Pamukkale University

Pamukkale GCRIS Database
Not a member yet
    31451 research outputs found

    KarakalpakTürkçesi felsefe terimleri sözlüğü üzerine bir inceleme

    No full text
    Bu araştırma, Karakalpak Türkçesindeki felsefe terimlerinin mevcut durumunu, kökenlerini ve yapısal özelliklerini inceleyerek kapsamlı bir değerlendirme sunmayı amaçlamaktadır. Çalışma, Karakalpak Türkçesinin felsefi ve bilimsel bir dil olarak gelişim potansiyelini ortaya koymayı hedeflemiştir. Araştırma kapsamında, Karakalpak Türkçesinde felsefe terminolojisinin tarihsel gelişimi ele alınmış ve terminoloji çalışmalarının dilbilimsel, kültürel ve toplumsal boyutları incelenmiştir. Felsefe terimlerinin anlam, yapı ve köken açısından analiz edildiği bu çalışmada, toplam 337 terim detaylı bir şekilde değerlendirilmiştir. İncelenen terimlerin %29'u basit, %45'i türemiş ve %26'sı birleşik yapıda olduğu belirlenmiştir. Köken açısından yapılan analizler, terimlerin büyük ölçüde yabancı dillerden, özellikle Rusça, Latince ve Yunanca gibi dillerden ödünç alındığını göstermiştir. Buna karşın, Türkçe kökenli terimlerin oranı oldukça düşüktür. Araştırma hem nicel hem de nitel yöntemler kullanılarak gerçekleştirilmiş ve literatür taraması, anket çalışmaları ve derinlemesine görüşmelerle zenginleştirilmiştir. Elde edilen bulgular, Karakalpak Türkçesindeki terminolojik sistemin gelişimini ve bu alandaki eksiklikleri ortaya koymuştur. Çalışmanın sonuçları, dilin bilimsel kapasitesinin artırılması ve felsefe alanında Karakalpak Türkçesi için bir Türkçeleştirilmiş terim sözlüğünün hazırlanması gerekliliğini vurgulamaktadır. Sonuç olarak, bu araştırma, Karakalpak Türkçesindeki felsefi terimlerin sistematik bir şekilde ele alınmasına katkı sağlayarak, dilin bilimsel bir araç olarak gelişim potansiyeline ve Karakalpak kültürel mirasına ışık tutmayı amaçlamaktadır. Hazırlanacak olan aktarmalı felsefe terimleri sözlüğünün, bu alandaki araştırmacılara ve öğrencilere değerli bir kaynak sağlaması beklenmektedir

    2024 yılında görevlendirilen yöneticilerin yönetici görevlendirme yönetmeliğine ilişkin görüşleri

    No full text
    Bu araştırmada 2024 yılında görevlendirilen yöneticilerin yönetici görevlendirme yönetmeliğine ilişkin görüşleri araştırılmıştır. Araştırmada 27 okul yöneticisine maksimum çeşitlilik örneklemesi ile ulaşılarak veri toplanmıştır. Araştırmada 2024 yılı yönetici görevlendirme yönetmeliğine ilişkin okul yöneticilerinin tamamına yakını adaletsiz olduğunu bildirmiştir. Okul yöneticilerinin büyük kısmının 2024 yılı yönetici görevlendirme yönetmeliğinin ehliyet ve liyakati değer ölçütü almadığı yönünde kanaate sahip oldukları görülmüştür. Yine aynı yönetmeliğin akademik, mesleki ve kişisel gelişimi değer ölçütü almasına ilişkin okul yöneticilerinin çok büyük kısmının dikkate alınmadığı yönünde görüş bildirirken çok az bir kısmı kısmen dikkate alındığını ve çok azının dikkate alındığı şeklinde görüş bildirdiği saptanmıştır. 2024 yılı yönetici görevlendirme yönetmeliğinin hizmete esas süreleri değer ölçütü almasına ilişkin okul yöneticilerinin yarıya yakın kesimi abartıldığı yönünde görüş bildirmiştir. Bunun yanında bir kısmı yeniden düzenlenmesi gerektiği şeklinde görüş bildirirken bir kısmı ise yerinde uygulanma olarak nitelemiştir. Okul yöneticilerinin yarıdan fazlasının mevcut yönetmeliğin ödülleri değer ölçütü almasıyla ilgili olumlu görüş bildirdikleri görülürken bir kısmı yanlış uygulama olarak görüş belirtmiş bir kısmı ise adaletli olmadığını ifade etmiştir. Söz konusu yönetmeliğinin hizmetiçi eğitim, kurs ve seminerlerini değer ölçütü almasına ilişkin okul yöneticilerinin yarıya yakınının uygun olduğu şeklinde görüş bildirirken yanlış uygulama olduğu, anlamsız olduğu ve eğitime bağlı olması gerektiği şeklinde görüşler ileri sürdükleri görülmüştür

