REFLEKTİF Sosyal Bilimler Dergisi
Not a member yet
    270 research outputs found

    Direniş Anlatıları: Seks Ticaretinde Şiddet ve Müzakere

    Get PDF
    The article highlights the voices of commercial sex workers from Kolkata, India, as they delineate their acts of resistance in the face of continual adversity. The narratives of the sex workers revolve around several themes. These include the framing of commercial sex work and cultural narratives surrounding their profession, implications of rescue and rehabilitation propositions, the impact of violence in sex work and the negotiation with violence in their daily lives. The article shows that even high-risk marginalized populations like sex workers can engage with and overcome barriers like criminalization, stigmatization and violence in highly gendered sectors of labor like commercial sex work. The article renders the sex workers as subjects central to their own study, generates voices for the traditionally voiceless and examines how they communicatively construct their own reality. It is explored how enunciations of the sex workers influence their identity construction and negotiation of their vocation in direct non-conformity to mainstream discourses and cultural narratives.Bu makale Hindistan Kalküta bölgesindeki seks işçilerinin süregelen zorluklara karşı direniş eylemlerine ve isyanlarına odaklanıyor. Sek işçilerinin anlatıları birkaç tema etrafında bir araya geliyor. Bunlar, seks ticaretinin ve işçilerin mesleklerini saran kültürel anlatıların kurtarma ve rehabilitasyon önerilerinin sonuçlarının; seks işçiliği şiddetin etkisinin; ve gündelik hayatta gördükleri şiddetle nasıl müzakere ettiklerinin çerçevesini çizmekten oluşuyor. Makale, seks ticareti gibi yüksek oranda cinsiyetçiliğin olduğu iş kolunda çalışan, seks işçileri gibi yüksek oranda marjinalize edilmiş toplulukların kriminalizasyon, damgalama ve şiddet gibi engellerle nasıl başa çıktıklarını ve aştıklarını gösteriyor. Aynı zamanda bu makale, seks işçilerini kendi çalışmalarının merkezi haline getiriyor, geleneksel olarak sessiz kalmışların sesi oluyor, ve kendi gerçekliklerinin iletişimsel inşası nasıl kurduklarını inceliyor. Seks işçilerinin ifadelerinin, ana akım medya ve kültürel anlatılar içerisinde, kimlik inşasını ve mesleki müzakerelerini nasıl etkilediklerini inceliyor

    Türkiye’de Demokrasiyi İnceleyen Yayınlarla İlgili Bibliyometrik Bir Çalışma

    Get PDF
    This study investigates the bibliometric characteristics of publications on democracy in Turkey, a country arguably having recently gone through a particular democratic backsliding. Focusing on SSCI and A&HCI between 1980 and 2019, a total of 691 publications were found: articles (83.79%) and book reviews (11.43%), with a particular increase of publications starting with the late 2000s. Most of the publications were written in English (95%), under the research category of Political Science. Turkish Studies was the journal where most of the publications appeared. The phrases that were mostly used within abstracts were the Justice and Development Party, the European Union, the Middle East, and democracy in Turkey. The results show that publications on democracy tend to appear mostly in regionally focused journals, be written mostly in the Political Science research category and in English, highlight the contemporary democratic advances and deficiencies of the countries, and be mostly within comparative frameworks.Bu çalışma, son zamanlarda özel bir demokratik gerileme geçirdiği iddia edilen ülke Türkiye’de, demokrasi üzerine yayınların bibliyometrik niteliklerini incelemektedir. SSCI ve A&HCI’de 1980 ile 2019 arasında toplam 691 yayın bulunmuştur: makaleler (%83,79) ve kitap incelemeleri (%11,43) 2000’lerin sonunda özel bir artış göstermektedir. Yayınların çoğu İngilizce (%95), Siyaset Bilimi, araştırma kategorisinde yazılmıştır. En çok yayının basıldığı dergi Turkish Studies’dir. Yayın özetlerinde en sık kullanılan ibareler Adalet ve Kalkınma Partisi, Avrupa Birliği, Ortadoğu ve Türkiye’de demokrasi’dir. Sonuçlar, demokrasi üzerine yayınların ağırlıkla bölgesel odaklı dergilerde çıktığını, çoğunlukla Siyaset Bilimi araştırma kategorisinde ve İngilizce yazıldığını, ülkelerin güncel demokratik ilerleme ve eksikliklerine dikkat çektiğini, ve özellikle karşılaştırmalı çerçevede olduğunu göstermektedir

    Kamera Arkası: Türkiye’deki Set İşçileri Arasında Tükenmişlik ve Yardım Aramanın İncelenmesi

