OpenMETU (Middle East Technical University)
Not a member yet
    110280 research outputs found

    TAHRİBATSIZ MUAYENE İÇİN SENTETİK VERİLER KULLANILARAK ALÜMİNYUM DÖKÜM KUSURLARININ TESPİT EDİLMESİ

    No full text
    Non-destructive testing (NDT) using radiographic imaging plays a vital role in quality assurance for industrial manufacturing, particularly in detecting internal flaws in aluminum castings. However, the application of deep learning to radiographic flaw detection is limited by a lack of publicly available, diverse datasets and domain-specific pretraining strategies. This thesis addresses both challenges by introducing a high-resolution X-ray dataset of aluminum castings annotated according to the American Society for Testing and Materials (ASTM) standards. The dataset covers both coarse and fine-grained flaw categories, such as porosity types, gas holes, inclusions, and shrinkages, and captures variation across materials, perspectives, and flaw severity levels. We benchmark several object detection models on this dataset to establish baseline performance and highlight domain-specific challenges. To overcome data scarcity, we propose a synthetic data generation pipeline using Stable Diffusion with textual inversion. Out-of-distribution synthetic radiographs are generated from only a few publicly available reference images, ensuring reproducibility and eliminating dataset-specific leakage. The resulting synthetic data is used for self-supervised contrastive pretraining, enabling the model to learn defect-aware representations without requiring labeled data. Our pretrained backbone improves the performance of downstream tasks on our dataset, outperforming ImageNet-pretrained baseline. This thesis' main contributions are a challenging new dataset, a dataset-agnostic synthetic data generation pipeline, and empirical evidence that synthetic, out-of-distribution samples can still drive effective self-supervised learning for industrial flaw detection.Endüstriyel üretimde kalite güvencesi açısından radyografik görüntüleme ile yapılan tahribatsız muayene (NDT), özellikle alüminyum dökümlerindeki iç kusurların tespiti açısından kritik bir rol oynamaktadır. Ancak, derin öğrenmenin radyografik kusur tespitine uygulanması, alana özgü ön eğitim stratejilerinin ve halka açık, çeşitli etiketli veri kümelerinin eksikliği nedeniyle sınırlı kalmaktadır. Bu tez, her iki sorunu da ele alarak, American Society for Testing and Materials (ASTM) standartlarına göre etiketlenmiş yüksek çözünürlüklü alüminyum döküm X-ışını görüntülerinden oluşan yeni bir veri kümesi sunmaktadır. Veri kümesi, porozite türleri, gaz boşlukları, inklüzyonlar ve çekintiler gibi hem kaba hem de ince taneli kusur kategorilerini kapsamaktadır. Aynı zamanda malzeme türü, görüntüleme perspektifi ve kusur şiddeti açısından çeşitlilik içermektedir. Bu veri kümesi üzerinde çeşitli nesne tespiti modelleri değerlendirilerek, temel performans ölçütleri belirlenmiş ve alana özgü zorluklar ortaya konmuştur. Etiketli veriye duyulan gereksinimi azaltmak için, Textual Inversion ile yönlendirilen Stable Diffusion tabanlı sentetik veri üretim hattı önerilmiştir. Sadece birkaç halka açık referans görüntüden yola çıkılarak, dağılım dışı sentetik radyografiler üretilmiştir. Bu sayede yöntem tekrar üretilebilir hale gelmiş ve veri kümesine özgü sızıntılar engellenmiştir. Üretilen sentetik görüntüler, kendinden gözetimli karşıt öğrenme yöntemiyle modelin ön eğitiminde kullanılmıştır. Elde edilen ön eğitimli omurga modeli, hem top-1 doğruluğunda hem de kusur tespiti görevinde, ImageNet ile ön eğitilmiş karşılaştırmalı modeli geride bırakmıştır. Bu tez, döküm NDT alanı için zorlu bir yeni veri kümesi, veri kümesinden bağımsız bir sentetik veri üretim hattı ve dağılım dışı sentetik verilerle etkili temsillerin öğrenilebileceğine dair deneysel kanıtlar sunmaktadır.M.S. - Master of Scienc

