Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
    2715 research outputs found

    ARAP DİLİNİN FIKHÎ İHTİLAFLARA ETKİSİ (MUHTELEFÜ’R-RİVÂYE ÖRNEĞİ)

    No full text
    Bu çalışma, Arap dilinin fıkhî ihtilaflardaki rolünü göstermeyi hedeflemektedir. Giriş bölümünde, Arapçanın tarihsel gelişimi ele alınarak, dilin İslâm’ın ilk asırlarında salt bir iletişim aracı olmaktan çıkıp dinî bilginin taşıyıcısı olma süreci analiz edilmiştir. Bu bağlamda Kur’an’ın “Arapça indirdiğimiz çelişkisiz Kur’an” ifadesinden hareketle, Arap dilinin gramatik yapısıyla fıkhî hükümlerin lafzî temelleri arasındaki sıkı ilişki işlenmiştir. Birinci bölümde, Ebu’l-Leys es-Semerkandî’nin (ö. 373/983) hayatı, ilmî şahsiyeti ve Muhtelefü’r-rivâye adlı eserinin hilâf literatüründeki konumu ele alınmıştır. Eserin sistematik, özlü ve delil odaklı üslubu incelenmiş; klasik hilâf geleneğindeki konumuna değinilmiştir. İkinci bölümde ise ibadete dair on üç ihtilaflı mesele, “Tanıtım–Ortak Delil–Görüşler–Değerlendirme ve Dilsel Analiz” başlıkları altında çözümlemeye tabi tutulmuştur. Kıraat farklılıkları, iʿrâb ihtimalleri, müşterek ve âm lafızlar ile bağlamsal (siyâk-sibâk) unsurların fıkhî yorumları nasıl şekillendirdiği somut örneklerle ortaya konmuştur. Elde edilen bulgular, aynı ayetten farklı hükümlerin türetilmesinde dilsel ihtimallerin önemli bir zemin teşkil ettiğini göstermektedir. Hanefî mezhebi başta olmak üzere farklı mezhepler içindeki görüş ayrılıklarının önemli bir kısmının Arap dilinin anlam çeşitleri ve gramer yapısı ile doğrudan ilişkili olduğu tespit edilmiştir. Çalışma, Arap dilinin yalnızca “kaynak okuma” değil, hukukî argümantasyonun mantığını kurma açısından da zaruri olduğunu göstermiş; ileri seviye dil hâkimiyetini iv ilmî istidlâlin ön şartı olarak temellendirmiştir. Gelecek araştırmaların muâmelât ve ukûbât sahalarını, farklı mezheplerin hilâf metinlerini ve dil ile hukuk arasındaki bağlantıyı kapsayacak şekilde genişletilmesi tavsiye edilmektedir

    Lesion Segmentation in Brain Magnetic Resonance (MRI) Images

    No full text
    Brain lesions are associated with a wide range of neurological disorders, including stroke, traumatic brain injury, tumors, infections, and multiple sclerosis. This association constitutes a significant public health concern on a global scale. The early and accurate identification of these lesions is critical for effective treatment planning and disease monitoring. In this context, automatic analysis of imaging data using deep learning (DL) is emerging as a promising decision-support tool in clinical processes. This thesis proposes an end-to-end DL-based system for the segmentation and clinical interpretation of brain lesions that occur specifically after ischemic stroke. In this study, a customized 3D U-Net model was developed by integrating dense skip connections, Atrous Spatial Pyramid Pooling (ASPP) module, and advanced attention mechanisms. The model was trained and validated on the ISLES 2022 dataset, which has a multi-center structure and lesion diversity, and then independently tested on the ISLES 2015 dataset. During the model development process, in experiments conducted with DWI sequences alone, the advanced models in the literature were outperformed with a DSC of 0.819. Subsequently, the complementary effect of structural and physiological information was analyzed in experiments using multiple sequence combinations together with sequences such as FLAIR and ADC. Furthermore, the efficacy of ensemble methods was examined by implementing probability averaging, weighted averaging, and Convolutional Neural Network (CNN)-based ensemble strategies to the outputs of models obtained from different training scenarios. The utilization of these methodologies yielded a DSC value o