    Get PDF
    Background: Set workers are employed on television, movie, and advertising production sets. Set work in Turkey has been labeled a ‘hazardous occupation’ (Bekçi, 2015) owing to the tremendous job demands employees face, including long hours and the lack of financial security and organizational structure. Objective: This study examined the predictors of burnout while referring to Lazarus and Folkman’s (1984) concept of problem-focused coping to interpret the potential role of help-seeking in protecting against job demands. Methods: Non-random convenience sampling generated a sample of 432 participants representing a diverse range of set work experiences. Results: There were three main findings. 1. Greater job demands predicted burnout. 2. Participant background characteristics (e.g., gender, family status, children) partially predicted burnout, with gender exhibiting the greatest influence. 3. Help-seeking was minimally associated with burnout. Conclusions: We interpret the findings in the context of Turkish cultural and social dynamics that may minimize or exacerbate employee well-being and their experience of burnout.  Arkaplan: Set işçileri, televizyon, film ve reklam prodüksiyon setlerinde istihdam edilmektedir. Uzun saatler çalışmak, finansal güvence eksikliği ve organizasyonel yapı eksikliği de dahil olmak üzere, çalışanların karşılaştığı büyük iş talepleri nedeniyle Türkiye’de set işçiligi ‘tehlikeli işler’ sınıfına dahil edilmiştir (Bekçi, 2015). Amaç: Bu çalışma, yardım aramanın iş taleplerinden korunmadaki potansiyel rolünü yorumlamak için Lazarus ve Folkman’ın (1984) problem odaklı başa çıkma kavramına atıfta bulunarak tükenmişliğin yordayıcılarını incelemektedir. Yöntem: Rastgele olmayan kolayda örnekleme tekniği ile çeşitli iş deneyimlerini temsil eden 432 katılımcıdan oluşan bir örneklem grubu elde edilmiştir. Bulgular: Mevcut çalışmanın üç ana bulgusu vardır. 1. Büyük iş talepleri (örneğin, çalısma saatleri, günler, gelir) tükenmişliği yordamaktadır. 2. Katılımcı özellikleri (örn. cinsiyet, aile durumu, çocuklar), en büyük etkiyi gösteren cinsiyetle birlikte, tükenmişliği kısmen yordamaktadır. 3. Yardım arama, tükenmişlik ile minimal düzeyde ilişkilidir. Sonuç: Bulguları, çalışan refahını ve tükenmişlik deneyimlerini en aza indirebilecek veya şiddetlendirebilecek Türkiye kültürel ve sosyal dinamikleri bağlamında yorumluyoruz

    Türkiye’de Kendi Kendini İstihdam

    Get PDF
    Son birkaç on yıldır kendi kendini istihdam (self-employment) gerek akademik gerekse de politika çevrelerinde daha fazla konuşulmaya başlandı. Bunun bir nedeni, yükselen neo-liberal görüşün ve bu görüşün hâkim olduğu işletme okullarının ‘girişimciliği’, bu ruhu zımnen içermesinden dolayı da kendi kendine istihdamı, öne çıkarması. Girişimci ruha sahip, yetenekli bireylerin kendi kendine istihdam ile kendilerinin ve ülkenin refahını arttıracağı varsayılıyor. Bir diğer neden ise, zengin Batı ülkelerinde nüfusun yaşlanması ve kadınların daha fazla emek piyasasında yer alması gibi demografik ve sosyal dönüşümlerin emek piyasasında yarattıkları baskıların, kendi kendini istihdam yoluyla, en azından, azaltılabilir olduğu savı. Örneğin, Avrupa 2020 stratejisi (European Commission, 2018) iş yaratma kapasitesi, beceri geliştirme olanakları ve en önemlisi kırılgan gruplara fırsat tanıması açısından girişimciliğin ve kendi kendini istihdamın akıllı, sürdürülebilir ve içerici (inclusive) büyüme için bir anahtar olduğu vurgusunu yapıyor