    Kanatların aeroelastik tepkilerinin zamana bağlı girdap kafes yöntemi ile sayısal olarak incelenmesi

    No full text
    This thesis presents an in-depth investigation of nonlinear aeroelastic phenomena, specifically focusing on flutter behavior in flexible wing-like structures. A novel computational analysis tool is developed by integrating the Unsteady Vortex Lattice Method (UVLM) for predicting unsteady aerodynamic loads with the Finite Element Method (FEM) for analyzing structural dynamics. The study utilizes comprehensive time-domain simulations to capture the fully nonlinear fluid-structure interactions essential for accurately predicting flutter onset and subsequent aeroelastic response. Initially, the thesis provides an overview of foundational aeroelastic theory and classical frequency-domain methods, emphasizing their shortcomings in capturing complex nonlinear behaviors. Subsequently, the coupling approach between UVLM and FEM is detailed, including mathematical formulations, discretization methods, and iterative solution strategies to ensure accuracy and stability. To validate the developed computational model, well-documented benchmark cases, such as experiments involving two-degree-of-freedom (2-DOF) flat plates in low-speed wind tunnel setups, are analyzed. The numerical results exhibit strong alignment with experimental observations, particularly in predicting critical flutter conditions and aeroelastic responses. Finally, the thesis explores potential applications of the validated analysis method to more complex structural configurations, demonstrating its utility for examining design parameters, stability limits, and flutter mitigation techniques relevant to modern aerospace structures. The outcomes significantly enhance the understanding of nonlinear aeroelastic behavior, providing a robust and efficient computational framework for future aeroelastic analysis and aerospace engineering design applications.Bu tez çalışması, esnek kanat benzeri yapılarda görülen doğrusal olmayan aeroelastik davranışları, özellikle çırpınma olayını ayrıntılı olarak ele almaktadır. Çalışmada, aerodinamik yükleri hesaplamak için zamana bağlı Girdap Kafes Metodu (GKM) ve yapısal dinamikleri incelemek için Sonlu Elemanlar Metodu (SEM) birleştirilerek özgün bir hesaplamalı analiz aracı geliştirilmiştir. Tam doğrusal olmayan akışkan-yapı etkileşimlerini yakalamak ve çırpınma başlangıcını hassas bir bicimde tahmin etmek amacıyla zamana dayalı simülasyonlar gerçekleştirilmiştir. Tezin ilk bölümlerinde, klasik aeroelastik teoriler ve geleneksel frekans tabanlı analiz yöntemleri gözden geçirilmiş, bu yöntemlerin doğrusal olmayan karmaşık davranışları tam anlamıyla açıklamadaki yetersizlikleri vurgulanmıştır. Daha sonra, geliştirilen GKM-SEM çift yönlü etkileşim stratejisi ayrıntılı olarak anlatılmış; matematiksel formülasyonlar, ayrıklaştırma teknikleri ve çözümün doğruluğunu ve kararlılığını sağlayan iteratif yaklaşımlar ele alınmıştır. Sayısal modelin doğruluğunu test etmek için, literatürde iyi bilinen düşük hızlı rüzgar tüneli deneyleri kullanılarak iki serbestlik dereceli (2-SD) düz levha üzerindeki test durumları incelenmiş, hesaplanan çırpınma koşulları ile deneysel veriler arasındaki uyum ortaya konmuştur. Son olarak, doğrulanmış bu analiz yönteminin daha karmaşık yapı ve akış koşullarına nasıl uyarlanabileceği tartışılmış, gelecekteki hava araçları için aeroelastik kararsızlıkların incelenmesi ve önlenmesinde güvenilir bir araç sağlandığı gösterilmiştir. Bu tez, doğrusal olmayan aeroelastik davranışların anlaşılmasına önemli katkılar sağlamakta ve havacılık mühendisliği tasarım süreçleri için hızlı ve güvenilir bir hesaplama aracı sunmaktadır.M.S. - Master of Scienc

