Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
YENİ MEDYANIN SANATA ETKİSİ: DİJİTAL SANAT PARADİGMASINDA DEĞİŞEN SANAT ALGISI VE SANATÇILARIN BAKIŞ AÇISI
Bu çalışma, yeni medyanın sanata etkisini ve dijital sanat paradigmasındaki değişen sanat algısını ve sanatçıların bakış açısını incelemeyi amaçlamaktadır. Sanat ve teknoloji, tarih boyunca birbirlerinden etkilenerek çağdaş sanatı şekillendirmektedir. Teknolojinin hayatımızın merkezine yerleşmesi ve sanal dünyanın giderek dijitalleşmesi, yapay zekâ gibi yeni teknolojiler sayesinde sanatçıların sanatsal üretimlerini yeni ve farklı boyutlarda gerçekleştirmelerine olanak tanımaktadır. 1990'ların başında internetin gelişmesi, yeni medya sanatında büyük bir dönüşüme neden olmuş ve yeni medyanın farklı alanlarını bir araya getirmiştir. İnternetin gelişmesi aynı zamanda yeni medya sanatçılarının daha önce erişilemeyen geniş kitlelere ulaşması için bir platform sağlamıştır. 20. Yüzyılla birlikte çağın vazgeçilmezleri arasında yer alan elektronik teknolojisi ardından gelen dijital teknolojiler, dijitalleşmeye bağlı olarak gelişen tüm sistemler, yapılar sanatçılar için yeni deneyim alanları oluşturmuştur. (Tuğal, 2018, s. 66). Yeni Medya, genellikle internet üzerinden sunulan, herhangi bir dijital cihazdan erişilebilen, genellikle etkileşimli kullanıcı geri bildirimi ve yaratıcı katılım içeren herhangi bir içerik için kullanılan bir terim olarak karşımıza çıkmaktadır. Yeni medya sanatı ise genellikle dijital sanat, bilgisayar grafikleri, bilgisayar animasyonu, sanal sanat, internet sanatı, interaktif sanat, video oyunları, bilgisayar robotiği, 3D baskı dahil olmak üzere yeni medya teknolojileriyle oluşturulan sanat eserlerini kapsayan iv bir tür olarak tanımlanmaktadır. Bu sanat türü günümüzde piksel sanatından modern sanata kadar birçok farklı çağdaş sanat pratiğini kapsayan bir çatı kavram olarak anlaşılabilmektedir. Yeni medya sanatının teorik ve kavramsal olarak geliştirilmesi için yeni birçok çalışmaya ihtiyaç duyulmaktadır. Yeni medya sanatındaki formların sürekli gelişmesiyle birlikte etkileşim düzeyi yüksek dinamikli bir sanat haline gelmektedir. Yeni medya, sanat alanına dahil olan yeni teknolojiler ile sanat dünyasındaki hayallerin oldukça ilerisine geçmektedir. Sanat ve tasarım, dijital dünyada ifade gücü bularak dijital sanat alanında yerini sürdürmeye devam etmektedir. Bilgisayar teknolojilerinin gelişmesi ve yapay zekânın sunduğu imkanlar, sanatçıların kendilerini sorguladığı ve yorumladığı yepyeni bir hayat görüşü yaratmaktadır. Geleneksel sanat anlayışı değişerek kendini sanal bir gerçeklik çerçevesinde değişime uğratmaktadır. Dijital Sanat, elbette ki resim, heykel, baskı, fotoğraf, sinema, video ve kinetik gibi daha önceki sanat felsefelerinden de beslenmektedir. Dijital Sanat aslında tüm sanat akımlarını içinde barındıran, disiplinler arası çalışmaların bir arada yer alabildiği, yeni neslin daha çok ilgisini çeken bir sanat akımı olarak günümüzde yerini almaktadır. Bu çalışma ile ulaşılması istenen amaç, dijital sanatın ve teknolojinin sanat alanında olan değişimi sonucu sanatçı görüşlerine başvurularak, sanata olan bakış açıları analiz edilecektir. Çağdaş sanat alanında çalışmaları olan sanatçıların yeni medya sanatı ve yapay zekâ, algoritma, sanal gerçeklik gibi yeni sanatsal yöntemlerin kullanımına