Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
    2715 research outputs found

    İSMÂİL HAKKI BURSEVÎ’NİN RÛHU’L-BEYÂN ADLI TEFSİRİNDE KAYNAĞI BULUNAMAYAN RİVAYETLER (FÂTİHA VE BAKARA SÛRESİ)

    No full text
    Kutsal Kitabımız Kur’ân-ı Kerim’in doğru anlaşılması için yazılan tefsirlerde bazı müfessirler, hadislerden ve ayetlerden yararlanarak sûreleri tefsir etme yoluna gitmişler ve rivâyet ekolü metodunu kullanmışlardır. Öte yandan bazı müfessirler sadece rivâyetle yetinmeyip akıl ile birlikte Arapça gramer kurallarına dayanarak ve yeni görüşler ekleyerek eserlerinde dirayet ekolünü esas almışlardır. Tefsirlerinde her iki ekolün yanısıra işârî metodu kullanan müfessirler de olmuştur. İşte bunlardan birisi de İsmail Hakkı Bursevi’dir. O, Rûhu’l-beyân fî tefsîri’l-Kur’ân adlı eserinde tasavvufî bilgilerden çok istifade etmiştir. Ayetlerin izahında ederken pek çok hadisten yararlanmış, ancak bunları senedsiz ve kaynaksız olarak zikretmiştir. Bu metinler, hadis kriterleri yönünden incelendiğinde bir kısmının mevzû/uydurma olduğu görülmektedir. Bundan dolayı çalışmamız, Rûhu’l-beyân tefsirinde Fatiha ve Bakara sûresindeki mevzû hadisleri tespit etmeyi esas almıştır. Bursevî, hadisleri ayetleri açıklarken kendi görüşlerini destekler nitelikte kullanmıştır. Onun Fatiha ve Bakara surelerinde kullandığı hadis sayısı toplamı 372 olup sahih hadisler 171, mevzû olanlar tekrarları hariç 201 kadardır. Bu rakam bize Bursevî’nin ayetleri izah ederken her ayet için en az bir veya bir kaç hadis naklettiğini göstermektedir

    ÇOCUKLARDA DUYGU DÜZENLEME BECERİSİNİN EBEVEYN ÖZELLİKLERİ VE DUYGU SOSYALLEŞTİRME DAVRANIŞLARI BAĞLAMINDA İNCELENMESİ

    No full text
    Son yıllarda yapılan çalışmalar, çocukların duygu düzenleme becerilerinin gelişiminde yalnızca bireysel değil, aynı zamanda çevresel ve ebeveyn temelli faktörlerin de belirleyici olduğunu ortaya koymaktadır. Bu araştırma, okul öncesi dönemde çocukların duygu düzenleme becerileri ile ebeveynlerin psikososyal özellikleri arasındaki ilişkileri incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada ebeveynlerin duygu düzenleme güçlüğü, ebeveynlik stresi, bilinçli farkındalık düzeyleri ve duygu sosyalleştirme davranışlarının çocukların duygu düzenleme düzeyleri ile ilişkisi değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemini, yaşları 21 ile 56 arasında değişen (X̄ = 35,45, SS = 6,1) ve 2-6 yaş arası çocuğu olan 349 ebeveyn (268 anne, 81 baba) oluşturmuştur. Veri toplama sürecinde, Demografik Bilgi Formu, Duygu Düzenleme Ölçeği, Ebeveyn Duygu Stili Ölçeği, Ebeveyn Stres Ölçeği, Ebeveynlikte Bilinçli Farkındalık Ölçeği ve Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği kullanılmıştır. Yapılan analizler sonucunda, yüksek ebeveyn stresinin ve duygu düzenleme güçlüğünün, çocuklarda daha düşük düzeyde duygu düzenleme becerileri ve daha yüksek düzeyde değişkenlik-olumsuzluk puanları ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Hiyerarşik regresyon analizleri, ebeveynlikte bilinçli farkındalık ve duygu koçluğu alt boyutlarının çocukların duygu düzenleme düzeylerini anlamlı düzeyde yordadığını ortaya koymuştur. Ayrıca paralel çoklu aracılık analizleri, ebeveynin stres düzeyinin iv ve duygu düzenleme güçlüğünün çocukların duygu düzenleme becerileri üzerindeki etkisinde, ebeveynlikte bilinçli farkındalık ve duygu koçluğunun kısmi aracılık rolü oynadığını göstermiştir. Buna karşın, duyguyu görmezden gelme gibi destekleyici olmayan duygu sosyalleştirme davranışlarının ise çocukların duygu düzenleme becerileriyle doğrudan anlamlı bir ilişki göstermediği belirlenmiştir. Bulgular literatür temelinde tartışılmış ve hem uygulayıcılara hem de araştırmacılara yönelik öneriler sunulmuştur

