Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
21. YÜZYILDA RUS KAMU DİPLOMASİSİ
Kamu diplomasisi 21. yüzyılda uluslararası ilişkilerin en önemli araçlarından biri haline gelmiştir. Ülkelerin etkilerini yalnızca resmi devlet kanalları aracılığıyla değil, aynı zamanda diğer ülkelerin nüfusu ve kamuoyuyla çalışarak güçlendirmelerini sağlar. Devletin ulusal çıkarlarını desteklemek ve değerlerini yaymak için yabancı toplumlarla dolaylı etkileşimi, anlamlı mesajları yaymak için sosyal medyanın kullanımı da dahil olmak üzere çeşitli düzeylerde onları etkilemenin etkili bir yoludur. Bu bağlamda, Rus kamu diplomasisinin mekanizmalarını ve uygulamalarını analiz etmek gerekli görünmektedir. SSCB'nin halefi olan Rusya Federasyonu, kamu diplomasisi uygulama kapasitesini iki yönde aktif olarak geliştirmektedir. Birinci yön, Sovyetler Birliği'nden bu yana çok sayıda Rus topluluğunun yaşadığı ve Rus dilinin yaygın olarak konuşulduğu Sovyet sonrası ülkelerle ilgilidir. Rusya'nın kamu diplomasisinin ikinci yönü ise Rus değerlerinin ve kültürünün Moskova'nın etkisi altına hiç girmemiş ülkelerin halkları arasında tanıtılmasıyla ilgilidir. Azerbaycan ve Türkiye, 21. yüzyılda Rus kamu diplomasisinin iki ana yönünü analiz etmek için seçilmiştir. Bu ülkeler pek çok açıdan benzerlik göstermektedir. Her iki ülke de ağırlıklı olarak aynı dil grubuna ait dilleri konuşan ve İslam dinini uygulayan Türki halkların yaşadığı ülkelerdir. Buna ek olarak, hem Azerbaycan hem de Türkiye 21. yüzyılda Rusya ile aktif olarak ekonomik ilişkiler kurmaktadır. Bununla birlikte, Moskova ile farklı ilişki geçmişlerine sahipler ve bu da Rus kamu diplomasisi yöntemlerindeki farklılığı önceden belirliyor. Bu durum, Rusya'nın kamu diplomasisinin iki ana alanı olan eski Sovyet ülkeleri ve kapitalist iv blok içindeki ülkelerle etkileşimine ilişkin verilerin toplanmasına ve karşılaştırılmasına olanak sağlamaktadır. Azerbaycan ve Türkiye'deki Rus kamu diplomasisinin karşılaştırmalı analizi, Rus kamu diplomasisinin üç ana alanına dayanmaktadır: kültürel diplomasi, uluslararası yayın platformları ve 2010'larda Rusya'da popülerlik kazanan dijital diplomasi veya Twitter diplomasisi. Türkiye ve Azerbaycan'daki Rus kamu diplomasisinin bu alanlarının her biri analiz edilirken, ana mekanizmalar, uygulamalar ve organlar incelenmiştir. Bu ülkelerde Rus kamu diplomasisinin gelişimini etkileyen kilit olaylar da ele alınmıştır
TURİZMİN ÇEVRE VE EKONOMİK SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK ÜZERİNE ETKİSİ
Bu tez, turizm faaliyetlerinin CO₂ emisyonları ve ekonomik sürdürülebilirlik üzerindeki etkilerini panel veri analizleriyle incelemektedir. Elde edilen bulgular, turizm harcamalarının CO₂ emisyonlarını artırdığını; buna karşın yenilenebilir enerji kullanımının emisyonları azaltıcı etkide bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca zaman sabitleri ile yapılan değerlendirmelerde 2015 sonrası dönemde CO₂ emisyonlarında belirgin bir azalma gözlemlenmiştir. Sonuçlar, sürdürülebilir kalkınmanın çevresel etkileri dikkate alan politikalarla mümkün olabileceğini vurgulamakta, yenilenebilir enerji ve çevreci turizm uygulamalarının önemine işaret etmektedir.This thesis investigates the impact of tourism activities on CO₂ emissions and economic sustainability through panel data analysis. The