Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
SANAT SİNEMASI BAĞLAMINDA NURİ BİLGE CEYLAN’IN KURU OTLAR ÜSTÜNE FİLMİNİN İNCELENMESİ
Sanat sineması, ticari amaçlar gütmeksizin izleyiciyi düşünmeye teşvik eden, tematik derinliği olan bir sinema türüdür. Bu sinema türü, izleyici beklentilerinden bağımsız, kendine has yöntemlerle anlamın derinliklerini araştırır. Sanat filmleri, genellikle durağan yapıları ve görsel ile edebi tatmin sağlayan unsurlarıyla dikkat çeker. Bu filmler, sembolizm ve göstergebilim aracılığıyla zengin mesajlar içerir, yönetmenin kişisel ifadesini yansıtır. Nuri Bilge Ceylan, sinemasında fotoğrafik ve gerçekçi anlatımlara yakın bir dil kullanır ve özellikle ilk dönem eserleri, doğa ile insan arasındaki ilişkileri merkeze alır. İlerleyen dönemlerde ise anlatısını daha çok kentsel ve taşra yaşamı çelişkileri ile bireysel iç çatışmalar üzerine yoğunlaştırır. "Kuru Otlar Üstüne" filmi ise, Nuri Bilge Ceylan’ın bu sinematografik yaklaşımını ve sanat sinemasındaki teknik ustalığını sergileyen bir örnektir. Bu çalışma, "Kuru Otlar Üstüne" filminin, göstergebilimsel unsurları ve auteur teorisini kullanarak sanat sineması kapsamında nasıl bir örnek teşkil ettiğini detaylı bir şekilde incelemeyi hedeflemektedir
TOPLUMSAL ETKİ YAKLAŞIMI BAĞLAMINDA KOBİ ÖLÇEKLİ AİLE İŞLETMELERİ: İMALAT SANAYİ ÜZERİNE NİTEL BİR ARAŞTIRMA
Bu çalışmanın amacı, Türkiye’deki KOBİ ölçekli aile işletmelerinin toplumsal etki yaklaşımı çerçevesinde nasıl şekillendiğini ve farklı sosyoekonomik gelişmişlik kademelerinde hangi benzerlikleri ve farklılıkları sergilediğini incelemektedir. Maurice ve Sorge’nin öncülük ettiği toplumsal etki yaklaşımı, işletmelerin yalnızca piyasa dinamikleri ve evrensel yönetim ilkeleriyle değil, aynı zamanda ulusal kurumsal yapılar ve kültürel normlar tarafından da etkilendiğini savunmaktadır. Araştırma, Türkiye’de imalat sektöründe faaliyet gösteren KOBİ ölçekli aile işletmeleriyle gerçekleştirilen derinlemesine mülakatlara dayanmaktadır. Çalışmada, Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Sıralaması Araştırmaları (SEGE) kapsamında belirlenen altı farklı gelişmişlik kademesinden seçilen 20 işletme ile yürütülen nitel araştırma, yenilikçilik ve girişimcilik, bölgesel ve çevresel faktörler, pazar ve rekabet, sosyal ve kültürel etkileşimler, kriz yönetimi ve dayanıklılık, kurumsal yapı ve organizasyon başlıklarını kapsamaktadır. Bulgular, ulusal tutarlılık ile ulus altı (bölgesel) farklılıkların birlikte var olduğunu göstermektedir. Aile bağları, KOBİ teşvik mekanizmalarından yararlanma isteği ve girişimcilik motivasyonu gibi ortak unsurlar ulusal düzeyde benzerlik yaratırken, altyapı eksikliği, lojistik maliyetler, teknolojiye erişim ve sosyal sermayenin kullanımı gibi faktörler her kademede farklı stratejilerin ortaya çıkmasına neden olmaktadır. iv Ulaşılan sonuçlar, Maurice ve Sorge’nin (2000) öne sürdüğü “aktör-çevre etkileşimi” ve “ulusal kurumsal düzenin aktarımı” ilkeleriyle büyük ölçüde örtüşmektedir. Bu bağlamda, araştırma Türkiye’deki aile işletmelerinin makro ve mikro düzeydeki dinamiklerini açıklamada toplumsal etki yaklaşımının güçlü bir kuramsal çerçeve sunduğunu ortaya koymaktadır. Çalışmanın, Toplumsal Etki Yaklaşımı’nı Türkiye bağlamında ulus altı düzeydeki uygulanabilirliğini test eden ilk saha araştırmalarından biri olması bakımından literatüre önemli katkı sunduğu; aynı zamanda aile işletmelerine yönelik mikro düzeyde sosyolojik ve yönetsel açılımlar getirdiği düşünülmektedir. Söz konusu araştırma ayrıca, kamu politikası, yerel kalkınma stratejileri ve kurumsal danışmanlık uygulamaları için uygulanabilir öneriler sunmakta; akademik literatür açısından da bağlam duyarlılığına dayalı yeni bir kuramsal yorum geliştirmektedir
