Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
Xcode ile Yemek Sipariş Uygulaması
Bu projede xCode uygulaması ile örnek bir yemek sipariş uygulamasını oluşturacağız. Oluşturduğumuz proje son teknolojik gelişmeleri içerecek ve sadece iOS işletim sistemine uyumlu olacaktır. Uygulamanın görsel içeriğini detaylı şekilde dizayn edeceğiz. Uygulama içerisinde kullanıcı dilediği ürünü seçtikten sonra sipariş sayfasından adet güncelleyebilecek, sepeti düzenleyebilecek ve sipariş verebilecektir
GUI Veri Analizi Uygulaması
Yüksek Lisans Bitirme ProjesiBu makalede bir firmanın bilgisayar sayımı ve onun yanında hurda bilgisayar ya da kullanılabilir bilgisayar olarak ikiye ayrılan kod dizini mevcuttur. Özgü olarak Machines.csv veri setimiz bulunmaktadır. Veri setimiz tam olarak 5002 adettir. Bilgisayar ayrımı olarak pc isimleri mevcut olup isimleri aşağıdaki gibidir. PC isimleri ve anlamları: VEHEDD (D): Desktop pc VEHEDL (L): Leptop pc VEHEDA (A): Aıo pc anlamlarına gelir. Veri setimizdeki arızalar LCD ve Batarya olarak işlenmiştir. LCD arızaları değişim, Batarya arızaları hurda olarak senaryolanmış ve Python programlama dili kullanılmıştır. Yapılan işlemler ise görsel olarak tablolanmıştır
OCR Uygulanmamış PDF Belgelerinden Metin Çıkartma: Bir İnceleme ve Çözüm Önerisi
Tezsiz Yüksek Lisans Bitirme ProjesiBu dönem projesinin ana amacı, Optik Karakter Tanıma (OCR) uygulanmamış PDF belgelerinden metin çıkarma sorununu incelemektir. Günümüzde, birçok dijital belge OCR işlemine tabi tutulmadan depolanmakta veya paylaşılmaktadır. Bu durum, metin içeriğine erişimi kısıtlamakta ve bilgi geri kazanımını zorlaştırmaktadır. Proje, mevcut metin çıkarma yöntemleri ve teknolojilerini araştıracak ve seçilen iki yöntemi örnek bir uygulama ile test edecek ve çıktılarını performans metrikleri anlamında değerlendirecektir. Giriş bölümünde projenin amacı ve kapsamı belirtilmekte ardından ikinci bölümde OCR teknolojilerinin gelişimi ve metin çıkartma alanında kullanımı üzerine gerçekleştirilen literatür araştırmasının sonuçları değerlendirilmektedir. Üçüncü bölümde Metin çıkarma teknikleri ve metodolojileri üzerine yapılan araştırma sonuçları örneklendirilmiştir, dördüncü bölümde çalışmada kullanılacak altyapı, yöntem ve metot belirtilmekte, takip eden bölümde ise seçilen iki yöntem ve altyapı ile geliştirilen bir uygulamanın OCR uygulanmamış bir PDF belgesi üzerinden metin çıkartımını nasıl gerçekleştirdiği gösterilmektedir ve yöntemlerin çıktılarının performans karşılaştırılması yapılmaktadır. Çalışmanın sonunda sonuç, tartışma ve önerilere yer verilmektedi
TÜRKİYE İLE BRICS ÜLKELERİNİN TİCARİ VE EKONOMİK İLİŞKİLERİNDE GÜMRÜK VERGİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Günümüzde tüm dünyayı etkisi altına alan küreselleşme ile birlikte, ülkeler arasında ekonomik ilişkiler derinleşmekte ve çeşitlenmektedir. Bu süreçte Türkiye’nin dünya ekonomileriyle entegre olabilmesi adına BRICS ülkeleri ile kurduğu ilişkiler önemli bir niteliğe sahiptir. Brezilya, Rusya, Hindistan, Çin ve Güney Afrika olarak sıralanan BRICS ülkeleri arasında ticaretin hızlanması beraberinde gümrük vergileri de kritik bir faktör haline gelmiştir. Gümrük vergileri temelde, ilgili ülkenin ithalat ve ihracat politikalarını belirleyen en önemli unsurlardan birisi olarak