Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
    2715 research outputs found

    MUHAMMED BÂKIR ES-SADR’IN HAYATI VE SİYASÎ GÖRÜŞLERİ

    No full text
    Tarih boyunca Irak–Necef Şiî İlmî Havzası’nda dinî ve siyasî yönüyle ön plana çıkan birçok karizmatik lider yetişmiştir. Bu karizmatik liderlerden birisi de Muhammed Bâkır es-Sadr’dır. Çalışmamız bu noktada Muhammed Bâkır es-Sadr’ın (ö.1980) hayatı ve siyasî görüşlerini konu edinmektedir. O, 1957-1980 yılları arasında ilmî ve siyasî kişiliğiyle Irak siyasetine damga vurmuş önemli bir şahsiyettir. Öyle ki yaşadığı dönemde eylem ve düşünceleriyle büyük kitleleri harekete geçirmiş ve önde gelen Necef uleması arasında karizmatik bir lider konumuna yükselebilmiştir. Yine o, dinî görüş ve fikirleriyle itibar gören çok yönlü bir âlim olması hasebiyle Şiî çevrelerce en yüksek dinî konum kabul edilen Merciʿiyyet makamına kadar ulaşmıştır. Ayrıca Sadr, o dönemde ortaya çıkan Komünizm, Marksizm, Materyalizm ve Kapitalizm gibi çeşitli fikir ve ideolojilere karşı yazdığı eserlerle, başta Irak olmak üzere İslam dünyasında adından sıkça söz ettirmeyi başarmıştır. Neticede ilmî çalışmalarının yanı sıra toplumsal meselelerde de etkin rol alan Sadr, Irak’ta hüküm süren Baas rejimine karşı muhalefeti sebebiyle 1980 yılında idam edilmiş olup Şiî dünyasında kendisine dördüncü şehit lakabı verilmiştir. Biz de çalışmamızda İslâm Mezhepleri Tarihi biliminin yöntem ve metotlarını kullanarak öncelikle Sadr’ın hayatına dair önemli bulduğumuz ve çalışmamızın anlaşılmasına katkı sağlayacağını düşündüğümüz çeşitli bilgiler sunduk. Çalışmamız, bir giriş, iki bölüm ve bir sonuçtan oluşmaktadır. Giriş bölümünde araştırmanın amacı, yöntemi, kapsamı ve kaynakları ele alınmıştır. Birinci bölümde Sadr’ın hayatı ve eserleri hakkında bilgi verilmiş, ikinci bölümde ise onun itikadî, fikrî ve siyasî görüşleri, özellikle İmâmiyye Şîa’sı bağlamında İmâmet, Hilâfet, Merciʿiyyet iv ve Velâyet-i Fakîh gibi konular üzerinden değerlendirilmiştir. Sonuç kısmında ise çalışma boyunca ele alınan konulara ilişkin çeşitli kanaatlere ulaşılmıştır