MÂTÜRÎDÎ KELÂMINDA PEYGAMBERLİĞİN İSPATI
Mâtürîdî Kelâmında Peygamberliğin İspatı başlıklı bu çalışmada Mâtürîdî ekolün kurucusu İmam Mâtürîdî, şerh-haşiye dönemi temsilcilerinden Hayâlî ve Yeni İlm-i Kelâm temsilcilerinden Abdüllatif Harpûtî’nin genelde nübüvvet kurumunu özelde ise Hz. Muhammed’in risaletini ispat sürecinde kullandıkları yöntemler ve argümanlar incelenmektedir. Bu bağlamda farklı dönemlerde yaşamış diğer Mâtürîdî kelâmcıların eserleri de değerlendirilerek, ekol içerisindeki istidlâl yöntemleri ve ispat argümanları açısından benzerlikler ve farklılıkların belirginleştirilmesine çalışılmıştır. Böylelikle zamanın ve ilmî-kültürel iklimin değişimi bağlamında aynı mezhep sistematiği içerisindeki isimlerin nübüvvet savunularındaki farklılaşma düzeyleri ile süreklilik taşıyan noktalar tespit edilmeye çalışılmış; Mâtürîdî kelâmının nübüvveti ispat argümanları çerçevesinde ortaya koyduğu yaklaşımın dinamik ve durağan yönlerine dair bir perspektif sunulmuştur. Ayrıca ilgili meselelerde Mu’tezile ve Eş‘ariyye’nin görüşlerine de yer verilmiş; Mâtürîdî ekolünün konumuna dikkat çekilmiştir. Çalışmada nitel araştırma yöntemi benimsenmiş; doküman incelemesine dayalı içerik analizi uygulanmıştır. Elde edilen veriler doğrultusunda, Mâtürîdî kelamcıların nübüvveti ispat sürecinde ön plana çıkan akıl-nakil ilişkisi, sosyolojik yaklaşım ve hikmet merkezli argümantasyon gibi bulgulara ulaşılmış ve değerlendirmeler yapılmıştır
NAHİV GELENEĞİNDE ELFİYYE ELEŞTİRİLERİ: İBN HİŞÂM VE İBN AKÎL ÖRNEĞİ
“Nahiv Geleneğinde Elfiyye Eleştirileri: İbn Hişâm ve İbn Akîl Örneği” adlı bu çalışmamız giriş, üç bölüm ve sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde çalışmanın kapsamı, bulguları, sınırlıkları ve yöntemine değinilmiştir. Birinci bölümde İbn Mâlik et-Tâî’nin hayatı, ilmi yönü ve eserleri ardından nahiv ilminde elfiyye türünde manzum eserlerin kaleme alınma nedeni incelenmiş ve son olarak İbn Mâlik’i el-Hulâsatü’l-Elfiyye’yi telif etmeye sevk eden saikler ele alınmıştır. Çalışmamızın ikinci ve üçüncü bölümleri, İbn Hişâm el-Mısrî’nin Evdahu’l-Mesâlik ve İbn Akîl el-Hemedânî’nin Şerhu İbn Akîl adlı eserlerinde el-Hulâsatü’l-Elfiyye’ye yönelttikleri nahiv eleştirelerilerine odaklanmaktadır. Bu çerçevede bu iki şârihin kısaca hayatına değinildikten sonra nahiv ilmindeki eleştirel tutumları, el-Hulâsa’yı şerh ettikleri eser bağlamında eleştiride takip ettikleri yöntem ve eleştiride kullandıkları ifadeler incelenmiştir. Son olarak el-Hulâsa’ya yönelttikleri eleştirilerle beraber diğer el-Hulâsa şârih ve muhaşşîlerin bu bağlamdaki değerlendirme ve açıklamalarına yer verilmiştir. Çalışmamızın sonuç kısmında ise bazı değerlendirmeler ve el-Hulâsa’ya yönelik önerilere yer verilmiştir
Büyük Dil Modellerinin Lisansüstü Giriş Sınavlarında Farklı Becerilere Yönelik Sorularda Başarım Analizi ve Metin Madenciliği Tabanlı İncelenmesi
