EKSEN Dokuz Eylül University Journal
Not a member yet
78 research outputs found
Sort by
ÇOCUK DOSTU KENT PARAMETRELERİNİN ULUSLARARASI VE ULUSAL EYLEM PLANLARI ÜZERİNDEN TEMATİK İÇERİK ANALİZİ İLE BELİRLENMESİ
To ensure healthy development and full access to their rights, children must be supported by their social and physical environments, particularly through access to and engagement with urban spaces tailored to their specific needs. While numerous legal frameworks have been established in line with the UN Convention on the Rights of the Child, these frameworks often remain at the level of strategic policy documents. One of the key approaches enabling the localization of such strategies and regulating urban space is the Child-Friendly City (CFC) model. Although adopted by only a limited number of cities, the implementation of CFC Action Plans has become a notable indicator of commitment to child-friendly urban development. However, these action plans are frequently criticized for their limited scope and fragmented approaches to spatial interventions. This study aims to establish a comprehensive set of parameters to guide the development of such action plans and to evaluate the spatial strategies embedded within them. Accordingly, 24 Action Plans—including two from Türkiye—were analyzed using a reflective thematic content analysis method. As a result, 12 child-friendly urban parameters were identified. These parameters were used to examine the strategic and spatial decisions reflected in international and national policies and the selected action plans. Findings reveal that strategic actions concentrate on “protection and safety”, “participation”, and “communication” while spatial decisions focus on “spatial configuration”, “participation”, “play and leisure”, and “access/transportation”. This study offers a parameter framework and action pool for local governments and contributes to the discourse on child-friendly urban design.18 yaşın altındaki bireyler olarak kabul edilen çocukların, sağlıklı bir gelişim sürdürebilmeleri ve çocuk haklarına erişebilmeleri için sosyal ve fiziksel çevrelerince desteklenmeleri ve özellikle fiziksel çevreleri olan kentsel alanlarla ihtiyaçları doğrultusunda temas etmeleri gerekmektedir. BM Çocuk Hakları Beyannamesi gereği ihtiyaç duydukları desteği sağlamak üzere birçok yasal düzenleme bulunmakla birlikte, bu yasal düzenlemelerin stratejik belgeler niteliğinde olduğu da bilinmektedir. Bu tür stratejik yaklaşımların yerele indirgenebilmesi ve kentsel mekânın düzenlenmesine olanak sağlaması için ortaya çıkan en önemli yaklaşım çocuk dostu kenttir. Dünyada ve ülkemizde de sınırlı sayıda kentte, çocuk dostu olma iddiası gereği bir kısım düzenlemeler ve özellikle de çocuk dostu kent eylem planlarının yapıldığı izlenebilmektedir. Çocuk dostu eylem planlarının yeterli düzeyde olmadığı tartışılmakta, ayrıca bu eylem planlarının sunduğu olanakların da farklı ele alışlarla farklı parametreler çerçevesinde üretildiği de söylenebilecektir. Bu çalışmanın amacı söz konusu eylem planlarının hazırlanmasında yararlanılabilecek bir parametre havuzu oluşturulması ve bu parametreler altında ele alınan mekânsal düzenlemelerin, bu parametreler çerçevesindeki içeriklerinin belirlenmesidir. Bu kapsamda ikisi ülkemizdeki yerel yönetimlerce yapılmış toplam 24 çocuk dostu kent eylem planı “yansıtıcı tematik içerik analizi yöntemiyle incelenmiş ve 12 çocuk dostu kent parametresi belirlenmiştir. Belirlenen parametreler üzerinden uluslararası ve ulusal mevzuat ile 24 eylem planının, stratejik ve mekânsal kararları irdelenmiştir. Bulgular stratejik kararların “koruma ve güvenlik”, “katılım” ve “iletişim”, mekânsal kararların ise “yer-mekân düzenleme”, “katılım”, “oyun ve boş zaman” ve “erişim/ulaşım” kategorilerinde yoğunlaştığını göstermektedir. Bu çalışmanın çocuk dostu kent eylem planı üretecek yerel yönetimlere yeni parametreler sunacağı, mekânsal çözümler için bir eylem havuzu oluşturacağı ve kentsel tasarım literatürüne önemli katkılar sunacağı değerlendirilmektedir
Editorial
Mimarlık ve şehircilik disiplinleri, bir yandan mevcut mekansal dokuların korunma ve sürdürülebilirliğinin sağlanması çabası içindeyken, diğer yandan hızla gelişen teknolojilerin sunduğu olanaklarla kendini yenileme ve dönüştürme gayretindedir. Bu çift yönlü ilerleyiş, mimarlık ve planlama tartışmalarında ve araştırmalarında sıkça yer almaktadır. Özellikle son yıllarda öne çıkan sanal ve artırılmış gerçeklik gibi dijital teknolojiler, tasarım pratiklerinden kentsel belleğin korunmasına kadar pek çok alanda yeni ufuklar açmaktadır. Dergimizin bu sayısı da söz konusu dönüşüme kayıtsız kalmadan, hem teknolojik yenilikleri hem de toplumsal ve çevresel duyarlılıkları odağına alan güncel konuları ele alıyor. Toplumun yapısal öğeleri, doğal çevrenin korunması ve yapılaşmış çevrenin geleneksel izlerinin sürdürülmesi gibi zamansız temalar da bu sayının içeriğinde önemli bir yer tutuyor.Yeni sayımız mimarlık ve şehir planlama alanlarına katkı sunan beş makale ile okurlarla buluşuyor. İlk makalede Sadık Akşar, Murat Taş ve Nilüfer Taş “Sürdürülebilir Konut Üretiminde Sertifika Sistemlerinin Rolü: LEED ve GSB ile Hep İstanbul Projesi Üzerine Bir Analiz” başlığıyla, çevre dostu mimari uygulamalarda sertifika sistemlerinin işlevini ve sürdürülebilir yapı üretimindeki etkilerini tartışıyorlar. İkinci makale, Naciye Esen Özay ve Sadık Tumay’ın “Artırılmış Gerçeklik ile Arap Hanı’nın Kayıp Belleğinin Keşfi” adlı çalışmasıdır. Yazarlar, İzmir’de yürüttükleri araştırmalarında eski fotoğrafları arttırılmış gerçeklik teknolojisi ile canlandırarak kentsel hafızanın mekansal boyutuna dair yenilikçi bir model önerisi sunuyorlar. Üçüncü makale Ayten Sümeyra Ünsaçar ve Özlem Demirkan tarafından kaleme alınan “Sanal Mekân Kavramlarının ve Mimarlıkta Çağdaş Teknoloji Uygulamalarının Bibliyometrik Analizi” çalışması olup, sanal gerçeklik, siber mekan, blockchain, NFT ve metaverse gibi kavramları mimarlık mesleği ile ilişkisi üzerinden inceliyorlar. Dördüncü makale olan “Çocuk Dostu Kent Parametrelerinin Uluslararası ve Ulusal Eylem Planları Üzerinden Tematik İçerik Analizi ile Belirlenmesi” adlı çalışmada Nurdan Çağla Çamaş ve Gözde Ekşioğlu Çetintahra, ulusal ve uluslararası içerikte geniş bir tarama yaparak çocuk dostu eylem planlarının hazırlanmasında yararlanılabilecek bir parametre havuzu oluşturuyorlar. Son olarak “Mardin’deki Geleneksel Taş Yapılarda Taşıyıcı Sistem Hasarlarının Gözlemsel Tespitine Yönelik Bir Değerlendirme: Milli Yerleşkesi Örneği” adı makalede Nursen Işık ve Muhammed Çuha, hem çalışma kapsamında inceledikleri yapının hem de benzer geleneksel taş yapıların sürdürülebilir restorasyonu ve korunmasına yönelik öneriler geliştiriyorlar.Kısacası bu sayımız, konut üretiminden dijital teknolojilere, kentsel belleğin korunmasından çocuk dostu şehirleşmeye ve geleneksel yapıların yaşatılmasına kadar geniş bir kapsamdaki konulara ilgi duyan tüm okuyucularımıza yönelik çeşitli katkılar sağlıyor. Sayıda emeği geçen tüm yazarlarımıza, hakemlerimize ve teknik ekibimize içten teşekkürlerimizi sunuyoruz. Keyifli okumalar diliyor, gelecek sayılarda buluşmak üzere, güzel bir yaz mevsimi geçirmenizi temenni ediyoruz.Architecture and urban planning disciplines strive, on the one hand, to preserve and sustain existing spatial fabrics, and on the other, to renew and transform themselves through the opportunities offered by rapidly developing technologies. This dual progression takes place in the research and debates within architecture and planning. Particularly in recent years, digital technologies such as virtual and augmented reality have opened up new horizons in a wide range of areas, from design practices to the preservation of urban memory.Our current issue reflects this transformation, focusing on both technological innovations and ongoing societal and environmental sensitivities. Timeless themes such as the structural elements of society, the protection of the natural environment, and the preservation of traditional features within the built environment hold a significant place in the content of this issue.This new issue presents five articles that contribute to the fields of architecture and urban planning. In the first article, titled “The Role of Certification Systems in Sustainable Housing Production: An Analysis on LEED and GSB and Hep Istanbul Project”, Sadık Akşar, Murat Taş, and Nilüfer Taş discuss the function of certification systems in environmentally friendly architectural practices and their impact on sustainable building production. The second article is “The Discovery of Arap Han’s Lost Memory Through Augmented Reality” by Naciye Esen Özay and Sadık Tumay. The authors offer an innovative model for revitalizing spatial memory by animating old photographs using augmented reality technologies, based on their research conducted in İzmir. The third article, “Bibliometric Analysis of Virtual Space Concepts and Contemporary Technological Applications in Architecture”, authored by Ayten Sümeyra Ünsaçar and Özlem Demirkan, explores the relationship between architecture and concepts such as virtual reality, cyberspace, blockchain, NFT, and the metaverse. In the fourth article, titled “Thematic Content Analysis of International and National Action Plans for the Identification of Child-Friendly City Parameters”, Nurdan Çağla Çamaş and Gözde Ekşioğlu Çetintahra compile a comprehensive set of parameters that can be used in the preparation of child-friendly urban action plans through an extensive review of national and international documents. The final article, “An Assessment of Observational Damage Detection in Load-Bearing Systems of Traditional Stone Structures in Mardin: The Case of Milli Complex”, by Nursen Işık and Muhammed Çuha, develops recommendations for the sustainable restoration and preservation of both the studied structure and similar traditional stone buildings.In short, this issue provides a diverse range of contributions for readers interested in topics such as housing production, digital technologies, preservation of urban memory, child-friendly urbanism, and the conservation of traditional architecture. We sincerely thank all our authors, reviewers, and technical team for their valuable contributions. We wish you a pleasant reading experience and a beautiful summer season, and look forward to meeting again in our upcoming issues