    Batı kökenli yeni dini hareketlere karşı manevi destek ve rehberliğin önemi

    No full text
    Bu araştırma, Batı kökenli yeni dini hareketlerin bireyler ve toplum üzerindeki etkilerini incelemekte ve bu etkilerin olumsuz sonuçlarını azaltmak için manevi destek ve rehberliğin önemini vurgulamaktadır. Batı'da 20. yüzyılın ortalarından itibaren ortaya çıkan ve hızla yaygınlaşan yeni dini hareketler, genellikle geleneksel dini yapılarla çelişen, modern yaşamın manevi ve ruhsal boşluklarını doldurmayı amaçlayan oluşumlardır. Ancak, bu hareketlerin bireyler üzerinde yaratabileceği psikolojik ve sosyal olumsuz etkiler, bu alanda profesyonel manevi destek ve rehberlik hizmetlerinin gerekliliğini ortaya koymaktadır. Araştırma, bu hareketlerin bireylerin kimlik, aidiyet ve anlam arayışlarına cevap verirken, aynı zamanda kişisel özgürlüklerin kısıtlanmasına ve ekonomik sömürüye yol açabileceğini belirtmektedir. Bu bağlamda, manevi destek ve rehberlik hizmetleri, bireylerin sağlıklı manevi ve ruhsal gelişimlerini destekleyerek, yeni dini hareketlerin olumsuz etkilerini azaltmayı hedeflemektedir. Özellikle psikolojik danışmanlık, grup terapileri, eğitim programları ve topluluk desteği gibi çeşitli yöntemlerin etkinliği vurgulanmaktadır. Bu hizmetlerin, bireylerin manevi tatmin arayışlarını sağlıklı ve dengeli bir şekilde yönlendirmede kritik bir rol oynadığı sonucuna varılmaktadır.This research examines the effects of new religious movements of Western origin on individuals and society and emphasizes the importance of spiritual support and guidance to reduce the negative consequences of these effects. New religious movements, which emerged in the West since the mid-20th century and spread rapidly, are formations that generally contradict traditional religious structures and aim to fill the moral and spiritual gaps of modern life. However, the psychological and social negative effects that these movements can have on individuals reveal the necessity of professional spiritual support and guidance services in this field. The research indicates that these movements respond to individuals’ search for identity, belonging and meaning, while at the same time they can lead to restrictions on personal freedoms and economic exploitation. In this context, spiritual support and guidance services aim to reduce the negative effects of new religious movements by supporting the healthy spiritual and spiritual development of individuals. The effectiveness of various methods such as psychological counseling, group therapies, educational programs and community support is particularly emphasized. It is concluded that these services play a critical role in directing individuals’ search for spiritual fulfillment in a healthy and balanced way

