Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
YETİŞKİNLERDE OBSESİF İNANÇLAR, DUYGU DÜZENLEME VE DUYGU DEĞERLENDİRMESİNİN OBSESİF KOMPULSİF BELİRTİ BOYUTLARIYLA İLİŞKİSİNİN KESİTSEL İNCELEMESİ
Mevcut çalışma iki aşamadan oluşmaktadır. İlk aşamasında alan yazını incelendiğinde henüz Türkçe’ye uyarlanmadığı görülen Duyguları Tehdit Olarak Algılama Ölçeği’nin (McCubbin ve Sampson, 2006) Türkçe’ye uyarlanıp geçerlik ve güvenirlik çalışmasının yapılması amaçlanmaktadır. Bu aşamadaki çalışmanın örneklemini 18-48 yaş aralığındaki 253 üniversite öğrencisi oluşturmaktadır. Çalışmada, Duyguları Tehdit Olarak Algılama Ölçeği (DTAÖ-the Perception of Threat from Emotions Questionnaire) Türkçe formu, Duygudurum Farkındalığı Ölçeği (DFÖ-Trait Meta-Mood Scale), Duygu Gereksinimi Ölçeği (DGÖ-The Need for Affect Scale) ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri SPSS 25 programı kullanılarak yapılmıştır. Ölçeğin yapı geçerliğini değerlendirmek amacıyla Açımlayıcı Faktör Analizi (AFA), ölçüt bağıntılı geçerliğini değerlendirmek amacıyla Pearson Korelasyon Analizi yapılmıştır. Ölçeğin test-tekrar test güvenirliği Pearson Korelasyon Analizi ile değerlendirilirken; iç tutarlılığı Cronbach Alpha katsayısı ve madde-toplam puan korelasyonları ile değerlendirilmiştir. Ölçeğin orijinal faktör yapısının değerlendirildiği Açımlayıcı Faktör Analizi, geçerlik ve güvenirlik analizleri değerlendirildiğinde ölçeğin Türk örnekleminde kullanılabilecek düzeyde geçerliği ve güvenirliği olan bir ölçüm aracı olduğu görülmektedir. iv Mevcut çalışmanın ikinci ve esas aşamasında obsesif inançlar, duygu düzenleme güçlükleri, duygu düzenleme stratejileri ve duygu değerlendirmesinin (duyguları tehdit olarak algılama) depresyon ve kaygı belirtileri kontrol edildiğinde farklı obsesif kompulsif belirti boyutlarının görünümü ile olan ilişkisinin irdelenmesi amaçlanmaktadır. Obsesif inançların OKB boyutları ile ilişkisinde duygu düzenleme stratejilerinin, duygu düzenleme güçlüklerinin ve duyguları tehdit olarak algılamanın da OKB boyutlarını yordayıp yordamadığını ve duygulara dair değişkenler de dikkate alındığında var olan modelin tahmin gücünün artıp artmayacağını incelemek amaçlanmaktadır. İkinci çalışma aşamasının örneklemini 18-73 yaş aralığındaki 246 toplum temelli katılımcı oluşturmaktadır. Çalışmada; Duyguları Tehdit Olarak Algılama Ölçeği (DTAÖ), Boyutsal Obsesyon Kompulsiyon Ölçeği, Obsesif İnanışlar Anketi-20, Duygu Düzenleme Güçlüğü Ölçeği-Kısa Formu (DDGÖ-16), Hastane Anksiyete-Depresyon Ölçeği, Duygu Düzenleme Anketi ve Demografik Bilgi Formu kullanılmıştır. Verilerin istatistiksel analizleri SPSS 25 programı kullanılarak yapılmıştır. Veriler Bağımsız Örneklemler T Testi, Pearson Korelasyon Katsayısı Analizi ve Hiyerarşik Çoklu Regresyon Analizi uygulanarak değerlendirilmiştir. Anksiyete ve depresyon kontrol değişkenleri olarak analizlere dâhil edilmiştir. Çalışma değişkenlerinin, farklı OKB belirti boyutu şiddetini ortak şekilde yordama düzeylerinin değerlendirildiği hiyerarşik çoklu regresyon analizleri sonucunda; sadece bulaş belirti boyutu için modelin doğrulandığı tespit edilmiştir. Regresyon analizlerindeki modele duyguları tehdit olarak algılama değişkeninin dâhil edilmesiyle obsesif inançlar değişkeni, OKB’nin bulaş ve kabul edilemez düşünceler belirti boyutlarındaki yordama gücünü yitirmiştir. Ölçek adaptasyon çalışması ve esas çalışmanın bulguları ilgili alan yazını bilgileri ele alınarak tartışılmış, gelecekte yapılacak bilimsel çalışmalara yönelik önerilerde bulunulmuştur
