Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
    2715 research outputs found

    Pediatric Multisystem Inflammatory Syndrome Related to COVID-19 and Nursing Approach

    Get PDF
    Multisistem İnflamatuar Sendromu (Multisystem Inflammatory Syndrome in Children / MIS-C), COVID-19’un nadir görülen komplikasyonu olarak tanımlanan, Nisan 2020 tarihinden itibaren COVID-19 geçirildikten 2-4 hafta sonra ortaya çıktığı varsayılan bir sendromdur. MIS-C’de; sıklıkla ateş, döküntü, bilateral konjonktivit, gastrointestinal sisteme ait semptomlar, aşırı yorgunluk hissi veya miyokardit gibi bulgular görülmektedir. Hemşireler pediatrik hastaların fiziksel, mental ve spiritüel ihtiyaçlarını anlayarak ve karşılayarak bütüncül bir yaklaşımla kaliteli, bireyselleştirilmiş ve aile merkezli bakım vermeye özen göstermelidir. Bakımda izolasyon önlemleri alınmalı ve uygun kişisel koruyucu ekipmanlar kullanılmalı, kişisel koruyucu ekipmanlara yönelik çocuk ve ailenin eğitimi bakımın bir parçası olmalıdır. MIS-C yeni bir sendrom olduğundan sağlık ekibi üyeleri, pediatrik hastaların ve ailelerinin birçok sorusu ile karşı karşıya kalacaklarından bu süreçte literatürü takip etmeleri oldukça önemlidir. Bu derlemede, 2021 Ocak – Şubat aylarında PubMed veritabanında yer alan COVID-19 ile ilişkili MIS-C tanılı hastaların olgu sunumlarındaki hastalığın seyri ve buna yönelik hemşirelik yaklaşımı ele alınmıştır

    First Aid in Disasters

    No full text
    Afetler, ani ve beklenmedik olaylar sonucu meydana gelen acil durumları ifade eder. Bu durumlar, doğal afetler (depremler, seller, kasırgalar), yangınlar, trafik kazaları, patlamalar, terör saldırıları gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Afetlerin hemen ardından ilk yardım, hayat kurtarmak ve yaralıları en kısa sürede tıbbi yardım alacakları yere taşımak açısından büyük önem taşır. İlk yardım, afetlerde ilk müdahale sürecinde uygulanan ilk yardım önlemlerinin tümünü ifade eder. İlk yardım, hayat kurtarmak, yaralıların acılarını hafifletmek ve sağlık durumlarını stabil hale getirmek için gereklidir. Afetlerde, ilk yardım vermek için öncelikle acil durumlar için hazırlıklı olmak gerekir. Afet öncesi hazırlık, ilk yardım ekipmanının hazır bulundurulması, ilkyardım malzemelerinin yeterli miktarda stoklanması, acil durum ekiplerinin oluşturulması ve eğitimli personelin bulunması gibi önlemleri içermelidir. Afetlerde ilk yardım, acil müdahale konusunda eğitimli personel tarafından yürütülmelidir. İlk yardım müdahalesi, hayat kurtarmak, kanamaları durdurmak, solunum yollarını açmak, yaralanmaları stabilize etmek ve en kısa sürede tıbbi yardım alacakları yere taşımak gibi önlemleri içermelidir. İlk yardım müdahalesi, yaralıların durumuna göre değişkenlik gösterir ve öncelik sırası belirlenir. Afetlerde ilk yardım verme sürecinde, güvenliği sağlamak ve kurtarma ekiplerinin çalışmalarını kolaylaştırmak için belli bir düzen içinde hareket edilir. Sonuç olarak, afetlerde ilk yardım, hayat kurtarmak ve yaralıların en kısa sürede tıbbi yardım alacakları yere taşımak açısından büyük önem taşır. Bu nedenle, afet öncesi hazırlık, eğitimli personel, ilkyardım malzemeleri ve ekipmanları gibi önlemlerin alınması gerekmektedir