    Bilimde realizm anti-realizm tartışması üzerine bir çalışma

    No full text
    Bilim felsefesinin en önemli tartışmalarından biri gözlemlenemeyenler meselesi olarak adlandırılan, bilimsel teorilerin varsaydığı elektron, molekül, gen vb. gibi varlıkların nasıl anlaşılması gerektiği problemidir. Gözlemlenemeyenlerin varlığına dair inancın gerekçelendirilmesi ile ilgili olan tartışmanın bir tarafında bilimsel realizm diğer tarafında anti-realizm yer alır. Bilimsel realizm bilimsel teorilerin doğruluğunun gözlemlenemeyenlerin varlığına dair gerekçeli inanç oluşturabileceğini ileri sürer. Bilimsel realistler bilimsel teorilerin başarısını açıklayan mucize yok argümanının gözlemlenemeyenlerin varlığına dair gerekçeli bir inancı garanti ettiğini savunur. Anti-realistler bilim tarihi vasıtasıyla eşölçülemezlik, kötümser tümevarım ve eksik belirlenim gibi tezlere başvurulması durumunda bilimsel teorilerin doğruluğunun, gözlemlenemeyenlerin varlığına dair inancı garanti ettiği iddiasını savunmanın mümkün olmadığını ileri sürer. Bu çalışmanın amacı gözlemlenemeyenlerin varlığına dair inancın bilimsel teorilerin doğruluğu aracılığıyla gerekçelendirilmesinin bilimsel realizmin aleyhine olan sonuçlarını göstermektir. Çalışmanın iddiası, bilimsel realizmin anti-realizm karşısında bilimsel teorilerin doğruluğu iddiasına dayanmaksızın savunulabileceğidir. Diğer bir ifadeyle gözlemlenemeyenlerin varlığına dair inancın bilimsel teorilerin doğruluğundan bağımsız bir kriter aracılığı ile gerekçelendirilebileceği ileri sürülecektir.One of the most important debates in the philosophy of science is the problem of how to understand entities such as electrons, molecules, genes, etc. assumed by scientific theories, which is called the problem of the unobservables. On one side of the debate about the justification of the belief in the existence of the unobservables is scientific realism and on the other side is anti-realism. Scientific realism argues that the truth of scientific theories can lead to justified belief in the existence of unobservables. Scientific realists argue that the no-miracle argument, which explains the success of scientific theories, guarantees a justified belief in the existence of the unobservable. Anti-realists argue that it is not possible to defend the claim that the truth of scientific theories guarantees belief in the existence of the unobservable if one appeals to arguments such as incommensurability, pessimistic induction, and underdetermination through the history of science. The aim of this paper is to show the consequences of justifying the belief in the existence of unobservables through the truth of scientific theories to the detriment of scientific realism. The claim of the study is that scientific realism can be defended against antirealism without relying on the truth of scientific theories. In other words, it will be argued that the belief in the existence of unobservables can be justified through a criterion independent of the truth of scientific theories

    RE358 (RE=Y, ND, SM, EU, GD, DY, HO, ER) yüksek sıcaklık süperiletkenlerinin mikroyapı ve süperiletkenlik özelliklerinin incelenmesi

    No full text
    Bu tez çalışması PAU-BAP tarafından 2023FEBE016 nolu proje ile desteklenmiştir.Bu çalışmada; RE358 olarak adlandırılan RE3Ba5Cu8O7-δ, (RE=Y, Nd, Sm, Eu, Gd, Dy, Ho, Er ) nadir toprak (RE) yüksek sıcaklık süperiletkenleri, sinterlenmiş numunelerin DTA ve TGA analizlerinden belirlenen erime sıcaklıkları kullanılarak, Eritme-Yönlendirme-Büyütme metodu ile üretilmiştir. Y358 numunelerine X-ışınları kırınımı (XRD) ölçümleri yapılarak, yapının literatür bilgileri ile uyumlu olduğu gözlendi. Bu numunelerin mikroyapıları polarize ışık mikroskobu kullanılarak incelendi. Y211 olarak adlandırılan (Y2BaCuO5)’in tane büyüklükleri ve süperiletken olmayan fazların durumları yüzey resimlerinden incelendi. Mesafenin bir fonksiyonu olarak numunelerin manyetik kaldırma kuvvetleri ölçüldü. Kaldırma kuvveti histersis eğrileri ve maksimum itici-çekici kuvvetleri belirlendi. Sıcaklığa bağlı direnç ölçümleri yapılarak numunelerin süperiletkenlik geçiş sıcaklıkları belirlendi. Y ve Sm dışındaki diğer nadir toprak elementlerle yapılan RE358 numunelerinde, RE211 Süperiletken olmayan parçacıklarının sayısının azaldığı ve tane boyutlarının küçüldüğü, bunun sonucunda daha homojen bir dağılım gözlendi. Buna ilaveten; manyetik kaldırma kuvvetinin ve akım yoğunluğunun bir miktar azaldığı ve süperiletkenlik geçiş sıcaklıklarının da 1 ile 7 K arasında düşüş gösterdiği gözlemlendi.In this study; the compound RE3Ba5Cu8O7-δ abbreviated as RE358 (RE=Y, Nd, Sm, Eu, Gd, Dy, Ho, Er) rare earth (RE) high temperature superconductors were produced by the Melting-Orientation-Growth method, using the melting temperatures determined according to the DTA and TGA analysis results of the sintered samples. X-ray diffraction (XRD) analyses were performed on Y358 samples and it was observed that the structure were consistent with the literature. The microstructures of these samples were examined using polarized light microscopy. The grain sizes of (Y2BaCuO5) named Y211and the states of non-superconducting phases were examined from surface images. The magnetic levitation forces of the samples were measured as a function of distance. Levitation force hysteresis curves and maximum repulsive-attractive forces were determined. The superconductivity transition temperatures of the samples were determined by performing temperature dependent resistivity measurements. For R358 samples produced with rear earth elements other than Y and Sm, it was observed that the number of RE211 non-superconducting particles decreased and their grain sizes became smaller, leading to a more homogeneous distribution. In addition to, the magnetic levitation force and current density declined slightly, and the superconductivity transition temperature dropped by 1 - 7 K