Bu tez çalışması, büyük dil modellerinin (BDM) lisansüstü düzeydeki çoktan seçmeli sınav sorularına verdiği yanıtların doğruluğunu ve gerekçe üretim becerilerini çok boyutlu bir analiz çerçevesinde değerlendirmektedir. ChatGPT-4o, Gemini 1.5 ve Copilot modelleri; sözel mantık, Türkçe, sayısal mantık ve matematik alanlarındaki sorularla test edilmiş; performansları hem sayısal hem de nitel metrikler aracılığıyla karşılaştırılmıştır. Çalışmada, alanında deneyimli insan uzmanlara soruların zorluk düzeylerine (kolay– orta–zor) göre derecelendirme yaptırılmış ve bu sınıflandırma doğrultusunda büyük dil modellerinin başarımı analiz edilmiştir. Elde edilen bulgular, tüm modellerin kolay sorularda görece yüksek doğruluk oranları gösterdiğini; ancak zorluk düzeyi arttıkça özellikle Gemini ve Copilot modellerinde başarı oranlarının belirgin şekilde düştüğünü ortaya koymuştur. ChatGPT ise hem genel doğrulukta hem de zor sorulara verilen yanıtların açıklayıcılığında daha güçlü bir performans sergilemiştir. Gerekçelerin kalitesi Coherence Score (CS) ve Option Comparison Quality (OCQ) gibi ölçütlerle değerlendirilmiş; açıklanabilirlik, hem SHAP tabanlı kelime katkı analizleri hem de yapı haritalama yöntemiyle görselleştirilmiştir. Ayrıca gerekçeler, Bloom taksonomisine göre bilişsel düzeylerine ayrılmış ve insan uzmanlar ile modellerin açıklama kalitesi çok boyutlu biçimde karşılaştırılmıştır
ÖTÜKEN UYGUR KAĞANLIĞI YAZITLARININ EDEBÎ ELEŞTİRİSİ
Ötüken Uygur Kağanlığı, 745 ila 840 yılları arasında yaklaşık bir asır boyunca Orta Asya’ya hükmetmiş bir Türk kağanlığıdır. Bu kağanlık kurulduğu günden yıkıldığı ana kadar Orta Asya’nın ticarî ve siyasî hayatına yön vermiş, önemli kültürel faaliyetlerde bulunmuştur. Söz konusu faaliyetler kapsamında gerek halktan kişiler gerek beyler gerekse kağanlık mensupları tarafından çeşitli yazıtlar meydana getirilmiştir. Ötüken Uygur Kağanlığı Yazıtlarının hangileri olduğu konusunda araştırmacılar arasında bir ittifak yoktur. Buna rağmen “Karabalgasun-II, Karı Çor Tigin, Suci, Tes, Tariat, Şine Us, Hoid Tamir, Sevrey, Arhanan, Gurvaljin Uul, Karabalgasun-I” Yazıtaları genel olarak Ötüken Uygur Kağanlığı döneminde oluşturulmuş yazıtlar olarak kabul edilir. Eleştiri, bir sanat eserinden yola çıkarak söz konusu sanat eserindeki sanatsal yapıları ve sanatsallığı ortaya koymayı amaçlayan bilimsel bir etkinliktir. Eleştirinin bir alt dalı olarak edebiyat eleştirisi ise bir metindeki edebî yapıları ve edebîliği ortaya koymaya çalışan bilimsel bir etkinliktir. Ötüken Uygur Kağanlığı Yazıtlarının Edebî Eleştirisi başlıklı bu çalışmada “Karabalgasun-II, Karı Çor Tigin, Suci, Tes, Tariat, Şine Us, Hoid Tamir, Sevrey, Arhanan, Gurvaljin Uul, Karabalgasun-I” adlı Ötüken Uygur Kağanlığı Yazıtları edebî açıdan eleştirilmiş; onlardaki edebî yapılar ve edebîlik bilimsel bir şekilde ortaya konmaya çalışılmıştır. Bu amaç doğrultusunda “1. Paralellik”, “2. Ses Yapısı”, “3. Eksilti”, “4. Benzetme ya da Metafor Kullanımı”, “5. Söz Sanatları”, “6. Yineleme”, “7. Özgünlük”, “8. Çoklukta Birlik”, “9. Bütünlüklü Olma” adlı edebîlik ölçütleri tespit edilmiş ve adı geçen yazıtlar bu edebîlik ölçütlerine göre nesnel iv şekilde incelenmiştir. İnceleme, yazıt metinlerinden hareketle metin merkezli biçimde gerçekleştirilmiştir.