Izmir Katip Celebi University
Not a member yet
2715 research outputs found
Sort by
Güçlendirilmiş Kompozit Panelin Çok Amaçlı Optimizasyonu
In this thesis study, the buckling resistance and weight of stiffened composite curved panels, which are widely used in aerospace structures, were taken as a basis, and a multi-purpose engineering design problem was addressed with a holistic and datadriven approach. The aim was to determine the optimal panel configurations that would meet the requirements of lightness and high stability of the structure. To this end, a broad design space encompassing seven design variables related to the stringer form and geometry was represented using a D-optimal experimental design, resulting in 1,326 valid panel variants. Each configuration was subjected to nonlinear finite element analysis in the ANSYS environment, and critical buckling loads were obtained while preserving the curvature effect. The analyses revealed that parameters such as stringer shape and height play a decisive role in buckling modes. Mathematical models capable of accurately predicting panel weight and buckling capacity were developed based on the analysis data. Data representation (label/one-hot encoding), normalization, and data splitting strategies were compared; the Hybrid Nonlinear Rational (HNR) model emerged as the most suitable, effectively representing nonlinear and interactive structures with high generalizability. The compact structure of the model has facilitated its integration with optimization algorithms
Investigation of Process Conditions in the Preparation of Biobased Polyethylene Masterbatch and Development of Innovative Masterbatches
This doctoral thesis presents a comprehensive investigation into the properties and processing characteristics of biobased polyethylene in comparison with petroleumbased polyethylene. Life cycle assessment data demonstrate the environmental advantage of biobased polyethylene, which removes approximately 2.12 metric tons of CO2-equivalent per metric ton of polymer, while conventional petroleum-based polyethylene emits around 3.10 metric tons, yielding a net benefit of 5.2 metric tons of CO2-equivalent. The research covers three main areas: pigment dispersion in masterbatches, development of biobased films with natural pigments, and evaluation of recycling performance. In the first phase, pigment dispersion in polyethylene masterbatches was investigated using a Taguchi L9 design. Key processing parameters, including wax type, were optimized to enhance dispersion of copper phthalocyanine blue. The application of micronized wax led to the lowest observed filter pressure (approximately 1.45 bar/g) and the highest color strength (114.7%), whereas homopolymer wax exhibited comparatively lower performance. Although additives increased stiffness (up to 0.5
FAL ÜZERİNE BİR DİN SOSYOLOJİSİ ARAŞTIRMASI: İZMİR KIZLARAĞASI ÖRNEĞİ