    KUR’AN-I KERİM’İN İNDİĞİ DÖNEMDE MÜSLÜMANLARA YAPILAN UYARILARIN TARİHİ PERDE ARKASI

    No full text
    Şahsiyetin tekemmülü, inancın temeli ve toplumun düzeninin tesisi açısından kurucu ve öğretici rolü taşıyan vahiy; indiği dönemdeki Müslümanları kasıtlı veya kasıtsız olarak yaptığı düşünce ve davranışları konusunda uyararak dinin temelini oluşturmuştur. Çalışmamızın başlığı olan “Kur’an-ı Kerim’in İndiği Dönemde Müslümanlara Yapılan Uyarıların Perde Arkası” konusu siyeri ve sahabeyi vahiy bağlamında anlama hususunda önem taşımaktadır. Kurucu nesil olarak bu nesil her ne kadar vahyin ilk muhatabı olarak müstesna bir özelliğe sahip olsa da kendilerinin de insan olduğu ve hata yapma yoluna düşmelerinin olası olduğu unutulmamalıdır. Hazırlamış olduğumuz çalışmada; vahyin ilk muhatabı olan sahabenin bilerek veya bilmeyerek yaptığı hatalarına yönelik gönderilen uyarıların indiği dönemi, sosyal ortamı, sahabenin tarih sahnesindeki etkilerini yansıtmak ve vahyin geliş ortamını ortaya koymaya çalıştık

    TARİHÎ MOĞOLCA BUDİST METİNLERDEKİ ESKİ UYGURCA KOPYALAR

    No full text
    Bu çalışma, tarihî Moğolca Budist metinlerde yer alan Eski Uygurcadan kopya söz varlığı unsurlarını tespit etmeyi ve bu unsurların dilsel özelliklerini incelemeyi amaçlamaktadır. Uygurlar ve Moğollar arasında, özellikle dinî alanda gelişen etkileşimin dil düzeyindeki izlerini ortaya koymayı hedefleyen araştırma, yalnızca sözcük düzeyindeki kopyalamaları değil, aynı zamanda anlam aktarımı, kalıp sözler ve terminolojik yapılar gibi daha geniş kapsamlı dilsel unsurları da ele almaktadır. Çalışmada, Uygurların tarihsel süreçte Moğol Budizm’i üzerindeki etkisi, özellikle Budist terminolojinin Moğolcaya aktarımında Eski Uygurcanın üstlendiği aracılık rolü üzerinden değerlendirilmiş; bu etkinin dil düzeyindeki yansımaları ayrıntılı biçimde işlenmiştir. Ayrıca bu aktarımın yalnızca erken dönemle sınırlı kalmadığı, geç dönem tarihî Moğolca Budist metinlerinde de benzer izlerin devam ettiği tespit edilmiştir. Araştırma sonucunda, tarihî Moğolca Budist metinlerde yer alan Eski Uygurcadan kopya pek çok sözcük ve dinî terim ortaya konmuştur. Bunlar arasında Türkçe söz varlığı unsurlarının yanı sıra Sanskrit, Soğdca, Toharca, Çince ve Tibetçe gibi farklı dillerden sözcükler de bulunmaktadır. Bu doğrultuda özellikle Sanskrit sözcüklerin Eski Uygurcaya ve oradan Moğolcaya kopyalanması sürecinde belirli fonetik ve yapısal değişim kurallarının izlendiği belirlenmiştir. Bu tez, Uygurların Moğol Budizm’i üzerindeki etkisini doğrudan dilsel veriler üzerinden ortaya koyması bakımından özgün bir katkı sunmakta; aynı zamanda Türk-Moğol dil ilişkileri bağlamında daha önce sınırlı kalmış bazı alanlara yeni bir bakış açısı getirmektedir