findings indicate that tourism expenditures contribute to an increase in CO₂ emissions, whereas the use of renewable energy has a mitigating effect on emissions. Moreover, assessments incorporating time fixed effects demonstrate a noticeable decline in CO₂ emissions after 2015. The results emphasize that sustainable development is achievable through policies that consider environmental impacts and underline the importance of renewable energy and environmentally friendly tourism practices
Üniversite Bilgi Yönetim Sistemi Elektronik Belge Yönetim Sistemi İçerisinde Kelime Tahminle Hatalı Kelimelerin Gösterimi Sağlanması
Elde edilen deneysel sonuçlar önerilen modelin kelime tahmini ve belge sınıflandırma görevlerinde yüksek başarı gösterdiğini ortaya koymuştur
Glucose Level Regulation with a Nonlinear ARX Model Based Controller Design
Tip 1 Diyabet (T1D) hastaları için etkili diyabet yönetimi büyük önem taşır. T1D hastalarında pankreasın beta hücreleri yeterli insülin salgılayamaz, bu da yüksek glikoz seviyelerine ve hiperglisemiye yol açabilir. Bu tez, Kapalı Döngü (CL) kontrol sistemini kullanarak Yapay Pankreas (AP) sistemi ile glikoz seviyelerini sağlıklı bir bireyin seviyelerine düzenlemeye odaklanarak hipoglisemi ve hiperglisemi risklerini en aza indirmeyi amaçlamaktadır. Bu çalışmada Ohio Üniversitesi'ne ait 12 T1D hastasına ait verilerin yer aldığı OhioT1DM veri seti kullanıldı. Öncelikle veriler ön işleme tabi tutuldu ve aşamalar eksik özellikler için Kübik Spline İnterpolasyonu ve Ki-Kare yöntemi ile özellik seçimi oldu. Veri setindeki eksik özellik değerlerini doldurmak için Kübik Spline İnterpolasyonu kullanıldı ve Ki-Kare yöntemi ile özellik seçimi veri setindeki tüm özelliklerden glikoz ile en yüksek korelasyona sahip özelliği belirledi. İnsülin ve glikoz arasındaki ilişki MATLAB R2024b'deki Sistem Tanımlama Araç Kutusu kullanılarak modellendi. Sistem Tanımlama ile yapılan modellemeye göre en iyi sonuçlar, Wavelet Sinir Ağı (WNN) tabanlı eXogenous Girişli Doğrusal Olmayan Otoregresif Model (NLARX) modelinden elde edilmiştir. Kapalı Döngü Yapay Pankreas (CLAP) sisteminde plant olarak WNN tabanlı NLARX kullanılmıştır. Bu sistem iki farklı kontrolcü ile tasarlanmıştır. İlk CLAP sisteminde kontrolcü olarak Orantılı-İntegral-Türev (PID) kullanılmıştır. PID kontrolcü katsayıları CLAP sisteminin glikoz değerini düzenlemesi için en uygun değerlere ayarlandı. Ters sistem yaklaşımına dayanan ikinci CLAP sisteminde kontrolcü olarak WNN tabanlı NLARX modeli kullanılmıştır. CLAP sistemleri, MATLAB R2024b Simulink ortamı kullanılarak ayrıntılı performans grafiği simülasyonları ile incelenmiştir. Model performansını değerlendirmek için çeşitli performans ölçütleri kullanılmıştır. Bu ölçütler, Tahmin Verilerine Uygunluk (Fit), Son Tahmin Hatası (FPE) ve Ortalama Karesel Hata'dır (MSE). Metrik sonuçlarının Fit için 99,08, FPE için 4,97 ve MSE için iii 4,91 olduğu bulunmuştur. Sonuçlar, kontrolörlü CLAP sistemlerinin T1D'li hastalar için iyi performans gösterdiğini göstermektedir. PID kontrolcü ve ters sistem yaklaşımı ile tasarlanan ve kontrolcü olarak NLARX modelinin kullanıldığı CLAP sistemleri, sensörlerin ve glikoz izleme cihazlarının daha hassas çalışmasını ve otomasyonunu destekleyerek AP teknolojisinin ilerlemesine katkı sağlayacaktır.Effective