    Şirket İçi – Bilgi İşlem Talep Yönetim (Ticket) Sistemi

    No full text
    Tezsiz Yüksek Lisans Bitirme ProjesiBu proje, işletmelerin karşılaştığı bilgi işlem taleplerinin etkin ve verimli bir şekilde yönetilmesi sağlamak amacıyla geliştirilecektir. Günümüz iş dünyasında şirketlerin verimliliklerini artırmak, iş süreçlerini optimize etmek ve müşteri memnuniyetlerini sağlamak için bilgi işlem hizmetlerine ihtiyaç duydukları bir gerçektir. Bu taleplerin yönetiminde bazı sorunlar ortaya çıkabilmektedir. Bu sorunlardan bazıları, taleplerin yanlış anlaşılması, takibin güçlüğü, gecikmeler tekrarlanan talepler ve etkili bir raporlama sürecinin eksikliği gibi konuları içerir. Bu proje ile bilgi işlem talepleri kâğıt üzerindeki formlarla veya e-postalarla iletilmek zorunda olmayacaktır. Kolay erişebilir çevrim için bir masaüstü uygulama talepler oluşturulabilecektir, takip edilebilecek ve güncel durumlarını kontrol edebileceksiniz. Sistem aynı zamanda taleplerin önceliklendirilmesini sağlayacak ve en uygun uzmanlara yönlendirme sağlayarak hızlı çözümlerle geliştirilmesini sağlayacaktır

    Experimental Investigation and Numerical Modeling of Fiber Reinforced Concrete Beams for Different Failure Modes

    Get PDF
    Bu çalışma temel olarak, Beton Plastikleşme Hasar modelinin (ing. Concrete Damaged Plasticity CDP) ve Değiştirilmiş Basınç Alanları Teorisi (ing. Modified Compression Field Theory, MCFT) formülasyonlarının doğrusal olmayan sonlu elemanlar yöntemine uygulanmasının etkinliğini değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Farklı boyutlar, kullanılan çelik lif miktarı, beton dayanımı ve çekme donatısı oranı gibi geniş ölçekli değişkenleri kapsayan iki kiriş grubu üzerinde incelemeler gerçekleştirilmiştir. Birinci grup kirişler literatürden alınmış, ikinci grup kirişler ise İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Yapı Mekaniği Laboratuvarında tasarlanmış, imal ve test edilmiştir. Temel olarak gruplar, kirişlerin eğilmede veya kesmede kritik davranışa yol açacak tasarımlara sahip olmasına göre ayrılmıştır. Birinci grup, üçü çelik lifli ve ikisi lifsiz olmak üzere beş kiriş numunesinden oluşmuştur. Bu grup eğilmeye bağlı bir göçme tipine neden olacak şekilde tasarlanmıştır. İkinci grup kirişler ise, lif veya etriye içermediklerinde gevrek kesmeden kırılacak şekilde tasarlanmıştır. Yapılan deneysel ve sayısal çalışmalar yük-deplasman davranışı, süneklik ve hasar durumları bağlamında incelenmiş ve değerlendirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre, CDP modeli ve MCFT formülasyonu genel olarak eğilmede kritik kirişlerin davranışını belirlemede başarılı olurken, MCFT formülasyonu kesmede kritik olan kiriş davranışını yakalamada yeterli başarıyı gösterememiştir.This study mainly aims to assess the efficiency of implementation of Concrete Damaged Plasticity model and Modified Compression Field Theory formulations into the nonlinear finite element method. The investigation was carried out on two groups of beams in order to cover a wide range of geometry, amount of steel fibers used, concrete strength, and tensile reinforcement ratio. Beams of the first group were taken from the literature and the second group beams were designed, constructed, and tested at the İzmir Katip Çelebi University Structural Mechanics Laboratory. Basically, the groups were separated considering the behavior being either critical in flexure or shear. The first group consisted of five beam specimens, three including steel fibers and two w/o fibers. This group was designed to fail from flexure. On the other hand, the second group of beams were designed to fail from brittle shear when did not contain fiber or stirrups. An investigation and analyze was made on the load-deflection behavior, ductility and crack patterns for the conducted experimental and numerical work. According to the findings, the CDP model and MCFT formulations were generally capable of determining of the behavior of the beams critical in flexure while MCFT formulations provided limited accuracy to capture the shear-critical beam behavior

    Submitted to the Graduate School of Natural and Applied Sciences in partial fulfillment of the requirements for the degree of

