DSpace at Dokuz Eylul University
Not a member yet
    10837 research outputs found

    An Inquisition on Tax Audit and Revenues in Turkey

    No full text
    Bu çalışmada 1995 yılından bu yana vergi müfettişi (2011 yılı öncesi adıyla vergi denetmeni) kadro sayısında görülen artışın vergi tahsilatına, kayıtdışılığın azaltılmasına ve vergilemede adalete olan etkileri ele alınmıştır. Buna göre, gerek vergi yükü gerekse genel bütçe gelirleri açısından bütçe vergi gelirlerinde artış görülmekle birlikte, bu artışın müfettiş sayısındaki değişimle bir ilişkisinin olmadığı ortaya çıkmıştır. Kayıtdışılıkla mücadelede, artan denetimler sonucu kısmi başarı yakalandığı ve en azından kayıtdışı istihdam oranının azaldığı görülmektedir. Vergilemede adalet ise dolaylı vergiler lehine ve ücretliler aleyhine bozulmuştur. Sonuç olarak, denetim elemanı sayısındaki artış, ekonomik krizlerin ve çıkarılan vergi aflarının da etkisiyle, arzu edilen sonuçları ortaya koyamamıştır Although there is an increase in tax revenues, it couldn't has been found that there was a relation between the rise in the number of inspectors and that in tax revenues. There is a success in alleviating the informal sector, regarding employment rates. Regarding tax equity, the study has revealed that, this equity had been perished via deterioration in favor of indirect tax revenues against direct ones; and also in support of taxes on capital against that on labor. Consequently we cannot talk about a realization of desired fiscal and economic effects of the rise in the number of inspections

    Opinions of the vocal training students in music education department regarding self-efficacy perception

    No full text
    Bu araştırma müzik eğitimi bölümlerindeki şan öğrencilerinin özyeterlik algılarına yönelik görüşlerinin belirlenmesi amacıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırma 2013-2014 öğretim yılında Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Eğitimi Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı ikinci, üçüncü ve dördüncü sınıf şan eğitimi öğrencilerinden amaçlı örneklem yoluyla seçilen 20 öğrenci ile gerçekleştirilmiştir. Bu araştırmada, nitel araştırma modellerinden biri olan "Olgubilim" modeli kullanılmıştır. Araştırma verileri, araştırmacı tarafından hazırlanan "Şan Özyeterliği Görüşme Formu" kullanılarak birebir görüşmeler aracılığı ile toplanmıştır. Veri sonuçları içerik analizi ile analiz edilmiştir. Araştırma sonuçlarına göre, öğrencilerin sesin oluşum süreçleri, şan performansı, şan terminolojisi ve şan eserlerini etkili yorumlama konularındaki özyeterlikleri ortaya konmuştur. Bu konularda bazı öğrencilerin özyeterliği yüksek iken, bazı öğrencilerin özyeterliklerinin düşük olduğu tespit edilmiştir. Özyeterliği yüksek ve düşük olan öğrencilerin düşünceleri nedenleriyle sunulmuştur. Öğrencilerin özyeterliklerinin yükselmesi ve seslerini iyi kullanabilen birer müzik öğretmeni olabilmeleri için öneriler sunulmuştur

    Relation Between Historical Reality And Drama: Jeanne d'Arc as Real or Fictional Character

    Full text link
    Tarih algısının 19. yüzyıl içindeki değişimi, tarihsel metinlerin yazınsal metinlerle olan etkileşiminin incelenmesinin önemine vurgu yapmıştır. Tarihsel dramın malzemesi, değişen tarihsel ve yazınsal metin algısıyla bağımsız bir hal almıştır. Tarihsel bir figür olarak Jeanne d'Arc, Frederich Schiller, Bertolt Brecht, Bernard Shaw gibi oyun yazarları için dramatik malzemeye dönüşmüştür. Yapıntı Jeanne d'Arc, tarihsel gerçeklik ve dramatik karakter açısından farklı oyunlarda farklı biçimlerde yorumlanmıştır. The change in perception of history in 19th century has emphasized the importance of analysing the interaction between the historical and literary texts. The material of historical drama has come to a state of independence due to change in perpection of historical and literary texts. Jeanne d'Arc, as a historical figure, has become a dramatic material for play writers such as Frederich Schiller, Bertolt Brecht, Bernard Shaw. In different plays, Jeanne d'Arc, as a fiction character, has been interpreted differently in terms of historical reality and dramatic characte