Bu araştırma, İzmir Kızlarağası Hanında bulunan kafelerdeki falcıların ve fal baktıranların din sosyolojisi açısından değerlendirilmesini konu edinmektedir. Yapılan çalışma ile bu kafelere fal baktırmaya giden kişilerin; cinsiyet, yaş, yaşadığı yer, doğum yeri, eğitim durumu, mesleği, gelir durumu, dindarlık durumu ve hangi fal türüne baktırdığı değişkenler bağlamında fala ilişkin tutumlarını analiz etmek amaçlanmaktadır. Araştırmada, bu amacı gerçekleştirmek için hem nitel hem de nicel yöntemler kullanılmıştır. Çalışmada, fala yönelik tutumların, cinsiyet, yaş, yaşadığı yer, doğum yeri, eğitim durumu, mesleği, gelir durumu, dindarlık durumu ve hangi fal türüne baktırdığı değişkenler bağlamında farklılaşma durumu temel probleminden hareket edilmiştir. Bu amaçları gerçekleştirebilmek adına fal olgusunu din sosyolojisi açısından çözümleyebilecek bir ölçme aracının geliştirilmesi hedeflenmiştir. Araştırmanın birinci bölümünde fal, falcılık, kahve falı ve tarot falının tarihsel sürecine yer verilmiştir. Bu başlık altında fal ve falcılığın ne olduğu, çeşitli medeniyetlerde, Türklerde, Osmanlıda, İslam’da ve günümüzde falın yeri, fal çeşitleri, kahve falının tarihi, kahve falına bakılmadan önce yapılması gerekenleri, kahve falının bakılışı, kahve falındaki sembollerin anlamları, tarot falının tarihi, tarot açılımları, tarot kartlarına nasıl soru sorulduğu, tarot kartlarına nasıl bakıldığı konuları açıklanmaktadır. Araştırmanın tarihsel perspektifinde fal olgusu analiz edilerek tarihsel süreçte kahve ve tarot falındaki değişim, dönüşüm ve sürekliliklerin tespit edilmesi amaçlanmıştır. Araştırmanın ikinci bölümünde İzmir Kızlarağası Hanı örnekleminde falcılık olgusu değerlendirilmiştir. Bu bölümde İzmir Kızlarağası Hanının tarihine, burada bulunan fal kafelerin özelliklerine, fal kafelerde çalışan falcıların özelliklerine, fal iv baktıran kişilerle ilgili bulgulara ve bu bulguların yorumlanmasına yer verilmiştir. Bulgular elde edilirken hem nicel hem de nitel yöntemler kullanılmıştır. Veriler toplanırken falcılara ile yarı yapılandırılmış mülakat tekniği, fal baktıranlara ise yapılandırılmış mülakat tekniği uygulanmıştır. Araştırmanın verileri fal olgusunu ilişkilerini çözümlemeye yönelik geliştirilen 5 boyutlu bir ölçek ile toplanmıştır. Hazırlanan ölçeklerin yapı geçerliliği açımlayıcı faktör analizi ile teste tabi tutulmuştur. Geliştirilen ölçek ile toplanan verilerin analizinde T-testi ve ANOVA testi kullanılmıştır. Araştırma, fal olgusunun toplumsal, fala bağlılık, duygu, ekonomik ve falcıların bireysel özellikleri boyutları ile şekillendiğini ortaya çıkarmıştır. Araştırmanın bulguları, fal olgusuna yönelik tutumların çeşitli sosyo-kültürel değişkenlere göre farklılaştığını açığa çıkarmıştır
ATTİLÂ İLHAN’IN ESERLERİNDE İZMİR
Attilâ İlhan roman, şiir, hikâye, deneme, söyleşi, eleştiri, senaryo ve köşe yazısı gibi edebiyatın hemen her sahasında eser vermiş Türk edebiyatının en önemli isimlerinden biridir. İzmir şehri, çeşitli dönemlerde birçok önemli sanatçıya ev sahipliği yapmasıyla Türk edebiyatının gelişimine katkıda bulunmuş başlıca şehirlerden biri olagelmiştir. İzmir, Menemen doğumlu olan Attilâ İlhan da eserlerinde İzmir’e geniş ölçüde yer vermiştir. Çalışmamız, sanatçının romanları ve şiir kitapları temel alınarak hazırlanmıştır. Yazarın diğer eserleri ve biyografisine de gerekli yerlerde atıf yapılarak İzmir’in nasıl ve ne şekilde işlendiği zaman mekân ve insan temel kategorilerine bağlı kalınarak araştırılmış ve incelenmiştir. Dört bölümden meydana gelen