    İş Deneyimi Olmayan Gençler İçin Çalışmanın Anlamı: Görgül Bir Araştırma

    Get PDF
    The aim of this study is to present a description of the meaning of work by analysing the thoughts of young people on working, work, business life and success. The data were collected with 15 fill-in-the-blank questions given to 21 students in the university elective Introduction to Professional Working Life course at a foundation university. Later, the inquiries used in the call for the issue of Reflective magazine with the theme " Working, not working, unable to work” were added to this questionnaire and data were collected from 3 more students studying in Turkey and continuing their higher education in Europe. The data were coded and analyzed with the help of MaxQDA qualitative data analysis program and implications have been made on things that cannot be tolerated in business, study, business life, fears while looking for a job, etc. We can say that the young people participating in the research generally attribute positive meanings to work/business, they are hopeful for success through working, they are afraid of being unemployed, and the meaning of working for them is a matter of survival rather than self-actualization.Bu çalışmanın amacı, çalışma, iş, iş hayatı ve başarı konularında gençlerin düşüncelerinden yararlanarak çalışmanın anlamı hakkında bir tasvir ortaya koyabilmektir. Veri bir vakıf üniversitesinde üniversite seçmeli Profesyonel Çalışma Yaşamına Giriş dersinde 21 öğrenciye verilen 15 boşluk doldurma sorusu ile toplanmıştır.  Daha sonra Reflektif dergisinin “Çalışma-Çalış-a-mama” konulu sayısı için yapılan çağrıda kullanılan sorgulamaları da bu soru formuna eklenerek Türkiye’de bulunan ve Avrupa’da yükseköğrenimlerini sürdüren 3 öğrenciden daha veri toplanmıştır. Veriler MaxQDA nitel veri analizi programı yardımıyla kodlanıp analiz edilmiş, iş, çalışma, iş hayatında tahammül edilemeyen şeyler, iş ararken korkulanlar şeyler vb. hakkında kodlamalar yapılmıştır.  Araştırmaya katılan gençlerin işe/çalışmaya genellikle olumlu anlamlar yüklediklerini, çalışarak başarmaya yönelik umutlu olduklarını, işsiz kalmaktan korktuklarını ve onlar için çalışmanın anlamının kendini gerçekleştirmekten daha ziyade bir hayatta kalma meselesi olduğunu söyleyebiliriz

    Antroposen: İklim Krizi mi Yoksa Uygarlık Krizi mi?

    Get PDF
    Bu çalışmamız, her gün daha derinden etkilendiğimiz iklim değişikliğinin gerisindeki sebepleri ve doğurduğu sonuçları birlikte ele almayı amaçlıyor. Bu sebep ve sonuçların ortaya çıkardığı krizle nasıl baş edilebileceğine dair önerileri eleştirinin süzgecine taşıyor. Bu geniş erimli hedefi gerçekleştirmek üzere bir dizi olgu serimlemesinden ve analitik önermelerin üzerinden ilerliyorum: Önce “dünyamız” dediğimiz sistemin “doğal” dengeleri neler ve hangi evrelerden geçerek oturdular, sorusunun yanıtına odaklanıyorum. Sonra bu dengelerin bozulmasının sebeplerini jeolojinin, iklimbiliminin, yaşambiliminin bulgularından yararlanarak açımlamayı deniyorum. Bu kısımda “sera etkisi”nin ayrıntılarına girip, onu oluşturan gazların salınımlarının içine girdikleri “geri-besleme döngüleri” yüzünden, ısınmanın nasıl bir sürece doğru evirilmekte olduğunu ele alıyorum

    Kolaboratif Faaliyet Modelinin Çelişkileri: Ekşi Sözlük Sanal Topluluğunda Cinsiyetçi Söylem ve Pratiklere Dair Bir İnceleme

    Get PDF
    Established in 1999, Ekşi Sözlük, the largest (and oldest) urban dictionary in Turkey, has consistently managed to retain its popularity with the online audience. It has a unique peer-production model for organizing cultural knowledge about everyday life in Turkish society. Although online communities were initially theorized as autonomous and libertarian spaces, they have turned into reflections of the societies in which they exist today. This transformation is perhaps best reflected in gender relations within online communities. Toxic masculinity and patriarchal practices commonplace in everyday life not only poison the fabric of online communities but also disrupt the dynamics of peer-produced cultural knowledge. Using the netnographic method, this study examines gender relations in the Ekşi Sözlük online community. The most striking aspect of our findings is that some of the male community members persistently abuse Ekşi Sözlük’s peer production mechanisms, turning them into a means of harassing female users. Our findings suggest that the mechanisms that organize collaborative cultural activities have become in practice tools reinforcing male cultural hegemony in the community.Kullanımı doksanlı yılların sonunda yaygınlaşmaya başlayan internet teknolojileri ile Türkiye’nin ilk sanal toplulukları ortaya çıkmıştır. Bu topluluklar, internetin sunduğu örgütlenme biçimlerinden faydalanarak kendilerine özgü kolaboratif faaliyet modelleri geliştirmişlerdir. Gündelik hayatı yorumlamak için kurulan Ekşi Sözlük ve benzeri “sözlük” siteleri, bu anlamda özgün örneklerdir. 1999 yılından beri varlığını sürdürmekte olan Ekşi Sözlük popülerliğini yitirmemiştir. Sanal topluluklar, başlangıçta toplumdan özerk, özgürlükçü alanlar olarak görülmüş olsa da bugünkü gelinen nokta itibariyle içinde var oldukları toplumların yansımalarına dönüşmüşlerdir. Özellikle Türkiye’deki ataerkil yapının toplumdaki ve kadınlar üzerindeki etkisinin, sanal alemdeki yansımaları yadsınamaz boyuttadır. Cinsiyetçilik, sanal ortamlardaki arkadaşlık ilişkilerini zedelemekle beraber, toplu faaliyet yapılarını zehirleyen davranış pratiklerine de yol açmaktadır. Netnografik yöntemi kullanan bu çalışma Ekşi Sözlük sanal topluluğunda cinsiyete bağlı ilişkiler üzerine bir incelemedir. Bulgularımızın en önemlisi erkek topluluk üyelerinin bir kısmının Ekşi Sözlük kolaboratif faaliyet mekanizmalarını suistimal ederek baskı araçlarına dönüştürmeleridir. Yatay biçimde kolaboratif kültürel faaliyetlerini örgütleyen mekanizmalar, pratikte erkek kültürel hegemonyasını pekiştiren araçlar haline gelmişlerdir

