REFLEKTİF Sosyal Bilimler Dergisi
Not a member yet
270 research outputs found
Sort by
Barın(a)ma(ma)nın Kadın+ Hali: Türkiye’de Güncel Mücadeleler ve Tahayyüller
Turkey is recently facing a deep economic crisis and rapidly increasing house prices, resulting in a severe dwelling problem. In this environment, what do womxn experience? What are their particular modalities of dwelling –or undwelling– and what do these modalities show about Turkey’s social climate? From a feminist perspective, how do we approach dwelling, and how can we problematize the current situation? In this article, I elaborate on these questions and provide a discussion through the narratives of womxn who participated in two workshops I conducted with the invitation of the feminist organization Mor Dayanışma (Purple Solidarity). With this discussion, I aim to chart Turkey’s contemporary situation from the eyes of womxn and highlight new research topics to sow the seeds of new feminist struggles.Türkiye’nin son dönemde yaşadığı derin ekonomik kriz ve hızla yükselen konut fiyatları, yakıcı bir barınma sorunu yaratmış durumda. Peki bu barınamama ortamında kadın+lar ne yaşıyorlar? Kadın+ların özgül barınma –ya da barınamama– halleri neler ve bu haller Türkiye’deki toplumsal duruma ilişkin ne söylüyor? Feminist bir bakış açısından barınmayı nasıl ele alabiliriz ve güncel durumu nasıl sorunsallaştırabiliriz? Bu soruları düşündüğüm bu makalede, feminist örgütlenme Mor Dayanışma’nın davetiyle yürüttüğüm iki atölye çalışmasının katılımcısı kadın+ların anlatıları üzerinden bir tartışma kuruyorum. Böylece hem Türkiye’deki güncel durumu kadın+ların gözünden haritalamayı hem de yeni feminist mücadelelerin tohumlarını ekecek yeni araştırma konularına işaret etmeyi amaçlıyorum
Türkiye’de Krizler, Afetler ve Çocuk
In this article, it has been explored how children in Turkey have been impacted by recent crises and disasters. The rights and well-being of children have been emphasized throughout this evaluation. Following the earthquakes in Kahramanmaraş-Hatay on March 6, 2023, a picture of the issues faced by children was captured, along with a list of the rights breaches they had suffered and recommendations for how to handle similar circumstances in the future. It has been investigated how the actions done during the Covid-19 outbreak, a recent major crisis, influenced the lives of children and the actions to be taken in epidemics of a similar nature. Last but not least, the challenges that low-income families’ children experience in exercising their fundamental rights and the growing poverty brought on by the economic.Bu yazıda temel olarak Türkiye’de son yıllarda meydana gelen afetler ve krizlerin çocukları nasıl etkilediği incelenmiştir. Bu inceleme, çocuk haklarını ve çocukların iyi olma hallerini merkeze alarak yapılmıştır. 6 Mart 2023 Kahramanmaraş-Hatay merkezli depremler sonrasında çocukların yaşadığı sorunların resmi çekilmiş, yaşadıkları hak ihlalleri listelenmiş ve benzer durumlarda yapılması gereken öneriler sıralanmıştır. Yakın zamanda yaşanan bir başka büyük kriz olan Covid-19 salgını esnasında alınan tedbirlerin çocukların yaşantısını nasıl etkilediği ve benzer salgınlarda atılması gereken adımlar incelenmiştir. Son olarak, Türkiye’nin içinde bulunduğu ekonomik kriz sebebiyle derinleşen yoksullukla birlikte, düşük gelirli hanelerde çocukların temel haklarına erişimde yaşadığı zorluklardan bahsedilmiştir. Önümüzdeki yıllarda meydana gelebilecek krizler ve afetlerle ilgili yapılması gereken çocuk-merkezli hazırlıklar konusunda öneriler verilmiştir
Türkiye’de Çalışanların Yoksulluğu, Yoksunluğu ve Sosyal Dışlanmaları
While employment is the most effective way to get out of and fight against poverty, it is insufficient in fulfilling this function for certain workers in Turkey and around the world. In 2021, 12 percent of the workers in Turkey are in poverty, 18.9 percent are at risk of social exclusion and poverty, and 22.9 percent are in material and social deprivation. Turkey is one of the countries with the highest rates of poverty, social exclusion, and deprivation of workers among European countries. Various factors such as income level, household structure, household work intensity, and household access to social transfers can be specified as determinants of working poverty. On the other hand, working poverty