OpenMETU (Middle East Technical University)
Not a member yet
    110280 research outputs found

    Doğal polisakkaritlerden üretilen aerogellerin biyoteknolojik ilaç taşıyıcı sistemleri için kullanılmasının araştırılması

    No full text
    Oral administration presents a more patient-friendly alternative, but with the challenge of low drug bioavailability. The main objectives of this study are to develop natural polysaccharide-based aerogels for the oral delivery of insulin and to noninvasively detect insulin aggregation in biopharmaceutical formulations. The first part of the study focused on the development and characterization of both conventional and core-shell aerogels derived from natural polysaccharides for the oral delivery of insulin, utilizing Humulin R® U-100 as the insulin source for the first time. SEM images confirmed that the core-shell aerogels had higher uniformity in size and a more well-defined porous structure in comparison to conventional aerogels. Encapsulation efficiency increased from 12% with conventional aerogels to 53% with core-shell aerogels. In vitro insulin release from core-shell aerogels was 30% in SGF after 2h and 60% in SIF within the first hour, followed by sustained release, suggesting suitability for regular/short-acting insulin delivery. Furthermore, with the increasing use of biotechnological drugs, ensuring product quality has become essential. Non-invasive techniques are crucial for quality control, as they preserve sample integrity. In the second part of the study, protein aggregation in Humulin R® U-100 as biopharmaceutical drug was investigated using TD-NMR and MRI, as a non-invasive method. MRI results were able to differentiate the control and stressed samples, while T2 relaxation distinguished samples under different stress conditions. T2-ILT correlated with particle size analysis in detecting aggregate size, demonstrating the potential of this novel approach.Mevcut protein bazlı tedaviler genellikle intravenöz ve deri altı enjeksiyonlarına dayanır ve bu da sık uygulama ihtiyacı nedeniyle hasta rahatsızlığına yol açar. Oral uygulama daha hasta dostu bir alternatif sunar, ancak düşük ilaç biyoyararlanımı zorluğuyla karşı karşıyadır. Bu çalışmanın temel amaçları, oral yoldan insülin alımı için doğal polisakkarit bazlı aerojellerin üretilmesi ve salınımının gösterilmesi ve biyofarmasötiklerde insülin agregasyonunun invaziv olmayan yöntemle tespit edilmesidir. Çalışmanın ilk bölümü, Humulin R® U-100'ü insülin kaynağı olarak kullanarak, insülinin oral yoldan alınabilmesi için ilk kez doğal polisakkaritlerden elde edilen hem geleneksel hem de çekirdek-kabuk (core-shell) aerojellerin geliştirilmesine ve karakterizasyonuna odaklanmıştır. SEM görüntüleri, çekirdek-kabuk aerojellerinin, geleneksel aerojellere kıyasla daha düzgün ve daha iyi tanımlanmış gözenekli bir yapıya sahip olduğunu doğrulamıştır. Kapsülleme verimliliği, geleneksel aerojellerle %12'den çekirdek-kabuk aerojellerle %53'e önemli ölçüde artmıştır. Çekirdek-kabuk aerojellerden in vitro insülin salınımı, simüle edilmiş mide sıvısında 120 dakikada %30 olmuştur. Simüle edilmiş bağırsak sıvısında ise ilk saat içinde %60 olup ve ardından sabit salınım ile devam etmiştir. Bu, regular/kısa etkili insülin uygulaması için uygunluk göstermektedir. Artan biyoteknolojik ilaç sayısıyla birlikte, ilaçların kalite kontrolü daha kritik hale gelmiştir. Numuneye zarar vermeyen invaziv olmayan teknikler, stabilite ve etkinliğin değerlendirilmesinde önemlidir. Çalışmanın ikinci bölümünde, biyofarmasötik ilaç olarak Humulin R® U-100'deki protein agregasyonu, invaziv olmayan bir yöntem olarak TD-NMR kullanılarak araştırılmıştır. MRG sonuçları kontrol ve stresli örnekleri ayırt edebilirken, T2 rahatlama zamanları ise farklı stres koşullarına maruz kalan örnekleri ayırt edebilmiştir. T2-ILT, agregat boyutunun belirlenmesinde partikül boyutu analizi ile ilişkilendirilmiştir.Ph.D. - Doctoral ProgramYÖK (ADEP-314-2022-1118)TÜBİTAK BİDEB 2211-CTÜBİTAK BİDEB 2224-AEuropean Commission Erasmus+ Mobility Progra