ifade edilebilir. Dolayısı ile Türkiye ve BRICS ülkeleri arasında sürdürülen ticaret ilişkilerinde gümrük vergileri, ticaretin büyüklüğünü, rekabet gücünü ve ticaretin sürdürülebilirliğini etkileyen kritik bir faktör halini almaktadır. Gümrük vergileri, ithalat ve ihracat maliyetlerini belirlemenin yanında ve ticaretin karlılığı üzerinde de büyük etkiler oluşturmaktadır. Türkiye ve BRICS ülkeleri arasında sürdürülen ticarette gümrük vergileri ise, ilgili ülkelerin sürdürdüğü ticaret politikalarının yanında ekonomik önceliklerine bağlı olarak da farklılık göstermektedir. Gümrük vergilerinin ticaret üzerindeki etkisi yalnızca maliyetlerle sınırlı olmamaktadır. Bunun yanında ticaret hacmine ek olarak ticaretin sürdürülebilirliği ve çeşitliliği de gümrük vergileri ile belirlenmektedir. Nispeten düşük gümrük vergileri, ticaretin artmasına ve ekonomik büyümeye katkıda bulunmakta iken, yüksek vergiler ticaretin daralmasına ve hatta ilgili pazarın daralmasına dahi yol açabilir. Türkiye ve BRICS ülkeleri arasında sürdürülen ticaret ilişkilerinde de gümrük vergileri, ticaretin v büyüklüğünü, çeşitliliğini ve sürdürülebilirliğini etkileyen önemli bir faktördür. Bu sebeple, taraflar arasında gümrük vergilerini etkili bir şekilde yönetmek ve serbest ticaret anlaşmalarını güçlendirmek, ticaretin daha sürdürülebilir ve kârlı bir şekilde gelişmesini sağlamak için önemli bir strateji olacaktır. Bu bilgilerden hareketle hazırlanan çalışmada BRICS ülkelerinin dünya ekonomisi için ne anlam ifade ettiği, Türkiye’nin ticaretinde BRICS ülkelerinin yeri, sürdürülen ticari ilişkilerde gümrük vergilerinin boyutu ve Türkiye ile BRICS ülkeleri arasındaki ticarette gümrük vergilerinin rolü ele alınmıştır. Literatürde gerçekleştirilen çalışmaların güncelliği göz önünde tutulduğunda hazırlanan bu çalışmanın literatüre katkı sağlayacağı düşünülmektedir
TOPLUMUN ORGANİK TEORİSİ VE İBN HALDUN’UN ORGANİK YAKLAŞIMI
Toplumun Organik Teorisi toplumun başlı başına bir sistem olduğunu kabul eden ve toplumla canlı organizma arasında analoji (benzerlik) kurarak, tabiat yasaları yardımıyla bu benzerliği açıklamaya çalışan toplumsal bir teori tipidir. Tarih boyunca pek çok düşünür tarafından organik bir yaklaşımla topluma açıklama getirilmiş olsa da Toplumun Organik Teorisi 18. yüzyılın sonlarında başlayıp 19. yüzyılda kuramsallaşma sürecini tamamlamış ve klasik sosyoloji teorileri arasındaki yerini almıştır. Aydınlanma düşüncesini benimsemiş klasik dönem sosyologlarının dönemin getirdiği büyük dönüşüme ve toplumsal meselelere karşı gösterdikleri kuramsal tepkinin temelinde toplumsal düzen (social order) olgusu yatmaktadır. Bu tez, İbn Haldun’un organik yaklaşım ile toplumu anlama ve anlatma çabası ile Toplumun Organik Teorisi arasındaki benzerlik ve farlılıkları incelemektedir. Tez dört bölümden oluşmaktadır. İlk bölümde Toplumun Organik Teorisinin hipotezleri, metotları ve tipleri açıklanmıştır. İkinci bölümde Graham Charles Kinloch’un yaptığı tasnife bağlı kalarak teorinin Tabiatçı Tipinin temsilcisi Auguste Comte ile Herbert Spencer, Sosyal Tipinin temsilcisi Emile Durkheim ile Ferdinand Tönnies’in toplumun organik teorisine olan katkıları kendi kavram ve anlatıları üzerinden açıklanmıştır. Çalışmamızın üçüncü bölümünde ise 14. yüzyıl İslam düşünürü olan İbn