Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
ÇALIŞANLARIN TEKNOLOJİYE AÇIKLIK DÜZEYLERİNİN DİJİTAL LİDERLİK ALGILARI ÜZERİNDE ETKİSİ: KAMU ÜNİVERSİTELERİ BAĞLAMINDA BİR ARAŞTIRMA
Araştırmada kamu üniversitelerinde çalışanların teknolojiye açıklık düzeylerinin dijital liderlik davranışları üzerindeki etkileri çalışan algıları bakımından değerlendirilmiştir. Bu kapsamda çalışmanın teorik bölümünde teknolojik inovasyon ile dijital liderlik kavramları ayrı ayrı değerlendirilmiş ve teknolojik inovasyonun dijital liderlik davranışları üzerindeki etkisi bakımından ele alınmıştır. Araştırmanın uygulamasında geliştirilen hipotezleri test etmek amacıyla nicel araştırma yöntemi kullanılarak, Türkiye’deki sekiz kamu üniversitesinden anket yöntemi ile verilerin toplanması sağlanmıştır. Araştırma verileri bazı katılımcılarla yüz yüze iletişime geçilmiştir.Bazı katılımcılarla da dijital veya teknolojik kanallar aracılığı ile Google Docs üzerinden uygulanmıştır. Anket, Türkiye’de kamu üniversitelerinde çalışan akademik ve idari kamu çalışanlarına yönelik olarak yüz seksen bir geri dönüş yapan katılımcı dahil edilerek gerçekleştirilmiştir. Katılımcılara teknolojik inovasyon yenilik önem seviye becerilerine, dijital liderlik süreç ve uygulamalarına verilen önem seviyesi becerilerine yönelik hazırlanan kırk önerme ile birlikte dört faktör altında toplanmıştır. Bu faktörler yapılan analizler sonucunda içeriğinde yer alan önermeler temelinde teknolojik inovasyon kapsamında insan kaynakları ve stratejik boyut, dijital liderlik kapsamında örgütsel ve davranışsal boyut olarak isimlendirilmiştir. Her bir faktör katılımcılarda ileri düzeyde önemlidir. iv Faktörler arası korelasyonlar yüksek düzeyde pozitif yönde ve doğrusal bir ilişkiye sahiptir. Sonuç olarak, teknolojik inovasyon ile dijital liderlik arasındaki yapısal eşitlilik modeline göre, kamu üniversitelerinde çalışanların algılarına göre teknolojik inovasyonun dijital liderliğe olan etkisi ileri düzeyde önemli seviyede bulunmuştur. Dolayısıyla kamu üniversitelerinde yönetim süreçlerine teknolojik inovasyonun ve dijital liderliğin ayrı ayrı ve etkisel açıdan değerlendirilerek faaliyet süreçlerine yansıtılmasında pozitif sonuçların ortaya çıkacağı yorumu yapılmaktadır
AVRUPA BİRLİĞİ ENERJİ POLİTİKASI BAĞLAMINDA UKRAYNA VE AVRUPA BİRLİĞİ ARASINDAKİ İLİŞKİ
Bu çalışma, enerji arz güvenliğinin Avrupa Birliği’nde derinleşme ve genişleme bağlamında nasıl ele alındığı sorusuna yanıt aramaktadır. Vaka analizi olarak çalışma, Ukrayna’ya odaklanmakta ve 2014-2024 yılları arasında AB-Ukrayna ikili ilişkilerinde enerji boyutundaki gelişmeleri incelemektedir. AB-Ukrayna ilişkisinin enerji güvenliği ekseninde nasıl biçimlendiği, AB’nin Ukrayna ile yakınlaşmasını tehdit olarak algılayan Rusya’nın da etkisi göz önünde bulundurularak analiz edilmektedir. Çalışmada, AB’nin Rusya ve Ukrayna ilişkilerinin enerji boyutunun doğal gaz ağırlıklı olması nedeniyle çalışma kapsamı doğal gaz ile sınırlıdır. AB-Ukrayna ilişkisinde AB’nin, enerji hususunu nasıl diğer politikalarına taşıdığı Yeni İşlevselcilik teorisi ile incelenmektedir. AB-Ukrayna ilişkisinde Rusya