Ötüken Uyghur Khaganate was a Turkish kaganate that ruled Central Asia for nearly a century between 745 and 840. From the day it was founded until its collapse, this kaganate shaped the commercial and political life of Central Asia and carried out important cultural activities. Within the scope of these activities, various inscriptions were created by commoners, lords and members of the kaganate. There is no unanimity among researchers as to which are the inscriptions of the Ötüken Uyghur Khaganate. Despite this, the “Karabalgasun-II, Karı Çor Tigin, Suci, Tes, Tariat, Şine Us, Hoid Tamir, Sevrey, Arhanan, Gurvaljin Uul, Karabalgasun-I” Inscriptions are generally accepted as inscriptions created during the period of the Ötüken Uyghur Khaganate. Criticism is a scientific activity that aims to reveal the artistic structures and artistry in a work of art based on a work of art. Literary criticism, as a sub-branch of criticism, is a scientific activity that tries to present literary structures and literariness in a text. In this study titled Literary Criticism of Ötüken Uyghur Khaganate Inscriptions, Ötüken Uyghur Khaganate Inscriptions in the form of “Karabalgasun-II, Karı Çor Tigin, Suci, Tes, Tariat, Şine Us, Hoid Tamir, Sevrey, Arhanan, Gurvaljin Uul, Karabalgasun-I” were criticized from a literary point of view; literary structures and literariness in them were tried to be presented in a scientific way. For this purpose, various literary criteria such as “1. Parallelism”, “2. Sound Structure”, “3. Ellipsis”, “4. Use of Simile or Metaphor”, “5. Figures of Speech”, “6. Reiteration”, “7. Authenticity”, “8. Unity in Multiplicity (/ Unitas in Multitudine)”, “9. v Consistency” were determined and the mentioned inscriptions were objectively analyzed according to these literary criteria. The analysis was carried out in a textcentered manner based on the inscription texts
Sualtı İtki Uygulamaları İçin Dış Rotorlu Fırçasız Doğru Akım Motorunun Elektromanyetik Tasarımı ve Optimizasyonu
Tez çalışmasında, sualtı uygulamalarında kullanılan itki sistemleri için dış rotorlu bir fırçasız doğru akım başlamıştır. Elde edilen bu başlangıç tasarım verileri, sonlu elemanlar analizi tabanlı Ansys RMxprt yazılımı kullanılarak doğrulanmış ve temel performans karakteristikleri incelenmiştir. Doğrulama aşamasının ardından, motor verimini ve tork kararlılığını en üst düzeye çıkarmak, vuruntu torkunu ise minimum düzeye indirgemek amacıyla Ansys Maxwell ortamında kapsamlı parametrik analizler yürütülmüş ve Mathematica ortamında optimizasyon çalışmaları yapılmıştır. Bu analizlerden elde edilen çok boyutlu veri setinin optimizasyon sürecine entegrasyonu için Python programlama dili ile bir veri işleme programı geliştirilmiştir. Son aşamada ise, Phyton ile işlenen veriler ikinci dereceden Non-Lineer matematiksel modeller kullanılarak Mathematica yazılımında Differential Evolution, Nelder Mead gibi gelişmiş optimizasyon algoritmaları aracılığıyla en verimli motor tasarım parametreleri belirlenmiştir. Bu çalışma, analitik hesaplamaları, sonlu elemanlar analizini ve modern optimizasyon tekniklerini bir araya getiren bütünleşik bir tasarım metodolojisi sunarak, belirtilen performans hedeflerine ulaşan optimize edilmiş bir fırçasız doğru akım motorunun tasarımını ortaya koymaktadır.motorunun elektromanyetik tasarımı ve optimizasyonun yapılması hedeflenmiştir. Bu kapsamda, halihazırda endüstride kullanılan itki sistemleri ve bu sistemlerin motorları incelenmiştir. Bu incelemelerden elde edilen verilere dayanılarak tez kapsamında tasarımı hedeflenen motor parametreleri