REKLAMLARDA ENTİMEMİN YERİ VE ÖNEMİ
Bu çalışma, retoriğin temel unsurlarından biri olan entimemin reklam metinlerinde kullanımını inceleyerek, ikna stratejilerinin mantıksal analizini yapmayı amaçlamaktadır. Çalışmada, ikna etme sanatı olan retoriğin tanımı, tarihsel gelişimi, temel unsurları ve üç ikna kanıtı olan ethos, pathos ve logos ayrıntılı bir şekilde ele alınmıştır. Entimem, retorikte eksik bırakılan ancak muhatap tarafından tamamlanması beklenen bir akıl yürütme biçimi olarak tanımlanmaktadır. Bu çalışmada entimemin türleri tanımlanarak ve tek önermeden oluşan, birinci, ikinci ve üçüncü sıradan entimemler incelenmiştir. Reklam metinlerinde entimem kullanıldığında muhatabın ikna süreci daha etkili hale gelmektedir. Çalışmada reklamın tanımı, amacı ve retorik unsurları kapsamlı bir şekilde açıklanmıştır. İkna stratejilerinin somut örneklerle desteklenmesi amacıyla çeşitli markalara ait reklam metinleri seçilerek analiz edilmiştir. Bu reklamlarda entimemin kullanım biçimleri, muhataplar üzerinde nasıl bir mantıksal çıkarım süreci oluşturduğu ve ikna edici mesajların nasıl yapılandırıldığı detaylı olarak incelenmiştir. Reklam metinlerinde ethos, pathos ve logos kanıtlarının nasıl entimemlerle bütünleştirildiği, markaların güvenilirlik sağlama, duygusal bağ kurma ve mantıksal ikna oluşturma süreçleriyle örneklendirilmiştir. Seçilen reklamlar arasında kozmetik, giyim ve gıda sektörlerine ait içerikler yer almaktadır. Her reklam için entimemin kıyas formları oluşturularak mantıksal çıkarımlar tablo halinde sunulmuştur. Sonuç olarak, reklamlarda kullanılan entimemler, muhataplarının pasif alıcılar yerine aktif katılımcılar olarak düşünmelerini sağlamakta ve böylece daha güçlü bir ikna süreci meydana getirmektedir
EDEBİYATTA KIRK HADİS VE RIHLETÎ’NİN KIRK HADİSLERİ (Metin ve Tahlil)
Hz. Muhammed’in hadisleri, İslam kültür ve edebiyatının temelini oluşturarak dinî ve toplumsal hayatı şekillendirmiş, aynı zamanda edebî eserlere ilham kaynağı olmuştur. Bu bağlamda “Kırk Hadis”, Hz. Muhammed’e ait hadislerin belirli kategorik kriterler çerçevesinde seçilip derlendiği, hadis geleneği ile edebiyatın kesişim noktasında ortaya çıkan özgün bir edebî türdür. Bu tür; Türk, Arap ve Fars edebiyatları ile kültür tarihleri açısından büyük bir öneme sahip olup özellikle Türk-İslam Edebiyatı geleneğinde hem dinî bilginin aktarımında hem de toplumun dinî ve ahlâkî değerlerinin pekiştirilmesinde işlevsel bir rol oynamıştır. Arap edebiyatında İmam Nevevî, Fars edebiyatında Mollâ Câmî gibi isimlerle öne çıkan bu tür, dinî öğretiyi edebî bir üslupla birleştirerek halkın manevî rehberliğine katkı sunmuştur. Özellikle Osmanlı döneminde özgün bir kimlik kazanan bu gelenek, dinî metinlerin edebî formlarla sentezlenmesiyle toplumsal ve ahlâkî eğitimde etkili bir rol oynamıştır. Bu çalışmada, Türk-İslam Edebiyatı’nda Kırk Hadis türünün gelişimi incelenmekte ve bu türün önemli temsilcilerinden Balıkesirli Rıhletî Efendi'nin iki eseri detaylı olarak analiz edildikten sonra transkribe edilmektedir. Birinci bölümde, Kırk Hadis türünün doğuşu, Arap ve Fars edebiyatlarındaki yansımaları