ekseninde AB’nin enerji politikasındaki değişimler ve bu üç ülke arasındaki etkileşim, Karmaşık Karşılıklı Bağımlılık teorisinde yer alan “kırılganlık” ve “duyarlılık” kavramları ile ele alınmaktadır. Tezde enerji bağlamında AB’nin derinleşme ve genişlemesi, AB’nin enerji politikasındaki gelişmelerin incelenmesinin ardından Ukrayna’ya odaklanılmaktadır. Bu çerçevede, dördüncü bölümde 2014 yılına kadar AB-Ukrayna ilişkileri, Rusya’nın rolüne, Ukrayna’daki siyasi gelişmelere ve uluslararası kuruluşlara üyelik sürecine dikkat çekilerek tartışılmaktadır. 2014 ile 2024 yılları arasında AB-Ukrayna ilişkilerine odaklanan beşinci bölümde ise Euromaidan protestolarından Rusya’nın Ukrayna’yı işgali meselelerine kadar ne gibi gelişmelerin yaşandığı, AB-Ukrayna Ortaklık Anlaşmasının imzalanma süreci ve AB’nin Ukrayna’ya aday ülke statüsü verilmesi ele alınmaktadır. iv Ukrayna-AB ilişkilerinin enerji arz güvenliği ekseninde şekillendiği sonucuna varılmaktadır. Enerji alanında Rusya’ya olan duyarlılık ve kırılganlıkların AB-Ukrayna ilişkisinde belirleyici rol oynadığı değerlendirilmektedir. Bu çerçevede, ilişkilerin seyrindeki tutarsızlıklar ve dengesizlikler de enerji bağlamındaki Rusya’nın etkisi ile ilişkilendirilmektedir
Üretim Endüstrisinde Kritik Hammadde Fiyatlarının Aylık Bazdaki Tahminlemesi İçin Yapay Zekâ Tabanlı Bir Sistem Geliştirilmesi
Hammadde fiyatları üretim endüstrisinde kar veya zarar oranını belirleyen ve ürünün son fiyatına etkisi büyük olan ana maddedir. Bir şirket temin edeceği hammadde fiyatını daha önceden öğrenir ise alış işleminin miktarını veya zamanını bu fiyat üzerinden belirleyebilir ve oluşabilecek zararın önüne geçebilir. Mevcutta şirketler hammadde tahminleri için geçmişe yönelik bilgi birikimlerinden veya kendi bünyelerinde tuttukları veriler üzerinden tahminleme çalışması yaparak gerçekleştirmektedirler. Yapay zekâ modelleri veri tahminleme işlemlerinde başarılı sonuçlar göstermekte, insanlara yardımcı olmakta ve avantajlar sağlayabilmektedir. Bu çalışmada farklı makine öğrenmesi algoritmalarının hammadde fiyatlarının tahminlemesindeki başarı oranları karşılaştırmalı olarak incelenmiş, başarılı bulunan algoritma ile kullanıcıların tahminleme yapabilmesi için bir sistem geliştirilmiştir
CAYNİZM’DE İBADET VE MABET
Caynizm, bireylerin ruhsal gelişimini destekleyen ve toplumsal düzeni sağlamak için ritüelleri ve kutsal mekânları olan zengin bir dini yapıya sahiptir. Bu çalışmada, Caynizm’in ibadet anlayışının temelleri ile bu ibadetlerin günlük yaşamda nasıl uygulandığı detaylı bir şekilde ele alınmaktadır. Ayrıca mabetlerin sadece ibadet yerleri değil, aynı zamanda dini bilgilerin paylaşıldığı, toplumsal ilişkilerin güçlendirildiği ve manevi değerlerin pekiştirildiği kutsal alanlar olduğu vurgulanmaktadır. Mabetler, Caynist inançlar ve ritüeller için oldukça önemli bir rol oynamaktadır. Caynizm’in temel öğretilerinden biri olan ahimsa, yani şiddetsizlik hem ibadetlerin nasıl yapılacağını hem de mabetlerin nasıl kullanılması gerektiğini belirler. Bu anlayışa göre, ibadetler, bireylerin ruhsal olarak saflaşmasını ve karmadan arınmasını sağlamayı amaçlar. Mabetler