    Kur'ân-ı Kerîm'de ta'rîz üslûbu

    No full text
    Kur'ân-ı Kerîm’in edebi açıdan mucizevî yapısı, Arap dilinin en ileri seviyesinde olduğu bir dönemde nazil olması nedeniyle dikkat çekicidir. Bu durum, Kur'ân’ın üstün hitabet gücünün ve edebi sanatlarının etkileyici bir biçimde sergilenmesine zemin hazırlamıştır. Kur'ân-ı Kerîm'de yer alan edebi üsluplardan birisi de ta‘rîz üslûbudur. Bu tez, Kur'ân-ı Kerîm'deki ta‘rîz üslûbunu merkeze alarak, Arap Dili ve Belâgatı çerçevesinde ayrıntılı bir inceleme sunmaktadır. Ta‘rîz sanatı, edebi ve hitabet gücü açısından Arap toplumunda derin kökleri olan bir ifade biçimidir ve Kur'ân-ı Kerîm’in bu sanatı ustalıkla kullanması, onun eşsiz edebi mucizelerinden biri olarak kabul edilir. Ta‘rîz, sözün doğrudan söylenmeyip, dolaylı ve kapalı bir şekilde muhataba iletilmesini sağlayan bir anlatım tarzıdır. Kur'ân-ı Kerîm'de ta‘rîzin kullanımı, muhatapları düşündürme, mesajı daha etkileyici kılma ve anlatım derinliği kazandırma amacı taşır. Araştırmanın temel amacı, Kur'ân-ı Kerîm'deki ta‘rîz sanatının nasıl kullanıldığını ortaya koymak ve bu sanatı farklı açılardan değerlendirerek Kur'ân’ın edebi yapısına yeni bir ışık tutmaktır. Bu tezde nitel araştırma yöntemi kullanılmış olup, temel olarak içerik analizi yöntemiyle çalışılmıştır. Kur'ân-ı Kerîm'deki ta‘rîz üslûbu, ilgili ayetler ve klasik belâgat eserleri üzerinden analiz edilmiştir. Dolayısıyla Kur'ân-ı Kerîm'deki ta‘rîz örnekleri çalışmamızdaki örneklerle sınırlı kalmamaktadır. Tezde, metin odaklı bir yaklaşım benimsenerek, ta‘rîz sanatının Kur'ân-ı Kerîm’deki bazı örnekleri incelenmiş ve bu sanatın edebi işlevleri derinlemesine irdelenmiştir. iv Bu çalışma, ta‘rîz sanatının Kur'ân-ı Kerîm’deki yerini tespit ederken, bu sanatın İslam ilim geleneğinde nasıl anlaşıldığına dair de önemli bir katkı sunmaktadır. Aynı zamanda, Kur'ân ayetlerinin çeviri ve yorumlarında ta‘rîzin nasıl ele alınması gerektiğine dair öneriler getirmektedir. Bu yönüyle çalışma hem dilbilimsel hem de tefsir açısından önemli bir boşluğu doldurmaktadır

    KAMU İHALE SİSTEMİNDE İDARİ, MALİ VE CEZAİ SORUMLULUK VE SAYIŞTAY YARGISININ KONUMU

    No full text
    Kamu ihale sistemi, kamu kurum ve kuruluşlarının kamu hizmeti görevini yerine getirebilmek adına gerçekleştirdikleri mal alımı, hizmet alımı, yapım işi, satım, kira, trampa gibi işlemlere uygulanan kanuni ve idari düzenin tamamını ifade etmektedir. Kamu ihale sisteminde, idare adına kamu ihalesi düzenleyen ve yürüten kamu görevlileri, ihaleye katılan adaylar, istekliler, yükleniciler ve ihaleyle bağlantısı olan üçüncü kişiler yer almaktadır. Kamu ihalelerinde yer alan bu kişilerin ihale sürecindeki konumlarına göre idari, mali ve cezai sorumlulukları doğabilmektedir. Bu sorumluluklar kapsamında Sayıştay yargısı, kamu görevlilerinin kamu zararından doğan mali sorumluluklarını kesin hükme bağlamaktadır. Kamu ihale sisteminde kamu zararlarının yargısal tespiti Sayıştay yargısı yanında adli ve idari yargı organları tarafından da yapılmaktadır. Sayıştay yargısı ile adli ve idari yargı organlarının kamu zararına ilişkin vermiş olduğu kararlar uyuşmazlık içinde bulunabilmektedir. Bu kapsamda Türk hukuk sistemi ve kamu mali yönetimi bakımından bu uyuşmazlıkların nasıl çözüleceği büyük önem arz etmektedir. Bu çalışmanın amacı, kamu ihale sisteminde ortaya çıkan idari, mali ve cezai sorumlulukları ayrıntılı incelemek ve bu sorumlulukların tespiti sürecinde Sayıştay yargısının konumunu ele almaktır

    SİYASAL İLETİŞİM BAĞLAMINDA LİDER İMAJI: RUSYA VE UKRAYNA DEVLET BAŞKANLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA

    No full text
    Siyasal iletişim hem halkı yönetmenin hem de politika oluşturmanın merkezunsurudur. Bu çalışmanın konusunu da siyasal iletişim bağlamında Rusya DevletBaşkanı Vladimir Putin ve Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenski’nin liderimajlarının basında sunumu oluşturmaktadır. Bu bağlamda Sabah, Sözcü ve Habertürkgazetelerinin dijital portallarında yer alan haberlerde liderlerin sunumu üzerinekarşılaştırmalı bir içerik analizi gerçekleştirilmiştir. Tez kapsamında yeni medya ilebirlikte değişen liderlik imajı bileşenlerinin ortaya konulması hedeflenmiştir. Bukapsamda çalışmanın ilk bölümünde siyasal iletişim kavramının işlevleri ve aktörleriayrıntılı olarak ele alınmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde liderlik kavramı elealınmış ve liderlik teorileri açıklanmıştır. Tez çalışmasının üçüncü bölümünde iseimaj, siyasal lider imajı bağlamında belirlenen temalar üzerinden Putin ve Zelenskihakkında dijital gazetelerdeki haberlere bir içerik analizi gerçekleştirilmiştir

    TÜRKİYE VE YUNANİSTAN İLİŞKİLERİNDE BATI TRAKYA MÜSLÜMAN TÜRK AZINLIĞI ÖRNEĞİ

    No full text
    Geçmişten bu yana Batı Trakya Müslüman Türk (BTMT) toplumu, hem Yunanistan hem de Türkiye için önem arz eden bir gündem olmuştur. Lozan Antlaşması ile Yunanistan’da azınlık statüsü elde eden bu toplum, “azınlık hakları” bağlamında teoride haklar elde etse de pratikte sorunlar ile karşılaşmıştır. Bu tez, Türkiye ve Yunanistan ilişkilerinin BTMT toplumu üzerindeki yansımalarını ele almayı amaçlamıştır. Bu çerçevede 2000’li yıllardan bu yana BTMT toplumunun eğitim ve din alanlarındaki konularına odaklanılmıştır. Bu çalışma, BTMT toplumuna yönelik politikaları, Yunanistan bağlamında azınlık perspektifinden, Türkiye bağlamında ise diaspora/soydaş bağı üzerinden incelemiştir. BTMT toplumu medya kuruluşlarının haberleri, BTMT azınlığı kuruluşlarının internet siteleri, uluslararası kuruluşların raporları ile mahkeme kararları gibi birincil kaynaklar kullanılarak iki ülke politikası, politikaların birbirleri ile ve BTMT toplumu ile etkileşimi inşacılık ve realizm teorileri çerçevesinde değerlendirilmiştir. 2000’li yıllardan bu yana BTMT toplumunun eğitim ve din alanındaki meselelerinin iki ülkenin dış politikasından bağımsız şekillendiği değerlendirildiği tespit edilmiştir. Yunanistan, BTMT azınlığı ve Türkiye’nin onlara yönelik politikalarını tehdit olarak algılarken Türkiye, BTMT toplumunu kimlik perspektifinden diasporasının bir parçası olarak görmüştür. Bu çerçevede iki ülkenin BTMT toplumuna yönelik politikalarının birbirleri ve BTMT toplumu ile etkileşim içinde olduğu sonucuna varılmıştır

    BRİTANYA’NIN AVRUPA BÜTÜNLEŞMESİ YOLUNDAKİ KARARLARI (1945-1967)

    No full text
    İkinci Dünya Savaşı’nın ardından, Avrupa bütünleşmesi yolunda atılan adımların ilk destekçisi Britanya olmuş ancak 1945 ve 1957 arasında Avrupa bütünleşmesine yönelik girişimler içerisinde yer almamıştır. Bu doğrultuda, Britanya 1951 yılında kurulan Avrupa Kömür ve Çelik Topluluğu ve 1957 yılında Roma Antlaşması ile kurulan Avrupa Ekonomik Topluluğu’na katılmamıştır. Bunun ardından, Britanya 1960 yılında Avrupa Serbest Ticaret Birliği’ni kurmuştur. Fakat, Britanya, ilk olarak 1961 yılında Başbakan Harold Macmillan döneminde, ardından 1967 yılında Başbakan Harold Wilson döneminde, almış olduğu olumsuz karardan vazgeçmiş ve Avrupa Ekonomik Topluluğu’na üyelik başvurusu yapmıştır. Bu çalışmada Britanya’nın 1945 ve 1957 arasında Avrupa bütünleşmesine katılmama kararının nedenleri ve 1961 ve 1967 yılında bu kararından vazgeçerek Avrupa Ekonomik Topluluğu’na başvuru yapmasının nedenleri araştırılmaktadır. Çalışmada ortaya koyulduğu üzere Britanya’nın katılım karşısında karar almasının nedenleri egemenlik, ekonomi, İngiliz Milletler Topluluğu ile ilişkiler ve Amerika Birleşik Devletleri ile ilişkiler faktörlerine dayanmaktadır. Ancak, bu faktörler değişken bir nitelik göstermiş ve Britanya’nın Avrupa Ekonomik Topluluğu karşısında almış olduğu olumsuz kararının değişmesine sebep olmuştur

