Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
    2715 research outputs found

    C# ile Görüntü Steganografisi Görüntülere Bilgi Gizleme ve Çıkarma Algoritmasının Tasarımı ve Performans Analizi

    Get PDF
    Yüksek Lisans Bitirme ProjesiBu tez, C# programlama dili kullanılarak görüntü steganografisi alanında bir araştırma ve uygulama çalışmasıdır. Görüntü steganografisi, görüntülerin içine gizli bilgilerin yerleştirilmesi ve bu bilgilerin çıkarılması süreçlerini içerir. Bu çalışma, görüntülerdeki bilgilerin gizlenmesi ve çıkarılması için yeni algoritmaların tasarımını, uygulanmasını ve performans analizini hedeflemektedir. İlk olarak, görüntü steganografisinin temel kavramları ve mevcut yöntemlerin literatür taraması yapılarak çalışmanın temeli oluşturulmuştur. Daha sonra, C# programlama dili kullanılarak geliştirilen yeni bir steganografi algoritması tanıtılmıştır. Bu algoritma, görüntülerin piksellerinde gizli veriyi depolamak için özgün bir yaklaşım sunar. Ardından, tasarlanan algoritmanın performansı çeşitli test senaryoları kullanılarak değerlendirilmiştir. Performans analizi, algoritmanın gizlilik düzeyi, veri kapasitesi, işlem hızı ve görüntü kalitesi üzerindeki etkilerini içerir. Bu analiz, algoritmanın güvenilirliği ve etkinliği hakkında değerli bilgiler sunar. Sonuç olarak, bu tez, C# kullanarak görüntü steganografisi alanında algoritmanın tasarımını ve performans analizini sunar. Tasarlanan algoritmanın mevcut yöntemlere göre avantajları ve dezavantajları değerlendirilerek gelecek çalışmalara ışık tutar. Bu çalışma, bilgi gizleme ve çıkarma süreçlerinde daha güvenilir ve etkin çözümler arayan araştırmacılar için değerli bir kaynak oluşturur

    Türkiye’de Kentsel Dönüşümün Yasal Çerçevesi

    Get PDF
    Tezsiz Yüksek Lisans Bitirme ProjesiTürkiye’de 1950’lerde başlayan kırdan kente göç hareketlerinin sonucunda plansız büyüyen kentler ve bu günün kentsel problemlerinin omurgası oluşturur. Bu kentsel problemlerin çözümünde etkili olması beklenen, uygulandığı her coğrafyanın toplumsal yapısı, tarihi, kültürel dinamikleri ve ekonomik koşullarının dikkate alındığı yenileme, iyileştirme projeleri Kentsel Dönüşüm olarak ifade edilir. Bu çalışma, kentlerin birer çöküntü haline gelmesinin önüne geçmek, kentteki fiziki altyapı ve oluşan çevre sorunlarını iyileştirip refah bir kent yaşamıyla birlikte sürdürülebilir bir kalkınmayı hedefleyen Kentsel Dönüşüm kavramının Türkiye’deki yasal çerçevesini, tarihsel arka planını ihmal etmeden güncel mevzuatta bulunan kanun ve yönetmeliklerin içerdiği bakışın kapsamını değerlendirmeye yöneliktir