ise sadece fiziksel bir ibadet yeri olmanın ötesinde, aynı zamanda toplumu bir arada tutan ve dini değerlerin aktarıldığı kutsal alanlardır. Caynizm’deki ibadetler, bireysel olarak yapılabildiği gibi toplu olarak da gerçekleştirilebilir. Bu da toplumsal bağların güçlenmesine yardımcı olur. Bu tezde, Caynizm’in günlük ibadetleri ile yıllık ritüelleri arasında nasıl bir bağlantı kurulduğu, bireysel ve toplumsal düzeyde hangi ritüellerin gerçekleştirildiği incelenmiştir. Caynist mabetlerin tarihi gelişimi, mimarisi ve toplumsal işlevleri de ele alınmıştır
ECE TEMELKURAN’IN ESERLERİNDE KADIN ALGISI
Tezimizin temel amacı, feminizm ve feminist edebiyatın kısa bir özetini sunarak, Ece Temelkuran’ın eserlerinde kadın algısının nasıl ele alındığını incelemektir. Ece Temelkuran’ın eserlerinde kadın algısı derinlemesine incelenmeden önce, kadın hareketinin ilk olarak dünyada, daha sonra Türkiye’de nasıl seyrettiği ortaya konulmuştur. Bunun amacı Temelkuran’ın eserlerinde kadın algısını işlerken edebiyatın tam olarak hangi alanına neden ve nasıl hizmet ettiğinin daha net görünür hale gelmesini sağlamaktır. Kadın hareketlerini gazetecilik yıllarından beri desteklemiş ve bu konuyla da özel olarak tanınan Ece Temelkuran’ın önce hayatına daha sonra edebi kişiliği ve eserlerine yer verilmiştir. Tezin “Ece Temelkuran’ın Eserlerinde Kadın Algısı” başlıklı bölümünde ise üç roman, beş deneme ve anlatı türündeki bir kitabı incelenmiştir. Eserlerde kadın kimliği, kadın dayanışması, aile, evlilik, kariyer, özgürlük, annelik, psikolojik ve fiziksel şiddet gibi konular feminist perspektiften derinlikli olarak incelenmiştir. Erkek egemen düzen ve eril söylemlere karşı çıkan Temelkuran, gazeteci kimliğinin vermiş olduğu yetkinlikle kurgu ve gerçeklik arasında oluşturduğu köprüden aktarır bizlere hikâyelerini. Karakterlerin hayat çizgileri ve karakter gelişim süreçlerinde aşk, ihanet ve tarihle harmanlanmış mitolojinin toplumsal cinsiyet rolleri açısından bağlantısı konu edinilmiştir. Roman ve denemelerin her birinde yer alan kadın karakterlerin psikolojik derinlikleri ve toplumsal konumları incelenmiş, karakterlerin erkek egemen toplum düzeninde karşılaştıkları baskılar, bu baskılara verdikleri tepkiler ve çözümler detaylı bir şekilde aktarılmıştır. iv Temelkuran’ın eserlerinde kadın algısını nasıl işlediği, bu eserlerin edebiyat dünyasına hangi açılardan katkıda bulunduğu, edebiyatta feminizmin okuyucuya sağladığı farkındalık duygusunun beraberinde sorgulama ve eleştirel bir bakış kazandırdığı, geleneksel anlatım biçimleri haricinde ufuk açan, yeni perspektifler kazandıran ve böylelikle edebiyatı daha kapsayıcı ve derin bir biçime sokarak sadece kadınları değil toplumu da bu anlamda daha iyi anlamamıza yardımcı olduğundan bahsedilmiştir
HİNDİSTAN’DA İSMAİLÎLİK
