Akademik Platform Helal Yaşam Dergisi
Not a member yet
61 research outputs found
Sort by
Culture of Asking for Forgiveness
Kul haklarına riâyet İslam’ın önemle üzerinde durduğu meselelerdendir. Her kim olursa olsun, insanların maddî-mânevî hakları dikkate alınmış ve korunmuştur. İslamiyet’te kul hakları ihlâllerini engelleyici tedbirler de önemli yer tutmaktadır. Hak ihlâli olabilecek her türlü söz, fiil ve davranış Kur’an ve Sünnette yasaklanmıştır. Başkalarının haklarını ihlâl eden kişi, kul hakkına girmiş olur. Bu haklar sahibi bağışlamadıkça Allah’ın da bağışlamadığı haklardır. Müslümanlardan affedici olmaları istenmektedir. Kul hakları ödenmediği, cezâ-kısâs yoluyla suçlu cezalandırılmadığı, hak sahibinden helallik alınmadığı veya affedilmediği sürece sorumluluktan kurtulunamayacaktır. Helalleşmenin çeşitli yolları vardır. Hak ihlâlinin giderilmesinin diğer bir şekli de helallik isteme ve helallik almadır. Bazı maddî-mânevî hak ihlâllerinin zararları tazmin edilmeden, af veya helallik istemekle, helalleşilemeyen durumlar da vardır. Hakkının ödenmesi veya alınması kul hakkından kurtulmayı sağlar. Zorunlu hallerde, bazı özel şartlar dâhilinde muhâkeme olmadan, kişilerin haklarını bizzat kendileri almaları anlamına gelen “İḥḳâḳ-ı Ḥaḳ” ve kul haklarının çiğnenmesine engel teşkil eden “Fetḥü’ẕ-Ẕerâî‘” prensibi devreye girmektedir. Hak ihlâllerinin en aşırıları ancak cezâ ve kısâs yoluyla ödenebilenleridir. Kısâs en yaygın olarak bilinen cezâlandırma şeklidir. Dünyada ödenmeden, helalleşilmeden âhirete intikâl eden haklar ise mahşer meydanında tam olarak karşılığı ödenmeden hesaplaşma tamamlanmayacaktır. Bir de yanlış helalleşme tavırları bulunmaktadır. Hak ihlâlinde zararı tazmin etmeden maddî veya mânevî zarar karşılamadan helallik almaya çalışmak asla doğru olmaz. Helallik verecek kimse de tam anlamıyla bu konuda özgür ve hür irâdeye sahip olmalıdır; herhangi bir maddî-mânevî baskı helalleşmeye gölge düşürecektir.Respecting people’s rights is one of the issues that Islam emphasizes. Regardless of who they are, people’s material and moral rights are taken into account and protected. It is also of great importance, in Islam, to take preventive measures against the violation of the rights of others. All kinds of words, actions and behaviors that may violate rights are prohibited in the Quran and Sunnah. These rights are rights that God will not forgive unless the owner grants forgiveness. Muslims are asked to be forgiving. As long as the rights of the people are not paid, the guilty are not punished through punishment-retaliation, the rightful owner is not granted forgiveness or is forgiven, he cannot be relieved of responsibility. Another way to remedy the violation of rights is to request and obtain pardon. There are also situations where some violations of material and moral rights cannot be forgiven by asking for forgiveness or forgiveness without compensation for the damages. The settlement or receipt of one’s due ensures release from the violation of the rights of others. In cases of necessity, the principle of “İḥḳâḳ-ı Ḥaḳ”, which means that people get their rights themselves, without judgment under certain special conditions, and the principle of “Fetḥu’ẕ-Ẕerâî’”, which prevents the violation of people’s rights, come into play. The most extreme violations of rights are those that can only be paid for through punishment and retaliation. Retaliation is the most widely known form of punishment. The reckoning will not be complete until the rights that were transferred to the afterlife without being paid or forgiven in this world are fully paid for in the judgment day. There are also wrong attitudes of reconciliation. It would never be right to try to get forgiveness without compensation for material or moral damage in case of violation of rights. The person who gives forgiveness must have complete freedom and free will in this regard; any material or moral pressure will cast a shadow over the reconciliation
Bütün yönleriyle helâl olan bir gıda maddesi onu tüketen herkese helâl midir?
