3586 research outputs found
Sort by
İzmir İlinde Millî Mücadele Dönemindeki Şehitler ve İzmir’deki Şehitlikler
1919B012302061Çalışmamız genel itibariyle İzmir’de Millî Mücadele Dönemi’nde verilen ve başka dönemlerde verilen mücadeleler de hayatını kaybeden kaç şehit vardır ve bu şehitlerin yaşı, memleketi ve şehadet yılları nelerdir? Bu veriler üzerinden İzmir’in Millî Mücadele Dönemi ve devamındaki konumu ile ilgili hangi noktaya varılmaktadır? Günümüze kadar yapılan çalışmalarda yer almayan; simgeleşmiş, adı duyulmuş isimlerin yanı sıra ismi duyulmamış belki de ailesinden çok uzakta isimsiz kaç kahramanımız vatan toprağı için can vermiştir? Gibi sorulara cevap verir niteliktedir. Verilen mücadeleler sonucunda üzerinde yaşadığımız topraklar için can vermiş kahraman şehitlerin isimlerini yaşatmak ve onları anmak, vatan müdafaasında göstermiş oldukları büyük fedakarlıkları bizlere ve daha sonrasında ise gelecek nesillere aktararak milli ve manevi değerleri ön plana çıkarmak hedeflenmiştir. Onların göstermiş olduğu kahramanlıklar, hiç şüphesiz Türk ulusuna bir cesaret aşılamıştır. Bu husus da çalışma süreci boyunca Millî Mücadele ve diğer dönemlere ait olan şehitlere ulaşmak suretiyle kaynak taraması, yer tespiti, veri toplama, sözlü tarih çalışması, arşiv incelenmesi, saha çalışması, tespit edilen şehit ve anıtların tarafımızca fotoğraflarının çekilmesi ve görsel olarak kaydedilmesi, Osmanlı Türkçesi ile yazılmış olan mezar taşlarının transkripsiyonu yapılması gibi değerlendirmeler de bulunuldu. Bütün bunlara ek olarak İzmir Demokrasi Üniversitesi, İzmir Büyükşehir Belediyesi, İlçe belediyeler ve İl Valiliği ile görüşülerek kaynaklarından yararlanıldı. Millî Savunma Bakanlığına ait “Arşiv ve Askeri Tarih Daire Başkanlığı” internet sayfası üzerinden çalışmaya konu olan bölüm ile ilgili bilgiler sağlandı. Kaynak taraması sürecinde, İzmir Milli Kütüphane, İzmir Ahmet Piriştina Kent Arşivi ve Müzesi (APİKAM), Menemen Belediyesi Kent Arşivi ve Müzesi birimlerinden çalışma ile ilgili tarama yapıldı. İzmir merkez ve ilçelerinde, şehit mezar ve anıtları dahil olmak üzere otuz altı (36) yerin tespiti yapıldı ve kaydedildi.Mer Ak Mersin Akademi Danışmanlık Anonim Şirket
İCRA MAHKEMESİNİN İCRA HUKUK VE İCRA CEZA MAHKEMESİ OLARAK AYRILAMAMASI
Anayasa’nın açık hükmü gereği mahkemelerin kuruluşu, görev ve yetkileri ile işleyişi ve yargılama usulleri kanunla düzenlenir. Buna göre bir mahkeme, kanunen kurulmuş şekli ve yine kanunen düzenlenen sıfatıyla yargılama yaparak karar vermelidir. Bu kapsamda icra mahkemesi, her hâlükârda icra mahkemesi olarak karar vermesi gereken bir mahkemedir. İcra hukuk mahkemesi ve icra ceza mahkemesi şeklinde bir ayrım, uygulamadaki birtakım gerekçelerle kanuna aykırı bir şekilde yaratılamaz. Dahası kanuna aykırı böyle bir ayrımın niteliğini belirlemek de mümkün olmaz. Ayrıca, kanunen kurulmuş adı altında hiçbir zaman karar veremeyen, mutlaka kanunda hiçbir şekilde yer almayan hukuk veya ceza şeklinde eklemelere ihtiyaç duyarak karar verebilen bir mahkemeyi kabul etmek mantıken dahi tartışmaya açıktır. Böyle bir kanuna aykırı ayrım, kanun yolu incelemesini yapmakla görevli dairenin tespitinde de ek hukuka aykırılıklara sebep olmakta; uygulamada kabul edilen birtakım kriterlere göre icra mahkemeleri tarafından verilen kararlar bazen bir bütün olarak kanun yolu mahkemelerinin hukuk daireleri tarafından bazen de ceza daireleri tarafından incelenmektedir. Tüm bu Anayasaya ve kanuna aykırı, mantıken de kabulü zor durumların çözümü oldukça basittir; icra mahkemesi, icra mahkemesidir ve görevli olduğu her durumda icra mahkemesi olarak karar vermelidir
İŞE İADE DAVASINDA YARGILAMAYA İLİŞKİN HUKUKİ ÇIKMAZLAR
İş hukukunun temel amaçlarından biri, ekonomik olarak zayıf konumda olan ve çoğu zaman kendisinin ve ailesinin geçimini iş sözleşmesi kapsamında aldığı ücretle sağlayan işçinin, sözleşmesinin işverence haksız ve geçersiz bir şekilde feshedilmesini önlemektir. Bu nedenle, kanun koyucu işverenin keyfi feshine engel olmayı, işçi ile işveren arasındaki ilişkinin devamını sağlamayı ve işçinin işini kaybetme endişesinden uzak bir şekilde çalışmasını temin etmeyi amaçlayarak 4857 sayılı İş Kanunu’nda iş güvencesi sistemini öngörmüştür. Kanunda, iş sözleşmesi feshedilen işçinin feshin geçersizliğinin tespit edilerek işe iade edilmesi amacıyla dava açması mümkün kılınmış ve böylelikle işçi, işveren tarafından yapılacak feshe karşı korunmuştur. Ancak uygulamada, işçiler tarafından açılan işe iade davalarında birtakım hukuki sorunlar ortaya çıkmaktadır. Bu kapsamda çalışmada, söz konusu sorunlara ilişkin öğreti görüşleri ve yargı kararları dikkate alınarak çözüm önerileri sunulmuş, ancak çalışmanın kapsamını genişleteceği için yargılama süresince yaşanan olayların davaya etkisine yer verilmemiştir