dair bakış açılarını anlayabilmek için sanatçılarla yarı yapılandırılmış mülakat gerçekleştirilecektir. İki grup halinde yapılacak olan mülakatlarda geleneksel yöntemleri kullanan ilk grup ile yeni medya sanatını kullanan ikinci grubun görüşleri karşılaştırılacaktır. Bu kapsamda uluslararası alanda çalışmaları olan toplam 9 sanatçıya ulaşılması planlanmaktadır. Mülakatta sanatçının da bu teknolojiden faydalanarak kendi olanaklarını geliştirmesi yeni teknikleri benimseyerek farklı denemeler yapması, dijital sanat alanında da gelişimler hakkındaki görüşleri ele alınacaktır. Açık sorular, sanatçıların daha önce bu alanda düşünülemeyecek olan kendi fikirlerini ortaya koymaları için kullanılacaktır. Sonuç olarak, bu çalışma dijital sanatın sanat algısı üzerindeki etkisini ve sanatçıların bu değişen paradigmayı nasıl benimsediklerini araştırmayı amaçlamaktadır. Ayrıca, Türkiye'deki dijital sanat sahnesini ve sanatçıların bu alandaki katkılarını daha yakından incelemeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmanın sonuçları, dijital sanatın sanat dünyasındaki yeri ve önemi hakkında daha fazla anlayış sağlamak amacıyla kullanılmayı hedeflemektedir
Sigortacılık Sektöründeki Yapay Zekâ ve Makine Öğrenmesi Uygulamaları
Yüksek Lisans Bitirme ProjesiBu çalışma, sigortacılık sektöründe yapay zekâ (AI) ve makine öğrenmesi (ML) uygulamalarının etkilerini ve potansiyel kullanım alanlarını kapsamlı bir şekilde incelemektedir. Sigortacılık sektörü, hızla gelişen teknolojilere uyum sağlayarak dijital dönüşümünü sürdürmekte ve bu süreçte yapay zekâ ve makine öğrenmesi teknolojilerinden geniş ölçüde faydalanmaktadır. Çalışmada, AI ve ML'nin sigortacılıkta sunduğu çeşitli avantajlar ve bu teknolojilerin sektörde nasıl devrim yarattığı ele alınmaktadır. AI ve ML, sigortacılıkta müşteri hizmetlerinden dolandırıcılık tespitine, prim hesaplamadan risk analizine kadar geniş bir yelpazede uygulama bulmaktadır. Bu teknolojiler, sigorta şirketlerine operasyonel verimlilik sağlamanın yanı sıra, müşteri memnuniyetini artırma ve maliyetleri düşürme fırsatları sunmaktadır. Örneğin, makine öğrenmesi algoritmaları, müşteri verilerini analiz ederek kişiselleştirilmiş hizmet önerileri sunmakta ve müşteri deneyimini iyileştirmektedir. Dolandırıcılık tespiti alanında ise yapay zekâ, anomali tespiti ve veri analizi yaparak sahte talepleri belirleme sürecini hızlandırmakta ve doğruluğunu artırmaktadır.
Çalışmada, sigorta poliçeleri türlerine göre AI ve ML'in kullanım alanları
detaylandırılmaktadır. Sağlık sigortalarında, AI algoritmaları hastalık risklerini
tahmin etmekte ve kişiye özel sağlık planları önermektedir. Araç sigortalarında,
telematik cihazlar aracılığıyla toplanan veriler kullanılarak sürücü davranışları analiz
edilmekte ve risk puanlamaları yapılmaktadır. Emlak sigortalarında ise AI, doğal afet
risklerini öngörerek sigorta primlerini optimize etmektedir.
Ayrıca, sigortacılıkta gelişmiş makine öğrenmesi yöntemlerinin kullanımına dair
örnek sunulmaktadır. Çok katmanlı algılayıcılar (MLP), transfer öğrenme ve LoRA
(Low-Rank Adaptation) gibi ileri düzey tekniklerin sigortacılıkta nasıl uygulandığı ve
bu yöntemlerin sektördeki verimlilik ve performansı nasıl artırdığı incelenmektedir.
Python dili ile gerçekleştirilen uygulama örneği ile bu tekniklerin pratik kullanımları
gösterilmektedir.