Like all living beings, one of the most important needs of humans is nourishment. The most crucial element of nutrition is food. It is essential for food to be clean, healthy, and beneficial for the human body. In addition to maintaining physical health, it is also important for an individual to sustain their spiritual life in the best way possible, and for this, the properties of food become even more significant. For a Muslim, the health benefits of food are important, but the fact that food is halal according to Islamic law may be of even greater importance.While halal and haram foods were traditionally determined based on general criteria in classical fiqh sources, the development of modern medicine and nutrition science has brought the necessity of considering individual differences into focus. Since every individual is responsible for maintaining their health, it is also essential to consider whether a food item that is halal, clean, and healthy could have different health effects depending on the person consuming it.This article addresses whether the halal status of foods varies according to the health conditions of the individuals consuming them. In this context, it aims to emphasize that the halal status of foods that are considered halal in Islamic law may change based on the health condition of the consumers.Yaşayan her canlı gibi insanın da en önemli ihtiyaçlarından birisi beslenmedir. Beslenmenin en önemli unsuru ise gıda maddeleridir. İnsan vücudu için gıda maddelerinin temiz, sağlıklı ve faydalı olması çok önemlidir. İnsanın beden sağlığı yanında manevi hayatını da en iyi şekilde sürdürebilmesi için gıda maddelerinin özellikleri ise ayrı bir önem arz etmektedir. Bir müslüman için gıda maddelerinin sağlık açısından faydalı olması yanında İslâm dini açısından da helâl olması belki daha da önemlidir. Geleneksel fıkıh kaynaklarında helâl ve haram gıdalar genel kriterlere göre belirlenirken, modern tıp ve beslenme biliminin gelişmesiyle bireysel farklılıkların da göz önünde bulundurulması gerekliliği ortaya çıkmıştır. Her insan sağlığını korumakla da mükellef olduğu için, tam olarak helâl, sağlıklı ve temiz olan bir gıda maddesinin onu tüketenler açısından helâllik durumu da ayrı bir önem arzetmektedir.Bu makale, helâl gıdaların helâllik durumunun bireysel sağlık durumlarına göre farklılık gösterip göstermediğini ele almaktadır. Bu bağlamda, İslâm hukukunda helâl olan gıdaların, onları tüketen kişilerin sağlık durumlarına göre helâllik durumunun değişebileceğine dikkat çekilmek amaçlanmıştır
Is Halal Lifestyle a Matter of Human Rights?: An Exploration of Universalist and Islamic Points of View
Helal yaşam tarzı; gıda tüketimi, finans, turizm, sağlık hizmetleri ve kültürel uygulamaları kapsayan geniş yapısıyla, yalnızca dinî bir ritüel olmanın ötesine geçerek kimlik, etik ve yönetişim biçimlerini şekillendiren önemli bir toplumsal ve siyasal olgu hâline gelmiştir. Bu çalışma, helal ilkelerine göre yaşamanın bir insan hakkı olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğini incelemekte; tartışmayı hem uluslararası insan hakları hukuku hem de İslami normatif gelenekler bağlamına yerleştirmektedir. Evrensel insan hakları perspektifinde, din özgürlüğü ve inancın uygulanma yoluyla ifade edilmesi temel insan hakları arasında kabul edilmektedir. İslami bakış açısına göre ise helal (mübah) ile haram (yasak) arasındaki ayrım, dinin korunması ve ahlaki bütünlüğün muhafazası ilkesinin bir yansımasıdır. Dolayısıyla helal yaşam tarzı, hem din özgürlüğünün bir ifadesi hem de manevi ve ahlaki kimliğin korunmasının bir aracı olarak yorumlanabilir.Bu makale, liberal eşitlikçi düşünce ile İslam siyaset felsefesi arasında köprü kuran kuramsal bir çerçeve geliştirmektedir. Bu yaklaşımda adalet, hem toplumsal düzenin temeli hem de ilahi bir yükümlülük olarak ele alınır. Kamu yönetiminde helal hassasiyetine sahip politikaların —helal sertifikasyonu, eğitim