çalışmanın ilk bölümünde, Attilâ İlhan’ın yaşamına ve sanatçının hayatına yansıyan İzmir’e odaklanılmıştır. Çalışmanın ikinci bölümünde İlhan’ın eserlerinde İzmir’in kent belleği kavramı üzerinde durulmuştur. Üçüncü bölümde ise Attilâ İlhan’ın romanlarında İzmir, zaman, mekân ve insan unsurları bağlamında incelenmiştir. Çalışmanın dördüncü ve son bölümü ise Attilâ İlhan’ın şiirlerinde İzmir’e ayrılmıştır. Bu çalışmanın amacı, İzmirli bir sanatçı olan Attilâ İlhan’ın eserlerine İzmir’i nasıl yansıttığını başta kurgusal, tarihsel, sosyal, kültürel ve estetik olmak üzere tüm boyutlarıyla ortaya koymaktır
CUMHURİYET DÖNEMİNDE URLA (1923-1938)
Tarihsel süreç içerisinde önemli bir liman kenti olan Urla pek çok medeniyete ev sahipliği yapmıştır. Urla’da Türk hakimiyeti Selçuklular zamanında başlamış, Aydınoğlu Beyliği ve Osmanlı Devleti Döneminde devam etmiştir. 19. Yüzyıl savaş ve salgın hastalıklarla geçmiştir. Tüm dünyayı etkileyen salgın Osmanlı Devleti’ni de etkilemiştir. 1865 yılında salgın hastalığa karşı tedbir almak için Klazumen (Urla) Tahaffuzhanesi kurulmuştur. Mondros Mütarekesinin imzalanmasının ardından işgaller başlamıştır. Yunanlılar İzmir’den sonra ilk 16 Mayıs 1919 tarihinde Urla’yı işgal etmiştir. Bu işgal 12 Eylül 1922 tarihinde ise son bulmuştur. Urla ile ilgili çeşitli çalışmalar bulunmaktadır. Ancak Cumhuriyetin ilk yıllarında Urla ilçesinde meydana gelen siyasi, idari, sosyal, kültürel ve ekonomik açılarla ilgili kapsamlı bir çalışma bulunmaması tezin konusunun oluşturulmasında etkili olmuştur. Bu çalışmada Urla’da Cumhuriyet Döneminde 1923-1938 yıllarında meydana gelen siyasi, idari, sosyal, kültürel ve ekonomik açıları ele alınarak değerlendirilmiştir. 23 Mayıs 1867 yılında İzmir merkez olmak üzere yeni Aydın Vilayeti kurulmuştur. İzmir’e bağlı yerlerden biri Urla olmuştur. Memlekette yaşanan genel ve yerel seçimlerde Urla kentinde de hareketlilik yaşanmıştır. 1930 seçimlerinde Serbest Cumhuriyet Fırkasının da seçimlere katılması Urla’da bazı olayların yaşanmasına yol açmıştır. 1930 seçimlerinde seçimi Cumhuriyet Halk Fırkası kazanmıştır. iv 1923 Türk-Yunan Mübadele Antlaşması sonucunda memlekette iskân konusunda gelişmeler yaşanmıştır. Memlekete gelecek olan mübadillerin ilk sağlık kontrolleri Urla Tahaffuzhanesinde yapılmıştır. Urla’da eğitim alanına önem verilmiş, hatta kız çocukları için PTT Müdürü Osman Bey evini bağışlamıştır. Urla’da kültürel alanda canlılık yaşanmıştır. Urla’da Türk Ocağı, Tayyare Cemiyeti, Hilal-i Ahmer Cemiyeti ve Halkevinde faaliyet göstermiştir. Urla halkı bayramlar, özel gün ve kurtuluş etkinliklerine önem vermiştir. Bu özel günlerden biri olan Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın Urla ziyaretinde halk günler öncesinden hazırlık yapmış ve Gazi Mustafa Kemal Paşa’ya bir yemek ziyafeti düzenlemiştir. Urla’da tarımsal alanda üzüm, tütün, anason, zeytin, pamuk, ipek böceği tohumu ve palamut üretimi yapılmaktadır. Ancak bunlardan en çok üzüm, tütün ve zeytin üretimi alanında ön plana çıkmaktadır. Urla’da hayvancılık alanında ise sahil kesiminde Urla’da balıkçılık yapıldığı görülmektedir. Urla’da günlük alanda yaşanan doğa olayları ve güvenlik konusu kenti etkilemiş ve bu kentte yaşanan gelişmeler basına yansımıştır
