DSpace at Dokuz Eylul University
Not a member yet
    10837 research outputs found

    FLEXIBLE SHIFT PLANNING IN NURSE SCHEDULING AND AN APPLICATION OF THE HOSPITAL

    Full text link
    Müşteri tatmininin her geçen gün daha da zorlaştığı hizmet sektörlerinde, işverenler sunulan hizmetin kalitesini arttırmak ve hizmetin devamlılığını sağlamak için yeni arayışlar içine girmekteler. İşverenler, müşteriden önce hizmeti sunan kişilerin memnuniyetini sağlayarak rekabet gücünü arttırma yollarına başvurmaktadırlar. Bu yollardan biri de çalışma sürelerinin esnekleştirilmesidir. Bu çalışmada, hizmet sektörleri arasında önemli bir yere sahip olan hastanelerde ki hemşire çizelgeleme problemi için tam sayılı matematiksel bir model oluşturulmuştur. Oluşturulan modelde, klasik çizelgeleme modellerinin aksine hemşirelerin işe başlama saatlerine esneklik getirilmiştir. Modelin başlıca amacı, hemşirelerin kendi tercihlerine göre haftalık çizelgelerinin oluşturulmasıdır. Oluşturulan model, gerçek veriler kullanılarak bir üniversite hastanesinin genel cerrahi bölümünde denenmiştir. Modelin, %99,6 oranında hemşire tercihlerini yerine getirdiği görülmektedir. In the service industry, customer satisfaction becomes more difficult with each passing day, employers have looked for new paradigms and ways to make service quality better and to keep service facilities reliable. Therefore, with the purpose of increasing their competitive power, employers give more importance to their employees who have direct relation with customers than they do to their customer. One of the new paradigms is make working hours flexible. In this study, an integer programming model is proposed for the nurse scheduling problem in the hospitals which are one of the most important service industries. On the contrary of classical nurse scheduling model, developed model has made flexible to starting time. The main aim of the model is make a schedule for nurses according to their preferences. The developed model is applied on a surgery department of one university hospital with real data. According to results, model can satisfy 99,6% of the nurses with their schedule based on their preferences

    On Seriousness of Art: The Act of Laughing in the 17th Century Dutch Painting

    Full text link
    Gülme eylemi, sadece neşe ve mutluluğu ifade etmez, diğer bir yanıyla alaycı bir tavrı da açığa çıkarır. Alaycı yıkıcılığından rahatsızlık duyulan gülme eylemi, tarih boyunca kontrol altına alınması gereken toplumsal bir durum olarak görülmüştür. İnançlar ile paralel gelişen Batı Sanatı da, Hıristiyan öğretilerinin davranışlara getirdiği yasaklar sonucunda, gülme eyleminin resmedilmesi karşısında ciddi bir tavır almıştır. Bu doğrultuda, dişleri göstererek sesli bir biçimde gülmenin sosyal statüyü aşağıya çekeceğine inanıldığından, resim siparişi veren bireylerin, ciddi görünümlü, sosyal statü ve zenginliklerini ifade edecek biçimde resmedildiği görülür. Fakat 17. yüzyıl Hollanda sanatında, diğer Avrupa Sanatı örneklerinden farklı olarak, köylü ve fakir halkı kahkaha atarken resmeden eserler görülmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Protestanlık sonrası 17. Yüzyıl Hollanda'sında ortaya çıkan yeni sanat türlerinin, gülme ve kahkahanın ironik durumunu ne şekilde ele aldığını ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda bu çalışmada, gülme eyleminin tarihsel süreci içinde sosyo-kültürel çözümlemeler yapılmış ve sonuç olarak gülme eyleminin sanattaki yerine dair genel tespitlerde bulunulmuştur Gülme eylemi, sadece neşe ve mutluluğu ifade etmez, diğer bir yanıyla alaycı bir tavrı da açığa çıkarır. Alaycı yıkıcılığından rahatsızlık duyulan gülme eylemi, tarih boyunca kontrol altına alınması gereken toplumsal bir durum olarak görülmüştür. İnançlar ile paralel gelişen Batı Sanatı da, Hıristiyan öğretilerinin davranışlara getirdiği yasaklar sonucunda, gülme eyleminin resmedilmesi karşısında ciddi bir tavır almıştır. Bu doğrultuda, dişleri göstererek sesli bir biçimde gülmenin sosyal statüyü aşağıya çekeceğine inanıldığından, resim siparişi veren bireylerin, ciddi görünümlü, sosyal statü ve zenginliklerini ifade edecek biçimde resmedildiği görülür. Fakat 17. yüzyıl Hollanda sanatında, diğer Avrupa Sanatı örneklerinden farklı olarak, köylü ve fakir halkı kahkaha atarken resmeden eserler görülmeye başlanmıştır. Bu çalışmanın amacı, Protestanlık sonrası 17. Yüzyıl Hollanda'sında ortaya çıkan yeni sanat türlerinin, gülme ve kahkahanın ironik durumunu ne şekilde ele aldığını ortaya koymaktır. Bu amaç doğrultusunda bu çalışmada, gülme eyleminin tarihsel süreci içinde sosyo-kültürel çözümlemeler yapılmış ve sonuç olarak gülme eyleminin sanattaki yerine dair genel tespitlerde bulunulmuştu