data are far from providing sufficient information about the working and living conditions of workers. At the same time, workers who are exposed to the risks of poverty, social exclusion, and deprivation constitute a complex and heterogeneous group. Several policies to protect workers and their families from such risks need to be implemented in an appropriate combination. These policies, (i) increasing household incomes, primarily the minimum wage, (ii) improving the work intensity of households by increasing the paid employment of women in particular, (iii) implementing family and child programs of appropriate quality and scope in the social security system, (iv) supporting the centralization of the collective bargaining system and expanding the coverage of workers benefiting from collective agreements and (v) eliminating obstacles to the organization of trade unions can be given as examples.İstihdam, yoksulluktan kurtulmanın ve yoksullukla mücadele etmenin en etkili yolu olmakla birlikte, dünyada ve Türkiye’deki çalışanların bir kısmı için istihdam, bu işlevini yerine getirmekte yetersiz kalmaktadır. 2021 yılında Türkiye’de çalışanların yüzde 12,’si yoksul, yüzde 18,9’u sosyal dışlanma ve yoksulluk riski altında, yüzde 22,9’u ise maddi ve sosyal yoksunluk içindedir. Türkiye, Avrupa ülkeleri arasında çalışanların yoksulluk, sosyal dışlanma ve yoksunluk oranlarının en yüksek olduğu ülkelerden biridir. Gelir düzeyi, hane yapısı, hane çalışma yoğunluğu ve hanenin sosyal transferlere erişimi gibi çok sayıda değişken, çalışan yoksulluğunun belirleyicileri olarak sıralanabilir. Diğer yandan çalışan yoksulluğu verileri, çalışanların çalışma ve yaşam koşulları hakkında yeterli bilgi sağlamaktan uzaktır. Aynı zamanda yoksulluk, sosyal dışlanma ve yoksunluk risklerine maruz kalan çalışanlar, karmaşık ve heterojen bir grubu oluşturmaktadır. Çalışanları ve ailelerini bu tür risklerden korumak için farklı politikaların uygun bir bileşim içinde uygulanması gerekmektedir. Bu politikalara, (i) başta asgari ücret olmak üzere hane gelirlerinin yükseltilmesi, (ii) özellikle kadınların ücretli istihdamının artırılarak hanelerin çalışma yoğunluğunun geliştirilmesi, (iii) sosyal güvenlik sisteminde uygun nitelik ve kapsamda aile ve çocuk programlarının uygulanması, (iv) toplu sözleşmelerden yararlanan çalışan sayısının artırılması ile toplu sözleşme sisteminin merkezileşmesini desteklenmesi ve (v) sendikaların örgütlenmeleri önündeki engellerin kaldırılması gibi örnekler verilebilir
Türkiye’de Popüler Kültür ve Siyaset: Kızılcık Şerbeti Tartışması
The popular Turkish television series Cranberry Sorbet revolves around interactions between a religious-conservative and a secular family. The decision of the Television and Radio Higher Council to censor the show a month prior to the critical elections of May 2023 gave rise to a heated controversy in the Turkish public sphere. In the meantime, a character from the series, Nursema, attained the status of a political symbol and featured prominantly in public discussions about the elections. Based on the analysis of the public debate on Cranberry Sorbet, the article examines the relations between popular culture and politics in contemporary Turkey. The study concludes that fictional popular culture opens up an important space for citizens to reflect on their society and debate political issues. The article also finds evidence of the ‘Streisand effect,’ whereby censorship might backfire by drawing more public attention to its object.Dindar-muhafazakâr ve seküler iki aile arasındaki etkileşimi konu alan popüler televizyon dizisi Kızılcık Şerbeti’nin Mayıs 2023’teki kritik seçimlere yaklaşık bir ay kala Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından cezalandırılması, kamusal alanda hararetli tartışmaları da beraberinde getirdi. Dizideki Nursema karakteri bu süreçte siyasi bir sembol niteliği kazanarak birçok politik tartışmanın merkezinde yer aldı. Makale, Kızılcık Şerbeti dizisi etrafındaki tartışmalardan yola çıkarak, Türkiye’de popüler kültür ile siyaset arasındaki ilişkileri incelemektedir. Çalışma kurmaca popüler kültürün toplumun kendi dinamikleri üzerine düşünmesi ve siyasi meseleleri tartışması için önemli bir alan açtığı sonucuna ulaşmaktadır. Araştırmanın bulguları aynı zamanda sansürün belirli koşullarda nesnesine duyulan popüler ilgiyi artırarak amaçlananın aksine sonuç verdiğini öne süren ‘Streisand etkisi’ hipotezini desteklemektedir