ve sağlıkta dinî uyum düzenlemeleri, adil düzenleyici sistemler gibi— benimsenmesi, devletlerin dinî ve kültürel hakları güvence altına alma yönündeki olumlu yükümlülüklerinin bir parçası olarak değerlendirilmektedir. Bununla birlikte, çalışma helal düzenlemeleri ile cinsiyet eşitliği ve ifade özgürlüğü gibi evrensel ilkeler arasındaki potansiyel gerilimleri de eleştirel biçimde tartışmaktadır. Türkiye, Malezya ve Avrupa’daki Müslüman azınlık bağlamlarından elde edilen karşılaştırmalı bulgular, helal hassasiyetine dayalı yönetişim modellerinin, şeffaf, çoğulcu ve hak temelli yapılar içinde kurumsallaştığında toplumsal uyumu güçlendirebileceğini göstermektedir. Sonuç olarak çalışma, helal yaşam tarzının insan haklarının bir boyutu olarak çerçevelenebilmesi için çift yönlü bir taahhüdün gerekli olduğunu vurgular: hakların evrenselliğini korumak ve aynı zamanda farklı toplumları tanımlayan dinî ve kültürel özgünlüklere saygı göstermek.The halal lifestyle—spanning food consumption, finance, tourism, healthcare, and cultural practices—has evolved into a significant social and political phenomenon that transcends religious ritual, shaping identity, ethics, and governance. This study examines whether living according to halal principles should be regarded as a matter of human rights, situating the discussion within both international human rights law and Islamic normative traditions. From a universal perspective, freedom of religion and the right to manifest one’s beliefs are recognized as fundamental human rights. From an Islamic standpoint, the distinction between what is halal (permissible) and haram (forbidden) reflects the broader principle of protecting faith and preserving moral integrity. Thus, the halal lifestyle can be understood as both an expression of religious freedom and a means of safeguarding spiritual and ethical identity.This article develops a theoretical framework that bridges liberal egalitarian thought and Islamic political philosophy. In this approach, justice is treated simultaneously as the foundation of social order and as a divine imperative. Recognizing halal-sensitive policies in public administration—such as halal certification, accommodation in education and healthcare, and equitable regulatory systems—is argued to constitute part of the state’s positive obligations to secure both religious and cultural rights. At the same time, the analysis critically engages with the potential tensions between halal regulations and universal principles such as gender equality and freedom of expression. Comparative insights from Turkey, Malaysia, and Muslim-minority contexts in Europe show that institutionalizing halal-sensitive governance can strengthen social cohesion when embedded within transparent, pluralistic, and rights-based frameworks. Ultimately, the study concludes that framing the halal lifestyle as a dimension of human rights requires a dual commitment: upholding the universality of rights while respecting the religious and cultural particularities that define diverse societies
Üniversite Öğrencilerinin Fiziksel Aktivite Düzeyleri ile Yorgunluk, Uyku Kalitesi ve Uykululuk Arasındaki İlişki
The aim of this study was to investigate the relationships between physical activity (PA) level and sleep quality, fatigue, and sleepiness in university students. A cross-sectional design was employed between March and June 2024. Data from 216 students aged 18–25 years (mean age: 20.84 ± 1.62) who met the inclusion criteria were analyzed. PA level was assessed using the International Physical Activity Questionnaire–Short Form (IPAQ-SF). Fatigue was evaluated with the Fatigue Severity Scale (FSS; ≥36 indicating significant fatigue), sleep quality with the Pittsburgh Sleep Quality Index (PSQI; ≥5 indicating poor sleep quality), and sleepiness with the Epworth Sleepiness Scale (ESS; ≥10 indicating increased sleepiness). Descriptive statistics