diabetes management is of great importance for patients with Type 1 Diabetes (T1D). In patients with T1D, the beta cells of the pancreas can not secrete enough insulin, which can lead to high glucose levels and hyperglycemia. This thesis aims to minimize the risks of hypoglycemia and hyperglycemia by focusing on regulating glucose levels to those of a healthy individual with the Artificial Pancreas (AP) system using the Closed-Loop (CL) control system. In this study, the OhioT1DM dataset consisting of data from 12 T1D patients belonging to Ohio University was used. Firstly, the data was preprocessed, and the stages were Cubic Spline Interpolation for missing features and feature selection with Chi-Squared method. Cubic Spline Interpolation was used to fill the missing feature values in the dataset, and the feature selection with the Chi-Squared method determined the feature with the highest correlation with glucose from all the features in the dataset. The relationship between insulin and glucose was modelled using the System Identification Toolbox in MATLAB R2024b. According to the modelling done with System Identification, the best results were obtained from the Wavelet Neural Network (WNN) based Nonlinear AutoRegressive Model with eXogenous Input (NLARX) model. WNN-based NLARX was used as the plant in the Closed-Loop Artificial Pancreas (CLAP) system. This system was designed with two different controllers. In the first CLAP system, Proportional-Integral-Derivative (PID) was used as the controller. The PID controller coefficients were adjusted to the most appropriate values for the CLAP system to regulate the glucose value. In the second CLAP system, based on the inverse system approach, the WNN-based NLARX model was used as the controller. CLAP systems were examined with detailed performance graph simulations using MATLAB R2024b Simulink environment. Various performance metrics were used to evaluate model performance. These metrics are Fit to Estimation Data (Fit), Final Prediction Error v (FPE), and Mean Square Error (MSE). The metric results were found to be 99,08 for Fit, 4,97 for FPE, and 4,91 for MSE. The results show that the CLAP systems with controllers performed well for patients with T1D. CLAP systems are designed with PID controller and inverse system approach where the NLARX model is used as the controller will contribute to the advancement of AP technology by supporting more precise operation and automation of sensors and glucose monitoring devices
DİJİTAL OYUN İLE DESTEKLENEN SANAL ATÖLYE ORTAMLARINA İLİŞKİN LİSANS ÖĞRENCİLERİNİN GÖRÜŞLERİNİN İNCELENMESİ
Günümüzde teknoloj(n(n hızlı b(r şek(lde (lerlemes( çeş(tl( alanlarda öneml( etk(ler göstermekte ve bu (lerley(ş beraber(nde yen(l(kler( de get(rmekted(r. Teknoloj(k değ(ş(mler kültürden sanata, b(l(mden, sanay(ye ve eğ(t(me kadar nerdeyse hayatımızın her alanında (zler(n( göstermekted(r. B(lg(sayar, tablet ve telefon g(b( araçların kullanımlarının yaygın hale gelmes( (nternete er(ş(m(n kolaylaşması sonucunda teknoloj(n(n gündel(k hayatımızın (ç(ne dah(l olmasına yol açmıştır. Geçm(ş zamanlarda ver(y( (şlemek (ç(n kullanılan medya araçları günümüzde eğlenmek, (let(ş(m kurmak ve b(lg( ed(nmek (ç(nde kullanılmaktadır. Günümüzde eğ(t(m ve teknoloj(n(n eş zamanlı (lerlemes( eğ(t(me