    Manevi destek ve rehberlik faaliyetleriyle aileyi güçlendirme stratejileri

    No full text
    Bu çalışma, aile yapısını güçlendirmek amacıyla manevi destek ve rehberlik faaliyetlerinin önemini ele almıştır. Araştırma kapsamında, aile içi dayanışmayı artıran, kriz yönetimini kolaylaştıran ve bireylerin manevi ihtiyaçlarını karşılayan stratejiler değerlendirilmiştir. Aile destek merkezlerinin ve sosyal destek mekanizmalarının rolü detaylı bir şekilde incelenmiş, yerel ve ulusal düzeydeki başarılı uygulama örneklerine yer verilmiştir. Ayrıca, aile bireylerinin duygusal dayanıklılığını artırmak ve iletişim becerilerini geliştirmek için uygulanan eğitim programlarının önemi vurgulanmıştır. Araştırma bulguları, manevi destek faaliyetlerinin bireylerin psikolojik ve sosyal refahını artırarak aile içindeki ilişkileri güçlendirdiğini ortaya koymuştur. Kriz yönetimi ve çatışma çözme tekniklerinin etkin kullanımı, aile bireyleri arasındaki empati ve iş birliğini desteklemekte, aile bağlarının güçlenmesine katkı sağlamaktadır. Sosyal destek mekanizmalarının etkili bir şekilde kullanılması ise yalnızca bireysel refahı artırmakla kalmayıp, toplumsal dayanışmayı da desteklemektedir. Bu doğrultuda, çalışmada, politika yapıcılara ve uygulayıcılara yönelik çeşitli öneriler sunulmuş; manevi destek hizmetlerinin yaygınlaştırılması, eğitim programlarının geliştirilmesi ve sosyal destek mekanizmalarının çeşitlendirilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Çalışma, aile yapısını güçlendirme konusunda etkili stratejiler geliştirilmesine katkı sağlamayı amaçlamaktadır.This study addresses the importance of spiritual support and guidance activities in strengthening family structures. The research evaluates strategies that enhance family solidarity, facilitate crisis management, and meet individuals' spiritual needs. The role of family support centers and social support mechanisms has been examined in detail, with examples of successful practices at local and national levels. Furthermore, the significance of educational programs designed to improve emotional resilience and communication skills among family members has been emphasized. The findings reveal that spiritual support activities enhance individuals' psychological and social well-being, thereby strengthening relationships within the family. The effective use of crisis management and conflict resolution techniques fosters empathy and collaboration among family members, contributing to the reinforcement of family bonds. Additionally, the efficient utilization of social support mechanisms not only improves individual well-being but also promotes societal solidarity. Accordingly, the study presents various recommendations for policymakers and practitioners, highlighting the need to expand spiritual support services, develop educational programs, and diversify social support mechanisms. This study aims to contribute to the development of effective strategies for strengthening family structures

