Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
FEMİNİST DIŞ POLİTİKADA DİJİTAL KAMU DİPLOMASİSİ KULLANIMI: İSVEÇ VE KANADA KARŞILAŞTIRMASI
Feminist dış politikada feminist kimliğinin, toplumsal cinsiyet eşitliğini merkeze alan gündemlerin ve eşitlikle kapsayıcılığı önceliklendiren dış politika çıkarlarının yansıtılması amaçları için kamu diplomasisi önemli bir boyutu oluşturmaktadır. Dijitalleşme evriminde bunlar için meşru ortam yaratan kamuoyu algılarını etkileme amacı sabit kalmakla birlikte ortamlar, amaçlar ve stratejiler önemli ölçüde değişime uğramıştır. Dijital kamu diplomasisi kolunu meydana getiren bu paradigma değişiminde Uluslararası İlişkiler, Diplomasi ve Halkla İlişkiler alanları ortak bir paydada buluşmuştur. İletişim, katılım ve ilişki olarak kategorize edilebilen yaklaşımlar dijital kamu diplomasisinin değerlendirmesini mümkün kılmıştır. Tez çalışmasında “Feminist dış politikada dijital kamu diplomasisi nasıl kullanılmaktadır?” sorusu sorularak İsveç ve Kanada devletlerine odaklanılmıştır. Feminist dış politika izlemiş olan iki devletin farklı feminist dış politika yaklaşımları olmasına rağmen benzer gündemlerle küresel örgütleri ön plana alan dış politika öncelikleri ve küresel alanda liderlik rolleri bulunmaktadır. X platformu üzerinden dijital kampanyalarla ve feminist dış politikalarının anahtar kelimelerini içeren paylaşımlarla dijital kamu diplomasisi yürütmektedirler. Bu kapsama odaklanan tezde iki ülkenin nasıl bir çizgide dijital kamu diplomasisi uyguladıkları diyalojik katılım teorisi perspektifinden tartışılarak bir karşılaştırma yapılacaktır
İHMAL VE İSTİSMAR YAŞANTISI OLAN ERGENLERDE EMDR TERAPİSİ ETKİLİLİĞİNİN İNCELENMESİ
Bu araştırmanın temel amacı, travma yaşantısı olan çocuk ve ergenlerin psikolojik sağaltımlarında uygulanması için geliştirilmiş olan Göz Hareketleriyle Duyarsızlaştırma ve Yeniden İşleme (EMDR) Terapisi Gelişimsel Protokolünün etkililiğinin kontrollü ve randomize bir çalışmayla sınanmasıdır. Bu amaç doğrultusunda, ihmal ve istismar travması yaşamış ve kurum bakımında olan ergenlerin benlik saygısı, duygu düzenleme güçlüğü, öz-yeterlik, psikolojik sağlamlık, stresle başa çıkma, duygusal ve psikolojik iyi oluş düzeyleri ile depresyon ve anksiyete belirti seviyeleri müdahale alan ve almayan gruplar arasında karşılaştırılmıştır. Çalışma, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı Aydın İl Müdürlüğüne bağlı Çocuk Evleri Koordinasyon Merkezinde (ÇEKOM) bakım ve koruma altında olan 12-17 yaş arası toplam 42 katılımcı ile yürütülmüştür. Araştırmada deney grubuna seçkisiz olarak atanan 21 katılımcıya her biri 50-60 dakikalık olan, EMDR Terapisi Gelişimsel Protokolü temel alınarak hazırlanmış toplam 12 seanslık terapi programı uygulanmış ve diğer 21 kişi ise bekleme listesi kontrol grubuna alınmıştır. Araştırmanın verileri ön test, son test ve 3 aylık izlem olmak üzere üç farklı zamanda toplanmıştır. Çalışmada veri toplama araçları olarak, Demografik Bilgi Formu, Rosenberg Benlik Saygısı Ölçeği, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği, Çocuklar İçin Öz-Yeterlik Ölçeği, Psikolojik Sağlamlık Tutum Beceri Ölçeği, Çocuk ve Ergenler İçin Stresle Başa Çıkma Ölçeği, Stirling Çocuklar İçin Duygusal ve Psikolojik İyi Oluş Ölçeği, Beck Depresyon Ölçeği ile Beck Anksiyete Ölçeği uygulanmıştır. Bulgularda, deney iv grubundaki katılımcıların uygulama sonrasında benlik saygısı toplam puanında anlamlı bir artışın olduğu ve bu artışın üç aylık izlemde de korunduğu; duygu düzenleme