    YENİ BİR KISSA-İ YÛSUF METNİ: İNCELEMETRANSKRİPSİYONLU METİN-BAĞLAMLI DİZİN

    No full text
    Kutsal kitaplarda yer alan Hz. Yûsuf’un hayat hikâyesi, Türk edebiyatında mesnevi geleneği çerçevesinde yüzyıllar boyunca şairlerin sanat anlayışı ve üslup özellikleri doğrultusunda işlenmiştir. 13. yüzyıldan 19. yüzyıla kadar, çoğunlukla mesnevi nazım şekliyle kaleme alınan bu hikâye; aşk, kıskançlık, sadakat, iffet ve sabır gibi güçlü beşerî duyguları içermesi nedeniyle şairler tarafından tercih edilen bir konu olmuştur. Bu çalışmada, söz konusu anlatı geleneğinin geç dönem örneklerinden biri olarak değerlendirilebilecek, daha önce herhangi bir akademik çalışmaya konu edilmemiş yeni bir Kıssa-` Yûsuf nüshası tanıtılmaktadır. Metin, Prof. Dr. Şaban Doğan’ın özel kütüphanesinde yer alan yazma bir eserin içinde bulunmaktadır ve Hâfız Muhammed b. Muhammed Perçinci tarafından H 1243 / M 1828 yılında kaleme alınmıştır. Çalışmada, eserin müellifi, yazılış tarihi, kullanılan vezin, adlandırma biçimi ve eserin dayandığı kaynaklar ile hikâyenin işleniş tarzı hakkında çeşitli tespitlerde bulunulmuştur. Ayrıca bu yen` nüsha, Erzurumlu Mustafa Darîri`n 14. yüzyılda yazdığı Kıssa-i Yûsuf mesnevisi ile 19. yüzyıla ait olduğu tahmin edilen bir diğer Yûsuf ve Züleyhâ mesnevisiyle karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Çalışmada yazı çevirimi yapılan ve adı geçen iki farklı nüsha ile karşılaştırması yapılan metnin, bağlamlı dizini hazırlanarak söz varlığının ortaya koyulması hedeflenmiştir. Metinde yer alan kelimeler alfabetik sıraya göre dizilmiş, her bir kelimenin metin içerisindeki kullanım sıklığı belirtilmiş ve ardından bu kelimelerin bağlam içinde kazandıkları anlamlar açıklanmıştır

    VAROLUŞÇULUKTA KADIN İMGESİ

    No full text
    Kadın kimi zaman tarih boyunca idealize edilmiş, kimi zaman görünmez kılınmış, kimi zamansa yalnızca izlenmeye değer bir figür olarak tanımlanmıştır. Kadın yalnızca temsil edilen bir varlık değil, deneyimlerini arzularını ve duygularını dile getiren özne olmuştur. Bu çalışma varoluşçuluk ve feminizmin kesişiminde, kadın sanatçılar için yalnızca estetik üreticisi olmamıştır. Kimliğini, yalnızlığını ve direnişini sanat aracılığıyla görünür kılan bir birey olarak ortaya koymayı amaçlamaktadır. Varoluşçuluğun "öz varoluştan sonra gelir" ilkesi, kadının yaşamış olduğu toplumsal dışlanmışlık, yalnızlık ve yeniden inşa süresi arasında bir bağ kurmuştur. Bu bağ yalnızca toplumsal rollerin pasif bir yaklaşımı değil, kimliğini üretme sorumluluğuna karşı bir direniş olmuştur. İlkelere uyan kadın sanatçıların sanatlarını yalnızca üretim olarak değil, bir eylem ve müdahale olarak konumlandırılmıştır. Bu tez, varoluşçuluğu bireysel kaygı düzleminde değil, bastırılmış olan kadınların deneyimlerini ve sanatsal felsefe çığlığı olarak hissedilenleri ele almıştır. Kadının yalnızca görünür olması değil, kendini tanımlama ve ifade etme direnişlerini sanat yoluyla nasıl verdiklerini sorgulamıştır

    FİNANSAL DİJİTAL DÖNÜŞÜMÜN DIŞ TİCARET VE ÇEVRE ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ: AB ÜLKELERİNDE MEKANSAL BİR ANALİZ