belirlenmiştir. Bu veriler ışığında 1-1,5 kW güç aralığında, 36 V çalışma gerilimi olan ve 3000 rpm nominal hızda bir motor tasarımı ortaya konulmuştur. Bu tez çalışmasının hazırlanmasındaki ana motivasyon, itki sistemleri çeşitliliğinin az olması, bu alanda motor geliştiren firma sayısının oldukça sınırlı olması ve halihazırda var olan ürünlerin 48 V ve 72 V düzeyine yoğunlaşmış olmasıdır. Yine sektör bazında incelendiğinde, 24 V ve 36 V düzeyinde motor üreten firma sayısının neredeyse yok denebilecek kadar az olması; var olanların ise yurtdışı menşeili olması dikkat çekicidir. Bu tez çalışmasının, ilgili ürünlerin yerlileştirilmesi ve yerli üretimin artırılması noktalarında önemli bir literatür çalışması olması umulmuştur. Tez kapsamında tasarım süreci, motorun temel parametrelerinin (stator/rotor çapı, motor boyu, oluk başına iletken sayısı vb.) analitik yöntemlerle hesaplanmasıyl
AHMED AVNİ KONUK’UN DİLKEŞİDE ESERLERİ KAPSAMINDA BESTECİLİK ÜSLUBU
Geleneksel Türk müziğinin yaşaması ve geleceğe aktarılabilmesi için kritik öneme sahip olan bestecilik, bestecilerin gelenekten gelen bir üslup ile özgün karakterlerini özdeşleştirerek besteledikleri çeşitli eserler aracılığıyla günümüze kadar gelebilmiştir. Bu geleneğin geçiş noktalarından birinde besteci olarak yer alan Ahmed Avni Konuk, Zekâi Dede’den aldığı derslerle başladığı mûsiki çalışmalarını ömrünün sonuna kadar devam ettirmiştir. Besteciliğinin yanı sıra hocasından meşk ettiği dinî ve din dışı formdaki eserleri en küçük ayrıntısına kadar hâfızasında koruyup öğrencilerine aktarmıştır. Bu eserlerin gelecek nesillere aktarılmasında sağlam bir köprü vazifesi görmüştür. Geleneksel Türk müziğinin geniş hacimli beste türlerinden biri olan kar-ı natık türünde, 119 makamı örnekleyerek bu türde gelenekteki benzerleri arasında en çok makamı anlatan eseri bestelemiştir. Bazı eserlerini yalnızca edvar kitaplarından edindiği bilgilerle ve buradan öğrendiği makamlarla bestelemiştir. Birçok tür ve biçimde bestelediği eserlerindeki üslubu ile dönemi içerisindeki önemli besteciler arasında yerini almış, çeşitli çevrelerce Itri ekolünün son temsilcisi olarak kabul edilmektedir. Bestecilik alanında yapılan araştırma ve çalışmaların henüz akademik literatürde detaylandırılmaması, sayıca az olması gibi sebeplerle ve geleneksel Türk müziğinin akademik literatürüne bestecilik alanına katkı sağlanması bu araştırmada iv amaçlanmıştır. Gelenekten gelen üslubu bestecinin kendi içinde özümsemesiyle ortaya çıkan eserlerindeki üslubu araştırılmıştır. Çalışmada bestecinin hayatıyla ilgili bilgilerin belirsizliğini ortadan kaldıracak bilgiler, yaşamı boyunca çeşitli form ve türlerde bestelemiş olduğu eserlerin usul-vezin, sözel yapı ve ezgisel yapı ilişkileri karşılaştırmalı olarak inceleme yöntemleriyle açığa çıkarılmıştır. Eserlerin yapısal ve fonksiyonel analizleri yapılmış ve bu incelemeler doğrultusunda edisyon kritik yöntemiyle nüshalar yeniden yazılmıştır. Bestecinin kendi terkibi olan Dilkeşide makamını nasıl irdelediği ve bu çerçevede oluşan eserlerinin dokusu araştırılmıştır. Bestecilik alanındaki eğitim veren kurum ve kuruluşların yararlanabilmesi amaçlanmıştır
“YEDİ GÖK” KAVRAMINA KUR’ÂNÎ YAKLAŞIM VE TEFSİR GELENEĞİNDEKİ YORUMLARIN ANALİZİ