SANAL MEKAN KAVRAMLARININ VE MİMARLIKTA ÇAĞDAŞ TEKNOLOJİ UYGULAMALARININ BİBLİYOMETRİK ANALİZİ
This study investigates the relationship between virtual space and contemporary technologies such as blockchain, NFTs, and the metaverse with the discipline of architecture using bibliometric methods, aiming to question their potential in shaping the future of the field. After defining each concept and technology forming the basis of the study, a bibliometric literature analysis was conducted to explore how these technologies influence architecture, reveal dominant perspectives, and identify the direction and intensity of recent developments. Analyses were carried out using two sets of keywords. Cluster A, related to virtual space, includes virtual space, cyberspace, and virtual reality. Cluster B, representing recent technological applications, includes blockchain, NFT, and metaverse. The distribution of publications by year and topic was examined through VOSviewer, and co-word analysis was performed.The results show a significant increase in publications addressing the relationship between architecture and virtual space technologies up to June 2023, suggesting an ongoing update in architectural terminology. Virtual reality and blockchain emerged as the most frequently studied concepts, indicating their strong association with the profession and their potential impact on the future of architecture. The study’s dataset consists of 732 peer-reviewed publications indexed in the Web of Science (WOS) between 2000 and 2023.In this new digital era, where the boundaries between the physical world and virtual environments are increasingly blurred, the position of the architectural discipline appears unresolved. This study reflects an interdisciplinary effort to understand how architecture’s future intersects with emerging technologies, with each discipline contributing its own perspective.Bu çalışma, sanal mekân ve blockchain, NFT, metaverse gibi güncel uygulamaların mimarlık disiplini ile ilişkisini bibliyometrik yöntemler kullanarak araştırmayı, bu teknolojilerin mimarlık disiplininin geleceğindeki potansiyelini sorgulamayı amaçlamaktadır. Çalışmanın temelini oluşturan her bir kavram ve teknoloji tanımlandıktan sonra, bu teknolojilerin mimarlığı nasıl etkilediğini, literatürdeki baskın düşünceleri, yeni gelişmelerin yönünü ve yoğunluğunu tespit etmek amacıyla bibliyometrik literatür analizi yapılmıştır. Analizler iki anahtar kelime kümesi kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Sanal mekânla ilgili A kümesi altında sanal mekân, siber mekân, sanal gerçeklik kavramları incelenmiştir. Güncel teknolojik uygulamalar ise B kümesi altında blockchain, NFT, metaverse kavramları kullanılarak taranmıştır. Yayınların yıllara ve konulara göre dağılımı VOSviewer kullanılarak incelenmiş ve ortak kelime analizi yapılmıştır.Analiz sonucunda, 2023 Haziran ayına kadar mimarlık disiplini ile sanal mekân teknolojileri arasındaki ilişkiyi konu alan yayınlarda önemli bir artış olduğu ve bunun da mimarlık terminolojisinde bir güncellemeye işaret ettiği görülmüştür. Ayrıca, sanal gerçeklik ve blockchain kavramlarının diğer terimlere kıyasla çok daha fazla sayıda çalışıldığı gözlemlenmiştir. Bu kavramların mimarlık mesleği ile yoğun bir şekilde ilişkili olduğu ve geleceğe yönelik bir potansiyeli temsil ettiği tespit edilmiştir. Çalışmanın veri seti, 2000-2023 yılları arasında hakemli Web of Science (WOS) kataloğunda indekslenen 732 yayını kapsamaktadır.Fiziksel dünya ile sanal evren arasındaki sınırların giderek bulanıklaştığı bu yeni dijital çağda, mimarlık disiplininin konumunun tanımı henüz bir uzlaşıya varmış gibi görünmemektedir. Bu çalışma, her biri kendi perspektifinden yaklaşan disiplinlerin, mimarlığın geleceğinin bu tür yeni teknolojik gelişmelerle nasıl kesiştiğini belirleme çabasını temsil etmektedir
The Role of Adaptive Facades in Sustainable Building Design: Technological Innovations and Environmental Impacts
Adaptif cephe sistemleri, yapıların çevresel koşullara dinamik olarak uyum sağlamasını mümkün kılarak, sürdürülebilir ve esnek mimari çözümlerin geliştirilmesinde önemli bir rol üstlenmektedir. Güneş ışınımı, sıcaklık, rüzgâr, nem ve gün ışığı gibi çevresel değişkenlere anlık tepki verebilen bu sistemler, enerji verimliliğini artırmakta ve iç mekân konforunu optimize etmektedir. Akıllı malzemeler, sensör destekli otomasyon sistemleri ve yenilenebilir enerji teknolojileriyle entegre edilen adaptif cepheler, sürdürülebilir mimaride teknolojik dönüşümün somut bir örneğidir. Bu çalışma, adaptif cephelerin teknolojik gelişim sürecini, çevresel etkilerini ve Türkiye’deki uygulanabilirliğini çok boyutlu olarak incelemektedir. Fonksiyonel çeşitlilik, cephe tipi ve coğrafi konum gibi kriterlere göre seçilen örnek yapılar üzerinden yürütülen analizler, adaptif cephelerin enerji tüketiminde ciddi bir tasarruf