Çalışmada, AI ve ML uygulamalarının sigorta sektörü üzerindeki avantajları ve
dezavantajları da ele alınmaktadır. Avantajlar arasında iş yükü azaltma, müşteri
memnuniyetini artırma, doğru risk değerlendirmesi yapma, sahtekarlık tespiti ve
tahmine dayalı modelleme gibi konular öne çıkmaktadır. Dezavantajlar ise önyargı,
şeffaflık eksikliği, siber güvenlik riskleri, yüksek ilk uygulama maliyetleri ve etik
sorunlar gibi alanlarda toplanmaktadır.
Son olarak, sigortacılıkta AI ve ML uygulamalarının gelecekteki trendleri ve örnek
olaylar üzerinden bu teknolojilerin yurt içi ve yurt dışındaki sigorta şirketlerinde nasıl
uygulandığı incelenmektedir. Çalışmada, dünya genelinde Aetna, Allstate, Aviva gibi
büyük sigorta şirketlerinin AI ve ML uygulamaları ve Türkiye'de Aksigorta, Allianz,
Anadolu Sigorta gibi şirketlerin benzer teknolojileri nasıl kullandıkları örneklerle
anlatılmaktadır.
Bu çalışma, yapay zekâ ve makine öğrenmesinin sigortacılık sektöründeki yenilikçi
uygulamalarını ve bu uygulamaların sigorta şirketleri için sunduğu fırsatları ortaya
koymayı amaçlamaktadır. Teknolojik ilerlemelerin sigortacılık sektörüne
entegrasyonu, sektördeki rekabeti artırmakta ve sigorta şirketlerinin iş süreçlerini daha
verimli hale getirmektedir. Bu bağlamda, AI ve ML teknolojilerinin sigorta
sektöründeki uygulamalarını ve bu uygulamaların sektöre kattığı değeri inceleyen bu
çalışma, sigortacılıkta gelecekteki yeniliklerin ve trendlerin belirlenmesine katkı
sağlamaktadı
Optimizing Facebook Ads Campaigns Through Data Visualization and Analysis
Tezsiz Yüksek Lisans Bitirme ProjesiIn the digital age, Facebook has emerged as a dominant platform for online advertising, enabling businesses to reach targeted audiences with unprecedented precision. However, the vast amount of data generated by these campaigns presents a significant challenge for marketers seeking to optimize ad performance and maximize return on investment (ROI). Traditional methods of managing ad campaigns often fall short in utilizing the full potential of this data, leading to inefficient budget allocation and suboptimal targeting strategies
Production and Characterization of Self-Cleaning Clay-Based Roofing Tiles as a Building Material for Environmental Remediation
Within the scope of this thesis, two different semiconductor metal oxide coated visible light-driven self-cleaning clay-roofing tiles have been developed for environmental remediation. A ready-made commercial clay mixture was used for the production of photoactive roofing tiles with iron oxide (α-Fe2O3 phase) and zinc oxide (ZnO) applied as coatings. The main objectives are both to ensure that the applied coatings provide self-cleaning properties by maintaining or even improving the desired physical properties of the tiles and to optimize the firing temperature and coating concentration parameters.In the initial stage, roofing tiles were produced by firing at various temperatures,
ranging from 1000°C to 1100°C in 25°C increments, for optimizing the firing
temperature. Subsequently, these tiles were characterized in both their pristine
(uncoated) forms and α-Fe2O3 coated forms at the selected concentration (50 mM).
The characterization included analyses of their physical, chemical, morphological,
optical, wettability, and photocatalytic properties. The findings indicated that the
roofing tiles coated with α-Fe2O3 exhibited superior photocatalytic activity, reduced
water absorption, and lower porosity compared to the pristine tiles. Additionally, a
notable transition in surface wettability towards lower contact angles was observed
under light illumination. The best photocatalytic performance was achieved with tiles
and α-Fe2O3 coated samples fired at 1025°C, which demonstrated an 86.1% total
removal efficiency and an apparent reaction rate of 29.21×10-2 h-1
. Although tiles fired at 1050 °C exhibited better stability and aesthetic appeal, they had slightly lower
photocatalytic performance with an 83.7% total removal percentage and an apparent
reaction rate of 26.81×10-2 h-1 . Therefore, even minor adjustments in the firing
temperature significantly affected both the photocatalytic and physical properties of
the clay roofing tiles. Ultimately, considering the desired physical properties and selfcleaning performance, 1050 °C was determined to be the optimal firing temperature.