Bu çalışma Kur’ân-ı Kerîm’de geçen “yedi gök” kavramını hem lafzî ve bağlamsal yönleriyle hem de tefsir literatürü bağlamında ele almakta, klasik ve modern müfessirlerin bu kavrama yaptığı yorumları sistematik biçimde analiz etmektedir. “Yedi gök” ifadesi, yalnızca fiziksel bir yapıyı değil aynı zamanda Allah’ın kudretini ve evrendeki düzeni yansıtan çok katmanlı bir anlam yapısına sahiptir. Tezde, bu çok katmanlı yapının tarihsel süreç içerisinde nasıl yorumlandığı ve müfessirlerin yaklaşımlarında hangi içerik, yöntem ve düşünsel unsurların öne çıktığı tespit edilmeye çalışılmıştır. Çalışmamız giriş, iki ana bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Giriş bölümünde, “yedi gök” kavramının sözlük anlamı ve Kur’ân’daki kullanımı ortaya konulmuştur. Birinci bölümde, “yedi gök” ifadesinin geçtiği âyetler sûre sırasına göre değerlendirilmiş, her bir âyetin bağlamı dikkate alınarak klasik ve modern tefsirlerdeki yorumlar karşılaştırmalı şekilde analiz edilmiştir. İkinci bölümde ise farklı dönemlerden seçilen müfessirlerin konuya dair açıklamaları müfessir merkezli bir yaklaşımla ele alınmış ve her birinin metne bakış açısı içerik, yöntem ve tarihsel bağlam bakımından incelenmiştir. Bu seçimlerde, özellikle tasavvufî, kelâmî, dilbilimsel ve bilimsel yönelimleriyle öne çıkan müfessirlerin görüşlerine öncelik verilmiş, bunun dışındaki müfessirler ise genel eğilimleri temsil edecek şekilde belirlenmiştir. Sonuç olarak, “yedi gök” kavramının tefsir tarihinde yalnızca lafzî değil, aynı zamanda itikadî, kozmolojik ve pedagojik açılımlarla yorumlandığı; bu yorum iv çeşitliliğinin müfessirlerin ilmî birikimi, yaşadığı dönem ve tefsir yöntemleriyle doğrudan ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda çalışma, hem Kur’ân’daki kozmik yapıların anlam dünyasını zenginleştirmekte hem de tefsir geleneğinin katmanlı yapısını ortaya koymaktadır
TİRE TÜRBE VE YATIRLARI: RİTÜELLER VE ANLATILAR BAĞLAMINDA İŞLEVSEL BİR İNCELEME
Halk dini normatif yapıya sahip olmaması, anlatı merkezli oluşu, etkiye açık olup zamanla değişim ve dönüşüme uğraması yönüyle kitabi dinden ayrılır. Bu farklılaşan noktalar inanç yönünden zıtlık yaratması mümkün olduğu gibi birbirini besleyen davranış zincirlerine de dönüşebilir. Halk dininin temel kavramlarından biri olan ziyaret fenomeni bu zıtlık ve uyumun bütüncül yaklaşımına uygun zemin hazırlar. Ziyaret fenomeni kökeninde yer alan atalar/veli kültü inancının manevi gücüyle de etkisi artan kutsal mekanlar belli bir kurallar zinciriyle ziyaret edilip maddi veya manevi dileklerde bulunarak dönüt beklentisi umuduyla ayrılır. Bu çalışmada halk dini olgusu Tire ölçeğiyle sınırlandırılıp ziyaret fenomeni bağlamında mekân ritüel anlatı boyutuyla incelenmiştir. Kutsal mekân ritüellerinde performatif sürece ve işlevselliğe önem verilmiştir. Ayrıca anlatı geleneğine yer verilirken metin merkezli yapısal bakış açısıyla sınıflandırmalar yapılmış ve işlevsel halk bilimi kuramı çerçevesince incelemeler gerçekleştirilmiştir. Halk dini olgusu halk yaşamının her alanında kendini gösterebilmiştir. Halk dini yeme-içme kültürü, dijitalleşme, kentleşme, inanç turizmi, geçiş dönemleri, manevi şifa arayışı, sosyolojik ve psikolojik yaklaşım, giyim-kuşam gibi pek çok alt başlıkla doğrudan etkileşim halindedir. Çalışma sonucunda Tire bölgesinde varlığını gösteren halk dini olgusunu ziyaret fenomeni bağlamında mekân, ritüel, anlatı boyutuyla ele alınıp iv kitabi dinin karşıt ve sınırlandırmalarına rağmen canlı varlığını sürdürebildiği görülmüştür