Haldun’un ‘Kitabü’l İber’ yapıtına takdim amacıyla kaleme aldığı ünlü Mukaddime eserindeki anlatısına bağlı kalarak, O’nun bilim dünyasına kattığı ‘Bedavet’, ‘Hadaret’, ‘İlm-i Umran’ ve ‘Asabiye’ kavramları ile devletlerin doğum ve ölümünü konu edinen devlet tasavvuru üzerinden benimsediği organik yaklaşım iv anlatılmıştır. Çalışmamızın son bölümü olan dördüncü bölümünde ise; aynı zamanda sosyolojinin öncüleri olan A. Comte, H. Spencer, E. Durkheim ve F. Tönnies’in Toplumun Organik Teorisine ilişkin görüşleriyle İbn Haldun’un organizmacı yaklaşımı arasındaki örtüşen ve farklılaşan düşünceleri karşılaştırılmış, akabinde İbn Haldun’un benimsediği organik yaklaşımın Toplumun Organik Teorisi ile örtüşen noktaları tartışılmıştır. İbn Haldun’un benimsediği organik yaklaşımın, Toplumun Organik Teorisinin Natüralistik (Mekanikçi) Tipinin temsilcilerinden Auguste Comte’un Üç Hal Yasası ve Toplumsal Dinamik Kuramıyla ve Herbert Spencer’ın Sosyal Evrim ve Askeri Toplum, Endüstriyel Toplum Kuramıyla örtüşen ve farklılaşan yönleri bulunmakla birlikte, Teorinin Sistemci (Sosyal Psikolojik) Tipinin temsilcileri olan Emile Durkheim’ın Mekanik Dayanışma Kuramı ile Ferdinand Tönnies’in geliştirdiği Gemeinschaft (Topluluk) Kuramına daha yakın bir düşünceye sahip olduğu anlaşılmaktadır. Bu iki sistemci tip arasında ise Durkheim’ın ilkel ya da az gelişmiş topluluklarda görülen benzer şekilde homojen bir yapıya, bu sebeple benzerliğe dayalı bir dayanışma modeline işaret eden Mekanik Dayanışma Kuramıyla daha fazla benzerlik taşıdığı kanaatine varılmıştır
ARAP DİLİNDE FİİLLERDE ZAMAN VE GÖRÜNÜŞ
Bu çalışma, Arap dilinde kelime türleri, fiillerde zaman ve görünüş ilişkisini derinlemesine incelemektedir. İlk olarak, Arap dilindeki kelime türleri; isim, fiil ve harf olarak sınıflandırılmış ve Zemahşerî, İbn Hişam ve Sîbeveyhi gibi klasik dilcilerin yanı sıra modern dilcilerin sınıflandırmalarıyla karşılaştırmalı olarak ele alınmıştır. İsimler, fiiller ve harfler, dilbilgisel yapıları ve anlamlandırmalarıyla detaylı bir şekilde açıklanmıştır. Fiiller, mâzi (geçmiş zaman), müzâri (şimdiki ve gelecek zaman) ve emir olarak üç ana türe ayrılmıştır. Fiillerin sınıflandırılması sahih (illetsiz) ve illetli, tam ve nâkıs, çekimli (mutasarrıf) ve donuk (câmid), mücerred ve mezid gibi kategorilere dayanmaktadır. Bu sınıflandırmalar, fiillerin dildeki işlevlerini ve kullanımlarını anlamada kritik bir rol oynamaktadır. Zaman kavramı, Arapça'da geçmiş, şimdi ve gelecek olarak tanımlanmış ve bu zaman dilimlerinin ifade edilme şekilleri detaylandırılmıştır. Ayrıca, zamanın Arap dilbilimciler ve Batılı dilbilimciler tarafından nasıl ele alındığı karşılaştırılmıştır. Görünüş kavramı, fiillerin zamanla ilişkisini ve eylemlerin tamamlanmışlık, süreklilik veya anlık olma durumlarını ifade eden dilbilgisel bir kategori olarak incelenmiştir. Bu bağlamda, Arap dilinde kullanılan yardımcı fiiller ve bunların görünüşü ifade etmedeki rolleri üzerinde durulmuştur. Çalışmamızdan elde ettiğimiz sonuçlar şu şekildedir: Arap dilinde cümlelerde yer alan fiiller, zaman özellikleri yanında görünüşsel özelliklere de sahiptir. Arap dilbiliminde zaman kavramı, vakt, dehr, ân ve sermed terimleriyle ifade edilerek, iv zamanın farklı boyutlarını ve eylemlerin zaman içindeki konumlarını