The effect of calorie restriction on testicular tissue during aging process -2
[No abstract available]Gazi University Scientific Research Project Unit [8842, TCD-2023-8842]This project was supported by Gazi University Scientific Research Project Unit (Project No: TCD-2023-8842/Project ID: 8842)
Segbis yolu ile yapılan ceza yargılamasının adil yargılanma hakkını ihlal etmesi meselesi: Suçluların iadesine ilişkin bir Federal Alman Anayasa Mahkemesi kararının tekrar akla getirdikleri
The use of videoconferencing in various phases of criminal proceedings is, at first glance, a very effective and useful method in terms of digitalization of the judiciary. Although it is seen, this situation has brought many problems in practice and this has led to the possibility of violations of many fundamental principles of the right to a fair trial that apply to criminal proceedings. This situation not only has consequences in terms of national law, but also leads to disputes in cross-border disputes such as extradition. In this study, based on a violation decision of the Federal German Constitutional Court dated November 18, 2023, the discussions arising from the use of the videoconferencing system in criminal proceedings in terms of the right to a fair trial will be discussed in detail separately in terms of human rights law, constitutional law and criminal procedure law.Ceza yargılamasının çeşitli evrelerinde videokonferans sisteminin kullanılması, yargının djitalleşmesi açısından ilk bakışta oldukça etkili ve faydalı bir yöntem olarak görülse de bu durum uygulamada birçok sorunu beraberinde getirmiş ve adil yargılanma hakkının ceza yargılaması için geçerli olan birçok temel ilkesinin ihlal edilmesi ihtimalini doğurmuştur. Bu durum sadece ulusal hukuk açısından sonuç doğurmamakta, suçluların iadesi gibi sınırı aşan uyuşmazlıklar açısından da uyuşmazlıklara yol açmaktadır. Bu çalışmada Federal Alman Anayasa Mahkemesinin 18 Kasım 2023 tarihli bir ihlal kararından yola çıkılarak videokonferans sisteminin ceza yargılamasında kullanılmasının adil yargılanma hakkı açısından doğurduğu tartışmalar, insan hakları hukuku, anayasa hukuku ve ceza muhakemesi hukuku açısından ayrı ayrı detaylı biçimde ele alınacaktır
Adaptation of Oxford cognitive screen into Turkish (OCS-TR): validity and reliability study in stroke survivors
BackgroundThe existing cognitive screening tests used to assess cognitive disorders after stroke in T & uuml;rkiye face limitations in scope and user applicability. Therefore, this study aimed to address these limitations by adapting the stroke-specific cognitive screening test, the Oxford Cognitive Screen (OCS), into Turkish. Additionally, validity and reliability studies were conducted.MethodsA total of 114 stroke survivors and 92 healthy individuals participated in the study. Data were collected using the Participant Information Form, Oxford Cognitive Screen Turkish Version (OCS-TR), Aphasia Language Assessment Test (ADD), Montreal Cognitive Assessment Test- Turkish (MOCA-TR), Barthel Activities of Daily Living Index (BGYAI) and Beck Depression Scale. The team followed an established and detailed step by step process guided by the OCS Concept Elaboration document. Statistical analyses were conducted with IBM SPSS Statistics. Validity and reliability studies, including content validity, known-groups validity, convergent and divergent validity, concurrent validity, internal consistency reliability, test-retest reliability, inter-rater reliability, intra-rater reliability, and parallel forms reliability were conducted to assess the robustness of the measurement instruments.ResultsThe language and cultural adaptation process underwent content