sağladığını, karbon emisyonlarını azalttığını ve görsel/termal konforu artırdığını göstermektedir. Bazı uygulamalarda, fotovoltaik panellerle entegrasyon sayesinde yenilenebilir enerji üretimi desteklenmiş ve net sıfır enerji hedeflerine katkı sağlanmıştır. Türkiye özelinde ise yüksek ilk yatırım maliyeti, teknik bilgi eksikliği ve uygulayıcı farkındalığının düşük olması gibi engeller dikkat çekmektedir. Bu nedenle, yerel bağlama uygun stratejilerin ve politika önerilerinin geliştirilmesi gereklidir. Bu çalışma, adaptif cephelerin sürdürülebilir mimarideki çok boyutlu katkılarını ortaya koyarken, Türkiye koşullarına özgü yol haritalarını da tartışmaya açmaktadır.Adaptive facade systems enable buildings to respond dynamically to environmental conditions, contributing significantly to the development of sustainable and flexible architectural solutions. These systems adjust their performance in real time based on variables such as solar radiation, temperature, wind, humidity, and daylight, enhancing energy efficiency while optimizing indoor comfort. Integrated with smart materials, sensor-based automation, and renewable energy technologies, adaptive facades exemplify the effective application of innovation in sustainable architecture. This study examines the technological evolution, environmental implications, and applicability of adaptive facades, particularly within the context of Turkey, through a multidimensional lens. Using selected case studies classified by functional diversity, facade type, and geographical context, the research identifies how adaptive facades contribute to significant energy savings, reductions in carbon emissions, and improvements in visual and thermal comfort. In several instances, the integration of photovoltaic panels also supports renewable energy generation and advances net-zero energy goals. However, the broader adoption of adaptive facades in Turkey is challenged by high initial investment costs, limited technical expertise, and low awareness among stakeholders. Therefore, the development of locally relevant strategies and policy recommendations is essential. This study not only highlights the multifaceted role of adaptive facades in sustainable architecture but also proposes tailored roadmaps for their implementation in the Turkish context
ARTIRILMIŞ GERÇEKLİK İLE ARAP HANI\u27NIN KAYIP BELLEĞİNİN KEŞFİ
Kemeraltı Bazaar has been one of İzmir\u27s significant trade centers throughout history. It contains numeroushistorical caravanserais (hans). Among these, the Arap Han, with a history spanning approximately two centuries, has significantly contributed to the city’s commercial and cultural fabric. Despite its cumulative importance for urban memory, no dedicated study on Arap Han exists in the literature. To uncover its past, we first conducted a comprehensive review of written and archival sources, followed by qualitative interviews with experts— including architect Çınar Atay, author Yaşar Ürük, and former TARKEM General Manager Sergenç İneler—and surveyed key publications on Kemeraltı’s hans and cultural heritage. Our findings confirmed that Arap Han ranks among the least documented hans in İzmir, motivating its selection as the focus of this research. By moving beyond nostalgia to rediscover spaces embedded in its former identity, we analyzed Arap Han’s memory networks through the theoretical lenses of Aby Warburg’s memory iconography, Pierre Nora’s “lieux de mémoire,” and Jan Assmann’s cultural memory studies. The semiotic and design dimensions of photography were examined in relation to Wittgenstein’s Tractatus Logico-Philosophicus and Gisèle Freund’s work Photography and Society. Responding to the identified gaps, we designed an augmented reality (AR) booklet using the Unity 3D game engine to animate the han’s memory through historic and contemporary photographs. This user-driven experience not only evokes nostalgic recollections but also demands technical engagement, leveraging AR’s capacity to operationalize multifaceted ontological data embedded in photographs. By overlaying archival images onto current views of the han, the past is virtually reconstructed, and a prototype product is created for future reference. The integration of these techniques presents a valuable model for reviving the memories of Arap Han and other historic sites, and the technological reenactment of the han’s narrative enables the rediscovery of one of İzmir’s key memory spaces.