    MALİYET YÖNETİMİNDE DİJİTALLEŞMEYE GEÇİŞİ ETKİLEYEN FAKTÖRLERİN AHP İLE ANALİZİ

    No full text
    Dijitalleşmenin sürekli ve hızlı bir şekilde gelişmesi ile artık hayatın her alanında yer almasını sağlamıştır. Hızlı bir şekilde yaşanan dijitalleşme beraberinde birçok dijital uygulamaları getirmiştir. Yapay Zeka, Nesnelerin İnterneti, Dijital İkiz, Block Zinciri, Bulut Bilişim gibi dijitalleşmeyi oluşturan yazılım ve uygulamaların ortaya çıkması hem günlük hayatı hem de iş süreçlerini etkilemiştir. Çalışmada dijitalleşmenin işletmelerde en çok hangi alanda maliyet yönetimine katkı sağladığı yer almıştır. Bu kapsamda dijitalleşme ve maliyet kapsamlı bir şekilde incelenerek devamında dijitalleşmenin muhasebe ile olan ilişkisine yer verilmiştir. Araştırma kısmında dijitalleşmenin maliyet yönetimine üç temel sektör olan Üretim, Ticaret ve Hizmet sektörlerine etkisine göre sıralaması yapılmış ve hangi sektörü göreli olarak ne kadar etkilediği incelenmiştir. Bu kapsamda sıralamanın neye göre yapılacağını belirlemek için öncelikle literatür incelenerek dijitalleşmenin maliyet yönetimine etkisinin değerlendirilebileceği kriterler belirlenmiştir. Çalışmada kullanılan yöntem birden çok ölçüte göre birden çok alternatifin sıralanmasını gerektiren problemler için kullanılan bir Çok Kriterli Karar Verme Yöntemi olan Analitik Hiyerarşi Prosesi (AHP)’dir. Çalışmada belirlenen kriterler araştırma kapsamında Uzman olarak belirlenmiş olan üç Karar Verici tarafından Saaty ölçeğine göre değerlendirilmiştir. iv Elde edilen veriler AHP algoritması kullanırak analiz edilmiş, kriter ağırlıkları elde edilmiş ve çalışmanın alternatifleri olan üretim, ticaret ve hizmet sektörleri belirlenen kriterler göz önünde buludurularak dijitalleşmenin maliyet yönetimi üzerindeki etkisine göre sıralanmıştır. Çalışmanın araştırma kısmında elde edilen sonuçlara göre, ana kriterler içinde en etkili kriter İşletme İçi Faktörlerler (0,89) olurken İşletme Dışı Faktörler (0,11) ikinci sırada yer almıştır. Alt kriterlerin karşılaştırılmasının sonucunda ise Maliyet Tasarrufu (0,34) en etkili kriter olarak birinci sırada yer almıştır. Devamında ise ikinci sırada Veri Analitiği (0,25), üçüncü sırada Bireysel Hataları Önlemesi ve Kullanım Kolaylığı (0,10), dördüncü sırada Uzaktan Çalışma Olanağı (0,07) ile İletişim ve İş Birliğinde Kolaylık (0,07) ve Yasal Mevzuat Değişikleri (0,07) , beşinci sırada Zaman Tasarrufu (0,05), altıncı sırada Küresel Rekabet Ortamı (0,04) yer alarak en az etkili kriter olmuştur. Alternatiflerin karşılaştırılmasında ise birinci sırada Hizmet sektörü (0,62) yer almıştır ve en etkilen sektör olmuştur. İkinci sırada Ticaret sektörü (0,31), üçüncü sırada Üretim sektörü (0,07) yer alarak en az etkilenen sektör olmuştu