Bu çalışma, Hindistan'daki İsmailîlik hareketini tarihî, itikadî ve fıkhî açılardan ele alarak, Müsta’lî ve Nizarî İsmailî cemaatlerinin oluşum ve gelişim süreçlerini incelemektedir. Çalışmada genel hatlarıyla, İsmailîliğin Hindistan’a ulaşmadan önceki tarihsel serüveni ve bölgedeki İsmailî cemaatlerin geçirdikleri dönüşüm analiz edilmiştir. Birinci bölümde, Hindistan İsmailîliğinin tarihî arka planı ele alınmaktadır. Bu bağlamda mezhebin ortaya çıkışı, ardından yaşanan gizli davet süreci, Fatımî Devleti dönemi ve Müsta’lî-Nizarî ayrışması konuları bu kısımda incelenmiştir. Yaşanan bu ayrışmanın, İsmailî hareketi içinde hem siyasî hem de teolojik bir dönüşüm yarattığı da yine bu bölümde vurgulanmıştır. Son olarak, Nizarî İsmailîlerinin Alamut dönemi, Moğol istilası sonrası yeniden yapılanmaları ve Hindistan’a yönelim süreçlerine de bu bölümde yer verilmiştir. İkinci bölümde, Hindistan’da Müsta’lî İsmailîliği konu edinilmektedir. Bu kısımda ilk olarak Müsta’lî kolunun Hindistan’a gelişi ve ardından Davudî ve Süleymanî Bohralar şeklinde yaşanan ayrışmalar incelenmiştir. Ayrıca, Davudî Bohraların modernleşme sürecinde geleneksel ve çağdaş unsurlar arasındaki dengeyi nasıl korudukları tartışılmıştır. Bu çerçevede, cemaatin itikadî ve fıkhî görüşleri, dinî hiyerarşik yapılanma biçimi ve günümüzdeki durumu ayrıntılı bir biçimde yine bu kısımda ele alınmıştır. iv Üçüncü bölümde ise, Hindistan’daki Nizarî İsmailîliğine odaklanılmıştır. Bu bölümde ilk olarak, Nizarîlerin Hindistan’a gelişi, buradaki ilk davet faaliyetleri ve Hoca cemaati ile ilişkileri analiz edilmiştir. Ardından, Ağa Hanların liderliğinde Nizarî İsmailîliğinin geçirdiği modern dönüşüm, cemaatin günümüzdeki yapısı, itikadî ve fıkhî görüşleri ele alınmıştır. Ağa Hanların sosyo-ekonomik ve kültürel alanlardaki reformları ve Nizarî cemaatinin organizasyonel yapısı da yine bu bölümde detaylı bir biçimde incelenmiştir. Sonuç kısmında, Hindistan’daki İsmailî cemaatlerinin tarihi kökleriyle modern kimlikleri arasındaki ilişki değerlendirilmiş ve İsmailîliğin günümüz Hindistan’ında oynadığı rol tartışılmıştır. Günümüz Ağa Han topluluğu için ayrı bir öneme sahip olması sebebiyle, İsmailî Anayasası’nın bir çevirisi çalışmanın sonuna ayrıca ilave edilmiştir. Çalışma, İsmailîliğin tarihsel gelişimini bölgesel bağlamda ele alarak, bu mezhebin Hindistan’daki evrimini anlamaya katkı sunmayı amaçlamaktadır
Analysis of integer and fractional order cobweb models: Comparative case study with machine learning algorithms
Bu tez, dinamik bir örümcek ağı modeline ve ilgili bazı sonuçlara odaklanmaktadır. Bu modellerin, tarımsal fiyatlardaki belirsizlikleri açıklığa kavuşturmak için kullanılan kapsamlı bir teorik çerçeve sağladığı iyi bilinmektedir. Öte yandan, Yapay Zeka'nın (YZ) son on yıldaki en popüler dallarından biri olan Makine Öğrenimi (ML) algoritmaları da akademinin birçok alanında karşımıza çıkmaktadır. Bu tezde, gerçek tarımsal fiyatlardan oluşan bir veri kümesi ile örümcek ağı teorisi ve makine öğrenmesi algoritmaları arasında bir bağlantı kurmayı amaçlıyoruz. Bu amaçla, öncelikle Hilfer nabla kesirli farkı ile örümcek ağı modelinin çözümünü teorik olarak elde edilip ve bu modelin p* denge noktası planına yakınsadığı ispatlanmıştır. Daha sonra, Caputo-Nabla kesirli fark örümcek ağı modelinin basitleştirilmiş çözüm denklemi için uygun parametreler araştırılmış ve bu parametreler ilk olarak k-kat çapraz doğrulama yöntemi kullanılarak mısır fiyatları için incelenmiştir. Sonuçlar daha sonra pirinç ve buğday fiyatları için doğrulanmıştır. Son olarak, hem geçmiş hem de gelecek bağlamı aynı anda yakalayabilen bir makine öğrenimi yöntemi olan LSTM kullanılarak, farklı aktivasyon fonksiyonları ile mısır fiyatları için 30 yıllık bir fiyat projeksiyonu elde edilmiştir. Benzer şekilde, önceki bölümdeki en iyi parametrelere sahip örümcek ağı modelinin 30 yıllık projeksiyonu da sunulmuştur