    TÜRKİYE’DE AR-GE VE İNOVASYON KAPASİTESİ AÇISINDAN KOSGEB’İN ETKİNLİĞİ

    No full text
    Küreselleşen dünyada artan rekabet ile birlikte önemi giderek artan Ar-Ge ve inovasyon faaliyetleri rekabet edebilmenin en önemli belirleyicilerinden olmuş ve bu faaliyetlerin gerçekleştirilmesi tercih değil bir zorunluluk haline gelmiştir. Çünkü ülkeler rekabet güçlerini arttırmak ve dışa bağımlılıklarını azaltmak amacıyla, Ar-Ge ve inovasyon faaliyetleri aracılığıyla yeni bir mal, hizmet, süreç oluşturmaya ya da mevcut bulunan mal, hizmet, süreç ve teknolojik yapıyı yeni sistemlere uygun şekilde entegre etmeye odaklanmaktadır. Yeni sistemler sayesinde elde edilecek katma değeri yüksek olan ürünler ülke ekonomilerine pozitif katkı sağlayacaklardır. Ülkelerin yeniliklere uyum sağlayabilmeleri de Ar-Ge ve inovasyon faaliyetleri ile gerçekleşebilecektir. Bu kapsamda günümüzde Ar-Ge ve inovasyon faaliyetleri ile ilgili göstergeler ekonomik gelişmişlik ve ekonomik büyüme ölçütlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Bu doğrultuda önemi anlaşılmış olan yenilik faaliyetlerinin etkinliğinin sağlanması için kamu ve özel sektör tarafından Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerine yönelik harcamalar gerçekleştirilmektedir. Bu çalışmanın amacı, KOBİ’lere yönelik destek programları uygulayan KOSGEB’in 2010-2021 yılları arasında destek ödemesi yapılan Ar-Ge ve İnovasyon Programının Türkiye’nin yenilik performansı üzerindeki etkinliğini sınamaktır. Çalışma kapsamında KOSGEB tarafından verilen destek tutarının patent tescil, faydalı model tescil, marka tescil ve tasarım tescil gibi yenilik iv göstergeleri üzerindeki etkileri Yatay Kesit Veri Analizi aracılığıyla sınanmıştır. Elde edilen bulgular, KOSGEB destekleri arttıkça patent tescil, faydalı model tescil, tasarım tescil ve marka tescil sayılarının da arttığı; bu değişkenler arasında KOSGEB desteklerinin en fazla patent tescil sayıları üzerinde etkili olduğu, bunu sırasıyla faydalı model tescil, marka tescil ve tasarım tescil sayılarının takip ettiği yönündedir. Bununla birlikte, açıklayıcı değişkenler arasında bulunan kişi başı gayri safi yurtiçi hasıla değişkeninin en yüksek katsayıya sahip olması yeniliğin en önemli belirleyicisinin gelir düzeyi olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bir ilin beşeri sermaye derinliğinin göstergesi olan üniversite sayısı, araştırmacı sayısı ve teknopark sayısı gibi unsurların illerin yenilik performansı üzerinde pozitif bir etkiye sahip olduğu elde edilen diğer bulgulardır. Bu doğrultuda, ekonomi genelindeki ağırlıkları oldukça yüksek olan KOBİ’lere yönelik Ar-Ge ve inovasyon faaliyetlerini ve beşeri sermaye derinliğini arttırıcı destek ve teşvik politikalarının genişletilerek arttırılması gerektiği anlaşılmaktadır

