Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
Elektronik Olarak Ayarlanabilen 2.45 GHz Faz Kaydırıcı Devresi Tasarımı
Bu çalışma, faz dizi antenlerin besleme ağı olan Butler Matris (BM) yapılarında kullanılmak üzere elektronik olarak ayarlanabilir gerilim kontrollü faz kaydırıcı (EGFK) devre tasarımını ele almaktadır. Tasarlanan faz kaydırıcının temel bileşeni, DC gerilimi değiştirilerek kapasitans değeri ayarlanabilen varaktör diyotlardır. Tasarlanan faz kaydırıcı, 120 derecelik bir faz kaydırma yeteneğine sahiptir ve temel olarak sol ve sağ el iletim hatları tekniği kullanılarak tasarlanmıştır. Devrede kullanılan varaktör diyotlarının çalışma gerilimi 6 V ile 12.5 V arasındadır ve kapasitans değeri 14 farklı değere sahiptir. Giriş ve çıkıştaki RF sinyaline DC gerilim etkilerini önlemek için, giriş ve çıkış portlarına iki adet interdijital kapasitör entegre edilmiştir. Ayrıca, DC besleme portunda RF sinyalini bloke etmek için iki adet spiral indüktör tasarlanarak kullanılmıştır
Nöbetçi Eczane iOS Mobil Uygulaması
Tezsiz Yüksek Lisans Bitirme ProjesiBu çalışma, kullanıcıların konum bilgisini kullanarak çevrelerindeki nöbetçi eczanelere hızlı erişim sağlayabilmelerini amaçlayan bir mobil uygulama geliştirmeyi hedeflemektedir. Acil durumlarda ilaç ihtiyaçlarını karşılamak için tasarlanan uygulama, kullanıcıların mevcut konumlarına en yakın nöbetçi eczaneleri listeleyerek, eczanelerin isimleri, adresleri, iletişim bilgileri ve mesafe bilgilerini sunmaktadır. Konum bazlı veri sağlama ve kullanıcı dostu arayüz tasarımıyla, uygulama kullanıcıların zamanını ve çabasını en aza indirerek sağlık hizmetlerine hızlı erişim imkanı sunmaktadır. Uygulama, Core Location API'si ile kullanıcının mevcut konum bilgisini almakta ve bu bilgiyi kullanarak Apple Haritalar üzerinde nöbetçi eczanelerin yerlerini göstermektedir. Veriler, güvenli ve hızlı bir şekilde sunulabilmesi için JSON formatında bir API üzerinden çekilmekte ve TableView kullanılarak kullanıcıya görsel olarak sunulmaktadır
Effect of pH Fluctuations in Saliva on Low-Temperature Degradation of Dental Monolithic Zirconia Restorations
Monolitik zirkonyum restorasyonlar, mükemmel mekanik özellikleri, biyouyumluluk ve estetiği ile bilinir. Ancak, düşük sıcaklık bozulmasına (LTD) eğilimlidirler. LTD, su veya su buharı varlığında 100 santigrat derecenin altındaki sıcaklıklarda zirkonyumun bozulmasına karşılık gelir. Metastabil tetragonal fazdan daha kararlı monoklinik faza bir faz dönüşümünü içerir. Bu faz dönüşümü, zirkonyumda mikro çatlaklara ve boyutsal değişikliklere neden olabilir, bu da mekanik mukavemetini ve uzun vadeli stabilitesini tehlikeye atabilir. Tükürük, elektrolitler, enzimler, proteinler ve bakteriler içeren karmaşık bir sıvıdır. Tükürük pH'ı, diyet, oral hijyen ve sistemik koşullar gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişebilir. Tükürük, zirkonyum restorasyonlar için nemli bir ortam sağlayabilir, su emilimine ve ardından faz dönüşümüne izin verebilir. Ek olarak, tükürükte bulunan iyonlar, örneğin hidroksil iyonları (OH-) ve hidrojen iyonları (H+), çevredeki ortamın pH'ını etkileyebilir ve faz dönüşümünün kinetiklerini etkileyebilir. Bu çalışma, tükürük pH dalgalanmalarının rolü ve zirkonyum restorasyonların uzun vadeli stabilitesi ve performansı üzerindeki etkisine dair değerli bilgiler sunmayı amaçlamaktadır. Bu, nihayetinde geliştirilmiş dental malzemeler ve tedavi protokollerinin geliştirilmesine katkı sağlayacaktır. 20x20 mm silindir şeklindeki bloklar, bir ön sinterlenmiş 5Y-TZP bloktan (ZenostarT;
Wieland Dental) CAD/CAM ile üretilmiştir. SiC kağıtları (600 ve 1200 grit) silindirik
vi
şeklin yan duvarlarını düzeltmek için kullanılmıştır. 1.65 mm kalınlığındaki dilimler
(diskler), elmas bıçaklar (ISOMET 1000, Buehler) ile su soğutma altında kesilerek
elde edilmiştir.