ve bu türün Türk edebiyatında XIV. yüzyıldan XX. yüzyıla kadar kronolojik gelişimi detaylı şekilde ele alınmıştır. İkinci bölümde, Osmanlı dönemi müelliflerinden Rıhletî Efendi’nin hayatı, şahsiyeti ve eserleri ile ilgili tüm kaynaklara ulaşılmaya çalışılmış ve bu bilgiler bir araya getirilmiştir. Üçüncü bölümde, Rıhletî’nin Kırk Hadis derlemeleri tahlil edilmiştir. Öncelikle onun fakr hakkındaki kırk hadisinin tevhid ve münacat, naʿat, sebeb-i telif gibi iv bölümleri analiz edilmiştir. Ayrıca eserdeki hadislerin sıhhati ele alınmıştır. Ardından, Rıhletî’nin Mollâ Câmî’nin aynı türdeki eserinden yaptığı tercüme tahlil edilmiş, muhteva incelemesi yapılarak eserdeki hadisler tematik olarak sınıflandırılmıştır. Dördüncü bölümde ise, Rıhletî Efendi’nin her iki Kırk Hadis derlemesi transkribe edilmiştir. Önce Fakr Hakkındaki Kırk Hadis metni, ardından Câmî’den yaptığı tercümenin tam metni sunulmuştur. Çalışmanın sonunda ise yazma nüshaların fotoğraflarına yer verilerek, eserlerin görsel özellikleri de belgelenmiştir. Bu çalışma, Rıhletî’nin Türk-İslam edebiyatına ve özellikle Kırk Hadis türüne yaptığı katkıları inceleyerek, unutulmaya yüz tutmuş eserlerini yeniden gün yüzüne çıkarmayı amaçlamaktadır. Rıhletî’nin eserleri, yalnızca XVI. yüzyılın dinî ve edebî anlayışını yansıtmakla kalmayıp, günümüz okuyucusu için de edebî ve manevî değer taşımaktadır
ÖZEL OKUL KAYITLANMALARININ EKONOMİK BÜYÜMEYE ETKİSİ: CİNSİYET ANALİZİ
Ekonomik büyüme hem gelişmiş hem de gelişmekte olan ülkeler için oldukça önemlidir. Ekonomik büyümenin en önemli belirleyicilerinden biri olan eğitim, bireysel ve toplumsal verimliliği artırması, teknolojik gelişmeye katkı sağlaması, bilgiyi yayması ve beşeri sermayeyi artırması nedeniyle ekonomik büyüme açısından büyük önem taşımaktadır. Nüfus artışı ve küreselleşme, devlet okullarında yetersiz eğitim verilmesine yol açmış, eğitimin özelleştirilmesi konusu gündeme gelmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde kurulan medreselerden günümüze kadar geçen süre içinde özel okulların sayıları giderek artmış ve zamanla yapılan düzenleme ve denetimlerle eğitim sektöründe önemli paya sahiptir. Toplam okul kayıtlanmaları ve devlet okulu kayıtlanmalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini inceleyen çalışmalar literatürde mevcuttur. Bu çalışma özel okul kayıtlanmalarını konu edinerek ve cinsiyet açısından değerlendirme yaparak literatürden ayrılmıştır. Bu Çalışmada Türkiye’de Seçili 4 Eğitim Düzeyi (Okul Öncesi Eğitim, İlköğretim, Genel Ortaöğretim, Mesleki Ve Teknik Lise) ele alınarak, 2009-2023 yılları arasında analiz edilmiştir. Ekonomik büyümeyi temsil eden bağımlı değişken olarak kişi başına düşen gayrisafi milli hâsıla verileri kullanılırken, bağımsız değişkenler olarak özel okul kız öğrenci kayıtlanmaları, özel okul erkek öğrenci kayıtlanmaları, eğitim harcamaları, 0- 14 yaş arası nüfus, devlet okulu kız öğrenci kayıtlanmaları, devlet okulu erkek öğrenci kayıtlanmaları ve işsizlik değişkenleri kullanılmıştır. Çalışmanın amacı seçili düzeylerdeki özel okul kız ve erkek öğrenci kayıtlanmalarının ekonomik büyüme üzerindeki etkisini incelemektir. iv Sabit etkili panel model ve OLS yöntemi kullanılarak yapılan analiz sonucunda özel okul erkek öğrenci kayıtlanması GDP üzerinde %5 anlamlılık düzeyinde anlamlı çıkmıştır. Özel okul erkek öğrenci kayıtlanmasındaki bir birimlik artış, GDP üzerinde 0,05 birimlik artış sağlamaktadır. Özel okul kız öğrenci kayıtlanması GDP üzerinde %10 anlamlılık düzeyinde anlamlı çıkmıştır. Özel okul kız öğrenci kayıtlanmasındaki bir birimlik artış, GDP üzerinde 0,047 birimlik artış sağlamaktadır. Politika önerisi olarak devletin özel okullara yapılan teşvikleri ve eğitim harcamalarını artırması gerekmektedir