    EBÛ SAÎD es-SÎRÂFÎ VE NAHİV İLMİNDEKİ YERİ

    No full text
    Bu çalışmada, hicri 4. asırda nahiv ilmi üzerine odaklanan ve bu alandaki önemli bir isim olan Ebû Saîd es-Sîrâfî (ö. 368/979) detaylı bir şekilde incelenmiştir. es-Sîrâfî'nin hayatı ve eserleri üzerine yapılmış önceki çalışmalara değinilmekle birlikte, bu çalışma es-Sîrâfî’nin ilmi hayatına özel bir vurgu yapmayı amaçlamaktadır. Çalışma, giriş, iki ana bölüm ve sonuç kısmından oluşmaktadır. Sonuç bölümünde, araştırma sürecinde elde edilen bulgular özetlenmiş ve bu bulgular temelinde çıkarımlar yapılmıştır. Ayrıca, çalışmanın sağlam bir temele oturması amacıyla birçok kaynağa başvurulmuştur. Birinci bölümde, nahiv ilmine ilişkin genel bir değerlendirme sunulmuş ve nahvin diğer bazı ilimlerle ilişkileri incelenmiştir. es-Sîrâfî’nin nahiv alanında uzmanlaşmış bir âlim olması sebebiyle, bu bölümde söz konusu ilme dair bir giriş yapılmıştır. Bu bağlamda, nahiv ilminin tarihçesi, temel kavramları ve diğer ilimlerle olan etkileşimleri ele alınmıştır. Ayrıca es-Sîrâfî’nin yaşadığı dönemin tarihsel bir değerlendirmesi yapılmış ve özellikle Bağdat’ta geçen hayatını etkileyen faktörler üzerinde durulmuştur. Bu bölümde, es-Sîrâfî’nin hayatı, yaşadığı dönemdeki sosyal ve siyâsî ortam, eğitim hayatı ve ilmî kişiliği detaylandırılmıştır. Bu bilgiler, es-Sîrâfî’nin nahiv ilmine dair görüşlerini daha iyi anlayabilmek için sunulmuştur. İkinci bölümde, es-Sîrâfî’nin “Şerhu Kitâbi Sîbeveyh” adlı eserinde benimsediği yöntem üzerinde durulmuştur. Bu bölümde, es-Sîrâfî'nin nahiv görüşleri detaylı bir şekilde analiz edilmiştir. es-Sîrâfî’nin, “Şerhu Kitabi Sîbeveyh” eserinde iv kullandığı yöntemler ve ileri sürdüğü görüşler incelenerek, onun nahiv ilmine yaptığı katkılar ortaya konulmuştur. Bu bölüm, araştırmanın temel sonuçlarına ulaşmak açısından büyük önem arz etmektedir. Sonuç bölümünde, yapılan araştırma sonucunda elde edilen bulgular özetlenmiş ve es-Sîrâfî’nin nahiv ilmi üzerine katkıları vurgulanmıştır. Çalışmanın genel değerlendirmesi yapılarak, ileride bu alanda yapılacak araştırmalara yönelik öneriler sunulmuştur. Sonuç kısmı, bir kaynakça ve referans listesi ile tamamlanmıştır. Bu çalışma, es-Sîrâfî’nin hayatı ve eserleri üzerinden onun nahiv ilmine katkılarını incelemektedir. Çalışma, es-Sîrâfî’nin yaşadığı dönemi ve ilmî çalışmalarını detaylandırarak, onun nahiv ilmindeki etkisini ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, es-Sîrâfî’nin ilmî mîrasının günümüzdeki önemi ve gelecekte yapılacak çalışmalar için potansiyel araştırma konuları üzerinde durulmuştur

    ÇOCUKLUK ÇAĞI TRAVMALARININ OBSESİF İNANIŞLAR İLE İLİŞKİSİNDE BAĞLANMA, DUYGU DÜZENLEME, ÖZ-ŞEFKAT VE BİLİŞSEL ESNEKLİĞİN ARACI ROLLERİ