    Bilim, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik Alanlarında Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Haritalama ve İzleme Çalışması

    No full text
    Kadınlar ve diğer azınlık grupları eğitim ve istihdamda küresel boyutta elde ettikleri önemli kazanımlara rağmen, bazı alanlarda hâlâ ciddi engellerle karşılaşmakta ve dezavantajlar yaşamaktadır. Kadınlık ve erkeklik rollerine atfedilen toplumsal kalıpyargılar ve normlar dolayısıyla birçok toplumda bazı mesleklerin kadın mesleği, bazılarının ise erkek mesleği olarak görüldüğü bilinmektedir. Kadınlar toplumda erkek meslekleri olarak görülen meslekleri edinmek için eğitim aşamasından başlayarak güçlüklerle karşılaşmaktadır. Sadece meslek edinme aşamasında değil, çalışma hayatının meslekte yükselme gibi farklı evrelerinde de benzer güçlük ve engeller görülmektedir. Bu güçlük ve engeller kadınların bu alanlara katılımında, bu alanlarda tutunmalarında ve kariyerlerinde ilerlemelerinde, erkeklere göre ciddi dezavantajlara sahip olmalarına neden olmaktadır. Bilim, teknoloji, mühendislik ve matematik (science, technology, Engineering and mathematics, STEM) alanlarında kadınların temsili düşüktür. Bu alanların ekonomiyi ve geleceğin mesleklerini belirleme gücünün artması, birçok toplumda toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştirmektedir. Bu nedenle kadınların söz konusu alanlarda karşılaştıkları engel ve sorunlarla mücadele etmek önem taşımaktadır. Bu raporun amacı, toplumsal cinsiyet ile STEM eğitim ve çalışma alanları arasındaki ilişkiselliği dikkate alarak, toplumsal cinsiyet eşitsizliklerinin STEM alanlarında hangi noktalar ve aşamalarda ortaya çıktığını ve nasıl deneyimlendiğini incelemektir. Bu rapor mevcut somut göstergeler ve haritalama çalışmalarının5 güncellenmesini hedeflemektedir. Bu amaç doğrultusunda, Türkiye’de yapılan ve yapılmayanları izlemek, haritalamak ve değerlendirmek için göstergeleri yeniden ele almak raporun temel hedefinin bileşenleridir

    DİJİTAL PİYASALARIN DÜZENLENMESİ: AB DİJİTAL PİYASALAR YASASI VE TÜRK REKABET HUKUKU ÜZERİNDEKİ ETKİLERİNE İLİŞKİN KARŞILAŞTIRMALI BİR ANALİZ