were calculated for continuous variables. Associations between PA level and categorical outcomes were tested using Pearson’s chi-square test, while relationships among total scale scores were examined using Spearman’s rank correlation. A significant relationship was found between PA level and sleep quality (χ²(2)=12.653; p=.002; Cramér’s V=.242) and fatigue (χ²(2)=24.025; pBu çalışmanın amacı, üniversite öğrencilerinde fiziksel aktivite (FA) düzeyi ile uyku kalitesi, yorgunluk ve uykululuk arasındaki ilişkilerin incelenmesidir. Çalışma, Mart–Haziran 2024 tarihleri arasında yürütülen kesitsel bir araştırmadır. Dahil edilme ölçütlerini karşılayan 18-25 yaş aralığında (20,84±1,62 yıl) 216 öğrencinin verisi analiz edildi. FA düzeyi Uluslararası Fiziksel Aktivite Anketi-Kısa Form (IPAQ-SF) ile yorgunluk düzeyi Yorgunluk Şiddet Ölçeği (FSS; ≥36=önemli yorgunluk) ile, uyku kalitesi Pittsburgh Uyku Kalitesi İndeksi (PSQI; ≥5=kötü uyku) ile ve uykululuk ise Epworth Uykululuk Ölçeği (ESS; ≥10=artmış uykululuk) ile değerlendirildi. Sürekli değişkenler için tanımlayıcı istatistikler hesaplandı. FA düzeyi ile kategorik değişkenler arasındaki ilişkiler Pearson Ki-kare testi ile ölçeklerin toplam puanları arasındaki ilişkiler ise Spearman korelasyonu ile analiz edildi. FA düzeyi ile uyku kalitesi (χ²(2)=12,653; p=,002; Cramér’s V=,242) ve yorgunluk (χ²(2)=24,025;
Helal Yaşam Perspektifinde Modern Kentleşme ve İslam Mimarisi: Kimlik, Mekân ve Yeniden İnşa İhtiyacı
This study examines the influence of Islamic architecture on identity, space, and social structure within the context of modern urbanization. Rooted in the principles of halal living, Islamic architecture presents a spatial approach that embodies privacy, justice, and solidarity while fostering a culture of communal living. The research analyses city plans from the Seljuk and Ottoman periods, along with typologies of traditional Turkish houses, within their historical and cultural contexts. The findings reveal that mosque-centred neighborhood layouts and housing schemes based on courtyard and sofa systems strengthened the balance between individuals and society, thereby preserving social cohesion. In contrast, the rise of modern apartment culture and unplanned urbanization has weakened the principles of privacy, solidarity, and collective life. Consequently, Islamic architecture is interpreted not merely as a historical legacy but as a model capable of offering humane and sustainable solutions to contemporary urbanization challenges.Bu çalışma, modern kentleşme sürecinde İslam mimarisinin kimlik, mekân ve toplumsal yapı üzerindeki etkilerini incelemektedir. Helal yaşam ilkeleri doğrultusunda şekillenen İslam mimarisi; mahremiyet, adalet ve dayanışma temelleri üzerine kurulu, birlikte yaşama kültürünü destekleyen bir mekânsal anlayış sunmaktadır. Araştırmada, Selçuklu ve Osmanlı dönemlerine ait şehir planları ile Türk evi tipolojileri tarihsel ve kültürel bağlamda analiz edilmiştir. Bulgular, cami merkezli mahalle düzeni ile avlu ve sofa sistemine dayalı konut kurgusunun birey-toplum dengesini güçlendirdiğini ve toplumsal bütünlüğü koruduğunu göstermektedir. Buna karşılık, modern apartmanlaşma ve plansız kentleşme süreçlerinin mahremiyet, dayanışma ve ortak yaşam ilkelerini zayıflattığı tespit edilmiştir. Sonuç olarak, İslam mimarisi tarihsel bir mirasın ötesinde, çağdaş kentleşme sorunlarına insani ve sürdürülebilir çözümler sunabilecek bir model olarak değerlendirilmektedir
Unilateral Foot Drop Caused by Prolonged Squatting among Farmers Harvesting Potatoes in Bolu