    The Effect Of Opening Cyprus Land Borders To Intercommunal Negotiations And Trcn's State-Making Phenomenon (2003-2013)

    Full text link
        23 Aralık 1963 tarihinde Kıbrıs Türk ve Rum toplumlarının eşit egemenliğine dayalı ortak Kıbrıs Cumhuriyeti'nin yıkılmasından günümüze geçen yarım asırlık sürede de toplumlararası görüşmelerden herhangi bir sonuç alınamamıştır. Görüşmelerin olumsuz neticelenmesi ve Kıbrıs Rum tarafının uzlaşmaz tutumu Kıbrıs Türklerini kendi devletlerini kurmaya yöneltmiştir. Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti tek yanlı bir kararla sınır kapılarını 23 Nisan 2003 tarihinde Güney Kıbrıs Rum Yönetimi vatandaşlarına açmıştır. Sınır kapılarının açılmasıyla her iki toplum da karşı taraf hakkında kendilerine anlatılanlarla gerçek durumu karşılaştırma imkanı elde etmişlerdir. 24 Nisan 2004 referandumu sonrası kendilerine verilen sözlerin tutulmadığını gören KKTC vatandaşları her geçen gün devletlerine sahip çıkmanın gerekliliğini daha iyi anlamaya başlamışlardır. Bu makalede konu detaylarıyla incelenmiştir Subsequent to the demolition of Republic of Cyprus on 23rd, December 1963, which was founded by Turkish and Greek Cypriots on the basis of the equal sovereignty, the intercommunal negotiations have been so far fruitless. The fact that the negotiations have resulted with no positive result and due to the negative manner of the Greek Cypriots have directed Turkish Cypriots to establish their own nation. Turkish Republic of Northern Cyprus has opened the borders for the Greek Cypriots on 23rd, April 2003. As soon as the doors mutually have been opened, then both parties have got the opportunities to see, and to compare the actual positions. After 24th April 2004 referendum, TRNC citizens regarding that the promises were not carried out have started perceiving the value and the necessity of possessing their own nation. This article has focused on this topic in detail

    West Memorial Hospital

    Full text link
    1852 yılında Sivas'ta kurulan ABCFM isimli Protestan Amerikan Misyon İstasyonu bünyesinde hizmet vermeye başlayan misyon hastanesinde 1915 yılı sonuna kadar bölgede yaşayan tüm Osmanlı tebaasına etnik ve dini ayrım yapılmaksızın koruyucu ve sağaltıcı sağlık hizmetleri verilmiştir. West Memorial Hospital adı verilen birimde istasyonda meskun tıp doktoru ile misyonerler özellikle kişisel hijyen kurallarının uygulanmaması nedeniyle hızla yayılan tifo ve kolera gibi hastalıkların yaygın olarak görüldüğü dönemlerde karantina uygulamaları yapılmış, ihtiyaç durumunda hastalara cerrahi müdahaleler yapılmış ve hastanede yatırılması gereken kişilere aynı zamanda dini hizmet de verilmiştir. Hastanenin kapalı olduğu ilkbahar ve yaz aylarında da yakın yerleşimler ziyaret edilerek gezici sağlık hizmeti sunulmuştur After the establishment of mission station in Sivas in 1852, American Protestant missionaries belonged to the American Board Of Commissionaries For Foreign Missions - ABCFM started to care both Christian and Muslim Settlers of Sivas in a hospital called West Memorial Hospital. Until 1915 they served there in order to have a line of communication with all patients to tell the "real truth of Christianity" and "to collect lost lambs of the Lord"