TEŞEKKÜL DEVRİ BELÂGAT İLMİNİN EDİMBİLİM AÇISINDAN İNCELENMESİ
İslam düşüncesinde Kur’ân-ı Kerîm’i anlama ve yorumlama çabasının bir neticesi olarak ortaya çıkan belâgat ilmini, modern dilbilimin alt dalı edimbilim açısından inceleyen bu çalışma, iki farklı geleneğe ait bu iki ilmin ortak noktalarını ortaya koymaktadır. Dili konuşur, dinleyen ve bağlam esaslı inceleyen bu iki ilim, farklı tarihsel dönemlerde ortaya çıkmalarına rağmen benzer amaç ve yaklaşımlar benimsemektedir. Modern bir disiplin olarak 20. yüzyılda ortaya çıkan edimbilimin birçok kuramının, klasik belâgat eserlerinde farklı terimlerle ve kavramsal çerçevelerle ele alındığı görülmektedir. Bu bağlamda çalışmada öncelikle, belâgatın temel kavramları olan müsned, müsnedün ileyh, kasr, îcâz-itnab ve fasl-vasl konuları, edimbilimin söz edimleri, örtük anlam, bağlam ve konuşma ilkeleriyle karşılaştırmalı olarak incelenmiştir. Yapılan detaylı analiz sonucunda her iki disiplinin de dilin kullanım boyutuna odaklandığı, benzer teorik yaklaşımlar geliştirdiği ve dil-anlam ilişkisini benzer perspektiflerden ele aldığı tespit edilmiştir. Özellikle belâgattaki “makam” ve “muktezâ-yı hâle riayet” kavramlarının, edimbilimin kuramları ve konuşur-dinleyici etkileşimiyle yakından ilişkili olduğu görülmektedir. Araştırmanın diğer önemli bir bulgusu da edimbilimin sözeylem, işbirliği, sezdirim, önvarsayım, çıkarım, gösterim ve nezaket gibi modern kuramlarının, belâgat ilminde terimleşmemiş olsa da farklı isimlerle yer aldığıdır. Bu durum, İslam medeniyetinde belâgat, tefsir, fıkıh usulü gibi ilimlerdeki dil çalışmalarının derinliğini ve özgünlüğünü göstermesi açısından dikkat çekicidir. Müslüman dilcilerin dil-bağlam iv ilişkisini sistematik bir şekilde ele almaları ve geliştirdikleri kavramsal çerçeve, modern dilbilim çalışmalarıyla önemli paralellikler göstermektedir. Sonuç olarak bu araştırma, belâgat ilminde ileri sürülen dile dair görüşlerin modern dilbilim yaklaşımlarıyla örtüşen zengin bir teorik altyapıya sahip olduğunu ve modern dilbilime katkı sağlayabilecek özgün bir birikim barındırdığını ortaya koymaktadır. Her iki geleneğin kavramsal çerçevelerinin karşılaştırmalı incelenmesi, dilbilim ve dil felsefesi alanlarına yeni bakış açıları kazandırmaktadır. Bu karşılaştırmalı yaklaşım, hem klasik belâgat çalışmalarının daha iyi anlaşılmasına katkı sağlamakta hem de modern dilbilim teorilerinin tarihsel arka planına ışık tutmaktadır
İSTANBUL ARAŞTIRMALARI ENSTİTÜSÜ KÜTÜPHANESİ 8 İAE SR-000482 NUMARADA KAYITLI ŞİİR MECMUASININ TRANSKRİPSİYONLU METNİ VE MECMUALARIN SİSTEMATİK TASNİFİ PROJESİ’NE (MESTAP) GÖRE TASNİFİ
Klasik Türk edebiyatı tarihi ve araştırmalarının en önemli kaynaklarından biri şiir mecmualarıdır. Tertip edildikleri dönemin edebî zevkini, rağbet gören şairlerini ve şiirlerini yansıtan bu eserler, edebiyat tarihimizde müstesna bir yere sahiptir. Bu çalışmada İstanbul Araştırmaları Enstitüsü Kütüphanesi 8 İAE SR-000482 numarada kayıtlı şiir mecmuası incelenmiştir. Çalışmamız dört bölümden oluşmaktadır. Genel itibarıyla birinci, ikinci ve üçüncü bölümde mecmuanın biçim ve içerik özellikleri hakkında bilgi verilmiştir. Dördüncü bölümde ise metnin kurulması sırasında benimsenen ilkeler belirtildikten sonra “Mecmuaların Sistematik Tasnifi Projesi (MESTAP)” dâhilinde hazırlanan çalışma, çeviri yazı alfabesi ile günümüz harflerine aktarılmış ve manzumelerin akademik neşirlerle karşılaştırılması yapılmıştır