    Get PDF
    Bu doktora tezi, çeşitli kanser tedavilerinde güç aktarım verimliliğini ve etkisini artırmak için foster olmayan devreleri (NFC) ve bir mikrodalga güç amplifikatörünü (PA) içeren bir mikrodalga ablasyon (MWA) sisteminin tasarımına odaklanmaktadır. Çalışma, MWA uygulayıcılarını, PA ve foster olmayan yapıları ilk bölümlerde bağımsız olarak kapsamlı bir şekilde incelemekte, ardından bu fenomenler arasındaki ilişkiyi önermekte, analitik olarak göstermekte ve deneysel olarak doğrulamaktadır. Bu bağlantı, minimal invaziv yaklaşımlar yoluyla kanser tedavisi için umut verici bir perspektif sunmakta ve öngörülebilir tasarımlarla sonuçlanmaktadır. Özellikle, amplifikatörün empedansını ayarlamak, kayıpları telafi etmek ve yeni uygulamalarda kararlı çalışmayı sağlamak ve böylece verimli tedavi protokollerini kolaylaştırmak için aktif bir empedans eşleştirme devresi tasarlanmıştır. Bu araştırma öncelikle Endüstriyel, Bilimsel ve Tıbbi (ISM) bandında 2.45 GHz frekansında çalışan verimli bir mikrodalga aplikatörün geliştirilmesine odaklanmaktadır. Amaç doku tarifi, in vitro, ex vivo ve in vivo çalışma üzerinden tümörlerin yüzeyinde 60 °C'yi aşan bir sıcaklık artışı elde etmektir. Çoklu aplikatörlerin kullanımına ilişkin araştırma, bunun daha büyük bir ablasyon bölgesi ve daha yüksek homojenliğe yol açtığını ve daha büyük tümör lezyonlarının tedavisi için daha uygun olduğunu göstermiştir. Ayrıca, PA ve NFC bağlantısı MWA sisteminin gereksinimlerini çıkış gücü, kazanç ve güç katma verimliliği için sırasıyla % 319, % 33 ve % 225 oranında iyileştirmiştir. Çalışma, darbeli elektromanyetik alan (PEMF) ile desteklenen MWA, meme kanseri hücrelerinde artan apoptoz oranları ile hücre çoğalmasında yaklaşık % 40'lık önemli bir azalmaya neden olduğunu göstermektedir. Deneyin sonuçları, önerilen MWA sisteminin etkinliğini doğrulayan sağlam kanıtlar sunmakta ve tümör tedavisi için özel bir cihaz olma potansiyelini göstermektedir.This doctoral thesis focuses on the design of a microwave ablation (MWA) system that incorporates Non-Foster Circuits (NFC) and a microwave power amplifier (PA) to enhance power transfer efficiency and profit in various cancer treatments. The study extensively examines the MWA applicators, PA and NFC structures independently in the initial sections, followed by proposing, analytically demonstrating, and experimentally verifying association between these phenomena. This interconnection presents a promising perspective for cancer therapy through minimally invasive approaches and resulting in predictable designs. Notably, an active impedance matching circuit is devised to adjust the amplifier's impedance, compensating for losses and enabling stable operation in novel applications, thereby facilitating efficient treatment protocols. The present investigation primarily concentrates on the development of a novel microwave applicator operating at 2.45 GHz within the Industrial, Scientific, and Medical (ISM) band. The aim is to attain a temperature rise exceeding 60 °C on the tumor surfaces throught tissue recipe, in vitro, ex vivo and in vivo study. The investigation into the utilization of multiple applicators reveals that it leads to a larger ablation zone and higher homogeneity, making it more suitable for treating larger tumor lesions. Furthermore, PA and NFC connection improve the MWA system requirements about 319 %, 33 % and 225 % for output power, gain and power added efficiency, respectively. The study proves that MWA supplemented with pulsed electromagnetic field (PEMF), induces a significant reduction in cell proliferation of nearly 40 % with heightened apoptosis rates in breast cancer cells. The outcomes of the experiment provide robust evidence affirming the benefit of the suggested MWA system indicating its potential to become a dedicated device for tumor treatment

    The Effect of Post Isometric Relaxation Technique on Normal Joint Movement in Individuals with Shoulder Impingement Syndrome