Yapay tükürük Fusayama-Meyer (pH 5.8) hazırlandı ve üç gruba ayrıldı. Farklı asidik
tükürük ortamları oluşturmak için pH 1.2 (grup 1) ve pH 2.5 (grup 2), mide asidinin
ana bileşeni olan hidroklorik asit (HCl) kullanılmıştır. Fusayama çözeltisi, nötr bir pH
seviyesi olan 5.8 (grup 3) kontrol grubu olarak tutuldu. Mikrosertlik, XRD ve SEM
analizleri yapılmıştır.
Türkiye’de Kapalı Devre Sistemde Yumurtadan Porsiyonluğa Panga Balığı (Pangasianodon hypophthalmus, Sauvage 1878) Yetiştiriciliği
Bu çalışmada bitkisel ağırlıklı beslenebilen omnivor, yüksek stoklama ve zorlu su şartlarına dayanabilen, hızlı büyüyen ve yüksek et kalitesi sunan panga balığının (Pangasianodon hypophthalmus, Sauvage 1878) yumurtadan porsiyonluk boya kadar olan süreci iki farklı sıcaklık, ‰4 tuzlukta, kapalı devre su ürünleri sisteminde çalışılmıştır. 25ºC ve 29ºC sıcaklıkta yapılan embriyo, larva ve yavru çalışmalarında 29ºC gruplarının 25ºC gruplarına göre daha hızlı geliştiği ve aynı zaman aralığında daha fazla büyüdüğü tespit edilmiştir. Gruplar arasında yapılan istatistik çalışmalarında bütün evrelerde gruplar arasındaki farkın anlamlı olduğu bulunmuştur (p<0,05). Kapalı devre su ürünleri sistemlerinde yapılan büyütme çalışmalarında 26±0,5ºC sıcaklıkta balıkların toplam 12 ayda porsiyonluk boya (816,53±152,37 g) ulaştığı, kondüsyon faktörünün 0,84±0,06 olduğu ve ham protein oranı %36-38 olan yemle yapılan besleme sonunda FCR’ın 1,35 olduğu bulunmuştur
Classification of Hand Gestures Using Time-Frequency Analysis and Different Artificial Intelligence Methods
Hand gesture-based systems are one of the most effective technological advances. Surface electromyography (sEMG) is utilized as a popular input data for gesture classification with elevated accuracy and advanced control capability. In this thesis, which is based on the classification performance of Hilbert-Huang spectrum (HHS) images obtained from Hilbert Huang Transform (HHT) of the sEMG of the gestures, an evaluation of the results of artificial intelligence (AI) methods on hand gesture classification using HHS image is presented
Tarımsal Üretimde Çalışan Traktör Operatörlerinin Sağlık ve Güvenlik İşaretleri Konusundaki Bilgi Düzeylerinin Belirlenmesi
Sağlık ve güvenlik işaretlerinin bilinirlik seviyesinin yüksek olması iş kazaları ve meslek hastalıklarının sıklıklarının azaltılmasında oldukça önemlidir. Tarımsal üretimde çalışanlar arasında iş kazaları ve meslek hastalıklarının sıklığı oldukça yüksek olduğunda dolayı bu kişilerin sağlık ve güvenlik işaretlerini ne kadar doğru bildiklerini tespit etmek uygun kontrol önlemlerinin uygulanabilmesi için fayda sağlayacaktır. Bu çalışmada, İzmir ili Menemen ve Foça ilçe sınırları içerisinde yer alan tarımsal üretimle uğraşan ve traktör kullanma ehliyetine sahip kişilerin traktörler üzerinde yer alan ilgili standartlardaki (TS EN ISO 7010, TS ISO 11684 ve Karayolu Trafik İşaretleme Standartları) sağlık, güvenlik ve trafik işaretlerinin bilinirlik seviyelerine tespit etmek ve dolaylı olarak bu işaretlerin vermeyi amaçlamış oldukları mesajların ne kadar doğru bir şekilde anlaşıldığını tespit etmek amaçlanmıştı
Nutrition and Quality of Life of Individuals with Irritable Bowel Syndrome: A Qualitative Study Example