ÖzKemeraltı çarşısı, geçmişten günümüze İzmir’in önemli ticaret merkezlerinden biridir. Bu çarşıda çok sayıda han bulunmaktadır. Arap Hanı, bu hanlardan biridir ve yaklaşık iki yüz yıllık bir süreçte İzmir’in ticari ve kültürelyapısına katkı sağlamıştır. Kent belleği açısından önemli kümülatif birikime sahip olmasına karşın, literatürde Arap Hanı ile ilgili derlenmiş bir yayın yer almamaktadır. Hanın geçmişiyle ilgili bilgiye ulaşabilmek için literatür ve arşiv taramasını takiben, Mimar Çınar Atay, Yazar Yaşar Ürük, TARKEM eski Genel Müdürü Sergenç İneler dâhil olmak üzere alan uzmanlarıyla nitel görüşmeler yapılmış, Kemeraltı hanları ve kültürü üzerine çalışmaların yer aldığı kitaplar taranmıştır. Bulgularımız Hanın, yazılı ve görsel olarak en az belgelenen İzmir hanlarından biri olduğunu doğrulamıştır. Arap Hanı’nı seçerek hem yazılı–görsel belgelerdeki boşlukları doldurmak hem de mekân belleğinin güncel kurgusunu yeniden inşa etmek amaçlanmıştır. Han sadece nostaljik bir anımsama mahali olarak düşünülmemiş, aynı zamanda geçmişteki kimliğinde yer etmiş mekânlar keşfedilmeye çalışılmıştır. Bu noktada Aby Warburg’un bellek yaklaşımı, Pierre Nora’nın “hafıza mekânları” kavramı ve Jan Assmann’ın kültürel bellek çalışmaları ışığında Arap Hanı’nın kent içindeki bellek ağları çözümlenmiştir. Fotoğrafın dil ve tasarım boyutu Wittgenstein’ın “Tractatus Logico-Philosophicus” ve Gisèle Freund’un “Fotoğraf ve Toplum” başlıklı çalışması üzerinden ele alınmıştır. Tespit edilen eksiklikler neticesinde, artırılmış gerçeklik teknolojisinin yaratıcı olanaklarıyla Han belleğinin fotoğraflar aracılığıyla canlandırılması için, Unity 3D oyun motoru kullanılarak bir artırılmış gerçeklik kitapçığı tasarlanmıştır. Kullanıcı kontrolündeki bu deneyim, nostaljik hatıraları çağırırken teknik bilgi gerektiren bir etkileşim alanı da yaratmaktadır. Belleğin izleri, fotoğraflarda yüklü olduğu için, artırılmış gerçeklik bu çok yönlü ontolojik verinin işlevsel bir şekilde değerlendirilmesini sağlamıştır. Eski fotoğrafların güncel Han görüntüleri üzerine bindirilmesiyle, Hanın geçmişi sanal olarak yeniden inşa edilmiştir. Geleceği konusunda ise başvurulabilecek bir ürün yaratılmıştır. Teknikler arasındaki bu iş birliği, Arap Hanı’nın yanı sıra pek çok tarihi mekâna ait hafızanın geri getirilmesi açısından son derece önemlidir ve model bir uygulama olma potansiyeline sahiptir. Ayrıca Hanın hikâyesinin teknolojik olanaklarla yeniden üretilmesi, İzmir kentinin önemli hafıza mekânlarından birinin yeniden keşfedilmesine de olanak sağlamış olacaktır
Tarihi Bitlis Belediye Binası’nın Restorasyon Çalışmaları ve Yeniden İşlevlendirilmesi Üzerine Bir Araştırma
The Old Municipality Building of Bitlis is located on Kazım Karabekir Street in the Gazibey neighborhood, within the Urban Protected Area. The building was used as the service structure for Bitlis Municipality until 1998. After the Bitlis Municipality service building was relocated to the Bitlis-Tatvan Road, the structure has been used for various functions. Certain alterations that are not in line with the original design have been made to the building’s ground floor, upper floors, and the north and south facades. The building was commissioned by Ömer Bey, the Governor of Bitlis at the end of the 19th century. Registered structures that have become inadequate and functionally obsolete over time due to changing demands and needs must be refunctionalized in accordance with preservation principles to ensure their continued use. This research aims to ensure the appropriate refunctioning of the registered Bitlis Municipality Building, which holds significant value within the ancient city of Bitlis due to its historical identity and local architectural features. The Bitlis Municipality Building has been used for different purposes over short intervals of time, including as the Municipal Police and Traffic Department, the Water and Bus Operations Directorate, and the Bitlis Municipality Art Center. Since 2021, the historical Bitlis Municipality Building has been serving as the Bitlis Büryan Hall, aimed at preserving and promoting traditional Bitlis cuisine. In 2012, the conservation implementation projects prepared by experts on behalf of Bitlis Municipality were approved by the relevant authority. The restoration of the historical Bitlis Municipality Building was carried out by TOKİ between 2012 and 2014. Descriptive analysis was conducted using qualitative research methods for the existing findings. In conclusion, preserving and transmitting the historical architectural texture and the meaning it holds in the urban memory, without losing them during the refunctioning process, will provide significant contributions to Bitlis culture and tourism for future generations.Bitlis Eski Belediye Binası, Kentsel Sit Alanı içerisinde Gazibey Mahallesi, Kazım Karabekir Caddesi üzerinde yer almaktadır. Yapı, 1998 yılına kadar Bitlis Belediyesi hizmet yapısı olarak kullanılmıştır. Bitlis Belediye hizmet binası Bitlis-Tatvan Yolu üzerine taşındıktan sonra yapı farklı işlevlerde kullanılmıştır. Binanın zemin, üst kat bölümleri ile kuzey ve güney cephelerinde aslına uygun olmayan bazı değişikliler yapılmıştır. Yapı, XIX. yüzyılın son çeyreğinde dönemin Bitlis Valisi Ömer Bey tarafından yaptırılmıştır. Zaman içerisinde değişen talep ve ihtiyaçlara karşı yetersiz ve kullanım dışı kalan tescilli yapıların, koruma ilkeleri kapsamında yeniden işlevlendirilerek kullanılması zorunluluk arz etmektedir. Bu araştırmanın amacı, kadim Bitlis kenti içerisinde tarihî kimliği ve yerel mimari özellikleri ile önemli bir değere sahip olan tescilli Bitlis Belediye Binası’nın uygun işlevle yeniden kullanılmasına gerekmektedir. Bitlis Belediye Binası Zabıta ve Trafik Amirliği, Su ve Otobüs İşletme Müdürlüğü, Bitlis Belediyesi Sanat Merkezi olmak üzere kısa zaman aralıklarıyla farklı amaçlarda kullanılmıştır. Tarihi Bitlis Belediye Binası, 2021 yılından sonra ise geleneksel Bitlis mutfak kültürünü yaşatmak amacıyla, Bitlis Büryan Salonu olarak hizmet vermektedir. 