Amaç: Sıkça çömelerek çalışan tarım işçilerinde gözlenen peroneal nöropatinin klinik özelliklerini, takip ve tedavi sonuçlarını değerlendirdik.Yöntem: Çömelerek çalışan ve ortopedi ve travmatoloji polikliniğine başvuran peroneal nöropati tanısı almış 21 hasta çalışmaya dahil edildi. Tanı sonrası hastalara 20 seans standart fizyoterapi uygulandı ve ayak-bilek ortezi (AFO) kullandırıldı. Tedavi öncesinde ve tedavinin birinci ve üçüncü aylarında, tibialis anterior, extensor digitorum brevis, peroneus longus ve gastroknemius kasları ile periferik sinir ileti hızları elektromiyografi (EMG) ile değerlendirildi.Sonuçlar: Hastaların 12’si (%57,1) erkek, 9’u (%42,9) kadındı. Tüm hastalarda tek taraflı (13 sağ, 8 sol) ayak düşüklüğü mevcuttu. Tedavi öncesi EMG’de 13 hastada (%61,9) proksimal bileşik kas aksiyon potansiyelinde (CMAP) azalma saptandı. Fizyoterapi programı ve AFO kullanımı sinir iletisini artırdı (p<0,05). Tedavi sonrası üçüncü ayda, üç hastada (%14,3) peroneus longus kasında düşük CMAP ile birlikte fibrilasyon ve pozitif sivri dalga paternleri görüldü. Bu hastalara cerrahi tedavi önerildi.Sonuç: Ayak düşüklüğüne neden olabilen peroneal sinir yaralanması, uzun süre oturarak çalışan tarım işçilerinde görülebilmektedir. Üç aylık klinik takip, medikal tedavi, fizyoterapi ve AFO kullanımı, ayak düşüklüğü olan hastalarda iyileşme sağlamıştır. İyileşmeyen olgularda cerrahi gerekebilir.Background: We evaluated the clinical characteristics, follow-up, and treatment outcomes of peroneal neuropathy, which is frequently observed in agricultural workers who work in a squatting position.Methods: The study included 21 patients diagnosed with peroneal neuropathy who had worked in a squatting position and presented to the orthopedics and traumatology outpatient clinic. After diagnosis, the patients underwent 20 sessions of standard physiotherapy and used an ankle-foot orthosis (AFO). Electromyography (EMG) was used to assess the tibialis anterior, extensor digitorum brevis, peroneus longus, and gastrocnemius muscles and peripheral nerve conduction velocities before treatment and at the first and third months.Results: Of the patients, 12 (57.1%) were male and 9 (42.9%) were female. All patients had unilateral (13 right, 8 left) foot-drop. Pre-treatment EMG showed decreased proximal compound muscle action potential (CMAP) in 13 patients (61.9%). The physiotherapy program and AFO use increased nerve conduction (p<0.05). At the third month after treatment, three patients (14.3%) had low CMAP in the peroneus longus muscle, showing fibrillation and positive sharp wave patterns. Surgical treatment was recommended for these patients.Conclusion: Peroneal nerve injury, which may cause foot drop, occurs in agricultural workers who work seated for long periods. Three-month clinical follow-up, medical treatment, physiotherapy, and AFO use resulted in recovery in patients with a foot drop. Surgery may be required in non-recovering patients
Helal Kozmetik Ürünlerini Konu Alan Bibliyometrik Bir Araştırma
Halal cosmetics are important not only for consumers sensitive to halal rules, but also for health-conscious and ethical consumers. This study aimed to map the concept of halal cosmetics through a bibliometric analysis. The findings of the 86 studies obtained were intended to lay the groundwork for future studies. To this end, 86 English-language studies, accessed from 2010 to July 2025, were examined using bibliometric analysis. Tables and visual maps containing information such as topics and keywords related to the concept of halal cosmetics were presented as a summary of the bibliometric literature review using the VOSviewer program. It has been observed that the number of studies on halal cosmetics, which has become a rising market trend, has increased in recent years. However, it is noteworthy that the number of studies conducted on the subject in Turkey is limited. Among the studies conducted, the largest number were in the business field, and these studies addressed the dimensions of consumer behavior. The most frequently cited keywords included halal cosmetics, attitude, halal certifications, and purchase intention. Consumers\u27 religious attitudes and perceptions of halal certification were determined