In the second stage, the tiles produced by applying the optimized firing temperature of
1050°C were coated with different concentrations (1mM, 5mM, 25mM, 50mM, and
100mM) of ZnO coating solution. At this point, similar characterization procedures as
in the first stage were carried out, but in addition, the mechanical properties of the tiles
were also examined. The results demonstrated a significant enhancement in the
properties of clay roofing tiles due to the ZnO coating process. Tiles coated with higher
concentrations of ZnO showed proportional improvements in photocatalytic activity
and physical characteristics, such as reduced water adsorption and porosity, compared
to the original pristine tiles. Notably, the coating application did not adversely affect
the mechanical performance of the tiles. Light exposure caused a significant shift in
surface wettability, leading to photo-induced superhydrophilicity in all samples.
Among the various concentrations tested, the optimal solution concentration was
found to be 50 mM, with an apparent reaction rate of 40.63×10-2 h-1 and a total removal
efficiency of 93.72%. In contrast, the pristine tile exhibited a degradation rate of
26.59×10-2 h-1 and achieved a removal efficiency of only 79.98% under the same
conditions
Su Hasadı Tekniğinin Sakız Ağacı (Pistacia lentiscus var. chia Duham.) Fidanlarının Tutma Oranına ve Büyüme Performansına Etkisi
İklim değişikliği ile birlikte sakız ağacının (Pistacia lentiscus var. chia Duham.) yayılış alanlarını kapsayan Akdeniz havzasında büyüme dönemlerinde daha şiddetli su kıtlıkları yaşanabilme durumu söz konusudur. Bu çalışmanın amacı iklim değişikliğinin olumsuz etkileriyle başa çıkabilmek için tasarlanan su hasadı yöntemi olarak kullanılan modifiye edilmiş V-şekilli mikrohavzaların sakız ağacının hayatta kalma ve büyüme performansına etkisini ortaya koymaktır. Çalışma, Türkiye’de İzmir Orman Bölge Müdürlüğü sınırları içerisinde yer alan Çeşme (1 blok) ve Urla’da (2 blok) gerçekleştirilmiştir. Her blokta oluşturulan Vşekilli mikro havzalarda 1-Mikoriza, 2- Polimer, 3-Osmoprotektan, 4- Polimer+Osmoprotektan şeklinde 4 farklı işlem uygulanmıştır. İşlemlerin etkisinin ortaya konulabilmesi için her sahada bir adet mikro havza kontrol ünitesi oluşturulmuştur. Ayrıca çalışmanın yapılacağı sahalarda uygulanan mevcut ağaçlandırma tekniği kapsamında teraslara dikim yapılarak birer adet kontrol ünitesi daha oluşturulmuştur. Bu çalışma her blokta 50 adet olmak üzere toplamda 3 blokta 150 adet V şekilli mikro havzada gerçekleştirilmiştir. Her V-şekilli mikro havzanın düşük kotuna ve yüksek kotuna birer adet olmak üzere 2 metre aralıklarla 2 adet fidan dikimi 2022 Şubat ayında gerçekleştirilmiştir. Çalışmada üç sahada 360 adet fidan (mikro havzalarda toplam 240; teraslarda toplam 60 adet) kullanılmıştır. İki büyüme dönemi sonunda fidanların tutma başarısı belirlenmiş; kök boğazı çapları ve boy ölçümleri yapılmış; gürbüzlük indeksi hesaplanmış ve toprak nemi ölçülmüştür. Çalışmanın sonuçları, V şeklindeki mikrohavzaların, iki yıllık büyüme periyodu boyunca dikim başarısı, çap ve yükseklik değerleri, fidan yüksekliğinin kök boğazı çapına oranı ve toprak nem içeriği açısından teraslamaya göre daha üstün olduğunu ortaya koymaktadır. Tüm sonuçlar göz önüne alındığında, özellikle ağaçlandırma başarısında sorun yaşanan alanlarda uygulayıcılara, sakız ağacı ağaçlandırmasında V şeklindeki mikrohavzaların kullanımı önerilmektedir
Comparison of Different Inoculating (Methods) in Gray Cast Iron