Mültecilik Odaklı Çocuk Öykülerini Eğitimde Nasıl Kullanabiliriz? Pedagojik Çerçeve Önerisi
The number of children’s books about refugees has recently increased in Turkey. Some of these books have been translated from different languages, some of them have been published in Turkish. These books are used by teachers for educational purposes to handle the refugee issue in their classes. Yet, the number of pedagogical sources discussing how to use these books in the classroom is very limited in the Turkish context. Academic research usually focuses on the analysis of stories or representation of refugees. This paper aims to present a conceptual framework for using these books for educational purposes. The paper underlines the importance of norm-critical approach rather than adopting a pedagogy that emphasizes the deficiency or difference of refugees.Son yıllarda mülteciliği odağa alan çocuk edebiyatı kitaplarının sayısında bir artış oldu. Bu kitapların bazıları farklı dillerden çevrilirken, bazıları Türkçe yayımlandı. Bu kitaplar mültecilik konusunu sınıflarında ele almak isteyen bazı öğretmenler tarafından eğitsel amaçla kullanılmaktadır. Ancak Türkçe literatürde bu öykülerin eğitsel amaçla nasıl kullanılabileceğine yönelik pedagojik kaynaklar çok sınırlıdır. Yapılan akademik çalışmaların çoğu ise genelde öykü incelemesine odaklanmaktadır. Bu yazının amacı mültecilik temalı öykü kitaplarının eğitimde nasıl kullanabileceğine dair bir kavramsal çerçeve sunmaktır. Yazıda mültecilerin noksanlığını ya da farklılığını vurgulayan bir pedagoji yerine, hâkim normun sınırlarını sorgulayan norm-eleştirel bir pedagojinin önemine dikkat çekilmektedir
Yaratıcı Müzik Kenti Kırşehir: Ustalardan Çıraklara El Verme
This article discusses the relationship between UNESCO Music City Kırşehir and intergenerational dialogue within the framework of sustainable development. Since the local music culture in Kırşehir is transmitted through the master-apprentice relationship, the sustainability of the music culture is related to the production of old and young musicians together. In this direction, the article will seek an answer to the question of whether the communities and spaces that allow intergenerational dialogue in Kırşehir are sufficient for sustainable culture.Bu makale sürdürülebilir kalkınma çerçevesinde UNESCO Müzik Kenti Kırşehir ve kuşaklar arası diyalog arasındaki ilişkiyi tartışmaktadır. Kırşehir’de yerel müzik kültürü usta – çırak ilişkisi ile aktarıldığından müzik kültürünün sürdürülebilmesi yaşlı ve genç müzisyenlerin birlikte üretmesiyle bağlantılıdır. Bu doğrultuda, makalede Kırşehir’de kuşaklar arası diyaloga olanak tanıyan toplulukların ve mekânların sürdürülebilir kültür için yeterli olup olmadığı sorusuna yanıt aranacaktır. 
Göç Çalışmalarında Büyük Veri: Etik Değerlendirmeler
The current study initiates a discussion on the ethical dilemmas inherent in big data research within the domain of migration studies. It encourages a conversation regarding the guiding principles that researchers should uphold for the responsible utilization of data. As such, the study focuses on the challenges migration researchers face in designing, conducting, and disseminating their research findings. Accordingly, this study raises considerations related to the privacy of both individuals and groups, as well as to the creation and exacerbation of inequalities and power asymmetries. It also emphasizes the crucial role that migration researchers can play in establishing ethical standards for big data research.Bu çalışma, göç çalışmaları alanında gerçekleştirilen büyük veri araştırmalarında karşılaşılan etik zorluklara odaklanmakta ve verinin sorumlu bir şekilde kullanımı için izlenmesi gereken ilkeler hakkında bir diyaloğa katkı sunmayı amaçlamaktadır. Çalışmada göç araştırmacılarının çalışmalarını tasarlama, yürütme ve bulgularını yayma süreçlerinde karşılaştıkları zorluklara odaklanılmaktadır. Bu bağlamda, çalışmada araştırmacıların birey ve grup gizliliği ile güç dengesizliklerinin arttırımı ve yeni eşitsizliklerin yaratılmasına ilişkin etik sorumlukları olmalı. Çalışmada ayrıca göç araştırmacılarının büyük veri araştırmaları için etik standartların belirlenmesindeki kritik rolü vurgulanmaktadır