güçlüğü toplam puanının anlamlı olarak azaldığı ve üç aylık izlemde de bu değişimin korunduğu; öz-yeterlik toplam puanının anlamlı olarak arttığı ve üç ay sonraki izlemde olumlu değişimin korunduğu; stresle başa çıkma toplam puanında anlamlı bir artışın olduğu ve üç aylık izlemde de bu yükselişin korunduğu; psikolojik iyi oluş puanının anlamlı olarak arttığı ancak bu yükselişin izlemde anlamlı düzeyde korunmamakla birliktemarjinal düzeyde olduğu; depresyon puanının anlamlı seviyede azaldığı ve bu iyiye gidişin izlemde de korunduğu; anksiyete puanında anlamlı bir azalmanın olduğu ve bu azalmanın izlem ölçümlerinde de korunduğu gözlenmiştir. Ancak psikolojik sağlamlık tutum beceri toplam puanında istatistiki olarak anlamlı bir değişim bulunmamıştır. Sonuç olarak bu çalışmanın bulguları, çocukluk döneminde ihmal ve istismar yaşamış olan ergenlerde EMDR Terapisi Gelişimsel Protokolünün etkililiğini destekler niteliktedir
GİRİŞİMCİ LİDERLİĞİN ÇALIŞAN YARATICILIĞINA ETKİSİNDE TEKNOLOJİ KULLANIMININ ROLÜ: SİLAH SANAYİ ÇALIŞANLARI ÜZERİNE BİR ARAŞTIRMA
Günümüzün yoğun rekabet dünyasında işletmelerin sürdürülebilirliğinin yanı sıra gelişmelere uyum sağlayabilme ve fırsatlardan faydalanabilmede girişimci liderlik özellikleri giderek önem kazanmaktadır. Çalışan yaratıcılığı, bir işletmenin rekabet avantajını sürdürebilmesi ve yenilikçi ürün ve hizmetler geliştirebilmesi için temel unsurlardan biridir. Bugünün işletmeleri, teknolojik gelişmeleri yakından takip eden ve teknolojiyi kullanabilen yaratıcı çalışanlara da ihtiyaç duymaktadır. Bu araştırmanın temel amacı, girişimci liderliğin, çalışan yaratıcılığına etkisinde teknoloji kullanımının aracılık rolünü ortaya koymaktır. Araştırma, Türkiye'de son yıllarda hızlı atılımlar yaşayan savunma sanayi sektöründe gerçekleştirilmiştir. Araştırmanın örneklemini Beyşehir’de faaliyet gösteren bir silah sanayi işletmesinin 270 çalışanı oluşturmaktadır. Araştırmada veri toplama yöntemi olarak anket kullanılmış; "Girişimci Liderlik Ölçeği", "Çalışan Yaratıcılığı Ölçeği" ve “Teknoloji Kullanım Ölçeği”nden yararlanılmıştır. Araştırmada elde edilen bulgulara göre girişimci liderlik, çalışan yaratıcılığını ve teknoloji kullanımını; teknoloji kullanımı çalışan yaratıcılığını pozitif etkilemektedir. Aracı değişken olan teknoloji kullanımı modele eklendiğinde, girişimci liderliğin çalışan yaratıcılığı üzerindeki etkisinde bir değişiklik olmadığı, teknoloji kullanımının aracı etkisinin bulunmadığı tespit edilmiştir
ÖĞRETMENLERİN YAŞADIĞI STRES FAKTÖRLERİ VE KİŞİLİK ÖZELLİKLERİ İLE STRESLE BAŞETME STRATEJİLERİ ARASINDAKİ İLİŞKİNİN İNCELENMESİ
Bu çalışmanın amacı, içinde bulunduğumuz toplumu oluşturan bireyleri yetiştirerek topluma yön veren öğretmenlerin yaşadığı stres düzeylerini ve kaynaklarını belirlemek ve öğretmenlerin kişilik özelliklerinin stresle baş etme ile olan ilişkisini incelemektir. Bu amaç doğrultusunda toplam 293 öğretmenden veri toplanmıştır. Çalışmada katılımcılara Demografik Bilgi Formu, Öğretmenlerin Stres Faktörleri Anketi, Stresle Başa Çıkma Ölçeği (SBÖ) ve Eysenck Kişilik Anketi-Gözden Geçirilmiş Kısaltılmış Formu (EKA-GGK) uygulanmıştır. Elde edilen veriler IBM SPSS programında analiz edilmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda normal dağılım gösteren veriler için parametrik testler (bağımsız gruplar için t-testi, tek yönlü varyans analizi, Pearson momentler çarpımı korelasyon katsayısı), normal dağılmayan veriler için parametrik olmayan testler (Kruskall-Wallis-H testi, Mann