    Velid Ebuzziya From The National Struggle Advocacy To Anti-Republicanism

    Full text link
    Mondros Mütarekesi sonucu işgale uğramaya başlayan Anadolu, Mustafa Kemal Paşa önderliğinde girişilen Milli Mücadele hareketi sonucunda tam bağımsızlığına kavuşmuştur. Milli Mücadele geniş bir katılımla, farklı çevrelerden, farklı mesleklerden kişilerin verdiği destekle kazanılmıştır. Bu mücadelede basın son derece etkili olmuştur. İstanbul ve Anadolu basını Milli Mücadele'ye taraftar ve karşıt olmak üzere ikiye ayrılmıştır. Taraftar olan ve olmayan basında yapılan propaganda ve fikirler de halkın Milli Mücadele'ye olumlu veya olumsuz yaklaşımında çok etkili olmuştur. Bu süreç içerisinde, özellikle Milli Mücadele taraftarlığında Milli egemenlik fikri çok benimsenmiş ve savunulmuştur. Çalışmamıza konu olan Abdurrahman Velid Ebüzziya, tam anlamıyla Milli Mücadele ve milli egemenlik taraftarı olmuş, gazetesinde bu yönde çok sayıda makale ve haber yapmıştır. Ayrıca, Anadolu'ya gazeteci yollama, silah kaçırma gibi faaliyetlerde de bulunmuştur. Ancak Milli Mücadele sonuçlandıktan sonra ortaya atılan cumhuriyet olgusuna şiddetle karşı çıkmıştır. Bu yönetim biçiminin Türkiye için henüz çok erken olduğu ve bu suretle istismar edilerek otoriter bir hale geleceği endişesini dile getirmiş ve bu düşüncelerini cesurca ifade etmiştir. Bu yüzden de gazetelerinin kapanması, İstiklal Mahkemesi'ne sevk edilme gibi durumlarla karşı karşıya kalmıştır. Ancak Milli Mücadele'ye yaptığı hizmetler göz önüne alınarak, çok ağır bir ceza ile karşılaşmamıştır. Anatolia, which started to be occupied as a result of the Armistice of Montrose, became fully independent as a result of the National Struggle movement that was initiated under the leadership of Mustafa Kemal Paşa. National Struggle was won with a broad participation and support from different environments and different professions. Press had a strong effect upon this struggle. İstanbul and Anatolian press was separated into two parts as supporters and opponents of the struggle. The propagandas and opinions that were encountered in the supporter and non-supporter press had a great influence on positive or negative approach of the public towards the National Struggle. During this process, the idea of National domination was adopted and defended especially by the supporters of the National Struggle. Abdurrahman Velid Ebüzziya, who is mentioned in the study, was in favor of the National Struggle and national domination and he wrote a great number of articles and news on this subject in his newspaper. He was also involved in activities such as sending journalists to Anatolia and smuggling weapons. However, he argued against the phenomenon of the republic, Author bravely expressed, This form of management was still too early for Tukey and woried about for this reason could be exploited and authoritaran. Thereby, his newspapers were closed and he was sent to the Independence Court. However, he was not severely punished by courtesy of his services to the National Struggle

    The Cold War Era Policy Mıght An Instance: U-2 Aircraft Attack

    Full text link
    Soğuk Savaş döneminde Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Sovyetler Birliği arasında silahlanma ve nükleer yarış başlamıştır. Sovyet Rusya'nın yayılmacı politikası ve buna karşılık ABD'nin attığı adımlar gerilimlerin artmasına neden olmuştur. 1 Mayıs 1960 tarihinde, Türkiye'deki Adana İncirlik hava üssünden kalkan Amerikan U-2 uçağının, Sovyet Rusya tarafından düşürülmesi ABD ve Sovyet Rusya'yı bir savaşın eşiğine getirmiştir. Olayın kamuoyuna yansımasıyla birlikte, Sovyet Rusya sert bir tutum takınmış, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Batılı devletleri gerekirse bir dünya harbinin çıkabileceğini söyleyerek tehdit etmiştir. Bu çalışmada Türkiye, ABD ve İngiltere'deki ulusal gazetelerden de faydalanılarak olayın seyri ve çözümü adına atılan adımlar incelenmiştir. Between the United States and the Soviet Union started the arms and nuclear race during the cold war. Soviet Russia's expansionist policy and the United States' alliances against this policy resulted in escalated tensions. On May 1, 1960, an American aircraft named U-2, which was departed from Adana İncirlik airbase in Turkey, shot by the Soviet Russia made the two countries to the brink of a war. When the U-2 incident was reflected in the public, the Soviet Russia maintained a tough stance and threatened the Western States including Turkey if necessary, as saying that the threat of a world war to come. In this study, the steps taken on behalf of the course of the incident and the solution have been studied by utilizing the national newspapers in Turkey, the United States and United Kingdom