    İnsan ve makineler: Türkiye sağlık sisteminde tanısal doğruluğu artırmanın zorlukları

    No full text
    This thesis analyses underdiagnosis as a systemic cost and burden to the Turkish healthcare system, analysing it through three dimensions of diagnostic capacity strain: human, institutional, and technological. Building on Arrow's (1963) economics of uncertainty, underdiagnosis is examined as a systemic outcome of asymmetric information, incentive misalignments, and constrained capacity, reflecting the volumetric capacity increases and health system reforms experienced by the Health Transformation Program increased access, but also intensified pressures on physicians and institutions. Thus, while imaging volumes increased, the marginal informational yield of additional scans was limited by overworked doctors, uneven institutional structures, and variable machine quality. This paradox helps explain why overutilization and underdiagnosis coexist as consequences of systemic imbalance. Then, the empirical analysis combines nationwide patient- and hospital-level datasets from 2015–2016 and 2019–2023. Logistic regression and instrumental variable (IV) models estimate how physician workload, hospital tier, repeat MRI behaviour, and machine quality affect the probability of underdiagnosis, measured via ICD-10 R-coded diagnoses. Results indicate that higher daily patient loads, peripheral hospital environments, and low MRI quality significantly increase diagnostic uncertainty. IV estimates further confirm that both physician workload and repeat MRI rates causally elevate underdiagnosis probabilities. The findings demonstrate that diagnostic precision is constrained simultaneously by human effort, institutional structure, and technological reliability. Türkiye's experience illustrates a broader lesson: expanding access without embedding quality safeguards risks entrenching inefficiency and underdiagnosis. Policy implications include recalibrating performance incentives, ensuring adequate staffing, monitoring repeat imaging as a quality metric, and ensuring that access gains translate into real improvements in patient outcomes.Bu tez, yetersiz tanıyı Türk sağlık sistemine sistemik bir maliyet ve yük olarak inceleyerek, tanı kapasitesi zorlanmasının üç boyutu olan insan, kurumsal ve teknolojik boyutları analiz etmektedir. Arrow'un (1963) belirsizlik ekonomisine dayanarak, yetersiz tanı, asimetrik bilgi, teşvik uyumsuzlukları ve kısıtlı kapasitenin sistemik bir sonucu olarak incelenmekte ve Sağlık Dönüşüm Programı'nın deneyimlediği hacimsel kapasite artışlarını ve sağlık sistemi reformlarını (erişimi artırmakla birlikte hekimler ve kurumlar üzerindeki baskıları da yoğunlaştırmıştır) yansıtmaktadır. Dolayısıyla, görüntüleme hacimleri artarken, ek taramaların marjinal bilgi verimi, aşırı çalışan doktorlar, eşitsiz kurumsal yapılar ve değişken makine kalitesi nedeniyle sınırlı kalmıştır. Bu paradoks, aşırı kullanım ve yetersiz tanının neden sistemik dengesizliğin sonuçları olarak bir arada var olduğunu açıklamaya yardımcı olmaktadır. Ardından, ampirik analiz 2015-2016 ve 2019-2023 yıllarına ait ülke çapındaki hasta ve hastane düzeyindeki veri setlerini birleştirmektedir. Lojistik regresyon ve enstrümantal değişken (IV) modelleri, hekim iş yükü, hastane kademesi, tekrarlayan MRI davranışı ve makine kalitesinin, ICD-10 R kodlu tanılar aracılığıyla ölçülen yetersiz tanı olasılığını nasıl etkilediğini tahmin etmektedir. Sonuçlar, daha yüksek günlük hasta yüklerinin, çevresel hastane ortamlarının ve düşük MRI kalitesinin tanı belirsizliğini önemli ölçüde artırdığını göstermektedir. IV tahminleri ayrıca hem hekim iş yükünün hem de tekrarlayan MRI oranlarının yetersiz tanı olasılıklarını nedensel olarak artırdığını doğrulamaktadır. Bulgular, tanısal kesinliğin aynı anda insan çabası, kurumsal yapı ve teknolojik güvenilirlik tarafından kısıtlandığını göstermektedir. Türkiye'nin deneyimi daha geniş bir dersi ortaya koymaktadır: Kalite güvencelerini yerleştirmeden erişimi genişletmek, verimsizliği ve yetersiz tanıyı daha da derinleştirme riskini taşımaktadır. Politika uygulamaları arasında performans teşviklerinin yeniden kalibre edilmesi, yeterli personel sağlanması, tekrarlayan görüntülemenin bir kalite ölçütü olarak izlenmesi ve erişim kazanımlarının hasta sonuçlarında gerçek iyileştirmelere dönüşmesinin sağlanması yer almaktadır.M.S. - Master of Scienc