Whitney U testi) kullanılmıştır. Öğretmenlerin nörotisizm puanları ile etkili başa çıkma puanları arasında negatif ve orta düzeyde bir ilişki bulunmaktadır. Yani, daha yüksek nörotisizm puanlarına sahip öğretmenler, etkili başa çıkma stratejilerini daha az kullanmaktadır. Dışa dönüklük puanları ile etkili başa çıkma arasında pozitif ve düşük düzeyde bir ilişki vardır, ancak bu ilişki diğer değişkenler kontrol edildiğinde daha da iv zayıflamaktadır. Psikotisizm ve yalan puanları ile etkili başa çıkma arasında düşük düzeyde pozitif ilişkiler bulunmaktadır. Çoklu regresyon analizine göre, nörotisizm ve yalan, etkili başa çıkma puanları üzerinde anlamlı bir etkiye sahip olduğu anlaşılmıştır. Yapılan analizler sonucunda öğretmenlerin kişilik özellikleri ve stresle başa çıkma stratejilerinin karşılaştırılmasında öğretmenlerin nörotisizm düzeyleri, etkisiz başa çıkma ve çaresiz kendini suçlayıcı yaklaşımla pozitif bir ilişkiye sahip olduğu belirlenmiştir. Özellikle nörotisizm ve çaresiz kendini suçlayıcı yaklaşım arasında güçlü bir bağ bulunmuştur. Ayrıca nörotisizm, kendine güvenli, iyimser yaklaşımlar ve etkili başa çıkma ile negatif yönde ilişkilidir. Bu, yüksek nörotisizmin etkili başa çıkmayı azaltabileceğini göstermektedir. Dışa dönüklük, etkili başa çıkma ve kendine güvenli yaklaşımla pozitif ilişkilidir. Ayrıca, dışa dönüklük ile çaresiz kendini suçlayıcı ve boyun eğici yaklaşımlar arasında düşük seviyede negatif ilişki bulunmaktadır. Psikotisizm genel olarak diğer değişkenlerle anlamlı bir ilişki göstermemiştir, ancak yalan puanlarıyla negatif bir ilişki içindedir. Yalan puanları kendine güvenli ve iyimser yaklaşımlar ile pozitif, çaresiz kendini suçlayıcı ve boyun eğici yaklaşımlar ile negatif ilişkilidir. Bu, daha yüksek yalan puanlarının etkili başa çıkma stratejileriyle bağdaştığını göstermektedir. Kendine güvenli ve iyimser yaklaşımlar arasında güçlü bir pozitif ilişki bulunmaktadır. Her iki yaklaşım da etkili başa çıkmayla pozitif ilişkiliyken, etkisiz başa çıkma ile negatif ilişkilidir. Etkili ve etkisiz başa çıkma arasında negatif ve anlamlı bir ilişki bulunmaktadır. Etkili başa çıkma, sosyal destek arama ile pozitif, boyun eğici yaklaşımla ise negatif ilişki göstermektedir. Çalışmanın sonucunda elde edilen bulgular literatür çerçevesinde ele alınmıştır
DİASPORA DİPLOMASİSİNİ YENİDEN DÜŞÜNMEK: ALMANYA’DAKİ TÜRK DİASPORASININ ANALİZİ
Diasporalar dış politika yapımının hayati bir unsuru haline gelmişlerdir. Diasporanın önemine ilişkin yaşanan bu paradigma değişimi devletlerin diasporalar ile etkileşime girmesine neden olmuştur. Bununla ilişkili olarak diasporaların küresel siyasetteki siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkilerdeki rolleri yeniden tanımlanmaya başlamıştır. Bu doktora tezi, diasporanın yeniden tanımlanan rolleri bağlamında Almanya’daki Türk diasporasının, diaspora diplomasisi faaliyetlerini nasıl gerçekleştirdiğini incelemektedir. Almanya’da bulunan Türk kökenli siyasetçiler ve diaspora STK kuruluşları ile yapılan görüşmeler neticesinde bu çalışma, Türk diasporasının diplomasideki aktörlüğünü açıklamaya çalışmaktadır. Çalışma içinde kamu diplomasisinin yeni bir uygulama alanı olarak değerlendirilen diaspora diplomasisi kavramı, diaspora-ana vatan devlet-ev sahibi devlet arasındaki ilişkiler açısından yeniden kavramsallaştırılmaktadır. Tez çalışması, ana vatan devletin politikaları nedeniyle Türk diasporasının pasif bir aktör konumunda olduğunu savunmaktadır. Ayrıca, diaspora aktörlüğüne