b(rçok katkıda bulunmaktadır. Teknoloj(n(n güncel kullanımı eğ(t(mde geleneksel yöntemler yer(ne yen( öğren(m metotlarının kullanılmasına yol açmıştır. Eğ(t(m ve öğren(mde ders (çer(ğ(nde kullanılan ve en etk(l( metotlardan b(r(s( (se d(j(tal oyunlardır. D(j(tal oyunlar, b(lg( ed(nme sürec(n( hızlandırıp öğrenme sürec(n( desteklemekted(r. Öğrenc(n(n ders (ç( katılımını ve ders( özümsemes(nde yardımcı b(r n(tel(k taşımakta olup öğrenc(ler(n mot(vasyonunu arttırmaktadır. Öğrenc(n(n kend( potans(yel(n( arttırıp hayal gücü gen(şletmes(ne öneml( b(r rol oynamaktadır. Ayrıca öğrenc(ler(n grup çalışmalarında (let(ş(m ve (şb(rl(kç( olma açısından gel(şmeye teşv(k etmekted(r. Öğrenc(ler(n kullandığı ders (ç( materyaller(n daha akılda kalıcı olmasına ve öğrenc(n(n kapsamlı b(r şek(lde kavramasına yardımcı b(r rol oynamakta olup yen( deney(mler sunmaktadır. iv Bu araştırma, sanat ve tasarım fakültes(ndek( l(sans düzey(ndek( öğrenc(ler (le sanal atölye ortamında d(j(tal oyunlar oynanarak yen(l(kç( öğren(m yöntemler(n(n güncel eğ(t(m yöntemler(ne katkılarını görmek (ç(n gerçekleşt(r(lm(şt(r. Eğ(t(mde d(j(tal oyunların öğrenc(ler üzer(ndek( rolü, etk(s(, n(tel araştırma yöntemler( ve yarı yapılandırılmış görüşme formları (le der(nlemes(ne (ncelenm(şt(r. Bu yen(l(kç( yöntemler d(j(tal oyunlar (le yen( kazanımlarının öğrenc(ler üzer(ndek( olumlu etk(s(n( doğrulamayı hedeflemekted(r. Bu araştırmada, bulunan bulgular eğ(t(mde d(j(tal oyunların kullanımı hakkında öneml( b(lg(ler sunmakta olup bu alandak( yen(l(kç( uygulamalara farklı b(r perspekt(f sağlamayı amaçlamaktadır
YAPAY ZEKÂ İLE GÜÇLENDİRİLEN POSTMODERN TUTUNDURMA FAALİYETLERİNİN TÜKETİCİ ALGISI ÜZERİNDEKİ ROLÜ
Yapay zekâ teknolojilerinin gelişimi, özellikle tutundurma faaliyetlerinin hem yaratım sürecinde hem de tüketiciye sunulmasında köklü dönüşümlere yol açmıştır. Bu dönüşümler, postmodern dönemin karakteristik özellikleriyle benzerlik göstermektedir. Markaların yapay zekâ teknolojilerini kullanarak tutundurma stratejileri geliştirmesi ve “yapay zekâ destekli” ifadesini vurgulayan uygulamaları, tüketici algısı açısından incelenmesi gereken önemli bir alanı ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, çalışmanın temel amacı, yapay zekâ ile güçlendirilen postmodern tutundurma faaliyetlerinin tüketici algısı üzerindeki rolünü incelemektir. Araştırma kapsamında Lim ve arkadaşlarının kavramsal modeli temel alınarak, çalışma Kullanımlar ve Doyumlar Teorisi ile Gerekçeli Eylem Teorisi çerçevesinde yapılandırılmıştır. Kullanımlar ve Doyumlar Teorisi bağlamında eğlence, güvenilirlik, tasarım, kişiselleştirme, algılanan antropomorfizm ve reklamın tetiklediği nostalji gibi tutundurma faaliyetlerine özgü unsurlar ele alınmıştır. Gerekçeli Eylem Teorisi kapsamında ise reklama karşı tutum, markaya karşı tutum, marka imajı ve ağızdan ağıza pazarlama gibi değişkenler analiz edilmiştir. Araştırma, karma yöntemle gerçekleştirilmiştir. İlk aşamada, beş farklı sosyal medya platformu üzerinden 12 yapay zekâ destekli tutundurma faaliyeti içerik analizi yöntemiyle değerlendirilmiş, 1.025 tüketici yorumu analiz edilmiştir. Bu analiz sonucunda reklam, yapay zekâ ve ürün/marka olmak üzere üç ana boyut altında 17 alt tema belirlenmiş; söz konusu temalar literatür doğrultusunda kavramsal modele entegre edilmiştir. İkinci aşamada