    No full text
    Finansal teknolojilerin gelişimiyle birlikte dijitalleşme, finans sektöründe hızlı ve derin bir dönüşüme yol açmakta ve bu dönüşüm yalnızca hizmet sunum biçimlerini değil aynı zamanda uluslararası ticaretin yapısal dinamiklerini de etkilemektedir. Finansal dijitalleşmenin sunduğu yeni iş modelleri, geleneksel ticaret yapılarının dönüşümünde önemli bir itici güç olarak öne çıkarken; dijital ödeme sistemleri ve mobil bankacılık gibi yeniliklerin yaygınlaşması, ticari işlemlerin hızını ve etkinliğini artırmak suretiyle ihracat ve ithalat üzerinde belirleyici olabilmektedir. Bununla birlikte finansal dijitalleşmenin çevresel sürdürülebilirlik hedefleriyle de uyumlu hale getirilebileceği gibi dijital çözümler aracılığıyla daha düşük karbon salınımına sahip dijital finansal yapılar geliştirilebilmesi mümkündür. Bu doğrultuda çalışmanın temel amacı 2007–2023 döneminde AB ülkelerinde finansal dijitalleşmenin ihracat, ithalat ve çevre üzerindeki etkilerini Mekansal Panel Veri Analizine dayalı olarak incelemek, bulgular doğrultusunda politika yapıcılara yönelik dijital finans temelli stratejik öneriler sunmaktır. Bu doğrultuda ilk olarak internet kullanan birey oranı, sabit genişbant abonelik oranı, internet bankacılığı kullanan bireylerin oranı ile son üç ay içinde çevrimiçi alışveriş yapan bireylerin oranı gibi değişkenler üzerinden Temel Bileşenler Analizi (PCA) yöntemine dayalı olarak ülkelerin finansal dijitalleşme düzeylerinin belirlenmesi yoluna gidilmiştir. Bu doğrultuda Mekansal Otoregresif Kombine Model (SAC) ve Mekansal Durbin Model (SDM) bulguları, finansal dijitalleşmenin ihracat ve ithalat üzerinde pozitif ve istatistiksel olarak anlamlı etkiler yarattığı ve bununla birlikte çevre üzerinde doğrusal ve negatif yönde, istatistiksel iv olarak anlamlı bir etkisinin bulunduğunu göstermektedir. Ayrıca, SDM modelinde mekânsal yayılma etkileri anlamlı ve negatif yönde tespit edilmiş, bu da finansal dijitalleşmenin komşu ülkeler aracılığıyla da CO2 emisyonlarını azaltıcı yönde etkide bulunduğunu ortaya koymuştur. Bu bulgular; finansal dijitalleşmenin dış ticareti hızlandırması ve erişimi kolaylaştırması açısından önemli rol oynadığını ortaya koyarken; finansal dijitalleşmenin çevresel sürdürülebilirlik açısından doğrudan ve dolaylı etkilerle çevresel iyileşmeye katkı sunduğu anlaşılmıştır. Bununla birlikte ihracat ve ithalat gerekse de çevresel kirliliğin, AB ülkeleri arasında pozitif yönlü ve istatistiksel olarak anlamlı bir kümelenme örüntüsüne sahip olduğunu göstermektedir. Başka bir ifadeyle, bir ülkenin komşularının ortalama ihracat, ithalat ve çevre kirliliği değerleri arttıkça, o ülkenin de benzer değişkenlere ait değerlerinde artış gözlemlenmektedir. Bu çerçevede ihracatı desteklemek adına dijital finansal hizmetlerin KOBİ’ler düzeyinde yaygınlaştırılması ve dijital dış ticaret platformlarına erişimin artırılması önem arz etmektedir. İthalat süreçlerinde ise, dijital tedarik zinciri ve izlenebilirlik uygulamaları teşvik edilerek verimlilik sağlanmalıdır. Çevre açısından ise, enerji yoğun finansal dijitalleşme altyapılarının yeşil teknolojilerle entegrasyonu ve çevre dostu dijital finans ürünlerinin gel iştirilmesi yönünde adımlar atılmalıdır

    Curcumin-β-cyclodextrin Based Alginate Hydrogel: Synthesis, Characterization, and Potential for Wound Dressing Applications