VİDEO YARDIMCI HAKEM TEKNOLOJİSİ FUTBOLDA FİNANSAL EŞİTSİZLİKLERİN NEDEN OLDUĞU EV SAHİBİ AVANTAJINI AZALTIYOR MU? TÜRK SÜPER LİG’İNDEN BULGULAR
Futbolda ev sahibi avantajı, uzun süredir hakem yanlılığı ile ilişkilendirilen ve genel kabul görmüş bir olgudur. Son zamanlarda yapılan çalışmalar ise bu avantajın bilhassa finansal açıdan güçlü kulüplerin lehine olduğunda daha da belirginleştiğini ortaya koymaktadır. Dünya genelinde 2017–18 sezonundan itibaren devreye giren Video Yardımcı Hakem (VAR) sistemi, hakem yanlılıklarını ve buna bağlı olarak ev sahibi avantajını azaltma potansiyeli taşımaktadır. Ancak mevcut çalışmalar bu teknolojinin ev sahibi avantajı üzerindeki muhtemel etkilerine dair çelişkili sonuçlar sunmuş ve daha da önemlisi kulüplerin finansal güçleri ve ilişkili faktörlerden kaynaklanan ek avantajları nasıl etkilediğini özel olarak ele almamıştır. Bu bağlamda, mevcut literatürdeki önemli bir eksikliği ele alan bu tez çalışması, VAR teknolojisinin Türkiye Süper Ligi’nde ev sahibi avantajını şekillendirmek için finansal eşitsizlikle nasıl etkileşime girdiğini araştırmaktadır. Spesifik olarak, VAR’ın hem doğrudan etkileri hem de finansal eşitsizlikle etkileşime giren ek etkileri 2017-18 sezonundan 2023-24’e kadar olan sürede analiz edilmektedir. Bu analiz, VAR kullanımı, enflasyona göre düzeltilmiş kadro değeri farkı ve bu farkın karesi gibi temel değişkenleri içeren sıralı lojistik modeller aracılığıyla gerçekleştirilmektedir. Analiz sonuçları, ev sahibi avantajının VAR altında devam etmesine rağmen, yüksek bütçeli takımların daha önce sahip olduğu ekstra avantajın VAR’ın uygulanmasıyla birlikte önemli ölçüde azaldığını ortaya koymaktadır. Bir başka ifadeyle, finansal olarak daha iv güçlü takımlar genel olarak daha büyük bütçelerden hala faydalanıyor olsa da, VAR’ın finansal eşitsizlik ve beraberinde getirdiği faktörlerden kaynaklanan ilave ev sahibi avantajını azalttığı gözlemlenmiştir. Ayrıca, VAR’ın bu dengeleyici etkisinin zamanla kaybolmadığı ve aksine kalıcı hale geldiği saptanmıştır. Özetle, araştırmanın sonuçları VAR teknolojisinin finansal açıdan kutuplaşmış liglerde rekabet koşullarını kısmen daha adil hale getirme potansiyelini vurgularken, aynı zamanda düzenleyici kurumlara finansal gücün halen sonuçların birincil belirleyicisi olmaya devam ettiğini hatırlatmaktadır
Development of a Peptide Conjugated Neural Guidance Channel Made of Electrospun Nanofibers to Enhance Vascularization During Nerve Regeneration