    Öğretmenlerin yapay zekâ farkındalık düzeyleri

    No full text
    Bu araştırma, öğretmenlerin yapay zekâ farkındalık düzeylerini ve bu farkındalık düzeylerini çeşitli değişkenler (cinsiyet, eğitim düzeyi, yaş, branş, hizmet içi eğitim alma, okul kademesi, mesleki kıdem ve günlük teknoloji kullanım süresi) açısından incelemeyi amaçlamaktadır. Nicel araştırma yöntemlerinden tarama modelinin kullanıldığı araştırmanın örneklemi, 2024-2025 eğitim-öğretim yılında Denizli il merkezindeki resmi okullarda görev yapmakta olan, rastgele örneklem yoluyla seçilen 222 öğretmenden oluşmaktadır. Araştırmanın verileri “Kişisel Bilgi Formu” ve “Öğretmenlerin Yapay Zekâ Farkındalık Düzeyi Ölçeği” kullanılarak toplanmıştır. Veriler, çevrimiçi ortamda ve araştırmacının okulları bizzat ziyaretiyle elde edilmiştir. Verilerin analizleri, SPSS Programı (demo) aracılığıyla gerçekleştirilmiştir. Araştırmadan elde edilen verilerin analizinde; Betimsel İstatistik, Bağımsız Gruplar T-Testi ve Tek Yönlü Varyans Analizi’nden (ANOVA) yararlanılmıştır. Araştırmanın bulguları; öğretmenlerin genel anlamda yapay zekâ farkındalık düzeylerinin “katılıyorum” düzeyinde olduğunu göstermiştir. Uygulama bilgisi alt boyutunda öğretmenlerin yapay zeka farkındalık düzeyleri ortalama puanları en yüksek bulunmuştur. Ayrıca; cinsiyet, eğitim düzeyi, yaş, hizmet içi eğitim durumu, okul kademesi ve mesleki kıdem değişkenlerine göre öğretmenlerin yapay zekâ farkındalık düzeylerinin anlamlı düzeyde farklılaşmadığı; branş ve teknoloji kullanım süresi değişkenlerine göre ise anlamlı düzeyde farklılaştığı gözlemlenmiştir. Sonuç olarak; öğretmenlerin yapay zeka farkındalık düzeylerini artırmak için öğretmenlerin branşlarına göre hizmet içi eğitim programlarının gerekli olduğu ve teknoloji kullanım süresinin bu farkındalık üzerinde önemli olduğu ortaya çıkmaktadır

    Müminûn suresi bağlamında ahlaki ilkeler

    No full text
    Bu araştırma, Müminûn Suresi’nde yer alan ahlâkî ilkelerin bireysel ve toplumsal yaşama etkilerini incelemeyi amaçlamaktadır. Çalışmada, Kur’ân-ı Kerîm’in rehberliğinde şekillenen değerlerin, bireylerin manevi gelişimindeki rolü ile toplumsal barış ve adaletin sağlanmasındaki katkıları ele alınmıştır. Araştırma, özellikle namazda huşû, iffet, emanet ve kötülüğe iyilikle karşılık verme gibi temel ilkelerin, müminlerin hayatında nasıl somutlaştığını ve bu ilkelerin birey ve toplum üzerindeki dönüştürücü etkilerini anlamayı hedeflemiştir. Araştırmada yöntem olarak literatür taraması kullanılmış, Kur’ân-ı Kerîm ve tefsir eserleri başta olmak üzere İslam ahlâkı alanında yapılmış çalışmalar detaylı bir şekilde incelenmiştir. Müminûn Suresi’nin ilgili ayetleri çerçevesinde, sahabelerden ve İslam tarihinde öne çıkan isimlerden örnekler verilerek, bu ilkelerin hayata geçirilişi analiz edilmiştir. Modern dönemde bu ilkelerin bireysel ve toplumsal düzeyde uygulanabilirliği de tartışılmıştır. Araştırma sonucunda, Müminûn Suresi’nde yer alan ahlâkî ilkelerin bireylerin Allah’a olan bağlılıklarını güçlendirdiği, onların manevi huzur ve dengeye ulaşmalarına katkı sağladığı görülmüştür. Aynı zamanda, bu ilkelerin toplumsal ilişkilerde güveni artırdığı, dayanışmayı teşvik ettiği ve barışa zemin hazırladığı tespit edilmiştir. Bu değerlerin, birey ve toplum arasında ahlâkî bir köprü kurarak, huzurlu bir yaşam için önemli bir referans oluşturduğu sonucuna ulaşılmıştır.This research aims to examine the effects of the moral principles in the Muminun Surah on individual and social life. The study examines the role of the values shaped under the guidance of the Quran in the spiritual development of individuals and their contributions to the establishment of social peace and justice. The research aims to understand how fundamental principles such as khushu, chastity, trust and responding to evil with good in prayer are embodied in the lives of believers and the transformative effects of these principles on individuals and society. The method used in the research was literature review, and studies in the field of Islamic ethics, especially the Quran and its commentaries, were examined in detail. Within the framework of the relevant verses of the Surah Al-Mu'minun, examples were given from the companions and prominent figures in Islamic history, and the implementation of these principles was analyzed. In addition, the applicability of these principles at the individual and social level in the modern period was also discussed. As a result of the research, it was seen that the moral principles in the Surah Al-Mu'minun strengthened individuals' devotion to Allah and contributed to their spiritual peace and balance. At the same time, it was determined that these principles increased trust in social relations, encouraged solidarity and prepared the ground for peace. It was concluded that these values constituted an important reference for a peaceful life by establishing a moral bridge between the individual and society