    No full text
    The central research question of the thesis is "To what extent does the European Union's Digital Markets Act (DMA) serve as a regulatory model for digital competition and how can it influence the proposed reforms to Turkish competition law?" In line with this question, the study examines the DMA, its function as a pioneering ex ante regulatory model for digital platforms and its influence on Turkish competition law. Prompted by the limits of traditional, ex post enforcement in tackling anti-competitive behaviors in digital markets, the study investigates how both frameworks aim to ensure fair and contestable markets. In the first chapter, the developments in the field of competition policy in Türkiye and Türkiye‘s obligations to align with the European Union (EU) acquis within the context of EU–Türkiye relations are examined. Second chapter situates the DMA within its historical and institutional context, examining the emergence of digital gatekeepers and the EU‘s regulatory response, including stakeholder input from the European Commission‘s public consultation. Third chapter explores the legal structure and practical enforcement of the DMA, identifying key innovations and challenges such as static obligations, procedural asymmetries and potential overreach. Forth chapter presents a comparative analysis, showing that while Türkiye‘s Draft Amendment draws heavily on the DMA‘s logic, it introduces greater flexibility and wider discretionary powers. The thesis concludes that the DMA is a significant reference point globally, but its adoption in Türkiye takes the form of a hybrid framework shaped by local dynamics. The policy steps Türkiye takes will determine not only the effectiveness of its national competition law, but also its level of regulatory convergence with the European Union and its position in global digital governance, despite its formal obligations for legal alignment.Bu tez, "Avrupa Birliği'nin Dijital Piyasalar Yasası (DMA), dijital rekabet alanında ne ölçüde bir düzenleyici model işlevi görmekte ve Türk rekabet hukuku reformlarını nasıl etkilemektedir?" sorusu çerçevesinde şekillenmektedir. Bu çerçevede çalışma, DMA‘yı; dijital platformlara yönelik önleyici (ex ante) düzenleyici yaklaşımların öncüsü olarak konumlandırmakta ve bunun Türk rekabet hukuku üzerindeki etkilerini incelemektedir. Geleneksel ardıl müdahaleye dayalı (ex post) rekabet hukukunun dijital piyasalardaki rekabet karşıtı davranışlara müdahalede yetersiz kalması, her iki rejimin de adil ve erişilebilir piyasa koşullarını sağlamaya dönük çözümler üretme gereğini doğurmuştur. Bu bağlamda birinci bölümde, Avrupa Birliği (AB) ve Türkiye ilişkileri bağlamında Türkiye‘de rekabet politikası alanındaki gelişmeler ve Türkiye‘nin AB mevzuatına uyum yükümlülükleri ele alınmaktadır. İkinci bölümde, DMA tarihsel ve kurumsal bağlamı içerisinde ele alınmakta; dijital geçit bekçileri kavramının ortaya çıkışı ile AB‘nin düzenleyici yanıtı ve Avrupa Komisyonunun kamu istişare sürecinde alınan paydaş görüşleri değerlendirilmektedir. Üçüncü bölüm, düzenlemenin hukuki yapısını ve uygulamadaki mekanizmalarını analiz ederken; statik yükümlülükler, usule ilişkin dengesizlikler ve aşırı müdahale riskleri gibi temel tartışmalara odaklanmaktadır. Dördüncü bölüm ise karşılaştırmalı bir analiz sunmakta ve Türkiye‘de hazırlanan Taslak Düzenleme‘nin DMA‘dan önemli ölçüde esinlendiğini, ancak niteliksel eşikler ve Rekabet Kurumuna tanınan geniş takdir yetkileriyle daha esnek ve bağlamsal bir yapı sunduğunu ortaya koymaktadır. Sonuç olarak, DMA küresel ölçekte önemli bir referans noktası haline gelmiştir; ancak Türkiye‘deki yansıması, yerel dinamiklere göre Ģekillenen hibrit bir çerçeve olarak ortaya çıkmaktadır. Türkiye‘nin atacağı politika adımları, yalnızca ulusal rekabet hukukunun etkinliğini değil, hukuki uyum yükümlülüğüne rağmen Avrupa Birliği ile düzenleyici yakınlaşma düzeyini ve dijital yönetişimdeki konumunu da belirleyecektir.M.S. - Master of Scienc

    Expected Index of First Occurrence for Binary Patterns of Length 3 in Random Sequences

    No full text
    This report presents the expected value calculations of the index at which a fixed binary pattern of length three first appears in a random sequence. The theoreti- cal background is based on the graph-theoretic approach proposed by U˘guz (2023), where recurrence relations and generating functions are utilized to compute the relevant probabil- ities. By applying these formulas, explicit expected values are derived for different binary patterns of length threeBu rapor, uzunluğu üç olan sabit bir ikili (binary) dizinin rastgele bir dizide ilk kez ortaya çıktığı konuma ait beklenen değer hesaplamalarını sunmaktadır. Kuramsal arka plan, Uğuz (2023) tarafından önerilen grafik-kuramsal yaklaşıma dayanmaktadır. Bu yöntemde, ilgili olasılıkların hesaplanması için yinelemeli bağıntılar (recurrence relations) ve üreteç fonksiyonları (generating functions) kullanılmaktadır. Bu formüllerin uygulanmasıyla, uzunluğu üç olan farklı ikili diziler için açık biçimde beklenen değerler elde edilmektedir.M.S. - Master of Scienc