    Internal Opposition In The Committee Of Union And Progress: Hizb-İ Cedid Movement

    Full text link
    Parlamenter yapının emeklemeye başladığı II. Meşrutiyet Dönemi'nde İttihat ve Terakki Cemiyeti ve onun Meclis-i Mebusan'daki halkası İttihat ve Terakki Fırkası, parti dışı ve parti içi muhalefetle karşılaşmıştır. Bu çalışmada, muhalif ve daha çok muhafazakar mebuslardan oluşan Hizb-i Cedit Hareketi üzerinden, İttihat ve Terakki Fırkası'na içindeki ayrışma anlamlandırılmaya çalışılmaktadır. Bu ayrışma, 21 Kasım 1911'de kurulacak olan Hürriyet ve İtilaf Fırkası'na ön ayak olmuştur. Başbakanlık Osmanlı Arşivi'ndeki tasniflerde, konuyla ilgili belgelerin bulunmaması nedeniyle, 1911-1912 yıllarına ait gazete koleksiyonları ile bazı hatıralar ve ikinci el kaynaklar başlıca veri kaynaklarımız olmuştur. Sonuç olarak 1911 yılının bahar aylarında İttihat ve Terakki Cemiyet'i ve Fırkası, Hizb-i Cedit Hareketi yüzünden ciddi bir bölünme tehlikesi atlatmıştır. 1911'in Sonbaharı'nda başlayan Trablusgarp Savaşı, İttihatçı yöneticiler açısından bu sorundan kurtulmak için bir can simidi olmuştur. As the Ottoman parliamentary system was in its infant stage during the Second Constitutional Era, the Committee of Union and Progress (CUP) and its political party, the Union and Progress Party, in the Chamber of Deputies (Meclis-i Mebusan), encountered opposition both within and outside the party circles. In this study, the division within the Union and Progress Party is explained in the context of Hizb-i Cedit movement led by the opponent and mostly conservative members of the parliament. This division cultivated the first seeds of the Freedom and Accord Party (Hurriyet ve Itilaf Firkasi) to be founded in November 21, 1911. Due to the lack of records in the Office of the Prime Minister Archives' classifications, newspaper collections during the years of 1911-1912, various memoirs and secondary sources constitute the main data resources of this study. In conclusion, in the 1911 spring, the CUP and the Union and Progress Party encountered and got through a danger of division due to the Hizb-i Cedit movement. The Tripolitanian War that started in the fall of 1911 became the opportunity space for the CUP cadres to overcome this danger of division

    Effectıveness of family focused therapy-early onset young on adolecence wit bipolar disorder: Prelımınary results of a pılot study