    Tüm vücut vibrasyonu tedavisinin polinöropatisi olan ve olmayan tip 2 diyabetik hastalar üzerindeki etkileri

    No full text
    Bu çalışma Pamukkale Üniversitesi Bilimsel Araştırma Projeleri Koordinasyon Birimi’nin 03.05.2023 tarih ve 2023TIPF013 nolu kararı ile desteklenmiştirDiabetes mellitus (DM), insülin hormonunun salınımındaki veya etkisindeki yetersizlik nedeniyle karbonhidrat, protein ve yağ metabolizmasında bozulmalara yol açan kronik bir metabolizma hastalığıdır. Tip 2 diabetes mellitus (T2DM) tedavisinin temel unsurları; medikal tedavi, diyet ve egzersizden oluşur. Egzersiz, sadece glisemik kontrolü sağlamakla kalmaz, aynı zamanda fiziksel dayanıklılığı artırma, yaşam kalitesini yükseltme ve metabolik komplikasyonları azaltma gibi önemli katkılar sunar. Bu çalışmanın amacı, polinöropatisi olan ve olmayan T2DM hastalarında ağırlık eklenerek yapılan titreşimli vücut vibrasyonu (TVV) egzersizlerinin; polinöropatisi olmayan T2DM hastalarında ise yerde ağırlıklarla yapılan egzersizlerin antropometrik, esneklik, vücut kompozisyonu analizi, viseral ve abdominal yağ ölçümleri ve ultrason ile kas kalınlığı ölçümleri, fonksiyonel parametreler, yaşam kalitesi, nöropatik ağrı ve Fibroblast Büyüme Faktörü 21 (FGF-21), İnterlökin-10 (IL-10), osteokalsin, adiponektin, İnterlökin-6 (IL-6), Beyin Kaynaklı Nörotrofik Faktör (BDNF), C-reaktif protein (CRP), Myostatin gibi inflamatuar moleküller üzerindeki etkilerini araştırmaktır. Diyabetik polinöropatisi (DPN) olan 22 hasta DPN (+) TVV’e dahil edilirken, nöropatisi olmayan 46 hasta, DPN (-) TVV ve DPN (-) YERDE gruplarına rastgele olarak dağıtıldı. DPN (+) TVV ve DPN (-) TVV’deki hastalar, 12 hafta boyunca haftada 3 gün TVV egzersiz tedavisi almış; egzersizlerin süresi, set sayısı, frekansı, amplitüdü ve ağırlık kullanımı kademeli olarak artırıldı. DPN (-) YERDE grubundaki hastalar ise aynı egzersizleri benzer süre, set ve ağırlıkları kullanılarak mat üzerinde uyguladı. 12 haftalık egzersiz programı uygulanan hastalarda programın başında ve sonunda elde edilen veriler delta yöntemine göre değerlendirildiğinde antropometrik ölçümlerde; vücut kompozisyon analizi sonuçlarında; DPN(-) TVV ve DPN(-) YERDE grupları arasında fark çıkan ön kol fleksörleri hariç diğer ultrasonografik kas kalınlıklarında; DPN (+) TVV ve DPN (-) YERDE grupları arasında fark çıkan 6 Dakika Yürüme Testi (6DYT) hariç diğer fonksiyonel ölçümlerde; nöropatik ağrı skorlarında; DPN (+) TVV ve DPN (-) YERDE grupları arasında fark çıkan mental sağlık skoru hariç diğer Kısa Form-36 (SF-36) yaşam kalitesi skorlarında ve FGF-21, IL-10 osteokalsin, adiponektin, IL-6, BDNF, CRP, Mystatin ile ölçülen inflamatuar moleküllerin düzeylerinde gruplar arası istatistiksel anlamlı fark bulunmadı. Ancak her grubun kendi içinde egzersiz öncesine (EÖ) göre yapılan değerlendirmelerde ağırlık eklenerek yapılan TVV’nin DPN’si olan ve olmayan T2DM’li hastalarda ve yerde yapılan ağırlıklı egzersizlerin DPN’si olmayan T2DM’li hastalarda alt ekstremite kas gücünü artırmada, yağlanmayı azaltmada, fiziksel dayanıklılığı geliştirmede ve denge performansını iyileştirmede, yaşam kalitesini atırmada ve nöropatik ağrıyı azaltmada etkili olabileceğini ancak FGF-21 hariç inflamatuar moleküllerden IL-10, osteokalsin, adiponektin, IL-6, BDNF, CRP ve Myostatin düzeylerinde üzerinde etkili olmadığını göstermektedir. Sonuç olarak, ağırlık eklenerek yapılan TVV’nin DPN’si olan ve olmayan T2DM’li hastalarda ve yerde yapılan ağırlıklı egzersizlerin DPN’si olmayan T2DM’li hastalarda etkinlikleri birbirine benzer bulunmuştur. Elde edilen