2012 yılında Bitlis Belediyesi tarafından konusunda uzmanlar tarafından hazırlanan koruma uygulama projeleri ilgili kurul tarafından onaylanmıştır. Bitlis Tarihi Belediye Binası’nın onarımı, 2012-14 yılları arasında TOKİ tarafından yapılmıştır. Mevcut bulgular için nitel araştırma yöntemleri kullanılarak betimsel analiz yapılmıştır. Bitlis Eski Belediye Binası’nın işlevlendirmesi ile tarihî mimari dokunun ve kentsel bellekte yarattığı anlamın yitirilmeden yaşatılabilmesi ve gelecek nesillere aktarılması Bitlis kültür ve turizmine önemli katkılar sağlayacaktır
Yeni Afyon Müzesi’nin Kamusallık Bağlamında Değerlendirilmesi
Although public spaces are perceived as public-related spaces in our country, when we look at their use around the world, they can be described as spaces where citizens from all walks of life can come together and engage in cultural and social transfers. Museums, in their current sense, are public spaces that embody concrete and abstract concepts of the city and its citizens. Museums, which have existed by changing and developing both physically and in terms of content since the 17th century, are today at a very different point from their storage and exhibition functions. In our century, museums, which host theatres, workshops, concerts, children\u27s and education venues in addition to their current and old functions such as exhibition and storage, are sometimes described as contemporary museums and meet many public needs of the citizens. In this sense, museums are important for cities and their citizens.The content of this study is to consider the New Afyon Museum, located on the ring road of Afyon city, which is a landmark for our country, in the context of publicity. In this context, first of all, the history of museology in our country is reminded and the effective dates in the publicization adventure of museology are mentioned. In the continuation of the study, information is given about the historical museums of Afyon city and the New Afyon Museum. Finally, the New Afyon Museum was evaluated comparatively with the old museums that existed in the city of Afyon throughout history within the framework of environmental and architectural factors. This evaluation covers the architectural consideration of the museum, its comparison with old museums, its relationship with surrounding structures and areas, and its current public use. Although the museum building is new, suggestions have been made to increase its publicity through its spatial potentials and a contribution to the literature has been made.Kamusal mekân ülkemizde kamu ile ilişkili mekânlar olarak algılansa da dünya geneli kullanımına bakıldığında her kesimden kentlinin bir arada olup kültürel ve sosyal aktarımlarda bulunabilecekleri mekânlar olarak tariflenebilir. Müzeler ise günümüzdeki anlamıyla kente ve kentliye ait somut ve soyut kavramları bünyesinde barındıran kamusal mekânlardır. 17. yüzyıldan bugüne dek hem fiziksel anlamda hem de içerik anlamında değişim göstererek ve gelişerek var olan müzeler bugün depolama ve sergi işlevinden çok farklı bir noktadadır. Bulunduğumuz yüzyılda sergi ve depolama gibi mevcut ve eski işlevlerine ilave olarak tiyatro, atölye, konser, çocuk ve eğitim mekanlarını da barındıran müzeler kimi zaman çağdaş müze olarak da nitelendirilmekte olup kentlinin kamusal anlamda pek çok ihtiyacına cevap verir niteliktedir. Bu anlamda da müzeler kentler ve kentliler adına önem taşımaktadır.Ülkemiz için bir röper noktası niteliği taşıyan Afyon kenti çevre yolu üzerinde bulunan Yeni Afyon Müzesini kamusallık bağlamında ele almak bu çalışmanın içeriğini oluşturmaktadır. Bu bağlamda öncelikli olarak ülkemizde müzecilik tarihi hatırlatılmış ve müzeciliğin kamusallaşma serüvenindeki etken tarihlerine değinilmiştir. Çalışmanın devamında Afyon kentinin tarihsel süreçte müzeleri ve Yeni Afyon Müzesi hakkında bilgi verilmiştir. Son olarak Yeni Afyon Müzesi çevresel ve mimari faktörler çerçevesinde Afyon kentinde tarihsel süreçte var olan eski müzelerle karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir. Bu değerlendirme müzenin mimari olarak ele alınmasını, eski müzelerle karşılaştırılmasını, çevre yapılar ve alanlar ile olan ilişkisini ve güncel kamusal kullanımını kapsamaktadır. Müze binasının yeni olmasıyla birlikte mekânsal olarak içerdiği potansiyeller üzerinden kamusallığının artırılmasına yönelik öneriler sunulmuş ve literatüre katkı sağlanmıştır
Mimarlıkta 3D Baskı Yönteminin Kullanıldığı Çalışmaların Bibliyometrik Analiz Yöntemiyle İncelenmesi