    TEMEL YETKİNLİKLER KAPSAMINDA KATILIMCILIĞIN POZİTİF ETKİLERİNİN ÇALIŞAN PERFORMANSINA ETKİSİ: İZMİR İLİ ÖRNEĞİ

    No full text
    Sözkonusu araştırmanın amacı, katılımcı yönetim odağındaki işletmelerde, çalışanların temel yetkinliklerinin, performanslarına ne tür etkilerinin olduğunu incelemek ve değerlendirmektir. Katılımcı yönetim kapsamında temel yetkinliklerin, çalışan performansına etkisine dair bir çalışmaya rastlanmamış olması ise araştırmanın özgün tarafı olarak düşünülmektedir. Araştırmanın evreni, metropol niteliği göstermesi nedeniyle temsil yeteneği yüksek olarak öngörülen, İzmir ilinde faaliyet gösteren işletmelerdeki katılımcı yönetim anlayışını benimsediği varsayılan işletmelerden meydana gelmektedir. Araştırmanın örneklemini ise, araştırmaya katılmayı kabul eden yedi işletmeden toplam 289 yönetici ve diğer çalışanlar oluşturmaktadır. Araştırma için 10 adet sosyo-demografik sorudan ve literatür taraması sonucu araştırmacı tarafından geliştirilen 41 ifadeden oluşan özgün bir anket formu kullanılmıştır. Katılımcı yönetimin temel yetkinliklere etkisi pozitif yönde orta düzeyde iken, temel yetkinliklerin performansa etkisi ise pozitif yönde yüksek düzeyde olarak hesaplanmıştır. Buna karşın yapısal eşitlik modeli sonucuna göre, üç boyutlu modelde katılımcı yönetimin temel yetkinliklere olan etkisi çerçevesinde performansa olan etki algısının istatistiksel olarak önemli olmadığı belirtilebilir

    EVZÂÎ’NİN SİYER’İ BAĞLAMINDA İSLÂM DEVLETLER HUKUKUNUN TEŞEKKÜL SÜRECİ

    No full text
    Yaklaşık beş bin yıllık bir tarihe sahip olan toplumlararası hukukî ilişkilere dair kayıtlara rağmen devletler hukukunun tarihi bu kadar eski değildir. Daha önceki asırlarda bu alanda var olmuş ve birer siyasi yaklaşım olarak tanımlanabilecek kayıtlar bir yana bırakılırsa dünya tarihinde bu alanda ilk defa Müslümanlar devletler hukukunu bir ilim dalı olarak ortaya koymuştur. Devletler hukuku alanındaki ilk eser veren ve bu alanda ilk tartışmaları başlatan kişinin Ebû Hanîfe olduğu söylenebilir. Onun görüşleri İslâm dünyasında ses getirmiş ve çağdaşı Evzâî tarafından bir reddiyeyle cevaplanmıştır. Siyerü’l-Evzâî adıyla meşhur olan bu reddiyeye, Ebû Hanîfe’nin en önde gelen talebesi Ebû Yûsuf tarafından verilen cevap daha sonra Şâfiî’nin kendi yorumlarını eklemesiyle büyük bir zenginliğe kavuşmuştur. Bu metin, üç müctehidin aynı eser üzerinde kalem oynattığı bilinen tek metindir. Bununla birlikte daha sonraki fıkıh âlimleri bu eser üzerine bir çalışma yapmamış ve bu tartışma Şâfiî ile son bulmuştur. Bu çalışmada öncelikle İslâm devletler hukukunun temelleri ortaya konmuş, söz konusu müctehidlerin Siyerü’l-Evzâî eksenindeki tartışmaları özelinde ictihad eleştirileri analiz edilerek ihtilaf sebepleri tahlil edilmiştir. Ayrıca çalışmada Şâfiî ile son bulan bu tartışmaya sonraki Hanefî fakihlerinin katkılarını tespit etmek ve bunları değerlendirmek amaçlanmıştır. Çalışmada görüşleri tahlil edilen müctehidlerin devletler hukuku konularındaki ihtilaflarından birçoğunun temelde Ebû Hanîfe’nin ülke farklılığına özel hükümler IV öngörmesi ve mülkiyet için mücerred istîlâyı yeterli görmemesi gibi sebeplere dayandığı görülmektedir. Sonraki Hanefî fakihleri ise Şâfiî’nin ilgili eserindeki eleştirilerini direkt olarak ele almamakla ve bu sebeple bir kısmını cevapsız bırakmakla birlikte, mezhep imamlarının görüşlerini muhtelif gerekçelerle delillendirerek savunmaya devam etmişlerdir