    XIV.- XVI. YÜZYIL MANİSA MİNBERLERİ

    No full text
    XIV.- XVI. yüzyıllar arasında Manisa’da inşa edilmiş minberlere odaklanan bu çalışmada, orijinal haliyle günümüze ulaşmış sekiz minber ele alınmıştır. Araştırmanın temel amacı, bu minberlerin tarihi ve sanatsal özelliklerini inceleyerek, Manisa minber geleneğini sorgulamaktır. Bu bağlamda tarihi arka planın ortaya konması amacıyla, Manisa kent tarihi ile minber tarihçesi ve gelişimi incelenerek, Manisa minberlerinin dönem içerisindeki yeri tespit edilmeye çalışılmıştır. Bu kapsamda biri Saruhanoğulları Beyliği, yedisi Osmanlı Dönemine ait olan sekiz minber, yerinde incelenmiş, ölçümleri yapılmış ve belge niteliğinde fotoğraflanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda, malzeme ve kronolojik sıra gözetilerek kataloglama yapılmış ve minberlerin malzemeleri, ölçüleri, yapım teknikleri, süsleme programları ve bani/sanatçı kimlikleri değerlendirilmiştir. Değerlendirme sonucunda özellikle ahşap minberler arasında benzerlikler tespit edilmiştir. Osmanlı Döneminde, gerçek kündekari tekniğindeki son minberlerin Manisa kentinde yapıldığı, Manisa’da yerel ve özgün bir üretim anlayışının geliştiği ve bu kentte “Manisa Ekolü” olarak adlandırılan bir ahşap minber grubunun olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda Ulu Cami (1376) minberinin etkisinde yeni bir minber formu olarak ortaya çıkan; İvaz Paşa (1484), Hatuniye (1495) ve İbrahim Çelebi (1575/1576) Cami minberleri “Manisa Ekolü” içinde değerlendirilmiş; bu grubun kompozisyonel ve teknik nitelikleri, detaylı biçimde ortaya konmuştur. İvaz Paşa ve Hatuniye Camilerinin minberlerinin tamamlanmamış eserler olduğu anlaşılmıştır. Mermer minberlerin ise, dönemin Osmanlı mermer minber geleneğine uygun ve kendi aralarında yerel bağlantıları olmayan eserler oldukları tespit edilmiştir. Ayrıca malzeme farkı gözetmeksizin ele iv alınan minberlerde, hanedan banileri ile mimari tasarım ilişkisi üzerinde durulmuş ve hanedana özgü bazı özelliklerin varlığı tespit edilmiştir. Bu bulgular doğrultusunda, Manisa’da XV.- XVI. yüzyıllar arasında inşa edilen Osmanlı minberlerinin, yalnızca döneminin sanat anlayışını yansıtmakla kalmadığı, aynı zamanda ahşap minberler özelinde, yerel ve özgün nitelikli minberler oldukları ortaya konmuştur