analysis, adhering to ISPOR and ISOQOL guidelines, resulting in minimal content changes post-pilot study. Notable differences in subtest scores between healthy and stroke participants in both A and B forms of OCS-TR demonstrate known-groups validity, emphasizing superior performance in healthy participants. Strong convergent validity was evidenced by significant correlations with MOCA-TR (rs=0.18 to 0.81) and BGYAI (rs=0.19 to 0.51), while divergent validity was supported by weak correlations with overall BGYAI scores. Noteworthy correlations between specific subtests of OCS-TR and ADD underscore concurrent validity, with high inter- and intra-rater reliability, internal consistency (alpha = 0.90 for stroke, alpha = 0.65 for healthy) and test-retest reliability (rs=0.89 to 0.99). Parallel forms reliability was high in both healthy and stroke participants, though significant differences were observed on specific subtests.ConclusionThe results confirm that the OCS-TR scale can be considered a valid and reliable instrument for assessing cognitive functions in stroke survivors. This stroke-specific tool offers clinicians a comprehensive and inclusive brief cognitive screening tool tailored to the needs of stroke patients
NaBi(MoO4)2 crystal: Defect states and luminescence properties for optoelectronic applications
This paper investigates the electronic and optical properties of NaBi(MoO4)2 crystal through absorbance, thermally stimulated current (TSC), and photoluminescence (PL) measurements. Absorbance analysis revealed important information about the bandgap and the degree of disorder within the material. The bandgap energy of the compound was found to be 2.94 eV. TSC measurements revealed the presence of hole defect centers and provided information regarding charge transport mechanisms. Two TSC peaks were observed at temperatures of 69.3 and 127.5 K, and the activation energies of the trap centers associated with these peaks were found to be 0.05 and 0.14 eV. Two PL peaks were observed around 487 and 536 nm corresponding to the blue and green emissions, respectively. These findings provide a comprehensive understanding the band structure of the NaBi (MoO4)2, highlighting its suitability for use in optoelectronic devices, sensors, and light-emitting applications
Search for charged-lepton flavor violation in the production and decay of top quarks using trilepton final states in proton-proton collisions at (Formula presented)
A search is performed for charged-lepton flavor violating processes in top quark ((Formula presented)) production and decay. The data were collected by the CMS experiment from proton-proton collisions at a center-of-mass energy of 13 TeV and correspond to an integrated luminosity of (Formula presented). The selected events are required to contain one opposite-sign electron-muon pair, a third charged lepton (electron or muon), and at least one jet of which no more than one is associated with a bottom quark. Boosted decision trees are used to distinguish signal from background, exploiting differences in the kinematics of the final states particles. The data are consistent with the standard model expectation. Upper limits at 95% confidence level are placed in the context of effective field theory on the Wilson coefficients, which range between (Formula presented) depending on the flavor of the associated light quark and the Lorentz structure of the interaction. These limits are converted to upper limits on branching fractions involving up (charm) quarks, (Formula presented) ((Formula presented)), of (Formula presented), (Formula presented), and (Formula presented) for tensorlike, vectorlike, and scalarlike interactions, respectively. © 2025 CERN, for the CMS Collaboration
The effect of preclinical empowerment education in pediatric nursing on clinical comfort, competency of the course, and self-confidence and anxiety in clinical decision-making