    No full text
    Amaç: Bu çalışmanın amacı Bipolar Bozukluk (BB) tanısı olan ve ilaç tedavisi almakta olan 12-18 yaş arası ergenlerde Aile Odaklı Terapi- Yüksek Risk Grubu (AOT-YRG) uygulamasının ergenlerdeki BB belirtilerinin ve hastalık şiddetinin üzerine etkisini değerlendirmektir. Bu değerlendirmeye ek olarak, uygulamanın BB tanılı ergenlerin yaşam kalitesi, ailelerinin işlevselliği ve ebeveynlerinin depresif belirtileri üzerine etkilerinin değerlendirilmesi amaçlanmaktadır. Yöntem: Çalışma randomize kontrollü olarak planlanmıştır. Araştırmanın olgu grubu 8 ergen ve ebeveyninden, kontrol grubu ise 6 ergen ve ebeveyninden oluşturulmuştur. Sosyo-demografik Veri Toplama Formu, Okul Çağı Çocukları İçin Duygulanım Bozuklukları ve Şizofreni Görüşme Çizelgesi-Şimdi ve Yaşam Boyu Versiyonu (ÇDŞG-ŞY), Çocuklar için Depresyon Derecelendirme Ölçeği (ÇDDÖ), Young Mani Derecelendirme Ölçeği (YMDÖ), Duygudurum Şiddeti İndeksi (DŞİ), Çocuklar için Genel Değerlendirme Ölçeği (ÇGDÖ), Klinik Global İzlenim Ölçeği- hastalık şiddeti (KGİÖ-HŞ) klinisyen tarafından değerlendirilmiştir. Çocuklar İçin Yaşam Kalitesi Ölçeği (ÇİYKO) gençler ve ebeveynlere, Aile Değerlendirme Ölçeği (ADÖ), Beck Depresyon Ölçeği (BDÖ) ebeveynlere verilerek doldurulması sağlanmıştır. Olgu grubuna 16 hafta süren Aile Odaklı Terapi- Yüksek Risk Grubu uygulanmıştır. Veriler uygulama başlamadan önce ve uygulama bitiminin sonrasında toplanmıştır. Veriler Mann Whitney-U testi, Willcoxon işaretli sıralar testi, ki-kare analizi, Pearson korelasyon analizi kullanılarak değerlendirilmiştir. Bulgular: Çalışmaya katılan olguların yaş ortalaması 16,29±1,26, katılanların 8 tanesi kız (%57,1), 6 tanesi erkekti (%42,9). AOT-YRG uygulaması ile olgu grubunda kontrol grubuna göre ÇGDÖ puanlarında anlamlı artış ve KGİÖ-HŞ, ÇDDÖ, YMDÖ, DŞİ puanlarında anlamlı azalma bulunmuştur. ADÖ alt ölçeklerinden problem çözme, iletişim, aile içi roller, affektif duyarlılık, affektif bağlılık, davranış kontrolü ve genel işlevsellik alt ölçek puanlarının istatistiksel olarak anlamlı azalma, ÇİYKO alt ölçeklerinden ise duygusal işlevsellik, sosyla işlevsellik ve okul işlevselliği ve ölçek toplam skorlarında istatistiksel olarak anlamlı artış saptanmıştır. Uygulama ile ebeveynlerin depresif belirtilerinde istatistiksel olarak anlamlı azalma saptanmıştır. Tartışma: Bulgularımız AOT-YRG' nun BB belirtileri ve hastalık şiddeti, olguların yaşam kalitesi ve işlevsellikleri ile aile işlevselliği üzerine olumlu etkileri olduğunu göstermektedir ancak daha geniş örneklemlerle desteklenmeye ihtiyaç vardır. Purpose: The aim of this study is to evaluate the effectiveness of Family Focused Therapy- Early Onset Young (FFT-EOY), on depressive and manic symptoms, severity of disease, functionality of adolescence who are between 12 and 18 years-old and have Bipolar Disorder (BD) with used medication. An additional aim is to evaluate potential effects of FFT-EOY on life quality and family functioning of adolescence diagnosed with Bipolar Disorder and severity of depressive symptoms of their parents. Method:The study is a randomized controlled design. The sample of the study consisted of 14 adolescence, aged between 12-18 years, diagnosed with bipolar disorder confirmed by K-SADS-PL. Following randomization into two groups, cases participated in FFT-EOY for 16 weeks where as the control group did not. The two groups were compared right before and after the implementation on rates of sociodemographic, symptom severity and other variables. Sociodemographic data form, Chilren's Depression Rating Scale (CDRS), Young Mani Rating Scale (YMRS), Mood Severity Index (MSI), Children's Global Assessment Scale (CGAS) and Clinical Global Impression-Severity (CGI) are assessed by clinician. Data were collected by using Pediatric Quality of Life Inventory (PedsQL) that filled out by adolescence and parents, Family Assessment Device (FAD) and Beck Deprssion Inventory (BDI) that filled out by young and parents. The study data were evaluated with Mann Whitney U, Wilcoxon signed rank test, chi-square analysis, Person's correlation analysis. Findings: The average age of the cases participating in the study was 16,29±1,26, 8 of participants were female (%57,1), 6 of participants were male (%42,9). When we compared the results before and after the implementation of AOT-YRG in the case group, it was found that statiscally significant increase in CGAS scores, statiscally significant decrease in CGI, CDRS, YMRS and MSI scores. Also statiscally significant incrase in emotional, social and school functioning of adolescence and statiscally significant decrease in parent's BDI scores and problem solving, communication, roles in family, affective sensivity, affective cohesion, behaviour controlling, generel functioning subscale scores in FAD was found. Conclusions: Due to the results of our study we consider that AOT-YRG can be useful in the treatment of Turkish adolescence diagnosed with BD but further more studies about AOT-YRG on adolescence diagnosed with BD are needed