    No full text
    According to current data from the World Health Organization (WHO), the treatment of chronic wounds resulting from skin diseases such as dermatitis and eczema remains a complex and important problem in modern medicine. This study aimed to develop a next-generation, biocompatible, cost-effective and therapeutically effective hydrogel system for wound dressing applications. In this context, a sodium alginate (SA)-based hydrogel was developed using an inclusion complex (CUR-β-CD) between curcumin (CUR), which has strong anti-inflammatory, antimicrobial and antioxidant effects, and β-cyclodextrin (β-CD), an effective drug carrier. Two different basic methods were used in the synthesis of hydrogels: i) microwave-assisted synthesis (MW) and ii) classical chemical synthesis (CHEM). The hydrogels were subjected to parameter optimization and basic characterization techniques (UV-visible spectroscopy, fourier transform infrared spectroscopy, rheology, swelling and confocal microscopy) and were evaluated in terms of wound covering properties, percentage efficiency and production cost. Also, the cytotoxicity, wound closure and CUR release profiles of the complex-loaded hydrogels were evaluated through comprehensive in vitro studies. The results showed no significant differences in the physicochemical properties of the SA gels produced by both methods. While the CHEM_4h hydrogels exhibited a 25% higher swelling capacity after cross-linking, the MW_180W hydrogels were observed to maintain a more stable network structure and water retention properties after CURβ-CD loading. Furthermore, the MW_180W hydrogels demonstrated an approximately 5% higher complex loading and entrapment efficiency compared to CHEM_4h hydrogels. Confocal microscopy revealed green fluorescence signals confirming the successful incorporation of CUR into the hydrogel network. In addition, in vitro release studies showed controlled and pH-responsive behavior o

    ARTIRILMIŞ GERÇEKLİK KULLANILARAK OLUŞTURULAN ONLINE DESTEK TEMSİLCİSİNİN KULLANICI DUYGU DURUMLARINA ETKİSİ

    No full text
    Yapay zekâ sistemlerinin sahip olduğu yaygın etki ve insanlar tarafından aktif olarak kullanılıyor olması, markaların tüketiciler üzerinde duygusal etki yaratarak tercih edilebilme ihtiyacı doğrultusunda önemli bir araç olarak görülmektedir. Markalar ve tüketiciler arasında kurulan ilişki, markaların tüketicilerin duygularını etkileyerek içerisinde bulundukları pazar alanında rakiplerinden ayrılarak tercih edilebilmeyi sağlaması açısından oldukça önemli bir yer edinmektedir. Bu kapsamda tüketicilerin satış öncesi, satış ve satış sonrası deneyimleri içerisinde kullandıkları müşteri destek temsilcileri söz konusu ilişkide kilit bir rol üstlenmektedir. Gerçekleştirilen tez çalışmasında; markaların online destek temsilciliği sürecinde artırılmış gerçeklik hazırlanarak oluşturulmuş temsilci kullanımının tüketici duygularını nasıl etkilediğinin tespitinin elde edinilmesi amaçlanmaktadır. Araştırmada katılımcılar bir web sitesi üzerinden online destek temsilcisi ile etkileşime geçmektedir. Gerçekleştirilen etkileşim süreci sonrasında, katılımcılar ile derinlemesine görüşmeler yapılarak süreç içerisinde deneyimledikleri duygular tespit edilmiştir. Duyguların tespiti sonucunda, markaların tüketiciler ile etkili iletişim kurabilmek adına online destek sürecinde geleneksel sistemleri mi yoksa teknolojik sistemleri mi kullanması gerektiğine dair öngörü oluşturulması hedeflenmektedir

    Image-Based Representations of Physiological Signals: Deep Learning Approaches for Predictive Medicine

    No full text
    This dissertation advances a unified paradigm for biomedical signal analysis by transforming one-dimensional (1D) physiological time-series into two-dimensional (2D) image-based representations that align with the inductive biases of convolutional neural networks (CNNs) and related deep learning (DL) models that underpin contemporary artificial intelligence (AI). The core hypothesis is that such transformations provide a more informative, scalable, and interpretable substrate for predictive modeling than raw waveforms and conventional feature engineering. The approach is validated across electrocardiography (ECG), electromyography (EMG), and electroencephalography (EEG) in applications spanning cardiac arrhythmia detection, neuromuscular classification, ocular artifact removal, epileptic seizure and emotion analysis, and prediction of response to noninvasive brain stimulation (NIBS). The work contributes a general framework for signal-to-image transformation, customized CNN architectures, and comparative evaluations of morphology-driven image conversion, time-frequency representations (TFRs), and topographic and statistical feature mappings, demonstrating improvements in predictive sensitivity, robustness, and clinical interpretability. These findings establish image-based representations as a practical bridge between physiological dynamics and DL, supporting pathways toward reliable diagnostics, personalized therapy planning, and deployment in real-time digital healthcare systems, and strengthening the role of AI in predictive medicine

    1,260

    full texts

    2,715

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Izmir Katip Celebi University
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