    İSLAM FELSESİNDE KENDİLİĞİNDEN OLUŞ

    No full text
    Aristoteles felsefesinde doğa, varlığın oluşumunun/meydana gelmesinin temelidir ve hatta oluş kavramı için önemli bir zemindir. Oluş da kendi içinde üçe ayrılmasının yanı sıra içeriğinde madde-form bileşiminin, potansiyelden aktüele geçişinin sürecidir. Ve bu süreci açıklarken Aristoteles, Fizik eserinde konu ettiği hareketin ilkesini kendisinde taşıyan canlıların dört neden kuramına ve potansiyelden-aktüele doktrinine uygun olacak şekilde açıklar. Ardından bu süreci madde-form hilomorfizminin eksenine getirir ki varlıkların oluş aşamaları daha iyi anlaşılsın. Böylelikle tek tek kuramları açıklarken biyoloji felsefesi çalışmalarındaki açıklamalara bağlı kalarak önce cinsel üremeyi/eşeyli üreme hemen ardından onun paralelinden kendiliğinden oluş olan yani eşeysiz üremeyi açıklar. Bu konuda Afrodîsîaslı Îskender Aristoteles’i takip ederken Themistius bu konuda onu eleştirir. İslam filozoflarından İbn Sînâ Aristoteles’in düşüncesini benimserken İbn Rüşd bazı konularda farklı bir bakış açısı sunarak kabul eder

    MİLLET YAZMA ESER KÜTÜPHANESİ AEMNZ552 NUMARADA KAYITLI ŞİİR MECMUASININ TRANSKRİPSİYONLU METNİ VE MECMUALARIN SİSTEMATİK TASNİFİ PROJESİ’NE (MESTAP) GÖRE TASNİFİ

    No full text
    Şiir mecmuaları, Klasik Türk Edebiyatı çalışmaları ve edebiyat tarihinin önemli kaynaklarından biridir. Yazıldıkları döneme ait edebî zevki göstermeleri, şair ve yazarların bilinmeyen şiir ve yazılarını gün yüzüne çıkarmaları bakımından önem taşırlar. Bu noktada, şiir mecmualarını sistematik biçimde tasnif ederek araştırmacıların hizmetine sunmayı amaçlayan MESTAP (Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi) öne çıkmaktadır. Bu bağlamda çalışmamızın konusunu, Millet Yazma Eser Kütüphanesi AEMNZ552 numarada kayıtlı olan şiir mecmuası oluşturmaktadır. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölüm dokümantasyon ve literatür bölümüdür. Bu bölümde mecmuanın adı, kağıt ve yazı özellikleri gibi bilgilere yer verilmiştir. İkinci bölüm mecmuanın tertip ve mürettibine dair özelliklerin yer aldığı bölümdür. Üçüncü bölümde mecmuada bulunan şairler, nazım şekilleri, şiirlerin ölçü ve formları hakkında bilgiler verilmiştir. Dördüncü bölümde ise metnin kurulması sırasında benimsenen ilkeler belirtildikten sonra “Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)” dâhilinde hazırlanan çalışma, çeviri yazı alfabesi ile günümüz harflerine aktarılmış ve manzumelerin akademik neşirlerle karşılaştırılması yapılmıştır