Amaç: Bu çalışmada, irritabl bağırsak sendromu olan bireylerin mevcut sağlık durumlarına yönelik beslenme ve yaşam kalitelerinin niteliksel olarak araştırılması amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Araştırma, 13 Mayıs-16 Eylül 2019 tarihleri arasında 20 irritabl bağırsak sendromu olan birey ile yürütülmüştür. Bireyler ile yüz-yüze derinlemesine gerçekleştirilen görüşmelerde yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Görüşmelerde bireylerin beslenme ve yaşam kalitelerine yönelik açık uçlu sorular sorulmuştur. Niteliksel verilerin analiz edilmesinde yorumlayıcı fenomenolojik analiz yöntemi kullanılmıştır. Bulgular: Araştırmaya katılan bireylerin cevaplarından elde edilen veriler dört ana tema altında kategorize edilmiştir. Bu temalar sırasıyla 1. Tedavi alternatifleri ile ilgili düşünce ve deneyimler, 2. Beslenme alışkanlıkları ve iştah durumuna etkisi, 3. Verilen diyet ile ilgili duygu, düşünce ve deneyimler, 4. Hastalığın günlük yaşama etkisi başlıklarından oluşmuştur. Bireylerden bazıları doktor/diyetisyen önerileri dışında alternatif tedavi yöntemi arayışına girdiklerini belirtmişlerdir. Bireyler İBS semptomları nedeni ile beslenme alışkanlıklarında ve iştah durumlarında değişiklik olduğunu bildirmişlerdir. Sonuç: İrritabl bağırsak sendromlu bireylerde tıbbi beslenme tedavisine yönelik farkındalığın artırılmasının bireylerin yaşam kalitelerinin artmasına katkı sağlayabileceği saptanmıştır. Hastalığın kramp, ağrı, şişkinlik, gaz, ishal veya kabızlık gibi günlük yaşamdaki olumsuz etkilerinin azaltılması, sağlık profesyonellerinin irritabl bağırsak sendromu tedavi eğitiminde hedeflerine ulaşmalarına katkı sağlayabilir
Adölesanlarda İnternet Bağımlılığının Yeme Davranışları, Obezite ve Uyku Kalitesi Üzerine Etkisinin Değerlendirilmesi
Amaç: Bu çalışmanın amacı adölesanlarda internet bağımlılığının belirlenmesi, internet bağımlığının yeme davranışları, obezite ve uyku kalitesi üzerine etkisinin değerlendirilmesidir. Gereç ve Yöntem: Çalışmaya 12-18 yaş arasında 476 adölesan katılmıştır. Katılımcılara Google Forms aracılığı ile oluşturulan anket uygulanmıştır. Ebeveynlerden adölesanların sosyodemografik bilgileri, vücut ağırlığı ve boy uzunluğu öğrenilmiştir. Adölesanların obezite durumlarını belirlemek için yaşa ve cinsiyete göre BKİ z skor değerleri hesaplanmıştır. Adölesanlara Young İnternet Bağımlılığı Testi Kısa Formu (YİBTKF), üç faktörlü yeme anketi (TFEQ-R21) ve Pittsburg Uyku Kalite İndeksi (PUKİ) uygulanmıştır. YİBT skorları tertillere ayrılmıştır. Bulgular: Çalışmaya katılan adölesanların yaş ortalaması 15,7±1,33’tür. Bireylerin %38,9’unun günlük cep telefonu/bilgisayar/tabletten internet kullanım süresinin dört saatten fazla olduğu belirlenmiştir. Kızların YİBT, kontrolsüz ve duygusal yeme, bilişsel kısıtlama ve toplam PUKİ puanlarının erkeklerden daha yüksek olduğu saptanmıştır (p<0,05). YİBT puanına göre 2. ve 3. tertilde bulunan bireylerin 1. tertildeki bireylere göre kontrolsüz yeme, duygusal yeme ve uyku kalitesi puanlarının anlamlı olarak daha yüksek olduğu belirlenirken (p<0,05), YİBT puanı ile BKİ z skor arasında anlamlı bir farklılık bulunmamıştır. Sonuç: İnternet bağımlılığı adölesanlarda uyku kalitesini ve yeme davranışlarını olumsuz etkilemektedir. Bireylerin uyku kalitesi ve yeme davranışlarındaki değişimler uzun vadede beslenme durumunda bozulmalara sebep olabilir
Yanan ve Doğal Olarak Gençleştirilen Kızılçam (Pinus brutia Ten.) Sahalarında Gençleştirme ve Fidan Büyüme Performansı
İklim değişikliğine bağlı olarak, gerek ülkemizde gerekse de dünyada yıllara göre orman yangınları sayısı ve etkilediği alanlarda önemli artışlar görülmektedir. Kızılçam (Pinus brutia Ten.) ekosistemlerinde, yangın sonrası zarar gören orman ekosistemleri ivedilikle yetişme ortamı özellikleri ve ağaç türlerinin silvikültürel istekleri doğrultusunda gençleştirilmektedir. Bu durum ormanların sürdürülebilirliği açısından önem ve ivedilik arz etmektedir. Yangın görmüş ormanlık alanların gençleştirme faaliyetleri sonrasında sahada bulunan genç fertlerin fiziksel durumunun gözlemlenmesi gereklilik göstermiştir. Ancak yanan alanda yapılan doğal gençleştirme ve silvikültür planı döneminde doğal gençleştirilen alanların farklılıklarının kıyaslanmasında gözlemlerin yanı sıra sayısal verilerle ortaya konulan çalışma, bu konu hakkındaki bilgi eksikliğine önemli ölçüde katkı sağlayacaktır.