    No full text
    Bu tez çalışmasının temel amacı, yetişkin bireylerde çocukluk çağı travmalarının, bağlanma stillerinin, duygu düzenleme güçlüklerinin, öz-şefkat düzeylerinin ve bilişsel esneklik seviyelerinin obsesif inanışlarla olası ilişkilerinin incelenmesidir. Çalışmanın ikinci amacı ise, çocukluk çağı travmaları ile obsesif inanışlar arasındaki ilişkide kaygılı bağlanma, duygu düzenleme, öz-şefkat ve bilişsel esnekliğin aracı rollerinin yol analizi üzerinden sınanması ve obsesif inanışların kaynağına ilişkin açıklayıcı bir model sunulmasıdır. Bu doğrultuda 18 yaş ve üzeri olan, normal popülasyondan toplam 267 katılımcıdan çevrimiçi ortamda veri toplanmıştır. Katılımcılara Çocukluk Çağı Travmaları Ölçeği (CTQ-33), Yakın İlişkilerde Yaşantılar Ölçeği Kısa Formu, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği Kısa Formu, Öz-Şefkat Ölçeği, Bilişsel Esneklik Envanteri ve Obsesif İnanışlar Ölçeği uygulanmıştır. Hipotezler korelasyon analizi, aşamalı regresyon analizi ve AMOS yol analizi kullanılarak test edilmiştir. Korelasyon analizi sonuçlarında, bireylerin çocukluk çağı travma düzeyleri, kaygılı bağlanma stilleri ve duygu düzenleme güçlükleri artıkça obsesif inanış puanları yükselmiştir. Ek olarak, öz-şefkat ve bilişsel esneklik düzeyleri azaldıkça obsesif inanış puanları artış göstermiştir. Çocukluk çağı travmaları, kaygılı bağlanma, öz-şefkat düzeyi, duygu düzenleme güçlüğü ve bilişsel esneklik değişkenlerinin birlikte obsesif inanış puanını istatistiksel açıdan anlamlı seviyede yordadığı görülmüştür. Regresyon modeli, obsesif inanış değişkeninin iv varyansını %33 oranında açıklamıştır. Yapılan yol analizinde iyi uyum indeksleri olan bir modele ulaşılmıştır. Çocukluk çağı travmaları, kaygılı bağlanma biçimi, öz-şefkat düzeyi, duygu düzenleme güçlükleri ve bilişsel esneklik düzeyi doğrudan obsesif inanışları yordamaktadır. Bununla birlikte çocukluk çağı travmaları ve obsesif inanışlar arasındaki ilişkide kaygılı bağlanmanın, duygu düzenleme güçlüklerinin, öz-şefkat ve bilişsel esneklik düzeylerinin aracı rolleri olduğu görülmüştür. Kaygılı bağlanma ve obsesif inanışlar arasındaki ilişkide duygu düzenleme güçlüklerinin aracı rolü bulunmaktadır. Duygu düzenleme güçlüğü ve obsesif inanışlar arasındaki ilişkide öz-şefkat ve bilişsel esneklik düzeylerinin aracı rolleri bulunmaktadır. Öz-şefkat ve obsesif inanışlar arasındaki ilişkide ise bilişsel esnekliğin aracı rolü olduğu görülmüştür. Mevcut veriler alanyazın çerçevesinde değerlendirilmiştir

    ÖĞRETMENLERİN ÇOK KÜLTÜRLÜ EĞİTİME YÖNELİK TUTUMLARINI VE KÜLTÜRLEŞME BEKLENTİLERİNİ ETKİLEYEN SOSYAL PSİKOLOJİK FAKTÖRLER

    No full text
    Mevcut çalışmanın amacı, çok kültürlü okullarda görev yapan öğretmenlerin çok kültürlü eğitime yönelik tutumlarını ve göçmenlere yönelik kültürleşme beklentilerini etkileyen faktörleri anlamaktır. Bu kapsamda, çok kültürlü okullarda görev yapan öğretmenlerin çok kültürlü eğitim sürecine yönelik deneyimleri, deneyimledikleri zorluklar, baş etme stratejileri, kültürel çeşitlilik tutumları ve kültürleşme yönelimleri araştırılmıştır. Sonrasında, öğretmenlerin çok kültürlü eğitime yönelik tutumlarının, kültürleşme beklentilerinin ve yaşam doyumlarının, etnokültürel empati, temas miktarı ve kalitesi, sosyal mesafe ile ilişkisi incelenmiştir. Bununla bağlantılı olarak, gruplararası temas ile kültürleşme beklentilerinin ilişkisinde etnokültürel empatinin aracılık etkisine bakılmıştır. Çalışmada karma yöntem benimsenmiş olup araştırmanın nitel bölümü için Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı devlet okullarında aktif olarak görevde bulunan ve ders verdiği sınıflarda en az 1 göçmen öğrencisi olan ilkokul, ortaokul ve lise öğretmenleri ile görüşülmüştür. Çalışmanın nitel bölümü için 10 öğretmen ile Zoom platformu üzerinden görüşülmüştür. Araştırmanın nicel bölümü için 318 öğretmene çevrimiçi anket uygulaması yapılmıştır. Çalışmada Demografik Bilgi Formu, Öğretmenlerin Çok Kültürlü Eğitim Tutum Ölçeği, Ev Sahibi Topluluk Kültürleşme Ölçeği, Etnokültürel Empati Ölçeği, Sosyal Temas Ölçeği, Sosyal Mesafe Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği kullanılmıştır. Veriler; MAXQDA 2022 ile nitel verilerin analizi, iv korelasyon analizi, çoklu doğrusal regresyon analizi, PROCESS macro ise aracılık analizi kullanılarak analiz edilmiştir. Nitel ve nicel verilerin analizleri sonucunda, öğretmenlerin en fazla göçmen öğrencilerle iletişim (dil bariyeri), sınıfın yapısı, çok kültürlü bağlamda eğitim vermek için algıladıkları yeterlilikleri konularında zorluklar deneyimledikleri ve empati ve şefkat içerikli içsel motivasyon kaynaklı baş etme stratejileri kullandıkları tespit edilmiştir. Etnokültürel empatinin temas kalitesi ve sosyal mesafe, kültürleşme beklentileri ve yaşam doyumu ile ilişkili olduğu bulunmuştur. Ek olarak, etnokültürel empatinin, temas kalitesi ve kültürleşme beklentilerinden asimilasyon, dışlama ve bireycilik ilişkisine aracılık ettiği tespit edilmiştir. Mevcut tez çalışmasından elde edilen bulgular alan yazın temel alınarak tartışılmış olup öneriler sunulmuştur