    Assessment of Geriatric Patients in the Clinic of Orthopaedic and Traumatology

    No full text
    Yaşam süresinin artması ile dünyada ve ülkemizde yaşlı popülasyonu da giderek artmaktadır. Yaşlı nüfusa yönelik sağlık hizmetinin geliştirilmesi için, ulusal ve uluslararası çabalara paralel olarak, yaşlı bireye sunulan hemşirelik hizmetlerinin kalitesinin de artması gerekmektedir. Yaşlıların, oluşturulacak interdisipliner ve multidisipliner ekipler tarafından kapsamlı olarak değerlendirilmesi, yaşlanmanın doğal fizyolojik sonuçları ile patolojik durumların ayırt edilmesi gerekmektedir. Hemşireler çok çeşitli alanlarda olduğu gibi Ortopedi ve Travmatoloji kliniklerinde de giderek artan sayıda yaşlı bireylere bakım vermek durumundadırlar. Bu derlemede Ortopedi ve Travmatoloji Kliniği'nde yaşlı hastaların geriatrik değerlendirme ve bakımlarına rehberlik edebilecek önemli başlıklar yer almaktadır. With by the increase in life expectancy, the elderly population is increasing in the world and in our country. For the development of health services for the elderly population, in parallel with national and international efforts, the quality of nursing care provided to elderly also need to increase. The elderly patients is need to the a comprehensive assessment by an interdisciplinary and a multidisciplinary team will be created, and distinguish between the physiological outcomes of aging and pathological conditions. Nurses in the Clinic of Orthopaedics and Traumatology as weel as in several areas are required to give care to an increasing number of the elderly individuals. In this review include important topics will be able to provide guidance to geriatric assessment of older patients and their care in the Clinic of Orthopedics and Traumatolog

    Waiting For Intruder: Passive Security Measures İn Turkey During The World War II (1939-1940)

    Full text link
    İkinci Dünya Savaşı Türkiye'deki toplumsal yapıyı olabildiğince etkilemiştir. Bunun temel nedeni, savaşın Türkiye için yüksek bir olasılık haline gelmesidir. Bu nedenle devlet erki cephede gerçekleşecek savaşlara dönük önlemler aldığı kadar cephe gerisindeki sivil toplumu da korumaya çalışmıştır. Pasif güvenlik önlemleri olarak hayat bulan bu önlemler uyarınca sivil toplumu korumaya yönelik kanunlar, talimatnameler ve nizamnameler yayınlanmış; siper ve sığınak kazma, maske temin etme, karartma uygulamalarına gitme ve tatbikat yapma türünde eylemler gerçekleştirilmiştir The Second World War has profoundly affected the social structure in Turkey. The main reason for this was that the war became a high possibility for Turkey. Therefore, state took measures towards wars that might take place in the front line and tried to protect civilians beyond front lines. In accordance with these measures, invigorated as passive security measures, legislations, regulations and instructions were promulgated in order to protect civilians. Moreover, several other applications were carried out such as digging trenches and shelters, supplying masks, performing black outs and drill

    Determination of Knowledge Level of Nurses Regarding Intramuscular Injection Administration To Ventrogluteal Site