    Editörden

    Get PDF

    Soru Cevap: Coğrafya Kader midir?

    Get PDF
    Bir önceki sayımızda yayınlanan makalelerin yanı sıra farklı disiplinlerden akademisyenler toplumsal cinsiyet ve şiddet konusunda kendi çalışmaları açısından bir dizi soruyu cevaplandırmışlardı. Bu yaklaşımın ele alınan konuyu somut bir bağlama oturtmak, tartışma zeminini genişletmek ve bazı noktaları doğrudan ele almak için faydalı olduğu düşünüyoruz. Biz de bu sayının konusu olan “coğrafya kader midir?” sorusunun farklı veçhelerini İbn Haldun üzerine çalışmış olan Ozan Sağsöz’e sorduk.Bir önceki sayımızda yayınlanan makalelerin yanı sıra farklı disiplinlerden akademisyenler toplumsal cinsiyet ve şiddet konusunda kendi çalışmaları açısından bir dizi soruyu cevaplandırmışlardı. Bu yaklaşımın ele alınan konuyu somut bir bağlama oturtmak, tartışma zeminini genişletmek ve bazı noktaları doğrudan ele almak için faydalı olduğu düşünüyoruz. Biz de bu sayının konusu olan “coğrafya kader midir?” sorusunun farklı veçhelerini İbn Haldun üzerine çalışmış olan Ozan Sağsöz’e sorduk

    Corbynizmin Yükselişi ve Çöküşü

    Get PDF
    In an era when the traditional centre-left parties have constantly lost ground to rising right-wing populist movements, Jeremy Corbyn’s Labour Party was increasingly portrayed as a left-wing alternative to both pro-austerity incumbent parties that rule out redistributive policies and right-wing populism fuelled by the grievances of the masses targeting the traditional political elites. Corbyn managed to mobilize a vast section of the society by becoming Europe’s biggest left-wing party in terms of membership and increased its votes in the 2017 election, especially by gaining youth support. Nevertheless, the 2019 election constituted an immense fall. Regarding his political discourse both during the electoral campaigns and the serious challenges he faced, Corbyn could be identified as a left-wing populist. To be more specific, Corbyn is a democratic socialist who usually resorted to left-wing populist means within a social democratic party, and failed in his efforts to transform both the British mainstream politics and the Labour in the end.Geleneksel merkez sol partilerin yükselen sağ popülist hareketlere karşı sürekli zemin kaybettiği bir tarihsel evrede, Jeremy Corbyn\u27in İşçi Partisi, hem yeniden dağıtım politikalarını dışlayan kemer sıkma yanlısı iktidar partilerine, hem de kitlelerin siyasi elitlere yönelik memnuniyetsizliğinden güç alan sağ popülizme karşı bir sol alternatif olarak tasvir edildi. Britanya İşçi Partisi üye sayısı bakımından Avrupa\u27nın en büyük sol partisi haline gelerek toplumun geniş bir kesimini harekete geçirmeyi başardı ve 2017 seçimlerinde özellikle gençlerin desteğini alarak oylarını arttırdı. Buna karşılık 2019 seçimleri muazzam bir düşüşe sahne oldu. Corbyn, seçim kampanyaları sırasındaki siyasi söylemi ve karşılaştığı zorluklara verdiği yanıtlar bakımından bir sol popülist olarak tanımlanabilir. Daha açık ifade etmek gerekirse, Corbyn, sosyal demokrat bir parti içinde genellikle sol popülist araçlara başvuran ve sonunda hem İngiliz ana akım siyasetini hem de İşçi Partisi\u27ni dönüştürme çabalarında başarısız olmuş bir demokratik sosyalisttir

    260

    full texts

    270

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    REFLEKTİF Sosyal Bilimler Dergisi
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