    OBSESİF KOMPULSİF BOZUKLUK VE MAJÖR DEPRESYON BOZUKLUĞU ARASINDAKİ İLİŞKİDE SIKINTI TOLERANSININ, KAYGI DUYARLILIĞININ VE ANHEDONİNİN ROLLERİ: TANILAR ÜSTÜ YAKLAŞIM ÇERÇEVESİNDE KESİTSEL BİR İNCELEME

    No full text
    Bu çalışmanın temel amacı, tanılar üstü duygusal kırılganlık faktörleri olarak ele alınan sıkıntı toleransı, kaygı duyarlılığı ve anhedoninin obsesif-kompulsif bozukluk ve majör depresif bozukluk belirtileri ile ilişkisini incelemektir. Bu bağlamda tüm değişkenlerin birbiri ile olan ilişkisi incelenmiştir. Bunun yanı sıra sıkıntı toleransı, kaygı duyarlılığı ve anhedoni düzeylerinin OKB, MDB ve herhangi bir psikiyatrik tanısı olmayan kontrol grubu açısından farklılaşıp farklılaşmadığı değerlendirilmiştir. Araştırmanın örneklemi OKB tanılı hastalar (n = 37), MDB tanılı hastalar (n = 47) ve herhangi bir tanısı olmayan bireyler (n = 70) olmak üzere üç gruptan oluşmaktadır. Araştırmada Demografik Bilgi Formu, Yale-Brown Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği Ölçeği-Öz Bildirim Formu, Beck Depresyon Envanteri, Sıkıntıya Dayanma Ölçeği, Anksiyete Duyarlılığı İndeksi-3 ve Snaith-Hamilton Keyif Alma Ölçeği’dir. Veriler SPSS 27 paket programı ile analiz edilmiş olup değişkenler arasındaki ilişkiyi açıklamak için kolerasyon analizi yapılmış; sıkıntı toleransı, kaygı duyarlılığı ve anhedoni düzeylerinin üç katılımcı grup açısından farklılaşıp farklılaşmadığını test etmek için tek yönlü varyans analizi uygulanmıştır. Yapılan analizler sonucunda OKB ve MDB’nin sıkıntı toleransı ile negatif, kaygı duyarlılığı ve anhedoni ile pozitif yönde ve anlamlı şekilde ilişkili olduğu iv bulunmuştur. Bunun yanı sıra sıkıntı toleransı, kaygı duyarlılığı ve anhedoni düzeylerinin OKB, MDB ve herhangi bir psikiyatrik tanısı olmayan kontrol grubu açısından farklılaşıp farklılaşmadığı değerlendirilmiştir. Çalışma sonuçlarına göre üç değişkenin OKB ve MDB grupları arasında farklılık göstermediği; kontrol grubu ile herhangi bir psikiyatrik tanı alan grup arasında ise anlamlı bir farklılaşma olduğu bulunmuştur. Bu bulgular alanyazındaki bilgiler ışığında tartışılmıştır