Peripheral nerve injury can occur in a variety of situations, from motor vehicle accidents to simple falls, and surgery may be required in cases of severe injury. Although peripheral nerve repair is not a life-saving operation, it can significantly improve a patient's quality of life and facilitate their participation in social and professional life. Nerve repair surgery usually uses the patient's own autografts, especially in cases of damage involving large nerve spaces. However, the use of autograft is associated with various problems such as diameter mismatch, loss of function in the donor tissue and neuroma formation. Therefore, the development ofsynthetic nerve graft (SNGs) as an alternative to autografts has become one of the major topics in neural tissue engineering over the last 10 years. The fact that nerve outgrowth and viability is a complex process requiring multiple cues (growth factors, etc.) makes it necessary to functionalize SNGs with growth factors for effective regeneration. However, the modification of SNGs with growth factors has disadvantages, such as density-dependent tumor formation, neuropathic pain, abnormal nerve fiber sprouting, severe weight loss, rapid degradation due to poor pharmacokinetic properties, rapid release and high cost. Ultimately, this has a negative impact on long-term nerve regeneration. Alternatively, the use of extracellular matrixlike peptides to modify SNGs can enhance cell adhesion, proliferation, differentiation and thus cell-tissue scaffold interaction by activating desired signaling pathways. Unlike natural proteins or growth factors, peptides have many advantages including high resistance to pH or temperature variation, no pathogenic contamination or ...
Sustainable Energy Harvesting: Structural Analysis Approaches in Zeolitic Imidazolate FrameworkBased Triboelectric Nanogenerators
The rising demand for sustainable, autonomous energy systems has accelerated research into technologies that convert ambient mechanical stimuli into electricity. This study examines two ZIF-8 and ZIF-67–based triboelectric nanogenerators, noted for their simple architecture, low cost, and compatibility with diverse materials. A hybrid-mode TENG utilizing ZIF-8 was designed for marine applications, where thin films of ZIF-8 were deposited on copper tape and coupled with a polystyrene counterpart. The device combined vertical contact–separation and lateral sliding modes to harness multidirectional water wave motion. It demonstrated a peak voltage of 195 V open circuit and a power density of 803 mV/m2 under a 2 Hz actuation frequency. Moreover, our original TENG design based on ZIF-8 achieved a peak power density of ≈803 mW/m², surpassing the 600–700 mW/m² range typically reported for MOF-enhanced devices in the literature, underscoring both its novel architecture and excellent energy-harvesting performance. Together, the dual-mode operation ensures that both the vertical and horizontal components of ocean-wave motion are harnessed: the contact mode delivers high instantaneous voltages through normal compression, while the sliding mode capitalizes on tangential motion to increase charge throughput and cumulative voltage. These results offer a range of power applications including environmental sensors, wireless communication modules, status LEDs, real‑time clocks, and intermittent actuator burst