ilişkin olarak ev sahibi devlet Almanya’nın da uyguladığı entegrasyon politikalarıyla beraber Türk diasporanın iki ülke dış politika yapım sürecinde etkili bir aktör olarak rol oynamadığını vurgulamaktadır. Ana vatan devletin iç ve dış politikası arasında kalan Türk diasporasının, Alman karar vericilerinin tutum ve davranışlarını etkileyemediği görülmektedir. Son dönemde, ana vatan devletin dış politika söyleminin ayrılmaz bir parçası haline gelen Türk diasporası, Türkiye-Almanya ilişkilerinin karmaşıklaştığı bir iv ortamda dış politika gündeminin bir aracı haline gelmiştir. Ana vatan devletin politikaları sonrasında egemenlik ve güvenlik kaygıları nedeniyle Türk diasporasına karşı sınırlayıcı bir tutum içinde olan Almanya, diaspora faaliyetlerini engelleyici önlemler almaktadır
Examining the Accuracy of DEM of Difference and 3D Point Cloud Comparison Methods: Open Pit Mine Case Study
With the widespread use of unmanned aerial vehicles (UAV), it has become possible to rapidly implement high-accuracy photogrammetric mapping studies over small areas using low-cost and basic systems. Through the comparison of images captured at various epochs of a specific area, 3D change detection between epochs can be easily carried out. The process involves extracting point clouds from images obtained via photogrammetric methods, followed by utilizing processing software to derive digital surface models from these point clouds. By taking the differences of these DSMs, 3D change detection can be performed and temporal changes can be modeled. This method is known as DEM (DSM) of Difference (DoD) in practice and has low computational cost. In recent times, advancements in technology have led to the creation of powerful computers capable of processing large amounts of data quickly and affordably. This has enabled researchers to conduct 3D change detection studies directly using the raw points, eliminating the need to first generate a DSM. Methodologically, DoD and PC based 3D change detection strategies have different evaluation stages and outputs. In studies conducted using the DoD method for 3D change detection, only vertical changes can be identified. However, when conducting comparison studies with raw PCs, it is possible to obtain the 3D change vector. In this study, the DoD method, which is widely used in practice, was compared with M3C2, which is a newer method. The accuracy of the methods was tested in an active openpit mine site where intensive excavation work was carried out. Standard deviations below 11 cm were observed in the M3C2 length and DoD differences derived from UAV images, with an average ground sampling distance (GSD) of 5.8-6.9 cm. Approximately 1% of the differences were categorized as outliers.İnsansız hava araçlarının kullanımının yaygınlaşması ile birlikte, düşük maliyetli ve
basit sistemler kullanılarak yüksek doğruluklu fotogrametrik haritalama çalışmalarının
küçük alanlarda hızlı bir şekilde uygulanması mümkün hale gelmiştir. Belirli bir alanın
farklı zaman dilimlerinde çekilen görüntülerinin karşılaştırılması yoluyla iki zaman
dilimi arasındaki 3B değişim tespiti de kolaylıkla gerçekleştirilebilmektedir. Bu
amaçla, fotogrametrik yöntemlerle elde edilmiş görüntülerden fotogrametrik
değerlendirme yazılımları kullanılarak nokta bulutları elde edilir ve bu nokta
bulutlarından da sayılsal yüzey modelleri (SYM) elde edilir. Bu SYM'lerin farkları
alınarak 3B değişim tespiti gerçekleştirilebilir ve zamansal değişimler modellenebilir.