    Get PDF
    Amaç: Bu çalışma Omuz İmpingement (Sıkışma) Sendromlu (OSS) bireylerde post izometrik relaksasyon tekniğinin omuz normal eklem hareket açıklığı üzerine etkisini araştırmak amacıyla yapıldı. Gereç ve Yöntem: Bu amaç ile OSS tanısı almış 52 hasta tek kör randomizasyon tekniği ile 2 gruba ayrıldı. Kontrol grubuna (n=24) ultrason, Transkutanöz Elektrik Stimülasyonu (TENS), buz uygulaması, germe egzersizleri, skapulotorasik eklem mobilizasyonları, ev egzersiz programı (Wand egzersizleri, izometrik egzersizler), deney grubuna (n=28) ultrason, TENS, buz uygulaması, germe egzersizleri, skapulotorasik eklem mobilizasyonları, ev egzersiz programı (Wand egzersizleri, izometrik egzersizler) ve post izometrik relaksasyon tekniği 10 seans boyunca uygulandı. Hastaların tedavi öncesi, tedavi ortası ve tedavi sonunda omuz normal eklem hareket açıklıkları (NEHA) Universal gonyometre ile ölçülüp ‘Olgu Rapor Formu’na kaydedildi. Bulgular: Yapılan istatiksel analizlerde; grupların yaş, cinsiyet dağılımı, tedavi öncesi NEHA açısından benzerlik gösterdiği saptandı. NEHA ölçümlerinde tedavi öncesi ve sonrası gruplar kendi içinde karşılaştırıldığında ölçümlerde anlamlı ölçüde artış olduğu saptandı. Sonuç: Çalışmadan elde edilen sonuçlara göre; OSS tanısı olan hastalarda NEHA artırmada her iki grupta anlamlı sonuçlar vermiştir. Fakat post izometrik relaksasyon tekniğinin, ultrason, TENS, buz uygulaması, germe egzersizleri, skapulotorasik eklem mobilizasyon teknikleri ve ev egzersizlerine ek olarak uygulanmasının daha etkili olduğuna dair bir sonuca ulaşılamamıştır

    Determining The Effect of Training on The Knowledge and Its Applications in Forensic Cases Given to Nurses Working in Emergency Department

    Get PDF
    Amaç: Bu çalışma acil serviste çalışan hemşirelere verilen adli vakalarda bilgi ve uygulamalarına yönelik eğitimin etkisini belirlemek amacıyla yapılmıştır. Gereç ve Yöntem: Acil serviste çalışan 190 hemşire evren olarak alınmış olup, eğitimin tamamına katılan ve araştırmaya katılmayı kabul eden 127 hemşire örneklem olarak alınmıştır. Veri toplamak amacıyla kullanılan anket literatür doğrultusunda hazırlanmıştır. Çalışmamız Ankara Bilkent Şehir Hastanesi’nde yapılmış olup, 2021 yılı aralık ayında eğitim yapılarak veriler toplanmıştır. Eğitim öncesi ön test uygulanmıştır. Araştırmaya katılanlara adli tıp uzmanı tarafından bir saatlik eğitim verilmiştir. Eğitimi tamamlayanlara eğitimin ardından son test uygulanarak veriler yüz yüze toplanmıştır. Verilerin değerlendirilmesinde ki-kare testi, Fisher’ın tam olasılık testi, McNemar testi yapılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılanların yaş ortalaması 27,23±5,13’ydi, %52’si kadın, %70,9’u bekar, %78’i lisans mezunu ve %87,4’ü 0-5 yıl arasında acil serviste çalışmaktaydı. Eğitim öncesi katılımcıların %36,2’si, eğitim sonrası ise %69,3’ü bir olgunun adli vaka olarak değerlendirilebilmesi için ekimoz varlığının yeterli olduğunu belirtmiştir. Eğitim öncesi katılımcıların %90,6’sı, eğitim sonrası ise %95,3’ü adli bir olguda lezyonlarda yabancı cisim/ çamur kontaminasyonu varlığında, lezyonların adli vakadan sorumlu hekime haber vermeden temizlenmemesi gerektiğini belirtmiştir. Sonuç: Acil serviste çalışan hemşirelere adli hemşirelik sertifika programlarının düzenlenmesi, üniversite lisans müfredatında adli hemşirelik ve adli vaka yönetimi ile ilgili konulara yer verilmesi, hemşirelerin adli bir olguda delillerin korunmasına yönelik rol ve sorumluluklarını öğrenmesine ve farkındalık oluşmasına katkı sağlayacağı sonucuna varılmıştır