    TÜRKİYE'DE ÖZEL KİRALIK SEKTÖRÜNÜN PORTRESİ: YAPISAL ZORLUKLAR VE BÖLGESEL EŞİTSİZLİKLER

    No full text
    Türkiye has faced various challenges in the rental housing market over time. However, recent market fluctuations and rising rent crisis debates have made addressing structural issues in this field essential. Unlike many developed European countries, Türkiye lacks a comprehensive policy framework regulating the rental housing sector. As a result, the sector operates as a secondary market shaped largely by the initiative of individual property owners. The rental market functions mostly as a by-product of the homeownership market, limiting access to adequate options for tenants. Factors such as supply constraints, rising prices, and demographic changes have contributed to significant challenges, including insufficient housing stock and growing costs. These issues, driven by population growth, urbanization, and changes in household structures, have led to increased demand for rental housing that the private sector struggles to meet. This study aims to comprehensively analyze Türkiye’s private rental housing sector using data from national housing surveys conducted between 2011-2021. Supply- and demand-side variables affecting the sector were identified and examined through univariate and bivariate analyses. Provincial disparities were visualized using GIS-based thematic maps. Based on these analyses, insights at the provincial and regional levels are derived, and a set of policy recommendations is developed. The findings aim to shed light on the current conditions, contribute to future policy discussions, and emphasize the importance of state intervention in this field. This research also provides a foundation for further studies, including international comparisons and policy evaluations, to address the challenges faced by tenants in Türkiye.Türkiye, farklı dönemlerde kiralık konut piyasasında çeşitli zorluklarla karşı karşıya kalmıştır. Ancak özellikle son yıllarda konut piyasasında yaşanan dalgalanmalar ve artan kira krizi tartışmaları, bu alandaki yapısal sorunların ele alınmasını zorunlu hale getirmiştir. Türkiye, birçok gelişmiş Avrupa ülkesinin aksine, kiralık konut sektörünü düzenleyen bütüncül bir politika çerçevesinden yoksundur. Bu nedenle sektör, sistematik bir planlamadan ziyade bireysel mülk sahiplerinin inisiyatifiyle şekillenen ikincil bir piyasa olarak işlemektedir. Kiralık konut piyasası büyük ölçüde ev sahipliği piyasasının bir yan ürünü olarak şekillenmektedir ve bu durum, kiracıların yeterli seçeneklere erişimini sınırlamaktadır. Arz kısıtlamaları, artan fiyatlar ve demografik değişimler gibi faktörler, yetersiz konut stoku ve artan maliyetler gibi önemli sorunlara yol açmıştır. Nüfus artışı, kentleşme ve değişen hane yapıları gibi etkenlerle artan talep, özel sektörün bu ihtiyacı karşılamakta zorlandığı bir durum yaratmıştır. Bu çalışma, 2011–2021 yılları arasındaki ulusal konut araştırmalarından elde edilen veriler aracılığıyla Türkiye’deki özel kiralık konut sektörünün kapsamlı bir şekilde analiz edilmesini amaçlamaktadır. Bu doğrultuda, Türkiye’nin kiralık konut sektörüne etkisi olan arz ve talep yönlü değişkenler belirlenip tek ve çift değişkenli analizlerle incelenmiş; iller düzeyindeki farklılıklar CBS temelli tematik haritalar oluşturularak görselleştirilmiştir. Bu analizler sonucunda, iller ve bölgeler düzeyinde çıkarımlarda bulunulmuştur ve bir takım politika önerileri geliştirilmiştir. Elde edilen bulgular, mevcut durumu ortaya koymayı, gelecekteki politika tartışmalarına katkı sağlamayı ve bu alanda devlet düzenlemelerinin önemini vurgulamayı amaçlamaktadır. Ayrıca bu araştırma, uluslararası karşılaştırmalar ve politika değerlendirmeleri gibi konulara yönelik ileride yapılacak çalışmalara bir temel oluşturmayı hedeflemektedir.M.C.P. - Master of City Plannin