Bu çalışmada, farklı aşılayıcılar ile olan gri dökme demirlerin karşılaştırılması yapılmıştır. Çalışmada baryum (Ba), kalsiyum (Ca) ve zirkonyum (Zr) esaslı aşılayıcılar kullanılmıştır. Döküm sırasında aşılama potadan potaya sıvı metal aktarılırken gerçekleştirilmiştir. İki farklı aşılayıcı yüzdesi ile altı tane numune dökülmüştür. Bir tane de aşılayıcı olmadan numune dökümü gerçekleştirilmiştir. Elde edilen numuneler mikroyapı özellikleri, mekanik özellikleri, X-ray difraksiyon (XRD) ve taramalı elektron mikroskobu (SEM) analizi açısından incelenmiştir. Numunelerin grafit oluşumu, kimyasal bileşimi ve mekanik özellikleri üzerinde derinlemesine analizler yapılmıştır. Ba esaslı aşılayıcı miktarının arttırıldığı zaman mikroyapıda A tipi grafitlerin düzgünleştiği ve homojen olarak dağıldığı, Ca esaslı aşılayıcı miktarının arttırıldığı zaman mikroyapıda C tipi grafitlerin oluştuğu ve Zr esaslı aşılayıcı miktarının arttırıldığı zamanda C tipi grafitlerin A tipi grafitlere dönüştüğü gözlemlenmiştir. Ba esaslı aşılayıcı miktarı arttırıldığında sertlik değeri azalmıştır ve çekme mukavemeti artmıştır. Ca esaslı aşılayıcı miktarı arttırıldığında sertlik değeri artmıştır ve çekme mukavemeti azalmıştır. Zr esaslı aşılayıcı miktarı arttırıldığında sertlik değeri azalmıştır ve çekme mukavemeti artmıştır. Aşılayıcı olmadan sertlik değeri ise 190.6 ve çekme mukavemeti 223.86 MPa’dır. Sonuç olarak, gri dökme demirin üretiminde kullanılan aşılayıcıların ve miktarlarının önemi vurgulanmaktadır
İzmir İli, Karabağlar İlçesi Kentsel Dönüşümünde Doğal ve Kültürel Varlıkların Analizi: Potansiyelleri ve Sorunları
Tezsiz Yüksek Lisans Bitirme ProjesiKentsel dönüşüm, tarihsel ve kültürel mirasın korunmasını da içeren karmaşık ve çok boyutlu bir süreçtir. Bu süreç, şehirlerin sürdürülebilir gelişimini sağlamak amacıyla fiziksel, sosyal, ekonomik ve çevresel boyutlarıyla ele alınır. İzmir ilinin en kalabalık ikinci ilçesi olan Karabağlar‘ da gerçekleştirilen bu çalışmada, bölgedeki doğal ve kültürel varlıkların mevcut durumu, potansiyelleri ve karşılaştıkları sorunlar analiz edilmiştir. Çalışmada, Karabağlar ilçesindeki doğal varlıklar (vadiler, dereler, şelaleler vb.) ve kültürel varlıklar (tarihi yapılar, anıtlar, dini mekânlar vb.) ayrıntılı olarak incelenmiştir. Bu varlıkların korunmasının, kentsel dönüşüm sürecine önemli katkılar sağlayacağı ve bölgenin kimliğini güçlendireceği vurgulanmıştır. Ancak, analizler sonucunda kentsel dönüşüm süreçlerinin genellikle doğal ve kültürel varlıkları göz ardı ederek gerçekleştirildiği ve bu durumun kent dokusunu olumsuz etkilediği belirlenmiştir. Karabağlardaki kentsel dönüşüm projeleri, genellikle hızlı nüfus artışı ve yoğun göç hareketleri nedeniyle ortaya çıkan barınma ihtiyacına cevap vermek üzere planlanmıştır. Ancak, bu projelerde doğal ve kültürel varlıkların korunmasına yeterince önem verilmemesi, bölgenin tarihi ve doğal mirasının zarar görmesine neden olmuştur. Çalışma, kentsel dönüşüm süreçlerinde bu varlıkların korunmasının sadece estetik ve tarihi değer açısından değil, aynı zamanda sürdürülebilir şehircilik ilkeleri açısından da kritik olduğunu ortaya koymaktadır
YAPI ELEMANLARINA AİT BETON VE DEMİR NUMUNE DENEY-KAYIT-RAPORLAMA LABORATUVAR SİSTEMİ