ABDURRAHMÂN b. AHMED'İN el-MUHTASAR fi’l-VAKF fi’l-KUR'ÂN İSİMLİ ESERİNİN TAHKÎKİ
Kur’ân-ı Kerîm tilavetinde en önemli unsurlardan biri vakf (duraklama) ve ibtidâ (başlangıç) kurallarıdır. Kıraat terminolojisinde vakf, okuma esnasında belirli kurallar çerçevesinde durmayı; ibtidâ ise, anlam bütünlüğünü koruyarak yeniden başlamayı ifade eder. Bu iki hususa riâyet edilmemesi, özellikle mananın yanlış anlaşılmasına yol açmakta ve namaz gibi ibadetlerin hem ifsadına hem de ifasına etki edebilmektedir. Özellikle namaz esnasında vakf ve ibtidâ kurallarına uyulmaması, namazın sıhhatini tehlikeye atabilecek bir durum ortaya çıkarabilmektedir. Bununla birlikte günümüzde Kur’ân okuyucularının bu konuda yeterince bilgi sahibi olmadığı gözlemlenmektedir. Bu eksikliğin giderilmesine katkı sağlamak amacıyla kıraat ilmi literatüründe önemli bir yere sahip olan Tayfur es-Secâvendî’nin görüşlerini esas alarak Abdurrahman b. Ahmed’in kaleme aldığı el-Muhtasar fi’l-Vakf fi’l-Kur’ân isimli eserin tahkikinin gerçekleştirilmesi uygun görülmüştür. Çalışmanın temel amacı, vakf ve ibtidâ konusuna dair yazılmış bu değerli yazma eserin ilmî bir metotla incelenerek gün yüzüne çıkarılması ve Kur’ân’ın manasına uygun şekilde tilavetine katkı sağlanmasıdır. Kur’ân-ı Kerîm’de yer alan vakf işaretleri, okuyucuya anlam bütünlüğünü koruyarak doğru bir şekilde okuma hususunda yol göstermektedir. Ancak birçok okuyucu, bu işaretlerin hangi kurallar doğrultusunda belirlendiğini ve konuluş amaçlarını yeterince bilmemektedir. İncelenen eserde müellif, vakf işaretlerinin iv konuluş gerekçelerini açıklamakta ve okuyuculara birtakım önemli tavsiyelerde bulunmaktadır. Çalışmada, el yazması eser nitel araştırma yöntemleri çerçevesinde ele alınarak tahkik süreci titizlikle yürütülmüştür. Metin, bilgisayar ortamına aktarılmış ve her kelime üzerinde özenle durularak ilmî usuller çerçevesinde akademik dünyaya kazandırılması amaçlanmıştır. Bu çalışma ile vakf ve ibtidâ konusunda farkındalık oluşturularak Kur’ân’ın doğru tilavetine katkı sunulması hedeflenmektedir
YAPAY ZEKANIN TEMEL NİTELİKLERİ İLE Z KUŞAĞININ YETKİNLİKLERİNİN ETKİLEŞİMİNİN ÇALIŞANLARIN İŞ MOTİVASYONUNA ETKİSİ: BİLİŞİM ÇALIŞANLARI ÜZERİNDE BİR ARAŞTIRMA
Dijital teknolojinin hızla gelişmesi günlük hayatı her geçen gün daha fazla etkilemektedir. Dijital teknolojide yaşanan gelişmeler, geliştirilen yapay zeka teknolojileri ile farklı bir seviyeye ulaşmaktadır. Dolayısyla eğitim, sağlık, tarım, üretim, turizm vb. birçok sektörde yapay zeka ve uygulamaları yoğun bir şekilde kullanılmaya başlamıştır. Yapay zeka iş süreçlerinde dönüşümü sağlarken hem verimlilik hem de stratejik karar verme süreçlerinde organizasyonlara katkı sağlamaktadır. Yapay zekanın iş hayatındaki etkisinin artması, artık çalışma hayatında yer alan Z kuşağının bakış açısını ve beklentilerini etkilemektedir. Bu çalışmanın amacı yapay zekanın temel nitelikleri ile Z kuşağının yetkinliklerinin etkileşiminin iş motivasyonuna etkisinin araştırılmasıdır. Araştırma