    Today, technological developments, especially artificial intelligence, have significant impacts in many different fields. The concepts of death and mourning are also affected by these developments and, in a sense, are transformed. The purpose of this article is to discuss the impact of artificial intelligence on the transformation of the concepts of death and mourning through thanabots. For this purpose, the concepts of death and mourning were examined in their social and historical context by conducting a literature review, and then the transformation they have with digitalization was mentioned. At the end of the study, the possible effects of thanabots are discussed with inferences from the literature. According to this; it is possible to say that the effects of using thanabot will vary from person to person. In this sense, this technology can have positive effects, especially for those who are grieving. However, it is possible to say that thanabots have potential problems such as their commercial size, how much they will represent the deceased, the risk of secondary loss for mourners and software security. In addition, it is important that research on this technology is carried out by taking into account differences at both individual and social levels.Günümüzde teknolojik gelişmeler, özellikle de yapay zekâ pek çok farklı alanda önemli etkilere sahiptir. Ölüm ve yas kavramları da bu gelişmelerden etkilenmekte, bir anlamda dönüşmektedir. Bu makalenin amacı; ölüm ve yas kavramlarının yaşadığı bu dönüşümde yapay zekânın etkisini thanabotlar üzerinden tartışmaktır. Bu amaçla ölüm ve yas kavramları literatür taraması yapılarak toplumsal ve tarihsel bağlamları içerisinde ele alınmış, devamında dijitalleşme ile yaşadıkları dönüşüme değinilmiştir. Çalışmanın sonunda thanabotların olası etkileri literatürden çıkarımlarla tartışılmıştır. Buna göre; thanabot kullanımının kişiden kişiye değişen etkileri olacağını söylemek mümkündür. Bu anlamda bu teknoloji özellikle yas tutanlar için olumlu etkilere sahip olabilir. Ancak thanabotların ticari boyutu, ölen kişiyi ne kadar temsil edeceği, yas tutanlar için ikincil kayıp riski, yazılım güvenliği gibi olası sorunlara sahip olduğunu söylemek mümkündür. Ayrıca bu teknolojiyle ilgili araştırmaların hem bireysel hem de toplumsal düzeyde farklılıkları dikkate alarak yapılmasının önem arz ettiği görülmüştür

    “Hayal Gücünün Kendine Ait Bir Yaşamı Var”: Shoshanah Dubiner ile Söyleşi

    Full text link
    We interviewed Shoshanah Dubiner (1943), a designer, artist, and educator, about her life, work, and interest in biology. In Turkey, Dubiner is well-known for “Endosymbiosis: Homage to Lynn Margulis,” a piece of art that appears in Donna Haraway’s work Staying with the Trouble. We wanted to emphasize in the conversation the artist’s distinct perspective on art, which uses vivid colors and dynamic patterns to portray a vitality that is not limited to human beings. In her biologically inspired works, Dubiner proposes a conception of the body that goes beyond outward features. Her aesthetic understanding of cells, bacteria, molecules, enzymes, and other units and structures found in living things helps us navigate the non-human-centered paths of the world we currently live in. Her pieces, which go beyond the theory of correspondence and art as imitation, consist of a dance of dynamic metaphorical lines formed by intertwined-changing forms. Her art focuses our attention on becoming, co-breathing, and co-existing. She enables us to surrender ourselves to the forces that weave life together in this way.Bu söyleşide, sanatçı, tasarımcı ve eğitmen olan Shoshanah Dubiner’a (1943) yaşamından, sanat eserlerinden ve biyolojiye olan ilgisinden yola çıkarak sorular yönelttik. Dubiner, Türkiye’de Donna Haraway’in Staying with the Trouble başlıklı metninde kullandığı “Endosymbiosis: Homage to Lynn Margulis” eseriyle tanınır. Söyleşide, sanatçının parlak renkler ve dinamik desenler kullanarak insanla sınırlı olmayan bir canlılığı tasvir eden kendine özgü bakış açısını ön plana çıkarmayı istedik. Dubiner, biyolojiden ilham alan eserlerinde dışsal konturları aşan bir beden düşüncesinin imkânlarını oluşturur. Hücreler, bakteriler, moleküller ve enzimler gibi canlılarda bulunan yapılara ve birimlere ilişkin estetik anlayışı, şu anda içinde yaşadığımız dünyanın insan merkezci olmayan patikalarında gezinmemize olanak tanır. İç içe geçen ve değişen formlarla yarattığı enerji dolu metaforik çizgilerin dansı, tekabüliyet kuramının ve taklit olarak sanatın ötesine geçer. Dubiner’ın sanatı bakışımızı oluşa, birlikte-solumaya ve birlikte-varolmaya yöneltir. Böylece, yaşamı birlikte dokuyan kuvvetlerin akışına kendimizi bırakmamızı sağlar.

    260

    full texts

    270

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    REFLEKTİF Sosyal Bilimler Dergisi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