    Türkiye’deki Klinik Nütrisyon Uygulamalarının ve ESPEN Rehberlerine Uyumunun Değerlendirilmesi

    Get PDF
    Objective: This study was planned to assess clinical nutrition practices and compliance with ESPEN guidelines in Turkey. Material and Method: The study was conducted on the online platform with 60 dieticians who were in the nutritional support team in different provinces of Turkey. The online form consists of sections on the particulars of the nutritional support team and an assessment of disease-specific nutrition practices. Results: Dietitians’ 60% stated that NST (Nutritional Support Team) in their institution had training in clinical nutrition. While all the participants stated that the Nutritional Risk Score (NRS-2002) was used in screening the nutritional status, 50% of the participants reported that anthropometric measurement practices were not carried out regularly. The rate of dietitians who stated that enteral nutrition was started in intensive care patients who were not expected to start full oral nutrition in the first 3 days was 71.7%. The rate of dietitians who stated that preoperative fasting was not applied in patients before surgery was 3.4%, while continued to be fed in the post-operative period was 10.5%. The rate of using combined therapy was 23.3% in patients who were neglected and who developed inflammatory stenosis in the intestines, applying for oral nutritional support in case of continued inflammation in the intestines was determined as 46.6%. The rate of using formulas containing whole protein in liver patients was 77%, and using formulas rich in branched-chain amino acids in patients with hepatic encephalopathy was 51.9%. Conclusion: Nutritional support team professionals should focus on clinical nutrition education and increase their awareness of guideline recommendations

    Farklı disiplinlerde sanat okumaları

    Get PDF
    Çevrimiçi (191 sayfa : resim, şekil ).Başlangıç noktasını bireyin kendini ifade ediminden alan sanat, tek bir sözcük ya da cümleyle tanımlanamayacak kadar geniş bir olgudur. Kendinde salt var olmayan sanat kavramı, döneminin etkisi ve gücüyle hareket ederek zamanla, geleneksel çerçeveli sanat formlarından farklılaşan sanat yaklaşımlarına ve disiplinler arası bir anlayışa doğru ivme kazanmıştır. Özellikle 1960’lardan sonra ortaya çıkan farklı sanat yaklaşımları veya alternatif sanat yönelimleriyle, disiplinler arası anlayışta çağın verilerini içinde barındırarak yoluna devam etmektedir. Farklı sanat dallarının kendi arasında etkileşimi, yaratıcılığı tetikleyen önemli bir unsurdur. Sanat da doğası gereği yaratıcılığın farklı boyutlarıyla varlık kazandığı için disiplinler arası yaklaşımlar bu bağlamda önem arz etmektedir. İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Sanat ve Tasarım Fakültesi olarak, sanatın farklı dallarında ortaya çıkarılan yaratıcılık boyutu güçlü üretimler hakkında yazılmış bölümlerden oluşan bu kitabın meydana getirilmesinden büyük bir gurur duyulmaktadır. Bu kitabın okurlarına resim, estetik ve tasarım alanlarına ait nitelikli ve alanlarına dair yeni söylemleri ile katkı sağlayacağını umduğumuz yazıları sunmaktayız. Değerli katılımlarıyla yazarlarımız başta olmak üzere, emeği geçen herkese teşekkür ederiz. Sanatı farklı disiplinlerde farklı bakış açılarıyla okumanın, okuyucusuna da katkı sağlamasını temenni ederek iyi okumalar dileriz

    BALKAN COĞRAFYASI ÖZELİNDE OSMANLILARDA MODERN HARİTACILIĞIN GELİŞMESİ: 1820-1908

    Get PDF
    Coğrafi keşifler ile yeniden keşfedilen haritacılık, milliyetçilikler çağının gelişiyle beraber daha çok şey ifade etmeye başlamıştır. Teknolojinin gelişmesiyle haritanın sanat eseri niteliği yerini bilimsel bir esere bırakmıştır. Osmanlı Devleti için de durum değişmemiş, 18. yüzyıldan itibaren hattatların ve kaptanların hazırladığı haritalar yerini organize bir kurumun, bilimsel ölçümler sonucu hazırladığı haritalara bırakmıştır. Mevcut çalışma, Osmanlı Devleti‘ndeki bu değişimin Balkan coğrafyası özelindeki izini sürmeyi hedeflemektedir

    1,260

    full texts

    2,715

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Izmir Katip Celebi University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