AİLE ŞİRKETLERİNDE ÖRGÜT KÜLTÜRÜNÜN TEKNOLOJİYE ETKİSİ: GIDA SEKTÖRÜNE YÖNELİK İZMİR İLİNDE BİR ARAŞTIRMA
Günümüzde faaliyet gösteren, aile şirketlerinin temeli, çiftçilik ve hayvancılık yapan ailelerle başlayıp, sonraları Sanayi Devrimi ve kentleşmeyle beraber, girişimlerini sürdürerek etkinlik gösteren, daha gelişmiş işletmeler oluşturmuşlardır. Aile şirketleri, global yarışta şirketlerini ilerletmeyi, devamlılığını sağlama hedefiyle aile mirasını korumayı, gelişen teknolojiyi şirketinde kullanmayı, sektördeki faaliyetlerini, kazancını ve verimini yükseltmeyi amaçlamıştır. Böylece aile şirketleri, teknolojinin gelişmesiyle hedeflerine ulaşmayı sağlamıştır. Örgüt, iki veya daha fazla kişinin bir araya gelerek, ortak amaçlarla iş yapmak için oluşturduğu topluluktur. Örgütler, kâr amacı gütmeyi ve varlıklarını devam ettirmeyi amaçlamışlardır. Günümüzde, hızla artan teknolojik gelişmeler sayesinde örgütler, bilgiden ve bilgi teknolojilerinden, verimli bir şekilde yaralanmaktadırlar. Zamanımızda, teknolojinin ve bilgi teknolojileri kavramının oluşması, ilerlemesiyle birlikte kamu kuruluşlarının ve şirketlerin günümüzde, bilgiye erişmesi daha kolay hâle gelmiştir. Tarımla başlayarak, Sanayi Devrine ve ardından da bilgi çağına geçilmesiyle insanlar, büyük bir gelişme göstermiştir. Bu çalışmayla aile şirketlerinin örgüt kültürü kapsamında, teknolojik uygulamalara etkisi incelenmeye çalışılmıştır. Birinci bölümde kavramlar, Yönetim Teorileri Yaklaşımları, Bilgi Teknolojilerinin Örgütlere Etkileri ve Örgüt Kültürü detaylı bir biçimde ele alınarak incelenmiştir. İkinci bölümde ise, Türkiye’de Aile Şirketleri ve Aile Şirketi Kavramı incelenerek, Gelişimi ve Gelişim Evreleri iv araştırılmış, Temel Özellikleri araştırılarak, Avantajları ve Dezavantajları, Aile Şirketi Türleri ayrıntılarıyla belirtilmiştir. Üçüncü bölümdeki uygulama kısmında ise, İzmir ili içerisinde bulunan, gıda sektöründeki, aile şirketleri ile anket çalışması yapılarak, örgüt kültürünün teknolojiye etkisi, ölçülmeye çalışılmıştır. SPSS analiz programı kullanılarak yapılan analiz sonucunda, örgüt kültürünün teknolojiyi olumlu yönde etkileyeceği, bulgusuna ulaşılmıştır
DİN GÖREVLİLERİNDE İŞ STRESİ VE DİNÎ BAŞA ÇIKMA
Bu araştırmada din görevlilerinin çalışma hayatlarında karşılaştıkları stres faktörleri ve bu faktörler ile baş edebilmek için uygulamış oldukları dinî yönelimler incelenmiştir. Araştırmanın birinci bölümü olan kavramsal çerçeve başlığı altında, din görevlilerinin görev tanımlarına yer verilmiştir. Sonrasında ise stres ve bir stres türü olan iş stresinin tanımı yapılmış, iş stresinin kaynakları, sonuçları ve iş stresiyle mücadele yöntemlerine değinilmiştir. Son olarak da dinî başa çıkma, dinî başa çıkmanın çeşitleri ve unsurları, insanın anlam arayışına etkisi ve dinî başa çıkmanın sağlık ile ilişkisi ele alınmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde, örneklemin demografik