    Sleep Quality Among Undregraduate Students and Influencing Factors

    No full text
    Giriş: Üniversite öğrencilerinde uyku kalitesi fizyolojik ve psikolojik sağlığın korunması, verimliliğin artması açısından önemlidir.Amaç: Bu araştırma üniversite öğrencilerinin uyku kalitesi ve uyku kalitesini etkileyen etmenleri incelemek amacıyla tanımlayıcı olarak yapılmıştır. Yöntem: Araştırma Ocak-Haziran 2012 tarihleri arasında İzmir'de bir üniversitenin hemşirelik, tıp ve eczacılık fakültelerinde eğitim alan 300 öğrenci ile yürütülmüştür. Araştırma verileri, Birey Tanıtım Formu ve Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PUKİ) kullanılarak toplanmıştır. Verilerin analizi, aritmetik ortalama, yüzde, iki ortalama arasındaki farkın önemlilik testi, varyans analizi, korelasyon ve Kruskal- Wallis testleri kullanılarak yapılmıştır.Bulgular: Öğrencilerin PUKİ puan ortalaması 6.15 ± 1.90'dır. Uyku kalitesi kötü olanların oranı %59'dur. Yaş, cinsiyet, öğrenim görülen bölüm ve sınıf, kalınan yer ve sigara kullanma durumu ve PUKİ puan ortalamaları arasında fark bulunmamıştır. Alkol kullanan, kafeinli içecek alan, uyku süresi normalden az veya çok olan ve derslerde uyuklayan öğrencilerin uyku kalitesinin daha kötü olduğu belirlenmiştir.Sonuç: Bu çalışmada üniversite öğrencilerin uyku kalitesinin kötü olduğu saptanmıştır. Bu nedenle, öğrencilerde kötü uyku kalitesine bağlı olarak ortaya çıkabilecek sorunların önlenmesi için, uyku kalitesinin iyileştirilmesine yönelik çalışmalar yapılması gerekmektedir. Background: Sleep quality in undergraduate students is important for health protection in terms of physiological and psychological and increasing performance. Aim: This research was conducted as a descriptive study to evaluate the sleep quality and identify affecting factors of the sleep quality in undergraduate students . Methods: The study was carried out with 300 students who were receving education at Faculty of Nursing, Faculty of Medicine and Faculty of Pharmacy between the dates January-June 2012. Data collection was performed using "Individual İnformation Form" and "Pittsburgh Sleep Quality Index". The data analysis consisted of totals and percentages, Student t test, variance analysis, correlation and Kruskal Wallis test. Results: The mean of students' PSQI points was 6.15+1.90. Of the students, 59% had poor sleep quality. There was no difference between descriptive variables such as age, sex, class, school of the study, location and smoking status and PSQI scores of the students. Sleep quality was poor in students using alcohol and caffeinated, having more or less sleep time than usual and sleeping during lectures. Cınclusion: İn this study, sleep quality in collage students was found to be poor. Therefore, further studies should be carried out to improve quality of sleep and to prevent problems that may occur due to poor sleep quality in student

    JUNIOR HIGH SCHOOL STUDENTS AS VICTIMS OF VIOLENCE AT SCHOOL

    Full text link
    This article discusses the situation of victims of violence at junior high schools, taking into consideration various forms of peer aggression, such as mobbing, bullying and the problem of the so called hazing. At the beginning, it discusses the aspects of the educational environment of junior high schools, then identifies various forms of violence at school, victim selection criteria and perpetrators' motives. The main goal is to point to some characteristic qualities or behavior that make some students susceptible to violence, make them victims. What are the consequences, what type of support do the victims need and what is the scale of this problem in Polish schools? The last part of the article is devoted to educational challenges for a school with regard to prevention of peer aggression

    Childrens' Cardiovascular Health Promotion Attitude Scale's Validity and Reliability