Bu araştırma, kızılçamın doğal yayılış gösterdiği İzmir Orman Bölge Müdürlüğü Soma
Orman İşletme Müdürlüğü Deniş Orman İşletme Şefliği 331 ve 337 No.lu bölmeleri
içerisinde seçilen, 2020 yılında doğal yolla gençleştirilmiş ve aynı yılda ve bölmelerde
çıkan orman yangını geçirmiş ve tabi yöntem kullanılarak gençleştirilen, gençlik
sahalarında yürütülmüştür. Her iki bölme üzerinde ayrı ayrı belirlenen 4 adet 20x20 m
deneme parseli içerisinde rastgele belirlenen 1x1 m örnek alan içerisinde kalan üç
yaşına gelen kızılçam fidanlarında çap, boy, tepe çatı genişliği ölçülmüştür. Ayrıca,
örneklenen fidanların ibre, gövde ve kök kuru biyokütle ağırlıkları da tespit edilmiştir.
Analizlerde dört tekrarlı tamamen rasgele blok deseni ile tek faktörlü varyans analizi
(ANOVA) kullanılmıştır.
Çalışma sonunda, iki sahada bulunan üç yaşındaki kızılçam fidanlarının sıklığı ve boyu
arasında anlamlı farklılıklar bulunmamıştır. Yanık sahadaki fidanlara kıyasla, doğal
gençleştirilen sahaya gelen fidanların ortalama kök boğazı ve tepe tacı ile neredeyse
iki kat daha yüksek olmasına rağmen bu farklar istatistiki olarak anlamlı
bulunmamışken, fidan gürbüzlüğü anlamlı derecede farklı çıkmıştır. . Ancak, yanık
saha ile kıyaslandığında doğal gençleştirilen sahaya gelen fidanların kuru kök, gövde,
ibre, toprak üstü organ ve toplam (kök+gövde+ibre) ağırlığı anlamlı oranda yüksek
çıkmıştır. Çalışma sonuçları, doğal gençleştirmenin yanık sahaya sonradan getirilen
gençliğe kıyasla daha iyi bir büyüme performansı sergilediğini göstermektedir.
Çalışmanın daha uzun vadede devam ettirilmesi önerilir
Chronic Disease Management in Disasters
Kronik hastalıklar dünya genelinde önde gelen ölüm nedenleri arasında yer almaktadır. Afetler, mevcut hastalıkları şiddetlendirmenin yanı sıra, yeni kronik hastalıkların gelişmesine de katkıda bulunmaktadır. Afet ortamlarında en savunmasız popülasyonlardan biri kronik hastalığı olan bireylerdir. Gelişmiş ülkelerde yaşanan son afetler, kronik hastalığı olan bireyler için afete hazırlık önlemlerinin önemini ortaya çıkarmıştır. Kronik hastalığı olan bireylerin, afetler nedeniyle pek çok zorlukla karşılaştığı bilinmektedir ve afetlerden sonra bireylerin bakımı oldukça zorlu bir süreçtir. Afet öncesinde, sırasında ve sonrasında hemşireler, sağlık eğitimini planlar ve toplumun bu eğitimlere katılımını sağlarlar. Aynı zamanda sağlık bilincinin geliştirilmesine destek olurlar. Afetlerin etkisini azaltmak için, başta hemşireler olmak üzere sağlık hizmeti sunucuları, hastalara ve ailelerine sağlık hizmetinin ulaştırılması ve sunumunda kritik rollere sahiptir. Sağlık hizmetlerine erişim eksikliği, afetlerden sonra önde gelen ölüm nedenlerinden biridir. Bu derlemenin amacı, afet yönetiminin her aşamasında kronik hastalıkları olan bireylere yönelik, sağlık hizmeti sunumu sırasında karşılaşılan zorlukları ve bunların çözümleri ortaya çıkarmak, kronik hastalık yönetimi için etkili stratejiler belirlemektir. Bu tür stratejiler, afete hazırlık ve planlamada sağlık personeline, afetten etkilenen popülasyondaki kronik hastalıkları yönetmek için uygun stratejiler tasarlamasında yardımcı olabilir, afetler sırasında ve sonrasında sağlık sonuçlarını potansiyel olarak iyileştirebilir