Developments in technology have also influenced architecture, providing new opportunities within the field. The use of 3D printing technology offers numerous advantages, such as reducing costs and production time while also promoting eco-friendliness This study aims to present a bibliometric analysis of scientific studies on the applications of rapidly evolving 3D printing technology in architecture. The Web of Science database, known for its comprehensive, multidisciplinary data, has been selected as the sample source. For the analysis, Vosviewer software, a tool for visualizing bibliometric networks commonly used to quantitatively analyze articles, was utilized. Bibliometric analysis is employed to examine the volume of research on a specific topic, the distribution of published works, prominent authors, most-cited articles, key concepts, and the countries where research is conducted. The most commonly used keywords in these studies include ‘3D printing,’ ‘Additive manufacturing,’ ‘sustainable architecture,’ ‘3D concrete printing,’ ‘architecture,’ ‘mechanical properties,’ ‘sustainability,’ ‘robotics,’ and ‘digital fabrication,’ indicating that the studies are associated with both technological advancements and sustainability. Additionally, topics such as innovative solutions, cost reduction, and enhancement of environmental sustainability, all associated with the use of 3D printing technology, will shape the main themes of future research in this field.Teknoloji alanındaki gelişmeler mimariyi de etkilemiş ve alana yeni olanaklar sunmuştur. 3D baskı teknolojisinin kullanılması maliyet ve ürün zamanını azaltma, çevreci olma gibi birçok avantaja sahiptir. Diğer yandan 3D baslı teknolojisi ile daha karmaşık geometrik yapıların üretilmesi mümkün olmaktadır. Bu çalışma, son yıllarda hızla gelişen 3D baskı teknolojisinin mimarlık alanındaki uygulamalarına yönelik yapılan bilimsel çalışmaların bibliyometrik analizini sunmayı amaçlamaktadır. Örneklem alanı olarak, çalışma kapsamında birçok farklı akademik disiplin için kapsamlı ve çoklu veri sağlayan veri tabanı olan “Web of Science” seçilmiştir. Örneklemin analizi için, makalelerin nicel olarak analiz edilmesinde kullanılan yöntemlerden biri olan bibliyometrik ağların görselleştirilmesini sağlayan “Vosviewer” yazılımı kullanılmıştır. Bibiliyometrik analiz ile 3D baskı ve mimarlık üzerine yapılan çalışmaların sayısını, atıf alan çalışmalarını, öne çıkan kurumlar ve yazarları, anahtar kelimeleri, konu başlıklarını ve araştırma eğilimlerini net bir şekilde görmemizi sağlamaktadır. Çalışmalarda en çok kullanılan anahtar kelimeler; "3D printing”, Additive manufacturing", "sürdürülebilir mimarlık", “3D concrete printing”, “mimarlık”, "mekanik özellikler", "sürdürülebilirlik", "robotik", "dijital-fabrikasyon”, “robotic fabrication” olmaktadır. Bu, çalışmaların hem teknolojik ilerlemeler hem de sürdürülebilirlik ile ilişkilendirildiğini göstermektedir. Diğer yandan 3D baskı teknolojisinin kullanılmasının yenilikçi çözümlerle, maliyet düşürücü ve çevresel sürdürülebilirliği artırıcı etkileri gibi konuları da içererek, gelecekte bu alanda yapılacak araştırmaların ana temalarını oluşturacaktır
Modern Konutun Kooperatifler Aracılığı İle Üretilmesi: Isparta - Gülevler Yapı Kooperatifi Örneği
Since the proclamation of the Republic, building cooperatives have become a common form of housing production. The Gülevler Building Cooperative, built in Isparta between 1968-70, is becoming increasingly important in terms of both its architectural features and its production method. Aiming to create an undisturbed environment in the green outskirts of the city, the cooperative\u27s construction was completed in a short period of 1.5 years, and 110 single-storey detached houses with gardens were built. Located in a low-density, sparsely populated area, the houses have a modern appearance, far removed from the traditional housing typology with its massed forms and simple facades. Built between 1960 and 1980, as modernism took hold of the city of Isparta, the Gülevler Building Cooperative today forms a small part of the neighborhood after which it is named. The aim of this study is to reveal the origins, characteristics, and current situation of the Gülevler settlement, and to document that it is an example of modern urbanism that should be preserved and passed on to future generations. To evaluate the urban and architectural qualities of the cooperative, information and documents related to the history of the city were scanned and the drawings, plans, and visual materials obtained were studied. As a result of the study, the urban and architectural qualities of the Gülevler Building Cooperative were revealed, and at the same time, the current situation and the changes and transformations that the area has undergone were determined. As a result of the study, it was found that the cooperative settlement was effective in the development of modern architecture in the city.Yapı kooperatifleri Cumhuriyet’in ilanından günümüze kadar geçen sürede konut üretim biçimleri arasında yaygın bir pratik haline gelmiştir. Isparta kentinde 1968-70 yılları arasında inşa edilen Gülevler Yapı Kooperatifi sahip olduğu mimari özelliklerin yanında üretim biçimi bakımından da önem kazanmaktadır. Kentin dışında yeşil alanlar içinde sorunsuz bir çevre