ise geliştirilen model, yapısal eşitlik modeli aracılığıyla test edilmiştir. Türkiye’de 388 iv katılımcı ile çevrim içi anket yöntemi kullanılarak gerçekleştirilen çalışmada kartopu örnekleme yöntemi tercih edilmiştir. Elde edilen bulgular, güvenilirlik dışındaki tüm tutundurma faaliyeti özelliklerinin reklama karşı tutumu pozitif ve anlamlı şekilde etkilediğini ortaya koymuştur. Ayrıca, reklama karşı tutumun markaya karşı tutumu olumlu yönde etkilediği, bunun da tüketici algısının şekillenmesinde belirleyici olduğu saptanmıştır. Öte yandan, markaya karşı tutumun hem marka imajını hem de ağızdan ağıza pazarlama eğilimini olumlu yönde etkilediği saptanmıştır. Araştırma sonunda çalışmanın teorik, yönetimsel ve sosyal katkıları vurgulanmıştır
HACI ARİF BEY’İN NİHAVEND VE HİCAZ MAKAMINDAKİ ESERLERİNİN BİÇİM ÇÖZÜMLEMELERİ
Geleneksel Türk müziği tarihinde hanendeliği, besteciliği, hocalığı ve özellikle şarkı türüne getirdiği yeniliklerle başlattığı akımla önemli bir yer tutan Hacı Arif Bey eserlerinde ilgili çevrelerce başarılı bulunan estetik müzik fikirleriyle günümüze önemli eserler kazandırmıştır. Hacı Arif Bey’in şarkı türüne nasıl ve ne çeşit özellikler getirdiği, bu türde hangi biçimleri kullandığı, hangi usul-vezin ilişkisi için hangi düzenlemeleri tasarladığı gibi sorular bu çalışmanın odak problemlerini oluşturmuştur. Bu problemlere bestecinin Nihavend ve Hicaz makamındaki eserleri sınırlılık olarak alınarak yapısal ve işlevsel incelemeler aracılığıyla cevaplar aranmıştır. İncelemelerde tespit edilen bulgular, Hacı Arif Bey'in güftelerin mısra miktarları için çeşitli besteleme senaryoları geliştirdiğini ve bu formülleri eserlerinde tekrarladığını veya estetik ihtiyaçlarına göre şekillendirdiğini göstermektedir. Bestecinin en belirgin davranışları arasında dört mısralı şarkı biçimlerine (abcb) çalgısal bölümler veya terennümler eklemesi ve dörtten fazla mısralı şarkılarda ikinci bir bölüm ekleyerek muhtemelen kendisinin nevzemîn adını verdiği kurguyu kullanması yer almaktadır. Usul-vezin ilişkileri ve cümle yapıları açısından da bestecinin geliştirdiği şablonlar tespit edilerek incelemeler boyunca görselleştirilmiştir. iv Şarkıların genellikle zeminde tasarlanan kurguya uygun biçimlerle devam cümlelerinin bestelendiği belirlenmiştir. İkişer ölçüden oluşan cümlecikler, baskın olarak dörder cümlecikten oluşan cümleler ve dört cümleli şarkı biçimleri ortaya çıkmıştır. Bestecinin aynı veya benzer usul-vezin ilişkisine sahip eserlerde yapısal olarak benzer örüntüleri takip ettiği görülmüştür. Hacı Arif Bey'in yapısal kurguların yanı sıra işlevsel besteleme davranışları da tespit edilmiştir. Özellikle küçük biçimli güfteleri bestelerken yaratıcılığını ortaya koyabilmek veya ölçü/cümlecik miktarlarını çift sayıya tamamlamak amacıyla bazı hecelere uzun ezgiler bestelediği, hatta hece tekrarları kullandığı gözlemlenmiştir. Cümle içi ve cümleler arası benzerlik ilişkileri kurmak için aynı müzik cümlecikleri tekrar ettiği durumlar da belirlenmiştir. Bestecinin müzik cümlelerini güfte anlamına, tef'ilelere veya tasarladığı ezgilere göre çeşitli şartlar belirleyerek şekillendirdiği anlaşılmıştır. Makam kullanımı açısından ise Hacı Arif Bey'in makam kullanımı güncel kuramlar uyumlu görülmüştür. Bu çalışmanın, Hacı Arif Bey'in şarkı türüne getirdiği yeniliklere ve besteleme davranışlarına dair bulgular sunarak, geleneksel Türk müziğinde bestecilik ve eser incelemeleri alanlarına katkılar sağlaması amaçlanmıştır