    Full text link
    Giriş: Dorsogluteal bölge intramüsküler enjeksiyon uygulamasında, sık kullanılan bir bölgedir. Dorsogluteal bölgeye enjeksiyon siyatik sinir yaralanmasına neden olabildiğinden, bu bölgeye alternatif olarak ventrogluteal bölgenin kullanımı önerilmektedir. Amaç: Bu araştırma, hemşirelerin ventrogluteal bölgeye enjeksiyon uygulamasına ilişkin bilgi düzeylerini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı tipteki araştırmanın örneklemini, Ankara'da bulunan devlet, özel ve üniversiteye bağlı 3 hastanenin yatan hasta, yoğun bakım ve acil servislerde çalışan 283 hemşire oluşturmuştur. Araştırmada veriler, hemşirelerin tanıtıcı özelliklerine ilişkin soru formu ve VG bölgeye ilişkin bilgi önermelerini içeren soru formu ile toplanmıştır. Formun, kapsam geçerliliğinde 5 uzmanın görüşüne başvurulmuştur. Verilerin değerlendirilmesinde yüzdelik hesapları, ortalama ölçüleri (minimum, maksimum), Kruskal Wallis Testi ve Mann Whitney U Testi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırma sonucunda, hemşirelerin %85.9'unun en sık dorsogluteal bölgeyi kullandığı, %63.3'ünün ise ventrogluteal bölgeyi hiç kullanmadığı belirlenmiştir. Hemşirelerin bilgi puan ortalamalarının orta düzeyde (13.1 ± 3.7) olduğu ve ventrogluteal bölgede intramüsküler enjeksiyon yerini tespit etmeyi bilme ve ventrogluteal bölgeye intramüsküler enjeksiyon uygulaması yapma durumları ile bilgi puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olduğu saptanmıştır (p < 0.05). Hemşirelerin çalıştığı hastane, öğrenim durumu, çalışılan klinik ile bilgi puan ortalamaları arasındaki farkın anlamlı olmadığı belirlenmiştir (p > 0.05). Sonuç: Hemşirelerin intramüsküler enjeksiyonda ventrogluteal bölgeye ilişkin bilgilerinin istenilir düzeyde olmadığı saptanmıştır. Hemşirelere bu konu ile ilgili hizmet içi eğitim verilmesi önerilmiştir  Introduction: Dorsogluteal site in application of intramuscular injection is often a site. It is suggested that ventrogluteal site using as alternative to site because dorsogluteal site caused injection sciatic nerve. Aim: This research was carried out with the aim of determining the level of knowledge of nurses about injection administration to ventrogluteal site. Methods: A total of 283 nurses who work in intensive care units, emergency rooms and wards of three state, private and university hospitals in Ankara province consisted the study sample of this descriptive study. It is collected data in search which nursing indentify relating data form and VG site relating containing information proposition. This form has been prepared with 5 specialists' opinion. Percentage calculations, mean values (minimum, maximum), Kruskal Wallis Test, Mann Whitney U Test were used for assessment of data. Results: As the result of the study, 85.9% of the nurses were detected to use dorsogluteal site mostly and 63.3% were detected to never use ventrogluteal site. Mean knowledge score of the nurses was found moderate (13.1 ± 3.7) and the difference between knowing to detect intramuscular injection site in ventrogluteal site and administration ventrogluteal site for intramuscular injection was found statistically significant (p < 0.05). The difference between the hospital that the nurses work, education status, clinic that the nurses work, and mean knowledge scores was detected not to be significant (p > .05). Conclusion: It was detected that level of knowledge about ventrogluteal site for intramuscular injection was not sufficient and in-service training was recommended about this subjec