Bu yöntem pratikte fark SYM yöntemi olarak bilinir ve hesaplamalar açısından düşük
maliyetlidir. Son zamanlarda teknolojinin gelişmesi ile birlikte büyük verisetlerini kısa
zamanlarda işleyebilen güçlü bilgisayarların gelişmesi ve bunlara erişimin düşük
maliyetlerle mümkün olması neticesinde 3B değişim tespit çalışmaları ham nokta
bulutlarından SYM elde edilmeksizin doğrudan noktaların kendisi ile
yapılabilmektedir. Metodolojik olarak, Fark SYM ve nokta bulutu tabanlı 3D değişim
tespiti gerçekleştirme stratejilerinin farklı değerlendirme aşamaları ve çıktıları vardır.
Fark SYM yöntemi ile gerçekleştirilen 3B değişim tespit çalışmalarında yalnızca
düşey yöndeki değişimler ortaya çıkarılabilirken, ham nokta bulutları ile yapılan
karşılaştırma çalışmalarında 3B değişim vektörü hesaplanabilmektedir. Bu çalışmada,
pratikte oldukça yoğun kullanılan Fark SYM yöntemi ile yeni bir 3B nokta bulutu
karşılaştırma yöntemi olan M3C2 karşılaştırılmıştır. Yöntemlerin doğruluğu, yoğun
kazı çalışmalarının yapıldığı aktif bir açık maden ocağı sahasında test edilmiştir.
Ortalama yer örnekleme aralığı 5.8-6.9 cm olan İHA görüntülerinden elde edilen
M3C2 uzunluk ve DoD farklarıyla 11 cm'den düşük standart sapma değerleri
bulunmuştur. Farkların sadece %1 civarındaki kısmı uyuşumsuz olarak tespit
edilmiştir
İran'ın Büyük Şehirlerinde Kentsel Dönüşüm
Tezsiz Yüksek Lisans Bitirme ProjesiBu çalışma, İran'daki büyük şehirlerde yıpranmış evlerin yenilenmesi sürecinin toplumsal etkilerini incelemektedir. Yenileme projeleri, fiziksel yapıların modernize edilmesinin ötesinde, yerel halkın yaşam tarzını, sosyal ilişkilerini ve kültürel kimliğini de etkileyen derin sonuçlar doğurabilir. Araştırma, kentsel dönüşüm sürecinin sosyo-ekonomik etkilerini, toplumsal dayanışmayı nasıl şekillendirdiğini ve bu süreçte karşılaşılan zorlukları analiz etmeyi amaçlamaktadır. Çalışmanın amacı, bu projelerin İran şehirlerinde toplumsal yapıyı nasıl dönüştürdüğünü ve bu dönüşümün uzun vadeli etkilerini değerlendirmektir
Python İle Fiyat Tahmini ve Görselleştirme Projesi
Bu çalışmada petrol ve doğal gaz fiyatlarının küresel plastik fiyatlarının belirlenmesinde oynadığı rol araştırılmıştır. Plastik yapımında kullanılan hammaddelerin büyük bir kısmı petrokimya endüstrisinden gelmektedir. Ham petrol ve doğalgaz fiyatlarındaki dalgalanmalar plastiğin üretim maliyetini ve dolayısıyla piyasadaki plastiğin fiyatını doğrudan etkilemektedir. Plastik fiyatları üzerindeki etkiyi analiz etmek için bir önceki yıllara ait ham petrol ve doğal gaz fiyatı verileri kullanılmıştır. Elde edilen sonuçlar enerji piyasasındaki değişimlerin plastik sektörü üzerindeki etkisini göstermekte ve gelecekteki fiyat değişimlerini tahmin etmeyi mümkün kılmaktadır