    Supersonic Wind Tunnel Design and Analysis

    No full text
    Bu çalışma, Mach 1.7 hızına ulaşabilen bir indraft tip süpersonik rüzgar tünelinin tam tasarımını, optimizasyonunu ve sayısal doğrulamasını sunmaktadır. Tasarım süreci, nozül, test bölgesi ve difüzörün teorik boyutlandırma hesaplamaları ile başlamış ve ardından ön nozül doğrulaması için durağan iki boyutlu CFD simülasyonları, entegre tünel geometrisinin değerlendirilmesi için ise durağan üç boyutlu CFD simülasyonları gerçekleştirilmiştir. Son olarak, vakum tankı basıncının zamanla artışının etkisini analiz ederek indraft konfigürasyonunun çalışma aralığını belirlemek amacıyla geçici (transient) CFD simülasyonları yapılmıştır. Süpersonik nozül, Karakteristik Yöntem (Method of Characteristics) kullanılarak tasarlanmış, test bölümünün dikdörtgen kesiti ile uyumlu ve düzgün genişleme sağlanmıştır. Nozül performansı CFD simülasyonları ile değerlendirilmiş ve CFD tabanlı optimizasyon ile daha da iyileştirilmiştir; optimizasyon, Ansys’in varsayılan çok amaçlı genetik algoritması kullanılarak gerçekleştirilmiştir. Optimizasyon, nozül çıkışındaki Mach sayısı dağılımının standart sapmasını 0,39’dan 0,29’a düşürerek sıfıra yaklaşmasını sağlamış ve böylece test bölümündeki akış düzgünlüğünü önemli ölçüde artırmıştır. Geçici simülasyonlar, 3 m³ hacmindeki vakum tankı ile tünelin yaklaşık 0,5 s boyunca süpersonik koşulları koruduğunu, tank hacmi 24 m³’e çıkarıldığında ise kullanılabilir sürenin yaklaşık 3 s’ye kadar uzadığını göstermiştir; bu süre, geri basıncın kritik değeri aşmadan önceki aralığı temsil etmektedir

    Meme kanseri ameliyat öncesi tedavisine yönelik olarak manganez dioksit (MnO2) neoadjuvan nanoyapıların hazırlanması ve in vitro etkinliğinin incelenmesi

    No full text
    Kanser dünyada kardiovasküler hastalıklardan sonra en sık ölüm nedeni olmaya devam eden major sağlık sorunlarından biridir. Meme kanseri ise dünyada en yaygın ikinci kanser türüdür. Kadınlarda en sık rastlanan kanser türü meme kanseridir. Son zamanlarda neoadjuvan sistemik tedavi, adjuvan tedavi ile karşılaştırıldığında eşit derecede etkili bir seçenek olarak kabul edilmektedir. Neoadjuvan kemoterapi, meme koruyucu cerrahi oranını ve tedavi yanıtının izlenmesine olanak tanır ve hem bireyselleştirilmiş tedavi stratejilerinin geliştirilmesi hem de ilaç geliştirme için benzersiz fırsatlar sunmuştur. Neoadjuvan olarak nanoyapıların kullanılması, neoadjuvan terapötik ajanların tümörlere hedeflenen şekilde verilmesi, benzer neoadjuvan terapötik etkiyi ortaya çıkaracaktır. Sonuç olarak, nanoteknoloji bazlı nanotıp, kargoları tümörler gibi belirli bölgelere hedefleme yeteneği nedeniyle neoadjuvan tedavi için kullanılmıştır. Öte yandan, tümör mikroçevresine duyarlı nanotıp ve uyaranlara duyarlı nanopartiküller gibi uygun bir nano taşıyıcının tasarlanması ve inşa edilmesiyle, taşınan kargoların kesin ve uzay-zamansal salımını gerçekleştirmek ve böylece terapötik etkiyi güçlendirmek mümkündür.Kapsaisinin de tahriş edici ve keskin özelliği nedeniyle tümör oluşumu engellediği düşünülmektedir. Meme kanserinde kapsaisinin içinde yer alan bileşenlerin antioksidan özelliğe sahip olmasıdır. Bu bileşenlerin kanser hücrelerinin büyümesini engelleyebileceği ve kanserle savaşmaya yardımcı olabileceği düşünülmektedir. MnO2 nanopartikülleri

    MODA SEKTÖRÜNDEKİ ARTIRILMIŞ GERÇEKLİK UYGULAMALARININ MÜŞTERİ DENEYİMİNE ETKİSİNİN TEKNOLOJİ KABUL MODELİ İLE İNCELENMESİ