ifade etmektedir. Bu terimler, dilin zenginliğini ve karmaşıklığını yansıtarak eylemlerin zaman içindeki anlam değişikliklerini açıklamaktadır. Dilbilgisel görünüş, eylemlerin bitmişlik, bitmemişlik ve sürekli olma durumlarını ifade etmekte ve dilin anlatım gücünü artırmaktadır. Geçmiş, şimdiki ve gelecek zaman dilimlerinin fiil kalıpları ve harflerle ifade edilen dilbilgisel görünüşleri ele alınmıştır. Geçmiş zamanın فَعَل (feal) kalıbı ve-mışlı geçmiş zaman işaretleyicisi قَ دْ (kad) harfi genellikle bitmişlik görünüşünü taşır.Şimdiki zaman için يَ فعَ لْ (yefalu) kalıbı genellikle süreklilik görünüşüne, gelecek zaman için ise س (sin) harfi ve سَ وفَْ (sevfe) edatları genellikle bitmemişlikgörünüşüne sahiptir. Ancak, bağlama ve dil içi karineye göre bu zaman dilimlerinin görünüş özelliklerinde değişiklikler olabileceği de tespit edilmiştir. Arap dilinde fiillerin zaman ve görünüş ilişkisini inceleyerek cümlelerin anlamını nasıl derinleştirdiğini göstermektedir. Arap dilinde zaman ve görünüş ilişkisi, dilbilimsel analizler için önemli olup dilin evrensel ve yapısal özelliklerini anlamamıza katkı sağlar. Bu tez, Arap dilinde kelime türleri ve fiillerde zaman ve görünüş ilişkisini kapsamlı bir şekilde analiz ederek, Arapça gramer yapısının anlaşılmasına önemli katkılar sağlamaktadır. Bu çalışma, Arap dilinin zengin ve karmaşık yapısını anlamak isteyen araştırmacılar için değerli bir kaynak niteliğinde olacağı düşünülmektedir
GLÜTEN ve GLÜTENSİZ BESLENMEYE YÖNELİK TÜKETİCİ BİLGİ DÜZEYLERİNİN BELİRLENMESİ ve GLÜTENSİZ BİR ÜRÜN TASARIMI
Glütensiz ürünler ve glütensiz beslenme gün geçtikçe daha çok duyulmakta ve dikkat çekmektedir. Fırıncılık ürünleri ve unlu mamül üretiminde en çok kullanılan hammaddenin buğday unu olması ve buğdayın bileşiminde yer alan glüten (gliadin ve glütenin) proteininin bazı bireylerde intolerans yaratırken bazılarında ise ciddi sağlık sorunu oluşturan çölyak hastalığına neden olması glütensiz ürünlerle ilgili çalışmaların artmasına neden olmaktadır. Çalışmanın ilk kısmında, ―insanların çölyak hastalığı ve glüten hakkındaki bilgi düzeyleri, glutensiz ürünleri algılama biçimleri, glütensiz ürünlerle ilgili objektif ve sübjektif sağlık algıları, daha önce glütensiz diyet yapıp yapmama durumları, glüten ve glütensiz beslenme ile ilgili bilgilerin edinildiği kaynak‖ ana başlıkları nicel bir ölçek (Arslain ve diğerleri, 2021) kullanımı ile değerlendirilmiştir. Anket, izmir ilinin Karşıyaka ilçesi Çarşı Bölgesi‘nde katılımcılara yüzyüze dağıtılarak uygulanmış ve elde edilen veriler paket program yardımıyla istatistiksel açıdan analiz edilmiştir. Çalışmanın ikinci kısmını oluşturan ―glütensiz bir ürün tasarımı‖ kapsamında geleneksel bir Türk Mutfağı ürünü olan ―peynirli rulo börek‖ glütensiz olarak tasarlanmıştır. Glütenin unlu mamüllerin üretiminde önemli fonksiyonları olup glüten eksikliği ürün kalitesini olumsuz yönde etkilemektedir. Çalışma kapsamında, elastikiyet sağlayıcı madde olarak karnıyarık otu tohumu tozu (psyllium husk powder), tahıl bazlı bileşen olarak pirinç unu ve protein içeriğini arttırma amacıyla iv kuru fasulye unu kullanılarak glutensiz hamur hazırlanmış; elde edilen hamur merdane ile açılarak glütensiz yufka; peynir, sıvı yağ ve glütensiz yufka ile de glütensiz peynirli rulo börek üretilmiştir. Glutensiz yufkadan ve hazır buğday unu yufkasından hazırlanan peynirli börekler, pilot ölçekli tüketici testiyle duyusal açıdan değerlendirilmiş; her iki örneğin orta derecede beğenildiği, örnekler arasında görünüş bakımından fark olmadığı (p>0.05); doku, tat-lezzet bakımlarından ise fark (p<0.05) olduğu görülmüştür