Zamane: Yaşlı Bireylerin Gündelik Hayatlarını Kolaylaştırmak İçin Bir Mobil Uygulama
Yaşlı bireyler, gündelik hayatlarında fiziksel, zihinsel ve sosyal aktivitelerinde zorlanmaktadır. Dijital teknolojiler, yaşlı bireylerin yaşam kalitesini artırma ve gündelik hayatlarını kolaylaştırma potansiyeline sahiptir. Ancak, yaşlanmanın getirdiği fiziksel ve zihinsel değişimler, teknoloji kullanımını güçleştirmektedir. Bu tez çalışmasında, yaşlı bireylerin dijital teknolojilere uyum sağlama sürecinde karşılaştıkları zorluklar göz önünde bulundurularak bir mobil uygulama geliştirilmiştir. Uygulama, yaşlı bireylerin dijital teknolojileri daha etkin ve verimli bir şekilde kullanmalarını sağlayarak gündelik hayatlarını kolaylaştırmayı hedeflemiştir. Aynı zamanda bu zorlukları aşmalarını desteklemek ve dijital teknolojileri daha kolay kullanabilmelerini sağlamak amacıyla çeşitli iyileştirmeler sunacak şekilde tasarlanmıştır
Scientific Interpretation of the Verses on the Creation of the Cosmos in Tafsīr al-Marāgī
Kur’ân-ı Kerîm, lafız ve mana açısından eşsiz bir muhtevaya sahiptir. Kâinatın ve içindekilerin yaratılışına dikkat çeken âyetler, akıllara ve gönüllere hitap etmektedir. Kur’ân’ın bu açıdan anlaşılmasına vurgu yapan müfessirler bilimle ilgili âyetlerini elde edilen bilimsel teorilerle tefsir etmeye çalışmışlardır. Bilimsel tefsir olarak isimlendirilen bu yorumlama yöntemini benimseyen müfessirlerden biri de Ahmed Mustafa Merâgî’dir (1883-1952). Çalışmada Merâgî’nin Tefsîru’l-Merâgî isimli eserinden hareketle Kur’ân’a bilimsel tefsir yaklaşımını ele almak amaçlanmıştır. Bu çerçevede Merâgî’nin kâinatın yaratılışı ve düzeni ile ilgili âyetlere getirdiği bilimsel yorumlar incelenmiştir. Ayrıca ilgili âyetleri bilimsel yorumlayan müfessirlere atıfta bulunulmuştur. Müfessirin bilimsel tefsire yönelişini anlayabilmek için ekolün tarihçesine değinilmiş, ardından Merâgî ve onun bilimsel tefsir anlayışından bahsedilmiştir. Son olarak müfessirin, kâinatın yaratılışının safhalarını anlatan âyetlere dair bilimsel tefsir örneklerine yer verilmiştir. Çalışma, nitel araştırmanın doküman analizi yöntemiyle yapılmış, tahlil ve karşılaştırmalara yer verilmiştir. Sonuç olarak Merâgî, tefsirini bilimsel bulgulara dayanarak oluşturan bir müfessir olup eseri bilimsel tefsir yaklaşımı açısından kaynak değerindedir. Ayrıca o, Kur’ân’ın bilimsel bulgulara asırlar önce işaret ettiği fakat bu bilgilerin ilmî verilerin doğrulanmasıyla açığa çıktığı görüşünün savunucularındandır