    Hukuk, Mimarlık ve Kent: 2000lerde Ankara Adliyeleri

    No full text
    As a normative field tightly interwoven with political power, law has long been institutionalized and spatialized through the courthouse, enabling judicial power to operate autonomously. The courthouse has historically embodied urban centrality, monumental representation of judicial authority, and purpose-built spatial configurations tailored to judicial requirements. Today, shifting conceptions of courthouses are reshaping the relationships between law, architecture, and the city. This transformation has reached a critical point with the unplanned fragmentation, displacement, and relocation of judicial spaces. This study positions the socio-political dimension of the evolving relationship between the courthouse and the city as an object of architectural inquiry, problematizing the haphazard relocations of Ankara’s courthouses. Since the mid-2000s, allocation policies have fragmented and relocated judicial spaces to additional service buildings, spawned from the Ankara Palace of Justice, and have generated a network of judicial spaces that are architecturally, functionally, and representationally incoherent. The proliferation of non-purpose-built service buildings has weakened the institutional and spatial unity once embodied by the main courthouse. By analyzing the process and consequences of this spatial fragmentation, this study highlights how the unplanned and inconsistent spatialization of courthouse units across Ankara’s districts undermines the judicial system’s urban presence, disrupts its public perception, and challenges the preservation of its institutional unity. Independent judiciary’s dependent spatiality should be problematized through legal, architectural, urban, social, and political discussions to reflect on the future projections for judicial spaces in general, and in Ankara.Siyasi iktidarla sıkı bir biçimde iç içe geçmiş normatif bir alan olarak hukuk, uzun zamandır kurumsallaşmış ve yargı erkini özerk biçimde işletebilmek amacıyla adliye yapıları aracılığıyla mekansallaşmıştır. Adliye, tarihsel olarak kentsel merkeziyeti, yargı gücünün anıtsal temsiliyetini ve yargısal gerekliliklere göre biçimlendirilmiş özgün mekânsal kurguları bünyesinde barındırmıştır. Günümüzde ise adliyelere dair değişen kavrayışlar, hukuk, mimarlık ve kent arasındaki ilişkileri yeniden şekillendirmektedir. Bu dönüşüm, yargı mekânlarının plansız biçimde parçalanması, yer değiştirmesi ve taşınmasıyla kritik bir eşiğe ulaşmıştır. Bu çalışma, adliye ile kent arasındaki dönüşen ilişkinin sosyo-politik boyutunu mimari bir araştırma nesnesi olarak konumlandırmakta ve Ankara’daki adliyelerin özensiz mekansallaşma süreçlerini sorunlaştırmaktadır. 2000’li yılların ortalarından itibaren uygulanan mekan tahsis politikaları, yargı mekânlarını parçalamış ve Ankara Adalet Sarayı’ndan türeyen ek hizmet binalarına dağıtmış; böylece mimari, işlevsel ve temsili açıdan tutarsız bir yargı mekânları ağı ortaya çıkarmıştır. Amaca uygun tasarlanmamış bu ek hizmet binalarının çoğalması, bir zamanlar ana adliye yapısının bünyesinde cisimleşen kurumsal ve mekânsal birliği zayıflatmıştır. Bu çalışma, söz konusu mekânsal parçalanmanın sürecini ve sonuçlarını analiz ederek, Ankara ilçelerindeki adliye birimlerinin plansız ve tutarsız mekânsallaşmasının, yargı sisteminin kentsel varlığını nasıl zayıflattığını, kamusal algısını nasıl bozduğunu ve kurumsal bütünlüğünün korunmasını nasıl tehdit ettiğini ortaya koymaktadır. Bağımsız yargının bağımlı mekânsallığı, hukuki, mimari, kentsel, toplumsal ve politik tartışmalarla ele alınarak hem Ankara özelinde hem de genel olarak yargı mekânlarının geleceğine ilişkin bir sorgulama alanı açmalıdır.M.S. - Master of Scienc

    Ankara’daki bir özel okulda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin ölçme-değerlendirme yaklaşımlarının incelenmesi: Öğretmenlik deneyiminin etkisi