    A MARS-Based Approach for PVC Localization Using Clinical Data Klinik Veriler Kullanilarak PVC Lokalizasyonu i in MARS Yakla simi

    No full text
    Electrocardiographic Imaging (ECGI) is a noninvasive technique for identifying premature ventricular contraction (PVC) origins, which aids radiofrequency ablation (RFA). This study evaluates a framework based on Multivariate Adaptive Regression Splines (MARS) across different geometric models, including homogeneous, inhomogeneous, and hybrid models, using clinical data. Patient-specific heart surface potentials were simulated, and corresponding body surface potentials (BSPs) were computed using the boundary element method (BEM). These BSPs, along with the heart surface potentials, were used to train the regression model. Activation times were computed, and the earliest activation point was identified as the estimated origin. The performance was evaluated using localization error (LE), and compared with Tikhonov regularization. The best-performing geometric model demonstrated better or comparable performance compared to Tikhonov regularization

    TÜRKİYE'DE YÜKSEKÖĞRETİM MEZUNU SURİYELİ GÖÇMENLERİN İŞ HAYATINA GEÇİŞİ

    No full text
    Forced migration, driven by threats to individuals’ lives and well-being, creates complex socio-political and economic challenges for host countries like Türkiye, necessitating sustainable approaches to foster migrants’ agency and economic contributions. Higher education is crucial, enabling forced migrants to develop capabilities, reduce aid dependency, and contribute to host societies through skilled labor. This study examines Syrian forced migrants in Türkiye post-2011, focusing on their increasing participation in higher education until this year and the recent decline in access. Using a phenomenological approach, this study examines the education-to-employment transition of 31 employed Syrian forced migrants in Türkiye through semi-structured interviews and thematic analysis. Framed by human capital theory and the capability approach, it evaluates migrants’ investment decisions and experiences while also emphasizing the role of inclusive institutions within the theoretical framework. The findings reveal that, despite adaptive preferences and the pursuit of valued higher education credentials for future aspirations, access to higher education facilitates employment pathways but does not inherently promote professional social mobility or enhance well-being. Limited freedom to choose within higher education and constrained agency within market structures restrict individuals' capability to fully realize their potential. Instead, the educational experience fosters career contextualization, where the development of human capital remains critical, yet