    Full text link
    Giriş: Çocukluk döneminde kalp sağlığını geliştirici tutumların kazandırılması önceliklidir. Amaç: Çocuk kalp sağlığını geliştirme tutum ölçeği'nin Türkçe eşdeğerliğini sağlamak, geçerlik ve güvenirliğini test etmek amaçlanmıştır. Yöntem: Metodolojik araştırma İzmir ilinde üç ilköğretim okulunun altıncı sınıfında okuyan toplam 315 öğrenci ile yürütülmüştür. Arvidson tarafından geliştirilen ve 16 maddeden oluşan çocuk kalp sağlığını geliştirme tutum ölçeğinin dil geçerliği geri çeviri yöntemi; içerik geçerliği uzman görüşüne başvurularak; güvenirliği zamana göre değişmezliği ve iç tutarlılığı; geçerliği yapı geçerliği ile sınanmıştır. Ölçek dil geçerliği için Türkçe'ye çevrildikten sonra ön uygulama yapılmıştır. Ön uygulamadan sonra ölçek örneklem grubuna test tekrar test için 15 gün arayla iki kez uygulanmıştır. Bulgular: Çocuk kalp sağlığını geliştirme tutum ölçeğinin egzersiz, beslenme, sigara, stres kontrolü boyutlarının iç tutarlık güvenirlik katsayıları 0.62 ile 0.75 arasında, ölçeğin iç tutarlık güvenirlik katsayısı 0.79, test-tekrar test güvenirliği 0.60 bulunmuştur. Açımlayıcı faktör analizi ölçeğin dört faktörlü bir yapıya sahip olduğunu ortaya koymuştur ve doğrulayıcı faktör analizi bu dört faktörlü yapıyı doğrulamıştır (x2 /df = 1.285; RMSEA = .030; GFI = .95; CFI = .98 ve NNFI = .98). Sonuç: Çocuk kalp sağlığını geliştirme tutum ölçeği okul çağındaki çocukların kalp sağlığını geliştirmeye yönelik tutumlarının belirlenmesi için geçerli ve güvenilir bir araçtır Background: To develop the cardiovascular health promotion attitudes in childhood period is priority. Aim: This study has been carried out to evaluate the Turkish equivalence, reliability and validity of the children's cardiovascular health promotion attitude scale. Method: Methodological research was conducted with a total number of 315 6th grade students from three primary schools in Izmir. The scale which was developed by Arvidson includes sixteen items. The adaptation of the scale to Turkish language was performed via back translation technique, content validity was ascertained by expert opinions; reliability was examined with test-retest reliability and internal consistency, validity was examined with construct validity. The preliminary application was done after the translation of scale into Turkish to achieve language validity. The scale was applied to the sample group after the application for test-retest twice at a 15 day interval. Results: The internal consistencies of the exercise, diet, cigarette, stress control dimensions of the children's cardiovascular health promotion attitude scale were found between 0.62 and 0.75, and scale's internal consistency was 0.79, test-retest reliability was found to be 0.60. Exploratory factor analysis extracted that the scale had a four-factor structure and confirmatory factor analysis affirmed this four-factor structure (x2 /df = 1.285; RMSEA = .030; GFI = .95; CFI = .98 ve NNFI = .98). Conclusion: The children's cardiovascular health promotion attitude scale is a valid and reliable tool to determine the school aged childrens' attitude toward cardiovascular health

    Exploring Invisible Part of The Iceberg: Compartment Syndrome in Orthopaedic Patients and Nursing Approaches

    Full text link
    Kompartman sendromu, erken tanılanamadığında bireylerin yaşam kalitesini bozabilen ciddi bir durumdur. Genellikle travma, ameliyat, immobilizasyon ve enfeksiyon nedeniyle meydana gelen kompartman sendromunun akut, kronik ve crush olarak üç tipi vardır. Özellikle ortopedik cerrahi geçiren ve travmaya maruz kalan kişilerde görülme sıklığı daha fazla olduğundan, kompartman sendromunun önlenmesinde, erken tanılanmasında ve gerekli girişimlerin başlatılmasında ortopedi hemşirelerine büyük sorumluluklar düşmektedir. Son derece önemli olan bu sorun erken saptanamadığında amputasyon ile sonuçlanabilmektedir. Önemi büyük olmasına rağmen ülkemizde hemşirelik literatüründe bu konuya yeterince yer verilmemiştir. Bu gereksinim doğrultusunda yazılan bu derleme makalede kompartman sendromunun tanımı, insidansı, etyolojisi, fizyopatolojik süreci, belirti ve bulguları, önlenmesi, erken tanılanması, tedavisi ve hemşirelik bakımına ilişkin bilgiler sunulmuştur Compartment syndrome is a serious condition, if it can not be early diagnosis that may impair the quality of life of individuals. Generally trauma, surgery, immobilization, and infections are caused by compartment syndrome that included three types as acute, chronic and crush. Because of the incidence of compartment syndrome is higher in individuals especially who is exposed to trauma and orthopedic surgery, orthopedic nurses have great responsibilities related compartment syndrome prevention, early diagnosis, and initiation of necessary interventions. This problem is extremely important when if it can not early diagnosis, so it can be result in amputation. Despite of compartment syndrome has great importance, this subject has not been given enough in nursing literature in our country. Through with the requirements of this review article written and it was provided the knowledge on description of compartment syndrome, incidence, etiology, pathophysiological process, signs and symptoms, prevention, early diagnosis, treatment and nursing car

    3,017

    full texts

    10,837

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    DSpace at Dokuz Eylul University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