to be important factors influencing their purchase intentions. It was determined that there is no bibliometric study on the concept of halal cosmetics in the literature. It is believed that the study results will pave the way for the development of new strategies to address the needs of the halal cosmetics consumer group in global markets. Furthermore, the study is expected to serve as a reference for researchers interested in the subject.Helal kozmetikler, helal kurallara hassasiyet gösteren tüketicilerin yanı sıra sağlığına önem veren tüketiciler ve etik tüketiciler için de önem taşımaktadır. Bu çalışmada helal kozmetik kavramına yönelik gerçekleştirilen bibliyometrik analiz ile kavramın haritasını çıkarmak hedeflenmiştir. Elde edilen 86 eserin bu bulgularıyla gelecekte yapılacak çalışmalar için alt yapının oluşturulması amaçlanmıştır. Bu doğrultuda Wos veri tabanında yapılan ilk çalışmalar olan 2010 yılından Temmuz 2025 tarihine kadar ulaşılan İngilizce 86 adet eser, bibliyometrik analiz yöntemiyle incelenmiştir. Helal kozmetik kavramı ile ilgili konular, anahtar kelimeler gibi bazı bilgilere ait tablolar ve görsel haritalar, VOSviewer programı kullanılarak bibliyometrik literatür çalışmasının özeti şeklinde sunulmuştur. Pazarlarda yükselen bir trend haline gelen helal kozmetiklerle ilgili çalışmaların son yıllarda arttığı gözlemlenmiştir. Ancak Türkiye’de konuyla ilgili gerçekleştirilen çalışmaların az olduğu dikkat çekmiştir. Gerçekleştirilen çalışmalar arasında en fazla çalışmanın işletme alanında olduğu, bu araştırmalarda tüketici davranışlarının boyutlarının ele alındığı belirlenmiştir. En çok adı geçen anahtar kelimeler, helal kozmetik, tutum, helal sertifikasyonlar, satın alma niyeti gibi kelimelerden oluşmuştur. Tüketicilerin dini tutumlarının ve helal sertifikasyonuna yönelik algılarının satın alma niyetlerini oluşturan önemli unsurlar olduğu belirlenmiştir. Literatürde helal kozmetik kavramına yönelik bibliyometrik bir çalışmanın olmadığı belirlenmiştir. Çalışma sonuçlarının küresel pazarlarda helal kozmetik tüketici grubunun ihtiyaçlarına yönelik yeni stratejilerin oluşturulmasına zemin hazırlayacağı düşünülmektedir. Ayrıca çalışmanın konuya ilgi duyan araştırmacılara referans olacağı düşünülmektedir
Yenilebilir Mantarlar ve Biyoaktif Bileşenleri
Macrofungi refer to a group of fungi containing large sporocarps consisting of the phyla Basidiomycota and Ascomycota. Among these macrofungi, which have approximately 14,000 species worldwide, more than 350 species are consumed. Especially mushrooms such as Agaricus bisporus, Flammulina velutipes, Lentinula edodes and Pleurotus spp. are among the most grown and consumed species. These mushrooms have a high content of carbohydrates, proteins, minerals and vitamins. In addition to being an important food source for humans, mushrooms also have many health benefits. Therefore mushrooms can be consumed by humans, contributing to the support of a healthy lifestyle, thanks to their nutritional components and bioactive substances. Thus, mushrooms can reduce inflammation, improve gut health, strengthen the immune system and reduce the risk of various diseases. Therefore, it is consumed by humans for both food and medicinal purposes. Mushrooms contain essential amino acids, B group vitamins, vitamin D and some important minerals. Additionally, bioactive components such as polysaccharides, beta-glucans, proteins, fats, phenolic compounds, and vitamins found in mushrooms have antifungal, antioxidant, antimicrobial, anti-inflammatory, anticancer, antiviral, antitumor, and other health benefits. In particular, polysaccharides and beta-glucans play an important role in the positive effects of mushrooms on health.Makromantarlar, Basidiomycota ve Ascomycota filumlarından oluşan büyük sporokarpları içeren bir grup mantarı ifade eder. Dünya genelinde yaklaşık 14.000 türü bulunan bu makromantarlar arasında 