insufficient, for overcoming structural barriers and achieving meaningful professional outcomes. Although many participants express satisfaction with their employment roles, the interplay of individual agency and the constraints of non-inclusive institutional frameworks limits the full utilization of their capabilities.Zorunlu göç, bireylerin yaşamlarına ve iyi oluş hâllerine yönelik tehditlerle şekillenmekte; ev sahibi ülkelerde ise çok boyutlu sosyo ekonomik ve politik sorunlar yaratmaktadır. Bu bağlamda, göçmenlerin eylemliliklerini ve topluma katkılarını destekleyen sürdürülebilir yaklaşımlara ihtiyaç duyulmaktadır. Yükseköğretim, zorunlu göçmenlerin becerilerini geliştirerek yardıma bağımlılığı azaltmaları ve vasıflı işgücü olarak ev sahibi topluma entegre olmaları açısından kritik bir işleve sahiptir. Bu çalışma, 2011 sonrası Türkiye’deki Suriyeli zorunlu göçmenlerin eğitimden istihdama geçişteki deneyimlerini incelemektedir. Fenomenolojik yaklaşımla yürütülen araştırmada, Türkiye'de çalışan 31 Suriyeli bireyle yapılan yarı yapılandırılmış görüşmeler tematik analizle değerlendirilmiştir. Beşeri sermaye teorisini merkeze alan çalışma, analitik bir bakış açısı sağlamak için yetkinlik yaklaşımını kullanmakta ve bireylerin beşeri sermaye yatırımı kararlarının ve deneyimlerinin anlaşılmasına katkıda bulunmaktadır. Bu birey merkezli yaklaşımların ötesinde, kurumsal boyut teorik çerçevenin bir bileşeni olarak kapsayıcı kurumların önemi ile vurgulanmıştır. Bulgular, bireylerin uyarlanabilir tercihle geliştirmelerineve gelecek hedefleri doğrultusunda değer atfettikleri yükseköğretim yeterliliklerinin peşinden gitmelerine rağmen, yükseköğretime erişimin istihdam olanaklarını kolaylaştırdığını; ancak bunun mesleki sosyal hareketliliği teşvik etme ve iyi oluş hâlini desteklemesindeki sınırlılıkları ortaya koymaktadır. Yükseköğretime erişimde sınırlı tercih özgürlüğü ve eğitimden istihdama geçişte ekonomik toplumsal yapılar içerisindeki kısıtlı özne olma durumu, bireylerin potansiyellerini tam anlamıyla gerçekleştirme kapasitelerini sınırlandırmaktadır. Bunun yerine, beşeri sermayenin araçsallaştırılması kariyerin bağlamsallaştırılmasını teşvik etmekte; beşeri sermayenin geliştirilmesi kritik önem taşımakla birlikte, yapısal engelleri aşmak ve anlamlı mesleki sonuçlara ulaşmak için tek başına yeterli olmamaktadır. Katılımcıların birçoğu istihdam rollerinden memnuniyet ifade etse de, bireysel edim kapasitesi ile kapsayıcı olmayan kurumsal yapıların oluşturduğu sınırlamalar arasındaki etkileşim, bireylerin yetkinliklerini tam olarak kullanmalarını engellemektedir.M.S. - Master of Scienc

    YÜKSEK SAYIDA SAYAÇ ARKASI FOTOVOLTAİK SİSTEMLER VE ELEKTRİKLİ ARAÇ FİLO ŞARJI İSTASYONLARINA SAHİP DAĞITIM SİSTEMLERİ İÇİN DURUMSAL FARKINDALIK VE KARAR DESTEK ÇERÇEVESİ