    No full text
    Dijital teknolojilerin hızla gelişmesiyle birlikte, artırılmış gerçeklik (AG) uygulamaları tüketici deneyimlerini dönüştüren önemli bir araç haline gelmiştir. Moda sektöründe bu teknolojiler, tüketicilere daha etkileşimli ve kişiselleştirilmiş alışveriş deneyimleri sunma imkânı sağlamaktadır. Bu araştırma, moda markalarının AG uygulamaları yoluyla oluşturduğu müşteri deneyiminin, tüketici karar süreci üzerindeki etkisini incelemektedir. Teknoloji Kabul Modeli (TAM) temel alınarak bir kuramsal çerçeve oluşturulmuş ve model, müşteri deneyimini etkileyebilecek algılanan keyif, canlılık, etkileşim düzeyi ve bilgilendiricilik değişkenleri ile genişletilmiştir. Çalışmada, bu değişkenlerin algılanan fayda ve algılanan kullanım kolaylığı üzerindeki etkileri analiz edilmiş; ayrıca bu iki değişken ile müşteri deneyimi arasındaki ilişki incelenmiştir. Türkiye genelinde 18 yaş ve üzeri 265 katılımcıya çevrimiçi anket gerçekleştirilmiş, veriler yapısal eşitlik modellemesi ile değerlendirilmiştir. Bulgular, algılanan faydanın müşteri deneyimini anlamlı ve pozitif yönde etkilediğini; kullanım kolaylığının ise anlamlı bir etkisinin olmadığını göstermiştir. Sonuçlar, teknoloji kabul modeline deneyim odaklı bir katkı sunmakta ve moda sektöründe kullanıcı merkezli stratejilere ışık tutmaktadır

    HRİSTİYAN SEYYAHLARIN GÖZÜNDEN KUDÜS (XV. VE XVI. YÜZYILLAR)

    No full text
    Kudüs, tarihte her dönem önemini korumuş bir şehirdir. Üç ilahi dine ev sahipliği yapmış olan bu şehir, dönem dönem yıkımlar yaşamış olsa da bugün hâlâ ihtişamını korumaktadır. XV. ve XVI. yüzyıllar aralığında Hristiyan seyyahların gözünden Kudüs’te gerçekleşen olayları inceleyen bu çalışma, bölgenin siyasi dönüşümünden çok dini, sosyal ve kültürel yapısı hakkındadır. Çalışmanın temel kaynakları olan seyahatnamelerde, seyyahların aktardıkları notlar üzerinden şehir hakkında geniş ve detaylı bir inceleme yapılmıştır. Şehrin kozmopolit yapısının yanı sıra, kutsal mekânlarını ve dini önemini ele alan Hristiyan seyyahların, şark coğrafyasında bulunan bu topraklar hakkında bakış açıları ele alınmıştır. Ayrıca XV. ve XVI. yüzyıllarda bu topraklar üzerinde hâkimiyet kurmuş olan Memlûk ve Osmanlı Devletleri’nin, bölgede yaşamış olan diğer din mensuplarına karşı tutumları seyyahların gözünden incelenmiştir. Tezin ana kaynakları, orijinal ve çeviri dillerde yazılmış olan seyahatnamelerdir. Bunlardan Latince, Fransızca ve İtalyanca kaynaklar, İngilizce çevirileri ile karşılaştırmalı bir şekilde incelenmiştir. Aynı zamanda, çağdaş ve farklı dönemlerde bu coğrafyada bulunmuş olan seyyahların bölge hakkında verdikleri bilgiler incelenerek, bölgede meydana gelen değişimler karşılaştırmalı olarak çalışılmıştır

    KENTSEL TARIM BAĞLAMINDA TAHSİSAT BAHÇELERİ, TOPLUM BAHÇELERİ VE YENİLEBİLİR ŞEHİR ÇÖZÜMLERİ: KADİFEKALE (İZMİR) BOSTANI ÖRNEĞİ