yaratmayı amaçlayan kooperatifin inşaatları 1,5 yıl gibi kısa bir süre içerisinde tamamlanarak 110 adet bahçeli ve tek katlı müstakil konut inşa edilmiştir. Düşük yoğunluklu seyrek yerleşim dokusuna sahip yerleşimde konutlar kütle formları ve yalın cepheleri ile geleneksel konut tipolojisinden uzak modern bir görünüm sunmaktadır. Modernizmin Isparta kentini etkilediği 1960-1980 yılları arasındaki dönemde inşa edilen Gülevler Yapı Kooperatifi günümüzde adını verdiği mahallenin küçük bir kısmını oluşturmaktadır. Bu çalışmanın amacı Gülevler yerleşiminin kuruluşu, özellikleri ve günümüzdeki durumunun ortaya konulması ve korunarak gelecek nesillere aktarılması gereken bir modern şehircilik örneği olduğunun belgelenmesidir. Kooperatifi’nin kentsel ve mimari niteliklerinin değerlendirilebilmesi için kent tarihine yönelik bilgi ve belgeler taranmış; elde edilen çizimler, planlar ve görsel materyaller farklı ölçeklerde incelenmiştir. Alanın geçirdiği değişim ve dönüşümler morfolojik yapı ve tekil yapı ölçeğinde incelenmiştir. Çalışma sonucunda Gülevler Yapı Kooperatifi’nin kentsel ve mimari nitelikleri ortaya konmuştur. Çalışma sonucunda kooperatif yerleşiminin kentte modern mimarinin gelişiminde etkili olduğu görülmüştür
Parameter and Calculation Discussions on the Spatial Distribution of February 06, 2023, Kahramanmaraş Earthquakes
Şehir planlama, birçok değişkeni içeren ve kentlerin gelişimine yön veren belgeleri üretmektedir. Bunu yaparken analiz, sentez ve bunların bütünü üzerinden kararlar ortaya koyan planlar önemli araçlardır. Bu aşamalarda mekâna dair verilerin bir arada değerlendirilmesine, farklı disiplinlerden verilerin mekansallaşmasına, gerçek yer üzerinden verilerin görselleştirilmesine olanak sağlayan Coğrafi Bilgi Sistemleri kolaylaştırıcı bir rol üstlenmektedir. Özellikle verilerin mekânsal dağılımını izlememizi sağlamakta ve kolaylaştırmaktadır. Bahsedilen bu verilerden bir tanesi de afet verileri olmaktadır. 06 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş’ta 9 saat arayla önce Pazarcık sonra Elbistan ilçelerinin merkez üssü olduğu iki deprem gerçekleşmiştir. Depremler Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu, İç Anadolu ve Akdeniz Bölgelerini kapsayan geniş bir alanda hissedilmiştir. Kahramanmaraş merkezli depremlerin etki alanlarının ve yol açtığı hasarların büyüklüğü, hazırlanan afetle mücadele belgelerinden olası afet senaryolarına kadar birçok kabulümüzü tekrar sorgulamamıza nenden olmuştur. Yaşanan bu depremler sonrasında Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elâzığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa, Batman, Bingöl, Kayseri, Mardin, Niğde ve Tunceli “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” olarak kabul edilmiştir. Bu illerde yaşanan afet sonrasında Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından hasar tespit çalışması gerçekleştirilmiştir. Bu tespitlerin askı sürecinde edinilen veriler baz alınarak çalışmada veri setleri oluşturulmuştur. Ancak bu verilerin mekânsal dağılımlarının hangi parametrelerce ölçülebileceği üzerine çeşitli hesaplama yöntemleri uygulanmakta ve genel geçer tek bir yöntem kabul edilmemektedir. Buradan yola çıkarak bu çalışma farklı yaklaşımlar sonucu üretilen verilerle olası parametrelerin neler olabileceğini, bu parametrelerin birbiri arasındaki benzerlik ve farklılıkları üzerinden tartışmaya açmayı hedeflemektedir.City planning produces documents that include many variables and direct the development of cities. While doing this, analysis, synthesis, and plans that make decisions based on these are essential tools. At these stages, Geographic Information Systems facilitate, allowing spatial data to be evaluated together, data from different disciplines to be spatialized, and data to be visualized in the real place. In particular, it allows us to monitor the spatial distribution of the data. One of these data is a disaster. On February 06, 2023, two earthquakes occurred in Kahramanmaraş, 9 hours apart, with the epicenter first in Pazarcık and then in Elbistan districts. Earthquakes were felt in a wide area covering Southeastern Anatolia, Eastern Anatolia, Central Anatolia, and the Mediterranean Regions. However, earthquakes have caused us to re-question many assumptions, from prepared disaster response documents to possible disaster scenarios. After these earthquakes, Adana, Adıyaman, Diyarbakır, Elazığ, Gaziantep, Hatay, Kahramanmaraş, Kilis, Malatya, Osmaniye, Şanlıurfa, Batman, Bingöl, Kayseri, Mardin, Niğde and Tunceli were accepted as "Disaster Areas Affecting General Life." After the disaster in these provinces, a damage assessment study was carried out by the Ministry of Environment, Urbanization, and Climate Change. Data sets were created in the study according to the data obtained during the suspension process of these determinations. However, various calculation methods are applied to determine the parameters by which the spatial distributions of these data can be measured. The study aims to discuss the possible parameters with the data produced due to different approaches