    No full text
    The main purposes of the current study are to investigate the assessment approaches of in-service EFL teachers working at a private school in Ankara, to examine how teaching experience affects their assessment orientations, and to explore how these teachers perceive classroom assessment and reflect on their practices. The study employs a case study design with an embedded mixed methods approach. 18 teachers took part in the study, and the data were collected through an adapted version of Approaches to Classroom Assessment Inventory (ACAI) and semi-structured interviews. In-service teachers’ assessment approaches were identified based on the 4 key domains of the ACAI framework (DeLuca et. al, 2016), namely assessment purpose, assessment process, assessment fairness and assessment theory. Quantitative data were analyzed through descriptive analysis, and qualitative data were analyzed through the inductive analysis approach. Quantitative findings revealed that the assessment for learning approach (AfL) in the assessment purpose theme, the design approach in the assessment process theme and the consistent theory approach in the assessment theory theme received the highest level of support from the participants. Support for the assessment fairness approaches was relatively low across all scenarios. In addition, moderately experienced teachers showed higher support for most assessment themes compared to their more experienced colleagues. Qualitative data revealed that the participants viewed assessment as a tool to keep a record of student progress, guide instructional activities and support learning. Considering these findings, the study hopes to draw attention to aspects which may inform professional development activities and programs and institutional policies.Bu çalışmanın temel amaçları Ankara’daki bir özel okulda görev yapan İngilizce öğretmenlerinin ölçme değerlendirme yaklaşımlarını incelemek, öğretmenlik deneyiminin bu yaklaşımlar üzerindeki etkisini araştırmak ve öğretmenlerin sınıf içi ölçme değerlendirmeyi nasıl algıladıklarını ve bunu pratiğe nasıl yansıttıklarını araştırmaktır. Bu çalışma gömülü karma yöntem yaklaşımıyla yapılandırılmış bir durum çalışmasıdır. Çalışmaya 18 öğretmen katılmıştır ve veriler Sınıf İçi Ölçme ve Değerlendirme Yaklaşımları Envanteri’nin (ACAI) uyarlanmış bir versiyonu ve yarı yapılandırmış görüşmeler aracılığıyla toplanmıştır. Öğretmenlerin ölçme değerlendirme yaklaşımları ACAI çerçevesinde belirtilen 4 ana tema olan ölçme ve değerlendirmenin amacı, süreci, adaleti ve kuramı temaları üzerinden belirlenmiştir. Nicel veriler betimsel analiz yoluyla nitel veriler ise tümevarımsal analiz yaklaşımıyla analiz edilmiştir. Nicel veriler, değerlendirmenin amacı temasında öğrenme için değerlendirme yaklaşımının, süreç temasında tasarıma dayalı yaklaşımın ve kuram temasında tutarlı kuram yaklaşımının katılımcılar tarafından daha fazla desteklendiğini ortaya koymuştur. Ölçme değerlendirmede adalet temasında ise tüm yaklaşımlar bütün senaryolarda az düzeyde destek almıştır. Ayrıca, orta düzeyde deneyime sahip öğretmenler tüm ölçme değerlendirme temalarına daha fazla deneyime sahip olan öğretmenlere nazaran daha fazla destek göstermiştir. Bu bulgular doğrultusunda, çalışma mesleki gelişim etkinlikleri ve programları ile kurumsal politikalara ışık tutabilecek yönlere dikkat çekmeyi amaçlamaktadır.M.A. - Master of Art

    Çatışmalı Aidiyetler: Geriye Göç Eden Çokdilli Türk Kadınların Dijital Bir Toplulukta Kimlik Müzakereleri