kapsamında oluşturulan ölçüm aracı Türkiye’de 40 kamu üniversitesinde bilgi işlem departmanlarında görev yapan konu ile ilgili 153 bireye uygulanmıştır. Araştırma kapsamında bilişim alanı çalışanlarının algıları bağlamında Z kuşağının yetkinliklerinin ve yapay zekanın temel niteliklerinin ayrı ayrı iş motivasyonuna pozitif yönde yüksek seviyede etkisi olduğu belirlenmiştir. Ancak Z kuşağının yetkinlikleri ile yapay zekanın temel niteliklerinin etkileşiminde iş motivasyonuna etki düzeyleri ayrı ayrı etkideki düzeyleri düşürücü şekilde sonuçlanmıştır. Z kuşağı teknolojinin içerisinde doğan ve büyüyen bir kuşak olduğu için zaten yapay zekanın yaşamının her alanında yoğun bir şekilde kullanması, Z iv kuşağı bireyleri için iş motivasyonu algısında da doğal bir süreç olarak gördüğü şeklinde belirtilebilir
ADEL THEODOR KHOURY’NİN CİHAD AYETLERİNE YAKLAŞIMI
Adel Theodor Khoury (ö. 2023), İslam, Hristiyanlık ve Yahudilik gibi asılları itibarıyla ilahi orjinli olan dinlerin yanı sıra diğer dünya dinleriyle de ilgilenmiş ve bu alanlarda derinlemesine incelemeler yaparak önemli akademik eserler kaleme almış bir entelektüeldir. Özellikle dinler tarihi, karşılaştırmalı teoloji ve dinler arası diyalog konularında kapsamlı çalışmalar yapmış ve bu alanlarda birçok değerli eser üretmiştir. Onun akademik yaklaşımı, dinlerin tarihsel gelişimlerini, metinlerini ve kültürel bağlamlarını karşılaştırarak anlamaya yönelik derin bir sorgulama ve analiz içerir. İslam ilâhiyatı ile yakından ilgilenen ve bu alanda önemli eserler kaleme alan Khoury, İslam’ın teolojik, tarihi ve kültürel yönleri üzerine derinlemesine çalışmalarıyla da bilinmektedir. Özellikle Müslümanlarla Hristiyanlar arasında uzlaşma zemini oluşturma konusunda ciddi çabalar sarf eden önemli bir entelektüeldir. Hem akademik alandaki derinlemesine çalışmaları hem de asırlardır süregelen Müslümanlarla Hristiyanlar arasındaki fikrî çatışmaları sonlandırmaya yönelik geliştirdiği düşünsel katkılarla, Khoury, Hristiyanlık ve İslam arasındaki ilişkilerin daha anlayışlı ve barışçıl bir şekilde evrilmesi gerektiğini savunmuştur. Bu bağlamda, Khoury, her iki dinin teolojik ve tarihsel temellerine dayalı olarak, karşılıklı saygıyı ve anlayışı pekiştirecek bir diyalog ortamı oluşturulması gerektiğini vurgulamıştır. Karşılıklı anlayış oluşturma yönünde önemli bir adım olarak kabul edilmektedir. Bu çalışmada, Adel Theodor Khoury'nin özellikle 12 ciltlik Almanca olarak kaleme aldığı Der Koran Übersetzung und wissenschaftlicher Kommentar (Kur'ân Çevirisi ve İlmî Yorumu) adlı eseri başta olmak üzere, cihad konusuyla ilgili olarak iv müstakil şekilde yazdığı Was sagt der Koran zum Heiligen Krieg? (Kur’ân Kutsal Savaşa Ne Diyor?) adlı çalışması ve diğer eserlerinde bu kavrama nasıl yaklaştığı, hangi teolojik ve felsefi çerçevede ele alarak yorumladığı incelenmeye çalışılacaktır. Müellif cihad kavramına yönelik yorumu, yalnızca metinlerin anlamını çözümlemekle kalmayıp, aynı zamanda bu kavramın tarihsel, kültürel ve sosyo-politik bağlamlardaki yansımalarını da gözler önüne sermeyi amaçlamaktadır. Bu bağlamda, Khoury'nin cihadı ele alış biçimi, İslam’ın evrensel mesajı, barış, adalet ve hoşgörü anlayışları çerçevesinde değerlendirilecektir