değişkenler açısından iş stresi ve dinî başa çıkma düzeyleri incelenmiştir. Araştırma nicel bir metodolojide açıklayıcı ve betimleyici desende gerçekleştirilmiştir. Veri toplama aracı olarak anket tekniğinden yararlanılmıştır. Çalışmanın örneklemi Konya Merkez (Selçuklu, Karatay, Meram) İlçe Müftülüklerinde görev yapan imam-hatip, müezzin-kayyım ve Kur’an kursu öğreticisi olan 904 bireydir. Araştırmanın veri toplama aracı demografik değişkenlerin yer aldığı sorular, iş stresi ölçeği ve dinî başa çıkma ölçeğinden oluşturulmuştur. Toplanan veriler SPSS programı aracılığıyla analiz edilmiş ve hem ülkemizde hem de yurt dışında yapılan benzer araştırma sonuçları ile karşılaştırılarak yorumlanmıştır. Araştırma neticesinde, din görevlilerinin düşük düzeyde iş stresi yaşadıkları ve yüksek düzeyde pozitif dinî başa çıkma etkinliklerine başvurdukları sonucuna ulaşılmıştır. Katılımcıların negatif dinî başa çıkma düzeyleri ise orta derecede çıkmıştır. Dolayısıyla din görevlilerinin karşılaştıkları problemleri Allah’tan gelen bir uyarı olarak yorumladığı saptanmıştır. Yapılan korelasyon iv analizine göre din görevlilerinde dinî başa çıkma düzeyleri arttıkça iş stresi yaşama oranlarında düşüş olduğu tespit edilmiş (r= -.198, p<.001), bu kapsamda din görevlilerinin iş stresi yaşadıkları fakat dinî başa çıkma etkinliklerine sık sık başvurdukları için iş stresini minimum düzeye indirdikleri gözlemlenmiştir
CUMHURİYETİN İLK YILLARINDA ANKARA’DA SPOR HAYATI (1923- 1938)
Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşuyla birlikte başkent Ankara, toplumsal ve siyasi dönüşümün merkezi haline gelmiştir. Uzun yıllar süren savaşlar sebebiyle yıpranan genç nüfusun, gelecek nesillerde sağlıklı ve bilinçli bireyler şeklinde yetiştirilmesi, yeni devletin öncelikli hedeflerinden birisi olmuştur. Bu hedefe ulaşmada spor önemli bir araç olarak değerlendirilmiştir. Mustafa Kemal Atatürk önderliğinde muasır medeniyet seviyesine ulaşma yolunda spor hem toplumsal hem de bireysel açıdan gelişimi destekleyen temel unsurlardan birisi olarak değerlendirilmiştir. Bundan dolayı Cumhuriyetin ilk yıllarında sporun kurumsallaşması ve yaygın hale getirilmesi için çeşitli politikalar izlenmiş, başkent Ankara ise bu sürecin önemli merkezlerinden biri olmuştur. Ankara’nın sporun gelişimi hususundaki ağırlığı, devlet tarafından atılan yeni adımlarda merkez olarak belirlenmiştir. Ankara’da yaşanan değişimler, sporun gelişimi, modernleşmesi ve çağdaşlaşması sürecinde önemli rol oynamıştır. Nitekim, Ankara’daki spor kulüplerinin ve kurumlarının muasır medeniyetler seviyesine ulaşma hedefi konusunda edindiği anlayış, devlet politikaları ile paralel ilerlemiştir. Şehrin çehresini değiştiren spor tesislerinin inşası, şehre mensup kulüplerin spor faaliyetleri ve teşvik edilmesi gibi çalışmalar, sağlıklı ve disiplinli nesiller yetiştirmek amacıyla gerçekleştirilmiştir. Her geçen yıl artan spor faaliyetleri ve icra edilen spor branşları, sadece beden terbiyesi alanında ilerlemeyle sınırlı kalmamış aynı zamanda toplumu iv sosyal alanda ileriye taşımıştır. Özellikle kadınların spor hayatına kazandırılması sosyal alanın yükselmesine pozitif anlamda etki göstermiştir. Bu araştırma, Cumhuriyetin ilk yıllarında Ankara’da sporun gelişimi, faaliyetleri ve halka olan etkisini ele alan Türk spor tarihine katkı sağlamayı amaçlamaktadır. Ayrıca, sporun modernleşme ve millî kimlik inşasındaki rolünü başkent Ankara özelinde değerlendirmeyi; dönemin spor politikalarının toplumsal yapı üzerindeki dönüşümüne olan etkisini tespit etmeyi amaçlamaktadır