MÛSÂ FAKÎH’İN KAVÂ’İDÜ’L-KUR’ÂN FÎ TECVÎDİ’L-KUR’ÂN ADLI ESERİNİN TAHKİKİ
Bu araştırma, Osmanlı dönemi âlimlerinden Mûsâ Fakîh Efendi tarafından yazılmış olan Kavâidü’l-Kur’ân fî Tecvîdi’l-Kur’ân, diğer ismiyle Kavâidü’l-Kur’ân Ma’a Kavâ’id-i Küllî adlı yazma eserini incelemek ve değerlendirmek amacıyla hazırlanmıştır. Yazma eser iki ana bölümden oluşmaktadır. İlk bölümünde Hâcibzâde’nin Kavâ’idü’l-Kur’âni’l-Azîm adlı eserini çocuklara yönelik olarak ele alan müellif, eserin ikinci kısmını Kavâ’id-i Küllî olarak Kâsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî’nin kıraat risalesini çocukların anlayacağı şekilde değerlendirmiş ve h. 1111 / m.1699 yılında eseri tamamlamıştır. Mûsâ Fakîh Efendi’nin Türk çocuklarına yönelik yazmış olduğu Kavâidü’l-Kur’ân fî Tecvîdi’l-Kur’ân adlı eserin mükerrer iki nüshası vardır. Bu nüshalar Hacı Selim Ağa Kütüphanesi Kemankeş koleksiyonunda yer almaktadır. Okunabilir durumda olan bu nüsha nesih hattı ile yazılmıştır. Ana metin Osmanlıca olup giriş ve hâtime bölümleri ile bazı tecvid konularının girişleri Arapça olarak yazılmıştır. Eserin girişinde Türk çocuklarının tecvid öğrenimine yönelik olarak yazıldığı belirtilmiş ve bu nedenle sadece tecvid konuları ele alınmış, bazı kıraat âlimlerinin okuyuşları da zikredilmiştir. Bu çalışmada kıraat ve tecvid ilminin önemi ile Mûsâ Fakîh Efendi, Hâcibzâde ve Kâsım b. Fîrruh eş-Şâtıbî’nin hayatı ve eserlerine değinilmiştir. Ayrıca, Mûsâ Fakîh Efendi’nin Kavâidü’l-Kur’ân fî Tecvîdi’l-Kur’ân adlı eseri tahkik edilerek, Osmanlıca, Farsça ve Arapça kelimeler sözlükler yardımıyla açıklanmıştır
KANT VE LYOTARD’DA YÜCE KAVRAMINDAN HAREKETLE SANATIN ANLAMI
Modern anlamda estetik Kant ile başlar ve modern estetiğin anahtar kavramlarının önemli bir kısmı, Yargı Gücünün Eleştirisi’nde öne sürülür. Kant “yargı gücü”, “beğeni”, “hoşlanma”, “güzel”, “yüce”, “deha” gibi kavramları bu eserde yeniden tanımlar. Kuşkusuz 18.yy Alman, Fransız ve İngiliz filozofların birçoğu, sanat üzerine çeşitli düşünceler öne sürmüşler ama Kant’a kadar gelen süreçte sanat felsefesinin önemli bir boyutu eksik kalmıştır. O, estetiği insan yaşamının hem teorik hem pratik yönüyle eşdeğer bir alan sayan ilk filozof olmuştur. Kant’ın felsefesi ve dolayısıyla estetik kuramı; Kritik (Eleştiri) öncesi ve Kritik (Eleştiri) sonrası olarak ele alınabilir. Bu açıdan, tezde “yüce” (sublime) kavramının öncelikle Kant’ın metinleri eşliğinde ve Kant’ın estetik kuramı çerçevesinde tarihsel bir serimlemesi yapılacaktır. Kant’ın yüce kavramına bakış açısı Güzellik ve Yücelik Duyguları Üzerine Gözlemler adlı eserinde; 18.yy’ın genel yaklaşımına denk düşer bir şekilde doğanın bir niteliği olarak değerlendirilirken, Yargı Gücünün Eleştirisi’nde ise doğanın bir niteliği olmaktan çıkartılıp, insanın bilişsel yetileriyle ve zihniyle ilişkilendirilmiştir. Gelenekten farklılaşarak yüce kavramına kazandırdığı bu yeni bakış açısı, çalışmamızda ele alacağımız en kritik ve önemli