2021.KB.SAG.029Amaç: Bu araştırmada hemşirelik eğitimi alan intörn öğrencilerin klinik uygulama öncesi yapılandırılmış güçlendirme eğitiminin, klinik karar vermede öz-güven ve anksiyete, pediyatrik klinik rahatlık ve algılanan endişe, algılanan çocuk hemşireliği yeterliliğine etkisini değerlendirmek amaçlanmıştır. Gereç ve Yöntem: Yarı deneysel çalışma tasarımı kullanıldı. Toplam 64 hemşirelik öğrencisi (deney grubu = 32; kontrol grubu = 32) katıldı. Deney grubundaki intörn öğrencilere klinik uygulama öncesinde iki gün boyunca altı senaryodan oluşan, öğrenme hedefleri yapılandırılmış ve pediyatrik becerilerin desteklendiği bir program uygulandı. Kontrol grubuna intörn programı kapsamında standart teorik oturumlar uygulanmıştır. Veriler ön test ve son test olmak üzere Öğrenci Tanıtıcı Bilgi Formu, pediyatrik alanda Klinik Karar Vermede Öz güven ve Anksiyete Ölçeği, Çocuk Hemşireliği Yeterlilik Ölçeği, Pediyatri Hemşireliği Öğrencileri için Klinik Rahatlık ve Endişe Değerlendirme ölçeği kullanıldı. Her iki grubun ön test ve son test puan ortalamaları karşılaştırıldı. Bulgular: Pediyatri hemşireliği öğrencilerinin klinik rahatlık ve endişe ölçeğinin endişe alt boyutunda girişim grubunun puanı anlamlı şekilde yüksek bulunmuştur (p0.050). Deney ve kontrol grubunun pediatri hemşireliği yeterlilik ölçeği puan ortalamaları arasında girişim grubu lehine anlamlı fark saptanmıştır (pObjective: This study was conducted to evaluate the effect of pre-clinical structured empowerment education of intern nursing students on self-confidence and anxiety in clinical decision-making, pediatric clinical comfort and perceived anxiety, and perceived pediatric nursing competency. Material and Methods: A quasi-experimental study design was used. A total of 64 nursing students (experimental group = 32; comparison group = 32) participated in the study. Before the clinical practice, a program that consisted of six scenarios, whose learning goals were structured, and in which pediatric skills were supported, was applied to the intern students in the experimental group for two days. The data were collected using a Student Descriptive Information Form, the Nursing Anxiety and Self-Confidence with Clinical Decision-Making Scale, the Pediatric Nursing Competency Scale, and the Pediatric Nursing Student Clinical Comfort and Worry Assessment Tool, which were applied as a pretest and posttest. The mean pre-test and post-test scores of both groups were compared. Results: There was a difference in favor of the intervention group in the worry sub-dimension of the Pediatric Nursing Student Clinical Comfort and Worry Assessment Tool (p0.05). There was a significant difference between the mean scores of the experimental and control groups on the Pediatric Nursing Competency Scale in favor of the intervention group (pİzmir Katip Çelebi Üniversites
“KİŞİNİN DOKUNULMAZLIĞI, MADDİ VE MANEVİ VARLIĞI”NIN İHLALİ KONUSUNDA ANAYASA MAHKEMESİNİN VERDİĞİ BİREYSEL BAŞVURU KARARLARININ AİHM’İN EMSAL KARARLARIYLA ETKİLEŞİMİ: YASAL AĞ ANALİZİ YAKLAŞIMI İLE İNCELEME
Mahkemelerin, verdikleri kararlarda üst derece mahkemelerin emsal kararlarına atıf yaptığı görülmektedir. Anayasa Mahkemesi de kararlarında genellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarına atıf yapmaktadır. Anayasa Mahkemesi kararları ve dolayısıyla kararda atıf yapılan AİHM kararları da ulusal derece mahkemeleri tarafından takip edilmekte ve “emsalin dalgalanma etkisi yaratması” neticesinde derece mahkemelerinin kararlarında sıklıkla kullanılmaktadır. Anayasa Mahkemesinin emsal karar kullanma eğiliminin ne yönde geliştiği geniş bir araştırma konusudur. Bu nedenle çalışmada, bireyin en önemli haklarının başında gelen ve Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın “Kişinin Hakları ve Ödevleri” bölümünün ilk maddesini teşkil eden “Kişinin dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesi ile ilgili Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuru kararlarından, 9 Aralık 2024 tarihine kadar verilenlere odaklanılmıştır. Çalışma, kararlar arasındaki bağlan-tıları analiz etmek için yasal ağ analizi yöntemini kullanmış ve eş-karar ağı yaklaşımını benimsemiştir. Kararların atıf yoğunluğu ve dinamik etkileri PageRank ve betweenness gibi metriklerle değerlendirilmiştir. Bulgular, Anayasa Mahkemesinin emsal karar kullanımının, bireysel hakların korunmasında sistematik bir yaklaşımı yansıttığını ve uluslararası standartlara uyum sağladığını göstermektedir. Bu yöntem, hukuki içtihatların gelişimini derinlemesine anlamak için yeni bir perspektif sunmaktadır