350\u27den fazla tür tüketilmektedir. Özellikle Agaricus bisporus, Flammulina velutipes, Lentinula edodes ve Pleurotus spp. gibi mantarlar en çok yetiştirilen ve tüketilen türler arasındadır. Bu mantarlar, yüksek miktarda karbonhidrat, protein, mineral ve vitamin içeriğine sahiptir. Mantarlar, insanlar için önemli bir besin kaynağı olmasının yanı sıra, sağlık açısından da birçok faydaları vardır. Bu nedenle mantarlar, besleyici bileşenleri ve biyoaktif maddeleri sayesinde insanlar tarafından tüketilerek sağlıklı bir yaşam tarzının desteklenmesine katkıda bulunabilirler. Böylece mantarlar, inflamasyonu azaltabilir, bağırsak sağlığını iyileştirebilir, bağışıklık sistemini güçlendirebilir ve çeşitli hastalıkların riskini azaltabilir. Bu nedenle, insanlar tarafından hem gıda hem de tıbbi amaçlarla tüketilmektedir. Mantarlar, esansiyel amino asitler, B grubu vitaminleri, D vitamini ve önemli mineralleri içerir. Ayrıca, mantarlarda bulunan polisakkaritler, beta-glukanlar, proteinler, yağlar, fenolik bileşikler ve vitaminler gibi biyoaktif bileşenler, antifungal, antioksidan, antimikrobiyal, antiinflamatuar, antikanser, antiviral, antitümör ve diğer sağlık yararlarına sahiptir. Özellikle polisakkaritler ve beta-glukanlar, mantarların sağlık üzerindeki olumlu etkilerinde önemli rol oynamaktadır
İslami Pazarlama Anlayışında Yeni Perspektifler: Bibliyometrik Bir Yaklaşım
Islamic marketing, encompassing tailored marketing strategies and practices aimed at addressing the needs and values of Muslim consumers, has emerged as an increasingly significant approach in recent years. This approach integrates Islamic values and principles into marketing practices, aiming to understand and meet the emotional and spiritual needs of Muslim consumers. Unlike traditional marketing approaches, it offers an operational dimension that places relatively greater emphasis on religious beliefs and cultural values. With the growth of the Muslim population and its economic power worldwide, Islamic marketing has become an important area of research and practice both academically and practically. Research in this field includes topics such as how Islamic principles and values can be integrated into marketing strategies, the behavioural characteristics and preferences of Muslim consumers. This study presents a bibliometric analysis of 1166 publications obtained from the Web of Science database, elucidating the key characteristics and development of the Islamic marketing literature. This analysis, conducted using the "Bibliometrix" R package, provides a detailed examination of the focal points within Islamic marketing literature, the methodological approaches employed by researchers, and the most frequently cited works. Furthermore, it includes the geographical distribution of Islamic marketing research. According to the bibliometric analysis results, studies in the field of Islamic marketing have significantly increased in recent years, revealing the critical role of integrating Islamic principles into marketing strategies in understanding Muslim consumer behaviour and preferences.İslami pazarlama, Müslüman tüketicilerin ihtiyaç ve değerlerine yönelik özelleştirilmiş pazarlama stratejilerini ve uygulamalarını kapsayan, son yıllarda giderek önem kazanan bir pazarlama yaklaşımı olarak ortaya çıkmıştır. Bu yaklaşım , İslami değer ve ilkeleri pazarlama uygulamalarına entegre ederek, Müslüman tüketicilerin hem duygusal hem de manevi ihtiyaçlarını anlamayı ve karşılamayı hedeflemektedir. Geleneksel pazarlama anlayışlarından farklı olarak, dini inançları ve kültürel değerleri göreceli olarak daha ön planda tutan operasyonel bir boyut sunmaktadır. Dünya çapında Müslüman nüfusunun ve ekonomik gücünün artmasıyla birlikte, İslami pazarlama hem akademik hem de pratik açıdan önemli bir araştırma ve uygulama alanı haline gelmiştir. Bu alandaki araştırmalar, İslami ilkelerin ve değerlerin pazarlama