KAHİRE'DEKİ 14.-19. YÜZYIL KADIN YAPILARI
Bu araştırma, Memlük ve Osmanlı dönemlerinde Kahire’de kadınlar tarafından inşa edilen yapıları incelemekte olup, 14. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar uzanan bir zaman dilimini kapsamaktadır. Çalışma, her iki dönemde kadınlar tarafından inşa edilen yapıların kapsamlı bir karşılaştırmasını yaparak, bu yapıların kurucusu olan kadınların kimliklerini, soylarını ve unvanlarını ortaya koymayı ve bu kadınların Kahire gibi tarihi açıdan son derece önemli bir şehirdeki kentsel doku üzerindeki etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Ayrıca, bu yapıların konumları, mimari üslupları, süsleme anlayışları ile kullanılan yapı ve bezeme malzemeleri arasındaki benzerlik ve farklılıkları ortaya koymak da hedeflenmiştir. Bu çalışma aynı zamanda, kadınlar tarafından inşa edilen yapı türlerini belirlemeyi ve iki farklı dönemde üstlendikleri işlevleri analiz etmeyi amaçlamaktadır. Araştırma kapsamında, bu yapıların Kahire kentindeki konumlarının önemi üzerinde durulmuş, bu konumların tarihi, toplumsal ve kültürel bağlamları göz önünde bulundurulmuştur. Araştırma, analitik karşılaştırmalı yöntemle yürütülmüş; kadınlar tarafından inşa edilen mimari örnekler şekil ve içerik açısından incelenmiş; tarihi kaynaklar, yerinde gözlemler ve mimari belgeler temel alınmıştır. Çalışma Memlük ve Osmanlı dönemlerinde kadınlar tarafından inşa ettirilen yapıların tarihsel, toplumsal ve sanatsal boyutlarını karşılaştırmalı olarak ele alarak, kadın banilerin Kahire’deki görünürlüğüne ve kentsel mekân üretimindeki rollerine ışık tutmayı amaçlamaktadır. Yapıların işlevsel çeşitliliği, konum tercihleri, süsleme programları ve inşa malzemeleri üzerinden yapılan analizler, yalnızca mimarlık tarihine değil, aynı zamanda kadınların kamusal alandaki temsil biçimlerine dair iv önemli veriler sunmaktadır. Bu bağlamda, kadın baniler tarafından ortaya konan mimari üretim, ait oldukları dönemin siyasal, sosyal ve kültürel dinamikleriyle birlikte okunarak, kadınların geçmişteki konumlarını sorgulayan yeni bir perspektif geliştirmeye çalışılmıştır
MUHADDİSLERİN FARKLI ANLAMDA KULLANDIKLARI CERH LAFIZLARI
Muhaddislerin Farklı Anlamda Kullandıkları Cerh Lafızları isimli çalışmamızda, muhaddislerin kullanımında farklı anlamlara gelebilen örnek kabilinden on iki cerh lafzı incelenmiştir. Giriş ve üç bölümden oluşan tezimizin giriş bölümünde çalışmanın amacı, metodu, kaynakları ve kavramsal çerçevesi hakkında bilgi verilmiştir. Birinci bölümde, ‘Hadis İlminde Tenkid’ başlığı altında isnad tenkidi, metin tenkidi, cerhin şart ve ilkeleri, cerh ve ta‘dilin teâruzu, hadis ilminde cerhin yeri ve önemi alt başlıklarıyla konuya dair genel bir çerçeve çizilmeye gayret edilmiştir. İkinci bölümde ise cerh lafızlarının ortaya çıkışı ve gelişimi meselesi; tarihî arka plan, muhaddislerin konuya yaklaşımı ve cerh lafızlarının hadis literatürüne etkileri açısından incelenmiştir. Çalışmamızın ana kısmını oluşturan üçüncü bölümde ise muhaddislerin farklı anlamlarda kullandığı cerh lafızları incelenmiştir. Bu lafızların öne çıkanları, muhaddislerin kullanımına dair örnek metinlerle