    No full text
    Büyük bölümü kentlerde yaşayan 8 milyarı aşan dünya nüfusu, kentsel yeşil alanların yetersizliği, insanoğlunun giderek büyüyen ekolojik ayak izi, gıda güvenliği, yoksulluk nedeniyle gıdaya erişim güçlükleri, dezavantajlı grupların toplumsal entegrasyonu gibi çok sayıda soruna neden olmaktadır. Bu çalışmada gerek gıda güvenliği gerekse kent yoksullarının entegrasyonunda önemli bir yere sahip olan “kentsel tarım” ve onun farklı bileşenleri ile “yenilebilir şehir çözümleri” üzerinde durulmuş, bunları kullanan dezavantajlı insanların bu alanlar üzerindeki algı ve görüşleri irdelenmiş, çalışmanın örneklemi olan Kadifekale Bostanı ile ilgili yapılan çalışmalar aktarılmıştır. Alanyazını taramalarında Türkiye ile ilgili olarak “yenilebilir şehir” kavramı ile ilgili eksiklik bulunduğu, kent bostanları ve tahsisat bahçeleri ile ilgili çok sayıda araştırma yapılmış olmasına karşın Coğrafya ve İzmir yereli üzerine yapılan araştırmalarda bu kavramlarının yeterince kendine yer bulmadığı görülmüştür. Bu çalışmanın temel amaçları, kişi başına düşen yeşil alanların artırılması, dezavantajlı gruplar ile kent yoksullarının geçimlerine ve dezavantajlı grupların sosyal entegrasyonlarına ve rehabilitasyonlarına katkı sağlayacak tahsisat bahçelerinin yaygınlaştırılması, yenilebilir şehir çözümlerinin gerekliliği ve gerçekleştirilebilirliği fikrini örneklerle ortaya koymaktır. Bu çalışmada nitel ve nicel araştırma desenleri birlikte kullanılmıştır. 54 bostan kullanıcısından 48’ine ulaşılmıştır. Bu örneklem boyutu dolayısıyla hata payı % 5 ve doğruluk oranı % 95’tir. Örneklemin seçiminde İzmir kentinin ve Kadifekale Semti’nin gecekondulaşmaya ve dezavantajlı gruplara ev sahipliği yapması, alanın çalışma açısından kolay erişilebilir bir konumda olması, İzmir’deki ilk örnek olması olarak özetlenebilir. Kadifekale Bostanı’nın inşa edilmesindeki amaçlar; kullanıcı ailelere güvenli gıda üretebilmelerini sağlayarak dolaylı olarak aile bütçelerine destek olmak ve sosyal entegrasyonu ve rehabilitasyonu güçlendirmek, olarak belirtilmiştir. Kadifekale Bostanı “tahsisat bahçesi” tanımına denk düşmekte, ancak Sanayi Devrimi sonrası özellikle Avrupa’da kendine geniş bir yer bulan tahsisat bahçelerinden çeşitli yönleriyle ayrılmaktadır. Bostanı kullanıcıları tarafından, bostan faaliyetlerinin sebze yetiştirmekle sınırlı olmadığı, bostanın rehabilitasyon ve sosyalleşme alanı olarak görüldüğü, bostanın tahsisat bahçelerinin kuruluş amaçlarından biri olan kent yoksullarının sosyalleşme, rehabilite etme, topluluk oluşturma gibi amaçlarıyla da örtüştüğü ve bu konuda amacına ulaştığı görülmektedir. Son olarak, bünyesinde avantaj ve dezavantajları birlikte barındıran İzmir’in, adı konmamış ve bu bilinçle yapılmıyor da olsa yenilebilir şehir çözümleri açısından önemli adımların atıldığı bir şehir olduğu söylemek olanaklıdır

    1,260

    full texts

    2,715

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Izmir Katip Celebi University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