bulgular, özellikle egzersiz yapma kapasitesi sınırlı T2DM hastaları için yerde ağırlıklarla çalışmanın veya ağırlık eklenerek yapılan TVV egzersizlerinin etkili ve güvenilir yöntemler olarak kullanılabileceğini göstermektedir.Diabetes mellitus (DM) is a chronic metabolic disease that leads to impairments in carbohydrate, protein, and fat metabolism due to deficiencies in insulin hormone secretion or action. The cornerstone of type 2 diabetes mellitus (T2DM) treatment includes medical therapy, diet, and exercise. Exercise not only helps improve glycemic control but also enhances physical endurance, improves quality of life, and reduces metabolic complications. The aim of this study is to investigate the effects of weighted whole-body vibration (WBV) exercises in T2DM patients with and without polyneuropathy and ground-based weighted exercises in T2DM patients without polyneuropathy on anthropometric parameters, flexibility, body composition analysis, visceral and abdominal fat measurements, muscle thickness measurements via ultrasound, functional parameters, quality of life, neuropathic pain, and levels of inflammatory molecules such as Fibroblast Growth Factor 21 (FGF-21), Interleukin-10 (IL-10), osteocalcin, adiponectin, Interleukin-6 (IL-6), Brain-Derived Neurotrophic Factor (BDNF), C-reactive protein (CRP), and myostatin. In this study, 22 patients with diabetic polyneuropathy (DPN) were included in the DPN (+) WBV group, while 46 patients without neuropathy were randomly assigned to the DPN (-) WBV and DPN (-) GROUND groups. Patients in the DPN (+) WBV and DPN (-) WBV groups underwent WBV exercise therapy three times per week for 12 weeks. The duration, number of sets, frequency, amplitude, and weights used in the exercises were progressively increased. Patients in the DPN (-) GROUND group performed the same exercises on a mat with similar durations, sets, and weights. Data obtained at the beginning and end of the 12-week exercise program were evaluated using the delta method. No statistically significant differences were found between the groups in terms of anthropometric measurements; body composition analysis results; ultrasonographic muscle thicknesses, except for forearm flexors between the DPN (-) WBV and DPN (-) GROUND groups; functional measurements, except for the 6- minute walk test (6MWT) between the DPN (+) WBV and DPN (-) GROUND groups; neuropathic pain scores; SF-36 quality of life parameters, except for mental health between the DPN (+) WBV and DPN (-) GROUND groups; and levels of inflammation-related biomarkers, including IL-10, osteocalcin, adiponectin, IL-6, BDNF, CRP, and myostatin, except for FGF-21. However, within-group comparisons revealed that weighted WBV exercises were effective in improving lower extremity muscle strength, reducing fat, enhancing physical endurance, improving balance performance, increasing quality of life, and reducing neuropathic pain in T2DM patients with and without neuropathy. Similarly, weighted mat-based exercises were effective in achieving these outcomes in T2DM patients without neuropathy. Despite these benefits, the exercises had no significant effect on inflammation-related biomarkers, except for FGF-21. In conclusion, weighted WBV exercises in T2DM patients with and without neuropathy, as well as weighted mat-based exercises in T2DM patients without neuropathy, were found to have similar effectiveness. The findings suggest that both approaches can serve as effective and safe methods, particularly for T2DM patients with limited exercise capacity