detaylandırılmıştır. Her bir lafzın anlamı, ortaya çıkışı, cerh lafzı olarak kullanımı, kısım ve mertebesi başlıkları altında ele alınmıştır. Ayrıca Buhârî’nin bu lafızları nasıl kullandığı, genel kullanımdan farklı değerlendiren diğer muhaddislerle kıyaslanarak ortaya konulmuştur. Bu kıyaslamalar, örnek metinler üzerinden açıklanarak konunun daha iyi anlaşılmasına çalışılmıştır. Temel kaynaklarının yanı sıra güncel kaynaklara da başvurularak kavramların detaylı bir analizi yapılmaya gayret edilmiştir. Her bölümün sonunda genel bir değerlendirme yapılmış ve sonuç kısmında ise ulaştığımız neticeler özetlenmiştir
Analysis of Cancer Cell Morphology Under Low-Frequency Pulsed Electromagnetic Field Therapy Using an Optimized Coil Design
Bu tez çalışması, optimize edilmiş bobin tasarımı ile derin öğrenme tabanlı görüntü segmentasyon tekniklerini bütünleştirerek, düşük frekanslı Darbeli Elektromanyetik Alan (PEMF) terapisinin kanser hücre morfolojisi üzerindeki etkilerini niceliksel olarak incelemektedir. PEMF terapisi, çevre sağlıklı dokulara termal hasar veya olumsuz etki oluşturmadan hücresel davranışları modüle etme potansiyeli nedeniyle onkoloji alanında giderek artan ilgi görmektedir. Bu çalışmada, CST Studio Suite kullanılarak sayısal olarak modellenmiş, hassas mühendislik ile üretilmiş yeni bobin konfigürasyonları ile oluşturulan elektromanyetik alanlar, in vitro ortamda kültüre edilmiş kanser hücrelerine uygulanmıştır. Solenoid, Helmholtz ve çok katmanlı ferrit çekirdekli bobinler dahil olmak üzere farklı bobin topolojileri, homojen manyetik akı yoğunluğu, hedefe yönelik alan penetrasyonu ve minimum alan gradyanı sağlamak amacıyla değerlendirilmiştir. Uyarım parametreleri olarak frekans (75–150 Hz), manyetik alan şiddeti (~2–12 mT) ve görev oranı (%10– %50) değişimlerinin morfolojik değişiklikler üzerindeki etkileri sistematik olarak incelenmiştir. PEMF maruziyetinin indüklediği yapısal ve morfolojik değişiklikler, yüksek çözünürlüklü mikroskobik görüntüleme ile kaydedilmiştir. Elde edilen veriler ile yara iyileşme ve kapanma hızı gibi parametreler nicel olarak değerlendirilmiştir. Deneysel sonuçlar ile elektromanyetik alan simülasyonlarının karşılaştırılması, morfolojik yanıtların mekânsal alan özellikleri ile korelasyonunun belirlenmesini sağlamış ve en yüksek terapötik etkinlik için optimum uyarım koşulları tanımlanmıştır. Elde edilen bulgular, bobin topolojisi ve elektromanyetik alan homojenliğinin biyolojik sonuçlar üzerinde belirleyici olduğunu göstermektedir. Optimize edilmiş Helmholtz ve çok bobinli ferrit çekirdekli diziler, en tutarlı morfolojik değişiklikleri üretmiş ve homojen alan dağılımı gerektiren biyomedikal uygulamalar için üstün uygunluk ortaya koymuştur. Bu araştırma, PEMF’in tamamlayıcı bir kanser tedavi yöntemi olarak kullanılabilirliğini destekleyen bilimsel kanıtlara katkı sunmaktadır. Optimize edilmiş elektromanyetik tasarım, sayısal modelleme ve morfolojik analiz kombinasyonu ile çalışma, PEMF’in laboratuvar ortamından klinik onkolojiye aktarılmasına yönelik metodolojik bir çerçeve ortaya koymaktadır. Sunulan bobin konfigürasyonları ve belirlenen uyarım parametreleri, PEMF’in kişiselleştirilmiş, invaziv olmayan kanser tedavi protokollerine entegrasyonunu hedefleyen gelecekteki klinik araştırmalar için sağlam bir temel oluşturmaktadır