    BAKIRÇAY DELTASI VE ÇEVRESİNİN HOLOSEN PALEOCOĞRAFYASI

    No full text
    Bakırçay Deltası, Çandarlı Körfezi'nin kuzey kenarında yer almaktadır. Delta, Bakırçay Irmağı’nın Madra ve Yunt Dağları arasında yer alan Bakırçay Grabeni'ni doldurarak Çandarlı Körfezi'ne doğru ilerlemesiyle oluşmuştur. Bakırçay Deltası'nın hemen kuzeydoğusunda, deltanın şekillenmesinde önemli bir rol oynayan Köprübaşı Boğazı yer almaktadır. Bu boğazın arkasındaki Bayat Ovası'nda Kalarga, Yeniyeldeğirmeni ve Eğrigöl gibi antik yerleşimlerin bulunduğu tepeler yer almaktadır. Bu antik yerleşimlerin kuruldukları dönemin doğal çevresi ile ilişkisini ortaya koymak amacıyla Bayat Ovası'nda 18 adet sondaj yapılmıştır. Bu sondajların analizi ve değerlendirilmesine göre delta kıyı ovasının alüvyon katmanları 6 birime ayrılmıştır: Holosen öncesi eski ova örtüsü, Erken Holosen taşkın yüzeyi, transgresyon, denizel ortam, denizel-karasal kıyı bataklığı ve delta-taşkın ovası çökelleri. Sondajlardan elde edilen bulgulardan alınan uygun örnekler değerlendirildiğinde, Orta Holosen kıyı çizgisinin söz konusu tepelere çok yakın bir konumda olduğu sonucuna varılmıştır. Bu dönemde deniz, bugünkü deniz seviyesine ulaşmış ve Eğrigöl Tepe'nin batısına kadar ulaşmıştır. Bu alan Orta Holosen'de Bakırçay Irmağı’nın taban seviyesini oluşturmuştur. Nitekim Bakırçay Irmağı taşıdığı alüvyonları burada biriktirmiş ve delta lobları oluşturarak ilerlemiştir. Böylece delta kıyı ovası güneybatı yönünde gelişmiştir. Bayat Ovası'nın kuzeybatısında, buradaki tepeler arasında kalan kesimde termal suların ve kaynakların bulunduğu, günümüzde bataklık olan Kaynarca Gölü oluşmuştur. Bunun sonucunda güneybatı yönünde iv ilerleyen Bakırçay Irmağı, Köprübaşı Boğazı'nı geçerek Bakırçay Deltası'nı şekillendirmiştir

    Farklı Sıcaklık ve Fotoperiyod Koşullarında Çiftleşmiş ve Çiftleşmemiş Torymus sinensis Kamijo (Hymenoptera:Torymidae)’in Beslenme ve Ergin Yaşam Sürelerinin Belirlenmesi

    No full text
    Kestanenin en önemli böcek zararlısı olan ve Türkiye’deki varlığı 2014 yılında tespit edilen kestane gal arısı, Dryocosmus kuriphilus Yasumatsu (Hymenoptera: Cynipidae), 2024 yılına gelindiğinde Türkiye’deki tüm kestaneliklere yayılmış durumdadır. Zararlıyla mücadele son derece zordur. Şimdiye kadar en başarılı olmuş yöntem Torymus sinensis Kamijo (Hymenoptera: Torymidae) adlı parazitoidin üretilip salınmasıdır. Egzotik bir tür olması ve ergin yaşam süresinin kısa olması sebebiyle parazitoidin üretilmesi ve salınımına kadar uygun ortamda saklanıp beslenmesi önem arz etmektedir. Kestane ağacında gallerin oluşması mevsim şartlarına göre değişiklik göstermektedir. Parazitoid salınımı bu galler görüldükten sonra başlamaktadır. Bu çalışmanın amacı; çiftleşmiş ve çiftleşmemiş T. sinensis erginlerinin laboratuvar ortamında farklı sıcaklık ve fotoperiod koşulları altında doğaya salınımdan önceki ergin yaşam sürelerinin belirlenmesidir. Kestane Gal Arısı ile biyolojik mücadelede parazitoid olarak kullanılan T. sinensis’in laboratuvar ortamında en uygun yaşam koşullarının belirlenmesi için farklı denemeler yapılmıştır. Çalışmada 160 dişi ve 160 erkek ergin birey kullanılmıştır. İki farklı sıcaklık değeri (15℃ ve 20℃) ve iki farklı fotoperiyod (14 saat gündüz 10 saat gece, 16 saat gündüz 8 saat gece) süresinin kullanıldığı ortam koşulları oluşturulmuştur. Her ortam için 4 farklı birey grubu kullanılmıştır. Çiftleşmiş ve çiftleşmemiş dişi ve erkek bireylerden 20’şerli gruplar oluşturulmuştur. 4 farklı ortam ve 4 farklı grup kombinasyonu ile 16 deneme gerçekleştirilmiştir. Elde edilen sonuçlara göre T. sinensis'in çiftleşmemiş erkek ve dişi bireylerinin en uzun erişkin yaşam süresi için en iyi koşulların 15℃ sıcaklık ve 14:10 (Gündüz:Gece) fotoperiyodu olduğu belirlenmiştir