    DOĞU VE BATI MİTOLOJİLERİNDE KORUYUCULAR

    No full text
    Doğu ve Batı mitolojilerini ele alan bu çalışmada koruyucu varlıkların tespiti amaçlanmıştır. Bilindiği üzere neredeyse bütün mitolojik anlatılarda birden fazla kutsal varlık mevcuttur. Bu varlıklar tanrılar, tanrıçalar, yarı tanrılar, periler, iyeler, cinler, şeytanlar, canavarlar vb. şeklinde çeşitlilik göstermektedir. Bu varlıklar içerisinde bazıları mitolojik anlatılardan aktarıldığı kadarıyla insanlar tarafından kabul edilen belirli vasıflara sahiptir. Bu varlıklara yüklenen vasıflar sebebiyle geçen süreç içerisinde birçoğu ritüellerle ve başka inanmalarla önemli bir konuma getirilmiştir. Bunlardan bir kısmı “koruyucu” veya “kurtarıcı” olarak görülmüş ve belirli kimselerce kendilerini muhafaza edeceklerine inanılmıştır. Mitlerden yola çıkarak ortaya çıkan bu inanmalar birçok kültürel veri ortaya çıkardığı gibi bilimsel çalışmalar adına birçok soru da oluşturmuş bulunmaktadır. Bundan dolayı mitoloji, sosyal bilimlerin hemen her disiplinini ihtiva eden edebi, sosyolojik, felsefi, teolojik ve psikolojik bir çalışma alanını oluşturmaktadır. Çalışmamızda incelenen ve ait oldukları toplumlardaki özellikleri belirtilen varlıkların bir kısmı bizzat insanların koruyucu ruhları ya da tanrıları olarak görülmektedir. Özelleştirmek gerekirse hamilelerin, bebeklerin, çocukların, yolcuların, belirli meslek gruplarının, askerlerin vb. hamileri olduğuna inanılan varlıklar mevcutken bunlara ek olarak hayvanların, doğanın, yerleşim yerlerinin, su kaynaklarının ve evrenin koruyuculuklarını üstlenen varlıklar olduğu fikri süreç içerisinde oluşmuştur. Bu tez çalışmasında hem Doğu mitolojilerinde hem de Batı mitolojilerinde koruyucu varlıkların, içinde bulunulan coğrafyanın şartları ve bunun yanı sıra birçok insani ihtiyacın sonucunda ortaya çıkışı incelenerek açıklanmıştır. iv Bölgesel ve iklimsel şartların, fizyolojik zorlukların, psikolojik kaygıların ve bunlar gibi birçok gerekçe sonucunda ortaya çıkan varlıkların tasnifi yapılmış, benzerliklerine dikkat çekilmiştir. Bu kapsamda Doğu mitolojilerinden Türk Mitolojisi, Japon Mitolojisi, Hint Mitolojisi ve Mısır Mitolojisi ile Batı mitolojilerinden Yunan Mitolojisi, Roma Mitolojisi, Kelt Mitolojisi ve Slav Mitolojisi de çalışmamızın merkeze aldığı mitolojiler olmuştur

    1,260

    full texts

    2,715

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Izmir Katip Celebi University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