Bilgisayar Simülasyonu Üzerinde Odunun Ses Analizi
Bu tez çalışması kapsamında müzik aleti yapımında yaygın olarak kullanılan odun türlerinden ladin (Picea orientalis), akçaağaç (Acer pseudoplatanus), maun (Entandrophragma spp.), servi (Cupressus sempervirens) ve dut (Morus alba) odunlarının propiyonik anhidrit ile kimyasal modifikasyonu sonrası akustik performansındaki değişimi araştırılmıştır. Akustik özelliklere ait modal frekans değeri hem ses yayılım analizi (FRF) cihazıyla hem de MATLAB ölçümleriyle tespit edilerek birbiriyle karşılaştırılmıştır. Bu amaçla, odun örnekleri 120 °C sıcaklıkta ve değişen sürelerde (1, 3, 6 saat) propiyonik anhidrit ile kimyasal modifikasyon işlemine tabi tutulmuştur. Modifikasyon işleminin; boyutsal sabitlik, ses iletim hızı (v), dinamik elastikiyet modülü (MOE), akustik radyasyon (R), E/g, logaritmik azalma katsayısı (e), modal frekans ve akustik empedans (z) gibi özellikler üzerine etkileri değerlendirilmiştir. Kimyasal modifikasyon işlemiyle odun örneklerine minimum %22, maksimum %80 oranında boyutsal kararlılık kazandırıldığı belirlenmiştir. Modal frekans değerlerinin tespiti bağlamında, FRF analizi ile MATLAB ölçümleri arasında bir fark bulunmadığı belirlenirken kimyasal modifikasyon işleminin modal frekans değerini azalttığı gözlemlenmiştir. Ladin haricindeki tüm odun örnekleri için; kimyasal modifikasyonla birlikte %10 ile %21 aralığındaki ağırlık kazancının, ses iletim hızı ve MOE değerlerinde azalma meydana getirmeden örneklere yüksek oranda boyutsal sabitlik kazandırıldığı tespit edilmiştir. Benzer şekilde, %9 – 17 aralığında ağırlık kazancı elde edilen modifikasyon işlemleri sonrasında, örneklerin akustik radyasyon, ses radyasyonu ve logaritmik azalma katsayısı değerlerinde de azalma meydana gelmeden boyutsal sabitlik kazandırılabildiği belirlenmiştir. Ayrıca, modifikasyon sonrası %10 ile %17,5 arasındaki ağırlık kazancı değerlerinin maun, servi ve dut odunlarında E/g değeri azalmadan örneklere boyutsal sabitlik kazandırabildiği tespit edilmiştir. Ancak, modifikasyon işlemi akustik empedans değerinde, akçaağaç ve servi odunları için artışa sebep olurken maun ve dut odunlarında herhangi bir değişime neden olmadığı belirlenmiştir. Buna ilave olarak, modal frekans, ses iletim hızı ve akustik radyasyon değerleri arasında yüksek korelasyonlu ilişkilerin bulunduğu regresyon analizleri tespit edilmiştir. Ayrıca, yapılan kümeleme analizleri neticesinde propiyonik anhidrit ile kimyasal modifikasyon işleminin; servi odununda akustik performansı artırdığı, ladin odununda azalttığı, akçaağaç, maun ve dut odunlarında ise değişime neden olmadığı gözlemlenmiştir. Bu tez çalışması kapsamında; %9 ile %17 arasında ağırlık kazancı (WPG) elde edilen propiyonik anhidrit modifikasyonu sonrasında; ladin odunu hariç tüm odun örneklerin akustik özellikleri azaltılmadan yüksek oranda boyutsal sabitlik kazandırılabileceği belirlenmiştir. Kazandırılan boyutsal sabitlik sayesinde müzik aleti parçalarında modifiyeli odun örneklerinin kullanılması halinde akort kaçırma, entanosyon problemleri, sap atması vb. olumsuz şikâyetlerin önüne geçileceği öngörülmektedir. Buna ek olarak; MATLAB programı vasıtasıyla oduna ait akustik özelliklerin bu tez çalışması kapsamında tespit ve tayin edilebilmesinin mümkün olduğu belirlenmiştir. Ayrıca, herhangi ilave bir ekipmana ve öznel tecrübeye gerek kalmadan, tez kapsamında paylaşılan MATLAB kodlarının kullanılması suretiyle bilgisayar üzerinde ahşap malzemeye ait akustik özelliklerinin belirlenebileceği ortaya çıkartılmıştır