    No full text
    This study explores the discursive construction and negotiation of belonging, authentic membership and identity stances in a digital community of Turkish returnee women with diasporic upbringings in different Western European countries with a particular attention on their communicative practices through a sociolinguistic lens. Concentrating on the interactions in returnee women’s everyday online socialities, this project addresses the question of how return-migrant women construct and navigate their multilayered identity positions with respect to diasporic and migration experiences, and multilingualism as two profound sociocultural factors shaping returnee identities. The study is designed as a discourse-centred online ethnography (Androutsopoulos, 2008), and adopts a stancetaking approach (Du Bois, 2007; Jaffe, 2009) as its main analytical tool. The dataset includes social media interactions within the digital space and semi-structured interviews. The findings broadly reveal that interactions in the digital space are heavily stance-saturated and invoke ideological positionings on the basis of a strong discursive contrast and difference between local Turkish community and returnees with a diasporic background. Participants were observed to strategically employ stancetaking to construct, contest, and reframe multiple identity positions vis-à-vis the digital community and the wider sociocultural context. These stance acts are shaped by multiple voices and perspectives, often invoking and negotiating hegemonic discourses surrounding migration, belonging, cultural authenticity, and gender. The findings show that returnee women construct multiple, and at times conflicting, (trans)national identity positions by drawing symbolic boundaries between Europe and Turkey, engaging in metapragmatic negotiations of exclusionary social labels, and positioning themselves as both culturally authentic and transnationally distinct. They also reveal that multilingualism serves as an affective, stratified, and gendered terrain of identity negotiation, where returnee women use their linguistic repertoires to assert social and moral difference, and perform cultural roles shaped by transnational mobility such as multilingual mothers and transnational wives.Bu çalışma, Batı Avrupa ülkelerinden Türkiye’ye geriye göç eden Türk kadınlara ait bir dijital toplulukta, aidiyet ve kimlik pozisyonlarının söylemsel ve etkileşimsel olarak nasıl inşa edildiğini toplumdilbilimsel bir yaklaşımla araştırmaktadır. Geriye göç eden kadınların gündelik çevrimiçi etkileşimlerini merkezine alan bu araştırma, göç ve çokdillilik gibi iki temel sosyokültürel dinamik çerçevesinde kadın göçmenlerin çok katmanlı kimlik pozisyonlarını nasıl kurup müzakere ettiklerini incelemektedir. Araştırma, söylem odaklı çevrimiçi etnografi yöntemi ile tasarlanmıştır (Androutsopoulos, 2008). Temel analitik araç olarak ise duruş alma yaklaşımı (Du Bois, 2007; Jaffe, 2009) benimsenmiştir. Veri seti, dijital topluluktaki sosyal medya etkileşimlerini ve yarı yapılandırılmış görüşmelerden oluşmaktadır. Bulgular, dijital alandaki etkileşimlerin yoğun biçimde duruş alma pratikleriyle örüldüğünü ve diaspora geçmişine sahip geriye göç aktörleri ile yerel Türkler arasında güçlü söylemsel karşıtlıklar üzerinden ideolojik konumlandırmaların kurulduğunu ortaya koymaktadır. Katılımcıların dijital topluluk içinde ve daha geniş sosyokültürel bağlamda kimlik konumlarını inşa ve müzakere etmek amacıyla stratejik duruş alma pratiklerine başvurdukları gözlemlenmiştir. Bu duruş alma eylemleri, göç, aidiyet ve toplumsal cinsiyete dair hegemonik söylemlerle şekillenen çoklu sesler ve perspektifler tarafından biçimlenmektedir. Çalışma, geriye göç eden kadınların Avrupa ile Türkiye arasında sembolik sınırlar çizdiğini ve dışlayıcı sosyal etiketler üzerine meta-edimbilimsel müzakereler yürüttüğünü göstermektedir. Kadınlar, bu süreçte kendilerini hem kültürel olarak özgün hem de ulusötesi bağlamda farklı özneler olarak konumlandırmakta ve bu yolla çok katmanlı, zaman zaman çelişkili kimlik pozisyonları inşa etmektedir. Çalışma, ayrıca çokdilliliğin geriye göç eden kadınlar için hem duygulanımsal hem de toplumsal olarak katmanlı bir kimlik müzakere alanı işlevi gördüğünü de ortaya koymaktadır. Katılımcılar, dilsel repertuarlarını toplumsal fark iddiasında bulunmak ve çokdilli anneler ya da eşler gibi ulusötesi hareketlilikle şekillenen kültürel rolleri icra etmek üzere önemli bir kaynak olarak kullanmaktadır.Ph.D. - Doctoral Progra

    Beyond Genocide, Ethnocide and Identicide: Russia's ‘Strategic Imperial Demographic Policy’ of Russifying Ukrainian Children

    Get PDF
    Following the Russian Federation's full-scale invasion of Ukraine on 24 February 2022, thousands of Ukrainian children have been forcibly taken from occupied territories and transferred to Russia. On 17 March 2023, the International Criminal Court officially recognized these actions as a war crime. Based on extensive documentary research as well as visual materials, this article argues that the Russian Federation is executing a systematic policy of child abduction. Frame analysis is used to understand the rationale behind the actions and narratives of both Ukraine and the Russian Federation. The discussion critically examines the applicability and limitations of terms such as genocide, ethnocide and identicide, contending that the phenomenon in question transcends these conceptual categories. Instead, the article proposes defining this forced transfer of Ukrainian children as a ‘strategic imperial demographic policy’

    9,511

    full texts

    110,280

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    OpenMETU (Middle East Technical University)
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