stratejilerine nasıl entegre edilebileceği, Müslüman tüketicilerin davranış özellikleri ve tercihleri gibi konuları içermektedir. Bu çalışmada Web of Science veri tabanından elde edilen 1166 yayın üzerinden yapılan bibliyometrik analiz, İslami Pazarlama literatürünün temel özelliklerini ve gelişimini ortaya koymaktadır. Bu analiz, "Bibliometrix" adlı R paketi kullanılarak gerçekleştirilmiş ve İslami Pazarlama literatürünün hangi konulara odaklandığını, araştırmacıların bu alana nasıl yaklaştığını detaylı bir şekilde incelemiştir. Literatürdeki temel temalar, metodolojik yaklaşımlar ve en çok atıf alan çalışmaların yanı sıra, İslami pazarlama araştırmalarının coğrafi dağılımı da bu analizin bir parçası olmuştur. Bibliyometrik analiz sonuçlarına göre, İslami pazarlama alanında yapılan çalışmalar son yıllarda önemli bir artış göstermiş ve bu çalışmalar İslami ilkelerin pazarlama stratejilerine entegrasyonunun, Müslüman tüketicilerin davranış ve tercihlerini anlamada kritik bir rol oynadığını ortaya koymuştur
Assessing The Potential Health Effects of Vegan Nutrition And Its Evaluation From The Perspective of Halal Dietary Practices
Bu çalışmada vegan beslenme incelenerek sağlık üzerine olası etkileri ve helal beslenme perspektifinden değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Vegan Beslenme, dünya genelinde yaygınlığı gittikçe artan sadece bitkisel besinlerin tüketimine dayanan bir yaşam biçimidir. Müslüman tüketiciler sağlık bilinci (kişinin dikkatini kendi sağlığına odaklama eğilimi) kapsamında İslam Hukukuna uygun olan sağlıklı, helal ve kaliteli besinler tercih etmektedir. Helal ve vegan beslenme, amaçları açısından farklı olmakla birlikte özellikle besin seçimleri açısından bazı durumlarda ortak noktayı paylaşmaktadır. Vegan beslenme genellikle protein ve kalori değeri açısından yetersiz olsa da diyet lifi, polifenoller ve antioksidan vitaminler açısından zengindir. Hayvansal kaynaklı besinlerdeki protein ve demir, bitkisel kaynaklı besinlerdeki protein ve demirden daha verimli bir şekilde emilmektedir. Vegan ve helal besin arasındaki temel fark, malzemelerin kaynağıdır. Vegan besin yalnızca bitkilerden elde edilmesine rağmen alkol bazlı ekstraktlar gibi helal olmayan bileşenler içerebilir, helal olmayan içeriklerin de kullanıldığı ekipmanlarla üretiliyor veya hazırlanıyor olabilir. Bunlar helal olarak kabul edilmesinin önündeki en büyük engellerdendir. Hem vegan hem de helal yiyecekler hayvanlara karşı şefkat ve nezaketi ön planda tutarken aynı zamanda bedende ve zihinde sağlık ve zindeliği teşvik etmektedir.This study aims to examine vegan diet, evaluate its potential effects on health, and assess it from the perspective of halal nutrition. Vegan diet is a lifestyle that is increasingly prevalent worldwide, solely based on the consumption of plant-based foods. Muslim consumers, within the scope of health consciousness (the tendency to focus on one\u27s own health), prefer healthy, halal, and quality foods that comply with Islamic Law. Although vegan and halal nutrition differ in their objectives, they share some common ground, especially in terms of dietary choices. While vegan diet is often deficient in terms of protein and calorie content, it is rich in dietary fiber, polyphenols, and antioxidant vitamins. Protein and iron from animal sources are more efficiently absorbed than those from plant-based foods. The fundamental difference between vegan and halal nutrition lies in the source of ingredients. Even though vegan food is derived solely from plants, it can still contain non-halal components such as alcohol-based extracts. Additionally, it might be produced or prepared using equipment that also handles non-halal ingredients. These are significant obstacles to its acceptance as halal. Both vegan and halal foods prioritize compassion and kindness towards animals while simultaneously promoting health and well-being in body and mind