KİMLİK VE DİN: GENÇLER ÜZERİNE NİTEL BİR ARAŞTIRMA
Bu araştırmada henüz gençlik yıllarında olan üniversite öğrencilerinin kimlik gelişimleri sürecinde dinin rolünün anlaşılması amaçlanmıştır. Belirlenen amaç doğrultusunda araştırma nitel yönteme göre tasarlanmış olup fenomenoloji deseni ile yapılandırılmıştır. Araştırmada veri toplama aracı olarak yarı yapılandırılmış görüşme tekniği kullanılmıştır. Araştırmaya 2023-2024 eğitim öğretim yılında İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesinin çeşitli fakültelerinde öğrenim gören 19-25 yaş arasındaki kız ve erkek öğrenciler dahil edilmiştir. Toplam 30 kişi ile yapılan görüşmelerden elde edilen verilerin analizinde betimsel analiz yaklaşımı tercih edilerek verilerin tematik çözümlemesinde MAXQDA 2024 Nitel Veri Analiz Programından yararlanılmıştır. Araştırma sonucunda kimlik kazanım sürecinde dinin önemli bir role sahip olduğu gençlerin genel olarak kimlik tanımlamalarında dinî inanç ve değerlere önemli düzeyde referans verdikleri tespit edilmiştir. Din, gençlerin kimliğini oluştururken aidiyet hissini güçlendiren ve kişiye toplumsal bağlamda anlam çerçevesi sunan bir unsur olarak ön plana çıkmıştır
MEKKÎ B. EBÎ TÂLİB’İN ARAP DİLİ GRAMERİNDEKİ YERİ
Bu çalışma, Mekkî b. Ebî Tâlib (ö. 437/1045)’in Arap dili gramerine yönelik ilmî katkılarını tespit etmeyi ve değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Bu çerçevede, müellifin sarf ve nahiv ilimlerine dair görüş ve tercihleri, onun Müşkilü iʿrâbi’l-Kurʾân ile el-Keşf ʿan vücûhi’l-kırâʾâti’s-sebʿ ve ʿilelihâ ve hucecihâ adlı eserleri temel alınarak analiz edilecektir. Kayrevan’da doğan Mekkî, ilköğrenimini burada tamamladıktan sonra ilim tahsili amacıyla birçok defa Mısır’a seyahat etmiştir. Bu süreçte, dönemin önde gelen âlimlerinden dersler alarak dikkate değer bir ilmî birikim edinmiş ve yaşadığı dönemde öne çıkan âlimler arasında yerini almıştır. Her ne kadar kırâat ilmi alanındaki çalışmalarıyla tanınmış olsa da, sarf ve nahiv alanlarına yaptığı katkılar da kayda değerdir. Mekkî’nin bu katkıları, özellikle Müşkilü iʿrâbi’l-Kurʾân adlı eserinde Kur’ân âyetlerinde karşılaşılan iʿrâb problemlerine yönelik yaptığı analizlerle açıkça ortaya konmaktadır. Bu eserde, iʿrâb açısından müşkil görülen âyetler, sarf, nahiv ve kırâat perspektiflerinden tahlil edilmekte; sorunlar sistematik biçimde ele alınarak izaha kavuşturulmaktadır. Diğer taraftan, el-Keşf ʿan vücûhi’l-kırâʾâti’s-sebʿ ve ʿilelihâ ve hucecihâ adlı çalışmasında, yedi kırâat arasındaki farklılıkların sebeplerini inceleyen Mekkî, bu farklılıkları sarf ve nahiv kaideleri çerçevesinde temellendirmeye çalışmaktadır. iv Bu bağlamda, söz konusu iki eser esas alınarak Mekkî b. Ebî Tâlib’in sarf ve nahiv ilimlerine dair görüşleri ve tercihleri sistematik biçimde değerlendirilecek; böylece onun Arap dili grameri alanındaki ilmî birikimi ortaya konacaktır