    The life, art and design concept of Yıldız Köse İpeklioğlu as a stage designer

    Full text link
    Türkiye'de Sahne Tasarımı eğitimi almış ve halen mesleğini yapan bir tasarımcı olarak Yıldız Köse İPEKLİOÄLU'nu ele alırken bir yandan da onun deneyimleri ışığında, bugünkü sahne tasarımı eğitimi ve mesleğin icrası konusunda kırılgan noktaları yakalamaya özen gösterdik. 30 yıla yakın sürede elde edilen bu mesleki deneyime ilişkin görseller hem Devlet Tiyatroları arşivlerinden hem de sanatçının kendi eskizlerinden seçmelerle oluşturulurken, düzenleme, oyunlara ait görseller ve metinler, oyunun konusu, afiş, oyun fotoğrafları biçiminde düzenlendi. Yanı sıra; İPEKLİOÄLU'nun bugünden düne baktığında anımsayabildiği kadarıyla, yaptıklarını kendi kaleminden irdelemesi de oyunlara başka bir boyut kazandırdı While researching Yıldız Köse İPEKLİOÄLU as a designer who studied at Stage Design and still working in this area; we were also attentive to explore fragile points in the area by the means of practising this profession and current system of education in the light of her experiences. All the images related to this approximately thirty years of professional experience are obtained from Archive of State Theatre and artist's own sketches. Then, all images are categorised as posters, texts, photographs and other images from plays. Moreover, İPEKLİOÄLU's examination of her works from current to older, with her own words, also added a new dimension to this stud

    The Status of Ethical Education at Undergraduate Level Nursing Schools

    Full text link
    Giriş: Hemşirelik uygulamalarında etik bilincin ve duyarlılığın gelişmesinde etik eğitimi son derece önemlidir. Amaç: Bu araştırma, hemşirelik eğitiminde verilen etik derslerinin özellikleri ve dersi veren öğretim elemanlarının derse ilişkin görüşlerinin belirlenmesi amacıyla yapılmıştır. Yöntem: Tanımlayıcı olarak yapılan araştırmanın çalışma grubunu Türkiye'deki doktora düzeyinde hemşirelik eğitimi veren on fakülte ve yüksekokulda etik/deontoloji dersini yürüten ve daha önce yürütmüş olan, çalışmaya gönüllü 30 öğretim elemanı oluşturmuştur. Veriler ilgili literatür doğrultusunda hazırlanmış anket formu ile toplanmıştır. Anket formu, kişisel bilgilere ilişkin yedi ve etik eğitimine ilişkin on sorudan oluşmuş ve posta yoluyla toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde sayı, yüzdelik ve tanımlayıcı istatistikler kullanılmıştır. Bulgular: Tümü kadın olan katılımcıların, yaş ortalamasının 42.73±9.35, eğitimcilik deneyimi ortalamasının ise 17.73±8.94 yıl olduğu, %96.70'inin hemşireliğin değişik alanlarında doktora eğitimi aldığı, %93.30'unun eğitimlerinde etik/deontoloji dersi aldığı, %66.70'inin etik/deontolojiye ilişkin bilimsel toplantılara katıldığı, %50.00'ının etik/deontoloji dersinin farklı sınıflarda parçalar halinde verildiğini, ideal olarak ise %43.30'unun ayrı bir ders olarak ve farklı sınıflarda parçalar halinde verilmesi gerektiğini ifade ettikleri görülmüştür. Sonuç: Araştırmanın yapıldığı okullarda etik eğitiminin bu alanda uzman olmayan öğretim elemanları tarafından verildiği, etik/deontoloji dersinin süresinin, içeriğinin ve adının okuldan okula değiştiği görülmüştür. Background: Ethical education is extremely important for the development of ethical awareness and sensitivity in nursing practices. Objectives: This study aims at evaluating the features of ethics courses in nursing education and indentifying the views of instructors in relation to these courses. Methods: The participants are 30 instructors who have taught ethics/deontology courses in ten nursing schools at doctorate level in Turkey. The data were collected through a questionnaire prepared in light of the related literature. The questionnaire included seven questions regarding personal identification and ten questions regarding ethics education. The data collected from the study were analyzed using numbers, percentages, and descriptive statistics in SPSS 11.5. Findings: Average age of the participants, all of whom were females, was found 42.73 ± 9.35 with the average 17.73 ± 8.94 years of experience; 96.70% had doctorate education in various areas of nursing, 93.30% received ethics/deontology courses in their education, 66.70% participated in meetings in relation to ethics/deontology, 50.00% taught ethics/deontology in parts in different classes, 43.30% believed ethics should be instructed as a separate course and in different classes. Conclusion: Ethics education is usually instructed as a part of the integrated system by those who are not expert in this field and the duration, content, and name of the course differ from school to school

    3,017

    full texts

    10,837

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    DSpace at Dokuz Eylul University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