    No full text
    With advancements in photovoltaic panels and inverter technologies, behind-the-meter rooftop photovoltaic (rPV) systems contribute up to 4% of the total electricity generation. However, monitoring these systems is neither economically nor computationally feasible due to high infrastructure costs and overwhelming data volumes. This lack of visibility creates operational challenges for Distribution System Operators (DSO), including difficulties in managing voltage fluctuations and ensuring network stability. Additionally, high-volume EV fleet charging can put a strain on the distribution network. To address these challenges, a comprehensive situational awareness and decision support framework is proposed. It estimates rPV generation using a limited number of strategically placed measurements, improving accuracy under uncertainty. A Probabilistic Load Flow analysis incorporates the stochastic nature of solar generation and the proposed estimation method to enhance situational awareness. Decision-making methods such as distribution network reconfiguration, which employs a nonlinear optimization algorithm with preprocessing, and battery optimization, which determines optimal inverter operating points, help mitigate voltage violations and improve power quality. Additionally, a smart charging scheduling method for electric bus fleets is introduced. This method not only manages the integration of large, fast DC charging loads but also leverages the flexibility of charging schedules to assist in voltage regulation. By proactively identifying potential voltage issues and implementing corrective actions, the proposed system ensures more stable and reliable distribution network operation. Ultimately, this system enhances the efficiency and seamless integration of rPV systems into distribution networks, improving grid resilience and enabling greater renewable energy adoption.Fotovoltaik paneller ve invertör teknolojilerindeki gelişmelerle birlikte, sayaç arkası çatı fotovoltaik (rPV) sistemleri toplam elektrik üretiminin %4'üne kadar katkıda bulunmaktadır. Ancak, yüksek altyapı maliyetleri ve büyük veri hacmi nedeniyle bu sistemlerin izlenmesi ne ekonomik ne de hesaplama açısından mümkündür. Bu görünürlük eksikliği, Dağıtım Sistem Operatörleri (DSO) için gerilim dalgalanmalarını yönetme ve ağ kararlılığını sağlama zorluklarını içeren operasyonel sorunlar yaratmaktadır. Ayrıca, yüksek hacimli EV filo şarjı dağıtım ağı üzerinde baskı oluşturabilir. Bu zorlukları ele almak için kapsamlı bir durumsal farkındalık ve karar destek çerçevesi önerilmektedir. Bu çerçeve, stratejik olarak yerleştirilmiş sınırlı sayıda ölçüm kullanarak rPV üretimini tahmin etmekte ve belirsizlik altında doğruluğu artırmaktadır. Olasılıksal Yük Akış analizi, güneş üretiminin stokastik doğasını ve önerilen tahmin yöntemini birleştirerek durumsal farkındalığı geliştirmektedir. Ön işlemeli doğrusal olmayan optimizasyon algoritması kullanan dağıtım ağı yeniden yapılandırması ve optimal invertör çalışma noktalarını belirleyen batarya optimizasyonu gibi karar verme yöntemleri, gerilim ihlallerini azaltmaya ve güç kalitesini iyileştirmeye yardımcı olmaktadır. Ayrıca, elektrikli otobüs filoları için akıllı şarj programlama yöntemi tanıtılmaktadır. Bu yöntem sadece büyük, hızlı DC şarj yüklerinin entegrasyonunu yönetmekle kalmaz, aynı zamanda gerilim düzenlenmesine yardımcı olmak için şarj programlarının esnekliğinden yararlanır. Potansiyel gerilim sorunlarını proaktif olarak belirleyerek ve düzeltici eylemler uygulayarak, önerilen sistem daha kararlı ve güvenilir dağıtım ağı işletimi sağlamaktadır. Sonuç olarak, bu sistem rPV sistemlerinin dağıtım ağlarına entegrasyonunun verimliliğini ve sorunsuzluğunu artırarak şebeke direncini geliştirmekte ve daha fazla yenilenebilir enerji adaptasyonunu mümkün kılmaktadır.M.S. - Master of Scienc

    A PV Module with Embedded Humidity Sensors to Detect Moisture Ingress

    No full text
    Moisture ingress in photovoltaic (PV) modules reduces power output, accelerates material degradation, and poses safety risks, including electric shock, arcing, and fire hazards, by exposing high-voltage components. PV modules commonly experience challenges with moisture ingress, as many of the encapsulation materials used are not impermeable to air and water vapor. To address these challenges, research has focused on improving encapsulation materials and sealing techniques, alongside developing early-detection of moisture increase to prevent failures. This paper presents the design and fabrication of a PV module with embedded humidity sensors. While other papers have proposed similar ideas, this paper provides complete design details, including lessons learned from the experimental work, and experimental data to validate the technique. The proposed PV module facilitates early moisture ingress detection, supports R&D efforts to enhance durability, verify efficacy of moisture detection techniques, enables moisture trend analysis, and provides manufacturers with reliable moisture exposure data for warranty assessments

    9,511

    full texts

    110,280

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    OpenMETU (Middle East Technical University)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