    19.YÜZYIL OSMANLI İSTANBUL’UNDA KADININ GİYİM VE KUŞAMI

    No full text
    Bu çalışmada Osmanlı kadın kıyafetleri ve saraylı kadınlar 19. yüzyıl içerisinde ele alınmıştır. Osmanlı Devleti’nde Tanzimat’tan sonra başlayan süreç içerisinde eğitimden sosyal hayata, adli düzenlemelerden idari yapılanmaya değin değişim mevcuttur. Toplumsal alandaki alışkanlıklar da bu sürecin bir parçası olmuştur. Kadınların ev ve dışarısı ile kurduğu ilişkideki farklılaşma, kıyafetlerde yeni ihtiyaç alanları yaratmıştır. Bunlardan biri de alafranga görünümün moda olarak telakki edilmesi ve moda olanın takip etmenin medeni olmanın bir parçası olarak görülmektedir. Dolayısıyla kıyafetlerdeki farklılaşma, Batılılaşmaktan ziyade o değişim içerisinde yeni olanın yanında yer alma fikri ile açıklanabilir. Osmanlı kadın kıyafetlerinin nelerden müteşekkil olduğu izah edildikten sonra 19. yüzyılda yeni olarak hangi kıyafet unsurlarının gündelik hayatta kullanıma dâhil edildiği incelenmiştir. Kadınların bulundukları özel mekânlara misafir olarak gelen yabancı kadınların kaleme almış olduğu hatıralarda bu eşyaların pratikteki kullanımına dair gözlemlere yer verilmiştir. Gazetelerde yer alan reklamlar, yeni model olan kıyafetlerin tarifleri, tesettürün içeriği ve nasıl olması gerektiği hakkında kaleme alınan yazılar üzerinden yeninin ne olduğu ve nasıl karşılandığı izah edilmiştir. Toplumsal ahlak normları itibarıyla nizamın devamlılığı adına kadın kıyafetlerine yapılan müdahaleler örneklerle ele alınmıştır. İç ve dış kıyafet ayrımı üzerinden alafrangalaşma ve Avrupaileşme’nin toplumda ve saraylı kadınlar üzerinde ne ölçüde tesir ettiği anlaşılmak istenmiştir. Bu anlamda bir genelleme yapabilmenin mümkün görünmediği, tercih edilen kıyafetlerden anlaşılmaktadır. Öncelikle Avrupai elbisenin neye karşılık geldiği görsel modellerle desteklenerek izah edilmiştir. Akabinde ise iv Osmanlı toplumundaki kadınların kullanımına sunulan modeller süreli yayınlar özelinde incelenmiştir. Saraylı kadınların siparişleri, terzilerin göndermiş olduğu mecmualar, terzi ve çeyiz defterleri, alınan kıyafetlere ait faturalar türünde kayıtlar bu anlamda çalışmaya katkı sağlamıştır

    1,260

    full texts

    2,715

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Izmir Katip Celebi University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