    Charter (sözleşmeli) okullar ve Türkiye’deki ortaokullarda uygulanabilirliği

    No full text
    Bu araştırmada, sözleşmeli (charter) ortaokulların Türkiye’de uygulanabilirliğine ilişkin okul yöneticilerinin görüşleri tespit edilmeye çalışılmıştır. Veriler, 38 okul yöneticisiyle görüşülerek toplanmıştır. Araştırmada okul yöneticilerinin, finansmanının devlet tarafından karşılandığı ve özel, tüzel kişiler, vakıflar ve sivil toplum örgütleri tarafından ortaokulların kurulması ve eğitim yapabilmelerine yönelik, ön plana çıkan ağırlıklı görüş, ve okul yöneticilerinin yarısı yerinde olacağı yönünde görüş bildirmiştir. Bunun yanında eğitimin devlet okullarında yapılması gerektiği, charter ortaokulların finansmanlarının da kendilerince karşılanması gerektiği ve ülkemiz için uygun olmadığı şeklinde görüşler de ileri sürülmüştür. Okul yöneticileri tarafından charter ortaokulun olabilirliğine yönelik olarak en fazla dile getirilen görüş, çok başarılı olacağı yönündedir. Bunu devlet denetimini iyi olması gerektiği, eğitimin devlet tekelinde olması gerektiği, uygulamasının güç olduğu ve bize uygun olmadığı yönünde görüşler izlemiştir. Okul yöneticilerinin charter ortaokulun eğitim programının özerk biçimde okul öğretmenleri tarafından hazırlanıp uygulandığı ortaokul yapısıyla ilgili olarak öne çıkan görüşün uygulamasının zor olduğudur. Bunu program devlet eliyle tek olması ve uygulanabileceği yönünde görüşler izlemiştir. Sözleşmeli (charter) ortaokulun öğrenciler tarafından seçilmesi ve tercih edilebilmesine yönelik, okul yöneticilerinin en fazla dile getirdikleri görüşler, sistemin sağlıklı çalışmayacağı ve olumlu olacağıdır. Bununla birlikte uygun olmadığı ve yönlendirme sisteminin olmadığı yönünde görüşler de bulunmaktadır. Genel olarak bakıldığında, olumsuz görüşlerin daha çoktur. Okul yöneticilerinin yarıya yakını, özerk yapıdaki ortaokulların nitelikli eğitim verebileceğini düşünmektedir. Bunun yanında, vi nitelikli eğitim veremeyeceği ve koşulları karşılarsa bunun olabileceği şeklinde görüşler de bulunmaktadır. Okul yöneticilerinin tamamına yakını, yürürlükteki yasalara göre, sözleşmeli ve özerk yapıda ortaokulların kurulabilmesinin olanaklı olmadığını düşünmektedir. Yine okul yöneticilerinin yarıya yakını, sözleşmeli (charter) ortaokullardaki kalitenin, kamuya (devlete) ait ortaokullardaki kaliteden daha yüksek olacağını düşünmektedir. Bunu devlet kurumlarının daha iyi olduğu, değişken olduğu ve rekabetin artacağı görüşleri izlemiştir

    0

    full texts

    31,451

    metadata records
    Updated in last 30 days.
    Pamukkale GCRIS Database
    Access Repository Dashboard
    Do you manage Open Research Online? Become a CORE Member to access insider analytics, issue reports and manage access to outputs from your repository in the CORE Repository Dashboard! 👇