noktalardan biri olacaktır. Kant’ın estetik kuramının şekillenmesinde Edmund Burke’ün Yüce ve Güzel Kavramlarımızın Kaynağı Hakkında Felsefi Bir Soruşturma adlı eseri oldukça belirleyici olmuştur. Kant’ın özellikle güzel ve yüceye dair görüşlerinde Burke’ün izleri sıklıkla görülmektedir. Bu bağlamda Kant’ın güzel ve yüce hakkındaki görüşlerine zemin hazırlayan ve 18.yy’ın genel sanat kavrayışına ışık tutan Burke’ün görüşlerine kısaca yer verilecektir. Kant’ın ‘Yücenin Analitiği’ ile estetiğe dair yarattığı yeni tartışmalar, modern anlamda sanatın dayanağını oluşturmaktadır. Kant’ın ‘Yücenin Analitiği’ ile başlattığı hareketin takipçileri arasında Jean-François Lyotard da bulunmaktadır ve onun düşüncelerinin çıkış noktası da Kantçı yüce kavramında kendini bulur. Kant’ın yüceye dair başlattığı tartışmanın Lyotard yorumu, günümüz sanat anlayışı ile yücenin yadsınamaz bağlantısını kurmamızda uğraması kaçınılamaz bir basamak olacaktır. Lyotard’ın yüce ve yüce sanatına dair görüşlerinin bir incelemesi yapılacak, Kantçı yüce kavramının Lyotard yorumu, “fark ve çokluk felsefesi” bağlamında ele alınacaktır. Son olarak ise araştırmamızın koşullarını sağlayan bazı sanat eserlerinin, Kantçı yüce kavramı ve Lyotard’ın yüce duygusuna dayalı politik estetiği ve fark felsefesi bağlamında bir incelemesi yapılacaktır. Sonuç olarak; yücenin ihtişamı ve hayal gücünün sınırlandırılamazlığı karşısında, günümüzde geleneksel anlamını yitiren, yeni anlam arayışlarına giren sanatın gelmiş olduğu durum tartışılacaktır
PERFORMANS SANATINDA KADIN-ERKEK EŞİTSİZLİĞİNİN ŞİDDET KAVRAMI BAĞLAMINDA ELE ALINIŞI
Kadın-erkek eşitsizliğinin temelleri Antik Döneme kadar dayanmaktadır. Günümüz dünyasının şekillenmesine ön ayak olan Antik Dönemde kadın erkek eşitsizliği ile ilgili pek çok söylem vardır. Bu söylemlerde sanata dair ilk eleştiri eserini veren Aristoteles’in Poetika'sında kadının erkekten daha önemsiz olduğuyla ilgili söylemleri bulunmaktadır. Bilinen/yazılı tarihin kökleri ve dünyanın gördüğü belki de ilk düşünür ve ilk sanat eleştirmeni olmak birleştiğinde, sanata dair verilen veya sahnelenen her eser/performansta, bir diğer deyişle; süregelen tarihte, bu düşüncenin izlerini görmek mümkündür. Tarih boyunca bu eşitsizlikten doğan ana ve alt temalar olsa da kadın performans sanatçılarında şiddet temasının ağır bastığı görülmektedir. Performans sergileyen erkek ve kadın performans sanatçılarının performanslarına baktığımızda, şiddet temasını işlemekle beraber erkek sanatçılar merak duygusundan kadın sanatçılar ise insan vücudunun sınırlarını zorlamak gibi bir fikirle bu işe yöneldikleri görülmektedir. Çünkü kadın geçmişten bu yana erkek egemen toplum gelenekleri çerçevesinde hangi çağda yaşamış olursa olsun kendisini şiddetin içinde bulmuştur. Erkek ise daha çok merak duygusundan kaynaklı şiddet konulu performanslarını sergilemiştir. Dolayısıyla da kadının ve erkeğin performans sanatlarındaki motivasyonları ve vermek istedikleri mesajlar birbirlerinden uzaklaşır. Kadın sanatçı, ana teması şiddet olmasa bile, hayatının bir evresinde şiddeti yaşadığı/maruz kaldığı için, performansının bir kısmında, simge şeklinde bile olsa, iv şiddet izlerini yansıtır. Bu çalışmanın amacı performans sanatında kadın erkek eşitsizliği bağlamında şiddet kavramını ele almaktadır