Tezsiz Yüksek Lisans Bitirme Projesi4708 Sayılı Yapı Denetim Kanunu Kapsamında İnşaatlarda Kullanılan Beton ve Demir Yapı Ela- manlarına ait Numunelerin Kayıt Altına Alınması, Raporlanması, Laboratuvar Ortamında Deneylerin Yapılması ve Deney Sonuçlarının Kayıt Altına Alınarak Raporlanması ve Onaylı Deney Raporlarının Oluşturulması işlemleri denetim adı altınta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından ve yapı denetim kapsamında lisans almış özel laboratuvarlar tarafından yapılmaktadır. Bu kapsamda yürütülen süreçte Numunelerin gerekli standartları sağlayıp sağlamadığı Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca yetki verilmiş özel laboratuvarlar tarafından veya gerekli durumlar piyasa gözetimi ve denetimi kapsamında Bakanlığa bağlı il müdürlükleri tarafından denetlenmekte ve numuneler ile ilgili rapor hazırlanmaktadır. Bu raporların hazırlanmasında ve numunelerin kayıt altına alınması vb. işlemler için bir bilgisayar yazılımı tasar- lanacaktır. Yapılacak yazılım bilgilerin toplanması ve girişi, deney sonuçlarının girişi, her bir numune- nin kayıt altına alınması ve gerektiğinde raporlanması, sonuç raporlarının oluşturulması, bu süreçte gö- rev alan tüm personelin kayıt altına alınması gibi birçok işlemi yerine getirecek ve en önemlisi yapılara ait tüm bilgilerin veri tabanında tutulması gibi birçok işlemi gerçekleştirecektir. Kısacası elektronik or- tamda bu süreçte yer alan belgelerin elektronik ortama alınması hangi binalara ait deneylerin yapıldığı, deney sonuçlarının uygunluğu ve değerlendirilmesi, sorumluların kayıt altına alınması , görev alan personelin takip edilmesi vb. bir çok işlemin mevzuatı çerçevesinde düzgün ve sistemli bir şekilde yapılma- sı hedeflenmektedi
RFM Analizi İle Müşteri Segmentasyonu
Tezsiz Yüksek Lisans Bitirme ProjesiRFM (Recency, Frequency, Monetary) analizi, müşteri segmentasyonunu daha verimli ve hedef odaklı hale getiren bir yöntemdir. Literatürde, RFM analizi, şirketlerin ürünleriyle en aktif etkileşimde bulunan ve satın alma olasılığı en yüksek olan tüketicilere ulaşmaları konusunda rehberlik etmektedir. Bu yöntem, müşterilerin alışveriş alışkanlıklarını analiz ederek onların geçmişteki ve mevcut satın alma davranışlarına göre stratejik kararlar almalarını sağlamaktadır. RFM analizinin yanı sıra, veri madenciliği ve kümeleme algoritmaları da müşteri segmentasyonu süreçlerinde sıkça kullanılmaktadır
MAKİNE ÖĞRENMESİ TEKNİKLERİYLEİSKONTO/İŞTİRA KREDİLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
Tezsiz Yüksek Lisans Bitirme ProjesiTicari işlemlerden doğan ve vadesi henüz gelmemiş kambiyo senedinin banka tarafından nakde dönüştürülmesi işlemine iskonto ve iştira kredileri adı verilmektedir. İskonto ve iştira işlemini gerçekleştirilen banka, senet borçlusu ve varsa cirantaların ticari faaliyetlerine devam etme ve taahhütlerine uyum durumlarını kontrol ederek, araştırma sonuçlarının olumlu olması halinde işlemi kabul etmektedir. Sağlam kredi riski yönetimi için kilit faktörün verimli kredi tahsisi olduğu bilinmektedir. Maruz kalınan kredi riskini kabul edilebilir çerçeve içerisinde tutulması, kredi riski yönetiminin ana amacı konumundadır. Kredi riskinin minimize edilmesi için kredi tahsisi aşamasında müşterinin çok iyi analiz edilmesi gerekmektedir. Söz konusu analiz çalışması sırasında müşterinin sahip olduğu ekonomik güç, piyasadaki itibarı, ne kadar güvenilir olduğu, uygulanacak teminat yapısı gibi faktörlerin detaylı olarak değerlendirilmesi ve kredi tahsisinin bu analizler neticesinde gerçekleştirilmesi önem arz etmektedir. Bu çalışmada, iskonto ve iştira kredileri için yapılan kredi tahsis çalışmalarında makine öğrenmesi tekniklerinin kullanımının mümkün olup olmayacağı araştırılacakt